|
Mairbek
Taramov: Baku'de Çeçenlerin hali perişan
04.03.2003
Çeçenistan
İnsan Hakları Merkezi Kurucu Müdürü Mairbek Taramov, Baku'de
Şamil Güngör'ün sorularını cevaplandırdı. Aynı zamanda Çeçenskiy
Vestnik gazetesinin yayın yönetmeni olan Taramov, Baku'deki
Çeçenlerin BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin yardım etmemesi
nedeniyle başka ülkelere gitmek zorunda kaldığını söyledi. İşte
Taramov'un cevapları:
Çeçenistan
İnsan Hakları Merkezi'nin kuruluş amacı nedir?
Ben gazeteciyim ve insan haklarının savunulması yönünde çalışmalar
yapma ihtiyacı duyuyorum. Çeçenler kendi haklarını bilmiyorlar.
Bu nedenle insan hakları alanında çalışma yapma zorunluluğu
ortaya çıkıyor. Çeçenler kendi haklarının tam bilincinde olsaydı
büyük hedeflere ulaşabilirdi. Hatta sürmekte olan bu savaş hiç
başlamayabilirdi. Bununla şunu söylemek istiyorum: Mesela Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi'ne verilecek binlerce dilekçe Rusya'nın
saldırılarını engelleyebilirdi.
Baku'de
yaşayan Çeçen mültecilerin durumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Azerbaycan'daki Çeçen mültecilerin durumu oldukça kritik. Gürcistan'da
ve dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan Çeçen mültecilere tanınan
kısıtlı insani haklar bile Azerbaycan'da tamamen hiçe sayılmıştır.
Bütün bu haklar ihlal edilmiş durumda. Çeçenler tamamen unutulmuş,
kaderleriyle baş başa bırakılmışlardır. Her biri kendi başının
çaresine bakmanın yollarını arıyor. Dolayısıyla bu zor hayat
şartları insanları Azerbaycan'ı terk etmeye zorluyor. Maalesef,
insanların birçoğu Azerbaycan sınırlarını terk etmeye başladı.
Ne var ki, gidecek uygun bir yer bulamayanların dönebileceği
tek yer savaşın sürdüğü Çeçenistan'dır. Ancak orada kendilerini
bekleyen sadece tehlikedir: Tutuklanabilirler veya öldürülebilirler
yada başka üzücü olaylara maruz bırakılabilirler.
Azerbaycan'daki
bu denli zor şartların sorumlusu kimdir?
Çeçenler burada BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'ni suçlu görüyor,
çünkü mültecilere gereken yardım sağlanmıyor ve bu yüzden Çeçenler
mağdur oluyor.
Çeçenistan'da
devam eden bu savaş sizce ne zaman ve nasıl bitecek?
Bu çok zor bir soru. Geleceği Allah bilir. Ancak, benim bildiğim
bir şey var; Çeçen halkı mücadeleye devam edecek ve silahını
bırakmayacak. Ama, gerçek şu ki, gücümüz her geçen gün tükeniyor
ve her gün sivil halktan öldürülenlerin sayısı kabarıyor. Rus
askerinin gücü sivil halka yetiyor. Zulme ilk önce sivil halk
maruz kalmıştır. Bu arada bir örnek vermek istiyorum. Bizim
Hasuva Magomed isminde bir abrekimiz vardı. Magomed, 28 Mart
1976 tarihinde öldürülene kadar, tek başına Sovyetler Birliği'nin
en güçlü döneminde komünist hükümete ve KGB'ye karşı 38 yıl
mücadelesini sürdürdü. Şimdi " Çeçenistan'da onun gibi
kaç abrek var" diye bir düşünün. Bu durumu hesaba katmayan
Rusya bizimle uzun süre mücadele edebileceğini düşünüyor. Şunu
hatırlatmak isterim ki, eğer uluslar arası barış kuvvetleri
bu duruma dur demezse, sonucundan tüm dünya sorumlu olacaktır.
Aptalca sürdürülen bu savaşın bir an önce bitirilmesi ve barışın
sağlanması amacıyla gerçek çalışmaların derhal başlatılması
gerekiyor.
Baku'de
yapılan bir konferans sonrasında Rus basınında sizin katılımınızla
ilgili "skandal" başlığı ile bir haber çıkmıştı. Neydi
bu olayın aslı?
10 Ekim 2002 tarihinde yapılan bu konferans Azerbaycan hükümeti
ve AGİT tarafından ortaklaşa tertip edilmişti. Konu "Dinlere
özgürlük ve terörizmle mücadele" olarak belirlenmişti.
Bu konferansa davet edildim. Azerbaycan devlet başkanının katıldığı
bir konferansta davetsiz olarak bulunmam mümkün değildi. Hiçbir
sorunla karşılaşmadan ben konuşmamı tamamladım. Eğitimsizliğin
ve cahilliğin terörizmi doğurduğuna ilişkin bir konuşma yaptım.
Ama ilginç olan şuydu: İki gün sonra bir gazetede büyük harflerle
şu manşet yer almıştı: "Baku Konferansı'nda skandal!"
Meğer bu haber benim davetsiz olarak konuşma yaptığım yönünde
bir iddiaymış. Davetliler listesinde benim adım vardı. Burada
bir skandalın olmadığını açıklığa kavuşturduk. Ama Rusya Büyükelçiliği
benim, Zakayev'in veya diğer Çeçenlerin konuşmalarını "terörizm
faaliyeti" olarak görmek istiyor. Ben bu konferansı düzenleyenlere
ve beni de davet edip söz hakkı verenlere teşekkür ediyorum.
Son olarak
okurlarımıza neler söylemek istersiniz?
Türkiye'de 2000 yılında yapılan bir miting esnasında bir Türk,
şöyle demişti: "Her Türk kendisini Çeçen gibi hissediyor."
Yani her Çerkes, her Adıge, her Kabardey, her Türk bugün Çeçen
olmak zorundadır. Bugün zulme maruz kalan Çeçen halkı yalnız
bırakılamaz. Bu duruma bigane kalmak adaletsizlik olur. Eğer
Adıgeler vatanlarına dönmek istiyorlarsa Çeçenlerin kurtuluş
mücadelesine katılmalıdırlar. Her ne kadar bazıları bunu "terörizm"
olarak adlandırıyorsa da bunun terörizmle bir alakası yoktur.
Bu Çeçen halkının vatanını ve milletini işgalcilere karşı savunma
mücadelesidir. Ben anavatanına dönmek isteyen Çerkesler başta
olmak üzere tüm insanları Çeçenlerin yardımına koşmaya çağırıyorum.
Nasıl bir yardımda bulunabileceklerini kendileri takdir edeceklerdir.
Ajans
Kafkas
|