KAFKAS
V
AKFI
 VAKIF HAKKINDA  
 BUGÜNKÜ 
 KAFKASYA
 
 ANALİZ  
 DİASPORA  
 KÜLTÜR  
 TARİH  
 İZ BIRAKANLAR  
 KAFKAS
 KİTAPLIĞI
 
 BELGELERLE 
 KAFKASYA
 
   
 SERBEST KÜRSÜ  
 MÜZİK  
 SOHBET ODASI  
 E-MAİL  
 ANA SAYFA  
 
 
Mülteci kampları, ölüm ile yaşam arasında bir köprü sanki. Şimdi bu köprünün mazlum misafirleri Çeçenler, her şeye rağmen ayakta dimdik durabilmenin kavgasını veriyor. ÖLÜME DİRENİYORLAR...
Newsweek Çeçen kamplarını ele aldı ve artık tükenmekte olan şeyin ümitler olduğunu dünyaya duyurdu. Ümit onların elindeki son yaşam sermayesiydi...
SOĞUK VE AÇLIK ve ÖLÜM
"Çadırlarda üzç aile birarada yaşıyor. Kamplar hayli kalabalık, insanlar üşümüş ve çoğu zaman aç. Ve Çeçen mülteciler şimdi de ümitlerini yitiriyor"
 

Gözlerden ırak bir şekilde yaşama savaşı veren Çeçenlerin kamplarını yazdı Kovalskaya. İşte onun hüzün veren izlenimleri:

Yürek burkan manzara

ALİNA...Örnek bir mülteci kampı için güzel bir isim bu. Inguşetya'daki bu yerleşim merkezinde Çeçenleri barındıran çadırlarının yarıdan fazlası yeni. İnanılmaz şartlarda; koyun ağıllarında, çiftliklerdeki binaların avlularında veya delik deşik çadırlarda hala yaşamaya çalışanlar için yapılması düşünülen iki kışlık kampın inşası henüz gerçekleştirilemedi. Bu yeni çadırların birer küçük plastik penceresi var ama o da güneşli günlerde bile hiç ışık almıyor.

Tavandan sarkan elektrik ampulüne rağmen içerisi aydınlanamıyor. Çiftliklerde küçük barakalarda yaşayanlara ise hiç pencere yok, ve bunların her birinde iki aile barınıyor, beş metre karelik yerde dokuz veya on kişi.

İnsanlar geçen kışı dehşetle hatırlıyor; donmuşlardı. Şimdi ise her yerde doğalgaz var ama her zaman yetmiyor. Bazen basınç düşüyor, ısıtıcılar soğuyor ve insanlar sokak kıyafetleriyle yatmak zorunda kalıyor; birbirine sarılıyorlar ısınmak için ve ne bulurlarsa üzerlerine alıyorlar.
Doğalgazın basıncı yeterli olduğu zamanlarda da ısı yukarı çıkıyor ama zemin soğuk hava üfürmeye devam ediyor. Mülteciler arasında böbrek iltihabı, prostat yaygın, kadın hastalıkları da önemli bir sorun.

Şartlarının berbatlığına rağmen hayat devam ediyor. Hamile veya henüz doğum yapmış çok sayıda kadın var. Mesleği patolog (hastalıklar bilimi uzmanı) olan Groznili mülteci Pola diyor ki, "Onların hepsi kansızlıktan muzdarip".
Açlık ve hastalıktan çok zayıflamış, anormal derecede halsiz olan kadınların bebeklerine bakacak takatleri kalmamış. Rusların insan hakları eylemcilerin, süt ve bebek maması için bir yıldan daha fazla zamandır yardım çağrısı yapmasına rağmen elde yeterli malzeme yok. En fazla çaresiz ve bakıma muhtaç olanlar ise sakatlar.

Derdini bile anlatmak istemiyor

AKİ-YURT...Aki-Yurt kampı, mülteci yerleşim merkezlerinin içinde en ücra olanı. Gözlemci komisyonlarının veya yabancı gazetecilerin pek seyrek uğradığı bir kamp. Dolayısıyla en fakiri. Eski çadırların içi tıklım tıklım, bazılarında üç aile bir arada kalıyor. Verilen gıda ise son derece kalitesiz.

Kendisine gezdirilen çadırları gören Itogi'deki bir muhabir, acil yardıma ihtiyaç duyan pek çok kişiyi gördüğünü söylüyor. Felçli bir kız, artık büyüdüğü için ayağına olmayan ayakkabılarından dolayı yürüyemiyor. Tren yolundaki vagonda yaşayan, gözleri görmeyen bir mülteci, hacetini gidermek için her seferinde vagondan iniyor ve epey ötedeki yeri buluyor ve geriye, doğru vagona dönüyor.

Aki-Yurt'daki bekar annelerden biri de Roza. 14 çocuğa bakıyor. Kocası kendisini 1996'da 10 çocukla bırakıp gitmiş. Diğer dört çocuk, iki yıl önce ölen erkek kardeşinin çocukları. Çocukların annesi, hastanedeyken sen göz kulak ol diye bırakmış ama sonra ortadan kaybolmuş.

Roza, savaşın başında bu çocuklarla İnguşetya'ya nasıl geldiğini ve başını sokacak bir çatı bulamadan etrafta nasıl dolaştığını anlatmaktan hoşlanmıyor ve bu durumu nasıl devam ettireceğini de bilmiyor. Kardeşinin çocuklarını resmen evlat edinmediği için ancak on kişilik gıda yardımı alabiliyor, ama bununla 14 kişiyi besliyor.

Çadırların havasızlığı, ilaç yetersizliği, soğuk hava ve temizlik gibi sorunları yaşamakla beraber sıkıntısı daha az olanlar ise, çocukların şansa kalmış eğitimiyle uğraşarak günlerini öğütüyorlar.

Ümitsizliliği artıran en önemli faktörlerden birisi de kamplarda geçen 18 aydan sonra Çeçenistan savaşının ne zaman biteceğinin bilinmemesi.

Geri dönüş çok tehlikeli

Bütün mülteciler ara sıra Çeçenistan'a giderek cenaze törenine katılıyor veya akrabalarını ziyaret ediyor ama kesin dönüş fikri henüz çok tehlikeli. Hepsinin iz bırakmadan kaybolmuş bir tanıdığı var, bunlar ya bir kontrol noktasında alıkonulmuş veya sürülmüş. Toplama kamplarına alınıp oradan sakat olarak çıkmış insanlar var. Bazıları öldürülmüş bazıları yaralanmış. Her birinin tanıklık ettiği bir acı var.

İnguşetya'da şimdi ne kadar mülteci var? Tahminler 145.000 ile 160.000 den daha fazla olduğu yönünde. Geçen ilkbahar Çeçenistan'a dönmeye teşebbüs edip, ev ve işlerinin yerle bir olduğunu görerek geri dönünler kayıtdışı. Böylesi binlerce kişi var. Bunlar sonbaharda kamplara dönünce artık gıda ve çadır yardımı alamadılar.
Böyle bir aile ile tanıştım, üç çocuklu bir kadın, Pliyevo köyünde eskiden tavuk kooperatifi olan bir yerde kalıyor. İki aile sıkışıp, aralarına onları da almış ve başka birinin karnesiyle ekmek alıyorlar. Bu kadın, Pazar yerinde ticaret yapmaya çalışıyor; İnguşetya'nın başkenti Nazran'dan satın alıp, köyde satıyor.

Birçok mülteci bir şekilde biraz para kazanmaya çalışıyor; bir şeyler satıyor, inşaatlarda çalışıyor. Yazın sebze bahçelerinde çalışmışlar. İnguşetya halkı nezdindeki misafirlikleri de giderek zayıflıyor, çünkü onlar da işsizlikle boğuşuyorlar. 1999'un sonbaharında savaş başlayınca, İnguşetya "Çeçenistan'ın tamamına" yardım edeceğini vaadetti. Mültecileri yanlarına alanlar, şimdi bir odaya aylık 500 ile 1000 ruble istiyorlar.

Çeçen mültecilerin problemlerine çözüm var mı ? Rusya hükümeti konuya eğilebilir. 200,000 insanı Rusya'da yerleştirmek, İnguşetya'ya nazaran daha kolay olsa gerek. Küçük prefabrike evler, giyim ve ayakkabı gibi asgari imkanları sağlamak imkansız olmasa gerek. Bu sorumlulukları, Danimarka Mülteci Konseyi'ne veya özel yardım kurumu olan Islamic Relief'e bırakmadan bunlar yapılabilir. Çeçen çocukların eğitim ve ana babalara iş imkanları, küçük İnguşetya'da değil de büyük Rusya'dadır.

Bunu yapmak için çok para değil, devlet adamlığı gerekir.

Newsweek- Ocak 29, 2001

 

Ajans Kafkas Editörü: Fehim Taştekin
Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Linkler