|
"Birçok
Çeçen anne hastalıklar nedeniyle karnındaki
çocuğu dünyaya getiremiyor. Yada çocuklar
hastalıklı doğuyor, yada yaşamak için kendilerinde
güç bulamıyor. Çeçenistan'da Cenevre Konvansiyonu
tarafından yasaklanan silahlar kullanıldı.
Her tarafta radyoaktif yayılma var. Tüm bunlar
Çeçenistan'da iyi ve sağlıklı bir nesil olmasın
diye yapıldı."
|
|
Bir
anne olarak Çeçenistan'daki savaşı nasıl görüyorsunuz?
Her
milletin en değerli varlığı annelerdir. Savaş çıktığında
en fazla acı çekenler de yine annelerdir. Çünkü çocuklarımız
ölüyor. Daha önce olduğu gibi bu savaşta da tüm yük bizim
gibi annelerin üzerinde.
Çocuklara ve yaralılara bizler bakıyoruz. Kaybolan çocuklarımızı
bulmak için sadece Çeçenistan toprağını karış karış aramakla
kalmıyor Rusya'da da çalmadık kapı bırakmıyoruz. Tüm hapishaneleri
dolaşıyoruz.
Artık ülkemizde toplu çocuk mezarları var, bunların bir
kısmının kimlikleri bile tespit edilememiş.
Tabi ki böylesi durumlarda anneler ağlar.
Rusların
kullandığı kimyasal silahlar en çok bizleri vuruyor. Hasta
olan anneler tedavi olamıyorlar. Birçoğu hastalıklar nedeniyle
karnındaki çocuğu dünyaya getiremiyor. Yada çocuklar hastalıklı
doğuyor, yada yaşamak için kendilerinde güç bulamıyor.
Bu anneler açısından daha da korkunç bir durum. Çeçenistan'da
Cenevre Konvansiyonu tarafından yasaklanan silahlar kullanıldı.
Her tarafta radyoaktif yayılma var. Tüm bunlar Çeçenistan'da
iyi ve sağlıklı bir nesil olmasın diye yapıldı. Bir anne
olarak benim için bundan daha kötü ne olabilir.
İzini
sürdüğünüz kaç evladınız var?
Bugün
10 binden fazla Çeçen aile temizlik operasyonları sırasında
tutuklanarak bilinmeyen yerlere götürülen oğullarının
izini arıyor. Birçok anne bu arayış sırasında yaşamını
yitirdi.
Kendi annem bu nedenle 5 yıldır yürüyemeyecek kadar yatağa
bağımlı halde yaşıyor. Sağlık Bakanlığımız kalp ve sinir
hastalıklarına bağlı ölümlerden bahsediyor. Bu acımasız
savaşta birçok anne çıkmaza sürüklendi. Benim çok yakın
bir arkadaşım tüm aile fertlerini kaybedince aklını yitirdi.
Yine bir arkadaşım Çabayeva Malkan ailesini kaybettikten
sonra hastalandı, kafasında şişlikler oluştu ve 32 yaşında
yaşamını yitirdi. Bu tür örnekler bitmeksizin sıralanabilir.
Siz
yakınlarınızı kaybettiniz mi?
1995'te
iki kardeşim Caharkale'de Ruslar tarafından tutuklandı.
Biri tutuklu iken öldürüldü. Diğerinin ise hala nerede
olduğunu bilemiyoruz. Aslında Rusya'ya ihanetten yargılandığını
öğrendik. Çelabinsk'e kadar izini sürmüştük. Fakat şu
anda nerede olduğundan habersiziz.
Ruslar bize kardeşimin tutuklandıktan bir ay sonra serbest
bırakıldığını söyledi ama 5 ay sonra onun Çelabinsk'te
olduğunu tespit ettik. Yani kardeşim hala tutukluydu.
14 yıl hapis cezasına çarptırıldığını öğrendik.
Bu
bilgiye nasıl ulaştınız?
Ailemizden
iki hukukçu var. Onlar bu iş için çok uğraştılar. Ayrıca
Rus gazetelerinden birinde bu konuda bir haber yayınlandı.
Biz böylece kardeşimin hala sağ olduğunu öğrenmiş olduk.
Ama nerede tutulduğunu bilen yok.
Çeçenistan'da
çocuklarını kaybeden Rus annelerle ilişkileriniz var mı?
Zira onların da sizin gibi komiteleri var ve savaşa karşı
çıkıyorlar…
Biz
tamamen farklı bir organizasyonuz. Ama onlarla da irtibatımız
var. Biz onlara kendi katillerini kurtarmak için yardım
ediyoruz. Onların çocukları Çeçenistan'daki savaşa zorla
gönderiliyor. Biz de çocukları zorla askere alınan ailelere
yardımcı oluyoruz.
Paralı
askerlerin aileleri konusunda ne diyorsunuz?
Paralı
askerlerin ailelerine asla yardım etmeyeceğiz. Bu bizim
hakkımız. Onların yargılanıp hak ettikleri cezaları çekmelerini
istiyoruz.
Dernek
olarak başka neler yapıyorsunuz?
Özellikle
yetim çocuklara yardım etmeye çalışıyoruz. Bu çocukları
dinlenme kamplarına götürüyoruz. İşkence kamplarında kalan
erkeklerin tedavileriyle uğraşıyoruz. Bu nedenle de bu
projeler için sponsorlar arıyoruz. Dışarıdan psikologlar
çağırıyoruz. İnguşetya'da mülteci çocuklar için iki okul
açtık. Biri Çeçenistan'da olmak üzere bizim için çalışan
psikologlarımız var. Çeçen çocukların eğitimi için 15
özel kurs açtık. Bu çocuklarımız açısından aynı zamanda
tedavi anlamına geliyor.
Savaş
kaç çocuğunuzu alıp götürdü, kaç çocuk yaralandı yada
sakat kaldı?
Son
iki savaşta 47 bin çocuk öldü. 10 binin üzerinde çocuk
yetim kaldı. 4 bin çocuk hem öksüz hem de yetim kaldı.
Bu
çocuklar nerelerde kalıyor?
Akrabalarının
yanında kalıyorlar. Ancak savaşın zor şartlarında ayakta
kalmakta zorlanan aileler için bu kadar ilave çocuk gerçekten
tahammülü zor bir yük demek. Size beni etkileyen bir iki
çocuğun durumunu anlatmak istiyorum. Alkhan-Kale'de 9
yaşında bir çocuk var. Mayın patlaması sonucu iki gözünü
ve iki kolunu kaybetti. Geçen savaşta babalarını kaybettiler.
Kardeşlerin en büyüğü 13 yaşında. Bunların evi yok, küçük
bir odada yaşıyorlar. Gözü körelen bu çocuğun ameliyat
olduğu takdirde görme ihtimali var. Her geçen gün gözlerindeki
sıvı akıyor. Doktorlar deve kuşu gözünün naklinin mümkün
olduğunu söylüyor. Ama bunu yaptıracak gücümüz yok. 13
yaşında başka bir kız çocuğunun alnındaki kemik parçası
yok. Kafasının ön tarafında kalp varmış gibi atıyor. Bunun
gibi örnekler çok.
|