OSMANLI GAZETELERİNDE KAFKASYA

Hazırlayanlar:
Ali Barut
Mustafa Özsaray
Rafet Özsaray

Hazar denizi kenarındaki Apşeron yarımadasından kuzeybatıda Karadeniz kıyısındaki Taman yarımadası arasında doğudan kuzeybatıya uzanan Kafkas dağları Kafkasya'yı ikiye ayırır. Hazar denizine dökülen Samur nehri ile Kafkas dağ silsilesi ve Karadeniz'e dökülen İngur nehri ile güneyden Hazar denizinin, doğudan Karadeniz ve Azak denizinin, batıdan Kuman nehri ile birçok uzun göllerin teşkil ettiği Maniç hattının kuzeyden çevrelediği bölge "Kuzey Kafkasya"dır.
İlk etapta zikredebileceğimiz Avar, Lezgi, Çeçen, Çerkes (Adige), Abhaz, gibi bölgede yaşayan Kuzey Kafkasya'nın otokton halkları tarih öncesi dönemlerden itibaren öz vatanlarını korumak için gereken mücadeleyi vermişler, kısmen çeşitli istila ve işgal girişimleri vukû bulmuşsa da varlıklarını ve bağımsızlıklarını koruya gelmişlerdir.
16. yy. sonlarına gelindiğinde Kuzey Kafkasya; 1552 yılında Kazan'ı, 1556 yılında Astırhan'ı istila ve işgal ederek hızla güneye inen Rus tehdidi ile karşı karşıya gelmiştir. Rus yayılmacılığına karşı yürütülen mücadele ve savaş 17. yy. sonlarından itibaren şiddetlenerek artmış, 1864 yılına gelindiğinde cansiperane bir mücadele yürütülmesine rağmen, Kuzey Kafkasya'nın Ruslar tarafından istila ve işgali ile son bulmuştur.
Ruslar üç asır devam eden savaş sürecinde hiçbir insani değer ve kural tanımamış, sivilleri katliam, yerleşim yerlerini ve yaşam kaynaklarını tahrib ile ormanları yakmaya varana kadar tabîî varlıkları yok etmekten geri kalmamışlardır. 1864 yılında Ruslar; Dağıstan, Çeçen, Kabardey, Karaçay ve Balkarları kısmen, kuzeybatı Çerkesleri ile Abhazların tamamına yakınını zor kullanarak gerekli hazırlığın yapılmasına dahî fırsat vermeden (1944 yılında yapacakları gibi) soykırıma zemin hazırlayacak şekilde Karadeniz kıyılarına sürmüş ve bu sürgün nihayetinde, Osmanlı topraklarında son bulmuştur. Bu esnada Kuzey Kafkasyalıların önemli bir kısmı hayatlarını kaybetmişlerdir. Ruslar 1864 sonrasında belli dönemler içerisinde ve günümüzde Çeçenistan örneğinde olduğu gibi, dünyanın gözü önünde yukarıda belirtilen insanlık dışı uygulamalarını devam ettirmektedirler.
Kuzey Kafkasyalıların geçmişte Ruslara karşı yürüttükleri uluslar arası hukuka göre haklı ve cansiperane mücadele ve sonrasında maruz kaldıkları, öz vatanlarının işgali, katliam, soykırım ve sürgün gibi insan hakları ihlallerinden dolayı uğradıkları mağduriyetin muhataplarına; ilgili ulusal ve uluslar arası kuruluşların hukuki mercilerinin dikkatlerine sunulup gasp edilen temel hakların geri alınmasına çalışılması gerekmektedir. Bu durum ekonomik, siyasi, bu bağlamda sosyal ve kültürel hakların telafisi için önemli bir mesafenin katedilmesini sağlamış olacaktır. Bunun için özellikle Rus tehdidinin ortaya çıkışından itibaren, yani 16. yy. sonrası Kuzey Kafkasya'nın günümüze kadarki tarihinin bilimsel olarak ortaya konması bir zarurettir. Özellikle günümüzde tarihi belgelere dayalı Kafkasya ile ilgili çalışmalar az sayıda olup, üstelik mevcutların bir kaçının dışındakiler objektif bakış açısından uzak, yetersiz ve sathîdir. Örneğin Kafkas savaşları denilince sadece Şamil'in kuvvetlerinin dile getirilmesi, uğranılan soykırımın kamuoyu tarafından bilinmemesi gibi... P. B. Henze'nin, "Şamil, 19. yy. Kafkas direniş hareketi liderlerinin en uzun olanıdır. Ancak bu direniş hareketinde başka başka liderler de vardı ve Şamil'in önderlik ettiği hareketle sınırlı değildi. Gerçekten bu direniş hareketi Batı Kafkaslar'da Çerkes, Abaza ve diğer kabilelerin Şamil'e paralel hatta onu aşan hürriyet mücadeleleri incelenmeden anlaşılamaz." şeklindeki tesbiti yukarıdaki yargıyı doğrular niteliktedir.
İşte gerek Kuzey Kafkasya'nın tarihini aydınlatmak, gerek uğranılan haksızlıkları belgelemek için Kuzey Kafkasya ile ilgili temel kaynaklara ulaşılıp elde edilmesi gerekmektedir. Tarih metodolojisinde otorite ilim adamlarının kabul ettikleri gibi tarih yazıcılığında birinci derecede kaynaklar arasında süreli yayınlar, yani gazete ve dergiler önemli bir yer tutmaktadır.
Matbaanın mekânik anlamda icadından sonra ilk olarak Strazburg'da (1609) olmak üzere Avrupa başkentlerinde gazeteler yayınlanmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti sınırları içerisinde ise ilk olarak Fransızca gazeteler yayın hayatına girmiştir. Türkçe (Osmanlıca) olarak ilk yayınlanan gazete 1828 yılında Mısır'da çıkan "Vakâyi-i Mısriyye" olup, ilk resmi gazete ise 1831 yılında basılan "Takvîm-i Vakâyi"dir. Resmi olmayan ilk Türkçe (Osmanlıca) gazete ise bir İngiliz tarafından 1840 yılında basılmaya başlanan "Cerîde-i Havâdis"tir. Sonraki dönemlerde Osmanlı Devleti'ndeki gazetelerin sayısı bir hayli artmıştır. Bunlardan bazıları; Tercümân-ı Ahvâl (1860-1866), Ruznâme-i Cerîde-i Havâdis (1860-1865), Tasvîr-i Efkâr (1861-1867), Muhbir (1867-1867), Hürriyet (1868-1870), İbret (1870-1875), Basîret (1870-1878), Tercümân-ı Hakîkat (1878-1921), İkdâm (1894-…), Sabah (1875-…), Tanin (1888-1925), Peyâm (1913-1914), Tercümân (1882-1917) gazeteleridir.1
"Osmanlı Gazetelerinde Kafkasya" adlı bu projede ilk aşamada "Tasvîr-i Efkâr" gazetesi ele alınmıştır. Daha sonra diğer gazete ve dergiler de peyderpey taranarak kapsamlı bir kaynak eser oluşturulacaktır.
"Havadis ve Maarife Dair Osmanlı Gazetesidir" ibaresiyle kendisini ifadelendiren ve Şinasi'ye ait olan bu gazetenin ilk sayısı 'selh-i Zilhicce 1278' (29 Haziran 1862) tarihinde haftada iki gün İstanbul Matbaası'nda basılarak çıkmaya başlamıştır. Hicri 1285 (1868) yılına kadar 830 sayısı yayınlanan gazetenin tesbit edilebilen 1-700 sayıları İstanbul'daki Atatürk Kitaplığı (Belediye Kütüphanesi) ile Beyazıt ve Millet kütüphanelerinden karşılaştırmalı olarak taranmıştır. Taramalar sonucunda Kafkasya ile ilgili 32 habere rastlanmıştır. Bu 32 haberin 30 kadarı 1-197 sayıları arasında yer almış, geri kalan 503 sayıda ise sadece 2 haber görülebilmiştir.
Tasvîr-i Efkâr gazetesinde Kafkasya ile ilgili haberler, Hariciye ana başlığı içinde yer alan Avrupa, Asya, Amerika ve Afrika alt başlıklarının Asya kısmındadır. Haberler genelde Kafkasya kaynaklı olup ekserisi "Tahrirât-ı Mahsûsa" adı altındaki özel mektuplardan oluşmaktadır. Bazen de "Courrier d' Orient" başta olmak üzere "el-Cevâib", "Nur", "Kavkaz", "Envalid Rus" ve "Augsburg" gazetelerinden iktibaslar yapılmıştır. Gazetedeki haberlerin içeriği umumiyetle Ruslarla yürütülmekte olan 1861-1863 yılları arasındaki savaş ve bu bağlamda gelişen siyasi hadiseler çerçevesindedir.
Aşağıda, "Tasvîr-i Efkâr"da Kafkasya ile ilgili çıkan haberlerin transkripsiyonları yer almakta olup, çalışmada herhangi bir sadeleştirme ve yoruma yer verilmemiştir. Sadece okuyucuya kolaylık sağlaması için haberlerin içeriğine uygun kısa özet sayılabilecek başlıklar tarafımızdan konmuştur. Bunun yanında hicri tarihler Takvîm-i Sinîn esas alınmak suretiyle miladi tarihe çevrilmiştir.
Bu çalışmamızdaki amaç, Kuzey Kafkasya ile ilgili yapılacak araştırmalar için temel kaynakların en önemlilerinden biri ve aynı zamanda bu güne kadar el atılmamış olan Osmanlı basınına dikkat çekerek, orada tarihin tozlu raflarından gün ışığına çıkmayı bekleyen gerçekleri ortaya çıkarmak olmuştur. Bundan sonrası bu malzemeleri değerlendirecek araştırmacılara kalmaktadır.
Değerli bir tarihçinin, "Tarih milletlerin hafızasıdır" sözü kuşkusuz önemli bir tespiti ortaya koymaktadır. Kuzey Kafkasya'nın tarihi gerçekleri gün yüzüne çıkartılmadan yani temel kaynaklara ulaşılmadan yapılacak çalışma ve araştırmaların, bilincini kaybetmiş bir bireyin çaba ve ürünlerinden farklı bir sonuç vermeyeceği yadsınmaz bir gerçektir. Bu sebeple zaman kaybetmeksizin Osmanlıca dışındaki Avrupa ve Rusya'da çıkan gazete ve dergilerle birlikte Osmanlı, Rus, İngiliz, Fransız, İran, Gürcü arşiv belgelerinin ve diğer yazılı, sözlü ve müzelik malzemelerin temini ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Böylece Kuzey Kafkasya'nın tarihi ve geleceği için önemli bir altyapı hazırlanmış olacaktır.
İşte bu yöndeki çabalarımız, biz Kuzey Kafkasyalıları, önemli bir düşünür olan Toynbee'nin, "Bazı toplumların veya yok olan toplumların bu akıbetlerinin sebebi şartların meydan okuyuşlarına cevap verememeleridir" şeklinde işaret ettiği tehlikeden koruyacaktır.

I. KAFKAS-RUS SAVAŞI HAKKINDA TASVÎR-İ EFKÂR'DA ÇIKAN HABER ve YORUMLAR (1862-1865)

1. Abazaların Amketi kalesini ele geçirmeleri

Tasvîr-i Efkâr, 10 Muharrem 1279 / 8 Temmuz 1862, Sayı 5

Rusya Generali Evdekimof bir fırka-i müfreze ile Amketi Kalesi'ne karîb Abaza memleketinde vâki' ve bin sekiz yüz müteferrik Abaza hanelerini câmi' bir vadiye doğru hareket etmiş ve ahali-i memleket davarlarıyla beraber dağlara çıkıp hem civar olan hemcinslerini davetle bi'l-ittifak Rusya askerinin geldiği güzergâhları büyük ağaçlarla sedd ü bend eylemiş ve ba'du mezkûr kaleyi zabt ederek mustahfızlarını kılıçtan geçirdikten sonra fırka-i mezkûrenin etrafını çevirmiş olduğu haber alınmıştır.

2. Ubıhların Soçi ve Ordane zaferi ve Adagum'daki Rus yerleşimcilerin uzaklaştırılması

Tasvîr-i Efkâr, 1 Safer 1279 / 29 Temmuz 1862, Sayı 9

19 Muharrem tarihinde Çerkes tarafından gelen tahrirat.

Mâh-ı hâlin dokuzuncu günü mikdar-ı vâfi asâkiri hamil olduğu halde Rusyalıların beş kıt'a vapuru sahilde kâin Soçi ve Ordane ve sair iskelelere gülle endaht ederek sevâhil-i mezkûreyi yedi gün dolaştıktan sonra asâkir-i mezbûre karaya çıkarak Ubıh ahalisinin mahkemesi üzerine kadı Ramazan Efendi'nin kemâl-i sa'y ve gayretiyle ahali tarafından fedakârane olunan mukabelede Rusyalılar ric'ate mecbur ettirilmiş ve bu muharebede mahkeme-i mezkûre civarında olan küçük misafir odasından başka bir mahalle zarar ve ziyan isabet etmeyerek Rusya askerinin yüzden mütecâviz telefâtı ve Çerkeslerin onsekiz nefer mecrûh ve bir mikdar vefeyâtı vuku bulmuştur.
Rusyalının Abzah üzerine sevk etmiş olduğu ordusuna karşı gitmiş olan Ubıh askerini geri çevirmek efkârına mebni bervech-i muharrer sevâhil-i mezkûreye asker sevk etmiş ise de bu tedbire karşı Ubıh askerinin fedakârane ve şecîâne gösterdikleri mukabeleye Rusya asakiri dayanamayarak münhezimen ric'ate mecbur olmaları edecekleri tedâbirin sûr-i icrâiyesine mani olmuş olduğu cihetle Rusyalılar nail-i emel olamamışlardır.

Diğer Tahrirat:
Şapsığ ile Natuhaç kabileleri beyninde üç sene mukaddem ihdas olunmuş olan Adagum kalesinin etrafına Rusyalı tarafından iskân edilen üçyüz hane Hristiyan ziraate başladıklarında eben anced zer'ederek tasarruf etmekte oldukları halde Rusyalının zulmen oradan tard eylediği yerli Çerkesler buna tab-ı âver tahammül olamayıp merhum Sefer Paşazade İbrahim Bey'e ifade olunduğunun üzerine asker tertibi ile hücum olunarak zikr olunan haneler külliyen tahrib ve yağma edilmiş ve bu ma'rekede gerek İslam gerek Hristiyan'dan sıbyân ve nisvânın telef olması mesuliyeti havalimizde nâhak icrâ-yı hükümet etmeye ve vatanımızı elimizden almak için kanımızı dökmeye çabalamakta olan Rusya zabitanının üzerinde kalacağı meâlini mutazammın Çerkesler canibinden Rusyalıya name gönderilmiştir.

_________________________

1Gazete koleksiyonları ve bulundukları kütüphaneler için bakınız, Hasan Duman, Osmanlı-Türk Süreli Yayınları ve Gazeteleri (1828-1928), Enformasyon ve Dokümantasyon Hizmetleri Vakfı, 3c, Ankara 2000.

BU BELGENİN HER TÜRLÜ YAYIN HAKKI AJANS KAFKAS'A AİTTİR. KOPYALANAMAZ, ÇOĞALTILAMAZ ve KAYNAK GÖSTERİLMEDEN AKADEMİK YADA DİĞER YAZILI ÇALIŞMALARDA İKTİBAS EDİLEMEZ.

Copyright © 2000-2003

 

 

Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı
Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Linkler