|
Vahhabilik
suçlaması ve Şura Hareketi
Vahhabilik
nedir?
Vahhabiliğin ilkeleri
Şeyh Molla Muhammed Medresesi
Çeçenya'da Kadirilik
Vahhabilik suçlamaları
Şura Hareketi
Şamil Basayev'in tartışılan sözleri
Rusya'nın köktendici istismarı
Tarık
Cemal Kutlu
Ağustos 1999 günün Şamil Basayev'in Çeçenya'nın doğu sınırlarından
Dağıstan'a girmesiyle başlayan Çeçen-Rus savaşının yeni boyutunu,
iki ulus arasındaki temel anlaşmazlığı propaganda yoluyla, insanların
zihninde daha bir karmaşık şekle dönüştürdü. Zihinleri bulandıran
bu karmaşıklığın ana sebebi, Rus propaganda gücünün fevkalade başarısı
ile Vahhabilik kisvesi oldu. Vahhabilik propagandası ile Rusya,
uluslararası diplomaside ve halklar arasında başarılı bir puan kazandı.
Bu propagandanın planlanarak ve kasıtlı olarak yapıldığından asla
kuşkumuz yoktur. Çeçen-Rus savaşı fıilen başladığı zaman (11 Aralık
1994-31 Ağustos 1996) Rusya, Çeçen direnişini zayıflatmak amacıyla
mafya propagandası başlatmış, önceleri bu propaganda da mevzii olarak
başarılı da olmuştu, ama sonradan konunun ve fiili durumun mafya
ile ilgili olmadığı anlaşılmıştı.
Rusya'nın, Dağıstan olaylarını Vahhabiliğe dönüştürürken doğrusu
planının harikulade olduğunu inkar etmek mümkün değil. Bu propagandanın
gerisinde yatan Rus milli çıkarları parmak ısırtacak niteliktedir.
Şöyle ki:
Vahhabilik propagandası ile Çeçen-Dağıstan direnişi ulusallıktan
çıkacak, köktendincilik yoluyla batılıların nazarında terör bölgesi
sayılacaktır. Doğal olarak, bölgenin dizgin altına alınması için
Rusya'nın girişeceği her türlü zulüm de meşruluk zeminine oturacaktır.
Kökten dincilik propagandası vasıtasıyla Rusya, Çeçenya ve Dağıstan
konusunda yalnızca Batıyı değil, Türkiye, Mısır gibi ılımlı İslam
ülkelerini de safına çekecektir.
Batının nazarında İran, Irak, Cezayir, Libya, Afganistan gibi terörist
kabul edilen ve aşırı İslamcı zihniyetle yönetilen ülkeler gibi
Çeçenya ve Dağıstan vasıtasıyla ılımlı İslam ülkeleri de, dinleri
yüzünden teröre eğilimli ülkeler durumuna düşürülecektir.
Bize göre üç şıklık plan ve propaganda Rusya'yı, Batılı ülkeler
nazarında, İslami ülkelere kıyasla, daha bir yakın hissettirecektir.
Rusya'nın burada hedeflediği asıl ılımlı ülke de Türkiye'dir. Planın
devamının da Rusya tarafından hazırlandığına inanmak gerekir. Ancak
evdeki hesap hiçbir zaman çarşıdakine uymuyor. Bunun açıklamasını
daha sonraya bırakarak Vahhabiliğin ne olduğuna ve Çeçenlerle uyum
sağlayıp sağlamadığına bakmamız gerekir.
Türk okurunu biraz daha aydınlatmak ve işin doğru olan yanını kavratmak
için bir ölçüde ayrıntıya girelim.
Vahhabilik
nedir?
Vahhabilik
Hanbeli mezhebine bağlı bir akım olarak ortaya çıkmıştır. Akımı
Muhammed bin Abdulvahhab adlı biri kurmuştur (doğ. Ayniyye 1699
veya l703-ölm.l787). Bu zat Hicaz ile Basra arasında bulunan Yemame
kıtasında ortaya çıkmıştır. Şeyh Necdi diye tanınmıştır. Hanbeli
mezhebi mensubu olan ve inanan bilginler yetiştirmiş bir ailenin
çocuğudur. Necd kıtasında Ayniyye'de doğmuştur. Hind'i, İran'ı,
Bağdat'ı, Basra'yı geçmiştir. Tahsilini Şam'da tamamlamıştır. İbn
Teymiyye'nin etkisindeki kalmış, anlayışta ise ondan ayrılmıştır.
Ekolünü 1730 yılında yaymaya başlamış, 1745 yılında Necd Emiri Muhammed
bin Mesud tarafından benimsenip desteklenmiştir. Onun vasıtasıyla
Vahhabilik Orta Arabistan'da yayılmıştır. Günümüzde bu ekol, yayılmış
olduğu yeri aşmış değildir.1
Ona göre Osmanlı Sultanının himaye ve temsil ettiği İslamlık, gerçek
İslamlık değildir. Osmanlı Sultanı ümmetin gerçek lideri de değildir.
Gerçek İslamlık es-Selefe s-Salihin'in (yani ilk Müslümanların)
temsil ettiği İslamlıktır. Necd Emiri Muhammed bin Mesud vasıtasıyla
çevre şehirlere, mesela Mekke'ye ve Medine'ye saldırılarda bulunuldu,
işgal edildi. Bu durum Osmanlı valileri tarafından Saray'a bildirildi
ise de önemsenmedi. Zamanla Vahhabilik siyasi bir yöne kaydı.
Osmanlı da ondan sonra duruma el koydu. I.Abdulaziz zamanında Necd
Emiri Abdalaziz bin Muhammed İbni Suud (1765-1803) idi. Bunun oğlu
Suud bin Abdulaziz yakalanıp İstanbul'da idam edildi.
Vahhabiliğin
ilkeleri
Allah
tan başka ilah tanımaz, vasıtasız ibadet etmek gerekir. (Bu bütün
Müslümanlar için geçerlidir) Farzları mazeretsiz terk etmek dinden
çıkarır. İslam'a daha sonra yeni bir takım ilahlar eklemiş olan
yenilikleri reddeder, tasavvufi düşüncelere, sofilerin vahdet-i
vücud görüşlerine, riyaziyat hayatlarına, tekkelere karşı çıkar.
Peygambere bile ibadet derecesinde saygı göstermeyi, peygamberden
ve velilerden yardım ve şefaat dilemeyi reddeder. Ölüleri ziyaret
etmeyi, türbe yapmayı, kandil yakmayı, onların adına sadaka vermeyi
kabul etmez.2
Vahhabilik ilkelerinin İslamlıkla örtüşüp örtüşmediği, İslam araştırmacılarının
çözüme kavuşturacağı bir konu olmakla beraber, din bilgisine biraz
meraklı olanlar bu akımın bazı koşullarının sünnete uyum sağlamadığına
tanık olurlar. Biz bunların birkaçına açıklık getirelim. Örneğin
Hz. Muhammed'e ibadet derecesinde sevgi gösterilemeyeceği doğrultusunda,
namaz veya sair ibadetlerde "Allahumma salli..." ve "Allahumma
barik" salavat-ı şeriflerinin okunması cümle mü'minlerin uygulaması
dahilindedir. Elbette Müslümanlar peygambere ibadet etmezler, ama
Allah'ın "Allah'a ve peygamberine itaat edin emri dorultusunda"
Resullerinin kendisine ve buyruklarına kanıyla ve canıyla saygı
gösterirler.
Şafii mezhebinin ünlü alimlerinden olup Hüccetü'l-İslam lakabıyla
tanınan İmam Gazali (doğ. h.450 / m. 1058-ölm. H.505 /m. 1111) ile,
onun ölümünden 588 sene sonra dünyaya gelen, Hanbeli mezhebi mensubu
ve bu mezhebin Vahhabilik kolu (!) naşiri olan Muhammed bin Abdulvahhab'ın
kabir ziyareti3 ile ilgili görüşleri karşılaştırılırsa Muhammed
ümmetinin ezici (Vahhibilik denizde damla kalır) çoğunlukla hangisine
hak verdiği anlaşılır. Aynı konuda çağımız İslam otoritelerinden
Hanefi mezhebi ilmihal yazan merhum Ömer Nasuhi Bilmen4 ile Şafii
ilmihal yazarı sayın Halil Günenç5de bu konuya açıklık getirmişlerdir.
Hasılı nereden bakılırsa bakılsın, ne iddia ortaya atılırsa atılsın,
Muhammed bin Abdulvahhab ekolü dar bir çevreyi taşmamıştır.
Oysa Çeçenler de, Dağıstanlılar da Şafıi mezhebine göre amel ederler.
Tabiatiyle Vahhabi olmaları mümkün değildir.1785-1859 yılları arasında
yapılan Çeçen-Rus savaşlarının motor gücü Nakşbendi tarikatı olmuştur.
Kafkasya'nın farklı halklarını birlik altında toplayan otorite İslam
dini ve akaidi idi. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler mevcuttur.6
Yukarı
Yaraglı Şeyh Molla Muhammed Medresesi
Kafkasya'da,
bilhassa Dağıstan ile Çeçenya'da imamet, imam, gazavat, mürit ve
müridizm gibi dini-şer i terimler birden bire ortaya çıkmadı. Bu
terimlerin hayata geçiş kaynağı Kuralı Molla Muhammed'in veya kaynaklarda
anılan adıyla Şeyh Molla Muhammed'in aynı adlı medresesidir.
Osmanlı Devleti ile İran arasında anlaşmazlık ve savaş olunca Rusya'nın
Kafkasya'yı istila ve işgali de hız kazanmaktaydı. Rus yayılmacılığının
önlenmesi için gelişen örgütsel düşüncenin kaynağı, hem de merkezi
bu medrese olmaktaydı. Düşünsel oluşum için geçerli olan Yukarı
Yaragl Medresesi uzun yıllar bağımsızlık eylemcilerini bekledi.
Bu medrese, Mevlana Halid Ziyauddin Süleyman Badadi'nin (1776-1827)
bir şubesi olarak Nakşbendi tarikatının usul ve erkanım yürüten
Kürtemirli (Şirvan) Şeyh İsmail Efendi'nin verdiği icazet sonunda
açılmış bir ilim kurumuydu. İlimle küfre karşı eylemi birleştirmeyi
öğütlemekteydi.
Yukan Yargl Medresesinde Gimrili Gazi Muhammed Molla ile İmam Şamil'den
önce de çok şöhretli şahsiyetler yetişmiştir. Şeyh Cemaleddin Gazikumuki
bunların arasındadır. Şeyh Cemalleddin Gazikumuki, Şeyh Molla Muhammed
Yukarı Yaraglı'nın irşadı ve el vermesi ile mürşidlik makamına yükselmiştir.
Daha önce Gazikumuk hanının özel katipliğini yapmıştır. Şamil zamanında
fiilen gazavata katılmış, müşavirlikte bulunmuştur. Nice zaman sonra
Devlet-i Aliye'ye hicret eylemiş, Dersaadet'te vefat etmiştir. Adabu'l-Marziya
adlı eseri çok ünlüdür ve Kafkasya müridzminin de kaynaklarındandır.7
Şeyh Molla Muhammed ise XIX. yüzyılın yetiştirdiği büyük alimlerdendir.
Halidiye-Nakşbendiye tarikatı Dağıstan'da Yukarı Yaragllı Şeyh Molla
Muhammed ve Şeyh Cemaleddin Gazikumuki vasıtasıyla taraftar bulup
yayıldı. Dağıstan İmamlarınının (Sonuncusu İmam Şamil'dir) kurdukları
Çeçen-Dağıstan İmamet Devletinin temeli bu öğreti ile hayat buldu.
Çeçenya'da
Kadirilik
Şeyh
Şamil, Taşu Hacı, Gazi Hacı, Nakşbendi tarikatına mensup oldukları
halde Şeyh Kunta Hacı Kişiyev, Çeçenya'da Kadiri tarikatının kurucusudur,
Mutasavvıf olarak Çeçenler arasında diğerlerine göre daha fazla
şöhret yapmıştır. Gazavatın (cihad) bitiminde ortaya çıkıp takdire
rızayı öğütlemiştir. Kendisi de gazavata katılmıştır.
Kunta
Hacı Kişiyev aslen İnholu (İnxo) bir Kumuktur. Tamamen ümmidir.
1849 yılında Hacc sırada kendisine bir haller olmuş. Mürşidinden
hal yoluyla icazet alıp Çeçenya da Kadiri tarikatını kurmakla görevlendirilmiştir.
Kumukya'da, Dağıstan'da, bilhassa Çeçenya'da pek çok taraftar bulmuştur.
İmam Şamil'in tesliminden önce ikinci kere Hacca giden Kunta Hacı
Kişiyev 1859/1860 veya 1861 yılında Mekke'den Çeçenya'ya döndü.
Nakşilerin yenilip sindirilmesinden sonra önünü boş bulan Şeyh Kunta
Hacı, Ruslara karşı direnmemeyi, onların egemenliklerini kabul etmeyi,
sabrı ve itidali tavsiye etmiştir. Savaş bıkkını Çeçenler de bir
teselli aracı olarak onun etrafında toplanmış, müzik ve dans destekli
cehri (sesli) zikirlerle, okunan ilahilerle mistik bir dünyaya dönülmüştür.
Tam bir ümmi olduğunu belirttiğimiz Kunta Hacı Kişiyev, kendisini
Kur'an ilmini bilen, okuyanların bile bilgeliği ile cezbeden bir
sufi olarak tanıttı, kabul ettirdi. 1848 yılında zikirizmi kurdu.
Allah, Allah... zikri ile ayakta, halka şeklinde, müzik eşliğinde
cehri ilahilerle gerçekleştirilen bu ikincil ibadet biçimi, cihat
hareketinde fiilen yer almış bulunan, ama artık çaresizlik içinde
kalan Şamil nakşilerini de arasına alıp deşarj imkanı verdi. Putperest
İnguşlar da bazı batıl itikatları terketmemekle birlikte onun vasıtasıyla
tamamen Müslüman oldu.
Bu dünyadan el etek çekip yalnızca öbür dünya için her şeye Allah'ın
takdiri rızasıyla bakan bu tarikat anlayışı, Çeçen direnişini kırma
vesilesi olduğu için Rus yönetimi tarafından da desteklenmiştir.
İnatçı ve çok dindar olan Çeçen halkı için bir anlamda dini serbestlik,
kimliği ve kişiliği koruyan bir kalkan görevindeydi.
Yenilenmiş olan Çeçenlere ait arazilerin elden alınıp hazineye devredilmesi
ve göç gibi sosyo-politik hadiseler üst üste birikirken 1864 yılının
başlarında dini bir vukuat ortaya çıktı.
Kunta Hacı'nın başlattığı cehri zikir yılgın Çeçenlere bir ölçüde
teselli vermekteydi. Rus yönetimi toplu zikirlerin siyasi yöne sapmasından
çekinmekteydi. Bir alternatif olarak onlar da Kunta Hacı'nın karşısına
Molla Abdulkadir'i çıkardılar. (1861-1865) Çeçenler Kunta Hacı'nın
karşısında Molla Abdulkadir'e rağbet etmediler. Yerel yönetim 3
Ocak 1864 günü Kunta Hacı'yı tutukladı. Novgorod vilayetinin Ustojino
kentine sürgün etti. Müritleri onun serbest bırakılması ricasıyla
9 Ocak günü Şiela (Şali) Garnizon Komutanı Prens Tumanov'a gittiler.
Tumanov ricayı reddetti. Bunun üzerine 4000 Kadiri ve Nakşi müridi
18 Ocak 1864 günü bir cehri zikir töreni düzenledi. Zikir sırasında
müritler adeta kendilerinden geçtiler. Onlar Rus süngüsünün ve kurşununun
kendilerine işlemeyeceğine inanıyordu. Bu inançla kamalarını sıyırarak
askerlerin üzerine saldırdılar. Tumanov askerlere ateş emri verdi.
200 mürit hemen oracıkta öldü. 18 dini lider tutuklandı ve sürgüne
gönderildi. Kunta'nın dervişlerinden Şeyh Salambi de tutuklananlar
arasındaydı. Diğer ünlü Derviş M'agiç (Myagiç) ise kaçarak ortadan
kayboldu.
Sonraki yılda 2000 Asetin, 3000 Çeçen ailesi Devlet-i Aliyye'ye
tehcir olundu. Bunların arasında Kunta Hacı'nın kardeşi Movsar,
kızı Asiet ve eşi Sieda da bulunmaktaydı.8 Çeçenya'daki ilk ve sonuncu
Kadiri şeyhi Kunta Hacı da, 19 Mayıs 1867 günü, Novgorod hapishanesinde
öldü.
Böylece, uzun bir süre için Kadirilerin siyasi varlığı sindirilmiş
oldu.
Vahhabilik
iddiası
Bu
iki tarikat dışında Çeçenya'da ve Dağıstan'da hiçbir İslami tarikatı
ve akımı bulmak kabil değildir. Doğal olarak bu şartları uygulayan
Müslüman Çeçenlerin Vahhabilikle uzaktan yakından bir alakası da
yoktur. 0 halde Rusya'nın bu propagandaya bu kadar yönelmesindeki
amaç nedir? Birincisi makalemizin başında açıklanan üç maddelik
planlı girişimdir. İkincisi ise, aşağıda anlatacağımız Şura Hareketi'nin
ortaya çıkardığı korkuya karşı alınan bir önlem olarak, savaşı Dağıstan'da
da kaybettiği takdirde, sebebini dış dünyaya bağlamak ve onları
suçlama yolunu açık tutmaktır.
Batı da İslam ülkeleri arasında revaç bulsa bile, Rusya'nın Kafkasya'daki
egemenliğini uzun vadede koruyacağı anlamını taşımaz. Kafkasya'ya
indiğinden beri Çeçen topraklarına egemen olduğunu, ama iktidar
olamadığını kendisi gayet iyi bilir, başkaları bilmez. Nitekim bu
korkunun bir tezahürü olarak, Şamil Basayev'e bağlı Şura yanlısı
Çeçen silahlı güçlerinin Dağıstan'dan geri çekilmesi sırasında (22
Ağustos 1999) Putin'in Dağıstan'da egemenliğimizi koruyacağız derken
gelecekte olabilecekleri de kesin kabullenmiş demektir.
Rusya'nın politikası bir zaman için Çeçenya'nın devlet olarak tanınmamasını
da sağlayabilir. Fakat, istese de istemese de Kafkasya'daki hükmü
bitmek üzeredir. Bu kanaatimizi doğrulayacak gelişmeler yavaş yavaş
ortaya çıkmaktadır.
Şura
Hareketi (25 Aralık 1998 -18 Şubat 1998)
Şamil
Basayev'e bağlı Şura yanlısı silahlı güçler, 7 Ağustos 1999 günü
Dağıstan'a Vahhabilik amaçlı olarak girmiş değillerdir. 26-28 Nisan
1998 günlerinde Zhoxarghala'da (Groznıy) Çeçen-Dağıstan Halkları
Kongresi yapılmıştı. Kongre başkanlığına Şamil Basayev, yardımcılıklarına
da Movladi Udogov, Adolla Ali Muhammad, Tolhad İsmailov seçilmiştir.
Kongrede alınan karar maddelerine başlamadan önce yapılan giriş
çok manidardır:
Rabbimizin Allah yolunda birleşin ve hiç ayrılmayın emrine uyarak
İçkeriya-Dağıstan halklarının geleceğini ve iradelerini göz önünde
tutmak suretiyle, asırlarca devam eden kardeşlik bağlarından da
yola çıkarak, bu halkların ortak bağımsızlık mücadelesine dayanan
kongre üyeleri aşağıdaki kararları almışlardır:
Kararlar içindeki ikinci maddede, Kongre Kurucu Komitesi'nin kararların
kabulü ile birlikte Kongre Meclisi'ne dönüştürüldüğünü görmekteyiz.
Kongre Meclisi'nin emri ile Maxamat (Alimler komitesi), Ulusal Hareketler
Komitesi, Ekonomi Komitesi, Güvenlik Komitesi gibi birimler oluşturulmuştur.
Enformasyon için de Kafkas Tele-Radyo Şirketi, Çeçen-Dağıstan Tele-Radyo
Şirketi adıyla kapsamlı hale getirildi.
İçkeriya-Dağıstan Halkları Kongresi Bildirisindeki 2, 3 ve 4. maddeler
dikkat çekicidir.
2- Kongre, İçkeriya ve Dağıstan'da manevi konu olarak İslam'ın ve
İslam değerlerinin yeniden canlandırılması için çalışmaktadır.
Kongre, halklarımız arasına kin ve düşmanlık sokma girişimlerine
her zaman karşıdır. Kimsenin halklarımızı bölmesine izin vermeyecektir.
Kongre, bütün halklarla iyi, dost ve iyi komşuluk ilişkileri içinde
olmaya hazırdır.
İçkeriya-Dağıstan Halkları Kongresi Meclis Bildirisi (KNİD) ise,
Şamil Basayev'in
Dağıstan'a giriş nedenini açıklamak için yeterlidir:
İçkeriya-Dağıstan
Halkları Kongresi Meclis Bildirisi (KNİD), Dağıstan'ın başkenti
Mahaçkale'deki gerginliğin silahlı çatışmalara dönüşmesini büyük
bir endişe ile takip etmektedir.
KNİD, Dağıstan'daki durumun Rus askeri ve siyasi kurumları ile Rus
yanlısı Dağıstan hükümeti tarafından alevlendirildiğini bütün dünyaya
ilan eder.
Rus yanlısı olan Dağıstan hükümeti, Dağıstan Anayasası'nı kendi
çıkarlarına göre değiştirerek kendisine duyulan güveni yitirmiş
ve halkın protestolarına neden olmuştur,
Maalesef bugün, Dağıstan'da hiçbir gücün duruma hakim olmadığını
belirtmek zorundayız.
Bu nedenle KNİD Meclisi Dağıstan'daki durumun normale dönmesi için
gereken her şeyi yapmakta kararlıdır.
KNİD Meclisi Moskova yanlısı hükümetin silahlı birliklerinin Dağıstan
halkına karşı planladığı zalimane hareketlerine izin vermeyecektir
ve KNİ D Meclisi (Şura) böyle bir olayda herkesi şahsi bir sorumluluk
taşıdığı konusunda uyarır.
KNİD Meclisi (Şura) Dağıstan halkının huzurunu sağlamak, barış ve
birliği korumak için gerekirse barış kurumları kuracak ve Bağımsız
Kafkas Devletleri'nin desteği ile bu konuda her türlü yardımı yapacaktır.
Şamil
Basayev'in tartışılan açıklamaları
Gelecekte
siyasi bir hareket olarak ortaya çıkacak olan Şura'nın temelleri
bu şekilde atılmıştır.
Basayev'in çevresinde şöhretli askeri ve siyasi liderler bulunmaktadır.
Başı çekenler arasında Dudayev'den sonraki Devlet Başkanı Zelimhan
Yandarbiyev, Çeçen-Rus savaşı sırasında Bamut savunması ile ün yapan
Ruslan Gilayev, Kizlyar baskını (9-18 Ocak 1996) ve Pervomayskaya
yarması (18-19 Ocak 1996) ile tanınan Salman Raduyev, Dudayev zamanından
beri Devlet Güvenlik Konseyi Üyesi olan ve bu hareket sırasında
Mashadov döneminin Dışişleri Bakanlığını yürüten Movladi Udogov
gibi isimler vardır. Bu kişiler, daha pek çokları ile birlikte Devlet
Başkanı Aslan Mashadov'a cephe almıştır. Onlar demokrat nitelikli
olan devlet başkanlığının ve parlamentonun feshini istemektedir.
Parlamentonun kabul ettiği anayasayı hükümsüz saymaktadır.
İleri sürdükleri fıkirler de ilginçtir: Mashadov'u, Rusya'ya yanaşma
politikası gütmekle ve ekonomik sorunları çözememekle suçlamaktadırlar.
Bu istekler, Çeçenya'da şeriat yasalarını uygulayan Yüksek İslam
Mahkemesi'nin kararı ile iyice su yüzüne çıktı. Mahkeme şeriat ahkamı
ile çeliştiği gerekçesiyle 25 Aralık 1998 günü parlamentonun çalışmasını
askıya aldı. Aynı mahkeme parlamentonun yerine askeri komutanlardan
oluşan bir Şura oluşturmaya karar verdi. Hatta Grozni de Mashadov
ile hükümetinin istifasını isteyen gösteriler yapıldı. Adları geçen
liderler ve komutanlar, 2 Şubat 1999 günü, hemen üstte belirtilen
istekler doğrultusunda bir ültimatom verdiler. Mashadov bu baskılar
üzerine ertesi günü bazı kararnameler imzalamak zorunda kaldı. İmzalanan
kararnameler arasında parlamentonun yetkileri kısıtlanmakta, hazırladığı
anayasa geçersiz sayılmakta, devlet başkan yardımcılığı makamı ilga
olunmakta ve şer-i anayasa hazırlanması kabul edilmektedir.
Yukarıda adları anılan liderler ve komutanlar, Yüksek İslam Mahkemesi'nin
kararı doğrultusunda 18-19 Şubat 1999 günlerinde toplandılar, ülkenin
iç ve dış politikasında en üst organ olarak kabul ettikleri Şura'yı
oluşturdular. Amir sıfatı da vererek Şamil Basayev'i Şura Başkanlığına
getirdiler. Şura üyeleri en üst düzeyde yönetici olarak bir İmamın
atanmasını da istemekteydi.
Kirli
işleri kim yapıyor?
Aynı
Şura mensupları ülke içindeki rehine vesair suç olaylarına karşı
herhangi bir tedbir almamaktadır. Çeçenya'da bu gerçekten çok karmaşık
bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Konu aşağıda sıralayacağımız
maddelerin tamamını veya birkaçını içerebilir:
-Çeçenya'da kendi başlarına haydutluk yapan bağımsız ve adi çeteler
vardır. Bunlar hükümet içinde koruyucu bulmakta olabilirler. Muhalefetçe
destekleniyor olabilirler.
Rus suç örgütleriyle işbirliği içinde olabilirler.
-Çeçenya'da muhalefetle ilişki içinde olan siyasal amaçlı örgütlü
suç grupları olabilir. Bunlar muhalefetten de, hükümet içindeki
köstebeklerden de destek bulabilir. Rus örgütlü suç gruplarıyla
işbirliği içinde olabilirler. Rus resmi ve siyasi güçleri ile işbirliği
içinde olabilirler.
- Rus gizli servis mensupları Çeçenya içinde faaliyette olabilir.
Rus gizli servis mensuplarına, onlardan taraf olan Çeçenlerden destek
geliyor olabilir. Rus gizli servis mensupları adi ve siyasal amaçlı
çıkar gruplarını, Çeçenya'nın istikrarını bozma, iç ve dış ilişkilerini
köstekleme amaçlı olarak kullanıyor olabilir.
- Şura yanlısı güçler, iktidarı ele geçirmek için bütün bunlara
göz yumuyor olabilir. Hatta destek yoluyla ak veya kara paraları
hortumlama vukuat-i tabiiden sayılabilir,
Dağıstan'ın ve diğer Kuzey Kafkasya ülkelerinin bağımsızlığı yolunda
bir amaç olarak bu meşru görülüyor olabilir.
- Aslan Mashadov'un kendiliğinden gitmesi için uygulanan bir strateji
olabilir.
- Çeçenya'daki her olayın müsebbibi doğrudan doğruya Rusya'nın kendisi
olabilir
Bunların
bazı maddelerinin doruluğunu kanıtlayan olaylar dizgesi bize hiç
de yabancı gelmemektedir. Çeçenya'da gerçekleşen olaylar basından
izlediğimiz kadarıyla bilinmektedir. Bilhassa Mart ayı içinde uçakla
Grozni'den Moskova'ya hareket edeceği sırada polis üniformalı, maskeli
kişiler tarafından kaçırılan (5 Mart) General Gennadi Şpigun hakkındaki
ilk suçlama ve mahkeme edilme talebi, Şura Amiri Şamil Basayev'den
gelmiştir.Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov'un danışmanı Mayrbek Vaçagayev'in
etkili çetelerin, Çeçenya'daki Örgütlü Suç Grupları ile ilişki içinde
bulunduğunu ifade etmesi hiç de yabana atılamaz. Ayrıca Pasifik
Filosu subaylarından Oleg Timoşev'in kaçırıIması, 21 Mart 1999 günü
Mashadov'a düzenlenen suikast girişimi yukarıdaki maddelerden birkaçı
ile açık şekilde örtüşmektedir.
Fakat Şura Amiri Şamil Basayev'in "Ben Mashadov ile iktidar
mücadelesinde değilim. Kendisini istediğim zaman düşürebilirim"
ifadesinde gerçek payının olduğunu inkar edemeyiz. İşin kanlı bir
olaya dönüştüğünde ne hal alacağı çok iyi bilindiğinden, iki taraf
da ister istemez birbirinin üstüne gidememektedir. Çeçen gelenek,
görenek ve ahlakının, kanlı olayların başlatılması ile birlikte,
sonucu nereye götüreceği korkusu tarafları kendi kararlarını üsteletmeye
yanaştırmamaktadır. Ayrıca, böylesi bir çatışmanın Rusya lehine
sonuçlanacağı dehşeti de onları birbirlerine karşı hasım durumuna
düşürmemektedir. Bütün bunlara rağmen Aslan Mashadov iç ve dış politikada
devlet adamlığı görevini daha sistemli yürütmeye ülkeler arası normlara
uymaya ve bağımsız Çeçenya Cumhuriyeti'ni bir dünya ülkesi düzeyine
çıkarmaya çalışırken, Şura yanlıları, daha vatanlarındaki problemleri
çözüme kavuşturmadan, hatta kavuşmasına bile hizmet etmeden, önce
Dağıstan'ı sonra Kuzey Kafkasya'yı, daha sonra da Kudüs'ü kurtarma
hülyasına kapılmışlardır. Basayev'in 31 Ağustos 1999 Günü Grozni'deki
basın toplantısında "Bu savaş, Volga'dan Don'a kadar tüm Müslümanlar
kurtarılıncaya kadar sürecek. Bütün dünyayı alevler kaplasa da,
bu cihada devam edeceğim. Dünyadaki tüm Müslümanlar uyanıyor. Savaş
20-25 yıl sürebilir. Tüm Rusya savaş alanı olacak. Nihai hedef ise
Kudüs'ün kurtarılması" demiştir. Geçmişine ve yaptıklarına
bakılınca bu sözler hiç de blöfe benzememektedir. Rusya Federasyonu'nun
dağılma yazgısı başlamıştır.
Rusya'nın
köktendinci istismarı
Şamil
Basayev'in ağzından dökülen Kudüs'ü kurtarma sözleri, Yahudi düşmanlığı
da körüklenen bölgede, FSB ile Mossad'ı istihbaratta birleşmeye
götürmüştür. Köktendinci Vahhabi propagandasının ardından bu ütopyanın
karşısında kurulmuş bulunan daha gerçekçi tuzak da Rusya lehine,
diplomatik başarı yolunu açmıştır.
Mashadov, Rusya'nın Çeçenya'ya bulaşmasını istememektedir. Bulaşırsa
savaşı göze almaktadır. Kendi başına hareket eden ve Şura adı verilen
örgütle de karşı karşıya gelmenin sonucunu bilmektedir. Ülkedeki
olumsuzlukların ötesinde Şura Hareketi'nin Çeçenya'ya açtığı gaile
karşısında Mashadov'un ve Çeçen halkının durumu hakikaten zor. Ayrıca,
Şura Hareketi Dağıstan'da eğer başarıya erişirse, Mashadov kabul
etse de etmese de Çeçenya Ruslar tarafından sorumlu tutulur. Böyle
bir başarının sonucunda Basayev'in karşısında Mashadov'un zaten
işi bitmiş demektir. Yukarıda yüzeysel olarak temas ettiğimiz üzere,
Rusya, propagandasında sözünü ettiği Ürdün, Türkiye, Suudi Arabistan,
Pakistan, Afganistan vs. destekli olduğundan dolayı kaybettim deme
planını saklı tutmaktadır. Eğer Basayev'i istediği gibi yener de
Şura Hareketi'ni yokederse -ki ihtimal vermiyoruz, hatta Rusya'nın
Dağıstan'da işinin bittiğini iddia ediyoruz- Çe-çen-Rus savaşında
kaybettiği itibarını kazanmış olarak Çeçenya'ya girmekte tereddüt
etmez ve kimse de kendisini haksız çıkarmaz. Aslında Putin'in bu
amacı Çeçenya'nın Rusya'ya ait bir toprak parçası olduğu iddiasında
gizlidir. Dağıstan kaybedilse bile Rusya diplomatik yönden bölgenin
masa başındaki siyasetinde kendisini haklı çıkartacaktır.
Rusya burayı terketmemek için bütün gücünü seferber edecektir. Bölgedeki
petrol payını kaptırmamak, Kafkasya'da ve Transkafkasya'da İran
ile Türkiye'yi söz sahibi etmemek için her çareye başvurur. Fakat
7-24 Ağustos 1999 günlerinde Şura Hareketi'ne karşı Dağıstan'da
verdiği savaşta Rusya Savunma Bakanlığı'nın iki milyar dolarına
mal olmuştur. Bu da adı geçen bakanlık bütçesinin yarısı olduğu
kendi ifadeleridir. Savaşın bir iki yıl sürmesi durumunda Rusya
Federasyonu çöker. Bu fikrin kanıtı olarak RF. Maliye Bakanı Mihail
Zadamov'un ifadesi ile sabık Başbakan Stepaşin'in Dağıstan'ı kaybedebiliriz
teslimiyeti yeterlidir. Federasyonun dağılma sürecinin başladığı
imajı Rus politikacıları arasında da yaygınlaşmıştır,
Ama Rusya bir türlü hem kabadayılığından vazgeçmemekte, hem de kendisine
ekonomik destek veren Batı ya karşı cephe almaktadır. Tayvan açmazından
ötürü ABD ile problemi olan Çin, Rusya gibi bir müttefiki arkasına
almak isterken, Rusya'da buna çok sıcak yaklaşmıştır. Şangay Beşlisi
adı verilen Rusya, Çin, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan devlet
başkanları 25-26 Ağustos 1999 günlerinde Kırgızistan'ın başkenti
Bişkek'te ikinci defa biraraya gelmiştir. Bişkek'te uçaktan inerken
Yeltsin'in gazetecilere verdiği yanıt manidardır: Mücadeleye hazır
durumdayım, özellikle de Batılılar ile mücadeleye. Ancak Bişkek
toplantısının yanıtı, madalyonun bir yüzü ile ABD tarafından çok
hızlı şekilde verilmiştir. IMF, kredilerinin yarısı mafya tarafından
hortumlanmıştır ve baş rüşvetçi de Yeltsin'dir.
Doğrusu fikirlerimizden bir madde olarak ABD istediği zaman Rusya'nın
işini bitireceğe benziyor.
Dipnotlar
1-Uzunçarşılı,
İsmail hakkı. büyük Osmanlı Tarihi, Hürriyet Gazetesi, c.V, İstanbul
1999, s.440-441
2-Yurdaydın, Hüseyin. İslam Tarihi Dersleri. A. Ü, İlahiyat
Fakültesi Yayınları: CI, Ankara 1971. s,182,184,189,..
3-İmam Gazali. İhyau ulumud-din, Bedir Yayınevi, c.4, İstanbul
1985,s.866vd.
4- Büyük İslam İlmihali, Kahraman Yayınları, bs, Ta. Yok
İstanbul s.488
5- Büyük Şafii İlmihali, İlim yayınları, bs. Ta. Yok İstanbul,
s.217
6- Kundukh, Aytek. Kafkasya Müridizmi&Gazavat tarihi,
(Haz. Tarık Cemal Kutlu) İstanbul 1987; Kutlu, Tarık Cemal. Çeçenya
95, İstanbul 1995; Kutlu Tarık Cemal. İmam Mansur, İstanbul 1987,
64 s. Bennigsen, Aleksandr. Kafkaslarda Müslüman Gerilla Savaşı
(Çev. Akın Kösetorunu), ODTÜ. Ankara 1987; Bennigsen, Aleksandr.
Kafkasya da İslam , (Çev. Turgut Turunç), Yalova Kuzef Kafkas Dergisi,
S.13-14, Yalova 1994. S.18-22, Bennigsen, A. Quelquejay, C.L. Stepte
Ezan Sesleri (Çev. Nezih Uzel), İstanbul 1981; Bennigsen, Aleksandr.
Sufi ve Komiser (Çev. Osman Türer) Ankara 1988
7- Dcemaleddin Kazikumukhskiy, al Adabul Marziya Nakş bandskiy
Traktak, Arabic Text Russiea Translation. Oxford England 1968,45-83
s.
8- Utsiyev, Abu. Qin cwha a Kunta Xhazhiex lacna. Daymohk
Gazetesi, No: 65,67, Groznıy, 3ı Mart 1991, 5 iyun 1991; Parcamat
Makalatı, Kunta Şeyh, Petrovsk 1911;
Akayv, Vahid. Kunta Hacı, Groznıy 1991; Alexsandre Bennigsen-Chantal
Lemercier Wuelquejay, Sufi ve Komiser (Çev. Osman Türre) Ankara
1988, s.83,97 vd.
Not:
Bu yazı Tarık Cemal Kutlu'nun Kafkasya Yazıları (Sonbahar 99, Sayı
7)'ında yayınlanan bir makalesinden özetlenmiştir.
|