Kaf-Der'in
Çeçenistan ile ilgili düzenlediği panelden sonra yayınlanan
deklarasyon
TÜRKİYE VE DÜNYA KAMUOYUNA!
Türkiye ve dünya sivil toplum örgütlerine!
Türkiye, dünya devlet ve hükümet yetkililerine!
Bizler; 19. yüzyılda Rus Çarlığı tarafından, Osmanlı topraklarına
sürgün edilmiş Kuzey Kafkasyalıların torunları ve onların oluşturduğu
sivil toplum örgütleri olarak sizlere sesleniyoruz:
Bugün
Çeçenya'da yaşanan insanlık dramından vicdanı rahatsız olmayan
kimse var mıdır acaba!? Hiç ihtimal vermiyoruz. Moskova'nın
yoğun enformasyon ablukasına rağmen medyaya yansıyabilen görüntülerin
bile insanın tüylerini ürpertmemesi, içini sızlatmaması olanaksız.
Ama
insan hakları, özgürlük, barış ve demokrasi savunucusu bireyler;
demokratik kitle örgütleri ve uygar dünya devletleri olarak
Çeçenya'da akan kanı durdurmak için; bir halkın tümüyle kırılıp,
sürülüp yok edilmesini önlemek için ne yaptık, ne yapıyoruz,
yapabileceğimiz bir şeyler yok mu!?
Uygarlık, insan hakları, barış ve demokrasi güçleri bu kadar
mı zayıf, güçsüz ve aciz? Yoksa bu kadar mı duyarsız?
Kimseyi
savaşa çağırmıyoruz. Asla savaş istemiyoruz. Çağrımız; elimizdeki
güç ve olanakları insan hakları ve barış için daha etkili ve
ivedi biçimde kullanmaktır yalnızca! Zaten çok geç kaldık. Yarın
çok daha geç olacak. İş işten geçmeden, can tenden çıkmadan
yetişmek, tez davranmak gerek!
Tekrar
ediyoruz; Çeçenya'da bir insanlık dramı yaşanıyor bugün. Hem
de hiç hak edilmemiş, üstelik hiç kimseye yarar ve onur vermeyecek,
utanç verici bir insanlık dramı!
On
binlerce sivil; kadın, çocuk, yaşlı, hasta¼ bombalarla uçtu
havaya! Yüz binler sürüldü toprağından, on binler kırıldı, kırılıyor
soğuktan, açlıktan, hastalıktan!
Avrupa
Birliği, Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler, uygar dünya devletleri,
barışçı özgürlükçü demokrat insanlar, demokratik kitle örgütleri,
hepiniz, hepimiz; ister özel çıkar ve hesaplarla olsun, isterse
saldırgan gücün ambargolu-sansürlü medya penceresinden yansıtılan
tek yanlı, yanıltıcı verilerin etkisiyle olsun, susmakla Çeçenya'da
işlenen insanlık suçuna ortak olmaktayız!
Herkesi,
dünyanın gözü önünde işlenen bu insanlık suçuna ortak olmaktan
kurtulmaya çağırıyoruz.
Çeçen halkına yöneltilen bu vahşi saldırıların gerekçeleri,
tamamen düzmece, asılsız ve geçersizdir.
* İlk söylenen, Çeçenya olaylarının, "Rusya'nın iç işi"
olduğudur. Yakın tarihe yapılacak kısa bir yolculuk, bu iddianın
geçersizliğini açıklıkla ortaya çıkaracaktır. Çeçenya, asla
Rusya'nın iç işi değildir.
*
Çeçenya Cumhuriyeti, 5 Aralık 1936 tarihinde kabul edilen yeni
SSCB Anayasasına göre, Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti
adıyla Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti bünyesinde,
SSCB içinde yer almıştır.
*
Bilindiği gibi, 1980'li yılların sonlarında Baltık ülkelerinin
birlikten ayrılmaya başlamalarıyla SSCB dağılma sürecine girmiş,
1990 yılında dağılma resmen ve fiilen gerçekleşmiş, SSCB Anayasası,
ardından da Rusya Federasyon Anayasası yürürlükten kalkmıştır.
Bu iki Anayasanın yürürlükten kalkmasıyla birlikte, Federasyonu
oluşturan federe yönetim birimleri hukuken serbest kalmışlardır.
*
Bu arada Çeçenya 1 Kasım 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan
etmiştir.
* Hukuken sona eren "Rusya Federasyon Anlaşması" yerine
yeni bir anlaşma taslağı hazırlanmış ve eski egemen Federe Cumhuriyetlerin
onayına sunulmuştur.
*
Bu anlaşma, sözü edilen Federe Cumhuriyetlerin pek çoğu tarafından
31 Mart 1992 tarihinde kabul edilip imzalanmışsa da, Çeçenya
ve Tataristan anlaşmayı imzalamayarak federasyon dışında kalmışlardır.
Tataristan, daha sonra yapılan özel görüşmelerde kendisine birtakım
ayrıcalıklı haklar tanınmasını yeterli görerek yeniden Rusya
Federasyonu bünyesine girmeyi uygun görmüş, Çeçenya ise bağımsız
kalma yolundaki tercihini değiştirmemiştir.
* Çeçenya, Rusya Federasyonu'na yalnızca hukuken katılmamakla
kalmamış, fiilen de Rusya Federasyonu'nun hiçbir Anayasal ve
yasal tasarrufuna; seçimlerine, referandumuna, askerlik görevine
vb. katılmamış, kendi seçimlerini yapmış, devlet kurumlarını
oluşturmuştur.
*
Bu gelişmelerden sonra, Rusya Federasyonu ile Çeçenya Cumhuriyeti
arasında çeşitli görüşmeler yapılmışsa da, Çeçenya'nın federasyona
katılmama, bağımsız kalma kararı değişmemiştir.
*
Bunun üzerine Rusya Federasyonu'nca 11 Aralık 1994 tarihinde
Çeçenya topraklarına yönelik bir askeri harekat başlatılmıştır.
Rusya askeri yetkililerinin 1-2 saat içinde Grozni'yi ele geçireceklerini
söylemelerine rağmen bu haksız saldırı başarılı olmamış, diğer
Kuzey Kafkasya halklarının, Rusya Federasyonu halklarının ve
sivil toplum örgütlerinin, ayrıca dünya kamu oyunun baskıları
sonucunda 31 Ağustos 1996 tarihinde durdurulmak zorunda kalınmıştır.
*
Savaşı sona erdiren ilk anlaşma, 31 Ağustos1996 tarihinde Hasavyurt'ta
iki eşit taraf sıfatıyla Rusya Federasyonu adına A. LEBED, Çeçenya
Cumhuriyeti adına Başkan A. MASKHADOV tarafından; ikinci anlaşma
ise 12 Mayıs1997 tarihinde yine iki eşit taraf sıfatıyla Rusya
Federasyonu adına bizzat Başkan B. YELTSİN; Çeçenya Cumhuriyeti
adına da yine Başkan A. MASKHADOV tarafından imzalanmıştır.
* İmzalanan anlaşmalarda; Çeçenya'nın bağımsızlığı meselesinin
31 Aralık 2001 tarihine kadar olgunlaştırıldıktan sonra yeniden
ele alınması; taraflar arasındaki ilişkilerin uluslararası kurallara,
prensip ve normlara göre yürütülmesi, daha sonra yapılacak anlaşmalarda
belirlenecek konularda işbirliğine gidilmesi ve taraflar arasındaki
sorunların, görüşmeler yoluyla barışçı yöntemlerle çözülmesi,
güç kullanmaktan ve tehditlerden vazgeçilmesi kabul ve taahhüt
edilmiştir.
* Bu anlaşmalar, dünya kamu oyu tarafından da Çeçenya'nın bağımsızlığını
pekiştiren önemli birer siyasal adım olarak değerlendirilmiştir.
Görüldüğü gibi; Çeçenya ile Rusya eşit haklara sahip iki ayrı
devlettir, Çeçenya'yı Rusya'ya bağlayan hiçbir hukuki belge
yoktur.
Rusya ile Çeçenya iki ayrı devlet olarak 1994-96 yıllarında
savaşmış; eşit haklı iki devlet sıfatıyla iki kez barış ve işbirliği
anlaşması imzalamışlardır. Ne var ki, Moskova yönetimi, dünyanın
gözünün içine baka baka bu anlaşmaları hiçe saymakta, bu ikili
anlaşmalardan yeterince bilgi sahibi olmayan dünya da, "askeri
harekatın, toprak bütünlüğünün korunması amacıyla başlatıldığı"
aldatmacasına kanmaktadır.
Bunun için diyoruz ki; Çeçenya'ya yapılan saldırı Rusya'nın
iç işi değil, hatta bir iç savaş değil, iki ülke arasındaki
bir savaştır; daha doğrusu; güçlü görünen Rusya adına Moskova'nın,
gözüne kestirdiği Çeçenya'ya karşı haksız bir saldırısı, bir
soykırım ve işgal girişimidir.
Çeçenya; dünyanın umutla girdiği İKİBİN yılının başında yaşanan
utanç verici bir insanlık dramının adıdır.
Çeçenya;uluslar arası toplumun sahip çıkamadığı bir uluslar
arası sorundur.
Çeçenya; hukuksal açıdan, Slovenya'dır, Hırvatistan'dır, Bosna-Hersek'tir,
Makedonya'dır, Kosova'dır, belki Doğu Timor'dur. Çeçenya, en
az bunlar kadar haklıdır.
Ne var ki, Moskova yönetimi, önceki saldırı girişimlerinden
yeterince ders almış; yeni bir saldırının başarıya ulaşabilmesinin,
saldırının haklı gösterilebilmesine, kamu oyu desteğinin alınabilmesine
önemli ölçüde bağlı olduğunu öğrenmiştir. Bunun için son saldırıdan
önce provokasyonlar hazırlanmış, adam kaçırma, soygun, hırsızlık,
sabotaj eylemleri tezgahlanmıştır. Bütün bunların Çeçenler tarafından
yapılmadığı daha sonra ortaya çıkmıştır.
Çeçenler, Putin'in göstermeye çalıştığı gibi terörist değildirler.
Hiçbir zaman günahsız sivil insanları hedef almamışlardır. Ünlü
Budenovsk baskınında bile -Rus güvenlik güçlerinin operasyonlarda
öldürdükleri dışında- Çeçenler kimseye zarar vermemeye özen
göstermişlerdir. 1994-1996 savaşları sırasında esir aldıkları
askerleri bile kendilerine en küçük bir zarar vermeksizin, annelerine
teslim etmişlerdir. Bu onların inançlarının ve insanlık anlayışlarının
gereğidir.
Hele Rusya'nın Çeçenya'yı PKK'ya benzeterek Türkiye'ye aba altından
sopa gösterme gayretlerini anlamak mümkün değildir; yöneticilerimizin
ve ülkemiz insanlarının bundan etkilenmeleri ise fevkalade üzücü
ve onur kırıcıdır. Daha önce değinildiği gibi Rusya bir Federasyon,
Çeçenya bağımsızlık öncesinde dahi bir federe devlet olduğuna;
Türkiye'nin ve PKK'nın durumları tamamen farklı olduğuna göre
böyle bir benzetme asla geçerli değildir.
Yeltsin-Putin yönetiminin Çeçenya'yı "şiddet yanlısı köktendinci",
"vahabist" olarak ilan etme ve bazı köktendinci çevrelerden
yardım aldıklarını gösterme çabaları da, dünya kamu oyunu yanıltmaya,
Çeçenya aleyhine etkilemeye yönelik bir soğuk savaş taktiğidir.
Çeçenler Müslümandırlar ama ne "vahabist", ne de "şiddet
yanlısı köktendinci"dirler. Çeçenler yalnızca Müslümandırlar
ve şiddetin her türüne karşıdırlar.
Çeçenler'in diğer Kafkas topluluklarına göre dinlerine daha
fazla bağlı oldukları doğrudur. Çünkü onlar; 1944'te Almanlarla
işbirliği yaptıkları suçlamasıyla Stalin tarafından 24 saat
içinde yük ve hayvan vagonlarıyla Sibirya'ya sürüldüklerinde;
Çeçen cesetleri raylar boyunca kurtlara yem edildiğinde; onüç
yıl esaret ve sürgün hayatı yaşayıp nüfuslarının yarısı kırıldığında,
yanlarında Allah'tan ve dini inançlarından başka hiçbir güç,
destek ve sığınak bulamamışlardı. Bu nedenle Çeçenlerin diğer
topluluklara göre dinlerine daha fazla bağlı olmalarını iyi
anlamak ve doğru değerlendirmek gerekir.
Demokrasi ve insan hakları çevrelerinin sessizliği karşısında
dünyada öne çıkan destek görüntülerine ve Rusya'nın propogandalarına
aldanmamak gerekir. Kaldı ki, Çeçenya can derdindedir; yardım
seçme lüksüne sahip değildir.
Rusya, Dış dünyaya karşı, Çeçenya'yı kendi toprağı, Çeçen halkını
da kendi halkı gibi göstermeye çalışıyor. Sormak gerekir: Bir
devlet kendine ait saydığı bir coğrafyayı bu kadar acımasızca
bombalayıp, haritadan silebilir mi!? Bir devlet kendinden saydığı
bir insan kitlesini bu denli kırıp, tüketebilir mi!? Kaldı ki,
hiç kimse "kendi aile meselemdir" diyerek, çocuğunu,
kardeşini katletme hakkına sahip olabilir mi!?
Hayır! Ne Çeçenya Rus toprağı, ne de Çeçenler Rus halkıdır.
Çeçenya Çeçen'lerindir. Çeçenya, Kuzey Kafkasya'nın otokton
halklarından olan Çeçenlerin özyurdudur.
Rusya başka ne diyor? Çeçenya'daki teröristlerle ve şiddet yanlılarıyla
mücadele ettiğini söylüyor. Terör mücadelesi böyle mi yapılır!?
Köyüyle-kentiyle; sivili-askeriyle; kadını-kızı, çoluğu-çocuğuyla,
yaşlısı-genciyle hiçbir ayrım gözetilmeden, ülkenin tümünü bombardımana
tutarak, taş üstünde taş bırakmayarak, her şeyi yerle bir ederek
terör mücadelesi görülmüş şey midir!?
Bugün
Çeçenya'da: BM İnsan Hakları Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi, Helsinki Nihai Senedi gibi çok taraflı uluslararası
anlaşma ve sözleşmeler, Rusya ile Çeçenya arasında imzalanmış
olan ikili anlaşmalar ihlal edilmekte, insan hakları, insanlık
onuru ayaklar altına alınmakta, tüm insanlık için utanç verici
bir insanlık dramı sahnelenmektedir.
Bugün Çeçenya'da yapılmaya çalışılan şey, geçmişte Çarlık makamları
tarafından Adıgelere, Abazalara, Ubıxlara yapılan şeydir; "Çeçensiz
bir Çeçenya" yaratma çabasıdır, Çeçen halkını toprağından
sürme, tarihten silme kararlılığı içinde acımasızca uygulanan
bir soykırım girişimidir. Böyle acımasız bir soykırıma; bir
halkın tümüyle yok edilmesine, bir ülkenin yerle bir edilmesine
artık "DUR!" demeliyiz.
Artık hepimiz, Çeçenya'nın ve Çeçen halkının yanında yer alarak
barışa destek vermeliyiz. Barışa, insanlık onuruna sahip çıkmalıyız.
Bu çerçevede yapılması gereken en önemli ve ivedi hususları
şöyle sıralayabiliriz:
¨
Demokratik ve diplomatik girişimler yoğunlaştırılmalı, uluslararası
toplum ivedi olarak harekete geçirilmelidir.
¨ Rusya ile yapılmış bulunan ekonomik işbirliği ve kredi anlaşmaları
derhal askıya alınmalı; Rusya, uluslararası hukukun ve kendi
imzaladığı anlaşmaların gereklerini yerine getirmeye zorlanmalıdır.
¨ Çeçenya'da derhal ateşkes ilan edilmelidir.
¨ Başta İnguşetya olmak üzere mültecilerin bulunduğu ülkelere
ve doğrudan Çeçenya'ya ivedi biçimde ilaç, tıbbi malzeme, gıda
vb insani yardım ulaştırılmalı ve bu yardımlar ihtiyaç sahiplerine
bizzat verilmelidir.
¨ İnsan hakları örgütlerinin, gazetecilerin, tarafsız gözlemcilerin
bölgede inceleme yapmalarına olanak sağlanmalıdır.
¨ Rusya, Çeçenya dışındaki Çeçenlere ve diğer Kafkas kökenlilere
karşı başlattığı küçültücü kötü muamelelere, seyehat özgürlüğü
engellemelerine derhal son vermelidir.
¨ Çeçenya'nın statüsü ve geleceği uluslararası toplumun hakemliğinde
ele alınmalı; bölgede kalıcı ve onurlu bir barış tesis edilmeli
ve güvence altına alınmalıdır.
İnanıyoruz ki;
Demokratik kitle örgütleri, başka ülkelerdeki, hatta Rusya'daki
eş kuruluşlarla, Uygar dünya devletleri birbirleriyle, Barış
ve insanlık için el ele verirlerse, Çeçenya'da akan kanı durdurabilecek,
her iki taraf için de onurlu ve kalıcı bir barışı birlikte kurabileceklerdir.
Dünya kamuoyunu;
Demokratik kitle örgütlerini;
Uygar dünya devletlerini;
Sahip oldukları demokratik, diplomatik, ekonomik, siyasal¼ tüm
güç ve nüfuzlarını bir an önce bu amaca yöneltmeye ve odaklamaya
davet ediyoruz.
"ÇEÇENYA'DA KALICI VE ONURLU BARIŞ İÇİN EL ELE!" diyoruz.
KAHROLSUN HER TÜRLÜ BASKI VE ZULÜM!
KAHROLSUN ONURSUZ YAŞAM VE ÖLÜM!
YAŞASIN BARIŞ VE DEMOKRASİ!
YAŞASIN İNSAN HAKLARI!
YAŞASIN İNSANLIK ONURU!
YAŞASIN
ÇEÇENYA!
Kafkas kökenli
58 demokratik kitle örgütü temsilcileri ile Çeçenya Paneli panelist
ve katılımcıları tarafından oy birliği ile kabul edilmiştir.
27 Şubat 2000 Ankara
27
ŞUBAT 2000 TARİHLİ
ANKARA DEKLARASYONUNA İMZA KOYAN
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
| 1 |
KAFDER
GENEL MERKEZİ |
DURAN BULUT |
| 2 |
KAFDER
ANKARA ŞUBESİ |
NECLA
DİNÇER |
| 3
|
KAFDER
KONYA ŞUBESİ |
İZZET GÜNDOĞDU |
| 4
|
KAFDER
SİNCAN ŞUBESİ |
NİZAM
KANDUR |
| 5
|
KAFDER
BALIKESİR ŞUBESİ |
FERDAN SAVKAF |
| 6
|
KAFDER
SOMA ŞUBESİ |
HASAN ALTINÖZ |
| 7
|
KAFDER GÖNEN ŞUBESİ |
HAKKI ACI |
| 8
|
KAFDER
ERBAA ŞUBESİ |
FATİH
SÖNMEZ |
| 9
|
KAFDER
KAYSERİ ŞUBESİ |
MEHMET ŞIKLAROĞLU |
| 10
|
KAFDER
REYHANLI ŞUBESİ |
MEHMET
YENER |
| 11
|
KAFDER
SAMSUN ŞUBESİ |
HATİCE
YAVUZ |
| 12
|
KAFDER
SİNOP ŞUBESİ |
HİLMİ
ÖNDER |
| 13
|
KAFDER
MERSİN ŞUBESİ |
TUNCER
KURŞUN |
| 14
|
KAFDER
PINARBAŞI ŞUBESİ |
AYDIN YAĞAN |
| 15
|
KAFDER KAYNARCA ŞUBESİ |
NUSRET
DEMİRCİ |
| 16
|
KAFDER
BURSA ŞUBESİ |
EMEL
BEZEK |
| 17 |
KAFDER
İZMİR ŞUBESİ
|
ADNAN
GÖL |
| 18 |
KAFDER
ANTALYA ŞUBESİ
|
ERDAL
TOYTUNÇ |
| 19
|
KAFDER
ADANA ŞUBESİ
|
NEJDET
ÖNDER |
| 20 |
BURSA
BİRLEŞİK KAFKASYA DERNEĞİ |
MAHMUT Bİ |
| 21 |
BURSA ORTAASYA-KAFKASYA KÜLTÜR DERNEĞİ |
ŞERİF BİRİN |
| 22 |
KAFKASYA ARAŞTIRMALARI GRUBU |
EROL
YILDIR |
| 23
|
KAFKAS
VAKFI |
M. NÜZHET ÇETİNBAŞ |
| 24
|
KIRIKKALE KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ |
ERTAN BÜYÜKYILDIZ |
| 25
|
GÖKSUN
KUZEY KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ |
BEDRİ
TOKUÇ |
| 26
|
GÜNGÖREN
KUZEY KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ |
MUSTAFA
ALTUN |
| 27
|
UZUNYAYLA
KUZEY KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ |
İRFAN
KALKAN |
| 28
|
KÖY
ÇOCUKLARINI EĞİTİM DERNEĞİ |
M.
KAZIM TAYMAZ |
| 29
|
BİRLEŞİK
KAFKASYA KONSEYİ |
CEMAL
UYSAL |
| 30
|
BAĞCILAR KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ |
ZEKAİ
BERT |
| 31
|
YALOVA DAĞISTAN KÜLTÜR DERNEĞİ
|
ÖZDEN
ÜNER |
| 32
|
BAHÇEBAŞI
KÖYÜ KUZEY KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ |
SELAHATTİN HAN |
| 33
|
DÜZCE KUZEY KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ |
AZİZ NEMLİOĞLU |
| 34
|
KAFKAS
- ÇEÇEN DAYANIŞMA KOMİTESİ
|
ALİ
YANDIR |
| 35
|
SAMSUN
BİRLEŞİK KAFKASYA DERNEĞİ
|
S.
AHMET GÜLTEKİN |
| 36
|
ÇARŞAMBA
KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ
|
RAFETTİN
BAŞAR |
| 37
|
VEZİRKÖPRÜ
KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ
|
AHMET
EVCİN |
| 38
|
KAFKAS
VAKFI KAYSERİ ŞUBESİ
|
KEMAL
İLHAN |
| 39 |
KAYSERİ
KAFKAS - ÇEÇEN DAYANIŞMA KOMİTESİ
|
KEMAL
İLHAN |
| 40
|
İSTANBUL
BİRLEŞİK KAFKASYA DERNEĞİ
|
NAİL
SÖNMEZ |
| 41
|
POYRAZLI
KAFKAS KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ |
METİN AYHAN |
| 42
|
KARAMÜRSEL KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ |
HASAN
AÇIKEL |
| 43
|
K.MARAŞ
KAFKAS-ÇEÇEN DAYANIŞMA KOMİTESİ |
NEJDET
GÜN |
| 44 |
KAFKASYALILAR
DERNEĞİ |
OSMAN
DAĞISTANLI |
| 45 |
TEKİRDAĞ
KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ |
SEMİ GÖKGÖZ |
| 46 |
BAĞLARBAŞI
KAFKAS DERNEĞİ |
ENVER
SAĞLAM |
| 47
|
GOP
KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ |
ENVER SAĞLAM (vek.) |
| 48 |
ÇEÇEN
- KAFKAS DAYANIŞMA DERNEĞİ |
SALİH
GÖÇGÜN |
| 49
|
ÇEÇENİSTAN
YARDIM KOMİTESİ |
SALİH
GÖÇGÜN (vek.) |
| 50
|
MERSİN
KAFKAS - ÇEÇEN DAYANIŞMA KOMİTESİ |
FARUK
ÇEÇEN |
| 51
|
KAFDER
ÇORUM ŞUBESİ
|
HÜSEYİN
ERCAN |
| 52
|
İSTANBUL
DOSTLUK KULÜBÜ DERNEĞİ |
CİHAN
CANDEMİR |
| 53
|
KAFKAS
DOSTLUK KÜLTÜR VE DAYANIŞMA VAKFI |
YAHYA
GIŞ |
| 54
|
ŞAMİL
EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI
|
MUHİTTİN
ÜNAL (vek.) |
| 55 |
KAFKAS
İŞADAMLARI DERNEĞİ
|
CİHAN
CANDEMİR |
| 56
|
HENDEK
KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ
|
ŞENAY AKSOY |
| 57
|
ESKİŞEHİR
KUZEY KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ
|
MUHARREM
TAMBOV |
| 58
|
SAKARYA
KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ |
|