|
Abhazya'ya
girenlerin milliyeti yoktu
Birçok
kez Abhazya'da bulunmuş olan Londra Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi
Charlotte Warner, Ajans Kafkas'a Kodor'daki olayları ve Abhazlar
üzerindeki izlenimlerini anlattı.
"Kodor'daki
saldırılar başlamadan önce çok huzurlu ve rahat bir atmosfer vardı
Abhazya'da. Havalar güzeldi. Kafeler dolu, insanlar günlük yaşantıları
ile meşguldüler. Derken olaylar patladı. Birden bire ortam gerginleşti.
Herkes savaşın yeniden başladığını düşünmeye başladı. Sokaklar boşaldı."
|
Charlotte
Warner kimdir?
Charlotte Warner, Londra Üniversitesi Slav ve Doğu Avrupa
Çalışmaları Bölümü'nde "milliyetçilik ve kimlik"
konusunda yüksek lisans programına devam eden genç bir
İngiliz araştırmacı.
Lisans
eğitimini Galler'de Rus ve Alman Dilleri üzerine yapan
Charlotte, geçtiğimiz yıl da ünlü Kafkasolog George
Hewitt'ten 6 ay boyunca Gürcüce dersi aldı. Charlotte,
eğitiminin yanısıra part-time olarak Londra'daki çocuk
bahçelerinde özürlü çocuklarla birlikte eğitmen olarak
çalışıyor. Bu nedenle işaret dilini de biliyor.
|
|
"Saldırganların
arasında Çeçenlerin olması kesinlikle bir hayal kırıklığı yarattı.
Abhazya'daki Çeçen mülteciler, Abhaz toplumundan nasıl bir tepki
alacaklarını bilemeden sıkıntılı anlar yaşadılar. Ancak, zamanla
insanlar bu grubu sadece 'teröristler' olarak görmeye başladılar,
milliyetlerine bakmadan."

Zeynel
A. Besleney
|
|
Charlotte
Warner, Kafkasya ile nedenlerle ilgilenen bir araştırmacı değil.
Aynı zamanda uluslararası bir yardım gönüllüsü. Olağanüstü dönemlerde
de Abyazya'da bulunmuş olan bayan Charlotte Warner, 1999'dan beri
batılı NGO(Hükümet Dışı Organizasyon)'ların birçok yardım ve eğitim
projesinde yer aldı. Diğer NGO görevlilerinden biraz
farklı olarak halkla iç içe olmayı başaran Warner, Londra'da Abhazya
ile ilgili tecrübelerini bizimle paylaştı.
Birlikte Londra Üniversitesi Slav ve Doğu Avrupa Çalışmaları Bölümü'nde
"Eski Sovyetler Birliği Coğrafyasında Milliyetçilik ve Kimlik"
başlıklı dersi alırken Abhazya'daki son gelişmelerin yakından tanığı
olan bir kişi olması nedeniyle kendilerinden istifade ettiğimiz
Charlatto Warner'a Ajans Kafkas adına sorular yönelttik. Warner,
Ekim 2001'de Kodor bölgesinde meydana gelen çatışmalara halkın gösterdiği
tepkiler değerlendirirken "Saldırganların arasında Çeçenlerin
olması kesinlikle bir hayal kırıklığı yarattı. Ancak, zamanla insanlar
saldırgan grubu sadece 'teröristler' olarak görmeye başladılar"
diyor.
İşte Warner'ın cevapları:
-
İlk sorum şu; neden Abhazya?
1999
yılında üniversitedeki Rusça hocam Rachel Clogg(1),
Rusça pratik yapmamız ve gençlere İngilizce öğretmemiz için ben
ve arkadaşım Abi Harsfield'a o yaz Abhazya'ya gitmemizi onerdi.
Özellikle babamın anlattığı hikayelerden dolayı Gürcistan'a gitmek
en büyük hayalimdi. Bu nedenle Abi ve ben, daha önce halihazırda
Rusya'nın Sverdlosk şehrinde 6 ay kalıp Rusça pratik yapmış olmamıza
rağmen bu öneriyi kabul ettik.
-
Neler yaptınız Abhazya'da?
İlk
kez, Ağustos 1999'da gittim Abhazya'ya ve aynı yılın Kasım ayına
kadar Sohum'da kaldım. Sohum'daki "Gençlik Evi"adlı kurumda,
Abhaz gençlere ve yerel NGO çalışanlarına İngilizce dersi verdik.
Abhazya'da çok güzel zaman geçirdim ve hala sürekli görüştüğüm çok
yakın dostlar edindim.
-
Biz de buna şahidiz. Sanırım ünlü Abhaz akademisyen Likana Kvarcelya
en son gelen ziyaretçinizdi. Abhazya maceranızın bir yaz sezonuyla
bitmediğini biliyorum. Daha sonra hangi vesilelerle orada bulundunuz?
Biz
orada iken"Kafkasya'nın Çocukları" adlı çocuk ve gençlik
eğitim projesini "War Children" adlı bir NGO'nun finansal
desteği ile yürüten A. Smith ile tanıştık. O, Abhazya'ya yeniden
gelmek istediğimizi bildiği için bize, bu projede çalışmamızı teklif
etti. Biz de sevinçle kabul ettik.
-
Neydi o projenin içeriği?

Charlotte Warner, Sohum'daki Öksüz ve Yetimler Okulu'nda öğrencilere
dersler verdi.
|
Bu
projenin amacı savasın izlerini hala taşıyan Abhazyalı, Güney Osetyalı
ve Azerbeycanlı çocuklara sanatı ve resim yapmayı sevdirmekti. Böylece
biz Şubat 2000'de bu proje için tekrar Abhazya'ya döndük.
Bu
kez Sohum'daki Öksüz ve Yetimler Okulu'na giderek oradaki çocuklara
resim ve sanat eğitimi vermeye, onları sanata yönlendirmeye çalıştık.
Projenin bitiminde de çocukların çizdiği resimlerden oluşan bir
sergi açtık.
Burada
hemen belirteyim ki, bu okulun adı her ne kadar Öksüzler ve Yetimler
Okulu olsa da, aslında 300'ün üzerindeki öğrenciden sadece 10 tanesi
annesini ve/veya babasını savaşta kaybetmiş çocuklardı. Diğerleri
ise, Abhazya'da zorunlu olarak okullara ödenen ayda 35 rublelik
eğitim parasını ödeyemeyen ya da ülkenin uzak dağlık köylerinde
öğrenci azlığı nedeniyle okulları kapatıldığı için aileleri tarafından
Sohum'a gönderilen çocuklardı.
-
Öğrencilerin çoğunluğu Abhaz mıydı?
Evet,
hepsi Abhaz idi. Ve büyük çoğunluğu sadece Abhazca biliyor, Rusça
konuşamıyordu. Bu durumun, oradaki öğrencilerle çok eğlenceli ve
zevkli anlar yaşamamıza neden olduğunu da söylemeliyim. Zira, bunun
için ileride Abhazca öğrenmeyi planlıyorum.
-
Bu projenin sadece Abhazya ile sınırlı olmadığını söylemiştiniz...
Evet
aslında bu proje orijinal olarak 2,5 aylık bir süre için planlanmış
idi ama biz Abhazya ve Kafkasya'dan ayrılmak istemediğimiz için
bu süreyi 7 aya çıkardık. Ve bu zaman zarfında, Abhazya'yı üs edinerek
Güney Osetya ve Azerbaycan'daki mülteci kamplarına da birkaç hafta
süren geziler düzenleyerek, oralarda da aynı projeyi hayata geçirdik;
resim sergileri düzenledik. Neticede bizim Londra'ya dönüşümüz Ağustos
2000'i buldu.
-
Abhazya'da geçirdiğiniz bu günlerden sonra yeniden Londra'ya alışmak
zor olmadı mı?
Gerçekten
de öyle oldu. Her şeyiyle çok sevdiğim, insanlarına bir şeyler verebildiğim
Abhazya'dan uzak kalmak benim için zor oldu. Zaten bu nedenle de
hemen Abhazya'ya geri dönmenin yollarını aradım. Derken karşıma,
yine eski hocam Rachel Clogg çıktı. Rachel, bütün eğitim ve yardım
projelerinin Sohum'da yapılmasından rahatsızdı. O yüzden Abhazya'nın
diğer şehirlerini ve uzak dağ köylerini kapsayacak, oralardaki özürlü
çocukları da içine alacak şekilde eğitim vermeyi amaçlayan projesinden
bahsetti bize. Biz de zevkle kabul ettik. Projenin finansmanını
da, profesyonel bir tiyatro oyuncusu olan Abi'nin Abhazya'ya yardım
için oynadığı oyunların gelirlerinden ve Rachel Clogg'un Oxford
Üniversitesi'ndeki bağlantıları sayesinde "Quaker- Dostlar"adlı
derneğin yardımlarından sağlayacaktık.
Ayrıca elimizde Abhazya'daki tüm özürlü çocukların yakın bir arkadaşım
tarafından çıkarılmış listesi vardı. Bu liste de bize rehber olacaktı.
Netice olarak ben, Abi ve Rachel, Haziran 2001'de buyuk bir sevinçle
Abhazya'ya geri döndük ve ekim ayının sonuna kadar Gal bölgesi dahil
Abhazya'nın hemen her yerini gezdik. Dağ köyleri de dahil birçok
yerde çocuklarla çocuk bahçelerinde oynadık, onlara eğitim verdik.
-Bu
nasıl bir başarı sizce? O zaman neler hissettiniz?
Bu
projenin son aşamasında Sohum'da Abhazya'nın tüm bölgelerinden çocukların
katıldığı bir çocuk festivali organize ettik. Eylül 2001'de gerçekleştirdiğimiz
bu festival ile Abhazya'nın tüm bölgelerinden çocukları birbirleriyle
kaynaştırmış olduk.
İnanılmaz güzel bir duygu idi. Projeyi destekleyen herkes ve biz
yaptığımız işten çok büyük bir haz aldık. Savaş Çocukları'nın küçük
dünyalarından evrene yeni bir pencere açtığımızı hissettik.
Ancak bu mutluluğumuzu henüz doya doya yaşayamadan sizin de bildiğiniz
gibi Eylül'deki Kodor Bölgesi'nde çatışmalar başladı.
-Evet.
Ben de tam bu meseleyi soracaktım. Türkiye'deki Çerkes diasporası
Abhazya'da o dönemki gelişmelerden büyük endişe duydu. Abhazya'da
kaldığın süre zarfında diğer NGO çalışanlarından farklı olarak BM
binalarında değil de Abhazlarla içice yaşadığını biliyoruz, hatta
bu yüzden BM ve diğer NGO temsilcileriyle bazı sorunlar yaşadığınızı
da. Halkın içinde olmayı başaran biri olarak çatışmalar çıktığında
nasıl bir atmosfer vardı Abhazya'da?
Evet
haklısın. Abhazya'daki NGO çalışanları genellikle halktan kopuk
ve ülke gerçekliğinden yalıtılmış bir şekilde yaşıyorlar. Bu nedenle
onlar, sıradan insanların yaşamları hakkında sağlıklı bilgi veremezler.
Bu saldırılar başlamadan önce çok huzurlu ve rahat bir atmosfer
vardı Abhazya'da. Havalar güzeldi. Kafeler dolu, insanlar günlük
yaşantıları ile meşguldüler. Derken olaylar patladı. Birden bire
ortam gerginleşti. Herkes savaşın yeniden başladığını düşünmeye
başladı. Gerginlik ve tansiyon had safhaya vardı. Sokaklar boşaldı.
Erkeklerin hemen hepsi dağlara, Kodor'a savaşmaya gitti.
Abhaz
televizyonu her iki saatte bir çatışma bölgesine bağlanıp canlı
haber sunuyordu. Ve o yayınlarda, daha bir gün öncesine kadar yanımızda
olan arkadaşlarımızı, dostlarımızı televizyonda savaşırken görmek
çok kötü bir tecrübe oldu. Ama onların orada olmasının gerekliliğinin
bilinceydi herkes. Tabii ki ben de.
-
Peki sıradan insanlar olayları, özellikle de Kodor'da çatışmalara
neden olan silahlı grubun içinde Çeçenler ve Kuzey Kafkasyalıların
olmasını nasıl yorumladılar?
İnsanlar
Gürcü ve Çeçenlerden oluşan "terörist yada eşkıyaların"
saldırdığını düşündüler. Yalnız şunu da belirteyim, ben bu çatışmalar
başladıktan iki hafta sonra Londra'ya geri döndüm. O nedenle benim
bilgim sadece bu iki haftalık dönemi kapsıyor. Ayrıca o süreçte,
çok yoğun bir bilgi karmaşası yaşanıyordu. Açıkçası kimse tam olarak
neler olduğunu bilmiyordu. Saldıran grubun kimliği, Çeçenlerin varlığı,
saldırının amacının ne olduğunu kimse tam olarak anlayamamıştı.
Saldırganların
arasında Çeçenlerin olması kesinlikle bir hayal kırıklığı yarattı.
Ayrıca bu olaylardan dolayı, Abhazya'daki Çeçen mülteciler de, Abhaz
toplumundan nasıl bir tepki alacaklarını bilemeden sıkıntılı ve
gergin anlar yaşadılar.
Ancak,
zamanla insanlar saldırgan grubu sadece "teröristler"
olarak görmeye başladılar, milliyetlerine bakmadan; Abhazya'nın
geleceği için yok edilmesi gereken teröristler.
-
Abhazya'daki bu tehlikenin çok büyümeden atlatılması sevindirici
oldu...
Evet
haklısın.
-Kısa
sayılamayacak bir süre Abhazya'da kaldınız. Peki Abhaz halkı ile
ilgili ne tür intibalar edindiniz?
Daha
önce de dediğim gibi benim diğer NGO çalışanlarından farklı olarak
Abhaz insanı ile sıcak ilişkiler kurma şansım oldu. Rachel Clogg'un
eşi Abhaz. Kendisi de 5 yıl Abhazya'da yaşadı. Biz de onunla birlikte
"aileden biri" gibi görüldük, Abhaz ev sahiplerimiz tarafından.
Zira hep Abhazlar ile birlikte kaldık. Ve çok güzel dostluklar edindim,
o hep anlatılan Kafkas misafirperverliğini yaşadım.
Abhazya
inanılmaz güzellikte bir ülke. Ve o ülkede olup, çocuklara bir şeyler
verebilmek çok zevkli idi.
-
Bu kadar yoğun duygular beslediğiniz bir ülkeden ne kadar daha ayrı
kalabileceğinizi merak ediyorum doğrusu.
Çok
uzun sürmeyecek bu ayrılık. Önümüzdeki Haziran ayında, yüksek lisans
programımın da bitmesiyle Abhazya'ya geri dönüyorum, arkadaşım Abi
ile birlikte. Bu kez de, Abhazya'nın her yerini dolaşıp bizim yokluğumuzda
çocuklara eğitim verebilecek kişileri eğitmeye çalışacağız. Ayrıca
İngilizce de öğreteceğiz.
-
Bu proje ne kadar sürecek?
Aslında
2.5 ay olarak planlandı. Ancak ben orada çok daha fazla bir süre
kalmayı planlıyorum.
-
Öyle anlaşılıyor ki yaşamınızın geri kalan bölümünde Abhazya'nın
özel bir yeri olacak...
Evet.
Abhazya'yı çok seviyorum. Orada çok güzel günler geçirdim. İnsanlara
yararlı bir şeyler yaptığımızı sanıyorum. Kafkasya'yı çok seviyorum.
Ve eğitimim sona erdikten sonra yapmayı planladığım her şeyde Abhazya
ve Kafkasya var.
-Kim
bilir, belki küçük bir Abhaz dağ köyünde sürdürürsünüz yaşamınızı!
Kim
bilir? Ben de çok istiyorum gerçekten. Ama herşeyi zaman gösterecek.
-
Abhazya ile ilgili anılarınızı ve bilgilerinizi bizimle paylaştığınız
için teşekkür ederim.
1-
Rachel Clogg, ünlü Amerikan akademisyen ve Yunanistan uzmanı Richard
Clogg'un kızı. Bir Abhaz ile evlenen ve daha sonra ayrılan, savaş
sonrası Abhazya'da 6 yıl kalan, şu anda da Oxford Üniversitesi'ne
bağlı St. Anthony's College'de doktorasını Abhazya'da Ulusal Kimlik,
Dil ve Edebiyatın Politiği üzerine yapan Clogg ayrıca George Hewitt'in
editörlüğünü yaptığı 1998 basımı "The Abkhazians" adli
kitaptaki "Abhazya'da Din" adlı bolümün yazarı. Kendisinin
Abhazya ve Abhazlar üzerine yapılmış yardım kampanyaları da dahil
olmak üzere birçok projede imzası var.
Zeynel
A. Besleney-Ajans
Kafkas 11/03/2002 Londra
|