|
Çeçenlerin yapmadığını
Suudiler yaptı
FEHİM
TAŞTEKİN
Suudi yetkililerle
Çeçenler arasında pazarlıklar sürerken eylemin herhangi bir operasyona
gerek duyulmadan sona ereceği beklentisi oluşmuştu herkeste. Ancak elinde
silahı olmayan eylemcilerle birlikte iki masum insan her nedense Suudilerin
aceleciliğine kurban gitti.
Hatta Suudi yetkililer işi aymazlığa verip başarılı bir operasyon yaptıklarını
söyleyerek övünebildiler. Zaten Ruslar da hemen "kurtarıcı" timini
(Belki "vurucu timi" demek daha doğru olur) Moskova'da hazır
bekleterek bırakın operasyonu biz yapalım diyorlardı. Yani Çeçenlerin yapmadıklarını,
Rusların da yapmak isteyip de yapma fırsatı elde edemediklerini Suudiler
yapmış oldu. Böyle bir operasyonda "üç ölü", demek ki iyi bir
skala onlar için. Moskova'ya 15 kişilik bir grupla inşaat işçisi olarak
gitmek üzereyken özel timin kurşunlarına hedef olan Gürsel Kambal'ın kardeşinin,
Çeçenler değil de Suudi Arabistan aleyhine dava açacağını açıklaması çok
büyük bir basiret. Tabi Suudiler şimdi bu basiretle de yüzleşecekler. Bu
durum kanla biten bir eylemin dünya kamuoyunda Çeçenler aleyhine oluşturacağı
antipatiyi kırması açısından önemli bir ayrıntı sayılabilir.
Türkiye
eylemcileri sınırdışı mı etmişti?
Evet, ama bu şimdilik
bir iddia. Buna göre Rusya, Türkiye'den Süfyan Arsayev ve oğlu İbrahim
Arsayev'i teslim etmesini istemişti. Ancak Türkiye'nin Rusya'nın bu isteğini
yerine getirmesi için yasal bir zemine ihtiyacı vardı. Yani bu insanlar
Interpol aracılığı ile aranan kişiler olmalıydı en azından. Türkiye bu
insanları yakalayıp Ruslara teslim etmek yerine sınırdışı etmeyi tercih
etti. Tabi doğal olarak bu kişiler de Moskova'ya indiklerinde kendilerini
Rusya iç istihbarat servisi FSB'nin beklediğinden emindiler. Atatürk Havalimanı'ndan
ayrıldıktan üç saat sonra kendilerini daha kötü bir sürprizin beklediğini
düşünen (yaygın deyimle) "hava korsanları", daha maceralı fakat
belki ses getirici bir eyleme soyundular ve ellerindeki bıçaklarla bunu
gerçekleştirdiler.
Ellerinde herhangi bir silah olmaksızın böyle bir eyleme girişmiş olmaları
da daha önce buna hazırlık yapmadıklarını bir işareti. Dediğimiz gibi bütün
bunlar şimdilik birer iddia. Ancak gelişmeleri yorumlamamızda bize ışık
tutabilir diye dikkate alma ihtiyacını duyuyoruz.
Eylemin
faturasını kim ödeyecek?
Çeçen yetkililer başından
beri olayın arkasında FSB'nin olduğuna işaret ederken Rusya sergilediği
tutumlarla eylemi Çeçenler aleyhine çevirmeye çalıştığını ortaya koydu.
Bununla kalmayıp Türkiye gibi "Çeçenler açısından potansiyel destek"
anlamı taşıyan ülkelere kendi üslubuyla gözdağı vermiş oldu. Mesela Cuma
günü kısa bir tatilin ardından Moskova'ya dönen Rusya Devlet Başkanı'nın
yaptığı ilk iş ne oldu? Türkiye ile "terörizme karşı" işbirliği
dahil güvenlik konularını ele aldı ve İçişleri Bakanı Vladimir Ruşaylo
ve Dışişleri Bakanı İgor İvanov'a uluslararası suçlarla mücadelede Türkiye
ile etkili işbirliği yapılması girişimlerinde bulunmaları için talimat
verdi. Rusya bu olayla birlikte Türkiye'yi bazı konularda ikna etmenin
en parlak fırsatını yakalamış oldu.
Tekrar Çeçenlerin kaygılı yaklaşımlarına dönecek olursak şunların altını
çizmemiz gerekecek:
Özellikle her an sınırdışı edilme korkusu ile yaşayan ve ikamet izni almayı
bekleyen Çeçenler için yeni sıkıntıların doğması olası bir durum. Yani
bu eylemin faturasını kim ödeyecek? Tabi ki Çeçenler. Kaygıların asıl nedeni
bu.
Peki bu eylemin Çeçenlerin
mağduriyeti ve mazlumiyetinin dünya kamuoyuna duyurulması açısından
bir faydası olmadı mı? Elbette oldu. Tabi bu Çeçenler için teselli
edici bir nokta sayılabilir. Ancak son iki hafta içinde Grozni ve
Gudermes'te ortaya çıkan toplu mezarlar Rusya'yı dünya kamuoyu önünde
izahı çok zor bir duruma sokmuştu. Yani Çeçenler "görmedim,
duymadım, işitmedim" rolündeki üç maymunun dikkatini çekmişti
aslında. Üstelik son aylarda ardarda düzenledikleri operasyonlarla
Ruslara çok ağır darbeler indirmeyi de başarmışlardı. Bu kadar mı?
Hayır. Çeçenlerin Rusların da korktuğu bahar taarruzları başlamış
ve bu taarruzların Rusya'yı en kısa zamanda barış masasına çekmeye
mecbur bırakacağı beklentisi de oluşmuştu.
Tabloyu kendi yönüne çevirmenin yollarını arayan Rusya gibi Çeçenler
de, eyleme mesafeli duruşlarının yanına, 500 bini aşkın insanın
mülteci konumuna düşmesi, binlerce insanın toplama kamplarında ölüme
mahkumiyeti, 50 binin üzerinde evin tahrip edilmesi ve ekili alanların
kullanılamayacak kadar kimyasal bombalarla zehirlenmiş olmasının
verdiği "kendini savunma hakkı"na yaslanarak "konuşma
cesaretlerini" de eklemeliler. Yani konuşma hatta haykırma
hakkı şimdi Çeçenlerindir.
Çeçenistan'ın işgali Çeçenlerin istemediği ve beklemediği bir şekilde
de olsa medyanın gündemine girmiş durumdadır. Çeçenler bu gündemi
kendi lehlerine çevirdikleri ölçüde şanslı sayılabilirler. Aksi
takdirde "sürgün" bir kader olarak kalmaya devam edecektir.
16.03.2001
|