|

Pankisi'de
zirve yapan Rus-Gürcü gerginliği
Moskova
ile Tiflis arasındaki ilişkiler, son 2-3 yıl içerisinde batı ve
Amerikan destekli "Rusya'nın Gürcistan'daki nüfuzunu kırma"
politikasının doğurduğu gerginlikler üzerinde şekillendi. 1999'da
İstanbul'da yapılan AGİT zirvesinde Rusya'nın Gürcistan'daki askeri
unsurlarını çekmesi ve üslerini boşaltmasına ilişkin varılan anlaşmalar
bu gergin ilişkilerin zeminini oluşturdu.
Rusya, "Çeçen savaşçılar üs olarak kullanıyor" gerekçesine
11 Eylül'den sonra bir de "uluslararası teröristler yuvalandı"
iddiasını ekleyerek Pankisi'ye operasyon yapma isteğini uzun zamandan
beri gündemde tutuyor. Aslında Pankisi etrafında şekillenen görüntü,
Gürcistan'da Rusya-Amerika'nın nüfuz savaşının dolaylı bir şekilde
suyun üstüne çıkan bölümünü teşkil ediyor sanki.
Malum Gürcistan'ı batı kulübüne çekme gayretleri sadece Amerika'nın
6 yıldır sürdürdüğü 64 milyon dolarlık askeri işbirliği ile sınırlı
değil. Nitekim Avrupalılar da Gürcistan'ın iç sorunlarından kurtulması
için kayda değer yardımlar yapıyorlar.
Sözgelimi Alman hükümeti 6 Ağustos'ta Gürcistan'a 30 milyon Euro
vermeyi taahhüt etti. 2002 ve 2003 yıllarını kapsayan bu yardımın
pazar ekonomisini ve demokrasiyi geliştirme amacıyla yapıldığı açıklandı.
Yine Gürcistan'a verilen önceliği göstermesi açısından İsviçre'nin
yardımlarını artırma niyeti de bir kenara not edilmeli. Swiss Agency
for Development and Cooperation(SDC) Direktörü Walter Fust, 8 Ağustos'ta
Gürcistan'da Abhazya'dan savaş sırasında gelen mültecileri ziyaret
etmiş ve BM Gürcistan Misyonu'nun temsilcisiyle yaptığı görüşmede
kurumun Gürcistan'a acil yardım kapsamında Gürcistan'a 600 bin İsviçre
Frangı vereceğini söyledi. "Bu yardım Gürcü mültecilerin iskanı
için harcanacak" denildi. Bu yıl SDC Gürcistan'a 2 milyon İsviçre
Frangı vermeyi öngörmüştü. Acil yardım ile birlikte bu rakam 2.6
milyon İsviçre Frangına ulaşmış oldu. Bunlar sadece birer örnek,
başka ikili ilişkileri ve bunun getirdiği finansal aktarımları da
ekleyince anlamlı bir yekunun ortaya çıkacağı kesin.
Gürcistan'ı
Rusya'nın önünde yalnız bırakmama politikasının bir parçası olarak,
Rus uçaklarının 23 Ağustos'taki Pankisi'ye yaptığı bombardımana
karşı Amerika'nın Tiflis'e arka çıkmasının hemen ardından Avrupa
Birliği de Moskova'ya tepkisini koydu.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada "Birleşik Devletler, 23
Ağustos'ta Rus askeri uçaklarının Gürcistan'ın kuzeyindeki köyleri
sivillerin ölümüne yol açacak şekilde gelişigüzel bombaladığına
ilişkin güvenilir haberleri derin bir kaygıyla karşılamaktadır.
Gürcistan hükümeti ve AGİT'in sınırdaki gözlemleri hava bombardımanının
gerçekleştirilmiş olduğunu teyit etmektedir. Birleşik Devletler,
bu can kaybından dolayı üzüntü duymakta ve Gürcistan'ın toprak bütünlüğünün
ihmal edilmesini kınamaktadır" deniliyordu.
AB de Rus jetlerinin 23 Ağustos'ta Gürcistan topraklarını bombalamasına
ilişkin duyduğu kaygıları dile getirdiği bir deklarasyon yayınlayarak
Rusya'ya Gürcistan'ın toprak bütünlüğüne saygılı ol mesajı verdi.
30 Ağustos'ta (bugün) Tiflis'teki büyükelçilerin Pankisi'ye gitmesi
bir bakıma Rusya'ya çok açık bir mesaj taşıyordu. Rusya'nın iddiasına
göre Pankisi uluslararası teröristlerin yuvası haline gelmişti hatta
geçenlerde Rusya Dışişleri Bakanı İvan İvanov, "Pankisi'nin
ikinci bir Afganistan olduğunu" söylemişti. Ama Tiflis'in şeref
konukları korkulu bir vadi imajına aldırış etmeksizin Pankisi'ye
gitmekte bir mahzur görmedi. Gerçi Tiflis'in uluslararası teröristlerin
varlığı ile ilgili tutumu da aslında çelişkilerle dolu olmakla birlikte
belli anlamlar taşıyor.
Bu yılın Şubat ayına kadar ne Şevardnadze ne de diğer güç bakanlıkları,
Gürcistan'da El-Kaide üyesinin bulunduğunu kabul etmiyordu. Moskova'nın
kumpaslarına karşı "El-Kaide yok" açıklamasında ısrar
eden Tiflis, Amerika'nın bölgeye askeri varlığı ile gelmesi sözkonusu
olunca birden bire dün söylediğinden çarkederek bir grup Arap asıllının
Gürcistan topraklarına sızdığı haberlerini basına uçurdu. Açık ki,
Amerika'nın Gürcistan'a gelişiyle ilgili uluslararası topluluğa
bir gerekçe sunmak gerekiyordu. El-Kaide'nin Gürcistan'da ortaya
çıkması da bu gerekçe bulma arayışının bir parçasıydı. Gürcistan
hiçbir zaman toplu bir bulunuştan bahsetmedi. Daha bugün (30 Ağustos)
bir Arap asıllının Pankisi'de yakalandığı söylendi. Gürcistan Güvenlik
Bakanı Valeri Haburdzaniya'nın açıklamasına göre "Bu kişinin
uluslararası teröristlerle bağlantısı olabilirdi". Tabi gerçekten
de bir Arap asıllının Pankisi'de tespit edilmesi vadinin El-Kaide'nin
yuvası haline geldiği sonucunu doğurmaz. Şimdiye kadar bu bölgeyi
tanıyan yada bu bölgeye gitmiş bulunan hiç kimse "El Kaide
Pankisi'de barınıyor" iddiasını gerçekçi bulmadı.
Tiflis'in şimdi kalkıp Rusya'nın öteden beri dile getirdiği iddiasına
kendisi sahip çıkarsa Moskova'nın vadide Rus operasyonu yapma önerisini
güçlendirmiş olur. Tiflis Rusya'nın ekmeğine yağ sürmeden batılı
dostlarının da desteğinin sürekliliğini sağlayabilmek için bir iki
El Kaide haberinden fayda umuyor.
Aslında Pankisi'nin yerlisi olan Kistlerin tepkilerini ölçerek burada
El-Kaide'nin barınıp barınamayacağını da kestirmek zor değil. Nitekim
Gürcistan'daki Çeçenistan Temsilcisi Hızrı Aldamov, 25 Ağustos'ta
Pankisi'deki Kistlerle bir toplantı yaptıktan sonra bölge halkının
Gürcü ordusunun operasyonlarına katkıda bulunma arzusunu dile getirdi.
Kendisi de Pankisili olan Aldamov, daha önce de Duisi'de Kistlerle
toplantılar yapmış aynı tepkilerle Tiflis'e dönmüştü. Pankisi halkı
terör değil ama kriminal yapılanmadan bıkmıştı. Burada Gürcü güvenlik
güçlerinin yanısıra Rus istihbaratı ve birçok yabancının da karıştığı
bir kriminal aktivite gerçeğinden bahsetmek mümkün. Ama bölgeye
"uluslararası terörizmin yuvası" yakıştırmasını yapmak
son derece abartılı. İşte bölge halkı bu yakıştırmadan bunalmış
durumda ve Gürcü ordusunun vaziyete el koymasından yana. Halkın
toleransı ve lojistik desteği olmadan bölgede büyük bir El Kaide
yapılanmasından söz etmek gerçekçi değil. El Kaide varsayımları
bazen Rusya'nın bazen de Tiflis'in elinde bir maşa olarak sırıtıyor.
Pankisi gerginliği ve Rusya'nın arasıra Gürcistan'a havadan yaptığı
tecavüzler bir bakıma Rusya'nın aşağıya sarkma hevesiyle Tiflis'in
ve de onun arkasındaki batı kulübünün tepkilerini de ölçmeye yarıyor.
Pankisi'deki Rus-Amerika rekabetinin ne yönde şekil alacağını önümüzdeki
günlerde daha rahat göreceğiz.
Fehim Taştekin
30.08.2002
|