|
Giderilemeyen
korkular ve Gürcistan'ın halk diplomasisi
Fehim
Taştekin
Geçtiğimiz
Cuma günü Gürcistan Gençlik ve Spor Dairesi Genel Müdürü Mamuka
Maisuradze'yi Kafkas Vakfı'na yaptığı ziyaret sırasında dinleme
fırsatı buldum.
Kendisini
halk diplomasisinin bir parçası olarak gören Maisuradze, konuşmalarıyla
Abhaz ve Gürcü halkları arasındaki buzların erimesi için gençler
üzerine çalışan bir kişi portresi çizdi.
Görüşmede Kafkas Vakfı Başkanı Mehdi Nüzhet Çetinbaş ve Genel Müdür
Ömer Duran yer aldı.
Çokuluslu Gençlik Organizasyonu'nun başkanı olarak gerçekleştirdikleri
kültürel ve sportif aktivitelerle Abhaz ve Gürcü gençleri arasında
köprüler kurmayı amaçladıklarını söyledi.
Maisuradze:
"Karşılıklı yarışmalar tertip ediyoruz. Gençler kendi aralarında
tartışıyor ve bundan memnunluk duyuyorlar. Belli bir anlayışın geliştiğini
söyleyebilirim. Ancak gençler arasında geliştirdiğimiz diyalog bazı
Abhaz yöneticilerini rahatsız etti. Halk Abhaz halkını düşman olarak
görmüyor. Abhazya ile sorunun Rusya'dan kaynaklandığını düşünüyor."
Maisuradze, konuşmasında Şevardnadze yönetiminin ve Gürcü halkının
Abhazya'ya karşı savaş istemediğini ve sorunun barışçıl yöntemlerle
halledilmesi gerektiğini düşündüğünü ısrarla vurguladı.
Ancak Abhazya'nın
ve Abhaz diasporasının yabana atılamayacak endişeleri var. Gürcistan'ın
kendi belini doğrulttuğu an yeniden Abhazya'ya gireceği konusunda
derin bir kuşku hakim. Bu korku hem tarihi deneyimlerden hem de
son gelişmelerden kaynaklanıyor. Şevardnadze 1992'de Gürcü güçleri
Abhazya'ya girdiğinde de savaşa karşı olduğunu söylemişti. Sözde
savaşı başlatma iradesi Gürcü İçişleri ve Savunma Bakanı'na aitti.
Ancak Şevardnadze taraftarı olmadığını söylediği bir savaşı sürdüren
kişi oldu. Şevardnadze'nin samimi olduğunu düşünsek bile yarın Gürcistan'daki
başkanlık denetiminin dışındaki güçlerin savaşın fitiline ateşlemeyeceğinin
garantisi yok. Geçtiğimiz yıl Kodor'da Gürcü istihbaratının desteklediği
silahlı grupların Kodor'a girmelerinin yanısıra Amerika'nın bölgeye
gelerek Gürcü askerlerini eğitmeye başlaması da korkunun güncel
nedenlerini teşkil ediyor.
Bu korkulardan hareketle Maisuradze'ye soruyorum:
-Parlamento
Başkanı Burcanadze gibi Abhazya konusunda sert tutumuyla tanınan
politik çevrelerin Gürcistan'daki ağırlığı nedir? Tersinden bakacak
olursak Şevardnadze'nin sağduyulu açıklamaları Gürcistan politik
elitinin hissiyatını ne kadar yansıtıyor? Kışkırtıcı eylem ve açıklamalarıyla
dikkat çeken Orman Kardeşler ve Beyaz Lejyon örgütlerinin gençler
üzerinde taban tutturma şansı nedir?
"Sözünü
ettiğiniz politik çevreler Gürcistan'da çok güçlü değiller. Diğer
iki örgüt de öğle. Çıkarılan tüm gürültüler sınırda kaçak mal trafiği
üzerindeki kontrol kavgasından kaynaklanıyor. İngur nehrindeki kaçak
mal girişi bizim ekonomimizi olumsuz etkiliyor. Bu durum Abhaz kriminal
gruplarla birlikte çalışan bu örgütlerin de işine yarıyor. Çünkü
oradan büyük paralar elde ediyorlar. Kavganın asıl nedeni bu. Şevardnadze
Abhazya'ya karşı kesinlikle ikinci bir savaşın açılmayacağını açıkladı.
Ne Gürcü politikacıları ne de Gürcistan halkı Abhaz halkına karşı
bir düşmanlık hissi içerisinde değil. Ancak Gürcü tarafı olarak
bizim kaygılarımız var. O da Abhazya'daki mevcut yönetim Rusya ile
birlikte hareket etmeyi tercih ediyor. Abhazya'ya ilişkin konsültasyon
Moskova'da yapılıyor. Bu bizim için endişe kaynağıdır."
-Gürcistan Abhazya'ya
karşı ambargoda ısrar ederek Sohum'a Rusya'dan başka bir seçenek
bıraktı mı sizce?
"Rusya'da
ambargoya taraf olan ülkelerden biridir."
-Ancak Rusya
fiilen ambargoyu delmektedir. Abhazya'nın tek nefes borusu şu an
Rusya sınırıdır.
"O kadarını
Gürcüler de yapıyor."
-Ancak her halükarda
ambargo devam ediyor. Abhazya'ya giden Türk gemilerine karasuları
ihlal cezası veriliyor...
"Biz
Sohum'a Soçi'ye açılan sınır kapısını birlikte kontrol edelim diye
teklifte bulunduk ancak kabul etmediler."
-Bu Abhazya'nın
fiilen Gürcistan'ın bir parçası haline gelmesi demektir. Bunu şu
durumda fiilen bağımsızlık çizgisini korumaya çalışan Abhazya'dan
bunu beklemek çok zor. Ancak Gürcistan şayet barışçıl yolda samimi
ise bu ambargoyu kaldırarak bir jest yapması gerekmez miydi?
"Sizin
bu konuda söylediklerinize hak veriyorum. Gürcistan bir adım atmalıdır."
-Gürcistan,
Amerika'nın eğittiği 200 kişilik askeri gücü Pankisi de kullanmayacak.
Bunu Gürcü yetkililer de bir şekilde açıkladılar. Peki daha önce
Amerikan askerlerinin bölgeye gelmesine gerekçe gösterilen Pankisi'de
durum değiştiyse Tiflis bu gücü kime karşı kullanacak?
"Belki
bu grup 2000'den fazla da olabilir. Gürcistan'ın bir devlet olarak
Güçlü bir orduya sahip olması en doğal hakkıdır. Abhaz-Gürcü savaşından
önce ve sonra Rusya, Gürcistan ordusunu kurma teklifinde bulundu.
Ancak biz ordunun NATO standartlarına göre kurulmasını istiyorduk.
Bu nedenle Türkiye'den gelen yardım talebini kabul ettik. Çünkü
Türkiye, NATO modelini temsil ediyor. Amerikan yardımları da NATO
kapsamında değerlendirilmelidir."
***
Gerek Şevardnadze
gerekse diğer Gürcü yetkililer diasporanın gücünü keşfetmiş gibi
bir hal içerisindeler. Bu nedenle de Türkiye'deki Abhaz ve Çerkes
varlığını denebilir ki Ankara'dan daha fazla önemser hale geldiler.
Ancak her ne hikmetse Şevardnadze'nin Türkiye temasları Gürcü basınında
"Abhaz diasporası Tiflis'in görüşlerin benimsiyor" diye
yansıtılıyor. Buradan çıkan sonuç diasporanın Abhaz hükümetine karşı
bir baskı gücü olarak kullanılmak istenmesi.
Mehdi Nüzhet
Çetinbaş'ın da kaygılı olduğu bir konuda Ömer Duran bir itirazda
bulunuyor: "Şayet halk diplomasisi kapsamında diasporadaki
sivil kuruluşlarla görüşülecekse önce bazı şeylerden emin olmamız
gerekiyor. Daha önce Gürcü yetkililerin Türkiye'de diaspora temsilcileriyle
yaptıkları görüşmeler Gürcü basınına Abhaz diasporası Abhazya'nın
Gürcistan ile birebir olmasını istiyor şeklinde çarpıtsa haberler
yayınladı. Buna izin verilmemelidir.
İkinci husus Kafkasyalılar olarak dışarıdan gelecek yardımlarla
sorunlarımızı çözmek beklentisi içerisinde olmak gibi bir özelliğimiz
var. Halkların kendi potansiyel güçlerinin önemsenmesi gerekiyor.
Abhazya'daki savaşta dışarıdan gelen yardımın rolü inkar edilemez
ancak asıl güç Abhazya'nın kendi içinde barındırdığıydı. Buradan
hareketle Kafkasyalılar'ın ne Rusya ne de Amerika'ya rol biçmesine
karşıyım. Kendi sorunlarımız kendimiz çözmeliyiz."
Çetinbaş da,
Abhazya'nın Rusya'ya yaklaşmasının diasporadaki yalnız Abhazlar
değil diğer Çerkes gruplar tarafından da endişe ile karşılandığını
dile getirdi.
Maisuradze'nin
Amerika'nın Gürcistan'da, Rusya'nın Abhazya'daki varlığına ilişkin
endişeler üzerine cevabı şöyle oldu:
"Ben Abhaz gençlerinin Kalinka oynaması beni ne kadar üzerse
Gürcü gençlerinin de Amerikan popu dinlemesi o kadar üzer."
***
Bir süre önce
CSIS Gürcistan Projesi Direktörü Zeyno Baran, Kafkas Vakfı'nı ziyaret
ederek Kafkas-Abhaz Dayanışma Komitesi Başkanı İrfan Argun, DÇP
Sözcüsü Sezai Babakuş, Mehdi Nüzhet Çetinbaş, Ömer
Duran ve Mustafa Özkaya'nın yer aldığı bir grupla fikir alış-verişinde
bulunmuştu. Zeyno Baran'ın Amerika'nın bölgeye ilişkin planları
hakkındaki tespitleri ilginçti. Ona göre Amerika'nın sanıldığı gibi
her şeyiyle tanımlanmış ve şekillenmiş uzun vadeli bir Kafkasya
planı yok.
(Belki de bu nedenle Amerika bölgede ne yapmak istiyor sorusunun
cevabını net olarak ortaya koyacak merci bulunamıyor. Gazetelerde
çıkan beyanatlar daha çok Amerika'nın bölgede yapması ve yapmaması
gerekenleri tayin etmeye matuf gayretler gibi geliyor insana.
Tabi bunlar söylenirken Amerika'nın bölgedeki varlığını daha sonra
Kafkasya'nın iç sorunlarını halletmeye ve bölgesel sorunlara müdahaleye
dönüştürme riski tamamen ortadan kalkmış değil. Özellikle bazı çevrelerin
Amerikan Kongresi'ne verilen mesajlarda bu konuya vurgu yapılıyor
olması önemli. Hakim görüş Amerika Kafkasya'daki dengelerle oynamaya
kalkarsa kesinlikle bataklığa saplanır. Amerika, Kafkasya'da diğer
bölgelerden daha çekingen gözüküyor ve Rusya'yı küstürmeden adım
atma ihtiyacı duyuyor. Baran "Amerika'da bu konuda uzmanlar
çok değil. Dünyanın birçok bölgesinde var olmak isteyen Amerika'nın
Gürcistan'a ayıracak çok fazla vakti yok. Önüne gelen birkaç sayfalık
rapor üzerinden karar vermek durumunda" diyor.)
Mamuka Maisuradze'nin
Gürcü politik elitine güvenmemizi telkin eden açıklamalarına karşın
benim de katıldığım o görüşmede Zeyno Baran "Gürcistan'da bazı
çevreleri tutmak zor. Bazıları bu iş savaşla halledilsin" demişti.
Aslında bizim endişemiz de bu yönde. Şevardnadze'nin özellikle de
parlamentoda hakim olan görüşü tam olarak temsil etmiyor. Abhazya
konusunda en sert açıklamaların Parlamento Başkanı'ndan geliyor
olması değerlendirme dışı tutulacak bir olay değil.
Maisuradze,
Türkiye'de Kafkasyalılarla yürüttüğü temaslarında Sözde Sürgünde
Abhaz Hükümeti'nin bir bakanı olduğunu söylemiyor. Bunu Maisuradze
gittikten sonra öğreniyorum. Maisuradze hem Gürcistan Gençlik ve
Spor Bakanı Yardımcısı hem de Sürgünde Abhaz Hükümeti'nde bakan
görevinde...
Tiflis'in Abhazya'nın seçilmiş iktidarına karşı Gürcistan'da alternatif
bir hükümeti yedekte tutması politik çözüm arayışlarıyla ne kadar
uyumlu bir ameliyedir? Böyle bir şey iyi niyetin göstergesi olabilir
mi?
Abhazlar Gürcüler'e
güvenmek istiyor. Bu güven geçmişte ağır yara aldı. Bu yaraları
iyileştirecek taraf Gürcistan'dır.
Halklar arasında
dostluğun geliştirilmesine yönelik her adım alkışı hakeder. Tiflis'in
iyi niyetine gölge düşüren çok sayıda olumsuzluğu rağmen Maisuradze'nin
finalde söylediği "Abhazlar'ın hatalarını çıkararak bunları
çocuklarıma anlatmak istemiyorum. Bu hem bana hem de kendi çocuklarıma
hakaret olur" sözünü iyi niyetin göstergesi olarak kabul temek
istiyor ve daha sonra kendisine hatırlatmak üzere not ediyoruz.
"Barış
için son silahı size hediye ediyorum" diyerek Kafkas Vakfı'na
bıraktığı kamanın da gerçekten son silah olmasını diliyoruz.
10.06.2002
|