Eski
süpergücün yeni düşleri
Ünlü stratejist
Brzezinski başkanlığındaki bir grup Amerikalı, Rusya'nın dağılan SSCB
üzerinde BDT aracılığıyla yeniden etkinlik kurmasını engellemek için
bir dizi plan hazırlamıştı. Putin liderliğindeki Moskova, son yıllarda
devreye soktuğu Primakov Planı'yla Amerikan planını boşa çıkarmaya
çalışıyor
Vladimir Putin'e kadar pek çok kimse Rusya'nın bir kez daha küçüleceğine
inanıyorken şimdi Rusya'nın yeniden uyanışı konuşuluyor. 21. yüzyılda
dünya jeopolitik merkezinin Atlantik'ten Pasifik bölgesine kaymasıyla
beraber, birçok gözlemciye göre tüm finans, mal ve hizmet akımları
Uzakdoğu, Asya ve Amerika'nın uçlarından tuttuğu bir üçgende yoğunlaşacak.
Devlet armasındaki iki başlı kartalın başlarından birisinin de Doğu'ya
baktığını yeniden hatırlayan Rusya da söz konusu üçgenin merkezinde
bulunuyor. 17 milyon kilometrekareden fazla toprağı ile üçgenin merkezinde
yeralan Rusya, köşeler arasında irtibat sağlayan bir köprü vazifesi
yapmasıyla sadece zenginleşme kaynağını değil, uluslararası jeopolitikayı
etkileme aracını da elde etme imkanlarına sahip.
Brzezinski
kontrol sistemi
SSCB'nin dağılmasıyla
oluşan ve üyeleri arasındaki ilişkiler dayanıksız olan Bağımsız
Devletler Topluluğu'nda (BDT) Rusya'nın etkisini azaltmak amacıyla
Amerikalı bir grup uzman ortaya birtakım öneriler sunmuş. 'Brzezinski
koordine sistemi' olarak bilinen ve kurucuları arasında ünlü stratejist
Zbigniew Brzezinski'nin de bulunduğu bu plan, Rusya'yı Kafkaslar
ve Ortasya'daki siyasi ve ekonomik süreçlerden dışlayacak bir jeopolitik
kontrol sistemini öngörüyor. Bu sistemin dikeyinde Avrupa devletleri
- muhtemelen Ukrayna - Türkiye - İsrail bulunurken, yatayında Ortasya
devletleri - Azerbaycan - Gürcistan -Türkiye - Batı'dan geçen ve
Ortaçağdaki İpek Yolu'nu tekrarlamayı planlayan TRASEKA adlı bir
hat olacaktı. Planın gerçekleşmesi doğrultusunda BDT ülkelerine
çeşitli yardımlar, NATO'ya girme imkanı ve uluslararası siyasette
destek gibi fırsatlar sunuldu. BDT'ye alternatif olarak kurulan
ve Gürcistan, Ukrayna, Özbekistan, Azerbaycan ve Moldova'nın girdiği
GUUAM birliğinin çıkmasına da ABD'den sıcak bir destek geldi. Bunun
en belirgin işaretlerinden biri de ABD tarafından perspektifi belirsiz
ve pahalıya malolacak ama söz konusu ülkeleri Türkiye'ye ve dolayısıyla
Batı'ya bağlı kılacak Transkafkasya gaz ve petrol hatlarının inşaasını
desteklemesidir.
Bu amaçla Gürcistan'ın Poti ve Batum limanlarının hızlı inşası da
ABD tarafından finanse ediliyor. Ayrıca, bu süreçte Amerika tarafından
eski Rusya müteffiği olan ve Ortasya enerjisinin naklini daha ucuz
kılabilecek İran'a karşı uygulanan yaptırımların kaldırılmaması
da anlaşılıyor.
Fakat Transkafkasya hatlarının gerçekleşmesinin çok pahalıya malolması,
Kafkasya'daki istikrarsızlıktan ve Azerbaycan ile Türkmenistan arasındaki
anlaşmazlıktan dolayı ve ayrıca da bu projede siyasetin ekonomiden
daha fazla ön plana çıkmasından dolayı bu yolda büyük bir ilerleme
kaydedilemiyor.
Primakov
sistemiyle cevap
Son bir yıl
içinde toparlanmaya çalışan Rusya, uluslararası alanda da ciddi
bir aktivite gösteriyor. ABD'den farklı olarak BDT ülkelerine sosyal,
ekonomik ve siyasi açıdan daha yakın ilişkide bulunan Rusya'nın
etkinliği bu bölgede daha fazladır. Dış siyasetini yeniden yapılandırmaya
çalışan Moskova, bu avantajdan yararlanmak amacıyla, uluslararası
alanda yeni bir taktik uygulama girişiminde. Brzezinski planına
karşı, Rusya, daha önceleri dış istihbarat başkanı, dişişleri bakanı
ve başbakanlık makamlarında görev yapan akademisyen Yevgeni Primakov'un
ortaya attığı ancak şu ana kadar uygulanamayan jeopolitik planını
aktif olarak devreye koymaya çalışıyor. Primakov'un jeopolitik koordine
sisteminin dikey hattı Rusya - İran - Hindistan'dan geçerken, yatay
hattı ise Japonya, Güney Kore, Çin, Rusya -muhtemelen Ukrayna- Batı
ülkelerini kapsıyor. Sistemin merkezinde oturan Rusya, en önemli
enerji hatlarını elinde tutarak hem BDT ülkelerini kendisine bağlıyor,
hem Uzakoğu'dan Batı'ya ve güneyden kuzeye mal ve hizmet transferinden
yararlanmayı öngörüyor. Son zamanlarda Rusya'nın tüm siyasi ve ekonomik
girişimlerinin bu alanlardaki mevcut perspektiflere yönelik olduğu
gözleniyor.
Doğu-Batı
koridoru
Dünyada en uzun
demiryolu hattı olan ve Rusya'nın doğusundan batısına uzanan Transsib
Çarlık Rusyası zamanında Fransa kredisi ile inşa edilmişti. Ulaşım
gücü yıllık 100 milyon ton ve ulaştırma hızı 24 saatte 1140 kilometre
olan Transsib'ten geçen kargo hacminde son 10 yıl içinde 8 katlık
bir düşüş kaydedildi. Buna karşılık son yıllarda Doğu ve Güneydoğu
Asya'nın ABD ile ticaret hacmi 2,2 kat, AB ile ise 2.8 kat kadar
arttı. Bu ticaret hacminin sadece birkaç yüzdesinin topraklarından
geçerken Rusya'nın uluslararası topluma sunulan transfer hizmet
hacmini 6-8 kat kadar arttırma imkanı var. Transit yolunun Rusya'dan
geçmesinin hem Rusya hem dünya topluluğu için 4 avantajı var:
Transsib yolu olağan Transokyanus yolundan iki kat daha kısa iken
ulaştırma hızı da giderek artıyor. 1998'de yapılan bir denemede
doğudaki Vostoçnıy limanından çıkan tren kargosu 8.5 gün içinde
Brest'e ulaştı. Şimdi kullanılan deniz yoluyla ise kargo aynı kente
ancak 35 gün içinde vardı.
Rusya ulaşım altyapısının gelişmiş olduğundan fazla yatırım ve yeni
trasfer koridorlarının kurulmasını gerektirmez.
Transfer yolları tabii acıdan zengin Sibirya'dan geçer ve kargo
hacminin artması buradaki petrol, gaz, komür, renkli metal, elmas,
altın ve orman kaynaklarının işletilmesine hız verir.
Kargonun geçtiği sınır sayısı azaldığından gümrük burokrasisi de
önemli ölçüde azalır.
Enerji ve tabii kaynaklara büyük ihtiyaç duyan Japonya Transsib'i
kullanmak için Rusya ile görüşmelere başladı bile. Bu amaçla Hitachi
ve Mitsubishi gibi dev sirketler Sahalin odası ile Japonya arasında
70 kilometrelik bir demiryolu tüneli projesine el attı. Uzmanların
tahminlerine göre bu projenin 6-7 yıl içinde gerçekleşmesi mümkün.
Ayrıca, Güney Kore, ulusal demiryolu ağını Transsib ile bağlama
teklifinde bulundu. Bu projenin gerçekleşmesi halinde, Doğu ile
Batı arasındaki ticarette payı büyük olan Güney Kore Avrupa'ya ucuz
kara ulaşım imkanına kavuşmuş olacak. Rusya ile ortak sınırı 4 bin
kilometreden fazla olan Çin ise son yıllarda Rusya ile ticari hacminin
artması için yeni ulaşım ağlarına ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.
43 limanından 22'si demiryolları ile bağlı olan Rusya'da 1999 yılında
denizden aktarılan kargo hacmi yüzde 19 oranında artış gösterdi.
Öte yandan Rusya, Batı'ya ihraç ettiği mallarının Baltık ülkelerinin
limanlarından transfer edilmesi nedeniyle yıllık 1,5 milyar dolar
kaybediyor. Bunu gidermek ve Batı'ya direkt çıkış sağlamak amacıyla
Baltık denizinde acil bir şekilde Ust-Luga ve Kirişi limanlarını
inşa ediyor şu sıralarda.
Dünya mallarının transferinin daha fazla gerçekleştirilmesinin önündeki
engellerden olan ulaşım güvensizliği, ülke istikrarsızlığı gibi
olumsuz faktörlerin giderilmesi, bürokratik işlemlerin basitleştirilmesi,
koruma sağlanması gibi tedbirler yavaş yavaş alınmaya başladı Rusya
hükümeti tarafından. Ayrıca Moğolistan'dan transfer edilen bakır
ve Çin'den getirilen komür için trasfer vergileri oldukça düşük
seviyede tutulmakta.
Süveyş kanalına
da alternatif
Rusya-İran ve
Hindistan arasında imzalanan; ancak pek dikkat çekmeyen Kuzey-Güney
Koridoru anlaşması iyi uygulandığı takdirde bir zamanlar çağların
değişiminde önemli rol oynayan ekonomik bir güzergah bir daha değişmiş
olacak.
St. Petersburg kentinde geçtiğimiz eylül ayında Rusya, İran ve Hindistan
arasında yapılan bir anlaşmayla iki hafta önce faaliyete giren Kuzey-Güney
üçlü koridoru, yıllık 16-40 milyon ton kargo transfer ederek ulaşımda
10-12 günlük tasarrufu sağlayacak. Kargo Hindistan'dan deniz yoluyla
Basra Körfezi'ndeki limanlara, oradan da demiryoluyla Enzelya limanına,
sonra ise Hazar üzerinden Astrahan'daki Olya limanına ulaştıktan
sonra kara yoluyla Batı'ya aktarılacak. Şu anda Süveyş kanalından
kullanılan yola nisbeten her kargo başına 600 dolar daha az yol
masrafı elde etmenin avantajı diğer ülkelere nazaran Rusya'ya da
milyarca dolarlık transfer geliri sağlayabilecek.
Ayrıca, 2000 yılının sonuna kadar bu koridordan 16 milyon ton kargonun
geçmesi bekleniyor. Rusya hükümeti Olya limanının yeniden yapılanması
için gereken 400 milyon doların bir kısmını, bütçe problemlerine
rağmen bu yıl ayırmayı ihmal etmedi. Bu amaç doğrultusunda önümüzdeki
yıl için tasarlanan bütçede demiryollarına iki kat fazla finansman
ayrıldı.
Hindistan ile Avrupa arasındaki ticaret yolu Osmanlı İmparatorluğu'nu
Duraklama Devri'nde çok etkilediği gibi daha sonra da Süveyş kanalının
Fransa tarafından açılmasıyla dünya tarihinde önemli bir role sahip
olmuştu.
Rusya-İran ve Hindistan arasında yapılan Kuzey-Güney koridoru anlaşmasının
günümüzü ve ileriki tarihi nasıl etkileyeceğini ise zaman ve gelişmeler
gösterecektir.
Traskam adlı Kafkasya ülkelerinin kapsayan diğer bir plan ise yine
Primakov Doktrini kapsamında Kuzey-Güney doğrultusunda Rusya'nın
Kafkasya'daki federe başkanları tarafından 'Güney Kapı' adıyla gerçekleştirilmek
isteniyor. Bu planın önerilerinden biri Volda, Don ve Dunay nehirleri
aracılığıyla Hazar yakasındaki devletlerden Avrupa'ya ulaşımı sağlamaya
yönelik. Bu düşünce ABD ve AB'nin de istediği bir projeyle örtüşüyor.
Tahminlere göre ilk etapta bu yol Rusya bütçesine bir kaç milyon
dolarlık gelir sağlayacak. Ayrıca, bu proje paralelinde Gürcistan
sınırından Rostov-Bakü hattına kadar 129 kilometrelik bir otobanın
kurulması da öngorülüyor.
Söz konusu avantajların peşinde Rusya'nın yanı sıra Çin de koşuyor.
Çin yönetiminin planı; Lanyungan limanından başlayarak, Rusya ve
Kazakistan'a girmeden Taşkent'ten Türkmenistan'a ve İran'a giden
bir demiryolu hattının inşa edilmesini öngörüyor. Bu arada Hindistan
da 'Altın Üçgen' ve 'Altın Kare' gibi dış ticaret ilişkilerinin
geliştirilmesine yönelik projeleri üzerinde çabalıyor.
Enerji hatları
Petrol, doğalgaz
ve nükleer enerji gibi pek çok zengin enerji kaynağına sahip olan
Rusya, aynı zamanda başka ülkelerin enerjisini transferden de kazanıyor.
ABD'nin desteklediği Bakü - Supsa - Ceyhan petrol ve Transhazar
gaz hatlarına alternatif olabilecek projelere gecikmeden başlayan
Rusya, bu alanda şaşırtıcı bir hız gösteriyor. Kazakistan'ın batısındaki
Tengiz petrol yatağını Novorossisk limanına bağlayacak petrol hattı
da artık hazır. Ayrıca, geçtiğimiz yıl Mohaçkale limanı üzerinden
Kazakistan ve Türkmenistan'dan bir milyon ton petrolün batıya geçtiği
belirtiliyor. Sibirya gazının Irkutsk'taki yataklardan Çin'e, oradan
da üçüncü ülkelere ihraç edilmesi için yıllık hacmi 30 milyar metreküp
bir gaz hattı inşa ediliyor. Ayrıca da petrol hattının inşaatı konusunda
görüşmelerin gerçekleştiği kaydediliyor.
BDT ülkelerinden çoğunun enerjisini karşılayan ya da transferini
sağlayan Rusya pek çok Avrupa ülkesine ve Türkiye'ye de enerji satıyor.
Karadeniz'in altından bir boru hattı döşenmek suretiyle Mavi Akım
hattı adı verilen güzergahla yıllık 16 milyar metreküpe kadar çıkartılabilecek
doğalgaz transferi planlanıyor.
Dördüncü
Dünya Savaşı
Büyük kısmı
Asya'da bulunan Rusya, SSCB'nin dağılmasından sonra tüm dikkatini
Batı'ya yöneltti. Halbuki sembolündeki kartalın bir kafası batıya
bakarken diğeri doğuyu gözetiyordu. Son yıllarda hatasını anlamaya
başlayan Rusya yönetimi, Doğu'da ve Ortasya'da kaybettiği pozisyonlarını
yine ele geçirme çabasında. Yeni devlet başkanının (Vladimir Putin,
yeminden önce İngiltere'ye gitmişti) ilk yurtdışı ziyaretini Asya'ya
gerçekleştirmesi bunun en önemli belirtisi. Taliban tehdidini şişirerek
Ortasya ülkelerine askeri ve siyasi destekte bulunan Rusya buraları,
NATO'dan önce ele geçirmeyi amaçlıyor.
Bu amaçla Rusya, söz konusu devletleri beraber bulunabilecekleri
çeşitli ekonomik, askeri ve siyasi birlik ve anlaşmalara çekme çabasında.
Enerji hatları sadece Rusya'dan geçtiği için ona bağlı olan Ortasya
devletlerinin tek başına uluslararası sahaya çıkmaları da şu anda
oldukça zor. Bu nedenle, Rusya yönetimi, geçtiğimiz aylarda Kazakistan
Başkanı Nursultan Nazarbayev'in ortaya attığı Avrasya Ekonomik Birliği'ni
kurma teklifine sıcak bakıyor.
1999 yılının sonunda Belarus ile imzaladığı birlik anlaşması da
bu diziden. Rusya'nın BDT devletleri ile kurduğu ortak vizesiz rejim
anlaşmasından çıkışı ise üye devletlerden hiçbirini etkilemeden
sadece NATO'ya girmeyi çok isteyen Gürcistan için şantaj aracı olarak
kullanılıyor.
Önde gelen Rusyalı politoglardan biri, Rusya'nın en önemli amaçlarından
birinin de BDT'yi canlandırarak ve ona yeni reel ekonomik anlam
kazandırarak kendisine bağlı tutmak, kalan dünyayı ise BDT'ye bağlı
kılmak olduğu öngörüsünde bulunuyor.
Aynı eğilim uluslararası alanda da görülüyor. Rusya, Çin, Kazakistan,
Tacikistan ve Kırgızistan'ın üye olduğu 'Şanghay Beşlisi', Avrasya
kıtasının 3/5'ini kaplarken, nüfusu ise dünya nüfusunun yüzde 25'ini
oluşturuyor. Bu örgütün etkinliğine hız kazandırmak amacıyla Rusya
lideri Vladimir Putin, geçtiğimiz aylarda Çin, Hindistan, Kuzey
Kore ve Moğolistan ve BDT ülkelerini kapsayan Asya seferine çıkmıştı.
Moskova, eski müteffiği İran konusunda daha önceleri ABD ile 1995
yılında kurduğu gizli Gore-Çernomırdin Anlaşması'nı iptal etti.
Bir silah alıcısı olmasının yanısıra dünyanın ikinci büyük gaz yatağına
sahip ülkesi olan İran, Rusya için Ortadoğu'da iyi bir ortaktır.
Rusya, eskiden olduğu gibi şu sıralarda da Irak'a en yakın devletlerden
biri ve ikili ilişkiler giderek gelişiyor.
Duma (parlamento) Başkan Yardımcısı ve aşırı milliyetçi Vladimir
Jirinovski önümüzdeki yüzyıl tahminleri konusunda, "Üçüncü
Dünya Savaşı'nı Rusya zaten kaybetti. Bizim, şimdiden Dördüncü Dünya
Savaşı'na hazırlanmamız gerekir" diyor.
Tabii ki Yarbay Jirinovski sıcak bir savaştan değil de etkinlikten
ve dünya liderliğinden söz ediyor. ABD'nin günümüzdeki dünya liderliği,
SSCB'nin ana mirasçısı Rusya tarafından hiç de hoş karşılanmıyor.
Tüm sorunlarına rağmen zengin kaynaklar ve önemlisi de nükleer güce
sahip olan Rusya, yakın gelecekte de dünyada ciddi şekilde söz sahibi
olmaya hazırlanıyor.
MİRZA
ÇETİNKAYA/MÜSLİM YAGİBEKOV
AKSİYON 23 Aralık 2000 / Sayı: 316
|