K

a

j

a

n

s



k

a

f

k

a

s

  AJANS KAFKAS
   BUGÜNKÜ  KAFKASYA
   ANALİZ
   DİASPORA
   KÜLTÜR
   TARİH
   KAFKAS KİTAPLIĞI
   LİNKLER
   E-MAİL
 
   ANA SAYFA
   

SAVAŞ SUÇLARI MAHKEMESİ
KATILIM YETERSİZLİĞİNE RAĞMEN AÇILDI

Savaş suçları ve insan hakları ihlalleri ile ilgili çalışmalar yapacak olan daimi Uluslararası Suç Mahkemesi (ICC) 11 Mart'ta Lahey'de açıldı. Uluslararası organizasyonlar başından beri kampanya boyunca ICC'ye karşı çıkan Birleşik Devletleri hedef almış durumdalar. Rusya, Çeçenistan'da işlenmekte olduğu sayısız insan hakları ihlali ile ilgili suçlamalarla karşı karşıya.

RFE/RL (Sayı 4, No. 4, 13 Mart 2003)'de İngilizce olarak yayınlanan bu yazı Didem Baş tarafından Ajans Kafkas için Türkçe'ye çevrildi.


Savaş suçları ve insan hakları ihlalleri ile ilgili çalışmalar yapacak olan daimi Uluslararası Suç Mahkemesi (ICC) 11 Mart'ta Lahey'de 18 hakimin görev yemini etmesi ile açıldı. Mahkeme avukatları mahkemenin açılmasını insan hakları ile ilgili son 50 yılda elde edilen en büyük gelişme olarak nitelerken, mahkeme yetkilileri idari mekanizmanın oluşturulması gibi daha fazla rutin konularla meşgul görünüyorlar.

Mahkemeyi yoğun insan hakları ihlallerine karşı önemli bir caydırıcı güç olarak değerlendiren yerel ve uluslararası organizasyonlar, mahkemenin kuruluşu için gereken 60 zorunlu imza için dikkat çekici bir kampanya başlattılar.(Bunu imzalayan 120 ülkeden 89'u ulusal meclislerinden de geçirdi)
Organizasyonlar, mahkemenin tarihin en büyük katliamlarına tanıklık etmiş olan geçen
yüzyılda herhangi bir kimsenin hayal edilebileceğinden çok daha hızlı bir şekilde işlemesine katkıda bulunuyorlar.
Uluslararası organizasyonlar başından beri kampanya boyunca ICC'ye karşı çıkan Birleşik Devletleri hedef almış durumdalar. Organizasyonlar, Amerika'nın mahkemeye karşı engelini sadece tasarı onayının düşürülmesi olarak değil aynı zamanda başkan Bill Clinton yönetiminde atılan imzaların geri çekilmesi olarak ta görüyorlar ve bunun üzerine odaklanmış durumdalar.
Barışı koruma operasyonlarında görev alan Amerikan askeri personelinin ICC tarafından yargılanma yetkisini engellemeye çalışan Amerika'nın keyfi engellemeleri de organizasyonlarca kınandı. Ayrıca Amerika'nın 21 ülkeyle (ülkelerden bazıları şu an anlaşmadaki durumlarını yeniden gözden geçiriyor) imzaladığı karşılıklı anlaşmalar da "yasadışı" olarak nitelendirildi. (Detaylı bilgi için bakınız: http://www.iccnow.org)

ICC tarafından cezalandırılmalarının reddine dair yapılan bu tür karşılıklı anlaşmalar, Romanya, Tacikistan, Özbekistan, Gürcistan ve Azerbaycan'la imzalandı. Tüm bu ülkeler büyük miktarlarda Amerikan yardımı almak, (sadece Romanya'ya özel) NATO'nun yeni üyesi olmak gibi çeşitli yararlar sağlayacaklar.

Dikkatler Amerika'nın mahkemeye karşı yaptığı manevralara yoğunlaşmışken, önemli bir husus gözlerden kaçmakta. Savaş suçlarının büyük oranlarda işlendiği bazı ülkelerin ICC'ye katılmak için gerekli olan kuralları kabul etmemeleri nedeniyle ilgili ülkelerle alakalı davalarda ICC'nin hiçbir söz hakkı bulunmuyor. Aralarında İran ve Irak'ın da bulunduğu Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkesi 19 devletten sadece Ürdün kabul edilmesi gereken
kuralları imzaladı ve onayladı. Ürdün'ün BM'deki Daimi Temsilcisi Prens Zeid Ra'ad Zeid el-Hüseyin'in açılış gününe başkanlık etmesi gerçeği gözardı edildi.

Topraklarından ayrılmak isteyen bölgeleri ve sınır bölgelerinde oluşan kargaşayı merhametsizce bastıran Hindistan, Çin ve Türkiye, ICC'yi onaylayıp imzalamamış ülkeler arasında yer alıyor.

Doğu, Orta Avrupa ve Avrasya'dan 12 ülke ICC'yi imzaladı ve onayladı. Bu ülkeler; Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Slovakya, Slovenya, Estonya, Makedonya, Polonya, Romanya, Sırbistan-Karadağ ve Tacikistan.
Bunların arasında geçmişte kanlı savaşlara ve sayısız zulümlere tanıklık etmiş Tacikistan ve Balkan ülkeleri gibi ülkeler hukuki kuralları kabul etme yolunda önemli bir yol katetmiş durumdalar. Bu ülkeler ICC'ye uyum sağlama doğrultusunda gerekli yasal düzenlemeleri yaparak sadece kanlı geçmişlerine karşı göğüs germiyor aynı zamanda potansiyel olarak görüşülmesi beklenen yeni savaş suçları ile yüzleşmekten kaçınmıyorlar.

Doğu Avrupa ve Avrasya'da Türkmenistan gibi 15 ülke ICC yasası ve benzerlerine imza dahi atmadılar. Bu ülkeler; Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Moldova, Gürcistan, Macaristan, Rusya, Ukrayna, Özbekistan, Letonya, Kazakistan ve Kırgızistan.
Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Letonya gibi ülkeler de yasanın onaylanması parlamentonun çeşitli prosedürlerine takılmış durumda ama yakın zamanda yasanın parlamentodan geçmesi bekleniyor. Bununla beraber ICC bu ülkelerde öncelikli bir öneme sahip değil ayrıca mahkemeye karşı tutucu muhalefetin Amerika meselesine aksetmesi söz konusu. ICC'nin getirdiği yükümlülükleri onaylamamış ülkelerin insan hakları ihlalleriyle ilgili kayıtlarıyla
onaylamış ülkelerin kayıtları arasında büyük bir tezat bulunuyor. Ve sözü geçen ülkeler ICC tarafından belirlenmiş kanun ve cezaları kendi ulusal yasalarına dahil etmek niyetinde görünmüyorlar.

Bu çerçevede Rusya, hem NGO'lar hem de uluslararası kuruluşlar tarafından Çeçenistan'da işlenmekte olan insan hakları ihlalleri ile ilgili sayısız suçlamayla karşı karşıya kalmış durumda. Buna karşın uluslararası mücadele örgütlerin, ICC'nin caydırıcı etkisinin sözkonusu olabileceği insan haklarını en kötü şekilde ihlal etmiş ülkelere ilgisi yetersiz kalıyor. Örgütlerin Rusya, sivil savaş içine çekilmiş Afrika ülkeleri, Sovyetlerin takipçisi olan
Özbekistan ve Türkmenistan gibi ülkelerden diktatörlükle yönetilen Ortadoğu
ülkelerine kadar bir dizi devletin ICC'ye desteğini sağlamak adına herhangi bir strateji gütmedikleri görülüyor.

Mahkeme hakimleri ve yönetim kadrosu gibi organizasyon eylemcileri de ICC'de görülecek ilk dava hakkında fikir yürütmekten önemle kaçınıyor. Avukatlar ve ilim adamları, şüpheci Amerikalıların ve diğerlerinin güvenlerinin kazanılmasında katkısı olacağını düşündükleri için mahkemede görülecek ilk davaların özenle seçilmesi konusunda hem fikirler. Örneğin Afganistan, ülke topraklarında kronik bir probleme dönüşmüş Afgan savaş liderleriyle mücadelede askeri birlik kullanmak yerine çözüme daha az bir maliyetle ulaşmak istiyor. ICC'nin Afganistan tarafından onaylaması ile bazı Afgan savaş liderleri işlemiş oldukları savaş suçlarından dolayı mahkeme tarafından yargılanabilecekler. Adı geçen insan hakları ihlalcisi liderler aynı zamanda Taliban'a karşı açılan savaşta Amerika'nın müttefikiydiler ve daha önceki dönemde Rusya tarafından desteklendikleri iddia ediliyordu. Buna rağmen
düşündürücü bir şekilde ICC'nin savcıları tarafından soruşturulabilecekler.

İsrail'in Filistin'de yürüttüğü askeri harekat ICC'den önce bazı radikal eylemciler tarafından gündeme getirilmek isteniyor.Yalnız eylemciler ideolojilerini gerçekleştirmede Filistin devletinin deklare edilmesi için harcanan gayretini yok saymak gibi bir paradoksla ve türlü engellemelerle karşı karşıyalar. Öte yandan bazı mahkeme gözlemcileri Liberya'nın ICC'de ilk görülecek dava olarak iyi bir başlangıç olacağı kanısındalar. Liberya tarafından ICC yasaları sadece imzalanmış ama onaylanmamış olmasına rağmen, Sierra Leone yasayı imzalamış ve onaylamıştı. Fakat geçmiş yıllarda ortaya çıkmış olan korkunç gaddarlıklar şimdi dava konusu değil ve mahkeme sadece Haziran 2002'den sonra işlenen suçlara bakacak.

Son zamanlarda Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Çeçenistan için bir
savaş suçları mahkemesinin kurulmasıyla ilgili teklifin 31 Mart tarihli genel oturumda sunulacağını açıklandı. 5 Mart tarihli Gazeta.ru'nun haberine göre geçen hafta düzenlenen AKPM'nin Hukuk İşler Komitesi toplantısında, Alman Rudolf Bindig, Çeçenistan'da işlenen savaş suçlarını araştıracak bir mahkemenin kurulması ile ilgili tasarıyı masaya koydu.
Bindig'in tasarısı yeni mahkemeye model olarak eski Yugoslavya için oluşturulan BM savaş suçları mahkemesini alınmasını öngörüyor. Ve Bindig hem Rus askerleri hem de Çeçen savaşçılar tarafından cezalandırılmayacaklarını sandıkları bir ortamda işlenen insan hakları ihlallerinden bahsediyor. (RFE/RL'nin 5 Mart tarihli haberi)

Ve yine Gazeta.ru'nun haberine göre Bindig direk olarak insan hakları temsilcilerinin ve gazetecilerin çatışma alanlarına girmelerini engelleyerek Çeçenistan'da gerçekte neler olup bittiğinin öğrenilmesini imkansız hale getiren Moskova'yı hedef alıyor. Rus Dışişleri Bakanlığı ise Bindig'in teklifini "saçma" olarak nitelendirdi. Her ne kadar Rusya'nın Avrupa Konseyi'ne girişi sürecinde alınan kararlar, Çeçenistan'daki ilk savaşta işlenen suçlarla ilgili kovuşturma yapılmasını gerektiriyor olsa da, bunların yerine getirilmemiş olması veya hala devam eden ikinci savaş Rusya'nın bu organizasyondaki konumunu ciddi bir şekilde tehlikeye sokmuyor.
Kaynak: RFE/RL
Ajans Kafkas

Görüş ve önerileriniz için
Anasayfa | Kafkas Vakfı | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | Kafkas Kitaplığı |Resim Arsivi | Linkler |Perspektif