|
Çeçen sıkıntısı
Kafkasya’da savaşın şiddeti yeniden arttı. Tabii bunun üçüncü ülkelere
etkileri de...
Çeçenistan’dan, Rus kaynaklarının birbiri ardına verdikleri, kimisi
yalan, kimisi doğru, Çeçen liderlerin ölüm haberleri bugünlerde
en çok Ankara’da yankı buluyor.
Çünkü Ankara,
Çeçenistan sorunu konusunda tam anlamıyla ‘arada kalmış’ durumda.
Bir tarafta
büyük komşu Rusya.
Rusya ile ilişkileri
güçlendirmenin vaat ettikleri hiç yabana atılır gibi değil.
Çünkü bir zamanların
‘büyük düşmanı’ ABD ile ilişkileri geliştiren Moskova, Türkiye’ye
de sürekli aynı yönde mesajlar gönderiyor.
İlişkileri geliştirme
isteği Ankara’da da aynı şekilde güçlü olmalı ki, bunun altyapı
çalışmaları bile başlamış durumda.
Temelini bizzat
Başbakan Bülent Ecevit’in 1999 yılındaki Moskova ziyaretinde ‘Çeçenistan
Rusya’nın iç işidir’ cümlesiyle attığı, Ankara’da 7 yıl büyükelçilik
yapan, ardından Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Albert Çernişev’in
‘camdan evi olan, komşusuna taş atmaz’ ifadesiyle yarı tehdit-yarı
dostça uyarı ile somutlaştırdığı bir işbirliği bu.
‘Rusya PKK’ya,
Türkiye ise Çeçenistan’a bulaşmayacak. Karşılığında iki ülke ilişkileri,
başta ekonomik alan olmak üzere, her alanda ilerletilecek...’
Yolun ucu açık;
her iki tarafın yetkilileri de stratejik ortaklıktan bile bahsediyorlar.
Ancak bir de
madalyonun diğer yüzü var.
Kafkaslar’da
yaşanan Türkiye-Rusya rekabeti.
Ve daha da önemlisi,
Türkiye’de yaşayan yaklaşık 5 milyon Kafkasya kökenli Türk vatandaşı
ve onların Çeçenistan’a duydukları gönül bağı, Çeçen davasına inançları...
‘Arada-derede’
kalan Ankara’da şimdilik ibre Rusya’dan yana görünüyor.
Bunun en somut
göstergesi ise, aylardır üzerinde çalışılan Uluslararası Çeçen Konferansı’nın
iptal edilmesi...
Konferans’ın
17-18 Mayıs’ta toplanması için hemen hemen tüm hazırlıklar bitmişti
ki, önce Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Lebedev’den ‘kongreyi iptal
edin, yoksa ilişkiler bozulur’ notası geldi.
Hemen ardından
da, Başbakan Ecevit’in ani hastalığıyla aynı güne denk gelmesinden
olacak, önü-arkası pek de araştırılmayan The Marmara Oteli’ndeki
‘Çeçenistan baskını’ gerçekleşti.
İstanbul Valiliği
de, daha önce konferansın yapılması için verdiği izni geri aldı.
Valilik iptal
kararını resmi düzeyde ‘konferansın bilimsel olmaması’ ile gerekçelendirdi.
Gayrı resmi olarak ise, konferansın ‘provokasyon ihtimali ve güvenlik
sorunları’ nedeniyle iptal edildiği organizatörlere söylendi.
İptalin ardından
Ajans Kafkas’ta yayınlanan yorumda sorulan şu soru çok anlamlı:
‘Şimdi durup
The Marmara Oteli’ne yapılan baskının perde arkasında olanları irdelemenin
tam zamanı. Hiçbir Çeçen ya da Çerkes derneği ile alakası olmayan
ve kimselerin tanımadığı, üstelik akli dengesinin olmadığı her halinden
belli olan bir kişinin Çeçenler’in sesini duyurmak iddiasıyla giriştiği
eylemi kim tezgahladı dersiniz? Bu eylemin arkasında Rus istihbaratının
olmadığını kim iddia edebilir?’
Rus üslerini
kapatma kararı aldığı günlerde Gürcistan Cumhurbaşkanı Eduard Şevardnadze’ye
suikast girişimlerini, Türkiye’ye her yakınlaşma çabasında Azerbaycan’da
çıkan Rus destekli iç karışıklıkları düşününce, bu olasılık hiç
de yabana atılır gibi değil.
Üstelik bu kuşkuya
bir de, Ruslar’ın daha önceki Swissotel baskınına gösterdikleri
tepkiyi Marmara Oteli baskınına göstermemelerini de ekleyin.
Sonuç olarak,
Çeçenler ve Rusya’nın Türkiye’de girdikleri mücadele şimdilerde
Moskova galip görünüyor.
Ajans Kafkas’ta
yayınlanan yorumda bu ‘galibiyetin’ mimarı olarak ise bakın kim
gösteriliyor:
‘Türk kamuoyu
artık Mavi Akım Projesi’nin mimarı Mesut Yılmaz’ın Rusya hassasiyetini
biliyor. Yılmaz’ın bu hassasiyeti ve Rusya ile ilişki biçimi, Kremlin’den
gelecek her talebe Ankara’nın şapka çıkaracağı anlamına geliyor.’
Çeçen sorunu
önümüzdeki günlerde hem dış, hem de iç politikada en çok konuşulan
konulardan biri olmaya aday...
Zeynep
Gürcanlı STAR
|