KAFKAS
V
AKFI
 VAKIF HAKKINDA  
 BUGÜNKÜ 
 KAFKASYA
 
 ANALİZ  
 DİASPORA  
 KÜLTÜR  
 TARİH  
 İZ BIRAKANLAR  
 KAFKAS
 KİTAPLIĞI
 
 BELGELERLE 
 KAFKASYA
 
   
 SERBEST KÜRSÜ  
 MÜZİK  
 SOHBET ODASI  
 E-MAİL  
 ANA SAYFA  
 
 ENGLISH
 RUSSIAN
 ARABIC
 

Dudayeva'dan Dudayev için…

"Onları kanlarından veya anavatanlarından yoksun bırakabilirler, fakat dünyada hiç kimse Çeçenleri şereflerini ve haklarını savunmaktan yoksun bırakamaz."

Röportaj: Fethi Güngör

1996'da Ruslar tarafından şehit edilen Çeçenistan'ın özgürlük lideri Cohar Dudayev'in eşi Alla Dudayeva'nın pek fazla bilinmeyen iki yönü var: O hem şair hem de ressam. Dudayeva Çeçen değil, ama bir Çeçen lideri eşi olarak kendisini Çeçenistan davasına adamış bir hanımefendi. Dudayeva, eşi için "Bir Milyon Birinci" adıyla bir de kitap yazdı.
Fethi Güngör, Ajans Kafkas için Alla Dudayeva ile mülteci olarak kaldığı Bakü'deki evinde görüştü.

- Bu kitabınızda dünya insanlığına neyi anlatmak istiyorsunuz?

Kısaca söylemek gerekirse, kitap gerçeği ortaya koyuyor. Ben bu savaşta meydana gelen her şeyin şahidiyim. Gözümün önünde cereyan eden her şey bu kitapta yazılı. Fakat bu kitapta daha çok Cohar Dudayev hakkında yazılar var.

- Neden "Bir Milyon Birinci"?

Bu isim kitabıma rast gele verilmiş bir isim değil. O her zaman kendisini, Çeçen halkının mutluluğuna adanmış olarak görüyordu ve gerçekten öyle idi. Bir keresinde gazeteci ona sordu: "Cohar Musayeviç, siz ilk Çeçen generalisiniz galiba?" O içtenlikle güldü ve "hayır" dedi. "Bilakis ben bir milyon birinciyim. Herhangi bir Çeçen'e yaklaşıp sorabilirsiniz, 'Siz general misiniz?' diye. Hepsinin general olduğunu göreceksiniz."

Yani onların her biri kendi vatanında birer kahraman olup ruhen generaldirler. Çünkü, onlar toprağın sahibidirler. Bu kitap onun yakın çevresindeki çoğu vefat etmiş, bir kısmı halen hayatta olup dağlarda savaşan silah arkadaşları ile onun ardından ailemizin başına gelenleri konu edinmektedir. Onun ardından diyorum ve bunu yok oluş olarak adlandırmak istemiyorum, çünkü, İçkerya'da onu sağ kabul ediyorlar. Kur'an'a göre kim doğru yolda, Allah yolunda giderse ölü olarak gitmiyor, "onlar diridirler" yaşamaktadırlar. Bu yüzden onun hakkında geçmiş zaman kipinde konuşmayız. Bu olaylarda benim için yeterince ilginç durumlar vardı ve ben bunları kitabımda olduğu gibi yazmaya, gerçeği yansıtmaya, kusur etmemeye çalıştım. Bu benim için klasik bir şey değildi, çünkü bu çoğu kimseye inandırıcı gelmeyebilirdi, fakat ben sizi temin ederim ki, kitapta yazılanların hepsi gerçek, çünkü bir kez daha söylüyorum ben onların hepsinin şahidiyim.

- Bütün dünyanın tanıdığı Cohar Dudayev'le ilgili bir tanım yapmak gerekirse ne dersiniz? Etkilendiğiniz en büyük özelliğini bir cümleyle bize nasıl anlatabilirsiniz?

Çeçenler hakkında sorulmuş bir soru olarak kabul edebiliriz bunu. O gerçek bir Çeçen idi, yani gerçek bir adamdı.

- Siz sanatçısınız, resim çiziyorsunuz, şiir yazıyorsunuz. Bize biraz sanatçı yönünüzden bahsedebilir misiniz? Lütfederseniz bir şiirinizi kaydedebilir miyiz?

Bağımsız Çeçen Cumhuriyeti İçkerya'nın ilk devlet başkanına ithafen kitabımda epigraf olarak yer verdiğim bir şiirim var:

Ey benim mükemmel adamım!
Kumsal ve ovalarda
Kuru ve sıcak rüzgâr nasıl esiyor
Yaz günlerini fark ediyor
Dudakların üzüntüsü, gecelerin hatırası
Senin nutkunun ihtiraslı sesleri,
Derilerde tunçvari yanmışlık
Ve güllerin kokusu -Kafkasya'ya armağan
Doğusu gözlerinin hüznü
Saat saat kumlar hışırdıyor
Ve hayat acı, sert tüfek namlusunda
Nehir zamanı alıp götürüyor...
Özgürlüğe kızgın çağırış
Ateş ve acı sözlerin senin
Ve patlayış: Siyah dalga!
Rüzgârı işittim, getiriyor,
Senin son sözlerini
Özgürlük, güneşe şarkı söylüyor.
Dağ selleri onun türküsünü söyleyip duruyor,
Dualarla çınlıyor doğu.
Halkın nidası: "Allahu Ekber"
Seni çağırıyor: "Dön, Cohar"
Ve ölü, kayaya dayandı,
Rusya! İki kat korkunçsun!
Saygıyla önünde ey Kafkasya,
Saçları ağarmış başımı eğdim.
Savaşın ateşinden kalkıyor,
Sevgili oğulların İçkerya,
Savaş imiş kaderin çizgisi.
Grozni'nin ötesinde -en tehlikeli savaş,
"Zafer" hasretle beklenen çığlık,
Ve dağlar bir an yıldılar...
Billurdan nehirler şakırdıyor,
Yukarıya süzülerek, uçuyor kartallar
Fakat senin sükûnetin koruyor
Çocukluğunun vadisi Yalharoy'u.
Ve sessizce fısıldıyor yüzyıl,
Kabilenin kuleleri yanında
Genç bir yabani gül yetişti...

- Bu şiir için teşekkür ederim. Rus-Çeçen savaşıyla ilgili öngörülerinizi, bu savaşın nasıl son bulacağı ile ilgili görüşlerinizi merak ediyoruz…

Tahmin edemem, çünkü peygamber değilim. Ama benim görüşüm; insanlık savaşları tarihinde olduğu gibi şimdi Çeçenistan'da devam eden şey, İçkerya bağımsızlığının önlenişi, Çeçen halkının yok edilişidir, bu jenosittir. Bu toprak işgalciler tarafından kuşatıldı ve durmaksızın bombalıyorlar. Yüzbinlerce insanı toprağından kovup kamplara gönderiyorlar. Bu topraklarda yaşayanlar geceleri ışık yakmaya, caddeye çıkmaya korkuyor. Tüyler ürperten olaylar Çeçenlere reva görüldükçe, cinayetler sürdükçe orada savaş bitmez. Rus hükümeti o topraklarda yaşayan halkı, verilen kurbanlarını düşünüp daha akıllıca hareket etmedikçe savaş bitmez. Aslan Mashadov başkanlığındaki hükümetimizle eşit şartlar altında yapılacak bir ateşkes anlaşması, hem Rusya hem İçkerya için bu savaşı bitirebilecek yegane alternatiftir. Rusya'nın şimdi takip ettiği siyaset, Birleşmiş Milletler'in sis politikasıdır.

- Bugünlerde Rusya'nın Çeçenistan'da bir anayasa referandumu ve seçim yapacağı yönünde haberler var…

Çeçenlerin nüfusu 650 bin idi. 200 bini savaşta öldü, 200 bin İnguşetya göçmen kamplarında. Geri kalan 250 bini asker. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve hastalar mı seçim yapacak? 300 ila 500 bin olan Rus askeri Çeçen halkının yerine seçimi yapacak! 200 bin ölünün mezarlarının otları mı seçim yapacak? Savaşa karşı olan Çeçenler az. Böyle olsa dahi bir kez daha tekrarlıyorum bu seçim Rus askerinin, Rus hükümetinin seçimi olacak ve FSB'den bir general veya albay getirecekler. Hangi milletten olduğu önemli değil. Rus veya Çeçen fark etmez. Çünkü sonuçta bir hain, Çeçen halkını ve Rus halkını satan bir hain bulunacak. Sizi temin ederim ki, Rus halkı Rus ordusundan farklı düşünmektedir.

- Ben Çeçen mültecileri ziyaret ediyorum. Kolu-bacağı kopmuş, kocasını, çocuğunu yitirmiş ama yüzlerinde gülümseme hiç eksilmiyor. Refah içinde yüzen insanlar intihar ederken, bunlar son derece mutlu bir şekilde gülümseyerek hayatlarını sürdürüyorlar. Hayat dolular. Çeçen halkının psikolojik ve sosyolojik durumu ile ilgili kanaatiniz nedir?

Ben tüm dünyanın ilgisini çeken bu küçük halkın kahramanlığından söz etmek isterim. Donanma, tank ve binlerce askeri gücü ancak ruh yenebilir. Bu saydığımız güçler maddi güçler, ruh ise cevherde bambaşka bir yaratık. Yenilmez ruh korkulara sahip değil, Allah yolunda olanlara ne korku vardır ne de keder. Bunun için ne zaman oğulları ölse, acı ve hüznün yerini gurur kaplar. Çünkü o hain olarak ölmedi. Onları kanlarından veya anavatanlarından yoksun bırakabilirler, fakat dünyada hiç kimse Çeçenleri şereflerini ve haklarını savunmaktan yoksun bırakamaz. Ben size bir şiir daha okuyayım:

Çeçen halkının direnişi
Cohar Dudayev'in yiğit ordusu
Mücadeleye devam ediyor.
Vadilerde gözyaşı, dağlarda hüzün
Askerler sessizce kıyama kalktı,
Ve insanlar gözlerini kaldırdı,
"Allah-u Ekber" nidalarıyla,
BTR'ler, tanklar patlıyor,
Avrupa'da hayretler içinde,
Lord Judge tedbir istiyor,
Fakat haykırış: "Allahu Ekber!"
Dar boğazlarda, sarp uçurumlarda
Düşman bulut gibi akıyor,
Fakat, dağlardan kudretle fırlıyor,
Akın akın çığlık "Allah-u Ekber!"
Hüzün ve acıyı silip süpüren,
Birbirini kovalayarak yapraklar gibi,
Şehitler mezarlardan doğruldu,
Ve kıyamet koptu: "Allah-u Ekber!"

- Son olarak Türkiye ve Kafkasya halkına; tüm dünyaya mesajlarınız var mı?

İlk olarak size, fizik-matematik bilimler doktoru Yuri Kraninov'un 1902 faşist hareketinde ölen oğlu İvanov Nagraninov'dan bir pasaj aktarmak istiyorum: "Rus faşizmi hiç geçmez, bitmez". Bu onun Çeçen halkı için söylediği söz. Bunu bütün dünyanın duymasını istiyorum… Benim kanaatim odur ki; Çeçenleri kanından, vatanından mahrum bırakabilirsiniz. Fakat dünyada hiç kimse Çeçenleri namusunu korumaktan ve haklarını savunmaktan alıkoyamaz. Çeçen halkının direnişi, Cohar Dudayev'in yiğit korkmaz ordusuyla devam ediyor. Kitabımdaki şu şiir benim hayalimdir. Gerek Rusya için gerekse Çeçenistan için bu hayalimin gerçekleşmesini çok isterim.

Derseniz ölüm; Hayır!
Derseniz hayat; Evet!
Aynen korkunç bir rüya gibi bu vahşi savaş da yok olacak!
İki ordu iki nehir gibi bir olmuş!
Ve kuzeye akıyor, Çeçenistan'ı kurtararak!
Hedef; Rusya'yı örümceksi kötülüğünden kurtarmak!
Derseniz ölüm; Hayır!
Derseniz hayat; Evet!
Bize lazım olan ortak bir zafer!
Hakikatin ışığıyla sis ve yalan dağıldı!
Ve biz mutlu olacağız,
Yüzbin şehit bizimle "evet!" diye haykırdığında
Evet! Barışık şehirlere! Parlayan bahçelere! - Evet!
Oralarda oynayan çocuklara! Gelinlere! Eşlere! - Evet!
Dünyada yaşayan tüm insanlara! - Evet!
Evet! Hayata! Mutluluğa! Güneşe! Sevgiye! - Evet!
2000 yılı

Son olarak tüm dünyaya şunu söylemek istiyorum: Bu dünyayı günahtan ve tamahtan korumak gerek. Sahip olduğu devasa toprakla yetinmeden küçük halkları ezenlere cesaretle karşı koymalı. Yüce Allah onların bu cürümlerini bağışlamaz. Eğer onlar Allah'a, O'nun varlığına inanmıyorlarsa bize bakabilirler. Allah olmasa, bizim O'na imanımız olmasa biz bu dehşet verici saldırıya dayanabilir miydik? Çocukların ölmesini istemeyen, üçüncü dünya savaşının çıkmasını istemeyen ve dünyamızın yok olmasını istemeyen insanların tek ses olmaları ve "zorbalıklara hayır!" diyerek sesini yükseltmesi gerekir. Zira, kuvvetli olmak haklı olmak demek değildir. Bu dünyada adaletli kanunların hüküm sürmesi gerekir. Şayet insanlık ve adalet sahibi iseniz, çocuklarınıza hazırladığınız geleceği düşünmek zorundasınız!

- Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Ben de size teşekkür ederim.

Rusça'dan çeviren: Özlem Güngör

Görüş ve önerileriniz için
Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü |
Sohbet Odası
| Linkler