| Kabardey-Balkar
Meclis Başkanı Nekhuş Zawurbi ile seçimler ve ülke sorunları üzerine
"Güçlüler
aday olmadı, aday olanlar güçlü değildi"
"Kabardey-Balkar'da
seçime katılacak çok güçlü adaylar vardı. Ama önümüzdeki beş yıllık
dönem için ülkeyi Kokov'un idare edebileceğini düşündüler."
Fehim
Taştekin
Nalçik- "Kabardey
Balkar'daki seçimden memnun gözüken bir Kabardey'e rastlayabilir
miyim" diye kendi kendime söylenirken, Meclis binasının önüne
geldiğimizi farkettim. Daha bir günümü doldurmamıştım ki seçim hakkında
çok sayıda eleştiriye tanık oldum.
Bu cumhuriyetin sorunlarını yetkili bir ağızdan dinlemek gerekiyordu,
bunun için en uygun isim olarak Meclis Başkanı Nekhuş Zawurbi'yi
tercih ettim. 
Parlamento
binasının üçüncü katındaki Meclis Başkanı Nohus Zawurbi'nin odasına
gitmek için merdivenlerden çıkarken büyük bir tablo bütün dikkatlerimizi
esir aldı. Geleneksel bir Kafkas toplantısını canlandırıyordu. Tablonun
merkezinde toplumun gidişatına yön veren thamateler, arka planda
gençler... Belli ki bir sorunu tartışıyorlar. Bugünlerde yönetimin
bu tabloyu iyi anlaması gerektiğinin farkındaydım ve tablonun yorumunu
Zawurbi'den almayı ihmal etmedim. Zawurbi'nin verdiği bilgilere
göre, tablo St.Petesburg'ta Kabardey ressam Satkuyet tarafından
çizilmiş.
"Ön planda yaşlılar var, çünkü bizde sorunlar her zaman yaşlılar
tarafından çözülür. Hemen onların yanıbaşında gençler var. Onlar
da sorun çözme sırası kendilerine geldiğinde zorlanmamaları için
yaşlıların tecrübelerinden istifade ediyorlar."
Kafkasya'nın
tarihinde bu geleneğin sosyal ve siyasal olayların haleldilmesinde
uygulanan etkin bir yöntem olarak önemi büyük. Sorunlarını tartışarak
çözen bir toplumun geleneğini canlandırıyor. Topluma yön verenlerle,
toplum arasındaki bağların ne kadar güçlü olduğunun resmi aynı zamanda.
Bugünlerde bu tabloya çok ihtiyaç var.
Zawurbi'ye yalnız seçimi sormadık. Ama önce sıcak bir konu olması
nedeniyle önce seçim.
Valeri Kokov'un
bu denli yüksek bir oranda oy alması yoruma muhtaç bir durum gibi
geliyor bana. Ya muhalefet güçlü bir aday çıkaramadı, ya seçimlere
hile karıştı ya da hakikaten bu toplum Kokov'u çok seviyor. Sizce
hangisi?
"Kabardey-Balkar'da
seçime katılacak çok güçlü adaylar vardı. Ama önümüzdeki beş yıllık
dönem için ülkeyi Kokov'un idare edebileceğini düşündüler. Bu nedenle
de aday olmaya gerek görmediler. İleride toplumun içindeki güçlü
kişiler gerekli görürlerse aday olabilirler.Aday olanlar ise hakikaten
güçlü değillerdi."
Peki hile iddiaları
için ne diyorsunuz?
"Yüzde 80'lik bir hile olamaz, bu mümkün değil. Ben birçok
seçimde yer aldım. Birileri yüzde 2 oranında oy aldıysa bunun için
yapılacak bir şey yok."
Güçlü adayların aday olmalarına fırsat verilmedi deniyor...
"Ama gerçekten bu adaylar güçlü değillerdi."
Konuştuğumuz
insanlar içinde "güçlü adaylar vardı ama aday olmalarına fırsat
verilmedi" kanaatini paylaşanlar az değildi. Ancak bunu şöyle
yorumlayanlar da vardı:
"Kokov'u devirecek adaylar yok değil. Bunlar şimdi Kokov'u
deviremeyeceklerini iyi biliyorlar. 'Nasıl olsa bu onun üçüncü ve
son dönemi olacak. Özbekistan Cumhurbaşkanı gibi ebedi devlet başkanlığı
ilan edecek durumda da değil. Bir beş yıl daha sabredelim' diye
düşündüler."
Zawurbi, Kokov'un iki dönemdeki başarıları nedeniyle halkın beğenisini
topladığını düşünüyor. Bu nedenle de son 10 yılın muhasebesini yaparak
sandıktan çıkan oyları Kokov'un hakettiğini anlatmaya çalıştı.
Adıgey ve Karaçay-Çerkes'e oranla Kabardey-Balkar'ın caddelerine
yansıyan nisbi bir zenginlik göze çarpıyor. Bu zenginlik kimin marifeti?
Konjonktürel bir durum mu, yoksa yönetimin başarısı mı?
"1922'den beri devletiz. 1936'dan beri de özerk cumhuriyetiz.
İlk kuruluşumuzdan beri ekonomik olarak potansiyel bizdeydi. Tabi
bu süreç içerisinde Rusya genelindeki ekonomik krizler doğrudan
bizi de olumsuz etkiledi. 1990'lı yıllarda potansiyelimizin yüzde
50'sini kaybettik"
Zawurbi'ye göre Kokov'un sandıktaki zaferinin nedenleri ise şöyle:
"Son beş yıl içinde büyük bir kalkınma hamlesi gerçekleştirdik.
1997-2001 yılları arasında yüzde 150'lik bir büyüme sağladık. Sadece
üretim artışı olmadı tüm alanlarda bir gelişme sözkonusu. En büyük
patlamayı 2000 yılında yaptık. 1990'a oranla 2000 yılında yüzde
50 oranında ekonomik büyüke kaydettik. Özerk cumhuriyetler arasında
Kabardey-Balkar tek. 2001 de bizim açımızdan iyi geçti. Kesin rakamlar
henüz belli değil ama yüzde 125'lik bir artışın olduğunu söyleyebilirim.
2001 yılında elde ettiğimiz mahsül cumhuriyetin bütün toplamına
eşittir. Bu gelişmenin yanısıra ileriki beş yılda yüzde 50'lik kaybımızı
da telafi edeceğiz. Gelecek beş yılda kalkınma patlaması yaşanacak."
Zawurbi'ye sorduk:
Bu aşırı büyümenin sağlıklı bir ekonomik yapı sayılabilir mi sizce?
"Bunun böyle olmasının nedeni kaybettiklerimizi geri kazanmamızdır.
Tabi çözülmemiş daha çok sarunumuz var."
Yabancı sermayenin ilgisi nasıl cumhuriyete?
"İşletmelerimizde fazla yabancı sermaye payı yok. Almanya,
Fransa, Çin ve İtalyan firmaları ile ilişkilerimiz var. Fakat onların
ekonomimize katkısı denizde bir damla gibi."
Türk firmaların yatırımlarını da yeterli bulmuyorsunuz anladığım
kadarıyla...
"Türkiye ile aramızda görüşmeler devam ediyor. Ama anlaşma
sağlanabilmiş değil. Türkiye çok dikkatli davranıyor. Türkiye'den
yüksek makamlardan gelenlerle havaalanın yapım işini görüştük. Ama
görüşmeler daha ileri gidemedi."
Neden?
"Sebep aynı: Burayı güvensiz ortam olarak görüyorlar, Çeçenistan'daki
savaştan korkuyorlar. Fakat yine de söylemek isterim ki, Türkiye'nin
yatırımlarını kaldıracak kadar yeterli potansiyele sahibiz. Üç-beş
büyük Türk firması var burada, o kadar."
Adıgey'de özellikle yaşlı kesim arasında Sovyet-Rusya dönemini özlemle
yad eden ve geçmişi arayan insanlara rastladık. Burada geçmişi arayanlar
çok mu?
"Burada böyle bir şey olduğunu kabul edemem. Ama 1990'lı yıllarda
bu vardı. Ancak ekonomik alanda yaşanan gelişmelerin gidişatını
görünce artık geriye dönüşün olmayacağını onlar da gördü. Çok yaygın
olmamakla birlikte bu dönüşü köylü kesim istiyor genelllikle."
Kamu hizmetleri halkı tatmin ediyor mu? Hazret Şövmen'in Maykop'ta
"Benim hastaneme gidin, rüşvet vermeden tedavi olun. Devlet
hastenelerine gitmeyin" sözü bana çok manidar geldi. Buradaki
durum nasıl?
"Rusya
gibi geçiş dönemini yaşayan ülkelerde yönetimdekilerin yetkileri
çok fazla, bunun kısılması gerektiğine inanıyorum. Orta kesimi kalkındırmak
istiyorsak kredi sistemini getirmek lazım. Bu sistemin işleyebilmesi
için iktidarı elinde tutan yetkilerinin yetkilerini kısmak şart."
Yetkililer, yetkilerinin kısılmasına razı mı?
"Eskiden
küçük işletmeleri yoğun bir şekilde kontrol altında tutuyorduk.
Şimdi ise yılda bir kez denetim yapıyoruz. Vergi sistemini değiştirdik.
Bir yıllık peşin vergi alıyoruz ve size bir daha kimse dokunmuyor.
Şu anki yönetimi ekonominin üzerine de bir cavara gibi göremeyiz.
İnsanlar vergiyi severek vermiyorlar, kaçırmak için her yolu deniyorlar.
Ama hizmetlerin devam edebilmesi için de vergi toplamak zorundayız.
Şu anki ekonomik ve sosyal planlarımızın amaca yoksul kesimi kalkındırmaktır.
Cumhuriyet genelindeki yoksulları muhtarlıklar aracılığı ile tespit
ederek kendilerine maaş baladık. Kişi başına 200 ruble veriliyor.
Bu çok şey değil ama ancak bu kadarını yapabiliyoruz. Artık Kabardey-Balkar'da
her doğan çocuk için bankada hesap numarası açıyoruz. 18 yaşına
gelinceye kadar biriken bu parayla bir ev satın alabilecek. Bu uygulama
dört yıldan beri devam ediyor. Bilgisayarı olmayan okul kalmadı.
Son beş yıl içinde bütün köylere doğal gaz verdik. Mesela Kabardey-Balkar'da
bayanlar açısından ücretli doğum izni 3 yıl, Rusya genelinde ise
bu 1,5 yıldır. Çocuk yuvalarımız tüm cumhuriyet genelinde ihtiyaçlara
cevap vececek durumda ama biz çocuğun üç yaşına kadar annesi tarafından
yetiştirilmesini istiyoruz."
Etnik çatışma
potansiyeli
Devlet Başkanı
Valeri Kokov, Kabardey asıllı olmakla birlikte en yoğun tepkiyi
yine Kaberdey nüfustan alıyor. Kabardeyler, başkanı sadece cumhuriyetin
ikinci büyük etnik grubu olan Balkanlara çalışmakla suçluyor. Bu
durum acaba iki etnik grubun ilişkiyerine nasıl yansıyor?
Etnik bir gerginliğe neden olacak potansiyelden söz edilebilir mi?
Zawurbi:
"Böyle bir çatışma için hiçbir neden göremiyorum. Parlamontomuzda
etnik gruplarla ilgili yetkileri geniş olan bir komite var. Eşit
üye sayısıyla Kabardey, Rus ve Balkarları temsilen 15 kişilik bir
komite. Kanunların önce bu komiteden geçmesi gerekiyor. İkinci bir
husus sadece SSCB ve bugün değil tarihte Kabardeyler ve Balkarlar
hep beraber yaşadılar. Tarihsel olarak Balkarlar hayvancılıkla,
Çerkesler tarımla uğraştılar. Bu nedenle aralarında sürekli bir
alış-veriş olmuştur. Bugün devlet başkanı ve diğer iktidar üyeleri
iki halkın ekonomik olarak birbirinden üstün olmaması için elinden
geleni yapıyor. İki halka eşit davranıyor. Şayet etnik bir çatışma
olursa bunun nedeni de ekonomik problemler olacaktır. Bu nedenle
önce ekonomik sorunları çözmeye çalışıyoruz. Ekonomik olarak eşit
müamele gördükleri ve imkanlardan aynı oranda yararlandıkları sürece
etnik bir çatışma sözkonusu olamaz.
Biz sorunlarımızı sıcağı sıcağına çözmeye çalışıyoruz."
Bu çerçevede Rusların durumu nedir?
"Onlar için de aynı muamele sözkonusu. Her üç halkın dili de
resmi dildir."
Pratikte üç dil de resmi dil muamelesi görüyor mu? Mesela Kabardeyce
bir dilekçe verildiğinde sorun oluyor mu?
"Hayır, herhangi bir sorun yok. Ama Rusça halklar arasında
geçiş dili."
Karaçay-Çerkes'te de halklar arasında tarihi nedenleri olan bir
çatışma zemini yoktu ama siyaset iki halkı karşı karşıya getirdi....
"Biz o zaman politik liderlere söylemiştik, şu anda yaptığınızın
bedelini sonraki yıllarda ödersiniz diye. Komşunuzla iyi ilişkilerinizi
bozmak kolaydır ama onu yeniden kurmak zordur. Komşuluk ilişkileri
önemlidir, isteseniz de istemeseniz de yanınızda olacaktır."
Ya merkezle ilişkileriniz, Moskova ile ilişkileri de aynı kapsamda
mı ele alıyorsunuz?
"Rusya ile aramızdaki ilişkileri ne biz, ne de dedelerimiz
düzeltti. Geçen yıl bu ilişkinin 444. yılını kutladık. O zamandan
beri aramız iyi. Bugün etnik gruplar arasında ayrılıklar çıktıysa
bunun nedeni politika ve dindir. Bu nedenle kimseyi suçlamak istemiyoruz
ama bunları analiz edip dersler çıkarmalıyız."
Aynı şekilde diasporadaki Çerkeslerle ilişkilerinizin düzeyini merak
ediyorum...
"Bugün biz Türkiye'deki Çerkeslerin hepsi kalkıp buraya gelsin
diyemeyiz ama aramızdaki ilişkileri geliştirebiliriz. Buradaki insanları
ve kültürlerini ancak bu şekilde yaşatabiliriz. Yapmamız gereken
en önemli iş dilimizi ve kültürümüzü korumaktır.
Herkese hadi gelin demek saçmalık olur. Şu anda Çerkeslerin bulunduğu
ülkelerle aramızdaki ilişkileri sıcak tutmaya çalışıyoruz. Onlarla
ilişki kuruyoruz kültürümüzü korumak için."
Peki neden diasporayı lobi gücü olarak görmüyorsunuz? Mesela Ermenistan
ve İsrail gibi ülkeler kendi diasporalarını çok etkin olarak kullanabiliyorlar...
"Bizim diaspora ile ilişkilerimiz 1960'lı yıllarda başladı.
Bundan ne Türkiye ne de Rusya hoşnuttu. Ermenistan ise bir devletti.
Biz halk olarak 12'ye bölündük. Aramızdaki ilişkileri sağlam bir
şekilde tesis edemedik. Dış dünyaya çok iyi bakamıyoruz. 16. ve
17. yüzyılda Türk-Rus anlaşmasına göre Kabardey özerkti. Bunu kullanamadık.
12'ye bölündük. Tüm halkları ele alırsak Ermeni ve Yahudiler dışında
herkes asimile edilmeye çok yatkın."
Çerkesleri de aynı kefeye mi koyuyorsunuz?
"Asimilasyona yatkınız ama buna karşı dayanıklı olduğumuzu
da söylemeliyiz. 150 yıldır dış dünyada kendimizi saklayabilmemiz
dayanıklı olduğumuz gösteriyor. Bizim Çerkeslerle ilişkimiz onların
bulunduğu ülkelerin aleyhine olmadı. Tam tersi rejimlerle uyum sağlamaları
gerektiğini söylüyoruz. 150 yıl boyunca Çerkesler bulundukları devletlere
karşı görevlerini yerine getirmişlerdir. Türkiye'nin kuruluşundaki
rollerinin büyük olduğunu biliyoruz."
Bu yüksek entekrasyon asimilasyonu körükleyen bir etken değil mi?
"Evet bunun rolünün olması gerekir. Ben yine de her bireyin
kendisinin asimile olmaması için elinden geleni yapması gerekliliğine
inanıyorum. Hele demokratik ortamlarda bunu yakalamak pekala mümkün."
Özellikle sürgün yemiş diasporadakiler açısından Ruslarla tarihi
rövanş düşüncesi zihinlerin bir yerlerinde hala saklı duruyor. Burada
ise geri kalan neslin korunması için Rusya ile iyi ilişkiler çok
önemseniyor. İki ayrı dünya arasında bir buluşma noktası var mı
sizce?
"Sürgün sadece Rusya'nın bir politikası değildi. Türk ve Rus
politikacılar Çerkesleri aldattılar. Rusya giden kişi başına 10
ruble veriyordu. Bazıları çekip gittiler. Herkes silah zoruyla gitmedi.
Türkiye'nin rolü de oldu. Şu anda İngiltere ve Rusya'ya bizi neden
sürdünüz diye çıkışamayız. Şu anki Rusya ne o zamanki Rusya'dır,
ne de İngiltere o zamanki İngiltere'dir. Ama biz bu olayları unutmuş
değiliz."
Nekhuş Zawurbi, aynı zamanda Dünya Çerkes Birliği Başkanı. Söylediklerini
sadece Meclis Başkanı sıfatıyla sarfettiği sözler olarak algılamıyorum.
Zawurbi, Kafkasya'da önemli bir kesim açısından ayna görevi görüyor.
Bu kesimin Kafkasya genelindeki temsil kabiliyetini ve derinliğini
kestirmek doğrusu zor.
|