|
Rusya,
hakikaten Abhazya'yı sattı mı?
Fehim
Taştekin
Ajans Kafkas Genel Koordinatörü
Rusya bugüne
kadar sürdürdüğü tutumundan vazgeçince BM Güvenlik Konseyi de, 29
Temmuz'da, Dieter Boden tarafından hazırlanıp BM Genel Sekreteri'nin
raporuna dönüştürülen bir belge uyarınca bundan sonraki dönemler
açısından çok fazla anlamlar ifade edecek olan Abhazya ile ilgili
kritik bir karar aldı.
Bu karar Tiflis'in uluslararası alanda Sohum'a karşı elde edebileceği
maksimum avantajı içermesi açısından belki de Abhaz-Gürcü ihtilafının
en önemli kilometre taşlarından biri olarak kayda geçecek.
Özetle BM Güvenlik Konseyi'nin 1427(2002) sayılı kararında Abhazya'nın
bağımsız bir devlet olamayacağı vurgulanarak derhal Gürcistan'a
katılması isteniyor.
Abhazya'nın Gürcistan devletinin içerisinde sahip olacağı bir statü
üzerinden Gürcülerle politik çözüme ulaşmak için görüşmelere başlaması
gerektiği vurgulanıyor.
Gürcistan'ın batı ile bütünleşme çalışmalarına hız vermesi, ayrıca
bu konuda arkasına aldığı Amerika'nın iki ülke arasında askeri işbirliği
çerçevesinde bölgeye gelerek Tiflis'e "İç sorunları halledilmiş
bir Gürcistan vaat etmesi" BM'nin yoğun gündemine Abhazya'nın
da girmesini kolaylaştırdı. Güvenlik Konseyi'nden geçen bu karar
uluslararası toplulukta rüzgarın eskisinden daha fazla Gürcistan'dan
yana estiğini gösteriyor.
Rusya, BM Genel Sekreteri'nin bir önceki Gürcistan temsilcisi Dieter
Boden tarafından hazırlanan ve "Boden Paper" olarak anılan
belgenin Güvenlik Konseyi'nde bir karara dönüşmesi karşısında kilit
bir role sahipti. Rusya'nın duruşunu 1995'te Gürcistan Parlamentosu'na
girdikten sonra Parlamento Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkanlığı'na
getirilen 21 Temmuz 2002'de ise BM Elçiliği'ne atanan Revaz Adamia,
Civil Georgia'ya verdiği bir röportajında şöyle izah ediyordu: "Resmen
kabul etmese de Rusya'nın ihtilafın çözümünde BM ana taslağında
olumsuz bir rol oynadığı açıktır. En büyük engel budur."
Adamia, Rusya'nın bu engelleyici tutumunu aşmasını ümit ediyordu
ve bu aşıldı.
Yani Rusya, BM'den Abhazya aleyhine bir karar çıkmaması için oynadığı
rolden 29 Temmuz'da vazgeçti. Rusya bunun neyin karşılığında yaptı?
Amerika ile Rusya arasındaki yakınlaşmanın burada etkili olduğu
kesin, ancak Moskova'dan böyle bir adım en azından son gelişmelere
bakıldığında şimdilik beklenmiyordu. Neden mi? Birincisi Amerika,
Irak'a düzenlenecek olası bir operasyona karşı Rusya'nın sergilediği
muhalif tutumu kırmak istiyor. İkincisi Gürcistan'daki Amerikan
askeri varlığına Kremlin'den tolerans bekliyor. Hal böyle olunca
Rusya'nın Gürcistan konusunda Amerika'nın da arzu ettiği bir tavizi
vermek yerine Washington'un bu iki konudaki ittifak arayışına katkı
olması açısından Rusya'yı memnun etmesi bekleniyordu.
Hatırlanacağı gibi Abhaz yönetimi Rusya ile işbirliği yaparak Abhaz
vatandaşlarının yüzde 60'ının Rusya Federasyonu vatandaşlığını kazanmasını
sağladı. Bu Tiflis, açısından kabus sayılır. Nitekim Eduard Şevardnadze
dahil birçok Gürcü yetkili Rusya'nın Gürcistan'ın altını oyduğunu
ve ülkeyi parçalama planları yaptığını ileri sürerek kızgınlıklarını
dile getirdiler.
Rusya'nın yüzde 60'ı Rusya Federasyonu vatandaşı olan bir nüfusu
ileri zamanlarda, Abhazya ister bağımsız bir devlet olarak kalsın
ister Gürcistan'a katılsın her zaman Tiflis'e karşı bir kart olarak
kullanacağından kimsenin şüphe yok. Pasaport meselesi Tiflis ile
Moskova ilişkilerini yeniden gererken Rusya'nın Çeçen savaşçılar
barınıyor gerekçesiyle bombalamak istediği Pankisi sorunu iki ülke
arasında zaten 2 yıldan beri süren kriz noktasıydı.
Burada ilginç olan nokta ise şu: Rusya, BM Güvenlik Konseyi'nde
Abhazya'yı bundan sonra uluslararası arenada yalnızlaştıracak bu
karara imza atarken Tiflis'le yeni bir krize hazırlanıyordu.
Bir tarafta Pankisi etrafında fırtına koparan Rusya, işi daha ileri
bir boyuta götürüp, (Tiflis ve BM uzmanlarının söylediklerine göre)
Gürcü topraklarını bombalarken diğer tarafta Tiflis'in eline tarihi
bir fırsatı tutuşturmaktan imtina etmiyordu.
Tiflis'in BM
Güvenlik Konseyi'nden çıkarmayı başardığı bu kararla neler yapmak
istediği son derece açık. Belli ki Tiflis, önce bunu Abhazya'ya
kabul ettirmeye çalışacak. Abhazya da doğal olarak direnecek hatta
müzakere konusu bile yapmayacak. Tiflis bu sefer uluslararası kamuoyuna
dönüp Sohum'u "anlaşmaz tutum sergilemekle" suçlayacak.
Ardından da "madem ki Abhazya BM kararını kabul etmiyor ve
barışçıl tutum sergilemiyor o halde güç kullanmayı hak ediyor"
diyerek dünya kamuoyunu yeni bir işgale hazırlayacak.
Tiflis'in Abhazya konusundaki tutumları şimdiye kadar şüphe uyandırıcı
oldu. Sohum'un Tiflis'e güvenmemesini haklı çıkaracak çok sayıda
örnek var. Bu nedenle BM kararının ileri de Tiflis tarafından Abhazya'ya
nasıl bir baskı aracına dönüştürüleceğini kestirmek kolay.
Ne Gürcistan ne de bu karara imza atan diğer ülkeler BM istedi diye
Abhazya'nın bağımsızlığından hemen vazgeçeceğini beklemiyor.
Gürcistan yetkilileri her fırsatta Abhaz yönetimini Rusya'ya yanaşmakla
suçluyor ancak Revaz Adamia'nın şu sözleri Tiflis'in bir taraflarında
saklı tuttuğu bir görüşü yansıtması açısından önemli: "Bu belgenin
mevcut Abhaz yönetimi tarafından kabul edilebilir olup olmadığını
söylemek zor. Bunu tasvip edeceklerinden şüpheliyim. Hem Anri Cengeniya
hem de Vladislav Ardzınba'nın Abhazya'nın bağımsız bir ülke olduğunu
ve farklı bir statüye sahip olmasının imkansız olduğunu sürekli
olarak tekrar ettiklerini tecrübe ile biliyoruz."
Abhazya, daha
önce Gürcistan'ın toprak bütünlüğünden hareketle Tiflis ve Sohum
arasında yetki paylaşımını öngören Boden'in hazırladığı taslağı
asla kabul etmeyeceğini ve bağımsızlıktan geri adım atmayacaklarını
müteaddit defalar açıkladı.
Tabi Abhazya, 1996'dan beri kuşatma altında olan bir ülke olarak
Rusya'yı kendisi için bir çıkış kapısı, bir nefes borusu olarak
gördü. Hatta Amerika'nın Gürcistan askerlerini eğitmeye başladığı
dönemlerde Sohum, Amerikanlılarca eğitilmiş Gürcü askerlerinin ilk
fırsatta kendi topraklarına gönderileceğini öngörerek, Rusya ile
birleşme önerilerinde bulundu. Bunlar Tiflis'e karşı birer manevra
olarak algılandı.
Abhazya, Gürcistan'ın bir fırsatını bulup askeri macerasını yineleyeceğine
dair derin kuşkulara sahip. Aslında bakarsanız Gürcistan içerisinde
de her ne kadar azınlık olarak ifade edilseler de Abhazya'yı tekrar
Gürcistan'a katma hevesiyle silahı adres gösterenler azımsanamayacak
bir yekunu teşkil ediyor. Sözde Sürgün'deki Abhaz Hükümeti'nin "1
Ağustos'a kadar Abhazya meselesini çözün aksi takdirde silahlı eylemlere
başlayacağız" diye yaptığı deklarasyon ortada. Bu çıkışı destekleyen
parlamentoda şahinler var.
Gürcistan'ın
eline tarihi bir koz veren Rusya'nın Abhazya için ne tür planlar
içerisinde olduğu şimdilik çok net değil. Son zamanlarda Rusya,
Bakü-Tiflis-Ceyhan hattının Novorossisk'e ilave bir hatla bağlanması
konusunda arzulu olduğunu gösterdi. Abhazya konusundaki yeni tutumun
boru hattı pazarlıklarında ne tür bir yeri var, bunu önümüzdeki
günler gösterecek.
15.08.2002
|