|

Lord Judd'ın duruşu ve Nafile bekleyişler
Fehim
Taştekin
Kim bilir
künhüne varamadığımız kaç katliam geçti Rusya'nın egemenlik
tarihinden. Kaç cana mal olduğunu dahi bilemediğimiz Moskova'daki
tiyatro baskınının üzerine sünger çekilmesin diye yapılan açıklamalar
da nafile. Rusya artık uluslararası toplumun bile kanıksamayı
tercih ettiği olağandışı yöntemleriyle Çeçenistan'da işlediği
katliamlar nedeniyle hiçbir zaman uluslararası mahkemede sanık
sandalyesine oturmayacağının garantisini görmenin rahatlığı
içerisinde. Hal böyle iken kendi başkentinde, kendi insanına
karşı işlediği ve de Çeçenistan'da yaptıklarının binde biri
bile sayılmayan bu cinayetin hesabını vereceğini ummak da nafile.
Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi-Duma Çeçenistan Ortak Çalışma Grubu Eşbaşkanı
Lord Frank Judd, Londra'da Ajans Kafkas'ın sorularını cevaplandırırken
"Moskova'daki trajik olayın ardından Avrupa Konseyi ile
Rusya arasındaki ilişkilerin nasıl şekilleneceğini ve Ortak
Çalışma Grubu'nun eş başkanı olarak Rus meslaktaşlarıyla temaslarının
olup olmadığını" sorduğumuzda "Meslektaşım Dimitri
Rogozin ile bu meseleyi konuştuk. Rusya tarafı hazır olduğunda
ortak bir çalışmaya hemen start vereceğiz. Daha geçen gün tekrar
temasım oldu. Hazır olduklarında bize hemen bildireceklerini
söylediler. Rusya ile ortak çalışma için kapılar açık"
şeklinde konuştu.
"Peki
Avrupa Konseyi'nin tiyatro baskını ile ilgili gerçekleri araştırmak
üzere bir özel komisyon kurması sözkonusu olabilir mi"
sorusuna karşılık Judd'ın cevabı "Bu tamamen Rusya hükümetinin
tavrına bağlı" şeklindeydi.
Bir başka
sorumuz ise şuydu: "Moskova'daki olay Ruslarla Çeçenler
arasında barış pespektiflerini ne yönde etkiler?"
Judd'ın cevabı: "Ben bunu kendi kendime de sormak durumunda
olduğumu biliyorum. Bazı insanların bu olayı kullanarak barış
görüşmelerini zora sokmak isteyecekleri açık. Her iki tarafta
da görüşmelere karşı direnç gösterenler sözkonusu. Ancak bu
meselenin politik yollar dışında başka bir şekilde çözülme şansı
da yok."
Rusya kimyasal
gaz kullanarak olağandışı tarihine eklediği kanlı sahife ile
daha geçen Eylül ayında Kremlin'in Çeçenistan'daki insan hakları
karnesini değerlendirmek için Caharkale'ye gittikten sonra "Çeçenistan'da
iyi şeyler oluyor" diyerek meslektaşı Dimitri Rogozin'i
memnun eden Lord Frank Judd'ı bile çileden çıkarmayı başardı.
Tiyatro
baskınının hemen ardından Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi-Duma
Çeçenistan Ortak Çalışma Grubu Eş Başkanı Rogozin'in gözleri
diğer eşbaşkan Lord Judd'ı arıyordu. Niye mi?
Rogozin, Judd'dan duyduğu övgü dolu Eylül'deki şarkının tiyatro
baskınından sonra neden sustuğunu sorar gibiydi. Bakın 29 Ekim'de
yani tiyatro baskını felaketinden üç gün sonra Rogozin, olup-bitenler
karşısında suskun kalmakla suçladığı Judd için ne diyordu: "Krizin
çözümünden kendini uzak tutmak için elinden gelen her şeyi yapıyor."
Temel Özgürlükler
ve İnsan Hakları Avrupa Konvensiyonu esas alınarak üye ülkelerin
insan haklarını korumak ve demokrasiyi geliştirmek amacıyla
kurulan Avrupa Konseyi'ne tartışmalı bir şekilde ancak 1996'da
alınan Rusya'nın dört yıl sonra Konsey'den zılgıt yemesinde
de Judd'ın rolü az değildi.
Buna nedenle "Rusya'dan çok politikacı dostum var"
dese de Rusya siyasi elitinde Judd'a karşı bir kızgınlık var.
Judd, 2000'de
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ne hazırladığı raporunda
Çeçenistan'daki durumu "Felaket" olarak değerlendirkten
sonra açıkça Rusya'ya yaptırımlar uygulanmasını gündeme getirmişti.
Malum daha sonra Rusya'nın konseydeki oy hakkı askıya alınmıştı.
Aslında
Rusya, tüm espirisi insan haklarını ve demokrasiyi korumak olan
Avrupa Konseyi'ne muhteşem demokrasisi ve insan haklarını korumadaki
hassasiyeti nedeniyle değil tamamen siyasi kaygılarla alınmıştı.
Rusya'nın demokratik bir yol seçtiği ancak teorik olarak kanunlarında
yer alan insan haklarına ilişkin hükümlerin pratikte işlemediği
belirtildikten sonra "Avrupa'nın bütünlüğü ve istikrara
kavuşması için" Rusya'nın bünyeye dahil edilmesi kararlaştırılmıştı.
Üyelik müzakerelerinden önce Rusya'ya gönderilen dört uzmanın
açıkça bu ülkede çalışanların bile sosyal ve ekonomik haklarının
korunmadığı, işkence ve kötü muamelenin yaygın olduğu ve orduda
hak ihlallerinin had safhaya ulaştığını rapor etmesine karşın
Avrupa Konseyi, tüm bu gerçekleri görmekle birlikte Rusya'da
aradıkları şeyin insan hakları olmadığını ortaya koymuştu.
Rusya daha girişte gördüğü tolerasyonun kendisine verdiği avantajı
son marjına kadar kullandı. 1999'da Moskova'da 300 Rus vatandaşının
ölümüyle sonuçlanan korkunç terör olayını gerçekleştirip suçunu
Çeçenlere yıktıktan sonra sözüm ona anayasal düzeni tesis etmek
ve teröre son vermek yalanlarıyla Çeçenistan'da yeni bir katliam
sayfası açarken bile Avrupa Konseyi'nden çok da büyük tepkiler
beklemiyordu.
Ancak 2000'de Avrupa Konseyi'nin yeni dönem toplantılarında
Rusya'ya karşı alınamayan önlem nihayet bahar toplantılarında
Rusya'nın oy kullanma hakkının askıya alınması şeklinde karara
dönüşmüştü.
Rus insan hakları komiseri Oleg Mironov'un "Avrupa bu kararla
yeni demir perdeler inşa ediyor" şeklinde verdiği tepki
insan hakları kaygılarından uzak olduğu kadar son derece siyasiydi.
Bir sonraki yıl Rusya ile kendi insan hakları defterini düzeltmek
için işbirliği yapma eğilimi doğunca ortaya AKPM-DUMA Çeçenistan
Ortak Çalışma Grubu çıktı.
Tabi bu arada Rusya hakları iade edilerek yeniden konsey tarafından
onurlandırılmıştı. Elbette Çeçenistan cephesinde ocağına incir
ağacı dikilenlerin hanesine çok fazla insan eklenmişti; ne işkence
ve temizlik operasyonları durmuştu, ne de yargısız infazlar
ve toplu katliamlar.
Judd bu süreçte Ortak Çalışma Grubu'nun eş başkanı rolüne uygun
olarak Rusya'ya karşı üslubunu yumuşattı. Hatta yazının başında
zikrettiğimiz gibi geçen Eylül ayında Caharkale'de Rus yanlısı
Ahmet Kadirov ve Stanislav İlyasov'un sunduğu pembe tabloyla
yetinerek Çeçenistan'da insan hakları konusunda gelişmeler olduğunu
savunarak adeta Rusya'yı uluslararası kamuoyunun karşısında
ödüllendirmişti.
Ancak Moskova'da 26 Ekim'de tiyatro felaketinde olduğu gibi
Rusya'nın kendi insanını bile göz kırpmadan öldürebilme "yeteneği"
Judd'ın da dudaklarını uçuklatmış olmalı ki Rogozin'in dediği
gibi "sessizliğe bürünmeyi tercih ediyor". Elbette
Judd'ın İngiltere'de 22 Kasım'da düzenlenen Chechnya Today konferansındaki
serzenişlerini dinleyince aslında çok fazla susmadığı ancak
bu sefer Rus dostlarını üzecek tarzda "Çeçenistan'da politik
çözümden başka çıkış yok. Orada insanlar hala kayıplara karışıyor,
temizlik operasyonları devam ediyor" şeklindeki çıkışlarını
sürdürdüğünü görüyoruz.
Judd Avrupa siyasi çevrelerinde AKPM'ne raportör olmaktan öte
bir yeri var. İngiltere'de de onun sıradan bir Lord olmadığı
biliniyor. Eski İngiltere Savunma Bakanlığı sıfatı da bir kenara
not edilmeli.
Moskova'daki olay batıda Rusya'ya ilişkin korkuları haklı çıkardı.
Ama bu korku Çeçenistan'a barışı getirecek süreci başlatmaya
yetecek baskılara bir türlü dönüşmüyor. Bunun altında da başka
korkular var…
|