|
Sürgüne
tarihin derinliklerinden bakış
Arşivler
milletlerin hafızası mesabesindedir. Her bir arşiv belgesi, bir
milletin tarihinde cereyan etmiş bir olayı, kronolojik, ekonomik,
politik, sosyolojik vb. bir çok açıdan aydınlatır.
Osmanlı
Arşivleri, gerek tarihi derinlik, gerek muhafaza sistemi ve gerekse
belge adedi itibarıyla dünyanın önde gelen arşivleri arasındadır.
Otuz kadar ülkeyi doğrudan, diğer onlarca ülkeyi de dolaylı olarak
ilgilendiren Osmanlı Arşivleri, en geniş belge yelpazesine sahip
bir hazine olarak, bir çok millet için, özellikle de Kafkasyalılar
için hala keşfedilmeyi beklemektedir.
Tehcir,
sürgün, iskân, oryantasyon gibi hayati meselelerle ilgili binlerce
belge barındıran Osmanlı Arşivleri'nin en büyüğü Başbakanlık Osmanlı
Arşivi'dir. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, Şer'iyye Sicilleri Arşivi,
Tapu arşivleri ve yerel arşivler yanında Türkiye sınırları dışında
kalmış Osmanlı Arşivleri de bulunmaktadır.
İkiyüz
milyona yakın belge ihtiva eden Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde tasnif
çalışmaları hızla sürmekle birlikte, bu güne dek ancak beşte biri
araştırmaya açılabilmiştir. Hizmete sunulan binbeşyüz kadar katalogu
senelerce tarayarak Kafkasya ile ilgili belgeleri inceleyen değerli
araştırmacı dostlarımızın çalışmalarından siz duyarlı izleyicilerimizi
de haberdar etmek istedik.
Dört
asır süren ve milyonlarca insanın kanına mal olan Rus-Kafkas savaşlarının
bittiği ve 'Büyük Çerkes Sürgünü'nün başladığı 21 Mayıs 1864 faciasının
139. yıldönümünde, tarihin karanlıklarında kalmış ve tüm zamanların
en büyük nüfus hareketlerinden biri olan bu büyük olaya ışık tutacak
belgeleri sizlerle paylaşmak istedik. Her hafta yeni bir belge bulacağınız
bu sayfada Osmanlı Arşivleri'nden, zaman zaman Rus, İngiliz ve Gürcü
arşivlerinden örnek vesikalar sunacağız sizlere.
Mazi
bilgimizin güçlenmesi, hal bilgimizin berraklaşması ve istikbal
perspektifimizin büyümesine katkı sağlaması temennilerimle...
Fethi
Güngör
Kafkas Vakfı Kurucular Kurulu Üyesi
Örnek
bir Osmanlı Arşivi belgesi
İskân-ı Muhâcirîn
Komisyonu görevlisinin, Kabardey, Hatukay ve Çeçenler'den oluşan
yaklaşık bin hane Çerkes muhacirinin Uzunyayla'da yerleştirilmesi
husunda yürütmüş olduğu hazırlık çalışmalarını içeren ve Sadaret'e
sunulmuş 1861 tarihli rapor.

BOA,
İ.MVL (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade-i Meclis-i Vâlâ),
Belge no: 20949, 23 Şa'bân 1278*
Özet:
İskân-ı Muhâcirîn Komisyonu görevlisinin, Kabardey, Hatukay ve Çeçenler'den
oluşan yaklaşık bin hane Çerkes muhacirinin Uzunyayla'da yerleştirilmesi
husunda yürütmüş olduğu hazırlık çalışmalarını içeren ve Sadaret'e
(Başbakanlığa) sunulmuş 1861 tarihli rapor.
"Cânib-i
Seniyyu'l-Cevânib-i Hazret-i Sadâretpenâhîye
Ma'rûz-ı
çâker-i kemîneleridir ki
Min
gayr-i liyâkat mukaddemce Ankara tarafına vukû'bulan me'mûriyet-i
'âcizânem iki esas üzere mübtenî olup onun birisi Uzunyayla'da iskân
olunan muhâcirînin tesallut-ı eşkiyâ-yı aşâyirden muhâfazasıyla
i'âde ve istihsâl-i vesâil-i âsâyiş ve ma'mûriyeti ve diğeri iskân-ı
aşâyir maddesi olduğuna ve bu memûriyetimin merkezi Ankara Eyaleti
ve dâiresi Maraş ve Harput sancaklarıyla Konya ve Sivas ve Adana
eyaletleri bulunduğuna mebnî olbâbda taraf-ı kemterâneme i'tâ buyurulan
ta'limât-ı seniyyeyi istıshâben buradan doğruca merkeze gidilerek
Kabartay kabilesinden sekiz yüz elli hâne Uzunyayla'nın Sivas cihetinde
teşkîl olunan Mesudiye nâm kazaya ve üçyüzellibeş hânesi dahi Kelmikâd?
ve Kazâbâd ve Kazâ-i Erba'a ve Yıldız ve Sivas illeri kazâlarında
te'sîs ve binâ kılınan hânelere yerleştirilip sâye-i keremvâye-i
cenâb-ı mülûkânede esbâb-ı tavtîn ve terfîhleri istihsâl kılınmış
ve yine mezkûr Kabartay kabilesiyle Altıkesek ve Hatukay ve Çeçen
kabilelerinden Uzunyayla'nın Kayseriye kıt'asına musâdif olan mahallerinde
tevattuna tâlib bulunan binotuzdokuz hâne için geçen sene iki yüz
dokuz hâne yapılabilmiş ise de her nasılsa yerleşmek müyesser olamamış
olduğu halde bunlar dahi Cemâziye'l-evvel 78 tarihiyle takdîm kılınan
lâyihâda arz ve beyân olduğu vechile Afşar'ın terk eylediği hânelerle
mezkûr hânelere yerleştirilerek ve Aziziye ve Mesudiye nâmıyla kazâlar
teşkîl olunarak ber-vefk-i matlûb îvâ' ve iskân edilmişdir
İskân-ı
aşâyir meselesine gelince bunların en serkeş ve vahşîsi Afşar aşîreti
olarak işe onlardan başlanmak lâzım gelmesiyle beraber ahvâl-i ma'lûmelerine
ve nüfusça cem'iyyetlerine mebnî tutulacak tedbirin şu vakitte mûcib-i
gâile olacak sûrette olması ehemm ve elzem olduğundan ve muahharan
olbâbda şeref-sâdır olan emirnâme-i sâmînin ahkâmı dahi ol merkezde
bulunduğundan bu sûret aranılmakta bulunduğu halde zât-ı şevketmeâb-ı
hazret-i pâdişâhînin muvaffakiyyet-i seniyyeleri eseri ve diğer
taraftan dahi olunan nesâyih ve te'mînât ile muhâcirînin oralara
yerleştirilmiş olması te'sîriyle aşîret-i mezkûrede hiçbir gûne
vahşet ve şekâvet görülmeyerek bil'aks muhâcirîne haneler terketmek
ve i'âneler eylemek gibi hizmetlerde bulundukları gibi mukaddemâ
Bâb-ı Âlî'ye arz ve beyân olunduğu üzre emr-i iskânları dahi sâye-i
teshîlâtvâye-i pâdişâhîde bi's-suhûle hâsıl olmuş ve binâen'aleyh
maslahât gâilesizce bitmiştir.
Sâye-i
me'âlivâye-i hazret-i pâdişâhîde işbu icraât havâlî-i merkûmede
geşt ü güzâr ve ibâdullaha rahne ve hasâr etmekte olan Tâcirlü ve
Delikanlu aşîretlerinin dahi pây-ı hasar ve ziyanlarını oralardan
kat' etmiş olmasıyla beraber bu asâyişin devamını istihsâl eylemek
lâzımeden olduğundan mezkûr Uzunyayla ve havâlîsinin kapı ve kilidi
makâmında bulunan ve Elbistan kazasında Tâcirlü yaylağı denilen
mahalle yerleştirilmek için üçyüzseksen kadar muhâcir hâneleri zikr
olunan Elbistan'a gönderilmiş ve Sivas ve Amasya ve Bozok taraflarına
vürûd eden muhâcirlerden daha beş altıyüz hanenin mahall-i mezbûra
gönderilmesi takviyyeti mûcib olacağından avdet-i çâkerânemde bunun
dahi îcâbı icrâ olunacağı ve bimennihi Te'âlâ hulûl-ı evvel-i baharda
bunların iskânı maddesi tamamıyla hâsıl olarak matlûb olan devam-ı
emniyet kaziyyesinin tamamıyla husûle geleceği derkâr bulunmuştur
ve bu kâbilden olmak üzere Kayseriye sancağında kâin Köstere? kazasına
tâbi' Harmancı nâm arâzî-i vesî'ada Lek ve Garanitli? aşîretlerinin
meştâları Adana eyâleti dahilinde ise de müsâ'adelü tutmalarından
mı veya bir başka mütâle'adan mıdır her ne esbâba mebnî ise şimdiye
kadar iskânları hâsıl olamamış ve bunlar yaz günleri mezkûr Harmancığa
geldikçe ahâli-i mezkûrenin mezrû'ât ve harmanlarına itâle-i dest-i
te'addî ve hasar ve daha türlü türlü harekât-ı bağiyânede inat ve
ısrar edegeldikleri vâsıl-ı sem' ve tahkîk ve istihbâr olunduğundan
sâye-i hazret-i şâhânede aşâyir-i merkûmenin dahi insidâtda şekâvet
ve mazarratları zımnında oraya dahi biraz muhâcirîn iskânı tasavvurunda
bulunduğu halde Aydın tarafından ve Çeçen kabîlesinden ikiyüzkırk
kadar hane gelmiş olmasıyla bunlar teşvîkât-ı lâzıme îfâsıyla mezkûr
Harmancığa gönderilmesi kararlaştırılarak îcâbı derdest-i icrâ bulunmuş
ve bu sûretten bi'l-cümle halk memnun olarak hatta Kayseriyye ahâlisi
memnuniyet-i hâsılalarını i'lânen bin kile hınta i'tâ eylemiş ve
lazım gelen haneleri bimennihi Te'âlâ evvel-i baharda inşâ olunacağı
bedîhî ve fakat burası dahi daha üçdörtyüz hane ikâmesiyle kuvvetlendirilmeğe
muhtâc bulunduğundan mevrûd hanelerden buraya dahi ol miktar hanelerin
gönderilmesi musammem bulunmuştur
Mukaddemâ
gelmiş olan muhâcirînin lâzim'ut-tesviye daha birçok işleri olmasıyla
beraber bir taraftan dahi peyderpey muhâcirîn kabîleleri vürûd etmekte
olduğundan Ankara ve Sivas eyâletleri cihetince olan memûriyyet
tamamıyla îfâ olunamamış ise de hasb'el-mevsim bunların esbâb-ı
iskâniyeleri emrinde bir şey yapmak kâbil olamayacağından ve beyhûde
ma'aş alarak emrâr-ı evkât etmekliğimi ubûdiyyet-i âcizânem tecvîz
etmeyerek Konya eyâletinde vâki' Beyşehri Gölü'nün Konya Ovasına
icrâsı ve keyfiyât ve mesârifâtını keşf eylemek dahi mesâil-i memûriyyet-i
bendegânemden bulunduğundan bimennihi Te'âlâ muhâcirîn ve aşâyirce
olacak bakiyye-i icra'ât şayân buyurulacak ruhsat-ı seniyyeye göre
bi'l-avdet evvel-i baharda ikmâl olunmak üzere mezkûr gölün keşfinden
sonra bazı ifâdât-ı şifâhiyye zımnında Dersa'âdet'e avdet-i âcizânem
keyfiyyet-i makâm-ı mu'allâ-yı sadâretpenâhîlerinden bi'l-istîzân
şâyân buyurulan müsâ'ade-i seniyyeye mebnî mezkûr gölün keşfi zımnında
Konya'ya gidilmişti Emr-i keşfe Beyşehri Gölü'nden başlanmak lâzım
ise de iş bu göl müntehâsı olan Seydişehri'nde diger bir göl teşkil
ederek bu göl dahi mukaddemâ ekser seneler Konya ovasına cereyân
etmekte olduğu halde muahharan mecrâsı kapanmış idüğünden ve bu
mecrânın küşâdı bu sene Konya Ovasına suyun cereyânıyla küllî fevâidi
mûcib olacağı derkâr bulunduğundan ve Beyşehri Gölünün başka tarîk
ile de akıtılması mümkinâttan görünüyor ise de bunun tesviyesi mevsîm-i
sayfa mütevakkıf olmasıyla bunun ba'dehu îcâbına bakılmak üzere
mezkûr suyun sâlifu'z-zikr mecrâ-yı kadîminden icrâsı zımnında beraber
olan mühendisler ve Konya meclis azasından birkaç zat ile mecrâ-yı
mezbûre varılarak taraf-ı 'abîdânemden kırk bin kuruşa yakın akçe
sarfı ve ikdâmât-ı kâmile ifâsıyla onüçgün zarfında binikiyüz arşın
tûl ve on iki arşın arz ve bir arşından dört arşına kadar 'umkunda
bir hendek küşâd olunduktan sonra Beyşehri tarafına azîmet ve ber-muktezâ-yı
irâde-i seniyye bu göl dahi lede'l-keşf Dersaâdete avdetle keşf-i
mezbûru mutazammın tanzîm olunan haritası leffen takdîm kılınmış
ve tafsîlâtı haritaya merbût varakadan müstebân olacağı bedîhî bulunmuştur
Bâlâda
hâme-güzâr-ı arz u iş'âr olduğu üzere sâye-i tevfîkâtvâye-i hazret-i
şâhânede mesâil-i memuriyetimin bir takımı bu suretle karîn-i hitâm
olmuş ise de gezilecek mahallerin yek diğerini bu'diyeti ve icrâ-yı
maslahatın teşettütü ve vaktimin darlığı ve şitânın duhûlü cihetleriyle
muhâcirîn ve aşâyirce daha pek çok yapılacak şeyler olduğu gibi
çend mâh mukaddem elviye-i merkûmeye vürûd edip müsâferet üzere
bulunanların dahi yerleştirilmesi ve bunların ifâdelerine göre ba'demâ
vürûd edeceklerin dahi vakit ve zamanıyla iskân kılınması ehemmiyyattan
olup şâyân buyurulacak ruhsat-ı seniyye üzerine ba'de'l-'îd 'avdetle
tez elden bunların elden çıkarılması ve ba'demâ zuhûr edecekler
için mevâki' ve levâzım-ı iskâniye tehyî'e edilmesi lâzım geleceği
derkâr olarak fakat Afşar aşîreti ile aşâyir-i sâirede nîmet-i bî-minnetimiz
efendimiz hazretlerinin muvaffakiyet-i seniyyeleri eseriyle ber-minvâl-i
muharrer şimdilik dâire-i medeniyyete duhûl ederek mukaddime-i emniyet
ve âsâyiş hâsıl olmuş hükmüne girmiş ise de bunlar min'el-kadîm
hâl-i bedeviyete alışmış ve hırsızlık ve yağmagerlik âdetlerini
i'tiyâd edinmiş oldukları cihetle ednâ mertebe fırsat buldukları
halde icrâ-yı habâsete cesâret edecekleri misillû muhâcirlerin ehl-i
'ırzından bî-edeb takımı ve söz anlamaz gürûhu daha çok olmak hasebiyle
onların dahi arasıra bunlara sarkıntılık ederek bu iki kavim beyninde
cidâl ve kıtâl eksik olmayacağı melhûz olduğundan ve her mahalde
başka başka zaptiyeler var ise de aşiret takımı her nasılsa onlardan
pek de ihtirâz etmemekte ve hükümetlerin icrââtınca dahi bazı mertebe
zaaf gösterilmekte idüğünden muhâcirîn ve aşâyir-i merkûmenin emr-i
iskânı tamamiyle hâsıl olarak bunlar sahîhan mazhar-ı medeniyet
oluncaya kadar es'ârın ucuzluğu cihetiyle Sivas ve Kayseriyye'nin
mevki' ittihâzıyla hiç olmaz ise oralarda yedi sekiz bölük suvâri
ve mükemmel bir iki tabur şeşhâneci asâkir-i nizâmiye bulundurulması
ve bununla beraber Aziziye her ne kadar kaymakamlıkla idare olunuyor
ise de muhâcirînin kesreti ve sâlif'üz-zikr Aziziye ve Mesudiye
kasabalarının cihet-i teşkili ve aşâyir cevelângahlarına kurbiyyeti
mülâbesesiyle hükümet-i mahalliyenin iktidarlı bir halde bulunması
mertebe-i vücûbda göründüğünden îcâbının icrâsı verilmesi ve doğrusu
Anadolu halkı bunca tekâlif ile mükellef oldukları halde iskân-ı
muhâcirîn emrinde pek çok fedakarlıklar etmekte iseler de bazı memûrîn
taraflarından istenilen sûrette ikdâmât görülemediğinden 'avdet-i
âcizânemde bu yolda teshîlât ve mu'âmelât-ı kâmilenin îfâsı zımnında
iktizâ edenlere evâmir-i ekîde gönderilmesi vabeste-i irâde-i hikmet-ifâde-i
hazret-i sadâretpenâhîleri olmağla her halde emr u ferman hazret-i
men lehu'l-emrindir fî 23 Şaban sene 78
Bende
Me'mûr-ı İskân-ı Muhâcirîn (Mühür: Muhammed ...?)"
*
Ayşe Kocakoç'un transkribe ettiği bu belge, Fethi Güngör tarafından
tashih edilerek yayına hazırlanmıştır.
BU
BELGENİN HER TÜRLÜ YAYIN HAKKI AJANS KAFKAS'A AİTTİR. KOPYALANAMAZ,
ÇOĞALTILAMAZ ve KAYNAK GÖSTERİLMEDEN AKADEMİK YADA DİĞER YAZILI
ÇALIŞMALARDA İKTİBAS EDİLEMEZ.
Copyright
© 2000-2003
|