|
Bir acizin
emperyalist iştahı
Fehim
Taştekin
Soğuk
Savaş biterken bir imparatorluğun taşlarının teker teker düşüşü
çok eğlenceli gelmişti bütün dünyaya. Ortalığın toz duman olduğu
bir dönemde SSCB'yi oluşturan cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını
kazanması bile, Boris Yeltsin'in 1996’da küçük bir toprak parçası
olan Çeçenistan ile yaptığı anlaşma kadar acizlik hissi vermemişti
Rusya’ya. Rusya şimdi tarihin karşısında onu mahcup eden bu acizliği
kendi vahşi tarzıyla azizliğe dönüştürmenin yollarını arıyor. Nasıl
mı?
Rusya, şimdi
eski nüfuz alanlarına yeniden kavuşma ümidiyle doğu, batı ve güney
ekseninde manevralar yapıyor.
Rusya'yı yeni
emperyalist vizyona taşıyacak önemli planlardan birisi transit taşımacılık
ile ilgili projeler. Çarlık Rusyası tarafından Fransız kredisi ile
yaptırılan Transsib demiryolu hattını yeniden diriltme fikri de
bu dev iştahın bir parçası.
Alternatif
ulaşım şebekesi
Putin, 16 Ocak
2001'de Paris ve Berlin'i Moskova'ya bağlayan Trans-Asya Ulaştırma
Koridoru adlı projeye start verdi. Bu şebekenin bir ucu da Sibirya
steplerine uzanıyor. Belerus Devlet Başkanı Lukaşenko ile Moskova'da
projeyi görüşen Putin, Kuzey Buz Denizi'nden Amerika'ya ulaşmak
için 200 kilometrekarelik bir kanal projesiyle de ilgileniyor. Trans-Asya
Ulaştırma Koridoru'nun sadece Belarus-Moskova arasındaki bölümünün
tahmini maliyeti 15 milyar dolara.
Rusya, doğu
ile batı arasında gerilen demiryolu ağını Suveyş Kanalı'na bir alternatif
olarak sunuyor. Bunun büyük bir ilgi göreceği de kuşkusuz. Mesela
Japonya ve Güney Kore'nin Transsib'in canlandırılmasını isteyen
ülkelerin başında geldiği belirtiliyor. Hatta Mitsubishi gibi dev
firmaların Japonya'yı Transsib ile buluşturacak 70 kilometrelik
bir demiryolu tüneliyle yakından alakadar olduğu gelen haberler
arasında.
Hem doğu hem
batı
Bir süreden
beri Batıya yanaşma izlenimi veren Rusya'nın aslında doğu üzerindeki
uzun vadeli hesaplarından hiçbir zaman vazgeçmediği bir gerçek.
Transit taşımacılık alanında Rusya'nın İran ve Hindistan’la ortak
olarak yürütmek istediği Kuzey Güney Koridoru Projesi de gündemde.
Bu projenin temelleri Eylül 2000'de St.Petersburg'ta atıldı. Üç
devletin imza attığı anlaşmaya bakılırsa Hindistan'dan deniz yoluyla
Basra Körfezi'ne gelen ulaşım ağı, demiryoluyla Enzelya ile birleştikten
sonra Hazar üzerinden Astrahan'a ve oradan da karayoluyla batıya
uzanacak.
İki
KGB’liden muhabbet gösterileri
Rusya bir taraftan
transit taşımacılığı ayağa kaldıracak projeleri koştururken diğer
tarafta Kafkasya’da bozulan ilişkilerini tamir etmenin yollarını
arıyor.
11 yıl önce
Bakü'ye tanklarla giren Rusya, geçtiğimiz günlerde Azerbaycan ile
yeni bir sayfa açtı. Aliyev’in gönlünü almak isteyen Putin, iyi
düşünülmüş jestlerle geldi Bakü’ye. Önce kendini karşılayan askerlere
Azeri Türkçesiyle “Salam asker” dedi. Daha sonra Aliyev'e KGB'den
aldığı diplomayı hediye etti.
10 Ocak 2001’de KGB kökenli iki lider dokuz ayrı anlaşmaya imza
attı.
Putin, NATO’ya
girme konusunda ısrarlı davranan ve Çeçenlere destek veren Gürcistan’ı
köşeye sıkıştırmak için başlattığı vize uygulamasından da Azerbaycan’ın
muaf olduğunu bildirerek, kendince üçüncü jestini yaptı. Putin,
bu garantiyi kapılar arkasında değil Azerbaycan meclisinde yaptığı
konuşmada verdi ve "Rusya'nın, Azerbaycan'a vize uygulamasını
gerektirecek bir tehdit yok" dedi.
Putin’in Azerbaycan’la
bağları güçlendirmek için yaptığı bir başka manevra da Karabağ sorunu
ile ilgili verdiği beklenmedik mesajlarda gizliydi. Ermenistan’a
silah yardımı yaparak Azerbaycan’ı karşısına almış olan Rusya, yeni
dönemde arabulucu rolü oymamak istediğini belirterek Ermenistan’ı
da küstürmeden Azerbaycan’ı elde tutmak istediğini ortaya koydu.
Putin’in bir
başka gündemi ise Hazar’ın statüsüydü. Putin’in Hazar ülkeleri arasındaki
bu sorunu gidermek için inisiyatif kullanma eğiliminde olduğu gözleniyor.
Hazar’ın derinliğindeki zenginliklerin paylaşılması ve su üstünün
ortak kullanımı konusunda ilkesel bir anlaşmaya varıldı. Bu gelişmenin
Hazar üzerinden petrol ve doğal gaz transferine ilişkin bir tarafı
daha var. Hazar’ın statüsünün belirlenmesine yönelik temaslar, Hazar
geçişli Türkmen doğalgazı veya Kazak petrolü projelerine bir altyapı
hazırlığı yapıldığı izlenimini veriyor.
ABD’nin Ermeni
yanlısı Enerji Bakanı Spencer Abraham’ın, Bakü-Ceyhan projesine
soğuk baktığının ortaya çıktığı günlerde Putin, Aliyev’e, Bakü-Ceyhan
projesi yerine Karadeniz’deki Novorossisk Limanı’na akıtılmasını
önerdi. Bu gelişmeler Türkiye’yi şaşırttı tabi. Yıllarca ABD’nin
Bakü-Ceyhan konusunda inisiyatif koymasına ümit bağlayan Türkiye,
çifte bir kıskacın altına giriverdi. Hatta başka bir iddiaya göre,
Bush yönetimi İran’la ilişkileri geliştirdikten sonra, Azeri petrollerini
Ermenistan ve ardından İran üzerinden Basra Körfezi’ne indirme planları
yapıyor.
Rusya’nın
AET’si
Rusya’nın biraz
da Çarlık Rusya’nın hayallerini andıran açılım politikaları transfer
hatlarıyla sınırlı kalmıyor. Rusya’nın projeksiyon altında tuttuğu
Bağımsız Devletler Topluluğu üyeleriyle ilgili AET-AB benzeri bir
ekonomik birlik projesi ağır ağır yol alıyor. 11.10.2000 tarihinde
Kazakistan’da bir araya gelen Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan
Nazarbayev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet
Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev
ve Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahmanov Avrasya Ekonomik Topluluğu’na
imza koydu.
AET'nin kuruluşu için imzalanan anlaşma, 1 Nisan 2001 tarihine kadar
üye ülkeler tarafından yürürlüğe konulacak. Rusya, BDT'de olduğu
gibi AET'de de yüzde 40 oy hakkına sahip. Oy paylaşımı Belarus ve
Kazakistan'a yüzde 20'şer, Kırgızistan ve Tacikistan'a ise yüzde
10 şeklinde gerçekleşti.
Putin’in
Avrupa ile dansı
Putin’in emperyal
düşleri, dağılan SSCB sınırları içindeki ülkelerle sınırlı olmadığını
kaydetmiştik. Paris Kulübü ile borçlarını geri ödemediği için küçük
bir sorun yaşamakla birlikte görünürde Çeçenistan’ın işgalinden
rahatsız olan Avrupa ülkeleri ile flört etme başarısını gösterdi.
İngiltere Başbakanı Tony Blair’i Moskova’da ağırlarken bir gece
kulübünde birlikte kafaları demleyecek kadar samimi pozlar verdiler.
Şimdilerde Putin, Blair rüzgarından etkilenmiş olacak ki İngilizce
öğrenmeye çalışıyor. İkinci dünya savaşının baş düşmanları Almanya
ve Rusya’nın yakın teması ise şaşırtıcı boyutlara ulaşmış durumda.
Almanya bir bakıma Putin’in eski ajanlık bölgesi olarak çok rahat
ilişki kurabildiği bir ülke. (En azından Putin, Blair’e İngilizce
olarak yapamadığı esprileri Almanca olarak Schrohder’e yapma şansına
sahip. Çünkü Almancası çok iyi.)
Almanya’nın Rusya’ya yatmasının perde arkasında ABD'nin Avrupa'daki
nüfuzunu kırma, Çin'i zayıflatma ve Rusya'yı doğudan kopararak Almanya
üzerinden Avrupa'ya ulaştırma hedefleri yatıyor.
Alman Ekonomi
Bakanı Werner Müller ile Rus meslektaşı German Gref, 12 Aralık 2000
tarihinde Berlin'de Rusya'nın borçlarının nasıl silineceğini konuştular.
Ortaya atılan plan da oldukça ilginçti. Bu planı The Times sahifelerine
taşıdı. Buna göre, Rus firmaları Almanya'ya hisse verecek, Almanya’da
Rusya’nın 14 milyar dolarlık borcunun büyük kısmı silinecek. Bu
plan çerçevesinde Rusya'nın Gaz şirketi Gazprom'dan yüklü bir hissenin
Almanya'ya geçmesi sözkonusu. Putin’in ulusal savunma sistemlerini
devreye sokmak isteyen ABD'ye karşı Avrupa ile ortak stratejik hedefler
belirlemek istediği bu nedenle de Almanya gibi ülkeleri yedeğinde
tutmaya çalıştığı gözleniyor.
Rusya’nın çevresiyle
geliştirmek istediği girift ilişkiler devam ederken Kafkasya’ya
biraz “Fransız” kalan Fransa’nın Ermeni Soykırımı Tasarısı’nı onaylaması
dikkat çekti. Acaba Fransa Ermenistan’a bir tutam bal verip Kafkasya’da
kendine bir giriş kapısı mı aralıyor sorusu akla geldi. Şayet Fransa’nın
böyle bir uzak hedefi varsa yolları bir yerde mutlaka Putin’le kesişecektir.
O zaman Kafkasya’nın çok bilinmeyenli denklemlerine yenileri eklenmiş
olacaktır.
Yani Putin Avrupa’da
da Fransa’nın şimdilik soğuk duruşu istisna edilirse ayağını sağlama
almış durumda.
Uyuyan
devle işbirliği
Rusya’nın Uzakdoğu
cephesinde ittifak halinde olduğu bir başka ülke ise Çin. Rusya
ve Çin’in ile siyasi ve askeri bir pakt kurmak üzere çalışmaya başladıkları
söyleniyor. The Washington Post, bu paktın Çin Devlet Başkanı Jiang
Zemin'in Rusya lideri Vladimir Putin'in konuğu olarak önümüzdeki
aylarda Moskova'ya yapacağı ziyaret sırasında imzalanacağını iddia
etmişti.
Rusya’nın Çin
ile kurmak istediği ortak pakt bir takım çekinceleri de gündemden
düşürmüyor. Rusya açıkça Çin’in stratejik bir partner olarak sonraki
yıllarda palazlanarak kendi başına bela olmasından korkuyor.
Kuşatmayı
yarma girişimi
Rusya’nın bu
açılımları Rusya’nın eski nüfuz bölgelerine yeniden uzanmasını engellemek
için Amerika tarafından geliştirilen Doğu-Batı Koridoru’nu yarma
girişimleri olarak karşımıza çıkıyor. Bütün bunlar ajan Putin’in,
sarhoş Yeltsin’in uygulamaya fırsat bulamadığı ve ünlü stratejist
Zbigniew Brzezinski'nin Rusya’yı kontrol altına tutacak Doğu-Batı
Koridoru’na karşılık Eski Başbakan Yevgeni Primakov'un ortaya attığı
sisteme yeniden asıldığını gösteriyor.
Rusya’nın planı
İran ve Hindistan bağlantısıyla dikey bir hat çizerken Japonya-Güney
Kore-Çin-Rusya-Ukrayna-Batı bağlantılarıyla yatay bir bileşimi öngörüyor.
ABD’nin kontrol sisteminin dikeyinde Avrupa-Türkiye-İsrail yatayında
ise Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye ve Batı bulunuyor. Tabi İpek Yolu'nu
andıran Amerikan patentli TRASEKA hattı da bu planın en önemli ayrıntılarından
biri. Bu plan BDT ülkelerini NATO'ya alma ve Avrupa ile yakınlaşmalarının
sağlanması gibi kilometre taşlarını da içeriyor.
Şimdi Ermenistan ve Azerbaycan Avrupa Konseyi’nin 42 ve 43 nolu
üyeleri oldular. Bu gelişme Rusya’nın istemediği bir gelişme ama
Rusya bu üyeliklerin sembolik anlamlar taşıdığının farkında. Hatta
Ermenistan ve Azerbaycan’ı Avrupalı yapan konsey, aynı zirvede Nisan
ayından beri oy hakkı askıda olan Rusya’yı yeniden (eski haklarını
iade ederek) şereflendirmiş oldu. Rusya Çeçenistan’da insan hakları
ihlalleri yaptığı için (bu ülkeyi işgal ettiği için değil) konseyde
oy hakkını kaybetmişti. Çeçenistan’da yaptığı katliamlara rağmen
şimdi Avrupa Konseyi’nin şerefli(!) bir üyesi.
Çeçenistan
bu planın neresinde?
Bütün bu stratejik gelişmeleri ve muhtemel perspektifleri sıralarken
önemli bir ayrıntıyı atladık galiba. O da şu: Peki Çeçenistan’da
patlak veren savaş ve Çeçenlerin gösterdikleri kahramanlıkların
bu konsepte yeri ne? Çeçen savaşı niye başladı ya da kim ne için
başlattı? Rusya’nın, Avrupa’nın ve Amerika’nın çok bilinmeyenli
denklemleri arasında Çeçen davasının yeri ne? Devlerin kurdukları
santraç tahtasında Çeçenler nerede oturuyor? Galiba yiğitlerin yiğitlikleri
biraz gümbürtüye gidiyor.
28.01.2001
|