Çeçen
direnişinin tarihi serüveni
Abdurrahman
Avtorhanov
15
Ocak 1939 tarihli İzvestiya gazetesi, Resmi Sovyet haber ajansı
TASS'a dayanarak "Çeçenistan-İnguşetya'nın beşinci yılı"
adlı şu yazıyı yayınladı:
"Beş
yıl önce, 13 Ocak 1934'te kardeş dil, kültür ve yaşam tarzları
olan iki Kafkas halkı, otonom bir Çeçen-İnguş Oblastı oluşturmak
için birleştiler. 5 Aralık 1936'da bu Oblast, Otonom Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti'ne dönüştü. Çeçenistan ve İnguşetya'nın tarihi, özgürlük
aşığı bir halkın, Çarlık rejiminin büyük destek aldığı milli burjuvaziye
ve kolonicilere karşı on yıl süren kanlı bir mücadelesidir. Sovyet
rejimi yıllarında, Çeçenistan-İnguşetya, hiç tanınamayacak bir
şekilde değişti. Hükümetin emriyle 400.000 hektardan fazla toprak
daimi olarak kullanılmak üzere Cumhuriyetin kolkhozlarına devredildi.
Köylülerin mülkiyeti olan toprakların %92.7'si kolkhoz için birleştirildi.
Önemli bir petrol sanayii kuruldu. Yeni petrol üretim bölgeleri
keşfedildi: Malgobek ve Gorskaya'da iki rafineri ve bir üretim
tesisi (Krasni molot) (Kızıl çekiç) inşa edildi. Gıda işleme ve
petro-kimya tesisleri kuruldu. Yanında yeni bir üretim tarzı olarak
hafif sanayi ve evden üretim sektörleri icat edildi. Çeçen-İnguş
halkının kültürü, Stalin anayasasının ışığı altında, görünürde
milli, muhtevada sosyalist olarak gelişip büyüdü. Devrim'den önce
Çeçenistan-İnguşetya'da yalnız üç okul vardı.Bugün 342 ilk ve
ortaokulda 118000 çocuk okumaktadır. Yüksek öğretim kurumlarında,
teknik okullarda, her yıl yüzlerce mühendis, teknisyen ve öğretmen
yetiştirilmektedir. Bütün bu neticeler, halk düşmanlarına karşı
verilen inatçı mücadelenin sonunda gerçekleşmiştir, yani Troçkicilere,
Buharincilere, burjuva milliyetçilerine rağmen. Bunlar, Büyük
Sosyalist Ekim Devrimi'nin işçilere kazandırdıklarını ellerinden
almak için uğraşanlardır."
Tam
beş yıl sonra, Şubat 1944'de Çeçenistan-İnguşetya'nın tüm halkı
24 saat zarfında tevkif edildiler. Tutuklu konvoyları bilinmeyen
bir yöne doğru hareket etti. İki yıl ve dört ay sonra, İzvestia
gazetesi eski tarihli RSFSR Yüksek Sovyet Prezidyumu'nun emirnamesini
yayınladı: Bu emirname, Çeçen-İnguş Sovyet Cumhuriyeti'nin tasfiyesi
ile halklarının tehcirini emrediyordu ve sürgün edildikleri yer
hakkında hiçbir bilgi yer almıyordu.25 Haziran 1946 tarihli emirname
sürgünü aşağıdaki sözlerle haklı göstermeye çalışıyordu.
"Alman
ajanlarının kışkırtmalarıyla pek çok Çeçen ve İnguş, Almanlarca
organize edilen oluşumlara girmişler ve Alman Silahlı Kuvvetleri'yle
birlikte Kızıl Ordu'ya karşı silahlı çatışmaya girmişlerdir. Alman
emirlerine itaat ederek, Sovyet hükümetine arkadan saldırmak için
çeteler oluşturmuşlardır. Çeçen-İnguş Cumhuriyeti'nde yaşayan
halkın büyük bir çoğunluğu, Rusya'ya ihanet eden bu kişilere hiç
direnmemiştir. Bu sebepten dolayı Çeçen İnguş Cumhuriyeti tasfiye
edilmiş ve halkı sürülmüştür."
Böylece
Çeçenistan-İnguşetya'nın yüzyıllar süren tarihi sona ererken,
bu Cumhuriyet, Sovyetler Birliği haritasından silindi ve mevcut
sözlüklerden Çeçen ve İnguş kelimeleri çıkartıldı. Bu halkın yok
edilmesinin resmi sebebinin, Almanlarla işbirliği yapıldığı faraziyesine
dayanmaktadır: şöyleki bu konuda Sovyet halkları cahildir ve Batı
dünyasında da bu konuda bilgi eksikliği vardır. Bu konu ile ilgili
olarak iki faktöre dikkat çekmek gereklidir: Birinci olarak, İkinci
Dünya Savaşı süresince Çeçen İnguş topraklarında bir tek Alman
askeri görülmemiştir. Yalnız, sınırdaki Malgobek bölgesi, kısa
süreli işgal edilmiş ki burada yalnız Ruslar yaşamaktadır. İkinci
olarak ve maddi olarak imkansız olan şudur: Çeçenistan-İnguşetya
Cumhuriyeti'nin mevcudiyeti süresince, hiç mecburi seferberlik
olmamıştırki Çeçen ve İnguşlar, Almancı oluşumlara katılabilmiş
olsunlar. Sovyetler Finlandiya ile savaşırken mevcut kısmi seferberlik
ise, Alman Sovyet ihtilafının daha başında iken kaldırılmıştır.
Dahası, Çeçen ve İnguşlar, Kızıl Ordu'da mecburi askerlik yapmaktan
muaftılar. (Şubat 1942'de yayınlanan Kızıl Ordu Yüksek Komutanlığı
Emri, bu muafiyeti açıklamaktadır: Çeçen ve İnguşların, dini sebeblerle
domuz eti yemeyi reddetmeleri sebebiyle bu muafiyet tanınmıştır.)
Savaşın
başında 5 milyonluk Kızıl Ordu teslim olurken, Almanların birkaç
düzine Çeçen ve İnguşu da esir aldıkları doğrudur. Bunlar bilahare
Kuzey Kafkas Lejyonu çerçevesinde bir araya getirildiler ve 1945
yılı yazında Almanya'nın Hanover şehri civarında İngilizler tarafından
Sovyetlere teslim edildiler. Fakat biz sürgünün sebebini açıklayan
anahtar kelimeleri yukarıda bahsettiğimiz birinci dökümanda buluyoruz:
"Çeçenistan ve İnguşetya'nın tarihi, özgürlük aşığı bir halkın,
kolonicilere karşı on yıl süren kanlı bir mücadelesidir."
İşte yalnız, bu cümle sayesinde tarihi gerçeği tespit edebiliriz.
Sovyet
rejiminin kurulmasından önce Bolşevikler,ezilen halkların milli
bağımsızlık ve hürriyetlerinin haklılığını savunuyorlardı. Fakat
Sovyetler Birliği döneminde bütün hürriyet mücadeleleri yalnız
mahkumiyetle kalmayıp acımasız bir şekilde bastırıldı. Fakat bu
durum, Çarlık Rusyasında bağımsızlık için savaşan milletlerin,
Sovyet rejiminde mücadelelerinden vazgeçtikleri anlamını taşımıyor.
Tam tersine, 1917 öncesinin Rusya tarihinde milli problemi, hiç
bu kadar güçlü olmamıştı ve Rus olmayan milletler, Sovyet hakimiyetindeki
kadar acımasızca baskı altında tutulmamışlardı. Çarlık Rusyasında,
Slav olmayan Kafkasyalılar ve Türkistanlılar bağımsızlık mücadelesi
veriyordu. Sovyet döneminde ise,milli bağımsızlık hareketleri,
daha geniş çapta gerçekleşti: Slav olmayan bütün milletleri kapsadı
ve eskiden olduğu gibi bu mücadelenin başladığı yer Kafkasya oldu.
Lider de yine Çeçen-İnguş halkıydı. İşte bu sebepten dolayıdır
ki onlar, güçleri eşit olmayan iki taraftan biri ve haklı davalarının
ilk kurbanlarıdır.
Tarihi
arkaplan
Sovyetler
Birliği'nin 1936 Anayasası'na göre Kuzey Kafkasya Krai (bölgesi)
Çerkes, Adıge ve Karaçay Otonom Oblastları'ndan ve Kabardey-Balkar,
Kuzey Osetya, Çeçenistan-İnguşetya ve Dağıstan Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetleri'nden oluşuyordu. Çeçen-İnguş Sovyet Cumhuriyeti
15700 Km2 alanı kaplıyor ve 700.000 nüfusu vardı. Dağıstan ve
Gürcistan'da yaşayanlar dahil sürgünden etkilenen bütün Çeçen
ve İnguşlar normal nüfus artışını da hesaba kattığımızda bir milyon
civarındaydılar.
Bu cumhuriyette esas olarak ziraat ve hayvancılık ve petro-kimya
sanayii faaldir. Çeçenistan-İnguşetya, Sovyetler Birliği'nin petrol
üretim bölgelerinin içinde en önemli 2.sıradadır. İkinci Dünya
Savaşı'nın başında yıllık üretim 3-4 milyon ton arasındaydı.
Farklı
dil ve lehçelerin mevcudiyetine rağmen, Kuzey Kafkasya Dağlıları
esas itibariyle bir halk olup, akraba kabileler, ortak bir tarih
ve kültürü paylaşmaktadırlar. Bu kabilelerin tarihi birliği,onların
ortak gelişimini ve tarihi bağımsızlık mücadelelerini hazırlamıştır.
En iyi örnekler 1780-91 yıllarındaki Mansur'un devletidir, 1834-64
yıllarındaki Şamil'in imamet devletidir, 1918-19 yıllarındaki
Kuzey Kafkasya Dağlıları Cumhuriyeti, 1919-20 yıllarındaki Kuzey
Kafkasya Emirliği ve nihayet 1920-4 deki Sovyet Dağlı Cumhuriyeti'dir.
Moskova
1556'da Kazan ve Astrahan Hanlıklarını fethettikten sonra, Kafkasya
ile ilgilenmeye başladı. Korkunç İvan 1561'de Maria Temrukovna
adında bir Çerkes prensesi ile evlenerek Kuzey Kafkasya'yı barışçı
yoldan Rusya'ya bağlamayı denedi. Fakat, umduğu şeyi gerçekleştiremedi.
1606'da Boris Godunov, Kuzey Kafkasya'ya girmek için birkaç başarısız
teşebbüste bulundu. Bu tarihten sonra fetih teşebbüsleri terkedildi
ve bir yüzyıl boyunca Rusya bölgede her hangi bir harekette bulunmadı.
18.yüzyılda
1.Petro bütün Kafkasya'yı ilhak etmek için savaş başlattı, fakat
1772'de Dağlılar ve Azerilerden ciddi bir yenilgi alarak geriye
çekildi. Rusya'nın Kafkaslar'da genişleme arzusu 2.Katerina döneminde
tekrarlandı: Başkomutan Suvorov, bu savaşı yönetti. Bu saldırı
Kuzey Kafkasya'daki ilk organize tepkiyi doğurdu: Çeçenistan ve
Dağıstan 1785'te Aldili Çeçen Mansur Uşurma, Kafkas Dağlılarının
İmamı ünvanını aldı.Bu hareket Kuzey Kafkasya'daki bütün kabileleri
etkili bir biçimde birleştirdi. Çeçen, İnguş, Dağıstanlılar, Osetler,
Çerkes ve Kabardeyler birleştiler.
Katerina, bir ara, Dağlılarla savaşı sona erdirmeyi düşündü: Bir
bağımsızlık ve dostluk anlaşması yapmayı tasarlıyordu, fakat bu
sırada Osmanlı Devleti'nin Kafkasyalıların yanında yer alması,
bu planını bir kenara bırakmasına neden oldu. Rus hükümeti, Kafkasya'ya
bağımsızlık vermeye olumlu bakarken, bölgeyi Osmanlı hakimiyetine
devretmeye hiç hazır değildi, dolayısıyla savaş daha da şiddetlendi.
Bu olay Mansur ve Osmanlı paşası Mustafa'nın Anapa'da esareti
ile sona erdi.
Mansur'un
esaretiyle Dağlıların mücadelesi bitmedi. Gazi Muhammed, Hamza
Bek ve İmam Şamil'in liderliğindeki Dağıstan ve Çeçenistan Cihat
çağrısıyla
Dağlı halkları birleştirdiler. Mücadele Dağlıların başarısı ile
taçlandı. Kuzey Kafkasya Bağımsız Devleti (Şamil'in imamlık devleti)
1834'de kuruldu ve 30 yıl sürdü ve toprakların korunması için
kesintisiz savaştı.
Kafkasya
savaşı 1859'da Rus ordusunun 300.000'e çıkarılmasıyla birlikte
resmen sona erdi. 1859'un yaz aylarında Kafkasya kuvvetlerinin
yeni komutanı Feldmareşal Prens Bariatinski'nin emrinde taze kuvvetler
ve modern askeri teknoloji vardı, bunlarla Şamil'i yendi. Şöyle
bir zafername yayınladı: "Gunip alındı. Şamil esirimizdir.
Kafkasya ordusunu kutluyorum. "1864'de Şamil'in bağımsız
devletinin son parçası olan Çerkes Devleti de Rusya'ya boyun eğdi.
Dağlıları
yenmelerine rağmen,Çarlık hükümeti, onların bağımsızlık ve hürriyet
sevgilerine saygı duymaya zorlandı ve iç bünyelerinde kendi yönetimlerini
kurmaları için bazı haklar tanıdı.İmparator adına Çeçen halkına
hitaben yazılan bildirge şöyledir:
İmparator
adına beyan ediyorum ki,
(1)
Rusya hükümeti sizi babalarınızın inancında olmak hususunda ve
ebediyen tam bir serbesti içinde bırakmaktadır.
(2) Asla asker olarak orduya alınmayacaksınız veya Kazaklar gibi
olmayacaksınız.
(3) Bu beyan itibariyle size 3 yıl muafiyet veriyoruz. Daha sonra
hane başına 3 ruble ödeyeceksiniz ki bununla, Milli yönetiminizin
hizmetleri verilecektir. Bununla birlikte, Avul şeklindeki cemaatler
bu verginin uygun bir şekilde dağıtımında serbesttir.
(4) Kendi hükümetinizin yetkilileri görevlerini Şeriat ve Adet'e
göre uygulayacaklardır. Adalet dağıtılacak ve en iyilerin yer
aldığı mahkemelerde verilen hükümler uygulanacaktır.
(Aslı Bariatinskii tarafından imzalıdır.)
Bununla
birlikte,Kafkaslarda yeni ayaklanmalardan korkan Çarlık hükümeti,
büyük sürgünler başlattı, Çeçenler, Dağıstanlılar, Oset ve Çerkesler
Osmanlı Devleti'ne muhacerete zorlandı. Bu tehcir 1864'de vuku
buldu. Tatbikatdaki sertlik sebebiyle pek çok kurban verildi ve
Batı'da pek çok protestolara sebep oldu.
1877'de
Ali Bek Hacı'nın liderliğinde Çeçenistan ve Dağıstan'da isyanlar
patlak verdi. Rusya'nın Kuzey Kafkasya'yı boyunduruk altına almak
için ara vermeksizin elli yıldır harcadığı gayretler ve fedakarlıklar
sıfıra indi. Bununla birlikte küçük bir bölgeye yapılan büyük
askeri yığınak (Çeçenistan'da her Çeçen'e onbeş Rus askeri düşüyor)
sebebiyle, General Svistunov'un komutasında, bir yıl süren savaş
ile isyan bastırıldı.
İsyanın
28 lideri, Ali Bek Hacı (yaşı 23), Uma Zumsoevski (yaşı 70) ve
oğlu Dada ve bir muhafız subayı askeri mahkemede yargılandılar.
Mahkeme başkanı general, imparatorluk kanunlarına göre kendilerini
suçlu bulup bulmadıklarını sordu. Arkadaşları adına konuşan Ali
Bek Hacı dedi ki "Biz kendimizi tanrı ve Çeçen halkı önünde
suçlu hissediyoruz, çünkü bütün fedakarlıklara rağmen tanrının
bize bağışladığı hürriyetimizi tekrar elde edemedik". Asılarak
idamlarına hükmolundu. İdam öncesi son arzusu sorulan Uma Zumsoevski
dedi ki, "Yaşlı bir kurtun yavrusunun boğazlanmasına tahammülü
zordur, önce beni asın." Dedi, fakat Çar'ın mahkemesi ihtiyar
adama bunu lütfedecek kadar cömertlik yapmadı.
Dağlıların hürriyet ve bağımsızlık mücadelesi, Avrupa'da önemli
bir konu oldu. Marx ve Engels meşhur Komünist Manifestolarında
şöyle yazdılar:
"Avrupa Halkları! Kahraman Kafkas Dağlılarından hürriyet
ve bağımsızlık için savaşmasını öğreniniz".
Puşkin, Lermentov ve Tolstoy gibi Rus yazarları, onların mücadelelerini
ölümsüzleştirdiler. Rus fatihlerin zalim ve insanlık dışı metodlarını
da mahkum eden sözler yazdılar.
Çeçen-İnguş
halkının sosyal gelişmesiyle ilgili iki karakteristiğe değinmek
önem arzediyor: Bunlar, fetheden ve fethedilen arasındaki şiddetli
ihtilafa katkıda bulunmaktadır: Birincisi, diğer Kafkas halklarından
farklı olarak Çeçenistan ve İnguşetya'da hiç sınıfsal düşmanlık
olmamış ve zorba bir yönetim şekli yaşamamışlardır. Çeçen ve İnguşların
kültürel ve siyasi gelişmeleri, diğer Kafkasya Halkları seviyesindedir
(Kültür Arapça ile ilgili gelişmiştir), hiç derebeylik olmamıştır,
feodalizmi tanımamışlardır. Her Çeçen ve İnguş kendini "Özden=Hür
Adam" olarak bilir. Hukuken eşitlik bu toplumda, en eski
bir kanundur.
Fransız
yazar Chantre 1887'de şöyle yazıyordu:
Çeçenler bağımsız olduklarında,Halkın Meclisinin egemenliğinde,çeşitli
topluluklar oluşturdular. Bugün onlar, sınıf farklarından habersiz
bir halk olarak yaşıyorlar. Onlar, Çerkeslerden çok farklıdırlar,
Çerkeslerde yüksek sınıf, çok yüksek bir mevkidedir. Bu, aristokratik
Çerkes Devleti ile, tam demokratik yapıdaki Çeçen Kabileleri arasındaki
temel farktır. İşte bu belirgin özellik sebebiyle mücadele etmektedirler.Doğu
Kafkas Halkındaki bu eşitlik çok net ve aşikardır.Hepsi aynı haklara
sahiptir ve aynı sosyal statüdedir. Seçtikleri konsey içinden
seçilen kabile reisleri, zamanda ve güçte sınırlanmışlardır.
Çeçenler
zekidir, Rus subayları onlara, Kafkasların Fransızları diye lakap
yakıştırmışlardır.
Alman yazar Bodenstedt, aynı şartları zikrettikten sonraşu sonuca
varmaktadır:
"Çeçenlerin tam bir cumhuriyetçi anayasaları ve eşit hakları
var".
Çeçen-İnguşların ikinci özelliği, dini hayata verdikleri çok büyük
önemdir. Çeçenler İslam dinine çok sıkı sarılmışlardır ve İslam'a
yapılan herhangi bir saldırı, onlarda etkileyici tepki doğurmaktadır.
Onların bu iki özellikleri,Çeçen-İnguşların kendine özgü yaşamlarını
belirlemektedir. Onlar, Çarların resmi politikalarının ruhuna
ve kalıbına tamamen karşıdırlar.
1917
Rus Devrimi ve Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığının yenilenmesi
1917
Rus Devrimi,Haklar Beyannamesi'ni yayınladı. Mayıs 1917'de toplanan
Birinci Kuzey Kafkasya Kongresi, Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Birliği'nin
Merkez Komitesi'ni kurdu.Bu Merkez Komite, Kuzey Kafkas Bağımsız
Devleti'nin geçici hükümeti olarak hareket edecekti. 1917 Eylülündeki
ikinci kongrede, yeni kurulan devletin geçici anayasası onaylandı.
Bolşevikler yönetimi ele geçirdikten sonra, Kuzey Kafkasya Devleti,
kendisinin Rusya Federasyonu'ndan tamamen bağımsız olduğunu ilan
etti. Bu statüsü Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devleti
tarafından tanındı. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 8 Haziran 1918'de
onlarla ittifak yaptı. En önemli siyasi şahsiyetler şunlardı;
Cumhurbaşkanı Tapa Çermoyev, Parlamento Başkanı Vassan Giray Jabagi,
Dışişleri Bakanı Haydar Bammat, Pshemakho Kotsev(Bakan), Abdul
Rashid Katkhanov(Bakan), Ahmet Tsalikov(Bakan), Alikhan Kantemir(Bakan),
Aytek Namitok(Bakan).
Kuzey
Kafkas Cumhuriyeti'ne ilk darbeyi Bolşevikler değil, Denikin vurdu:
Beyaz Rus hareketi "Gönüllü Ordu" işe Kuzey Kafkasya'nın
Kazak bölgesinden başladı. Bazı dağlılar, bunu Bolşeviklere yönelik
askeri ve siyasi bir harekettir ve lehtedir diye yorumladılar.
Fakat onların Milli-Karşıtı oldukları anlaşılınca sükutu hayale
uğradılar. Denikin "Bölünmez tek bir Rusya" sloganı
ile Kafkasları boyunduruk altına almaya kararlıydı. Dağlıların
siyasi hayatlarını kendi istedikleri yönde şekillendirme arzularını
"Milli Bolşevizm" olarak nitelendirdi ve bunu ortadan
kaldırmayı kendine vazife ittihaz etti ve Avulları yakıp yıkarak
Asi Dağlıların kökünü kazımayı hedefledi.
Kabardey
ve Kuzey Osetya'da ciddi bir direnme ile karşılaştıktan sonra
Denikin, Çeçenistan-İnguşetya topraklarına girerek onların direnişlerini
kırmaya niyetlendi. Çeçenistan-İnguşetya'nın en büyük merkezlerini;
Ekazhevo, Dolakovo, Alkan-Yurt, Chechen-Aul, Ustar-Garday, Gudermes,
Gherzel-Aul, Staryi-Yurt şehirlerini yakıp yıktı. Bunun tek sonucu,
Çeçen-İnguşların birleşmesi oldu, halk intikam arzusuyla doldu.
Moskova, savaş esnasında kuvvetlerini Bolşeviklere karşı kullanmak
yerine, en zinde güçlerini Dağlılarla savaşmaya çekmek zorunda
kaldı. Kendisi de bilahare itiraf ettiği gibi, kuvvetlerinin en
az üçte birini Kafkaslarda tutmak zorunda kaldı. Denikin "Büyük
problem, söndürülmesi gereken kaynayan volkan" diye niteliyordu
Çeçenistan-İnguşetyayı.
Bağımsız
Kuzey Kafkas Cumhuriyeti alındı ve Denikin, fethinin tedirginliğini
yaşamaya başladı. Bu hiç de sürpriz değildi,çünkü Eylül 1919'da
(Çeçenistan-İnguşetya'daki Ağustos ayaklanmasından sonra) Şeyh
Uzun Hacı, Dağıstan, Çeçenistan, Osetya ve Kabardey Dağlılarını
hürriyete kavuşturdu. Şeyh, Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını
bir kere daha ilan etti ve Kuzey Kafkasya Emirliği'ni kurdu.
Şubat
1920'de Denikin, Emirlik Bölgesi'nden (eski Kuzey Kafkas Cumhuriyeti)
çekilmek mecburiyetinde kaldı. Yerine Kızıl Ordu, kurtarıcı kisvesinde
girdi. Bolşevikler daha önce, Uzun Hacı'nın hükümetini "de
facto" olarak tanımışlardı ve Denikin'e karşı mücadelesinde
ona yardım etmişlerdi, Kuzey Kafkasya Emirliği'nin emrine, Nikolai
Gikalo komutasındaki, 5. Kızıl Ordu'yu vermişlerdi. Emirlik tasfiye
edildi ve Şeyh Uzun Hacı'ya onursal bir makam olarak, Kuzey Kafkasya
Dağlıları'nın Müftüsü ünvanı teklif edildi. Uzun Hacı üç ay sonra
öldü ve böylece Bolşevikler, tehlikeli bir müttefikten kurtulmuş
oldular.
Ağustos
1920'de Çeçenistan-İnguşetya ve Dağıstan dağlarında,Sovyet karşıtı
bir ayaklanma, Şamil'in ikinci kuşak torunu Said Bek liderliğinde
başladı. Bu hareket tam bir yıl sürdü, Eylül 1921'e kadar.
Not: Bu yazı 1992 yılında Society For Central Asian Studies tarafından
yayınlanan The North Caucasus Barrier adlı kitapta yer alan bir
makalenin özet çevirisidir. Makalenin orijinal adı "The Chechens
and the Ingush During the Soviet Period and its Antecedents"tir.
Çeviri: Muhyittin Geçkil