|
22.02.2001
Bazen "Ruslar bu sefer de kazanamadı, ne kadar da
talihsiz bir millet bunlar, Çeçenlerden çekecekleri varmış"
diye espri yapıyorum. Sahi niye yenemiyorlar Çeçenleri?
Bazı insanların
dışardan getirdikleri farklı fikirler hariç Çeçenler tarih
boyunca tek tanrı inancına sahip olmuşlardır. Bu inanç onlara
büyük bir güç vermiştir. O nedenle Çeçenler devamlı kazandılar.
Diğer halklar tek tanrıdan uzaklaştıkları için dirençlerini
yitirdiler. İslam geldikten sonra da aynı durum devam etti.
Bizi Kazakistan'a sürdüler sonra memleketimize yeniden döndük
ve özgürlük hakkımızı geri aldık. Çeçen İslam bayrağını kaldırdı.
Din çerçevesinde devletini kurmaya başladı. Bu da dışardan
gelen baskılara karşı bizim güçlü olmamızı sağladı. Daha önceki
savaşlarda Çeçenler hep din bayrağı altında savaştılar. Yani
cihat yaptılar.
Allah yolunda cihat edenlere Allah yardımcı oluyor. Çeçenistan'daki
durum buna bir örnektir. Silah üretimi ve herhangi bir devlet
yardımı yok. Bütün bu yetersizliklere rağmen savaş sürüyor.
İşte Allah'ın yardımı budur.
Peki
Ruslar kazanamadı, o halde Çeçenler kazanabilecekler mi? Şu
an Çeçenlerin savaştaki durumu nedir?
Daha önceki
savaşı düşünün. Herkes yenildik diye düşünüyordu. Bu kadar
büyük bir güce karşı nasıl savaşılır deniliyordu. Bir anda
her şey değişti ve zafer elde ettik. Bizim zaferin bizim olacağına
inanıyoruz.
Çeçenler arasında
ciddi bir bölünmüşlük tablosu vardı. Bu tablo zaman içinde değişti mi?
Bu savaşın
başında Çeçenlerin hataları oldu. Daha önceki savaşta elde
ettikleri başarıdan dolayı gururlandılar, kibirlendiler. Hedefler
biraz değişti, bu da savaşın gidişatını etkiledi. Bugün de
bundan kendimizi arındırmak zorundayız. Cihat neden yüce bir
şeydir. Çünkü insanlar bununla arınıyorlar. Bütün niyetlerini
Allah'ın cihadın gereklerine göre yapıyor. Cihat o nedenle
çok kutsaldır.
Peki
Çeçenler bu süreçte kendi hatalarının farkına varabildiler
mi?
Tabi büyük
ders aldılar. Kendi hatalarını gördükler ve kendilerini düzeltmeye
çalışıyorlar. Tabi kendini düzeltmeyeni de Allah düzeltecek.
Çeçen
komutanlar arasında tam bir koordinasyondan söz etmek mümkün
mü? Herkesin Mashadov'a bağlı olarak çalıştığı söylenebilir
mi? Yoksa herkes kendi alanında bağımsız bir şekilde mücadele
mi ediyor?
Tabi
bütün güçler birbirine bağlı olarak hareket ediyor. Bildiğiniz
gibi Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov'un başkanlığını yaptığı
Devlet Yüksek Savunma Kurulu var. Bütün komutanlar bu kurula
giriyor. Bütün stratejiler bu kurulda belirleniyor ve ona
göre görev dağılımı yapılıyor. Bununla birlikte bir de Yüksek
Askeri Şura var. O da bir istişare mekanizması. Savaşın gidişatı
orada tartışılıyor ve hedefler belirleniyor.
Bu
durumda Dağıstan'da ortaya çıkan Şura Hareketi biraz geride
mi kaldı? Bu hareketin yeri nedir şu anda?
Bugün
Şamil Basayev ve Hattap kendi dallarında büyük komutanlardır.
Cephede komutanlık yapıyorlar. Aynı şekilde Şura'da yer alan
diğer komutanlar da mücadele ediyorlar. Tabi İslami Şura dediğimiz
şey bir devlet üstü ya da devletin alt bir mekanizması değil.
Tamamen önde gelen insanların bir araya geldiği danışma kuruludur.
Orada komutanlar önde gelen isimler birbirlerine danışıp,
ona göre hareket ediyorlardı. Bugün ise savaş süreci içerisinde
yine Yüksek Devlet Savunma Kurulu'nun içindedir. Bu şura herhangi
bir örgüt değil, insanların birbirine danıştıkları bir organ.
Ayrıca birçok cemaatin kendi içinde oluşturdukları şuralar
var. Tabi bunlar da merkeze bağlıdır. Şura farklı bir oluşum
değildir.
Fakat
geçtiğimiz aylarda mesela Özbekistan Lideri Kerimov hakkında
bu şura bir karar verdi. Onun savaş suçlusu olduğunu ilan
etti. Danışma kurulunun ötesinde başka bir karakteri varmış
gibi bir izlenim veriyor doğrusu.
Tabi belli
konularda farklı bir mekanizma statüsündedir. Bugün Çeçenistan'daki
savaş sürecinde merkeze bağlı bir kuruluş haline geldi. Çeçenistan
dışındaki olaylarda tamamen farklı bir yapı arzediyor. Bu
Kafkasya'nın genelindeki güçlerin temelini oluşturuyor.
Son
günlerde Çeçen televizyonun yayın yaptığı ve Mashadov'un televizyona
çıkarak konuştuğu belirtiliyor. Savaş ortamında yayın yapmak
son derece zor. Ruslar buna göz mü yumuyorlar, yani Çeçenistan'da
yeni bir durum mu söz konusu?
Bu televizyon
tamamen Çeçenlere aittir. Güvenlik nedeniyle sürekli yayın
yapamıyor. Sürekli yer değiştirmek zorunda kaldığı için birkaç
saat yayın yapıp kesiyor.
Barış
için geçtiğimiz aylarda Rusya ve Çeçenistan heyetleri arasında
görüşmeler yapıldı. Daha sonra bununla ilgili her hangi bir
haber edinemedik. Acaba yeni görüşmeler olmadı mı?
Bugüne
kadar yapılan görüşmeler savaşın durması ya da gidişatı hakkında
kararların alınabileceği görüşmeler değildi. Bunun için her
iki taraftan da tam yetkili heyetlerin yer alması gerekir.
Böyle bir şey olmadığı için bugüne kadar yapılanları da barış
görüşmesi olarak adlandırmam mümkün değildir.
Çeçenlerin
kafasında nasıl bir barış var. Dahası yapılacak barış konusunda
kendi aralarında belli bir mutabakat var mı? Çeçenistan'da
bazı üslerin kalıcı hale gelmesi ve güneydeki bazı yerlerin
Rusya'ya devredilmesi karşılığında Putin'in barışa razı olduğu
yönünde spekülasyonlar var. Çeçenlerin barıştan anladığı nedir?
Şu anda
herkesin ittifak ettiği bir şey var, o da Rusların Çeçenistan'dan
tamamen çıkmaları.
Çeçenler barış konusunda bunu düşünüyorlar. Hiç kimse Rus
askerinin kalabileceği fikrini kabul etmiyor. Dudayev'in dediği
gibi kalacaklar ama iki metre aşağıda.
Peki barışa
yönelik öngörüleriniz nedir? Bu savaş ne kadar daha devam
edebilir? Ruslar şimdi büyük birliklerini çekerek yerlerine
gerilla savaşı verecek birlikleri gönderiyorlar. Bunun nasıl
değerlendiriyorsunuz? Bu bir taktik mi? Bu savaşın uzayacağı
anlamına gelir mi?
Rusların
taktik değiştirmesi gibi bir şey söz konusu değildir. Daha
önce nasıl sivil halka yönelik saldırılar yaptılarsa bugün
de aynısını yapıyorlar. Teröre karşı savaşıyoruz diye geldiler
ama bütün bir halka yönelik katliamlarına devam ediyorlar.
Fakat
belirgin bir şekilde askerlerini çekip yerlerine yenilerini
gönderiyorlar. FSB'nin savaşın yeni patronu olması söz konusu.
Buna neden ihtiyaç duyuyorlar. Yoksa bu bir sadece rotasyon
mu?
Bunlar
tamamen lafta kalan şeylerdir. Savaşın başından beri zayıflayan
askerleri çıkarıp onların yerine başkalarını gönderiyorlar.
Bir nokta daha var en son yapılan AGİT'te Ruslar Avrupa ile
bir anlaşmaya vardılar. Buna göre Avrupa sen askerlerin bir
kısmını çekeceğini söyle biz de senin Avrupa Konseyi'ndeki
oy hakkını geri verelim" dediler. Rusya'da şimdi askerlerini
çekeceğini söyleyerek buna göre hareket ediyor.
Çeçenlerin
içinden çıkmış bazı aydınlar var. Mesela Hasbulatov onlardan
biri. Geçen bir demecinde FSB'nin görevi devralmasını ümit
verici bir durum olarak değerlendirdi. Bunun yanısıra yıllarca
müftülük yapmış olan Ahmet Kadirov şimdi Rusların atadığı
bir yönetici pozisyonunda. Kafkas diasporasındaki kişilerin
bu konularda kafası biraz karışık.
Kadirov'u destekleyen insanların oranı nedir mesela?
Hasbulatov
Kazakistan'da doğmuş bir kişi ancak Çeçenler vatanlarına dönerken
genç yaşta Moskova'ya gitti ve komsomol ruhuyla yetişti. Bu
insanların FSB ajanlarından farkı yok. Kadirov müftü olarak
hiçbir zaman başarılı olamadı. Tabi her savaşta olduğu gibi
karşı savaş başlamadan önce devlet bir takım önlemler alıyor,
casus yetiştiriyor, bunlar önemli mevkilere kadar yükselebiliyorlar.
Bunlar da KGB tarafından Soyyetler döneminde yetiştirildi
ve herşeyi kontrol altında tutabilmeleri için aramızda bırakıldı.
Bunlar sonunda ortaya çıktı.
Bu
konuda Çeçen halkı ne düşünüyor peki?
Çeçen
halkı bunları desteklemiyor. Onları desteklemek Rusları desteklemek
anlamına gelirdi. Böyle olsaydı savaş bu denli uzun sürmezdi.
Halk tamamen mücahitleri destekliyor.
Bir
yüzde vermek mümkün mü?
Hayır
böyle bir yüzde bile verilemez. Kendileri gibi olan birtakım
insanları bir araya getirmişler. Fakat şöyle bir gerçek var:
Bütün köylerin etrafını Ruslar çevirmiş durumda. Sürekli sivilleri
bombalıyorlar. Bu durum karşısında halk ister istemez zayıflıyor.
İnsanların dirençleri kırılabiliyor.
Çeçenlerin
yaşadığı bu tür badireler toplumsal dokuyu ne kadar etkiledi?
Çeçenler kendilerin has gelenek ve göreneklerini ayakta tutabiliyorlar
mı? Yani savaş kültürünüzü nasıl etkiliyor?
Toplumsal bir kirlenme tehlikesinden bahsetmek mümkün mü?
Yüzyıllar
boyunca Ruslar halkı baskı altında tuttu. En çok darbe vurdukları
noktalar da örf ve adetler gibi hususlar oldu. Savaşın başında
entelektüel kesim bize "Bu insanlar ülkeyi ve insanları
yokluğa sürüklüyorlar" diye suçlamalarda bulundular.
Bütün bunlara rağmen halk hiçbir zaman söylendiği gibi kendini
kaybetmedi. Hatta 1943 sürgününde bütün kültürel ve tarihi
anıtlar yokedilmişti. Halk sürgünden döndüğünde de kendine
tarihini ve kültürünü hatırlatacak bir şey bırakmamışlardı.
Buna rağmen halk kendi kültürüne yeniden sahip çıktı. Halkın
kültürü her zaman inançlara bağlıdır. İnançlar halk arasında
ne kadar yaygınsa o kadar kendi kültürüne sahip çıkıyor.
Rusların
egemenliği kendilerine halk üzerine daha fazla baskı yapma
olanağı vermiştir. Bu kendi kimliğini kaybetmiş bir neslin
ortaya çıkmasına neden oluyor. Biz bunu yaşadık. Böyle bir
nesil ortaya çıkmıştı. Kendisine tarihçi diyen ama kendi tarihiyle
alakası olmayan, kendine yazar diyen ama kendi kültürüne dair
herhangi bir şeye sahip olmayan insanları gördük. Bu savaşın
bize en büyük faydası da bu tip insanların gerçek yüzlerinin
ortaya çıkması oldu.
"Savaştan
önce Çeçenler, savaştan sonra Çeçenler" diye bir ayırım
yapma şansımız var mı?
Savaş
kendi kültürel kimliğimize sahip çıkmamıza yardımcı oldu.
Birçok
insan Zelimhan Yandarbiyev şu anda ne yapıyor diye merak ediyor.
Özel bir misyonunuz var mı?
Görevim
konusunda şunları söyleyebilirim: Çeçenistan'da cihadı yürüten
komutanların temsilcisi olarak mücadelemizi ve ideolojimizi
dünyaya anlatmaya çalışıyorum. Bunun yanında bütün İslam dünyasını
birleştirmeye çalışıyoruz. İnsanlar Çeçenistan'daki sorunlarla
Arap dünyasının sorunları arasında nasıl bir bağ var diye
soruyorlar. Afganistan, Pakistan yada başka bir İslam ülkesindeki
sorunlar tamamen birbirlerine bağlı olaylardır.
Sanırım
bir süre öncesinde Ürdün, Arap Emirlikleri, Pakistan gibi
yerlerde bulundunuz. Buradaki halkların ve yönetimlerin Çeçen
meselesine bakış açısı nedir acaba?
Çeçenistan
meselesi sözkonusu olunca İslam ülkeleri, Rusya ve Amerika'nın
ağzına bakıyor. Yönetimler daha çok görmezlikten gelmeye çalışıyor.
Bize yardım etmek isteseler bile cesaret bulamıyorlar. Fakat
bu ülkelere gidiş-gelişlerde sorun çıkarmıyorlar. Oradaki
halklar ise Çeçenistan'daki insanların kendileri için mücadele
verdiklerini düşünüyorlar. Bütün camilerde insanlar Çeçenistan
için dua ediyor. Bu her tarafta aynı. İslam ülkelerindeki
yöneticiler Allah'tan çok Hıristiyan ülkelerin yöneticilerinden
korkuyorlar. Bunun için Allah katında hesap verecekler.
KUTU
Yandarbiyev
kimdir?
Cahar
Dudayev'den sonra Çeçen-İçkeriya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
seçildi. Çeçen İnguş Devlet Üniversitesi ve Moskova'da Gokiy
adını taşıyan Edebiyat Fakültesi'nde üniversite eğitimini
tamamladı.
Çeçen-İçkeriya Cumhuriyeti'nin temellerini atan Vaynah Demokrat Parti'nin
kurucusuydu. 1991-1993 yılları arasında Çeçen Parlamentosu'nda milletvekilliği
yaptı. 1993'da cumhurbaşkanı yardımcısı olarak göreve başladı ve 1996'da
Cahar Dudayev'in şehit edilmesi üzerine cumhurbaşkanı seçildi. Kafkas
halklarının birliği konusunda tertip ettiği toplantılarla dikkat çekti.
Rusça ve Çeçence yazdığı birçok eser Türkçe ve İngilizce'ye de çevrildi.
Rusya'daki Yazarlar Birliği'nin üyesi.
|