K

a

j

a

n

s



k

a

f

k

a

s

  AJANS KAFKAS
   BUGÜNKÜ  KAFKASYA
   ANALİZ
   DİASPORA
   KÜLTÜR
   TARİH
   KAFKAS KİTAPLIĞI
   LİNKLER
   E-MAİL
 
   ANA SAYFA
   
Litvanya'nın bağımsızlık lideri Vytautas Landsbergis, Ajans Kafkas Editörü Fehim Taştekin'in sorularını cevaplandırdı
"Asıl sorun Rusya'nın zihinsel mirasında"
Landsbergis
Fehim Taştekin
Kopenhag
"Önce insanların Rus-Çeçen sorununu kendi iç dünyalarında halletmeleri gerekiyor. Taraflar düşman kavramından kendilerini kurtarmaları kaçınılmazdır. Burada birinci dereceden sorumluluk Ruslara düşüyor."

Vytautas Landsbergis, Litvanya'nın özgürlük lideri…Sovyetler Birliği dağılırken ülkesinin bağımsızlığını kazanma sürecinde önemli roller üstlenmiş bir politikacı. Onun için Litvanya'nın Dudayev'i demek de mümkün. 1932 doğumlu olan Vytautas Landsbergis, müzik eğitimi aldı. 1990'da Litvanya Cumhuriyeti Yüksek Konseyi'ne başkan olduğunda Litvanya Müzik Akademisi'nde müzik tarihi profesörüydü. 1975'te müzik dalındaki çalışmaları nedeniyle Litvanya Devlet Ödülü'ne layık görüldü.

1988'de Litvanya bağımsızlık hareketi Sajudis'e katıldı ve daha sonra Sajudis Parlamento Konseyi Başkanlığı'na seçildi.
1989'da SSCB Milletvekilleri Kongresi'nde Litvanya'yı temsil etti. 1990'da Litvanya Yüksek Konseyi Başkanlığı'na seçildi. Litvanya onun başkanlığında Rus ordusuna direndi ve bağımsızlığını elde etti. 1992'deki Parlamento seçimlerinde milletvekili oldu ancak Sajudis'in parlamentodaki yenilgisi üzerine muhalefette kaldı. 1993'te kurulan Litvanya Muhafazakar Partisi başkanlığına getirildi. 1995'te ikinci kez parti başkanı oldu.
1996'da tekrar parlamentoya girdikten sonra Parlamento Başkanlığı'na seçildi. 2000'de anılarını kaleme aldığı "Lithuania: Independent Again"adlı kitabını yayınlayan Landsbergis, parlamento üyeliğini ve Muhafazakar Parti Başkanlığı'nı hala sürdürüyor.
Landsbergis, Çeçenlerin durumunu çok iyi anlayan bir lider olarak Kopenhag'daki Dünya Çeçen Kongresi'ne katılarak düşüncelerini paylaştı.

Landsbergis

28 Ekim'de Radisson SAS otelinin lobisinde kendisiyle özel bir röportaj gerçekleştirdik. İşte tecrübeli liderin Çeçenistan ve Kafkasya üzerine söyledikleri:

Rus-Çeçen sorununa yaklaşımınızı merak ediyoruz. Siz bu sorunu nasıl görüyorsunuz?

Bu insanların kafalarının içerisindeki bir sorundur. Önce insanların bu meseleyi kendi iç dünyalarında halletmeleri gerekiyor. Öncelikle taraflar "düşman" kavramından kendilerini kurtarmaları kaçınılmazdır. Burada birinci dereceden sorumluluk Ruslara düşüyor. Bu durumdan çıkmanın yolu karşılıklı oturup konuşmaktır. Karşılıklı öldürmenin sonu yok. Siz Rusları öldürürsünüz, Ruslar da gelir sizin köyünüzü basar. İnsanların birbirini öldürmesiyle hiçbir yere varılamaz. Karşılıklı öldürmenin tek sonucu daha fazla düşmanlık ve intikam duygularının artmasıdır.

Bu zihinsel çıkmazın ve düşmanlık duygusunun oluşmasında asıl sorumlu kim sizce?

Burada sorumlu miras kalan Rus mentalitesidir. Bu nedenle onların Çeçenlerin bir millet olarak aynı haklara sahip olduklarını kabul etmeleri çok zor. Teorik olarak Çeçenlerin Rusya Federasyonu'ndan ayrılmaları durumunda diğer milletlerin de aynı şeyi isteyeceğini söylemekteydiler.

Şöyle 1989-1990'lara doğru gittiğimizde şunları duyuyorduk: "Sovyetler Birliği coğrafyasında yer alan milletler kendi kaderlerini tayin etme haklarını kullandıklarında tüm milletler arasında savaş ve çatışma çıkacak."
Bu nedenle milletlerin yeniden bağımsızlıklarını kazanamayacakları söylendi. Bu sürecin Sovyetler Birliği coğrafyasında domino etkisi yapacağı düşünülmekteydi. Sovyetler Birliği egoistçe davranarak bununla emperyal emellerini devam ettirmeyi amaçladı.

Sovyet liderleri, Sovyetler Birliği ihtişamının dağılmasıyla sona erecek olan bağımsızlık talepleriyle ilgili olayların batılı büyük güçlerden onay alacağını biliyorlardı.
Ancak Sovyetler Birliği dağıldığı zaman otomatik olarak hukuken ülkelerin kendi kaderlerini tayin etme durumu ortaya çıktı. Ülkeler bağımsızlıklarını kazandı ama denildiği gibi korkunç şeyler olmadı.
Kafkasya için de yeni bir düzenlemeler yapmak mümkün.

Sizin hikayenizle Kafkasya'nınki biraz farklı. Sözgelimi sizin bağımsızlık hareketiniz batıdan ve uluslararası kamuoyundan destek görürken aynı şey Çeçenistan için söz konusu olmadı.

Onlar Çeçenistan'ı da destekleyebilirler.

Fakat desteklemediler…

Elbette birçok etkileyici faktör ortaya çıktı. Her şeyden önce Rusya'nın çıkarları Çeçenistan'ın kendi kaderini belirleme hakkına üstün geldi.

Bu durumda Çeçenler ne yapabilirler?

Rus birlikleriyle savaşarak lokal bağımsızlıklarını yeniden kazanabilirler. Bunun olması için de hem Rusya'nın iç kamuoyunda hem de uluslararası kamuoyunun ciddi zihinsel değişime uğraması gerekiyor.

Çeçenistan'a karşı çifte standart politikaları bu şekilde devam ettirilemez. Bu durum zamanla eleştiri oklarını da üzerlerine çekecektir.
Tabi bir taraftan da Rusya kamuoyunda savaş karşıtı cephe de giderek büyüyor. Çünkü savaşın verdiği kayıplar giderek artıyor. Savaşın sürdürülmesinin saçma olduğu yönünde bir düşünce yaygınlık kazanmaya başladı. Devlet bu konuda oluşan hassasiyete rağmen bir adım atmazsa halkın vicdanı bunu kabullenemeyecek ve bugün olmazsa yarın, belki 3, belki de 5 yıl sonra bu savaşın anlamsızlığına tepkisini koyacaktır.
Yani savaşın bitmesi için kamuoyu baskısı ortaya çıkacaktır. İnsanlar bu meselenin halli için daha ne kadar insan ölecek diye soracaklardır.

Zaten 100 bin insan öldü..

Şimdilik…Fakat daha ne kadar insan öldürülecek. Bu gidişat nerede duracak? 400 bin insan öldürüldüğünde ne olacak? Bu tür şeyler hiç olmamış değil. Biz o zaman durup düşüneceğiz ve bu kadar insan öldü de neyi hallettik diye kendi kendimize soracağız.

Şayet bir senaryo ortaya koymak gerekirse Kafkasya'nın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Rusya ya bütün Kafkasya'yı kaybedecek yada Kafkasya ile ilişkilerinde daha esnek ve kabul edilir bir politikaya gidecektir. İkincisini tercih ettiğinde Kafkasya'da daha uzun süre kalmayı başarabilir.

Fakat Moskova'daki rehine eylemine düzenlenen baskınla Rusya'nın hangi politikaları tercih edeceğine ilişkin bir ipucu çıkmadı mı dersiniz?

Landsbergis
Landsbergis, 1989'da bağımsızlık hareketi içerisinde yer alarak Rus ordusuna karşı direnişe önderlik ettiği için "Litvanya'nın kahramanı" olarak anılıyor. (Resim-Arşiv)

Tabi şu anda Rusya oyunu kendi aleyhine oynuyor.

Tiyatro binasında yüzlerce insanın ölmesi bize olacaklara ilişkin bir fikir verdi zaten…

O insanları kim öldürdü?

Sizce kim öldürdü?

Hadiseye bakmamız gerekiyor. Bu olayın kamuoyunda açıklığa kavuşması şart. Ancak resmi açıklamalar ve yoğun propagandalarla kamuoyu etki altında bırakılmıştır. Ama kamuoyu şunu sormalıdır: Teröristler tarafından rehinelere ateş açılmış mıdır? 150 kişiyi öldüren teröristler midir?

Tekrar Rusya'nın Kafkasya ve Çeçenistan politikalarına dönecek olursak, çıkışı nerede görüyorsunuz?

Rusya hala 19. yüzyılın kolonizatör mantığı ile hareket ediyor. Milletleri önce birbirlerine düşüreceksin ardından oraya kendi otoriten altında barışı getirmeye gideceksin. Azeri-Ermeni ve Gürcü-Abhaz savaşında görüldüğü gibi. Rusya bu politikalarla oyunun bir parçası olarak o bölgelerde kalabilir. Ama bu politikaların modasının çoktan geçtiğini de söylemek durumundayız.

Bu zor dönemeçte Çeçenler için sizin favori öneriniz nedir?

Yapılacak birinci iş çatışmaların sona erdirilmesidir. Karşılıklı diyalogun sağlanması ve ateşkes için uygun bir zeminin oluşturulması gerekiyor. Ve ardından barış görüşmeleri için uygun bir atmosferin oluşturulması için çalışılmalıdır.

Kopenhag'daki Dünya Çeçen Kongresi Rus-Çeçen savaşının barışçıl yollarla çözülmesine katkıda bulunabilir mi?

Umarım ki yardımcı olur. Elbette etkilerini göreceğiz. Bu konferans kimsenin görmek istemediği, bakmanın bile korkunç sayıldığı bir gerçeğe dikkat çekti. Neticede insanlar bu felaket sonucunda uyanacaklar. Birileri çıkacak ve neden uluslararası organizasyonların bu korkunç felaketi durdurmadığını, Çeçenistan'da neden insan haklarını korumaya çalışmadığını soracaktır.

Putin, Çeçen Kongresi'ne izin verdiği için Danimarka'yı protesto etti ve AB-Rusya Zirvesi Kopenhag'dan Brüksel'e kaydırıldı. Moskova'daki olayların Rusya-Avrupa ilişkilerine yansımalarını nasıl göreceğiz?

Diplomasinin kendi kuralları var. Sonuçta bir yıllık perspektifle düşünelim, 2003 yılının sonunda bu ilişkiler ne yönde şekil alacak? Şimdi Putin'in Kopenhag yada Brüksel'e gitmesinin çok fazla bir önemi yok. Asıl olan bitmeyen bir savaşın varlığıdır. Bu anlamsız savaşın bitirilmesi birinci dereceden önemli meseledir. Birileri bu savaşı sürdürmek isterken birileri de durdurmaya çalışıyorsa işte bu güzel olandır.

Son olarak hükümetinizin Çeçenistan politikasını sormak istiyorum…

Bu benim hükümetim değil. Biliyorsunuz ben muhalefetteyim. Onlar solcu, eski komünistler. Rusya konusunda dikkatli davranıyorlar. Moskova'yı kızdırmaktan kaçınıyorlar. Ama bu tamamen Rusya'nın politikalarını onayladıkları anlamına gelmiyor. Rusya'nın yanlışlıklarını açık bir şekilde eleştirmeseler de övgüde de bulunmuyorlar.

Sayın başkan vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

Görüş ve önerileriniz için
Anasayfa | Kafkas Vakfı | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | Kafkas Kitaplığı |Resim Arsivi | Linkler |Perspektif