Vahhabilik suçlaması ve Şura Hareketi

Vahhabilik nedir?
Vahhabiliğin ilkeleri
Şeyh Molla Muhammed Medresesi
Çeçenya'da Kadirilik
Vahhabilik suçlamaları
Şura Hareketi
Şamil Basayev'in tartışılan sözleri
Rusya'nın köktendici istismarı


Tarık Cemal Kutlu


Ağustos 1999 günün Şamil Basayev'in Çeçenya'nın doğu sınırlarından Dağıstan'a girmesiyle başlayan Çeçen-Rus savaşının yeni boyutunu, iki ulus arasındaki temel anlaşmazlığı propaganda yoluyla, insanların zihninde daha bir karmaşık şekle dönüştürdü. Zihinleri bulandıran bu karmaşıklığın ana sebebi, Rus propaganda gücünün fevkalade başarısı ile Vahhabilik kisvesi oldu. Vahhabilik propagandası ile Rusya, uluslararası diplomaside ve halklar arasında başarılı bir puan kazandı. Bu propagandanın planlanarak ve kasıtlı olarak yapıldığından asla kuşkumuz yoktur. Çeçen-Rus savaşı fıilen başladığı zaman (11 Aralık 1994-31 Ağustos 1996) Rusya, Çeçen direnişini zayıflatmak amacıyla mafya propagandası başlatmış, önceleri bu propaganda da mevzii olarak başarılı da olmuştu, ama sonradan konunun ve fiili durumun mafya ile ilgili olmadığı anlaşılmıştı.

Rusya'nın, Dağıstan olaylarını Vahhabiliğe dönüştürürken doğrusu planının harikulade olduğunu inkar etmek mümkün değil. Bu propagandanın gerisinde yatan Rus milli çıkarları parmak ısırtacak niteliktedir.

Şöyle ki:

Vahhabilik propagandası ile Çeçen-Dağıstan direnişi ulusallıktan çıkacak, köktendincilik yoluyla batılıların nazarında terör bölgesi sayılacaktır. Doğal olarak, bölgenin dizgin altına alınması için Rusya'nın girişeceği her türlü zulüm de meşruluk zeminine oturacaktır.

Kökten dincilik propagandası vasıtasıyla Rusya, Çeçenya ve Dağıstan konusunda yalnızca Batıyı değil, Türkiye, Mısır gibi ılımlı İslam ülkelerini de safına çekecektir.

Batının nazarında İran, Irak, Cezayir, Libya, Afganistan gibi terörist kabul edilen ve aşırı İslamcı zihniyetle yönetilen ülkeler gibi Çeçenya ve Dağıstan vasıtasıyla ılımlı İslam ülkeleri de, dinleri yüzünden teröre eğilimli ülkeler durumuna düşürülecektir.

Bize göre üç şıklık plan ve propaganda Rusya'yı, Batılı ülkeler nazarında, İslami ülkelere kıyasla, daha bir yakın hissettirecektir. Rusya'nın burada hedeflediği asıl ılımlı ülke de Türkiye'dir. Planın devamının da Rusya tarafından hazırlandığına inanmak gerekir. Ancak evdeki hesap hiçbir zaman çarşıdakine uymuyor. Bunun açıklamasını daha sonraya bırakarak Vahhabiliğin ne olduğuna ve Çeçenlerle uyum sağlayıp sağlamadığına bakmamız gerekir.

Türk okurunu biraz daha aydınlatmak ve işin doğru olan yanını kavratmak için bir ölçüde ayrıntıya girelim.

Vahhabilik nedir?

Vahhabilik Hanbeli mezhebine bağlı bir akım olarak ortaya çıkmıştır. Akımı Muhammed bin Abdulvahhab adlı biri kurmuştur (doğ. Ayniyye 1699 veya l703-ölm.l787). Bu zat Hicaz ile Basra arasında bulunan Yemame kıtasında ortaya çıkmıştır. Şeyh Necdi diye tanınmıştır. Hanbeli mezhebi mensubu olan ve inanan bilginler yetiştirmiş bir ailenin çocuğudur. Necd kıtasında Ayniyye'de doğmuştur. Hind'i, İran'ı, Bağdat'ı, Basra'yı geçmiştir. Tahsilini Şam'da tamamlamıştır. İbn Teymiyye'nin etkisindeki kalmış, anlayışta ise ondan ayrılmıştır. Ekolünü 1730 yılında yaymaya başlamış, 1745 yılında Necd Emiri Muhammed bin Mesud tarafından benimsenip desteklenmiştir. Onun vasıtasıyla Vahhabilik Orta Arabistan'da yayılmıştır. Günümüzde bu ekol, yayılmış olduğu yeri aşmış değildir.1

Ona göre Osmanlı Sultanının himaye ve temsil ettiği İslamlık, gerçek İslamlık değildir. Osmanlı Sultanı ümmetin gerçek lideri de değildir. Gerçek İslamlık es-Selefe s-Salihin'in (yani ilk Müslümanların) temsil ettiği İslamlıktır. Necd Emiri Muhammed bin Mesud vasıtasıyla çevre şehirlere, mesela Mekke'ye ve Medine'ye saldırılarda bulunuldu, işgal edildi. Bu durum Osmanlı valileri tarafından Saray'a bildirildi ise de önemsenmedi. Zamanla Vahhabilik siyasi bir yöne kaydı.

Osmanlı da ondan sonra duruma el koydu. I.Abdulaziz zamanında Necd Emiri Abdalaziz bin Muhammed İbni Suud (1765-1803) idi. Bunun oğlu Suud bin Abdulaziz yakalanıp İstanbul'da idam edildi.

Vahhabiliğin ilkeleri

Allah tan başka ilah tanımaz, vasıtasız ibadet etmek gerekir. (Bu bütün Müslümanlar için geçerlidir) Farzları mazeretsiz terk etmek dinden çıkarır. İslam'a daha sonra yeni bir takım ilahlar eklemiş olan yenilikleri reddeder, tasavvufi düşüncelere, sofilerin vahdet-i vücud görüşlerine, riyaziyat hayatlarına, tekkelere karşı çıkar. Peygambere bile ibadet derecesinde saygı göstermeyi, peygamberden ve velilerden yardım ve şefaat dilemeyi reddeder. Ölüleri ziyaret etmeyi, türbe yapmayı, kandil yakmayı, onların adına sadaka vermeyi kabul etmez.2
Vahhabilik ilkelerinin İslamlıkla örtüşüp örtüşmediği, İslam araştırmacılarının çözüme kavuşturacağı bir konu olmakla beraber, din bilgisine biraz meraklı olanlar bu akımın bazı koşullarının sünnete uyum sağlamadığına tanık olurlar. Biz bunların birkaçına açıklık getirelim. Örneğin Hz. Muhammed'e ibadet derecesinde sevgi gösterilemeyeceği doğrultusunda, namaz veya sair ibadetlerde "Allahumma salli..." ve "Allahumma barik" salavat-ı şeriflerinin okunması cümle mü'minlerin uygulaması dahilindedir. Elbette Müslümanlar peygambere ibadet etmezler, ama Allah'ın "Allah'a ve peygamberine itaat edin emri dorultusunda" Resullerinin kendisine ve buyruklarına kanıyla ve canıyla saygı gösterirler.
Şafii mezhebinin ünlü alimlerinden olup Hüccetü'l-İslam lakabıyla tanınan İmam Gazali (doğ. h.450 / m. 1058-ölm. H.505 /m. 1111) ile, onun ölümünden 588 sene sonra dünyaya gelen, Hanbeli mezhebi mensubu ve bu mezhebin Vahhabilik kolu (!) naşiri olan Muhammed bin Abdulvahhab'ın kabir ziyareti3 ile ilgili görüşleri karşılaştırılırsa Muhammed ümmetinin ezici (Vahhibilik denizde damla kalır) çoğunlukla hangisine hak verdiği anlaşılır. Aynı konuda çağımız İslam otoritelerinden Hanefi mezhebi ilmihal yazan merhum Ömer Nasuhi Bilmen4 ile Şafii ilmihal yazarı sayın Halil Günenç5de bu konuya açıklık getirmişlerdir. Hasılı nereden bakılırsa bakılsın, ne iddia ortaya atılırsa atılsın, Muhammed bin Abdulvahhab ekolü dar bir çevreyi taşmamıştır.
Oysa Çeçenler de, Dağıstanlılar da Şafıi mezhebine göre amel ederler. Tabiatiyle Vahhabi olmaları mümkün değildir.1785-1859 yılları arasında yapılan Çeçen-Rus savaşlarının motor gücü Nakşbendi tarikatı olmuştur. Kafkasya'nın farklı halklarını birlik altında toplayan otorite İslam dini ve akaidi idi. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler mevcuttur.6

Yukarı Yaraglı Şeyh Molla Muhammed Medresesi

Kafkasya'da, bilhassa Dağıstan ile Çeçenya'da imamet, imam, gazavat, mürit ve müridizm gibi dini-şer i terimler birden bire ortaya çıkmadı. Bu terimlerin hayata geçiş kaynağı Kuralı Molla Muhammed'in veya kaynaklarda anılan adıyla Şeyh Molla Muhammed'in aynı adlı medresesidir.
Osmanlı Devleti ile İran arasında anlaşmazlık ve savaş olunca Rusya'nın Kafkasya'yı istila ve işgali de hız kazanmaktaydı. Rus yayılmacılığının önlenmesi için gelişen örgütsel düşüncenin kaynağı, hem de merkezi bu medrese olmaktaydı. Düşünsel oluşum için geçerli olan Yukarı Yaragl Medresesi uzun yıllar bağımsızlık eylemcilerini bekledi. Bu medrese, Mevlana Halid Ziyauddin Süleyman Badadi'nin (1776-1827) bir şubesi olarak Nakşbendi tarikatının usul ve erkanım yürüten Kürtemirli (Şirvan) Şeyh İsmail Efendi'nin verdiği icazet sonunda açılmış bir ilim kurumuydu. İlimle küfre karşı eylemi birleştirmeyi öğütlemekteydi.
Yukan Yargl Medresesinde Gimrili Gazi Muhammed Molla ile İmam Şamil'den önce de çok şöhretli şahsiyetler yetişmiştir. Şeyh Cemaleddin Gazikumuki bunların arasındadır. Şeyh Cemalleddin Gazikumuki, Şeyh Molla Muhammed Yukarı Yaraglı'nın irşadı ve el vermesi ile mürşidlik makamına yükselmiştir. Daha önce Gazikumuk hanının özel katipliğini yapmıştır. Şamil zamanında fiilen gazavata katılmış, müşavirlikte bulunmuştur. Nice zaman sonra Devlet-i Aliye'ye hicret eylemiş, Dersaadet'te vefat etmiştir. Adabu'l-Marziya adlı eseri çok ünlüdür ve Kafkasya müridzminin de kaynaklarındandır.7
Şeyh Molla Muhammed ise XIX. yüzyılın yetiştirdiği büyük alimlerdendir. Halidiye-Nakşbendiye tarikatı Dağıstan'da Yukarı Yaragllı Şeyh Molla Muhammed ve Şeyh Cemaleddin Gazikumuki vasıtasıyla taraftar bulup yayıldı. Dağıstan İmamlarınının (Sonuncusu İmam Şamil'dir) kurdukları Çeçen-Dağıstan İmamet Devletinin temeli bu öğreti ile hayat buldu.

Çeçenya'da Kadirilik

Şeyh Şamil, Taşu Hacı, Gazi Hacı, Nakşbendi tarikatına mensup oldukları halde Şeyh Kunta Hacı Kişiyev, Çeçenya'da Kadiri tarikatının kurucusudur, Mutasavvıf olarak Çeçenler arasında diğerlerine göre daha fazla şöhret yapmıştır. Gazavatın (cihad) bitiminde ortaya çıkıp takdire rızayı öğütlemiştir. Kendisi de gazavata katılmıştır.

Kunta Hacı Kişiyev aslen İnholu (İnxo) bir Kumuktur. Tamamen ümmidir. 1849 yılında Hacc sırada kendisine bir haller olmuş. Mürşidinden hal yoluyla icazet alıp Çeçenya da Kadiri tarikatını kurmakla görevlendirilmiştir. Kumukya'da, Dağıstan'da, bilhassa Çeçenya'da pek çok taraftar bulmuştur. İmam Şamil'in tesliminden önce ikinci kere Hacca giden Kunta Hacı Kişiyev 1859/1860 veya 1861 yılında Mekke'den Çeçenya'ya döndü.
Nakşilerin yenilip sindirilmesinden sonra önünü boş bulan Şeyh Kunta Hacı, Ruslara karşı direnmemeyi, onların egemenliklerini kabul etmeyi, sabrı ve itidali tavsiye etmiştir. Savaş bıkkını Çeçenler de bir teselli aracı olarak onun etrafında toplanmış, müzik ve dans destekli cehri (sesli) zikirlerle, okunan ilahilerle mistik bir dünyaya dönülmüştür. Tam bir ümmi olduğunu belirttiğimiz Kunta Hacı Kişiyev, kendisini Kur'an ilmini bilen, okuyanların bile bilgeliği ile cezbeden bir sufi olarak tanıttı, kabul ettirdi. 1848 yılında zikirizmi kurdu. Allah, Allah... zikri ile ayakta, halka şeklinde, müzik eşliğinde cehri ilahilerle gerçekleştirilen bu ikincil ibadet biçimi, cihat hareketinde fiilen yer almış bulunan, ama artık çaresizlik içinde kalan Şamil nakşilerini de arasına alıp deşarj imkanı verdi. Putperest İnguşlar da bazı batıl itikatları terketmemekle birlikte onun vasıtasıyla tamamen Müslüman oldu.
Bu dünyadan el etek çekip yalnızca öbür dünya için her şeye Allah'ın takdiri rızasıyla bakan bu tarikat anlayışı, Çeçen direnişini kırma vesilesi olduğu için Rus yönetimi tarafından da desteklenmiştir. İnatçı ve çok dindar olan Çeçen halkı için bir anlamda dini serbestlik, kimliği ve kişiliği koruyan bir kalkan görevindeydi.
Yenilenmiş olan Çeçenlere ait arazilerin elden alınıp hazineye devredilmesi ve göç gibi sosyo-politik hadiseler üst üste birikirken 1864 yılının başlarında dini bir vukuat ortaya çıktı.
Kunta Hacı'nın başlattığı cehri zikir yılgın Çeçenlere bir ölçüde teselli vermekteydi. Rus yönetimi toplu zikirlerin siyasi yöne sapmasından çekinmekteydi. Bir alternatif olarak onlar da Kunta Hacı'nın karşısına Molla Abdulkadir'i çıkardılar. (1861-1865) Çeçenler Kunta Hacı'nın karşısında Molla Abdulkadir'e rağbet etmediler. Yerel yönetim 3 Ocak 1864 günü Kunta Hacı'yı tutukladı. Novgorod vilayetinin Ustojino kentine sürgün etti. Müritleri onun serbest bırakılması ricasıyla 9 Ocak günü Şiela (Şali) Garnizon Komutanı Prens Tumanov'a gittiler. Tumanov ricayı reddetti. Bunun üzerine 4000 Kadiri ve Nakşi müridi 18 Ocak 1864 günü bir cehri zikir töreni düzenledi. Zikir sırasında müritler adeta kendilerinden geçtiler. Onlar Rus süngüsünün ve kurşununun kendilerine işlemeyeceğine inanıyordu. Bu inançla kamalarını sıyırarak askerlerin üzerine saldırdılar. Tumanov askerlere ateş emri verdi. 200 mürit hemen oracıkta öldü. 18 dini lider tutuklandı ve sürgüne gönderildi. Kunta'nın dervişlerinden Şeyh Salambi de tutuklananlar arasındaydı. Diğer ünlü Derviş M'agiç (Myagiç) ise kaçarak ortadan kayboldu.
Sonraki yılda 2000 Asetin, 3000 Çeçen ailesi Devlet-i Aliyye'ye tehcir olundu. Bunların arasında Kunta Hacı'nın kardeşi Movsar, kızı Asiet ve eşi Sieda da bulunmaktaydı.8 Çeçenya'daki ilk ve sonuncu Kadiri şeyhi Kunta Hacı da, 19 Mayıs 1867 günü, Novgorod hapishanesinde öldü.
Böylece, uzun bir süre için Kadirilerin siyasi varlığı sindirilmiş oldu.

Vahhabilik iddiası

Bu iki tarikat dışında Çeçenya'da ve Dağıstan'da hiçbir İslami tarikatı ve akımı bulmak kabil değildir. Doğal olarak bu şartları uygulayan Müslüman Çeçenlerin Vahhabilikle uzaktan yakından bir alakası da yoktur. 0 halde Rusya'nın bu propagandaya bu kadar yönelmesindeki amaç nedir? Birincisi makalemizin başında açıklanan üç maddelik planlı girişimdir. İkincisi ise, aşağıda anlatacağımız Şura Hareketi'nin ortaya çıkardığı korkuya karşı alınan bir önlem olarak, savaşı Dağıstan'da da kaybettiği takdirde, sebebini dış dünyaya bağlamak ve onları suçlama yolunu açık tutmaktır.
Batı da İslam ülkeleri arasında revaç bulsa bile, Rusya'nın Kafkasya'daki egemenliğini uzun vadede koruyacağı anlamını taşımaz. Kafkasya'ya indiğinden beri Çeçen topraklarına egemen olduğunu, ama iktidar olamadığını kendisi gayet iyi bilir, başkaları bilmez. Nitekim bu korkunun bir tezahürü olarak, Şamil Basayev'e bağlı Şura yanlısı Çeçen silahlı güçlerinin Dağıstan'dan geri çekilmesi sırasında (22 Ağustos 1999) Putin'in Dağıstan'da egemenliğimizi koruyacağız derken gelecekte olabilecekleri de kesin kabullenmiş demektir.
Rusya'nın politikası bir zaman için Çeçenya'nın devlet olarak tanınmamasını da sağlayabilir. Fakat, istese de istemese de Kafkasya'daki hükmü bitmek üzeredir. Bu kanaatimizi doğrulayacak gelişmeler yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır.

Şura Hareketi (25 Aralık 1998 -18 Şubat 1998)

Şamil Basayev'e bağlı Şura yanlısı silahlı güçler, 7 Ağustos 1999 günü Dağıstan'a Vahhabilik amaçlı olarak girmiş değillerdir. 26-28 Nisan 1998 günlerinde Zhoxarghala'da (Groznıy) Çeçen-Dağıstan Halkları Kongresi yapılmıştı. Kongre başkanlığına Şamil Basayev, yardımcılıklarına da Movladi Udogov, Adolla Ali Muhammad, Tolhad İsmailov seçilmiştir. Kongrede alınan karar maddelerine başlamadan önce yapılan giriş çok manidardır:
Rabbimizin Allah yolunda birleşin ve hiç ayrılmayın emrine uyarak İçkeriya-Dağıstan halklarının geleceğini ve iradelerini göz önünde tutmak suretiyle, asırlarca devam eden kardeşlik bağlarından da yola çıkarak, bu halkların ortak bağımsızlık mücadelesine dayanan kongre üyeleri aşağıdaki kararları almışlardır:
Kararlar içindeki ikinci maddede, Kongre Kurucu Komitesi'nin kararların kabulü ile birlikte Kongre Meclisi'ne dönüştürüldüğünü görmekteyiz. Kongre Meclisi'nin emri ile Maxamat (Alimler komitesi), Ulusal Hareketler Komitesi, Ekonomi Komitesi, Güvenlik Komitesi gibi birimler oluşturulmuştur. Enformasyon için de Kafkas Tele-Radyo Şirketi, Çeçen-Dağıstan Tele-Radyo Şirketi adıyla kapsamlı hale getirildi.
İçkeriya-Dağıstan Halkları Kongresi Bildirisindeki 2, 3 ve 4. maddeler dikkat çekicidir.
2- Kongre, İçkeriya ve Dağıstan'da manevi konu olarak İslam'ın ve İslam değerlerinin yeniden canlandırılması için çalışmaktadır.
Kongre, halklarımız arasına kin ve düşmanlık sokma girişimlerine her zaman karşıdır. Kimsenin halklarımızı bölmesine izin vermeyecektir.
Kongre, bütün halklarla iyi, dost ve iyi komşuluk ilişkileri içinde olmaya hazırdır.
İçkeriya-Dağıstan Halkları Kongresi Meclis Bildirisi (KNİD) ise, Şamil Basayev'in
Dağıstan'a giriş nedenini açıklamak için yeterlidir:

İçkeriya-Dağıstan Halkları Kongresi Meclis Bildirisi (KNİD), Dağıstan'ın başkenti Mahaçkale'deki gerginliğin silahlı çatışmalara dönüşmesini büyük bir endişe ile takip etmektedir.
KNİD, Dağıstan'daki durumun Rus askeri ve siyasi kurumları ile Rus yanlısı Dağıstan hükümeti tarafından alevlendirildiğini bütün dünyaya ilan eder.
Rus yanlısı olan Dağıstan hükümeti, Dağıstan Anayasası'nı kendi çıkarlarına göre değiştirerek kendisine duyulan güveni yitirmiş ve halkın protestolarına neden olmuştur,
Maalesef bugün, Dağıstan'da hiçbir gücün duruma hakim olmadığını belirtmek zorundayız.
Bu nedenle KNİD Meclisi Dağıstan'daki durumun normale dönmesi için gereken her şeyi yapmakta kararlıdır.
KNİD Meclisi Moskova yanlısı hükümetin silahlı birliklerinin Dağıstan halkına karşı planladığı zalimane hareketlerine izin vermeyecektir ve KNİ D Meclisi (Şura) böyle bir olayda herkesi şahsi bir sorumluluk taşıdığı konusunda uyarır.
KNİD Meclisi (Şura) Dağıstan halkının huzurunu sağlamak, barış ve birliği korumak için gerekirse barış kurumları kuracak ve Bağımsız Kafkas Devletleri'nin desteği ile bu konuda her türlü yardımı yapacaktır.

Şamil Basayev'in tartışılan açıklamaları

Gelecekte siyasi bir hareket olarak ortaya çıkacak olan Şura'nın temelleri bu şekilde atılmıştır.
Basayev'in çevresinde şöhretli askeri ve siyasi liderler bulunmaktadır. Başı çekenler arasında Dudayev'den sonraki Devlet Başkanı Zelimhan Yandarbiyev, Çeçen-Rus savaşı sırasında Bamut savunması ile ün yapan Ruslan Gilayev, Kizlyar baskını (9-18 Ocak 1996) ve Pervomayskaya yarması (18-19 Ocak 1996) ile tanınan Salman Raduyev, Dudayev zamanından beri Devlet Güvenlik Konseyi Üyesi olan ve bu hareket sırasında Mashadov döneminin Dışişleri Bakanlığını yürüten Movladi Udogov gibi isimler vardır. Bu kişiler, daha pek çokları ile birlikte Devlet Başkanı Aslan Mashadov'a cephe almıştır. Onlar demokrat nitelikli olan devlet başkanlığının ve parlamentonun feshini istemektedir. Parlamentonun kabul ettiği anayasayı hükümsüz saymaktadır.
İleri sürdükleri fıkirler de ilginçtir: Mashadov'u, Rusya'ya yanaşma politikası gütmekle ve ekonomik sorunları çözememekle suçlamaktadırlar. Bu istekler, Çeçenya'da şeriat yasalarını uygulayan Yüksek İslam Mahkemesi'nin kararı ile iyice su yüzüne çıktı. Mahkeme şeriat ahkamı ile çeliştiği gerekçesiyle 25 Aralık 1998 günü parlamentonun çalışmasını askıya aldı. Aynı mahkeme parlamentonun yerine askeri komutanlardan oluşan bir Şura oluşturmaya karar verdi. Hatta Grozni de Mashadov ile hükümetinin istifasını isteyen gösteriler yapıldı. Adları geçen liderler ve komutanlar, 2 Şubat 1999 günü, hemen üstte belirtilen istekler doğrultusunda bir ültimatom verdiler. Mashadov bu baskılar üzerine ertesi günü bazı kararnameler imzalamak zorunda kaldı. İmzalanan kararnameler arasında parlamentonun yetkileri kısıtlanmakta, hazırladığı anayasa geçersiz sayılmakta, devlet başkan yardımcılığı makamı ilga olunmakta ve şer-i anayasa hazırlanması kabul edilmektedir.
Yukarıda adları anılan liderler ve komutanlar, Yüksek İslam Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda 18-19 Şubat 1999 günlerinde toplandılar, ülkenin iç ve dış politikasında en üst organ olarak kabul ettikleri Şura'yı oluşturdular. Amir sıfatı da vererek Şamil Basayev'i Şura Başkanlığına getirdiler. Şura üyeleri en üst düzeyde yönetici olarak bir İmamın atanmasını da istemekteydi.

Kirli işleri kim yapıyor?

Aynı Şura mensupları ülke içindeki rehine vesair suç olaylarına karşı herhangi bir tedbir almamaktadır. Çeçenya'da bu gerçekten çok karmaşık bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Konu aşağıda sıralayacağımız maddelerin tamamını veya birkaçını içerebilir:
-Çeçenya'da kendi başlarına haydutluk yapan bağımsız ve adi çeteler vardır. Bunlar hükümet içinde koruyucu bulmakta olabilirler. Muhalefetçe destekleniyor olabilirler.
Rus suç örgütleriyle işbirliği içinde olabilirler.
-Çeçenya'da muhalefetle ilişki içinde olan siyasal amaçlı örgütlü suç grupları olabilir. Bunlar muhalefetten de, hükümet içindeki köstebeklerden de destek bulabilir. Rus örgütlü suç gruplarıyla işbirliği içinde olabilirler. Rus resmi ve siyasi güçleri ile işbirliği içinde olabilirler.
- Rus gizli servis mensupları Çeçenya içinde faaliyette olabilir. Rus gizli servis mensuplarına, onlardan taraf olan Çeçenlerden destek geliyor olabilir. Rus gizli servis mensupları adi ve siyasal amaçlı çıkar gruplarını, Çeçenya'nın istikrarını bozma, iç ve dış ilişkilerini köstekleme amaçlı olarak kullanıyor olabilir.
- Şura yanlısı güçler, iktidarı ele geçirmek için bütün bunlara göz yumuyor olabilir. Hatta destek yoluyla ak veya kara paraları hortumlama vukuat-i tabiiden sayılabilir,
Dağıstan'ın ve diğer Kuzey Kafkasya ülkelerinin bağımsızlığı yolunda bir amaç olarak bu meşru görülüyor olabilir.
- Aslan Mashadov'un kendiliğinden gitmesi için uygulanan bir strateji olabilir.
- Çeçenya'daki her olayın müsebbibi doğrudan doğruya Rusya'nın kendisi olabilir

Bunların bazı maddelerinin doruluğunu kanıtlayan olaylar dizgesi bize hiç de yabancı gelmemektedir. Çeçenya'da gerçekleşen olaylar basından izlediğimiz kadarıyla bilinmektedir. Bilhassa Mart ayı içinde uçakla Grozni'den Moskova'ya hareket edeceği sırada polis üniformalı, maskeli kişiler tarafından kaçırılan (5 Mart) General Gennadi Şpigun hakkındaki ilk suçlama ve mahkeme edilme talebi, Şura Amiri Şamil Basayev'den gelmiştir.Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov'un danışmanı Mayrbek Vaçagayev'in etkili çetelerin, Çeçenya'daki Örgütlü Suç Grupları ile ilişki içinde bulunduğunu ifade etmesi hiç de yabana atılamaz. Ayrıca Pasifik Filosu subaylarından Oleg Timoşev'in kaçırıIması, 21 Mart 1999 günü Mashadov'a düzenlenen suikast girişimi yukarıdaki maddelerden birkaçı ile açık şekilde örtüşmektedir.
Fakat Şura Amiri Şamil Basayev'in "Ben Mashadov ile iktidar mücadelesinde değilim. Kendisini istediğim zaman düşürebilirim" ifadesinde gerçek payının olduğunu inkar edemeyiz. İşin kanlı bir olaya dönüştüğünde ne hal alacağı çok iyi bilindiğinden, iki taraf da ister istemez birbirinin üstüne gidememektedir. Çeçen gelenek, görenek ve ahlakının, kanlı olayların başlatılması ile birlikte, sonucu nereye götüreceği korkusu tarafları kendi kararlarını üsteletmeye yanaştırmamaktadır. Ayrıca, böylesi bir çatışmanın Rusya lehine sonuçlanacağı dehşeti de onları birbirlerine karşı hasım durumuna düşürmemektedir. Bütün bunlara rağmen Aslan Mashadov iç ve dış politikada devlet adamlığı görevini daha sistemli yürütmeye ülkeler arası normlara uymaya ve bağımsız Çeçenya Cumhuriyeti'ni bir dünya ülkesi düzeyine çıkarmaya çalışırken, Şura yanlıları, daha vatanlarındaki problemleri çözüme kavuşturmadan, hatta kavuşmasına bile hizmet etmeden, önce Dağıstan'ı sonra Kuzey Kafkasya'yı, daha sonra da Kudüs'ü kurtarma hülyasına kapılmışlardır. Basayev'in 31 Ağustos 1999 Günü Grozni'deki basın toplantısında "Bu savaş, Volga'dan Don'a kadar tüm Müslümanlar kurtarılıncaya kadar sürecek. Bütün dünyayı alevler kaplasa da, bu cihada devam edeceğim. Dünyadaki tüm Müslümanlar uyanıyor. Savaş 20-25 yıl sürebilir. Tüm Rusya savaş alanı olacak. Nihai hedef ise Kudüs'ün kurtarılması" demiştir. Geçmişine ve yaptıklarına bakılınca bu sözler hiç de blöfe benzememektedir. Rusya Federasyonu'nun dağılma yazgısı başlamıştır.

Rusya'nın köktendinci istismarı

Şamil Basayev'in ağzından dökülen Kudüs'ü kurtarma sözleri, Yahudi düşmanlığı da körüklenen bölgede, FSB ile Mossad'ı istihbaratta birleşmeye götürmüştür. Köktendinci Vahhabi propagandasının ardından bu ütopyanın karşısında kurulmuş bulunan daha gerçekçi tuzak da Rusya lehine, diplomatik başarı yolunu açmıştır.
Mashadov, Rusya'nın Çeçenya'ya bulaşmasını istememektedir. Bulaşırsa savaşı göze almaktadır. Kendi başına hareket eden ve Şura adı verilen örgütle de karşı karşıya gelmenin sonucunu bilmektedir. Ülkedeki olumsuzlukların ötesinde Şura Hareketi'nin Çeçenya'ya açtığı gaile karşısında Mashadov'un ve Çeçen halkının durumu hakikaten zor. Ayrıca, Şura Hareketi Dağıstan'da eğer başarıya erişirse, Mashadov kabul etse de etmese de Çeçenya Ruslar tarafından sorumlu tutulur. Böyle bir başarının sonucunda Basayev'in karşısında Mashadov'un zaten işi bitmiş demektir. Yukarıda yüzeysel olarak temas ettiğimiz üzere, Rusya, propagandasında sözünü ettiği Ürdün, Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Afganistan vs. destekli olduğundan dolayı kaybettim deme planını saklı tutmaktadır. Eğer Basayev'i istediği gibi yener de Şura Hareketi'ni yokederse -ki ihtimal vermiyoruz, hatta Rusya'nın Dağıstan'da işinin bittiğini iddia ediyoruz- Çe-çen-Rus savaşında kaybettiği itibarını kazanmış olarak Çeçenya'ya girmekte tereddüt etmez ve kimse de kendisini haksız çıkarmaz. Aslında Putin'in bu amacı Çeçenya'nın Rusya'ya ait bir toprak parçası olduğu iddiasında gizlidir. Dağıstan kaybedilse bile Rusya diplomatik yönden bölgenin masa başındaki siyasetinde kendisini haklı çıkartacaktır.
Rusya burayı terketmemek için bütün gücünü seferber edecektir. Bölgedeki petrol payını kaptırmamak, Kafkasya'da ve Transkafkasya'da İran ile Türkiye'yi söz sahibi etmemek için her çareye başvurur. Fakat 7-24 Ağustos 1999 günlerinde Şura Hareketi'ne karşı Dağıstan'da verdiği savaşta Rusya Savunma Bakanlığı'nın iki milyar dolarına mal olmuştur. Bu da adı geçen bakanlık bütçesinin yarısı olduğu kendi ifadeleridir. Savaşın bir iki yıl sürmesi durumunda Rusya Federasyonu çöker. Bu fikrin kanıtı olarak RF. Maliye Bakanı Mihail Zadamov'un ifadesi ile sabık Başbakan Stepaşin'in Dağıstan'ı kaybedebiliriz teslimiyeti yeterlidir. Federasyonun dağılma sürecinin başladığı imajı Rus politikacıları arasında da yaygınlaşmıştır,
Ama Rusya bir türlü hem kabadayılığından vazgeçmemekte, hem de kendisine ekonomik destek veren Batı ya karşı cephe almaktadır. Tayvan açmazından ötürü ABD ile problemi olan Çin, Rusya gibi bir müttefiki arkasına almak isterken, Rusya'da buna çok sıcak yaklaşmıştır. Şangay Beşlisi adı verilen Rusya, Çin, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan devlet başkanları 25-26 Ağustos 1999 günlerinde Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te ikinci defa biraraya gelmiştir. Bişkek'te uçaktan inerken Yeltsin'in gazetecilere verdiği yanıt manidardır: Mücadeleye hazır durumdayım, özellikle de Batılılar ile mücadeleye. Ancak Bişkek toplantısının yanıtı, madalyonun bir yüzü ile ABD tarafından çok hızlı şekilde verilmiştir. IMF, kredilerinin yarısı mafya tarafından hortumlanmıştır ve baş rüşvetçi de Yeltsin'dir.
Doğrusu fikirlerimizden bir madde olarak ABD istediği zaman Rusya'nın işini bitireceğe benziyor.

Dipnotlar

1-Uzunçarşılı, İsmail hakkı. büyük Osmanlı Tarihi, Hürriyet Gazetesi, c.V, İstanbul 1999, s.440-441
2-Yurdaydın, Hüseyin. İslam Tarihi Dersleri. A. Ü, İlahiyat Fakültesi Yayınları: CI, Ankara 1971. s,182,184,189,..
3-İmam Gazali. İhyau ulumud-din, Bedir Yayınevi, c.4, İstanbul 1985,s.866vd.
4- Büyük İslam İlmihali, Kahraman Yayınları, bs, Ta. Yok İstanbul s.488
5- Büyük Şafii İlmihali, İlim yayınları, bs. Ta. Yok İstanbul, s.217
6- Kundukh, Aytek. Kafkasya Müridizmi&Gazavat tarihi, (Haz. Tarık Cemal Kutlu) İstanbul 1987; Kutlu, Tarık Cemal. Çeçenya 95, İstanbul 1995; Kutlu Tarık Cemal. İmam Mansur, İstanbul 1987, 64 s. Bennigsen, Aleksandr. Kafkaslarda Müslüman Gerilla Savaşı (Çev. Akın Kösetorunu), ODTÜ. Ankara 1987; Bennigsen, Aleksandr. Kafkasya da İslam , (Çev. Turgut Turunç), Yalova Kuzef Kafkas Dergisi, S.13-14, Yalova 1994. S.18-22, Bennigsen, A. Quelquejay, C.L. Stepte Ezan Sesleri (Çev. Nezih Uzel), İstanbul 1981; Bennigsen, Aleksandr. Sufi ve Komiser (Çev. Osman Türer) Ankara 1988
7- Dcemaleddin Kazikumukhskiy, al Adabul Marziya Nakş bandskiy Traktak, Arabic Text Russiea Translation. Oxford England 1968,45-83 s.
8- Utsiyev, Abu. Qin cwha a Kunta Xhazhiex lacna. Daymohk Gazetesi, No: 65,67, Groznıy, 3ı Mart 1991, 5 iyun 1991; Parcamat Makalatı, Kunta Şeyh, Petrovsk 1911;
Akayv, Vahid. Kunta Hacı, Groznıy 1991; Alexsandre Bennigsen-Chantal Lemercier Wuelquejay, Sufi ve Komiser (Çev. Osman Türre) Ankara 1988, s.83,97 vd.

Not: Bu yazı Tarık Cemal Kutlu'nun Kafkasya Yazıları (Sonbahar 99, Sayı 7)'ında yayınlanan bir makalesinden özetlenmiştir.

 

 

Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı
Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Linkler