Çeçenistan'da
kim kazanır?
1996'da
Çeçen zaferi
Sadece Ruslar için Rusya
Moskova'ya gülünç yaptırımlar
Liderler uyanırsa savaş biter
Samuel
P. Huntington
Rus
ordusu Grozni'yi kuşatıp bombalarken, bu çatışmayı kazanma şansı
olan tek bir taraf vardı. O da kaybetme şansı olmayan Çeçen savaşçıları.
Bu durumda Çeçen savaşçıları ya Rus saldırılarını durdurup bir
'pata' durumu yaratacak ya da dağlara çekilip daha sonra savaşmak
üzere geri gelecek.
Peki kimler kaybedecek? Bu acımasız çatışmanın ortasında kalan
Çeçen halkı, kazanamayacağı bir savaşı sürdüren Rusya ve savaşın
sonucunu etkilemeye kalkması halinde ABD kaybedecekler arasında
yer alacak. Gerçekten de Çeçenistan savaşı, dünyanın çeşitli yerlerinde
sürüp giden yerel çatışmaların sonucunu belirlemede Rusya ve ABD
gibi büyük güçlerin yapabileceklerinin sınırının altını çiziyor.
Çeçenistan'daki savaş, güncel ve tarihsel bağlamında ele alınmalıdır.
Bu savaş, Fas'tan Endonezya'ya kadar uzanan büyük İslami blokun
sınırları üzerindeki birçok çatışmadan biridir. Bosna'da, Kosova'da,
Dağlık Karabağ'da, Çeçenistan'da, Tacikistan'da, Afganistan'da,
Keşmir'de, Hindistan'da, Filipinler'de, Endonezya'da, Doğu Timor'da,
Ortadoğu'da, Afrika Boynuzu'nda, Sudan'da ve Nijerya'da Müslümanlar
ile gayrimüslimler arasında hep çatışmalar olagelmiştir.
Egemen devlet eksikliği Bu çatışmaların en azından iki nedeni
var. İlki İslam dünyasının, Müslüman cemaat içinde düzeni sağlayacak
ve Müslümanlar ile diğerleri arasındaki çatışmaları sınırlandıracak
ya da aracılık edecek bir ya da iki egemen devletin olmayışı.
Özellikle İran ve Suudi Arabistan olmak üzere, rekabet halindeki
Müslüman devletler, gayrimüslimlere karşı savaşan Müslüman gruplara
destek vererek kendi etkilerini artırma
girişimindeler.
İkinci olarak, birçok Müslüman ülkede 16 ile 30 yaşları arasındaki
erkek nüfusun artışı, militan ve savaşçı sayısını da besliyor.
Gerçekten de bu genç erkekler, üyeleri Afganistan'da, Bosna'da,
Kosova'da, Filipinler'de, Çeçenistan'da ve diğer cephelerde savaşan
uluslararası Müslüman tugayların temel askeri yapısını oluşturmaktadırlar.
Ruslar ve Kuzey Kafkasya'daki Müslümanlar 200 yılı aşkın bir süredir
çarpışmakta. Rus çarları ilk olarak egemenliklerini 16. yüzyılda
yaymaya çalıştılar. 1783'te bu bölgenin halklarını dize getirmek
için büyük bir askeri çabaya giriştiler. 1825'ten 1859'a kadar
sürekli savaş hali sürdü ve sonunda Ruslar, Kuzey Kafkasya'nın
efsanevi lideri Şamil'in liderliğindeki direnişi bastırdı.
Rus Devrimi'nden sonra Kuzey Kafkasya halkları, bağımsızlıklarını
ilan etti ve 1920'lerin başında Bolşevikler bastırana kadar bir
federasyon oluşturdu. II. Dünya Savaşı'nda Sovyet düzenine direniş
yeniden başladı. Ancak bu kez Stalin neredeyse bütün Çeçenleri,
1950'lerin ortalarına kadar Kazakistan'a sürgün etti.
1996'da
Çeçen zaferi
Sovyetler
Birliği'nin çöküşüyle Çeçenler beklendiği gibi yeniden ayaklandı.
Ve 1996'da Rus ordusunu yenip fiilen bağımsızlıklarını kazandı.
Tahmin
edileceği üzere buna katlanamayan Rus milliyetçileri bu 'inatçı
dağ Müslümanlarına karşı şimdiki saldırıyı başlattı.
Tarihsel açıdan Çeçenistan'daki savaşın Rusya ve ABD için ne gibi
bir anlamı vardı?
Günümüz dünyasında hemen her yerde medeni ve kültürel kimlikler
benimsenmeye başlandı. Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Etiyopya
ve Sırbistan örneklerindeki gibi çok uygarlıklı devletlere giderek
meydan okunmaya başlandı ve çoğu parçalandı.
Üstelik ulus ötesi kültürel cemaatlerin ya da diyasporaların önemi
artmaya başladı. Sürgündeki halklar, özgürlük mücadelesi için
kendi soylarına ve liderlerine para ve silah yardımı sağlamaya
başladı.
1990'ların ortalarında Çeçenler, başta Türkiye ve Ürdün'deki soydaşlarından
olmak üzere büyük destek gördü. Ayrıca bazı Müslüman ülkelerden
de sessiz
destek aldılar. Ancak şimdi, basta Türkiye olmak üzere bazı Müslüman
hükümetler, Çeçenistan'ın bağımsızlığının kendi ülkelerindeki
azınlıklar açısından tehlikeli bir durum yaratacağı endişesiyle
Çeçenlere destek
vermekte tereddüde düştü.
Sadece
Ruslar için Rusya
Yine
de çok uygarlıklı imparatorluklar devri bitti ve Rusya da Çeçenistan
üzerindeki egemenliğinin maliyetini kolay kolay karşılayamayacak.
Rusya'nın gelecekteki lideri, Mustafa Kemal Atatürk'ün kayıp imparatorluk
konusundaki realist çizgisini taklit
edecek yalnızca "Ruslar için bir Rusya" anlayışını benimseyecek.
Çeçen çatışmasının ABD açısından sonuçları da çok açık.
Açıkçası savaşın siviller üzerindeki etkisi konusunda insani endişeler
taşıyoruz. Ancak ABD'nin Rusya'da olduğu gibi Çeçenistan'da önemli
ulusal
çıkarları söz konusu değil. Bu nedenle, kendimize büyük maliyetler
yüklemeden Rusya'yı cezalandırmak için pek fazla bir şey yapamayız.
Moskova'ya
gülünç yaptırımlar
Çoğu
dış politika uzmanı ABD'nin, Çeçenistan'da ipleri gevşetmesi için
Rusya'ya karşı cezai adımlar atmamız gerektiğine inanıyor. Bunlar
arasında en başta IMF'in borçlarının askıya alınmasından sanayileşmiş
ülkeler zirvesinden dışlamaya kadar birçok önlem düşünülüyor.
Ancak sonuç getirmemeleri açısından bu öneriler neredeyse gülünç
kaçıyor. Çeçen savaşı Rus seçmenleri arasında çok popüler. Bu
nedenle de Pazar günkü meclis seçimleri ile haziran ayındaki başkanlık
seçimlerinde yarışacak politikacıların orduyu Çeçenistan'dan çekmesi
de pek olası değil. Yani milliyetçi duygular savaşın devam etmesini
gerektiriyor.
Liderler
uyanırsa savaş biter
Aynı
derecede gülünç ve ABD'nin güvenilirliğine zarar verecek olan
ise ABD Başkanı Bill Clinton'ın, "Ağır bir bedel ödeyecek"
açıklamasıyla Rusya'yı uyarmasıdır. Ancak ABD, Çeçenistan'daki
insani trajediyi kınamalıdır, ama Clinton yönetimi ayrıca bu çatışmanın
200 yıllık bir tarihi olduğunu ve Müslümanlarla gayrimüslimler
arasındaki güncel küresel mücadelelerin en önde gelenlerinden
biri olduğunu da unutmamalı. Uzun vadede, Rusya bu savaşı kazanamaz
ve ABD de sonucu önemli ölçüde etkileme gücüne sahip değildir.
Devlet adamları bu gerçekleri ne kadar çabuk görürlerse, Kuzey
Kafkasya'ya barış o kadar çabuk gelecektir.
Not:
Harvard
Üniversitesi profesörlerinden Samuel P. Huntington'in bu yazısı
New York Times gazetesinde yayımlanmıştır.