|
Dünya bir milletin
yokedilişini seyrediyor
FEHİM
TAŞTEKİN
Uzun bir süreden beri Çeçenistan'da büyük bir drama tanık oluyoruz.
Tarihin karşısında bu dramın sorumluluğunu eşit derecede paylaşacak
olan bizler, içine gömüldüğümüz derin sessizliği bir an önce bozup,
temel hak ve hürriyetlere dair uluslararası anlaşmalar ve uluslararası
hukukun bize tanıdığı imkanlar çerçevesinde sorunun çözümüne katkıda
bulunmak zorundayız.
Rusya,
Çeçenistan'ı bir devlet olarak kabul etmiştir
Rus ordusunun
Çeçenistan'a girmesini "Rusya'nın bir iç meselesi" olarak
tanımlayıp tarihin bize yüklediği sorumluluktan kaçamayız. Çeçenlerin
Ruslara karşı bağımsızlık mücadelesi, 300 yıllık bir geçmişe sahiptir.
Hiçbir zaman Rusya'nın bir parçası olmayı kabul etmemişlerdir.
1994-1996 yılları arasında devam eden savaşın ardından 12 Mayıs
1997 tarihinde imzalanmış olan Barış Anlaşması'nın özellikle ikinci
maddesi, Çeçenistan ile Rusya arasındaki karşılıklı ilişkileri,
iki devlet arasındaki ilişkiler olarak ele almaktadır. Bu Rusya'nın
Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti'ni uluslararası hukuk açısından fiilen
tanınmış olduğunun delilidir.
Anlaşmanın en fazla dikkat çeken yönü "Rusya Federasyonu ve
Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti Arasında Barış ve Karşılıklı İlişkilere
Dair Anlaşma" şeklindeki başlığıdır. Buradaki ifadeler uluslararası
hukukun "anlaşma, iki bağımsız milli devlet arasında yapılır"
hükmünü teyit eder niteliktedir. (Örnek olarak "compact"
="Dogovoryonnost" veya "accord" ="Soglaşenie"
kelimeleri Rusya Federasyonu gibi bir federe devlet ile onun bir
parçası arasında yapılan anlaşmalarda kullanılmaktadır. Ancak Compact
(Dogovoryonnost) yerine "treaty" (Dogovor) kelimesinin
kullanılması anlamlıdır. Bu da gösteriyor ki, Rusya Çeçenistan'a
kendisinin bir parçası olarak değil, bağımsız bir milli devlet olarak
yaklaşmıştır.)
Bu anlaşma,
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Boris Yeltsin ve Çeçen İçkeriya
Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov tarafından imzalanmış ve yürürlüğe
konulmuştur.
Rusya bu anlaşmayla Çeçenistan'ın bağımsız bir devlet olduğunu itiraf
etmiştir.
Rusya
taahhütlerini yerine getirmedi
Rusya bu temel
anlaşmanın yanısıra Çeçenistan ile eşit statüde bir dizi anlaşmalar
imzalamıştır. Bu ülke, şimdi "Ben Rusya Federasyon içinde bir
cumhuriyetle anlaşma yaptım, bağımsız bir devletle değil" diyerek
altına imza attığı anlaşmanın gereklerini yerine getirmekten kaçınıyor.
Bağımsızlığın ilanından sonra Çeçenistan'da 42 ülkenin gözlemcileri
ve uluslararası kuruluşların denetimi altında cumhurbaşkanlığı seçimleri
yapılmış ve meşru bir iktidar göreve gelmiştir.
1994-1996 yılları arasındaki savaşta Çeçenistan büyük maddi kayıplar
vermiş özellikle sanayiinin yüzde 80'i yerle bir olmuştur. Rusya,
yapılan anlaşmalar gereği yıkılan ülkenin yeniden imarı için verdiği
taahhütleri yerine getirmemiştir.
Çeçenistan Rusya'nın
bir iç meselesi midir?
Çeçenistan, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'nin ilk
anayasasının kabul edildiği l0 Temmuz 1918 tarihinden 1922 yılına
kadar bu birliğe katılmamış tam aksine bir işgal ve dayatmanın sonucu
Rusya'nın bir parçası haline getirilmiştir. Bu anayasayla birliğe
katılma ve ayrılma kararı tamamen cumhuriyetlerin özgür iradelerine
bırakıldığı halde pratikte tam tersi olmuştur. Çeçenistan, İnguşetya
ile beraber 1976 Sovyet Anayasası'na göre SSCB'ni oluşturan Rusya
Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'ne (RSFSC) bağlı bir özerk
cumhuriyet haline getirilmişti. Rusya bu yasayı, günümüzde Çeçenistan'ın
Rusya Federasyonu'nun bir parçası olduğunun gerekçesi saymaktadır.
Halbuki Sovyetler Birliği'ni oluşturan cumhuriyetlerin 1990'larda
birlikten ayrılmalarıyla SSCB ve Anayasası defakto ve dejure olarak
ortadan kalkmıştır. Nitekim SSCB'ni oluşturan bazı devletler yeni
bir anlaşma temelinde Bağımsız Devletler Topluluğu'nu kurmuşlardır.
SSCB döneminden kalma yasalar yürürlükten kaldırıldığı için RSFSC'ni
oluşturan özerk cumhuriyetler arasındaki ilişkileri düzenlemek için
31 Mart 1992'de bir anlaşma imzalanmıştır. Anlaşmanın giriş bölümünde
anlaşmanın Rusya Federasyonu'nun egemenlik deklarasyonu ile Rusya
Federasyonu içindeki cumhuriyetlerin egemenlik deklarasyonları temelinde
imzalandığı belirtilmiştir. Yani eski RSFSC içindeki cumhuriyetlerin
egemenlik hakkı açıkça tanınmıştır. Bu önemli ayrıntının yanısıra
Federasyon Anlaşması'nı o tarihte Tataristan ve Çeçen-İnguş Cumhuriyeti
imzalamamıştır. 12 Aralık 1993 günü yapılan Rusya Federasyonu yeni
anayasa oylamasına ve parlamento seçimlerine de bu iki cumhuriyet
katılmamıştır.
Tataristan daha sonra Rusya Federasyonu ile ayrı bir antlaşma imzalayarak
federasyona katıldı. Bu durumda Çeçenistan'ın Rusya Federasyonu'na
bağlı olduğunu belirten bir antlaşma mevcut olmadığı için "Çeçenistan
meselesi Rusya'nın toprak bütünlüğü esası üzerine çözümlensin"
şeklindeki argümanların hukuksal hiçbir temeli yoktur.
Moskova uluslararası kamuoyunu nasıl yanıltıyor?
Rusya, Çeçen
halkının temel dini tercihleri ile hiçbir zaman örtüşmeyen Vahhabilik
iddialarını ortaya atarak ve bizzat kendi gizli servisleri tarafından
organize ettiği adam kaçırma olaylarının faturasını Çeçenlere keserek
uluslararası kamuoyunu yanıltmaktadır. Elbette Çeçenler içinde Rusya'nın
gizli servisleri ile işbirliği yapan insanlar yok değildir. Ama
bir elin parmaklarını geçmeyen ve Çeçen halkı tarafından asla benimsenmeyen
bu kişilerin yaptıklarının bedeli bu millete ödettirilemez ve özgürlüğüne
düşkün bir milletin geleceği karartılamaz. Dünya kamuoyu, Vahhabilik
ve adam kaçırma olayları kadar artık şu gerçeklerle ilgilenmelidir:
Çeçen halkının yarısı mülteci haline getirilmiştir. Sadece İnguşetya'daki
mülteci sayısı 200 bini aşmıştır. Buna ilaveten Kuzey Osetya, Dağıstan,
Kaberdey Balkar'da 14 bin, Gürcistan'da 7 bin, Azerbaycan'da 10
bin, Kazakistan'da 10 bin, Ukrayna'da bin, Avrupa ve Türkiye'de
yaklaşık 3 bin mülteci bulunuyor.
45
bin sivil öldürüldü
Elde sağlıklı
veriler olmamakla birlikte Çeçen tarafının bu savaşta 48 bin insan
kaybettiği belirtiliyor. Rusya'nın sivilleri hedef almadığını söylemesine
karşılık ölenlerin 45 bini sivil. Tank ve hava saldırılarının yerle
bir ettiği yerleşim birimlerinde yıkılan bina sayısı 25 bin, hasarlı
bina sayısı ise 20 bin. Halkın yüzde 80'inin acil tıbbi yardıma
ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Bu ülkede kendisinden haber alınamayan
yaklaşık 18 bin insandan bahsediliyor. Bu insanların akıbeti ne
olmuştur, bunu hepimizin bilmeye hakkı vardır.
Neden uluslararası
kuruluşlar Çeçenistan Meclis Başkanı Ruslan Alihadjiev gibi şahsiyetlerin
hale hapiste tutulması karşısında sessizdir?
Hastalar, hatta doğum yapacak kadınlar bile can güvenliği ve sokağa
çıkma yasağı nedeniyle hastaneye gidememektedir. Çeçenistan'a gönderilen
insani yardımın yüzde 75'inin Rus askerleri tarafından çalındığı
yolunda ciddi iddialar vardır.
Rusya, Çeçenistan'a girmek isteyen bağımsız insan hakları örgütlerine,
yardım organizasyonlarına ve basına ambargo uygulamaktadır. Uluslararası
kamuoyunun baskı sonucu bağımsız kuruluşlara yönelik gerçekleştirilen
ziyaretler de Rusların izole ettiği bölgelerle sınırlı tutulmaktadır.
Hiçbir bağımsız gazeteci yaşanan dramı kendi objektifi ile dünyaya
yansıtma şansına sahip olamadı.
Artık dünya kamuoyu, 200 bini aşkın Çeçenin hala toplama kamplarında
işkenceden geçirildiğini, her gün sivillerin kaçırıldığını ve salıverilmelerine
karşılık ailelerinden fidye istendiğini, fidyesi verilemeyen kişilerin
öldürüldüğünü, bu ülkenin havadan yapılan kimyasal bombardımanlarla
tarım yapılamayan zehirli bir toprak parçası haline getirildiğini
görmek zorundadır.
Bir Rus yetkili (Rusya İç Güçler Yönetimi Başkanı Sergey Arenin)
"Biz Çeçenistan'a sadece 500 bini aşkın mayın yerleştirdik"
diyerek korkunç bir gerçeği itiraf etmiştir.
1991 yılında 1,3 milyon insanın yaşadığı Çeçenistan'da şimdi kaç
kişi kalmıştır? Acaba dünya, bu sorunun cevabını almaya hazır mıdır?
Evet tahminlere göre ancak 300 bin insan Çeçenistan'da kalabilmiştir
ve bunlar da her an bir yargısız infazın korkusunu yüreklerinde
hissetmektedir.
Dünya daha ne
kadar daha bu milletin tarih sahnesinden silinmesine seyirci kalacaktır?
Uluslar arası topluluk, Çeçenistan'daki drama artık müdahale etmelidir.
|