Rusya'nın savunma stratejisi

Şükrü Elekdağ

Milliyet
28 Ağustos 2000

Rus donanmasının Kursk nükleer denizaltısını kurtarma çabalarının tam bir fiyaskoyla sonuçlanması, bu faciayı medyadan izleyenlerin çoğunun zihninde herhalde şöyle bir soruya yol
açmıştır:
"Nasıl oluyor da, Rusya gibi, nükleer yakıtla işleyen denizaltılar inşa edebilen ve bunları nükleer başlık taşıyan kıtalararası füzelerle donatabilen bir devlet, kazaya uğrayan denizaltısını kurtarmak için bir şey yapamıyor ve küçük bir devlet olan Norveç'in sahip olduğu beceri ve teknolojiye sahip olamıyor?"Esasında, bu sorunun yanıtı, Rus silahlı kuvvetlerinin halen içine düştüğü çöküntüyü ortaya koyan bir nitelik taşıyor.Silahlı kuvvetler, ülkenin ekonomik durumu dolayısıyla yıllardan beri yeterli ödenek alamıyor, bu nedenle de birlikler, eskiyen silah ve teçhizatlarını yenileyebilmek şöyle dursun, yedek parça temin edemiyor, bakım ve onarım yapamıyor ve personellerine gerekli eğitimi sağlayamıyorlar. Üstüne üstlük, bazen, zaten çok düşük olan personel maaşları dahi ödenemiyor. Bu durum, tabiatıyla orduyu ayakta tutan moral ve disiplinin mahvına yol açıyor. Askeri personelin sivil sektörde gece işlerinde çalışması yaygın bir uygulama halini almış. Silahlı kuvvetler bünyesindeki denetimsizlik ve çürüme öyle boyutlara varmış ki, askerlerin ellerindeki ve depolardaki silah ve askeri araçları satmaları ahvali adiyeden sayılıyor. Rusya'nın savunma bütçesine bir göz atılması karşılaşılan sorunun vahametini gözler önüne seriyor.
Moskova, 1990'da gayri safi milli hasılasının (GSMH) % 10'u olan savunma bütçesini % 5'e indirmiş. Ancak, Rusya'nın bugünkü GSMH'sinin 1989'unkinin sadece yarısı düzeyinde olduğunu da unutmamak lazım. Hesap, bu durum dikkate alınarak yapılırsa, son on yıl içinde savunma harcamalarında muazzam bir kısıntı yapıldığı ortaya çıkar.

Türk savunma bütçesinin yarısı

Rusya'nın 1999 yılı savunma bütçesi 4.5 milyar dolar gibi inanılmaz bir rakam. ABD savunma bütçesinin 66'da biri... Ama inanılmaz dememizin nedeni bu değil. İnanılmaz... çünkü bu meblağ
Türkiye'nin savunma bütçesinin yarısı kadar. Hemen belirtelim ki, Financial Times gazetesinden aldığımız bu rakam (Financial Times, Russia: Leader - After Kursk. 23.08.2000), birçok diğer ciddi yabancı yayın organı tarafından da doğrulanıyor. Şimdi de, "Amerika'dan sonra dünyada ikinci gelen"(!) Rus donanmasının envanterine bakalım. Rusya'nın kıtalararası balistik füze taşıyan 26 stratejik, 72 de taktik denizaltısı var. Ayrıca, bir uçak gemisine; 17 kruvazöre; 68 adet destroyer, firkateyn ve korvet kategorisinde gemiye; 70 füze ve torpido taşıyan hücumbota; 102 mayın tarama gemisi ile 107 çıkarma gemisine sahip bulunuyor. Bunlara ilaveten deniz kuvvetleri bünyesinde, 329 savaş uçağı ve 387 silahlı helikopter ile 7500 kişilik bir deniz piyade birliği de yer alıyor. (The Military Balance, 1998/1999, International Institute
for Strategic Studies) İlk bakışta bu "müthiş" bir güç gibi gözüküyor. Ne var ki, bu "müthişlik" kağıt üzerinde kalıyor. Çünkü, Rusya'nın 4.5 milyar dolarlık savunma bütçesinin tamamı donanmaya tahsis edilse bile, yine de bu kuvveti hizmete hazır hale getirmek mümkün değil.
Oysa, Ruslar, 4.5 milyarın % 70'iyle 1 milyon 200 bin kişilik silahlı kuvvetler personelinin maaşlarını ödüyor, geri kalan meblağdan aslan payını da stratejik nükleer kuvvetlerinin idamesine ayırıyorlar. Arta kalan çok cüzi miktar da deniz, hava ve kara kuvvetleri arasında bölüşülüyor. İşte bu nedenle, donama denize açılamıyor, pilotlar eğitim uçuşuna çıkamıyor ve kara kuvvetleri tatbikat yapamıyor.

Bölgesel güç mü? Süper devlet mi?

Belirttiğimiz bu hususlar, Rusya'nın, savunmaya ayrılabilecek sınırlı kaynaklarını göz önünde tutarak, yeni bir kuvvet yapılanmasına gitmesini zorunlu kılıyor. Moskova'nın iki seçeneği var. Birincisi, nükleer süper güç statüsünü tekrar kazanma hayaliyle, halihazır kuvvet yapısını
muhafaza etmek ve dolayısıyla tutarlı ve uygulanabilir bir stratejiden mahrum kalmak... İkincisi ise, mütevazı boyuta indirgenmiş bir stratejik nükleer güçle birlikte daha küçük fakat etkin bir konvansiyonel kuvvetten oluşan bir kuvvet yapısını gerçekleştirmek. Moskova'nın, rasyonel bir yaklaşımı içeren ikinci seçeneği benimseyememesinin temel nedeni, karşılaştığı tehdidin değişen
niteliğini isabetle değerlendirememesinden kaynaklanıyor. Ayrıca, bu doğrultuda bir karar almasını zorlaştıran politik ve duygusal nedenler de var.Geçen temmuz ayında, Genelkurmay Başkanı General Anatoly Kraşnin ile Savunma Bakanı Mareşal İgor Sergeyev arasında Rusya'nın nasıl bir stratejik doktrine sahip olması gerektiğine ilişkin olarak başlayan tartışma, gerek bu işaret ettiğimiz nedenler gerekse yukarıda değindiğimiz seçeneklerle yakından ilişkili...

İnanılmazı başardı
 Rusya batağa
  gömülüyor

 Yeltsin: Kararları tek
   başıma alırdım

 Uzunyayla atları    yeniden kişneyecek
 Kremlin'in umudu ek    bütçeye kaldı
 Türkiye'den Çeçenlere    100 bin dolar
 Rusya'nın savunma        stratejisi
 Rusya'nın savunma    stratejisi
 Çeçenlere aydın        desteği
 Çeçenistan meselesi    nereye gidiyor?
 Rus şahinleri             yumuşuyor
 

 

Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı
Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Linkler