Çeçen direnişinin tarihi serüveni

Abdurrahman Avtorhanov

15 Ocak 1939 tarihli İzvestiya gazetesi, Resmi Sovyet haber ajansı TASS'a dayanarak "Çeçenistan-İnguşetya'nın beşinci yılı" adlı şu yazıyı yayınladı:

"Beş yıl önce, 13 Ocak 1934'te kardeş dil, kültür ve yaşam tarzları olan iki Kafkas halkı, otonom bir Çeçen-İnguş Oblastı oluşturmak için birleştiler. 5 Aralık 1936'da bu Oblast, Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne dönüştü. Çeçenistan ve İnguşetya'nın tarihi, özgürlük aşığı bir halkın, Çarlık rejiminin büyük destek aldığı milli burjuvaziye ve kolonicilere karşı on yıl süren kanlı bir mücadelesidir. Sovyet rejimi yıllarında, Çeçenistan-İnguşetya, hiç tanınamayacak bir şekilde değişti. Hükümetin emriyle 400.000 hektardan fazla toprak daimi olarak kullanılmak üzere Cumhuriyetin kolkhozlarına devredildi. Köylülerin mülkiyeti olan toprakların %92.7'si kolkhoz için birleştirildi. Önemli bir petrol sanayii kuruldu. Yeni petrol üretim bölgeleri keşfedildi: Malgobek ve Gorskaya'da iki rafineri ve bir üretim tesisi (Krasni molot) (Kızıl çekiç) inşa edildi. Gıda işleme ve petro-kimya tesisleri kuruldu. Yanında yeni bir üretim tarzı olarak hafif sanayi ve evden üretim sektörleri icat edildi. Çeçen-İnguş halkının kültürü, Stalin anayasasının ışığı altında, görünürde milli, muhtevada sosyalist olarak gelişip büyüdü. Devrim'den önce Çeçenistan-İnguşetya'da yalnız üç okul vardı.Bugün 342 ilk ve ortaokulda 118000 çocuk okumaktadır. Yüksek öğretim kurumlarında, teknik okullarda, her yıl yüzlerce mühendis, teknisyen ve öğretmen yetiştirilmektedir. Bütün bu neticeler, halk düşmanlarına karşı verilen inatçı mücadelenin sonunda gerçekleşmiştir, yani Troçkicilere, Buharincilere, burjuva milliyetçilerine rağmen. Bunlar, Büyük Sosyalist Ekim Devrimi'nin işçilere kazandırdıklarını ellerinden almak için uğraşanlardır."

Tam beş yıl sonra, Şubat 1944'de Çeçenistan-İnguşetya'nın tüm halkı 24 saat zarfında tevkif edildiler. Tutuklu konvoyları bilinmeyen bir yöne doğru hareket etti. İki yıl ve dört ay sonra, İzvestia gazetesi eski tarihli RSFSR Yüksek Sovyet Prezidyumu'nun emirnamesini yayınladı: Bu emirname, Çeçen-İnguş Sovyet Cumhuriyeti'nin tasfiyesi ile halklarının tehcirini emrediyordu ve sürgün edildikleri yer hakkında hiçbir bilgi yer almıyordu.25 Haziran 1946 tarihli emirname sürgünü aşağıdaki sözlerle haklı göstermeye çalışıyordu.

"Alman ajanlarının kışkırtmalarıyla pek çok Çeçen ve İnguş, Almanlarca organize edilen oluşumlara girmişler ve Alman Silahlı Kuvvetleri'yle birlikte Kızıl Ordu'ya karşı silahlı çatışmaya girmişlerdir. Alman emirlerine itaat ederek, Sovyet hükümetine arkadan saldırmak için çeteler oluşturmuşlardır. Çeçen-İnguş Cumhuriyeti'nde yaşayan halkın büyük bir çoğunluğu, Rusya'ya ihanet eden bu kişilere hiç direnmemiştir. Bu sebepten dolayı Çeçen İnguş Cumhuriyeti tasfiye edilmiş ve halkı sürülmüştür."

Böylece Çeçenistan-İnguşetya'nın yüzyıllar süren tarihi sona ererken, bu Cumhuriyet, Sovyetler Birliği haritasından silindi ve mevcut sözlüklerden Çeçen ve İnguş kelimeleri çıkartıldı. Bu halkın yok edilmesinin resmi sebebinin, Almanlarla işbirliği yapıldığı faraziyesine dayanmaktadır: şöyleki bu konuda Sovyet halkları cahildir ve Batı dünyasında da bu konuda bilgi eksikliği vardır. Bu konu ile ilgili olarak iki faktöre dikkat çekmek gereklidir: Birinci olarak, İkinci Dünya Savaşı süresince Çeçen İnguş topraklarında bir tek Alman askeri görülmemiştir. Yalnız, sınırdaki Malgobek bölgesi, kısa süreli işgal edilmiş ki burada yalnız Ruslar yaşamaktadır. İkinci olarak ve maddi olarak imkansız olan şudur: Çeçenistan-İnguşetya Cumhuriyeti'nin mevcudiyeti süresince, hiç mecburi seferberlik olmamıştırki Çeçen ve İnguşlar, Almancı oluşumlara katılabilmiş olsunlar. Sovyetler Finlandiya ile savaşırken mevcut kısmi seferberlik ise, Alman Sovyet ihtilafının daha başında iken kaldırılmıştır. Dahası, Çeçen ve İnguşlar, Kızıl Ordu'da mecburi askerlik yapmaktan muaftılar. (Şubat 1942'de yayınlanan Kızıl Ordu Yüksek Komutanlığı Emri, bu muafiyeti açıklamaktadır: Çeçen ve İnguşların, dini sebeblerle domuz eti yemeyi reddetmeleri sebebiyle bu muafiyet tanınmıştır.)

Savaşın başında 5 milyonluk Kızıl Ordu teslim olurken, Almanların birkaç düzine Çeçen ve İnguşu da esir aldıkları doğrudur. Bunlar bilahare Kuzey Kafkas Lejyonu çerçevesinde bir araya getirildiler ve 1945 yılı yazında Almanya'nın Hanover şehri civarında İngilizler tarafından Sovyetlere teslim edildiler. Fakat biz sürgünün sebebini açıklayan anahtar kelimeleri yukarıda bahsettiğimiz birinci dökümanda buluyoruz:
"Çeçenistan ve İnguşetya'nın tarihi, özgürlük aşığı bir halkın, kolonicilere karşı on yıl süren kanlı bir mücadelesidir."
İşte yalnız, bu cümle sayesinde tarihi gerçeği tespit edebiliriz.

Sovyet rejiminin kurulmasından önce Bolşevikler,ezilen halkların milli bağımsızlık ve hürriyetlerinin haklılığını savunuyorlardı. Fakat Sovyetler Birliği döneminde bütün hürriyet mücadeleleri yalnız mahkumiyetle kalmayıp acımasız bir şekilde bastırıldı. Fakat bu durum, Çarlık Rusyasında bağımsızlık için savaşan milletlerin, Sovyet rejiminde mücadelelerinden vazgeçtikleri anlamını taşımıyor. Tam tersine, 1917 öncesinin Rusya tarihinde milli problemi, hiç bu kadar güçlü olmamıştı ve Rus olmayan milletler, Sovyet hakimiyetindeki kadar acımasızca baskı altında tutulmamışlardı. Çarlık Rusyasında, Slav olmayan Kafkasyalılar ve Türkistanlılar bağımsızlık mücadelesi veriyordu. Sovyet döneminde ise,milli bağımsızlık hareketleri, daha geniş çapta gerçekleşti: Slav olmayan bütün milletleri kapsadı ve eskiden olduğu gibi bu mücadelenin başladığı yer Kafkasya oldu. Lider de yine Çeçen-İnguş halkıydı. İşte bu sebepten dolayıdır ki onlar, güçleri eşit olmayan iki taraftan biri ve haklı davalarının ilk kurbanlarıdır.

Tarihi arkaplan

Sovyetler Birliği'nin 1936 Anayasası'na göre Kuzey Kafkasya Krai (bölgesi)
Çerkes, Adıge ve Karaçay Otonom Oblastları'ndan ve Kabardey-Balkar, Kuzey Osetya, Çeçenistan-İnguşetya ve Dağıstan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri'nden oluşuyordu. Çeçen-İnguş Sovyet Cumhuriyeti 15700 Km2 alanı kaplıyor ve 700.000 nüfusu vardı. Dağıstan ve Gürcistan'da yaşayanlar dahil sürgünden etkilenen bütün Çeçen ve İnguşlar normal nüfus artışını da hesaba kattığımızda bir milyon civarındaydılar.
Bu cumhuriyette esas olarak ziraat ve hayvancılık ve petro-kimya sanayii faaldir. Çeçenistan-İnguşetya, Sovyetler Birliği'nin petrol üretim bölgelerinin içinde en önemli 2.sıradadır. İkinci Dünya Savaşı'nın başında yıllık üretim 3-4 milyon ton arasındaydı.

Farklı dil ve lehçelerin mevcudiyetine rağmen, Kuzey Kafkasya Dağlıları esas itibariyle bir halk olup, akraba kabileler, ortak bir tarih ve kültürü paylaşmaktadırlar. Bu kabilelerin tarihi birliği,onların ortak gelişimini ve tarihi bağımsızlık mücadelelerini hazırlamıştır. En iyi örnekler 1780-91 yıllarındaki Mansur'un devletidir, 1834-64 yıllarındaki Şamil'in imamet devletidir, 1918-19 yıllarındaki Kuzey Kafkasya Dağlıları Cumhuriyeti, 1919-20 yıllarındaki Kuzey Kafkasya Emirliği ve nihayet 1920-4 deki Sovyet Dağlı Cumhuriyeti'dir.

Moskova 1556'da Kazan ve Astrahan Hanlıklarını fethettikten sonra, Kafkasya ile ilgilenmeye başladı. Korkunç İvan 1561'de Maria Temrukovna adında bir Çerkes prensesi ile evlenerek Kuzey Kafkasya'yı barışçı yoldan Rusya'ya bağlamayı denedi. Fakat, umduğu şeyi gerçekleştiremedi. 1606'da Boris Godunov, Kuzey Kafkasya'ya girmek için birkaç başarısız teşebbüste bulundu. Bu tarihten sonra fetih teşebbüsleri terkedildi ve bir yüzyıl boyunca Rusya bölgede her hangi bir harekette bulunmadı.

18.yüzyılda 1.Petro bütün Kafkasya'yı ilhak etmek için savaş başlattı, fakat 1772'de Dağlılar ve Azerilerden ciddi bir yenilgi alarak geriye çekildi. Rusya'nın Kafkaslar'da genişleme arzusu 2.Katerina döneminde tekrarlandı: Başkomutan Suvorov, bu savaşı yönetti. Bu saldırı Kuzey Kafkasya'daki ilk organize tepkiyi doğurdu: Çeçenistan ve Dağıstan 1785'te Aldili Çeçen Mansur Uşurma, Kafkas Dağlılarının İmamı ünvanını aldı.Bu hareket Kuzey Kafkasya'daki bütün kabileleri etkili bir biçimde birleştirdi. Çeçen, İnguş, Dağıstanlılar, Osetler, Çerkes ve Kabardeyler birleştiler.
Katerina, bir ara, Dağlılarla savaşı sona erdirmeyi düşündü: Bir bağımsızlık ve dostluk anlaşması yapmayı tasarlıyordu, fakat bu sırada Osmanlı Devleti'nin Kafkasyalıların yanında yer alması, bu planını bir kenara bırakmasına neden oldu. Rus hükümeti, Kafkasya'ya bağımsızlık vermeye olumlu bakarken, bölgeyi Osmanlı hakimiyetine devretmeye hiç hazır değildi, dolayısıyla savaş daha da şiddetlendi. Bu olay Mansur ve Osmanlı paşası Mustafa'nın Anapa'da esareti ile sona erdi.

Mansur'un esaretiyle Dağlıların mücadelesi bitmedi. Gazi Muhammed, Hamza Bek ve İmam Şamil'in liderliğindeki Dağıstan ve Çeçenistan Cihat çağrısıyla
Dağlı halkları birleştirdiler. Mücadele Dağlıların başarısı ile taçlandı. Kuzey Kafkasya Bağımsız Devleti (Şamil'in imamlık devleti) 1834'de kuruldu ve 30 yıl sürdü ve toprakların korunması için kesintisiz savaştı.

Kafkasya savaşı 1859'da Rus ordusunun 300.000'e çıkarılmasıyla birlikte resmen sona erdi. 1859'un yaz aylarında Kafkasya kuvvetlerinin yeni komutanı Feldmareşal Prens Bariatinski'nin emrinde taze kuvvetler ve modern askeri teknoloji vardı, bunlarla Şamil'i yendi. Şöyle bir zafername yayınladı: "Gunip alındı. Şamil esirimizdir. Kafkasya ordusunu kutluyorum. "1864'de Şamil'in bağımsız devletinin son parçası olan Çerkes Devleti de Rusya'ya boyun eğdi.

Dağlıları yenmelerine rağmen,Çarlık hükümeti, onların bağımsızlık ve hürriyet sevgilerine saygı duymaya zorlandı ve iç bünyelerinde kendi yönetimlerini kurmaları için bazı haklar tanıdı.İmparator adına Çeçen halkına hitaben yazılan bildirge şöyledir:

İmparator adına beyan ediyorum ki,

(1) Rusya hükümeti sizi babalarınızın inancında olmak hususunda ve ebediyen tam bir serbesti içinde bırakmaktadır.
(2) Asla asker olarak orduya alınmayacaksınız veya Kazaklar gibi olmayacaksınız.
(3) Bu beyan itibariyle size 3 yıl muafiyet veriyoruz. Daha sonra hane başına 3 ruble ödeyeceksiniz ki bununla, Milli yönetiminizin hizmetleri verilecektir. Bununla birlikte, Avul şeklindeki cemaatler bu verginin uygun bir şekilde dağıtımında serbesttir.
(4) Kendi hükümetinizin yetkilileri görevlerini Şeriat ve Adet'e göre uygulayacaklardır. Adalet dağıtılacak ve en iyilerin yer aldığı mahkemelerde verilen hükümler uygulanacaktır.
(Aslı Bariatinskii tarafından imzalıdır.)

Bununla birlikte,Kafkaslarda yeni ayaklanmalardan korkan Çarlık hükümeti, büyük sürgünler başlattı, Çeçenler, Dağıstanlılar, Oset ve Çerkesler Osmanlı Devleti'ne muhacerete zorlandı. Bu tehcir 1864'de vuku buldu. Tatbikatdaki sertlik sebebiyle pek çok kurban verildi ve Batı'da pek çok protestolara sebep oldu.

1877'de Ali Bek Hacı'nın liderliğinde Çeçenistan ve Dağıstan'da isyanlar patlak verdi. Rusya'nın Kuzey Kafkasya'yı boyunduruk altına almak için ara vermeksizin elli yıldır harcadığı gayretler ve fedakarlıklar sıfıra indi. Bununla birlikte küçük bir bölgeye yapılan büyük askeri yığınak (Çeçenistan'da her Çeçen'e onbeş Rus askeri düşüyor) sebebiyle, General Svistunov'un komutasında, bir yıl süren savaş ile isyan bastırıldı.

İsyanın 28 lideri, Ali Bek Hacı (yaşı 23), Uma Zumsoevski (yaşı 70) ve oğlu Dada ve bir muhafız subayı askeri mahkemede yargılandılar. Mahkeme başkanı general, imparatorluk kanunlarına göre kendilerini suçlu bulup bulmadıklarını sordu. Arkadaşları adına konuşan Ali Bek Hacı dedi ki "Biz kendimizi tanrı ve Çeçen halkı önünde suçlu hissediyoruz, çünkü bütün fedakarlıklara rağmen tanrının bize bağışladığı hürriyetimizi tekrar elde edemedik". Asılarak idamlarına hükmolundu. İdam öncesi son arzusu sorulan Uma Zumsoevski dedi ki, "Yaşlı bir kurtun yavrusunun boğazlanmasına tahammülü zordur, önce beni asın." Dedi, fakat Çar'ın mahkemesi ihtiyar adama bunu lütfedecek kadar cömertlik yapmadı.
Dağlıların hürriyet ve bağımsızlık mücadelesi, Avrupa'da önemli bir konu oldu. Marx ve Engels meşhur Komünist Manifestolarında şöyle yazdılar:
"Avrupa Halkları! Kahraman Kafkas Dağlılarından hürriyet ve bağımsızlık için savaşmasını öğreniniz".
Puşkin, Lermentov ve Tolstoy gibi Rus yazarları, onların mücadelelerini ölümsüzleştirdiler. Rus fatihlerin zalim ve insanlık dışı metodlarını da mahkum eden sözler yazdılar.

Çeçen-İnguş halkının sosyal gelişmesiyle ilgili iki karakteristiğe değinmek önem arzediyor: Bunlar, fetheden ve fethedilen arasındaki şiddetli ihtilafa katkıda bulunmaktadır: Birincisi, diğer Kafkas halklarından farklı olarak Çeçenistan ve İnguşetya'da hiç sınıfsal düşmanlık olmamış ve zorba bir yönetim şekli yaşamamışlardır. Çeçen ve İnguşların kültürel ve siyasi gelişmeleri, diğer Kafkasya Halkları seviyesindedir (Kültür Arapça ile ilgili gelişmiştir), hiç derebeylik olmamıştır, feodalizmi tanımamışlardır. Her Çeçen ve İnguş kendini "Özden=Hür Adam" olarak bilir. Hukuken eşitlik bu toplumda, en eski bir kanundur.

Fransız yazar Chantre 1887'de şöyle yazıyordu:
Çeçenler bağımsız olduklarında,Halkın Meclisinin egemenliğinde,çeşitli topluluklar oluşturdular. Bugün onlar, sınıf farklarından habersiz bir halk olarak yaşıyorlar. Onlar, Çerkeslerden çok farklıdırlar, Çerkeslerde yüksek sınıf, çok yüksek bir mevkidedir. Bu, aristokratik Çerkes Devleti ile, tam demokratik yapıdaki Çeçen Kabileleri arasındaki temel farktır. İşte bu belirgin özellik sebebiyle mücadele etmektedirler.Doğu Kafkas Halkındaki bu eşitlik çok net ve aşikardır.Hepsi aynı haklara sahiptir ve aynı sosyal statüdedir. Seçtikleri konsey içinden seçilen kabile reisleri, zamanda ve güçte sınırlanmışlardır.

Çeçenler zekidir, Rus subayları onlara, Kafkasların Fransızları diye lakap yakıştırmışlardır.
Alman yazar Bodenstedt, aynı şartları zikrettikten sonraşu sonuca varmaktadır:
"Çeçenlerin tam bir cumhuriyetçi anayasaları ve eşit hakları var".
Çeçen-İnguşların ikinci özelliği, dini hayata verdikleri çok büyük önemdir. Çeçenler İslam dinine çok sıkı sarılmışlardır ve İslam'a yapılan herhangi bir saldırı, onlarda etkileyici tepki doğurmaktadır. Onların bu iki özellikleri,Çeçen-İnguşların kendine özgü yaşamlarını belirlemektedir. Onlar, Çarların resmi politikalarının ruhuna ve kalıbına tamamen karşıdırlar.

1917 Rus Devrimi ve Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığının yenilenmesi

1917 Rus Devrimi,Haklar Beyannamesi'ni yayınladı. Mayıs 1917'de toplanan Birinci Kuzey Kafkasya Kongresi, Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Birliği'nin Merkez Komitesi'ni kurdu.Bu Merkez Komite, Kuzey Kafkas Bağımsız Devleti'nin geçici hükümeti olarak hareket edecekti. 1917 Eylülündeki ikinci kongrede, yeni kurulan devletin geçici anayasası onaylandı. Bolşevikler yönetimi ele geçirdikten sonra, Kuzey Kafkasya Devleti, kendisinin Rusya Federasyonu'ndan tamamen bağımsız olduğunu ilan etti. Bu statüsü Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devleti tarafından tanındı. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 8 Haziran 1918'de onlarla ittifak yaptı. En önemli siyasi şahsiyetler şunlardı;
Cumhurbaşkanı Tapa Çermoyev, Parlamento Başkanı Vassan Giray Jabagi, Dışişleri Bakanı Haydar Bammat, Pshemakho Kotsev(Bakan), Abdul Rashid Katkhanov(Bakan), Ahmet Tsalikov(Bakan), Alikhan Kantemir(Bakan), Aytek Namitok(Bakan).

Kuzey Kafkas Cumhuriyeti'ne ilk darbeyi Bolşevikler değil, Denikin vurdu: Beyaz Rus hareketi "Gönüllü Ordu" işe Kuzey Kafkasya'nın Kazak bölgesinden başladı. Bazı dağlılar, bunu Bolşeviklere yönelik askeri ve siyasi bir harekettir ve lehtedir diye yorumladılar. Fakat onların Milli-Karşıtı oldukları anlaşılınca sükutu hayale uğradılar. Denikin "Bölünmez tek bir Rusya" sloganı ile Kafkasları boyunduruk altına almaya kararlıydı. Dağlıların siyasi hayatlarını kendi istedikleri yönde şekillendirme arzularını "Milli Bolşevizm" olarak nitelendirdi ve bunu ortadan kaldırmayı kendine vazife ittihaz etti ve Avulları yakıp yıkarak Asi Dağlıların kökünü kazımayı hedefledi.

Kabardey ve Kuzey Osetya'da ciddi bir direnme ile karşılaştıktan sonra Denikin, Çeçenistan-İnguşetya topraklarına girerek onların direnişlerini kırmaya niyetlendi. Çeçenistan-İnguşetya'nın en büyük merkezlerini; Ekazhevo, Dolakovo, Alkan-Yurt, Chechen-Aul, Ustar-Garday, Gudermes, Gherzel-Aul, Staryi-Yurt şehirlerini yakıp yıktı. Bunun tek sonucu, Çeçen-İnguşların birleşmesi oldu, halk intikam arzusuyla doldu. Moskova, savaş esnasında kuvvetlerini Bolşeviklere karşı kullanmak yerine, en zinde güçlerini Dağlılarla savaşmaya çekmek zorunda kaldı. Kendisi de bilahare itiraf ettiği gibi, kuvvetlerinin en az üçte birini Kafkaslarda tutmak zorunda kaldı. Denikin "Büyük problem, söndürülmesi gereken kaynayan volkan" diye niteliyordu Çeçenistan-İnguşetyayı.

Bağımsız Kuzey Kafkas Cumhuriyeti alındı ve Denikin, fethinin tedirginliğini yaşamaya başladı. Bu hiç de sürpriz değildi,çünkü Eylül 1919'da (Çeçenistan-İnguşetya'daki Ağustos ayaklanmasından sonra) Şeyh Uzun Hacı, Dağıstan, Çeçenistan, Osetya ve Kabardey Dağlılarını hürriyete kavuşturdu. Şeyh, Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını bir kere daha ilan etti ve Kuzey Kafkasya Emirliği'ni kurdu.

Şubat 1920'de Denikin, Emirlik Bölgesi'nden (eski Kuzey Kafkas Cumhuriyeti) çekilmek mecburiyetinde kaldı. Yerine Kızıl Ordu, kurtarıcı kisvesinde girdi. Bolşevikler daha önce, Uzun Hacı'nın hükümetini "de facto" olarak tanımışlardı ve Denikin'e karşı mücadelesinde ona yardım etmişlerdi, Kuzey Kafkasya Emirliği'nin emrine, Nikolai Gikalo komutasındaki, 5. Kızıl Ordu'yu vermişlerdi. Emirlik tasfiye edildi ve Şeyh Uzun Hacı'ya onursal bir makam olarak, Kuzey Kafkasya Dağlıları'nın Müftüsü ünvanı teklif edildi. Uzun Hacı üç ay sonra öldü ve böylece Bolşevikler, tehlikeli bir müttefikten kurtulmuş oldular.

Ağustos 1920'de Çeçenistan-İnguşetya ve Dağıstan dağlarında,Sovyet karşıtı bir ayaklanma, Şamil'in ikinci kuşak torunu Said Bek liderliğinde başladı. Bu hareket tam bir yıl sürdü, Eylül 1921'e kadar.


Not: Bu yazı 1992 yılında Society For Central Asian Studies tarafından yayınlanan The North Caucasus Barrier adlı kitapta yer alan bir makalenin özet çevirisidir. Makalenin orijinal adı "The Chechens and the Ingush During the Soviet Period and its Antecedents"tir.
Çeviri: Muhyittin Geçkil

 

 

Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı
Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Linkler