KAFKAS
V
AKFI
 VAKIF HAKKINDA  
 BUGÜNKÜ 
 KAFKASYA
 
 ANALİZ  
 DİASPORA  
 KÜLTÜR  
 TARİH  
 İZ BIRAKANLAR  
 KAFKAS
 KİTAPLIĞI
 
 BELGELERLE 
 KAFKASYA
 
   
 SERBEST KÜRSÜ  
 MÜZİK  
 SOHBET ODASI  
 E-MAİL  
 ANA SAYFA  
 
 ENGLISH
 RUSSIAN
 ARABIC
 
Çeçenistan'ın eski Cumhurbaşkanı Zelimhan Yandarbiyev sorularımızı cevaplandırdı
Ruslar kalacak ancak yerin
2 metre altında

"Şu anda bütün Çeçen komutanların ittifak ettiği bir şey var, o da Rusların Çeçenistan'dan tamamen çıkmaları. Çeçenlerin barış konusunda düşündükleri tamamen bundan ibaret. Hiç kimse Rus askerinin kalabileceği fikrini kabul etmiyor. Dudayev'in dediği gibi kalacaklar ama iki metre aşağıda."

Biz de savaştan dersimizi aldık

"Bu savaşın başında Çeçenlerin hataları oldu. Daha önceki savaşta elde ettikleri başarıdan dolayı gururlandılar, kibirlendiler. Hedefler biraz değişti, bu da savaşın gidişatını etkiledi. Bugün de bundan kendimizi arındırmak zorundayız."

FEHİM TAŞTEKİN

22.02.2001
Bazen "Ruslar bu sefer de kazanamadı, ne kadar da talihsiz bir millet bunlar, Çeçenlerden çekecekleri varmış" diye espri yapıyorum. Sahi niye yenemiyorlar Çeçenleri?

Bazı insanların dışardan getirdikleri farklı fikirler hariç Çeçenler tarih boyunca tek tanrı inancına sahip olmuşlardır. Bu inanç onlara büyük bir güç vermiştir. O nedenle Çeçenler devamlı kazandılar. Diğer halklar tek tanrıdan uzaklaştıkları için dirençlerini yitirdiler. İslam geldikten sonra da aynı durum devam etti. Bizi Kazakistan'a sürdüler sonra memleketimize yeniden döndük ve özgürlük hakkımızı geri aldık. Çeçen İslam bayrağını kaldırdı. Din çerçevesinde devletini kurmaya başladı. Bu da dışardan gelen baskılara karşı bizim güçlü olmamızı sağladı. Daha önceki savaşlarda Çeçenler hep din bayrağı altında savaştılar. Yani cihat yaptılar.
Allah yolunda cihat edenlere Allah yardımcı oluyor. Çeçenistan'daki durum buna bir örnektir. Silah üretimi ve herhangi bir devlet yardımı yok. Bütün bu yetersizliklere rağmen savaş sürüyor. İşte Allah'ın yardımı budur.

Peki Ruslar kazanamadı, o halde Çeçenler kazanabilecekler mi? Şu an Çeçenlerin savaştaki durumu nedir?

Daha önceki savaşı düşünün. Herkes yenildik diye düşünüyordu. Bu kadar büyük bir güce karşı nasıl savaşılır deniliyordu. Bir anda her şey değişti ve zafer elde ettik. Bizim zaferin bizim olacağına inanıyoruz.

Çeçenler arasında ciddi bir bölünmüşlük tablosu vardı. Bu tablo zaman içinde değişti mi?

Bu savaşın başında Çeçenlerin hataları oldu. Daha önceki savaşta elde ettikleri başarıdan dolayı gururlandılar, kibirlendiler. Hedefler biraz değişti, bu da savaşın gidişatını etkiledi. Bugün de bundan kendimizi arındırmak zorundayız. Cihat neden yüce bir şeydir. Çünkü insanlar bununla arınıyorlar. Bütün niyetlerini Allah'ın cihadın gereklerine göre yapıyor. Cihat o nedenle çok kutsaldır.

Peki Çeçenler bu süreçte kendi hatalarının farkına varabildiler mi?

Tabi büyük ders aldılar. Kendi hatalarını gördükler ve kendilerini düzeltmeye çalışıyorlar. Tabi kendini düzeltmeyeni de Allah düzeltecek.

Çeçen komutanlar arasında tam bir koordinasyondan söz etmek mümkün mü? Herkesin Mashadov'a bağlı olarak çalıştığı söylenebilir mi? Yoksa herkes kendi alanında bağımsız bir şekilde mücadele mi ediyor?
Tabi bütün güçler birbirine bağlı olarak hareket ediyor. Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov'un başkanlığını yaptığı Devlet Yüksek Savunma Kurulu var. Bütün komutanlar bu kurula giriyor. Bütün stratejiler bu kurulda belirleniyor ve ona göre görev dağılımı yapılıyor. Bununla birlikte bir de Yüksek Askeri Şura var. O da bir istişare mekanizması. Savaşın gidişatı orada tartışılıyor ve hedefler belirleniyor.

Bu durumda Dağıstan'da ortaya çıkan Şura Hareketi biraz geride mi kaldı? Bu hareketin yeri nedir şu anda?

Bugün Şamil Basayev ve Hattap kendi dallarında büyük komutanlardır. Cephede komutanlık yapıyorlar. Aynı şekilde Şura'da yer alan diğer komutanlar da mücadele ediyorlar. Tabi İslami Şura dediğimiz şey bir devlet üstü ya da devletin alt bir mekanizması değil. Tamamen önde gelen insanların bir araya geldiği danışma kuruludur. Orada komutanlar önde gelen isimler birbirlerine danışıp, ona göre hareket ediyorlardı. Bugün ise savaş süreci içerisinde yine Yüksek Devlet Savunma Kurulu'nun içindedir. Bu şura herhangi bir örgüt değil, insanların birbirine danıştıkları bir organ. Ayrıca birçok cemaatin kendi içinde oluşturdukları şuralar var. Tabi bunlar da merkeze bağlıdır. Şura farklı bir oluşum değildir.

Fakat geçtiğimiz aylarda mesela Özbekistan Lideri Kerimov hakkında bu şura bir karar verdi. Onun savaş suçlusu olduğunu ilan etti. Danışma kurulunun ötesinde başka bir karakteri varmış gibi bir izlenim veriyor doğrusu.

Tabi belli konularda farklı bir mekanizma statüsündedir. Bugün Çeçenistan'daki savaş sürecinde merkeze bağlı bir kuruluş haline geldi. Çeçenistan dışındaki olaylarda tamamen farklı bir yapı arzediyor. Bu Kafkasya'nın genelindeki güçlerin temelini oluşturuyor.

Son günlerde Çeçen televizyonun yayın yaptığı ve Mashadov'un televizyona çıkarak konuştuğu belirtiliyor. Savaş ortamında yayın yapmak son derece zor. Ruslar buna göz mü yumuyorlar, yani Çeçenistan'da yeni bir durum mu söz konusu?

Bu televizyon tamamen Çeçenlere aittir. Güvenlik nedeniyle sürekli yayın yapamıyor. Sürekli yer değiştirmek zorunda kaldığı için birkaç saat yayın yapıp kesiyor.

Barış için geçtiğimiz aylarda Rusya ve Çeçenistan heyetleri arasında görüşmeler yapıldı. Daha sonra bununla ilgili her hangi bir haber edinemedik. Acaba yeni görüşmeler olmadı mı?

Bugüne kadar yapılan görüşmeler savaşın durması ya da gidişatı hakkında kararların alınabileceği görüşmeler değildi. Bunun için her iki taraftan da tam yetkili heyetlerin yer alması gerekir. Böyle bir şey olmadığı için bugüne kadar yapılanları da barış görüşmesi olarak adlandırmam mümkün değildir.

Çeçenlerin kafasında nasıl bir barış var. Dahası yapılacak barış konusunda kendi aralarında belli bir mutabakat var mı? Çeçenistan'da bazı üslerin kalıcı hale gelmesi ve güneydeki bazı yerlerin Rusya'ya devredilmesi karşılığında Putin'in barışa razı olduğu yönünde spekülasyonlar var. Çeçenlerin barıştan anladığı nedir?

Şu anda herkesin ittifak ettiği bir şey var, o da Rusların Çeçenistan'dan tamamen çıkmaları.
Çeçenler barış konusunda bunu düşünüyorlar. Hiç kimse Rus askerinin kalabileceği fikrini kabul etmiyor. Dudayev'in dediği gibi kalacaklar ama iki metre aşağıda.

Peki barışa yönelik öngörüleriniz nedir? Bu savaş ne kadar daha devam edebilir? Ruslar şimdi büyük birliklerini çekerek yerlerine gerilla savaşı verecek birlikleri gönderiyorlar. Bunun nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bir taktik mi? Bu savaşın uzayacağı anlamına gelir mi?

Rusların taktik değiştirmesi gibi bir şey söz konusu değildir. Daha önce nasıl sivil halka yönelik saldırılar yaptılarsa bugün de aynısını yapıyorlar. Teröre karşı savaşıyoruz diye geldiler ama bütün bir halka yönelik katliamlarına devam ediyorlar.

Fakat belirgin bir şekilde askerlerini çekip yerlerine yenilerini gönderiyorlar. FSB'nin savaşın yeni patronu olması söz konusu. Buna neden ihtiyaç duyuyorlar. Yoksa bu bir sadece rotasyon mu?

Bunlar tamamen lafta kalan şeylerdir. Savaşın başından beri zayıflayan askerleri çıkarıp onların yerine başkalarını gönderiyorlar. Bir nokta daha var en son yapılan AGİT'te Ruslar Avrupa ile bir anlaşmaya vardılar. Buna göre Avrupa sen askerlerin bir kısmını çekeceğini söyle biz de senin Avrupa Konseyi'ndeki oy hakkını geri verelim" dediler. Rusya'da şimdi askerlerini çekeceğini söyleyerek buna göre hareket ediyor.

Çeçenlerin içinden çıkmış bazı aydınlar var. Mesela Hasbulatov onlardan biri. Geçen bir demecinde FSB'nin görevi devralmasını ümit verici bir durum olarak değerlendirdi. Bunun yanısıra yıllarca müftülük yapmış olan Ahmet Kadirov şimdi Rusların atadığı bir yönetici pozisyonunda. Kafkas diasporasındaki kişilerin bu konularda kafası biraz karışık.
Kadirov'u destekleyen insanların oranı nedir mesela?

Hasbulatov Kazakistan'da doğmuş bir kişi ancak Çeçenler vatanlarına dönerken genç yaşta Moskova'ya gitti ve komsomol ruhuyla yetişti. Bu insanların FSB ajanlarından farkı yok. Kadirov müftü olarak hiçbir zaman başarılı olamadı. Tabi her savaşta olduğu gibi karşı savaş başlamadan önce devlet bir takım önlemler alıyor, casus yetiştiriyor, bunlar önemli mevkilere kadar yükselebiliyorlar. Bunlar da KGB tarafından Soyyetler döneminde yetiştirildi ve herşeyi kontrol altında tutabilmeleri için aramızda bırakıldı. Bunlar sonunda ortaya çıktı.

Bu konuda Çeçen halkı ne düşünüyor peki?

Çeçen halkı bunları desteklemiyor. Onları desteklemek Rusları desteklemek anlamına gelirdi. Böyle olsaydı savaş bu denli uzun sürmezdi. Halk tamamen mücahitleri destekliyor.

Bir yüzde vermek mümkün mü?

Hayır böyle bir yüzde bile verilemez. Kendileri gibi olan birtakım insanları bir araya getirmişler. Fakat şöyle bir gerçek var: Bütün köylerin etrafını Ruslar çevirmiş durumda. Sürekli sivilleri bombalıyorlar. Bu durum karşısında halk ister istemez zayıflıyor. İnsanların dirençleri kırılabiliyor.

Çeçenlerin yaşadığı bu tür badireler toplumsal dokuyu ne kadar etkiledi? Çeçenler kendilerin has gelenek ve göreneklerini ayakta tutabiliyorlar mı? Yani savaş kültürünüzü nasıl etkiliyor?
Toplumsal bir kirlenme tehlikesinden bahsetmek mümkün mü?

Yüzyıllar boyunca Ruslar halkı baskı altında tuttu. En çok darbe vurdukları noktalar da örf ve adetler gibi hususlar oldu. Savaşın başında entelektüel kesim bize "Bu insanlar ülkeyi ve insanları yokluğa sürüklüyorlar" diye suçlamalarda bulundular. Bütün bunlara rağmen halk hiçbir zaman söylendiği gibi kendini kaybetmedi. Hatta 1943 sürgününde bütün kültürel ve tarihi anıtlar yokedilmişti. Halk sürgünden döndüğünde de kendine tarihini ve kültürünü hatırlatacak bir şey bırakmamışlardı. Buna rağmen halk kendi kültürüne yeniden sahip çıktı. Halkın kültürü her zaman inançlara bağlıdır. İnançlar halk arasında ne kadar yaygınsa o kadar kendi kültürüne sahip çıkıyor.

Rusların egemenliği kendilerine halk üzerine daha fazla baskı yapma olanağı vermiştir. Bu kendi kimliğini kaybetmiş bir neslin ortaya çıkmasına neden oluyor. Biz bunu yaşadık. Böyle bir nesil ortaya çıkmıştı. Kendisine tarihçi diyen ama kendi tarihiyle alakası olmayan, kendine yazar diyen ama kendi kültürüne dair herhangi bir şeye sahip olmayan insanları gördük. Bu savaşın bize en büyük faydası da bu tip insanların gerçek yüzlerinin ortaya çıkması oldu.

"Savaştan önce Çeçenler, savaştan sonra Çeçenler" diye bir ayırım yapma şansımız var mı?

Savaş kendi kültürel kimliğimize sahip çıkmamıza yardımcı oldu.

Birçok insan Zelimhan Yandarbiyev şu anda ne yapıyor diye merak ediyor. Özel bir misyonunuz var mı?

Görevim konusunda şunları söyleyebilirim: Çeçenistan'da cihadı yürüten komutanların temsilcisi olarak mücadelemizi ve ideolojimizi dünyaya anlatmaya çalışıyorum. Bunun yanında bütün İslam dünyasını birleştirmeye çalışıyoruz. İnsanlar Çeçenistan'daki sorunlarla Arap dünyasının sorunları arasında nasıl bir bağ var diye soruyorlar. Afganistan, Pakistan yada başka bir İslam ülkesindeki sorunlar tamamen birbirlerine bağlı olaylardır.

Sanırım bir süre öncesinde Ürdün, Arap Emirlikleri, Pakistan gibi yerlerde bulundunuz. Buradaki halkların ve yönetimlerin Çeçen meselesine bakış açısı nedir acaba?

Çeçenistan meselesi sözkonusu olunca İslam ülkeleri, Rusya ve Amerika'nın ağzına bakıyor. Yönetimler daha çok görmezlikten gelmeye çalışıyor. Bize yardım etmek isteseler bile cesaret bulamıyorlar. Fakat bu ülkelere gidiş-gelişlerde sorun çıkarmıyorlar. Oradaki halklar ise Çeçenistan'daki insanların kendileri için mücadele verdiklerini düşünüyorlar. Bütün camilerde insanlar Çeçenistan için dua ediyor. Bu her tarafta aynı. İslam ülkelerindeki yöneticiler Allah'tan çok Hıristiyan ülkelerin yöneticilerinden korkuyorlar. Bunun için Allah katında hesap verecekler.

KUTU

Yandarbiyev kimdir?

Cahar Dudayev'den sonra Çeçen-İçkeriya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçildi. Çeçen İnguş Devlet Üniversitesi ve Moskova'da Gokiy adını taşıyan Edebiyat Fakültesi'nde üniversite eğitimini tamamladı.
Çeçen-İçkeriya Cumhuriyeti'nin temellerini atan Vaynah Demokrat Parti'nin kurucusuydu. 1991-1993 yılları arasında Çeçen Parlamentosu'nda milletvekilliği yaptı. 1993'da cumhurbaşkanı yardımcısı olarak göreve başladı ve 1996'da Cahar Dudayev'in şehit edilmesi üzerine cumhurbaşkanı seçildi. Kafkas halklarının birliği konusunda tertip ettiği toplantılarla dikkat çekti. Rusça ve Çeçence yazdığı birçok eser Türkçe ve İngilizce'ye de çevrildi. Rusya'daki Yazarlar Birliği'nin üyesi.

Görüş ve önerileriniz için Fehim Taştekin (Ajans Kafkas Editörü)
Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Linkler