 |
Prof.
George Hewitt ile Rusya'da alfabe diktesi, yok olan ve
ölümü soluyan diller üzerine
|
|
"Her
iki haftada bir dil ölecek"
|
|
DÜNYA
DİLLERİNİN YARISI 100 YIL SONRA YOK
"Kaba bir tahminle dünya üzerinde 6000 civarında
dilin mevcut olduğu söyleniyor. Birçoklarının hassas bir
durumda oldukları göz önüne alınırsa, yüzde 30 ile 50'sinin
bu yüzyıl sonunda yok olacağı varsayılıyor. Daha iyimser
tahminler göz önüne alındığında dahi, bu önümüzdeki 98
yıl boyunca her iki haftada bir dilin öleceği anlamına
geliyor..."
|
|
HANGİ
KAFKAS DİLLERİ TEHLİKEDE?
"Büyük
ihtimalle Batlar yakın zamanda gidecek. Ve Udi, Kryts,
Khinalug, Budukh, Hinukh, Archi, Hunzib gibi bazı küçük
Dağıstan dilleri tehlikede. Abkhaz, Abaza, Batı Adıge
gibi diğer bazı yazınsal diller de genç nesillerin Rusça
konuşurken daha mutlu ve daha emin olmaları sebebi ile
hiç de sağlıklı bir durumda değiller."
|
|
Fehim
Taştekin'nin röportajı
|
Londra Üniversitesi
Oryantal ve Afrika Çalışmaları Bölümü (SOAS) Öğretim Üyesi Prof.
George Hewitt, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in onayından
geçen Kiril alfabesinin federasyonda geçerli tek alfabe olduğuna
ilişkin yasa değişikliğinin ne anlama geldiği, ölümün eşiğinde
olan Kafkas dilleri ve az konuşulan dillerin yok olmaması için
yapılması gerekenler üzerine sorularımızı cevaplandırdı. Hewitt,
gerek Kafkasya'da gerekse dünyanın diğer bölgelerinde ölmek
üzere olan dillerle ilgili ilginç bilgeler veriyor.
Kiril alfabesi ile ilgili alınan kararın Rusya'nın kültürel
egemenliğini hissettirme gayretlerinin bir sonucu olduğunu düşünen
Hewitt, yerel dillere ilişkin asıl tehlikenin devletten gelmediğini
düşünüyor. İşte Hewitt'in tespitleri:
Bildiğiniz
gibi Rusya Federasyonu, Kiril alfabesini dikte eden bir yasa
çıkardı. Rusya'daki bu yasa değişikliğinin Kafkasya dilleri
üzerinde ne tür etkilerini bekleyebiliriz?
|
George
Hewitt
Prof. George Hewitt, Kafkas dilleri üzerinde en önde gelen
akademisyenlerden birisi. Dilbilimciliğinin yanısıra 1990'lı
yıllarda Abhazya'ya karşı savaş çığırtkanlığı yapan Gürcü
milliyetçi gruplara yönelik "açık sözlü" çıkışlarıyla
tanınan bir isim.
Gürcistan ve Abhaz grameri üzerinde büyük bir otorite
olarak kabul edilen Prof. Hewitt, Londra Üniversitesi
Oryantal ve Afrika Çalışmaları Bölümü (SOAS)'nde çalışmalarına
devam ediyor. Kafkas dilleri ve politik gelişmeleri üzerine
yazılmış çok sayıda makalenin sahibi olan Hewitt, Abhaz
kökenli Zaira Khiba ile 26 yıllık evli. Hewitt çiftinin
Amra ve Gunda adlı iki kız çocuğa var. The Abkhazians
adlı kitabın editörü olan Hewitt, Londra'daki North Caucasian
Trust'ta kurucu üye, Medical Aid and Relief for Childeren
of Chechnya adlı organizasyonda da üye olarak yer alıyor.
|
Bildiğiniz
gibi, benim uzmanlık alanım Kafkasya ve burada konuşulan yerel
diller, dolayısıyla da kendimi bu bölge ile sınırlı tutacağım.
Sovyet otoritelerince yaratılmış olan "Yeni Yazınsal Diller"in
hepsi, Kuzey Kafkasya yazınsal dilleri de dahil olmak üzere,
(1936 ile 1938 yılları arasında gerçekleşen Roma alfabesi temelli
imlanın bırakılışı ile) eninde sonunda Kiril alfabesine dayanan
yazıya geçtiler.
Çeçenistan, Cahar Dudayev'in başkanlığı altında bağımsızlığını
ilan edince yeni cumhuriyetin Rusya'dan uzaklaşmasının altını
çizmek için atılan adımlardan biri de Kiril alfabesine dayanan
Çeçen yazısının reddedilip, bir tür Roma alfabesi ile değiştirilmesi
olmasıydı. Ancak şunu da söylemeliyim ki, bu değişimin ne derecede
başarılı, yada ne derecede yaygınlaşmış olduğundan emin değilim.
Sonuçta tüm ülke, şu son on yılda, bunun gibi kültürel meselelerden
çok, en azından fiziksel olarak hayatta kalabilme mücadelesi
içinde.
Ve dolayısıyla Çeçenistan'ın bağımsızlığını önlemek amacıyla
direk ve hemen çabuklukla görülebilecek bir etkiden bahsedilebilir.
Bununla birlikte mevcut Kiril alfabesinden farklı bir alfabeye
dönüş veya yazı dili olmayan bir dile komple yepyeni bir yazım
şekli meydana getirme isteği sözkonusu olduğunda bile Kiril
alfabesi dışında bir seçenek bırakılmamıştır. Benim görüşüme
göre insan hakları ihlalinden söz etmesem bile bu kültürel ayrımcılığın
bir şekli olarak algılanmalıdır. Kanaatimce yapılanların amacı
Rusya Federasyonu'nun ilgili bölgelerinde Rusya'nın kültürel
egemenliğinin altını çizmektir.
Daha
genel anlamda Putin'in dil ve kültür politikaları hakkında neler
söyleyebilirsiniz?
Putin'in
her iki alandaki fikirleri hakkında da özel bir bilgiye sahip
değilim, ancak, hakkında bilinenler ve son 3 sene içerisinde
görülenler ışığında, ondan, Rus milliyetçiliğine dayanan hislerden
başka bir şey beklenebilir mi acaba?
İlk
adımın Kiril alfabesinin tek alfabe olarak dayatılmasından sonra,
ulusal dillerin resmi dil statüsünden çıkarılmaları beklenebilir
mi?
Şimdilik
Kafkasya'daki azınlık dillerinin, yazınsal olsun olmasın, geçerliliklerine
dair tehlikenin devletten geldiğini düşünmüyorum; Daha çok,
kendi çocuklarına, konuştukları ana-dillerine dair bir parça
bilgiyi aktarmanın önemini kavrayamayan ilgisizlikle ilgili
bir sorun var.
Kuzey Kafkasya'da
dilin geliştirilmesine ilişkin faaliyetler, bu konudaki görüş
ve öneriler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Yerel uzmanların
yerel diller üzerine basılmış kitapları var ve bunlar nitelik
açısından farklılıklar arzediyorlar. Asıl gereksinim duyulan
çocuklar için 'çekici' okuma kitapları ve daha gelişmiş öğretim-malzemeleri,
ve kuşkusuz güvenilir sözlüklerin hazırlanmasıdır. Tabassaran'ın
onyıllardır yazınsal bir statüsü olmasına rağmen, kayda değer
kapsayıcılıkta ilk Tabassaran-Rusça sözlük yalnızca birkaç hafta
önce basılabildi. Dargwa (Dargi), Dağıstan'daki bir başka yazınsal
dil, hala böyle bir sözlükle övünemiyor, ki bu da bir skandal.
Diasporadaki
ana-dillerin yokoluşu hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Bir Kafkas
ana-dilinin eriyişinin en çok bilinen örneği, tabii ki, Ubıhça'nın
1992 sonbaharında yokolmasıdır. Buradaki ironik nokta, Ubıhlar
19. yüzyıldaki Kafkas savaşının ardından Kafkasya'yı terk etmemiş
olsalardı, Ubıhça büyük ihtimalle, kardeşleri Abkhaz, Abaza,
Batı Adıge ve Doğu Adıge gibi yazınsal statü elde edecekti.
Türkiye'deki durum ise azınlık dillerinin genelde hoş görülmüyor
olması ve resmi öğretimlerinin yasaklanmış olması sonucu hiç
de iyiye gitmedi; ancak bu dillerin öğretimini serbest bırakan
yeni yasanın da iyi karşılanması gerekir, ilgili toplulukların
bu fırsatı kendi dillerini kurtarmaları için kullanacaklarını
umuyoruz. Hala zaman var!
Yakın
zamanlarda ölen diller hakkında bir istatistik mevcut mu?
David Crystal'ın
1999 tarihli 'Dil Ölümü' adlı kitabı kaba bir tahminle 6000
civarında dilin mevcut olduğunu söylüyor. Birçoklarının hassas
bir durumda oldukları göz önüne alınırsa, yüzde 30 ile 50'sinin
bu yüzyıl sonunda yok olacağı varsayılıyor. Daha iyimser tahminler
göz önüne alındığında dahi, bu bile önümüzdeki 98 yıl boyunca
her iki haftada bir dilin öleceği anlamına geliyor...
Bu çerçevede
hangi Kafkas dilleri sizce yok olmanın sınırında?
Büyük ihtimalle
Batlar yakın zamanda gidecekler. (Çeçence ve İnguşça'ya çok
yakın ve bu dil sadece bir Gürcü köyünde konuşuluyor, ki orada
da öğretilmiyor; Takriben 200 yıldır Gürcücenin etkisi altında).
Ve Udi, Kryts, Khinalug, Budukh, Hinukh, Archi, Hunzib gibi
bazı küçük Dağıstan dilleri de tehlikedeler; ayrıca Güney Kafkasyalı
Svan ve hatta Laz dilleri bile tümüyle tehdit dışı değiller.
Ancak, yukarıda bahsettiğim genel ilgisizlik düşünüldüğünde,
(yazılı olmayan) Mingrel gibi daha büyük diller ve Abkhaz, Abaza,
Batı Adıge gibi diğer bazı yazınsal diller de genç nesillerin
Rusça konuşurken daha mutlu ve daha emin olmaları sebebi ile
hiç de sağlıklı bir durumda değiller.
Küçük
Kafkas dillerinin yok olduğu bu tehlikeli süreç nasıl durdurulabilir?
Lider konumundaki
ulusal figürlerin, adamlarını kendi dillerinin kültürel önemini
tanımaları için cesaretlendirmek ZORUNDALAR. Bu gurur yeniden
elde edildikten sonra, dillerin yeni nesillere aktarılmaları
çok daha kolay olacaktır. Ve açıklığa kavuşturulması gereken
önemli bir nokta var, zira bu nokta dil-aktarımına dair hiçbir
bilgisi olmayan ve uzman olmayan birçok kişi tarafından yanlış
anlaşılıyor; o da şu ki, henüz okula gitmemiş olan çocukların
evlerinde birden fazla dile maruz kalmaları, onlar için zor,
yada kafa karıştırıcı DEĞİLDİR. Birçok insan gayet masumane
bir şekilde, (Rusya'da Rusça, Türkiye'de Türkçe, Arabistan'da
Arapça) yapıldığı eğitimin tek bir ana-dille yapılmasının çocuklarının
hayata iyi bir başlangıç yapabilmeleri için, evde sadece eğitim
gördükleri dile maruz kalmaları gerektiğini varsayıyorlar. Tabii
ki, çocukların, eğitim gördükleri dile maruz kalmalarına izin
vermek gerekir, ancak geri kalan zaman boyunca çocukla kendi
ana-diliyle (yada dilleriyle) konuşulmalı.
Şayet dil öğretmek için çocukların ortaokul çağlarını(11-13
yaş) beklerseniz bütün çocukların doğuştan sahip oldukları öğrenme
kabiliyetini de öldürmüş olursunuz. Mesela İngilizlerin yabancı
bir dili öğrenmede başarısız olmalarının nedenlerinden biri
de budur.
İngiliz okullarında yabancı dil öğrenimi çok geç başlamaktadır.
Bir anadili konuşanlar açısından kendi dillerinin ilk okullarda
basit seviyede öğretildiğini görmeleri gurur verici ve teşvik
edici olabilecektir. Dolayısıyla Türkiye, Gürcistan, Rusya ve
Arabistan gibi imkanların olduğu yerlerde yazılı olmayan dillerin
bu seviyede öğretilmesi önemlidir.
Bir
süre önce dil konferansı dolayısı ile Türkiye'deydiniz. Çerkezlerle
karşılaştığınızdaki izlenimleriniz neler oldu?
Karşılaştığım
insanların kendi dillerinin(Abkhazca ve Adıgecenin) hayatta
kalmasına ve mümkün olduğunca Türkiye'de öğretilmeye başlanmasına
dair arzularından etkilendim. Sorun her bir dil için uygun olan
yazıyı hızla seçmek, bunun için Türkiye'de Kafkas diasporası
için kurulmuş tüm dernek ve vakıflar arasında uzlaşma sağlamak
ve bu kararları mümkün olduğunca çabuk uygulamakta yatıyor.
Korkulacak olan, bu kadar fazla dernek olması nedeniyle ortak
bir uzlaşı elde etmek zor olabilir ve proje için bu konferansta
gösterilen şevk eriyip gidebilir.
Bu konularda
ayrıca söylemek istediklerinizi lütfen ekler misiniz?
Kuzey Batı
Kafkasya diasporası birkaç Yakın Doğu ülkesi arasında dağıldığı
için, yalnızca Türkiye'deki dernekler arasında değil, tüm diaspora
alanındaki ilgili gruplar arasında da iletişim kurma faaliyetleri
görmeyi isteriz. Şu da var ki, ilgili alanları etkileyen zorlu
sosyo-ekonomik (ve sıklıkla da siyasal) koşullara rağmen, diaspora
ile Kafkasya'daki ana-topluluklar arasındaki ilişkilerin sıkılaştırılması
büyük önem taşıyor. Ve tüm bu çabalarında tüm Kafkasyalılara
kolaylıklar diliyorum. Yakın Doğu'daki, hem de Kafkasya'daki
toplulukların yeni yıllarını kutluyorum.
Ajans
Kafkas
|