|
Soykırımı
tatmış bir İrlandalının Çeçenya savunması
İrlanda
asıllı uluslararası hukukçu Prof.Francis Boyle, Rusya'yı Uluslararası
Adalet Divanı'nda Çeçenlere yaptıklarından dolayı mahkum ettirmeye
kararlı
|
Türkiye'ye
destek olmalı
Cumhurbaşkanı Mashadov'un görevlendirmesiyle
Çeçenistan'ı uluslararası hukuk arenasında temsil eden Prof.
Dr. Francis Boyle, ağustos ayında Uluslararası Adalet Divanı'nda
Rusya'ya karşı açmış olduğu soykırım davasında oldukça iddialı.
Türkiye'nin bu davada desteğini isteyen Boyle, hiç olmazsa
Çeçenistan'ın İKT üyeliğine destek verilmesini arzuluyor.
|
|
 |
Onunla
ilk kez Bosna krizinin zirvede olduğu bir dönemde İstanbul'da düzenlenen
Balkan Konferansı'nda karşılaşmıştım. Bosna'dan, Müslüman Boşnakların
dramından söz ederken 'onlar' değil 'biz' zamirini kullanması dikkatimi
çekmişti. Dünya kamuoyunun Bosna'daki trajediyi anlayabilmesi, hükümetlerin
harekete geçirilmesi hiç de kolay olmamıştı. 0, bu noktada sayısız
uluslararası toplantılarda Bosna heyetine, İzzetbegoviç'e danışmanlık
yapıyor, Uluslararası Adalet Divanı'nda Sırbistan aleyhine dava
açıyor, Bosna'da yaşananın bir savaş değil soykırım olduğunu hukuk
diliyle ispata çalışıyordu.
Dünyanın ezilen, ihmal edilen ve unutulmaya terkedilen mazlum halklarının
davasına duyduğu ilginin sebebini anlatırken Profesör Francis A.
Boyle, ''Ben İrlandalıyım, soykırım nedir çok iyi bilirim"
diyor. Gerçekten de uluslararası hukuk profesörü Boyle, önce Filistinlilerin
davalarını savunuyordu. En büyük hedefi Filistin'in en azından fiilen
(de facto) Birleşmiş Mil1etler'in kapısından içeri girmesiydi. Nihayet
bu elde edildi. Filistin hiç yoktan bugünlere geldi. Sonra Boşnakların
davasına el attı.
Uluslararası
hukukçuya tehdit
Hayatı
bu tarz mücadelelerin içinde geçen bir insanın şimdi neyle uğraşıyor
olduğunu tahmin etmek pek de zor olmasa gerek. Evet, o şimdi uluslararası
arenada Çeçenlerin davasını savunuyor. Çeçenistan Cumhurbaşkanı
Aslan Mashadov'un görevlendirmesiyle hukuk savaşının dümeninde oturuyor.
Amerika'nın Harvard gibi en prestijli üniversitelerinde ders veren,
birçok kaynak kitaba imza atan profesör Boyle, bu çabaları yüzünden
sayısız tehdit aldığını belirtiyor. Türkiye'yi Rusya'ya karşı açtığı
davada ve Çeçenistan'ın İKT üyeliği konusunda destek vermeye çağıran
Boyle'un gayreti çoğumuzu esir alan atalet dolayısıyla utandıracak
belki. Ama duygularını da işin içine katan bir hukuk adamının penceresinden
Bosna, Filistin ve Çeçenistan olayına bakmak istiyorsanız buyurun:
Türkiye'den
çıt çıkmadı
"1994-96 savaşında Türk büyükelçisiyle
BM'nin New York merkezinde bir araya geldik, konuyu tartıştık
ve Rusya'ya karşı dava konusunu açtım. Türk Dışişleri Bakanlığı'na
UAD'a (Uluslararası Adalet Divanı) sunulan dava dilekçesinin
bir örneğini gönderdim. Ama bir ses çıkmadı. Ne söyleyebilirim
ki?" |
-Bir hukuk
adamı olarak Bosna krizinin tam ortasında yer aldınız. Aliya'nın
danışmanıydınız. Bosna'ya ilginiz nasıl başladı?
Bosna'da soykırım
başladığında İsrail ile barış görüşmeleri yapan Filistin heyetinin
hukuk danışmanlığını yapıyordum. Tamamen bu işle meşguldüm. Filistin'in
barış anlaşması önerisini hazırlıyordum. Ama bu işi bitirdiğimde
görüşmeler kesilmişti. Çünkü İsrail 712 Filistinli Müslümanı Lübnan'a
sınırdışı etmişti. Bir nebze boş kalmıştım, bu arada Bosna hükümeti
için Uluslararası Adalet Divanı'na Sırplar aleyhine dava açılması
için bir muhtıra hazırladım. 1992 Aralık ayının ortalarıydı. Bosna
konusunda çok duyarlı bir bayanın çabaları sonucu bu muhtıra Bosna
Hersek Devlet Başkan yardımcısı Eyüp Ganiç'e ulaştı. Ganiç'le Zagrep'te
buluşup meseleyi tartıştılar. Ganiç'le telefonda görüştük. Beni
İzzetbegoviç'e tavsiye edeceğini söyledi. Vance-Owen'dan başlamak
üzere tüm müzakerelerde İzzetbegoviç'in danışmanıydım.
Her İrlandalı
soykırımı bilir
-Önce
Filistinliler , sonra Boşnaklar, şimdi Çeçenler. Unutulmuşluğa terkedilen
bu acılı insanların davalarıyla ilgilenmenizin başka bir sebebi
var mı?
Ben bir İrlandalıyım.
İrlandalılar soykırımı çok iyi bilirler. Tarihsel olarak dünyanın
neresinde ezilen, yok edilmeye çalışılan bir halk varsa, İrlandalıların
onlara yardım ettiğini görürsünüz. Biraz da ailemin beni yetiştirme
tarzı. Büyükannem babama hamile olarak Amerika'ya göç etmiş. Aile
olarak mazlum insanlara sempati duyarız. Annem de Amerika'da doğmuş,
ataları Kanadalı, zulüm görmüş bir kökenden geliyor. Annem bana
Kanadalı Fransız babası George Monarc'ın 1947'de Filistin'in paylaşılmasıyla
ilgili bir toplantıda ''Zavallı Arapların hali ne olacak?'' diye
itiraz ettiğini aktarırdı. Yıllar sonra ben Filistinlileri savunan
bir hukukçu oldum. 7 kardeşiz ve diğerleri de benim gibi bu tür
meselelerle içli dışlı.
"Türkiye'den
ses çıkmadı"
-Mücadeleniz
takdire şayan. Birilerinin ''Hukukçu Boyle Müslüman lobilerinden
aldığı para karşılığında mı böyle tavır alıyor'' dediği oluyor mu?
Çoğunlukla bu
çalışmaları meccanen yapıyorum. Boşnaklar bana bir kuruş bile ödemedi.
Onlar, Müslüman oldukları için bir soykırıma maruzdular. İnsani
bir mesele. Hukuk sürecinin gerektirdiği normal masrafları da Boşnaklar
karşılamadı. 30 bin dolarlık bir para gerekiyordu, bunu kendi banka
hesabımdan alıp, mahkemelerde kullanmak için kredi kartı hesabıma
aktardım. Bir arkadaşım masrafların karşılanması için hayır sahiplerinden
destek topladı. Bu yüzden evinin tapusu kefalet olarak gösterilmişti.
Filistinliler de bana para ödemediler. Çeçenler normalde benim ücretimin
yarısı kadar bir miktar ödedi. Bu işi para için değil, bu insanlara
yardım için yapıyorum. Çok büyük desteğe ihtiyaç var. Rusya'yı Çeçenlere
yaptığından dolayı Uluslararası Adalet Divanı'nda dava ediyorum.
-Bir sonuç
var mı?
Geçtiğimiz ağustos
ayında davayı açtık. Halen devam ediyor. Türkiye'nin davaya müdahil
olmasını ve bizi desteklemesini bekliyoruz.
-Türkiye'nin
ikinci savaşta Çeçenistan politikası öncesinden çok daha ağır. Konunun
Rusya'nın iç meselesi olduğu yönünde açıklamalar var.
1994-96 savaşında
Türk büyükelçisiyle BM'nin New York merkezinde bir araya geldik,
konuyu tartıştık ve Rusya'ya karşı dava konusunu açtım. Türk Dışişleri
Bakanlığı'na UAD'a (Uluslararası Adalet Divanı) sunulan dava dilekçesinin
bir örneğini gönderdim. Ama bir ses çıkmadı. Ne söyleyebilirim ki?
Çeçen Cumhurbaşkanı Mashadov tarafından resmen atanmış bir hukuk
temsilcisi olarak, destek vermek İsteyenlerle her türlü görüşmeyi
yapmaya yetkiliyim. Rus saldırıları 60 bin insanın canını aldı.
200 binden fazla mülteci soğukta açlıktan ölüyor. Her türlü yardıma
ihtiyaç var.
Bush
yönetimi Çeçenlerle temasta
"Bush yönetiminin Çeçen yönetiminin Rusya Federasyonu'na
karşı kendini koruma davasına karşı daha sempatik bakacağını
umuyoruz. Elbette tam olarak ne olacağını söylemek için henüz
erken. Üst düzey Çeçen liderlerle Bush takımında yer alan isimler
arasında temaslar oldu. Rus askerlerinin Çeçenistan'dan barışçı
yollarla çekilmesini temin edebilirler diye düşünüyorum."
|
-Çeçenistan'ın
hukuken bağımsız olduğunu savunuyorsunuz. Konu hukuki açıdan bu
kadar netse, niçin bu görüş yaygın olarak paylaşılmıyor?
Ben tek başıma
değilim. Litvanya Parlamentosu benimle aynı görüşte. Gürcistan'ın
önceki devlet başkanı Gamzahurdia aynı görüşteydi. Birçok devlet
de, de facto olarak (fiilen) Çeçen hükümetiyle diplomatik ilişkilerini
sürdürüyor. Hollanda, ABD, Malezya, Kanada, Danimarka'da temsilcilerimiz
var. Rusya'nın tehdit ve baskılarına rağmen var. Ordu arazide savaşıyor,
diplomatlar, hukukçular ise hukuk ve diplomasi savaşı veriyor. Özellikle
İslam ülkelerinden yardım bekliyoruz. İKT'nin Çeçenistan'ı üyeliğe
kabul etmesini istedik. Cumhurbaşkanı Mashadov'un resmi başvurusu
masalarında. İKT'ye üye olabilmek için 2 üye ülke tarafından aday
gösterilmeniz gerekiyor. Türkiye UAD'daki davayı destekleyemezse,
İKT üyeliğimizi destekleyebilir.
"Putin
Çeçenlerin bağımsız olduğunu itiraf etti"
-Çeçenistan'ın
bağımsızlığı konusu daha çok hukuki bir sorun mu, yoksa politik
bir sorun mu?
Çeçenistan hukuken
bağımsız. Hatta Başkan Putin bile sonuncusu Larry King Live Show'da
olmak üzere iki kez bunu kabul etti. 1991 'den itibaren bağımsızız.
Detaylı bilgiler Chechengovernment.com adresinde var.
-Bağımsızlık-egemenlik
konularında uluslararası ilişkiler sisteminde hukuki argümanların
değeri nedir?
Kritik öneme
sahip. Örneğin ben uzun yıllardır Filistinlilerin dava vekiliyim.
Hedefim, şimdi elde etmiş oldukları de facto BM üyeliğiydi. Aynı
şekilde Boşnaklar için de. Çeçenler açısından iki türlü mücadele
sözkonusu. Diplomatların ve hukukçuların mücadelesi çok önemli.
Savaş meydanında kazanılıp masada kaybedilen çok zafer vardır.
Çeçenler de Filistinlilerle aynı doğrultuda ilerliyorlar. Çeçenistan'ın
resmi temsilcilerinin faaliyetlerine izin veren ülkeler bunlar.
Chicago'da bu meseleyi tartışmak için Malezya Başbakanı Mahathir
Muhammed'le görüştüm.
Başbakan çok destekliyor konuyu. Ülkesinde Çeçenistan temsilcisi
var. Zaten başlangıçta de jure(kanuni) tanınmaya ihtiyaç yok. Aynı
şeyi Filistinlilere de önermiştim. Önce de factolarla başlarsınız.
Sonunda de jure olur. Elbette formel tanımalar olsa bu çok iyi olur,
ama çok da önemli değil.
-Sizin görüşlerinizi
destekleyen başka hukuk adamları var mı?
Çeçen hükümeti
Princeton Üniversitesi'nden Profesör Richard Falk'u (eşi Türk) UAD'daki
davaya geçici yargıç (judge ad hoc) olarak önerdi. Bu arada Profesör
Falk, Amerikalı Yahudilerin çok saygın mensuplarından biridir. Profesör
Falk uluslararası hukuk alanında en saygın isimlerden biri.
-Bu, Yahudi
Cemaati'nin de Çeçenleri destekleyeceği anlamına geliyor mu?
Bilmiyorum.
Amerikan Yahudi Cemaati Bosnalı Müslümanlara büyük
destek verdi. Bizim burada en büyük destekçilerimizdi. Fransa'da,
İngiltere' de de Yahudiler bize yardımcı olmuşlardı. Maalesef Çeçenlerin
iletişim
ağları çok zayıf. Çeçen hükümetinin çıkarlarını savunmak üzere burada
bir ben
varım, bir de Çeçenler'in siyasi temsilcisi. Onun da davanın anlatılmasi
konusunda yapacağı şeyler sınırlı. Mesaj Yahudilere ulaştırılamamış
olabilir.
Rusya'nınki
açıkça soykırım
-Daha çok
bağımsızlık konusu üzerinde durduk. Rusyayı UAD'da dava ettiğinize
göre Çeçenistan'da yapılanları soykırım olarak mı görüyorsunuz?
Evet soykırım.
UAD'a sunulan 200 sayfalık dilekçemize bakarsanız, davanın
1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi'ne da yandığını görürsünüz. Rusya'nın
Çeçen
halkına karşı yaptıkları yeni değil, 19'uncu yüzyıldan beri sürüyor.
- O sözleşmede
soykırım tanımı keyfi değil, bir suçun soykırım sayılması için önemli
kriterler getiriyor.
Evet, kasıt
faktörü de dahil tüm kriterler uyuyor. Aynı davayı Bosna için de
başarılı bir şekilde açmıştım.
-Konu, Ermeni
soykırımı tartışmaları dolayısıyla Türkiye'de de popüler. Ermenilerin
de belki Türkiye yi dava etmeleri sözkonusu. Ama onlar bu unsurlar
yerine gelmediği için dava edemiyor.
Konuyu biliyorum.
Bana Türkiye'yi dava etmeyecekleri söylendi. Çünkü para kaynaklarını
kaybetmek istemiyorlar. Davanın kamuoyu mahkemesinde devam etmesini
tercih ediyorlar.
-Vehhabilik,
fundamentalizm gibi öğeleri kullanarak Rusya son saldırıda dünya
kamuoyunu yanına almayı başardı. Sanki Çeçen mücadelesi özgürlük
mücadelesinden çıktı, cihada dönüştü, yardımlar asgariye indi.
Çeçen yönetimiyle
yakın irtibatım var görevim gereği. Elbette onlar Müslüman, ama
asla fundamentalist değiller. Senin, benim gibi normal insanlar,
zeki, bilgili, eğitimliler. Bazı unsurlar var. Sürekli olacak. Türkiye'de
de bazı fundamentalist unsurlar var. Ama hükümet onların elinde
değil.
Batı
çifte standartlı
"Bosna'da da yaşadığımız gibi, ezilen insanlar Müslüman
olunca Batı'nın tepkisi yavaş oluyor. 200 bin Hıristiyan ölse,
binlerce Hıristiyan kadına tecavüz edilseydi, Batı ayağa kalkardı.
Mağdur olanlar Müslüman olunca, onlara zulmeden güçler fundamentalizm,
aşırı dincilik gibi desenforme edici kavramları çok rahat kullanıma
sürebiliyor. Dünyanın
çifte standartlar bakımından Bosna'dan fazla ders aldığı söylenemez."
|
"Çeçenistan
Rusya'nın bir parçası değil"
-Ruslar Çeçenistan'ı
federasyonun bir parçası olarak mı görüyorlar?
Rusya'nın
Çeçenistan'ı işgalinden bu yana Çeçenler Rus idaresini kabul etmemişler.
Şimdi Ruslar ne yapacaklarını bilmiyorlar. Son savaşı kaybetmişler
ve iki taraf arasında yapılan anlaşmaya göre bağımsızlık meselesinin
daha sonra barışçı yollarla ele alınması kararlaştırılmıştı. Bu,
Çeçenistan'ın Rusya'nın bir parçası olmadığının kanıtıdır.
-ABD'de ve
dünyada büyük medyada pek sesinizi duyuramıyorsunuz. Bir ambargo
mu var?
Benim kim olduğumu,
ne yaptığımı hepsi biliyor. Bu Filistin, Bosna, Çeçenistan farketmez,
aynı. ABD'de merkezi medya temelde yönetimin çizgisini takip eder.
Yönetimle çakışan şeyler söylersem oralarda yer bulabilirim. Ancak
Voice of America, Radio Free Europe, Radio Liberty Rusya'ya karşı
açtığım davayı duyurdular, basın toplantıma yer verdiler. Yardımcı
da oldular.
Bush yönetimi
Çeçenlerle temasta
-Bush'la
beraber Rusya ya, dolayısıyla Çeçenistan'a yönelik politikalarda
değişiklik umuyor musunuz?
Öyle olacağına
inanıyoruz. Bush yönetiminin Çeçen yönetiminin Rusya Federasyonu'na
karşı kendini koruma davasına karşı daha sempatik bakacağını umuyoruz.
Elbette tam olarak ne olacağını söylemek için henüz erken. Üst düzey
Çeçen liderlerle Bush takımında yer alan isimler arasında temaslar
oldu.
Dikkatli iyimserlik içindeyim. Rus askerlerinin Çeçenistan'dan barışçı
yollarla çekilmesini temin edebilirler diye düşünüyorum.
-Çeçenler
Müslüman olmasaydı, herhalde sorun daha kolay çözülürdü. Doğu Timor
konusu anında halledildi?
Maalesef böyle.
Bosna'da da yaşadığımız gibi, ezilen insanlar Müslüman olunca Batı'nın
tepkisi yavaş oluyor.
200 bin Hıristiyan ölse, binlerce Hıristiyan kadına tecavüz edilseydi,
Batı ayağa kalkardı. Mağdur olanlar Müslüman olunca, onlara zulmeden
güçler fundamentalizm, aşırı dincilik gibi dezenforme edici kavramları
çok rahat kullanıma sürebiliyor. Dünyanın çifte standartlar bakımından
Bosna'dan fazla ders aldığı söylenemez.
ABDÜLHAMİT
BİLİCİ
AKSİYON 30 ARALIK 2000
|