|
Üçlü ittifak
31.01.2001
Rus devlet
başkanı Vladimir Putin, kendi ülkesinde, "Alman ekolünden"
biliniyor... Bizde ANAP lideri Mesut Yılmaz için de kullanılan ilinti,
tahmin edilebileceği gibi, kişinin kültür unsurlarına bakılarak
kuruluyor. Yılmaz Alman diliyle aldı bütün eğitimini, Almanya'da
master yaptı; Putin ise, kendi anlatımına göre, intisap ettiği KGB'deki
âmirleri tarafından 'Alman ekolü' olmaya yönlendirildi.
1985'ten 1990'a kadar Dresden'de (Doğu Almanya) görev yaptı Putin.
"First Person" adlı kitapta, oradaki görevini, 'siyasi
istihbarat' olarak tanımlıyor. Siyasetçiler ve muhalifler hakkında
bilgi toplayıp değerlendirmiş kaldığı beş yıl içerisinde. Bir şey
daha yapmış: Alman kültürünü yakından tanımaya çalışmış... Yıllar
sonra, St. Petersburg kent yönetiminde görevliyken tanıştığı Alman
başbakanı Helmut Kohl'ün Rus tarih ve kültürü hakkındaki derin bilgisi
kendisini çok şaşırtmış... (s. 196)
Dış politikada simgesel tavırlar önemlidir: Alman başbakanı Gerhard
Schröeder 2001'e girmek için Rusya'yı tercih etti. Noel'de (ama
Ortodokslar'ın Noel'inde) Rusya'ya gitti Schröeder ve evsahibi Putin'le
resmiyetten uzak bir kaç gün geçirdi. Moskova gazeteleri, gayr-ı
resmi ziyaret sonrasında Almanya ile Rusya arasında bir 'eksen'
oluştuğunu açıkça yazıyor: Rusya, Almanya'ya Kalinin bölgesi üzerinden
nükleer derinlik sağlayacak, buna karşılık Almanya da, Rusya'nın
borçlarını ödemesi konusunda ısrarcı olmayacak...
İki ülke arasındaki yakınlaşmanın bizi ilgilendiren bölümü enerji
alanındaki işbirliği. 'Mavi akım' projesi vesilesiyle adını ezberlediğimiz
Ruslar'ın 'Gazprom' firması giderek bir Rus-Alman ortaklığına dönüşüyor.
Essen merkezli Alman petrol firması Ruhrgaz bugüne kadar Gazprom'a
1 milyar 700 milyon DM tutarında yatırım yaptı. Ruhrgaz yetkilileri
Gazprom'daki hisselerini kısa sürede artıracaklarını ilân ettiler.
Mesut Yılmaz'ın üzerine titrediği 'mavi akım' projesi, bir 'Alman-Rus-Türk'
ortaklığı aslında... Mesut Yılmaz'ın eli, Karadeniz'den uzanıp Vladimir
Putin ile buluşuyor, sizin anlayacağınız...
Gazprom dünya doğalgaz kaynaklarının üçte birine sahip Rusya'nın
en büyük tekeli. Uzmanlar, "Gazprom eğer Batılı bir şirket
olsaydı" diyorlar, "Sadece doğalgaz rezervi sayesinde,
300 ilâ 700 milyar dolarlık müthiş bir değeri olurdu." Oysa,
özelleştirme kapsamında, hisseleri, sadece 250 milyon dolara el
değiştirdi. Rusya'nın doğalgaz (Gazprom), elektrik (Unified Energy
Services), petrol (Lukoil, Yuganskkneftegaz ve Surgutneftegaz) adındaki
beş dev firması ile telekomünikasyon devi (Rostelecom), bir dizi
ayak oyunuyla, ölü fiyatına özelleştirildi. Daha da garibi şu: Bu
dev firmaların hepsi özelleştiren yöneticilerin elinde kaldı...
Almanya ile Rusya arasındaki ilişkiler göze çarpandan çok daha kapsamlı
ve köklü. Schröeder'in ziyareti sırasında, Rus gazeteleri, Rapallo
görüşmelerine (1922) ve Stalin ile Hitler arasında gerçekleştirilen
Avrupa'yı bölme amaçlı müzakerelere (1939) atıflarla doluydu; "Bu
defaki yakınlaşma aynı zararlı sonucu doğuracak değil" uyarısıyla
tabii. Moskova'daki Siyasi Araştırmalar Enstitüsü direktörü Sergei
Markov, Strato-Ru'da şunu yazdı: "Yeni bir dünya düzeni biçimlenir,
geleneksel ideolojiler ve kavramlar kriz geçirirken, ne kadar ilkel
görünürse görünsün, coğrafi bağlar canlanır." (15 Ocak 2001)
Rusya'nın muazzam dış borçlarının en büyük bölümünün Almanya'ya
olduğunu söylemeye bile gerek yok. Tüm dış borçları 40 milyar dolar
kadar Rusya'nın, bunun 20 milyar doları Almanya'ya. Geçen haziranda
Berlin'de imzalanan bir anlaşmayla, yakın ve orta vâdeli borçları
2016'ya kadar ertelemeyi kabul etti Almanya. İki ülke arasındaki
ekonomik bağlar, özellikle enerji alanında, göz yaşartacak düzeyde.
1997 nisan ayında, Alman bankaları, Rus doğalgazını Batı Avrupa'ya
taşıyacak bir boru hattı için 2,5 milyar marklık kredi açtılar.
Ayrıca, Gazprom firmasına da mal karşılığı 1 milyar DM ödediler.
Alman Ruhrgaz firması, Gazprom'dan hisse senedi almaya 1998 sonunda
başladı.
Bu bilgileri, Rusya ve Almanya arasında gelişen ilişkilere hep bir
ağızdan "Maşaallah" demeniz için aktarmıyorum elbette.
Aralarında İkinci Dünya Savaşı'na yol açacak kadar yakın bağlar
bulunan iki ülke, o bağları ticaret alanında ihya ederken, hiç kuşkusuz
karşılıklı çıkarlarını düşünüyorlar. Enerji zengini Rusya için çıkar,
gazını parası olana satmaktır; sanayi ülkesi olan Almanya'nın çıkarı
ise, doğal olarak, enerji ihtiyacını en mantıklı ve sürekli biçimde
karşılamaktır. Almanya'nın Gazprom'dan hisse alması, Baltık Denizi
üzerinden taşınacak doğalgazı Avrupa'nın değişik ülkelerine pazarlaması
da, Rusya'nın Almanya ile bu alanda işbirliğine yanaşması hep anlaşılır
gelişmeler...
Benim merakım, Almanya ile Rusya arasındaki bu samimi bağlara, Mesut
Yılmaz'ın özel ihtimamıyla Türkiye'nin de dâhil edilmesi noktasında
yoğunlaşıyor. Bizler, "Rusya ile enerji alanında işbirliği
yapıyoruz" sanırken, Gazprom üzerinden Almanya ile buluşmamız
ve üçlü bir işbirliğine girmemiz size de garip gelmiyor mu? Her
üç ülke arasındaki enerji projelerinin hemen hemen aynı döneme (aralık
1998) denk düşmesi de ilgi çekici bence.
İnce ince örülmüş bir işbirliğinin sonucu 'mavi akım' tabii karşı
çıkılması tehlikeli bir proje olur...
Taha Kıvanç
Yeni Şafak
|