Kimlik
ve sahiplenme problemi olarak Abhazya
Abhaz
ve Kartvellerin etnik analizi
Tarihe linguistik bir bakış
Abhazya'nın tarihi yerleşimi
Abhazya'da nüfusla ilgili değişmeler (1897-1970)
Samurzaglar: Migrelleşen Abhazlar
Kültürel ve linguistik deformasyon
37 bin imzalı bir mektubun etrafındaki tartışmalar
Tarafların gelecek beklentileri
Gürcistan'da iktidar kavgası
B.
G. Hewitt
Londra Üniversitesi
Haziran 1991
Abhaz ve Kartvellerin etnik analizi
Mingrelia
doğumlu Zviad Gamsakhurdia'nin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı oluşunun
anonsunu takiben, 9 Nisan l991'de Gürcistan Cumhuriyeti, USSR'den
bağımsız olduğunu ilan etti. 25 Ağustos 1990'a kadar Gürcistan'a
bağlı olan Özerk Sovyet Sosyalist Abhaz Cumhuriyeti de, bu tarihten
itibaren kendisini Gürcistan'dan bağımsız tam bir Sovyet Sosyalist
Abhaz Cumhuriyeti olarak deklare etmiştir. Bu deklarasyonun, Gürcistan'ın
başkenti Tiflis'te bulunan yetkililerce anında iptal edilmesine
rağmen, 4 Aralık 1990'da Vladislav Ardzınba Abhazya'nın Cumhurbaşkanlığı'na
atandı.
Bölgesel tartışmaların içeriğini daha iyi anlayabilmek için, ilgili
yerel grupların ilişkilerini incelemek gerekir. Abhazlar, Kuzey
batı Kafkasya'nın eteklerinde Kutukhar geçidi boyunca yaşayan
Abazinlerle yakın, Soçhi civarında Hamish ve Bu (yada Vordon)
nehirleri arasında yaşayan Çerkes ve Ubıhlar ile uzak ilişkiler
içerisinde bulunurlar. (Belll. 840-53-447). Ubıhların tamamı,
Çerkesler, Abhazlar ve diğer Kuzey Kafkasyalılarla beraber 1864
yılı Rusların Kuzey Kafkasya'yı istilası esnasında Osmanlı İmparatorluğu'na
yerleşmiştir. Küçük lisan kavimleri Abhaz, Abazin, Çerkes ve soyu
tükenmiş Ubıhlar Kuzey Batı Kafkasyalı olarak adlandırılırlar.
Öte yandan, Gürcülerin tam olarak tanımlanabilmesinde bazı problemler
olsa da, Güney Kafkasyalı sayılırlar. Güney Kafkasyalı (yada Kartvel)
lisan ailesi Gürcü, Mingrel, Laz ve Svanlardan meydana gelmektedir.
Anavatanı Lazistan olan ve Türkiye'de yaşayan Imerkhevion Gürcülerden
ayrı olarak, Gürcülerin çoğunluğu, Mingrel ve Svanlar Gürcistan
Cumhuriyeti içerisinde yaşamaktadırlar. Gürcüce bu üçlünün edebi/resmi
lisanı aslında özel edebiyatı ile 15 yüzyıldır yazılı bir lisandır
ve Sovyetler Birliği'nin ulusal öğretiminin kuruluşundan itibaren
Svanlara olduğu kadar, Mingrel ve Gürcülere de gerçek bir lisan
olmuştur.
Gürcü lisanı kendine özgü olarak KART-V-UR-İ diye adlandırılan
bir terime sahiptir ve Kartvelion lisan familyasını ifade eder.
KART-V-EL-EL-İ ve böylece KART-V-EL-İ (Gürcü) geniş kapsamlı olarak
bu dört topluluktan herhangi birini ifade eder. 1930'dan 1989
nüfus sayımına kadar Gürcistan'da yerleşmiş ve birbirlerini Laz,
Svan, Mingrel diye ayırmaktan hoşlanan Mingrel, Svan ve az sayıdaki
Lazların bu hakları ellerinden alınmış olmaktadır. Kendilerini
tamamen "Gürcü" olarak tanımlamaları/kaydettirmeleri
de istenmiştir. Bu insanların çoğunluğu bugün bu anlaşmadan memnun
gözükmektedirler. Bu terminolojik kusuru İngilizce içine yansıtmaya
gerek yoktur. İngilizce içinde "Kartvelian" umumi bir
terim olarak kullanılmaktadır. Aşağıda Kartvelian teriminin gerektiği
yerlerde 'Gürcü' yazacağım, benim değerlendirmeme göre bu durum
makul olmayan bir durumdur. Şunu belirtmekte de fayda vardır ki;
tanımlanan bu kasıtlı şaşırtmaca yalnız yerelliğe ait olmayıp-gerçek
de olabilir- ilave olarak da bu durum, Gürcüleri her türlü olaya,
toprağa gayr-i resmi sahiplenme, kendine mal etme bakımından yetkili
kılmıştır. 1989 Sovyet nüfus sayımı Gürcistan ve Abhazya için
aşağıdaki nüfus durumunu göstermektedir. 1979 rakamları ile karşılaştırılmıştır.
(Kaynak: Zarja Vostoka-"Doğunun Doğuşu" 23
Mart 1990)
GÜRCİSTAN'IN
NÜFUSU (1979-1989)
|
1979
|
1989
|
1979(%)
|
1989(%)
|
|
Toplam
Nüfus
|
4.993.182
|
5.400.841
|
100
|
100
|
| Gürcüler
|
3.433.011
|
3.787.393
|
68.8
|
70.1
|
| Ermeniler
|
448.000
|
437.211
|
9.0
|
8.1
|
| Azerbaycanlılar
|
255.678
|
307.556
|
5.1
|
5.7
|
| Osetler |
160.497
|
164.055
|
3.2
|
3.0
|
| Yunanlılar
|
95.105
|
100.324
|
1.9
|
1.8
|
| Abhazlar
|
85.285
|
95.853
|
1.7
|
1.8
|
| Ukraynalılar
|
45.036
|
52.443
|
0.9
|
1.0
|
| Kürtler
|
25.688
|
33.331
|
0.5
|
0.6
|
| Gürcü
Yahudileri |
7.974
|
14.314
|
0.2
|
0.3
|
| Yahudiler
|
20.107
|
10.312
|
0.4
|
0.2
|
| Beyaz
Ruslar |
5.702
|
8.595
|
0.1
|
0.2
|
| Assrianslar |
5.286
|
6.206
|
0.1
|
0.1
|
| Tatarlar
|
5.098
|
4.099
|
0.1
|
0.1
|
| Diğerleri
|
29.116
|
37.977
|
0.6
|
0.7
|
ABHAZYA NÜFÜSU (1979-1989)
|
1979
|
1989
|
1979(%)
|
1989(%)
|
|
Toplam
Nüfus
|
486.082
|
525.061
|
100
|
100
|
| Abhazlar
|
83.097
|
93.267
|
17.1
|
17.8
|
| Gürcüler
|
213.322
|
239.872
|
43.9
|
45.7
|
| Ermeniler
|
73.350
|
76.541
|
15.1
|
14.6
|
| Ruslar
|
79.730
|
74.913
|
16.4
|
14.2
|
| Yunanlılar
|
13.642
|
14.664
|
2.8
|
2.8
|
| Ukraynalılar |
10.257
|
11.655
|
2.1
|
2.2
|
| Beyaz
Ruslar |
1.311
|
2.084
|
0.3
|
0.4
|
| Yahudiler
|
1.976
|
1.426
|
0.4
|
0.3
|
| Osetler
|
952
|
1.165
|
0.2
|
0.2
|
| Tatarlar
|
1.485
|
1.099
|
0.3
|
0.2
|
| Diğerleri |
6.960
|
8.374
|
1.4
|
1.6
|
Şimdi
inceleyeceğimiz tarihi gerçekler her iki tarafça da tanınır/kabul
edilir, fakat problemler kendilerinin yorum/izah farklılıklarından
kaynaklanmaktadır.
Tarihe
linguistik bir bakış
Bütün
meraklılarına rağmen, eski Yunanlılar, seyahatleri sırasında tanıştıkları
ve barbar olarak niteledikleri insanların lisan farklılıkları
ile pek ilgilenmemişlerdir. Bizlere, Karadeniz'in Doğu kıyısında
yerleşmiş olan insanlar ve onların yazarlarının konuştukları lisanlar
hakkında hiçbir delil bırakmamışlardır. Eski Yunanlılar bu insanları
"COLCHİS" diye adlandırmışlardır. Straboya göre ise
(Birinci yüzyılda İsa'dan önce) sınırları Pitsunda'dan (Kuzey
Abhazya) Trabzon (Türkiye)'a uzamıştı. Abhazya'nın genel alanı
içerisinde, Hekataios (500- İsa'dan önce) Heniokhai'yi "charioteeıs"
olarak belirtir. Karyanda'da (500-İsa'dan önce) Aklıaioi'yi "Achaeans"
olarak belirtip, Sochi civarında Melikısvili (1970.400)'de yerleşmiş
olduklarını ve onların Kuzey ilersinde Kerketai Circassians/Çerkesler
olduğunu söyler. Kuipers (1960.7) ise bu eski tanımlar arasındaki
bağlantıyı sorgulamaktadır.
Strabo
Zugoi'yi "Charioteers" ve Achaeons arasında göstermektedir.
Bu Circassionlar tarafından da doğrulanmıştır. Apsilion (Gen'i
Apsilue) ilk olarak Pliny Secundus tarafından birinci yüzyılda
belirtilmiştir. Birinci yüzyıl sonra Arrian Apsilion'un kuzeyinde
yerleşik olduklarının söylediği Abasgai 'Abazgions'ları tanıtmıştır.
Arrion, onların kuzeyinde de Sebastopolis'i (1961.43) Abhazya'nın
bugünkü başkenti Suhum olarak tanımlamıştır. Böylece Apsilionlar
Oçamçira civarında yerleşmiş oluyorlar. (Greet Guenos). 6. yüzyılda
ise Agathias Misimianoi'yi tanımlar. Misimianoi'ler Apsilionlılardan
Tibelos kalesi ile ayrılır. (Bugünkü T'sebelda).
Arnan'a
göre Apsilionlar ve Abazgionlar Lazdırlar. 6. yüzyılın başlangıcında,
R.Ghalizdga'daki güney sınırları ile beraber Apsilio, Abazgia,
Nisimiani ve Sanapoi güney bölgesi hala Laz Krallığı'na (Ancabadze
1959 6-7) bağlıydılar. Buraya Lazika'da deniyordu. Gürcü kaynaklan
Lazika'yı Eğrisi Krallığı olarak daha iyi bilirler. Lazika Migrelia'nın
eski adıdır ve bir zamanlar Byzentium'un eski esir bölgesiydi.
Hıristiyanlık Justinion tarafından tanıştırıldı. (543.6)
Orta çağdaki Gürcü tarihi Abhazların varlığından bahsetmektedir.
8. yüzyılda sonlarında Byzantium'un gücü zayıflamışken, Abhaz
Kralı Leon II bu fırsatı değerlendirerek Abhazya ve Eğrisi'yi
olduğu kadar Likhi'yi de zaptederek, Abhazların Kralı unvanını
aldı. (Chroniclen l. sayfa 251- Qaucisvilisin 1955 baskısında)
Abhazya Krallığının sonucunda sınırları tüm bugünün Batı Gürcistan'ı
içine alan bir krallık oluştu. Bu 200 yıl boyunca Bıgrat III'ün
Birleşik Gürcistan Krallığı'na gelmesine kadar sürmüştü. 780'den
975'e kadar "Abhazia" terimi genel olarak tüm Batı Gürcistan'a
verilen terimdi. Gürcistan'ın birleşik kaldığı süre zarfında (1245'e
kadar) bu terim sa-kart-v-el-a ile aynı anlama geldi. Sonradan
ise zamanla eski halini aldı ve aynı terime geri döndü. l3.yüzyılda
Mongolsların ortaya çıkması ile beraber Gürcistan'ın merkez gücü
çöktü. Mongolslar ülkenin 2 aynı parçaya ayrılmasına sebep oldular.
Her iki prensliğin (Gürcistanlı Samtayroebi) özel yasaları ve
küçük parçalara bölünmüş politik üniteleri vardı. l3.yüzyılın
sonunda Gürcistan birbirinden aynı 2 prensliği temsil etmekteydi/oluşturmaktaydı.
(Ancabadze 1959.234)
l4. yüzyılda Migrel Prensi Giorgi Dadiani, Abhaz yönetici/hükümdarı
olan Shervashidzeleri bölgelerinin kuzeyinde sınırlayarak, Abhazya'nın
güney yarısını eline geçirdi. Bu zaman dilimi içerisinde nüfusun
bir kısmı Kuzey Kafkasya'daki Abhazya'ya gitmek üzere Klukhar
Geçidi'nden geçti. (Gürcistan Ansiklopedisi 1- sayfa 11)
Sonunda,
Shervashidzelerin bazı Dadiani emirlerine itaat etmemelerine rağmen
Abhazya Sabadiono adı verilen (Aslı Migrel) prensliğin kölesi
durumuna geldi. l6.yüzyıl başlarından, Osmanlılar Müslümanlığı
tanıştırana kadar Abhazya bağımsız bir topluluk olduğunu belirtmeye
başladı. 1633'den 1653'e kadar Migrelia'da yaşayan İtalyan misyoneri
Lamberti Migrel-Abhaz sınırını R.K'odor olarak koymaktadır. (
1938.5)
1860'lı
Yıllarda Migrellerin zayıflamasından yararlanan Shervashidzeler
güney sınırlarını R.İngur'a kadar genişlettiler. Aldıkları toprakları
da Abhaz nüfusunu artırarak güçlendirdiler. (Ancabadze-1959.297)
1705 yılında Shervashidzeler topraklarını 3'e böldüler. Bir tanesi
kuzeyi (Gagra'dan K'odor'a) ikincisi Merkez Abzwa'yı (K'odor'dan
Ghalidzga'ya)-Abzwa'nın anlamı "merkezi insanlar" dır-
üçüncüsü Muızagon'da güney (Ghalidzga'dan Ingur'a) aldılar. Bu
kısım bu günkü Gali bölgesinden biraz daha büyüktü ve sonradan
Samurzag'ano diye bilinen yer haline geldi. (Gürcü Ansiklopedisi
9 sayfa 37)
1810
yılında Abhazya Tsarist Rusların koruması altına girdi. Doğu Gürcistan
1801'de ilave edilmiş Migrelia 1803'de onu takip etmiş ve batı
İmiriti Eyaleti'nde 1804'de eklenmişti. Abhazya ve Migrelia kendi
bölgele5i 1864'de savaş sona erene ve Rus lehine sonuçlanıp, Rusların
bölge kontrolünü tamamı ile ele geçirmesine kadar yönetmişlerdi.
Ruslar Samuızag'ano'yu da 1845 yılında kontrolleri altına almışlardı.
1810 Yılından sonra çeşitli yönetim bölgeleri oluşturulmuş ve
bunlar bazı değişikliklere uğramıştır. 1864-1866 arası toprak
reformuna karşı yapılan Abhaz ayaklanmasında Abhazya Suhum Askeri
Departmanı olarak şekillendi. Departman; Bayp, Suhum Abzwa, Tsebelda
ve Samuızag'ona yüksek yönetimden oluşmakta idi. Tamamı Kutalsi
(Gürcistan'ın batısında Imeriti Bölgesinin başkenti) Genel Valisi'nin
emri altındaydı. 1866'da bu yüksek yönetim iptal edildi ve Suhum
askeri departmanı içerisinde 4 yerli bölüm oluşturuldu. 1868 yılında
bu askeri departman Pitsunda (Gagra'dan K'odor'a) ve Oçamçira
(K'odor'dan İngur'a) olarak 2'ye bölündüğünde yeni bir reform
ortaya çıkarıldı. 1883 yılında Askeri departman yeniden düzenlendi
ve 1906'ya kadar Kafkaslar'dan sorumlu, Tiflis'te üstlenmiş Rus
yetkililerine bağlandı. Aynı zamanda 1904 ve 1917 yılları arasında
Gagra ve çevresi Karadeniz Soçi bölgesine bağlandı. 19. yüzyılın
ilk 80 yılı içersinde 120.000 Abhaz, özellikle 1864-1877 Türk-Rus
savaşı esnasında Osmanlı İmparatorluğu'na göç ettirildi/kovuldular.
1918 yılı içerisinde Abhazya'da bir Sovyet yerel yönetimi kurulmuş
fakat 40 gün içerisinde Tiflis'te yönetimi ellerine geçiren Menşeviklerin
Abhazya'yı kontrolleri altına almasıyla sona ermiştir. Sovyet
gücü 4 Mart 1921'de yeniden kurulmuş ve Abhaz Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti, Gürcistan Devrim Komitesi tarafından 21 Mayıs'ta
tanınmıştır. 16 Aralık'ta özel bir "İttifak Kontratı"
imzalanmış, 13 Aralık 1922'de Abhazya Gürcistan ile beraber) Transkafkasya
Federasyonu'na girmiştir. 1931 yılında Abhazya, kendisini Gürcistan
içerisinde kendi özerk cumhuriyeti yapacak (bugünkü statüsü) olan,
anlaşmalı-cumhuriyet statüsünü kaybetmiştir. Abhazların durumu
ise şöyle gelişmiştir;
a) Bin yıl boyunca Kartveller ile komşu olarak yaşamışlardır.
(Svan ve Migreller ile)
b) Dışarıdan gelecek bazı tehlikelere karşı (Arap, Türk
vs) bazı zamanlarda güçlerini birleştirmişlerdir.
c) Kartveller ile genel Kafkas kültürünü paylaşmışlar,
fakat yine de 1864'e kadar Kuzey Batı Kafkasya'nın anavatanının
güneyinde yerleşmiş Kuzey Batı Kafkaslarından farklı kalmışlardır.
Daha sonra Kartvellerin topraklarına tecavüz etmeleri ve bununla
beraber gelen Gürcistanlılaştırma/Kartvelleştirilme tutumuna çok
içerlemişlerdir. Bugün Abhazların gördüğü ana tehdit, lisanları
ve kültürlerinin devamlılığı/geçerliliğine Tiflis'ten gelen tehdittir.
Bu durum Abhazların bölgesel bağımsızlıklarının ayrı ve tam bir
cumhuriyet şeklinde ya yeni şekillenen USSR içerisinde ya da kaderlerini
diğer Kuzey Kafkaslar ile paylaşabilecekleri, Dağlık Kafkas Cumhuriyetlerinde
kurmaları zorunluluğu kararını verdirmiştir. Tartışmanın detayları
aşağıda gözden geçirilmektedir.
Abhazya'nın
tarihi yerleşimi
Klasik
Abazgionslar geleneksel olarak tanımlamaları Abaza olan ve 14.
yüzyıl kuzeydoğusundaki topraklara göç etmeden önce Abhazya'da
bir yerlerde yaşayan Abazionsların atası sayılırlar. Klasik Absilon
ethonimini Graeco-Roman teşebbüsü olarak ve kendi tanımlamalarını
Aps-wa şeklinde yapabilmek için bir imkan olarak görmüşlerdir.
Klasik Sanigai Abhazca'da a-sai (çoğul -a-sai-k a) diye çağrılan
bir kabile olarak tanımlanır. Bir zamanlar Abhaz bölgesinin kuzeyinde
yaşamışlardır. Türk gezgini Evliya Çelebi 1640'larda bu bölgeyi
ziyaret etmiş ve bize Sadzian Abazaslara atfettiği bir lisanın
örneklerini sıralamıştır. (Puturidze 1971-107) 1886 sonlarında
mevcut nüfusun dökümü şöyleydi;
|
Abhazlar
|
58.%1,
|
|
Migreller |
3.474,
|
| Gürcüler
|
515
|
|
Ruslar |
972,
|
Ermeniler
|
1.337,
|
Estonyalılar
|
637,
|
Yunanlılar
|
2.056,
|
| diğerleri
|
1.460.
|
Sonraları
yapılan (1979'dan önce) çeşitli nüfus sayımları en geniş 3 yerel
grubu aşağıdaki şekilde belirtmektedir.
Abhazya'da
nüfusla ilgili değişmeler (1897-1970)
|
1897
|
1926
|
1939
|
1959
|
1970
|
|
Abhazlar |
58.697
|
55.918
|
56.147
|
61.197
|
77.276 |
| Kartveller
|
25.875
|
67.494
|
91.067
|
158.221
|
199.595
|
| Ruslar
|
5.135
|
20.456
|
60.201
|
86.715
|
92.889 |
Bu toprakların
Kartvellere ait olduğu tartışmalarının gelişiminde 2 değişik strateji
Kartveller tarafından benimsenmiştir. Bunlardan daha az itiraz
edilebilir olanı şudur;-Abhazların bu topraklarda eski hakları
bulunmaktadır. Buna rağmen Kartveller bu topraklarda ilk olma
statülerinin yanında, yukarıda verilen şemada sunulan problemler
olmasına rağmen o bölgede her zaman nüfusun çoğunluğunu oluşturmuşlardır.
İtiraz edilen durum ise Abhazların bu bölgede olan varlıklarının
sadece 500 yıl öncesine dayandırıldığıdır. Strateji (a) istemeyerekte
olsa Abazgions=Abaiplons, Apsilioj=Abhazlar doğrultusuna izin
verir. Strateji (b) ise, 1940 yıllarında ortaya çıktı. Strateji
(b)yi P'aule Ingorog'va "Luminary" gazetesinde ortaya
çıkarmış ve daha sonrada bu tartışmayı kendisinin anıtsal sayılabilecek
"giorgi meraule" ,gazetesinde, kitabında 4. bölümde
tekrar etmiştir (954). Oset olarak İngorog'un iddia ettiği, konuşulan
Abhazlar ortaçağ Gürcü kaynaklarına göre bir Kartvel kavmiydiler.
Kendisinin
iddiasına göre bu sonuncu Abhazlar Kuzey Kafkasya'dan l7.yüzyılda
gelerek yerleştiler. Kartvellerin yerleşim yerlerini aldılar ve
bunu yerinden çıkarılan nüfusa benimsettiler. İngorog'un bu garip
teorisinin bir kısmı da Evliya Çelebi'nin şahitliğinden oluşmuştur.
Evliya
Çelebi'ye göre o günün Abhazları (17 yy) Migrelce konuşmaktaydılar.
İngorog'un bu teorisi, lehinde olmak üzere Q'auxcisuili ve fenotikçi
Giorge Axulediana tarafından da basıldı.
İngorog
1933-1953 yılları arasında yürütülen Abhaz karşıtı politikaların
geri tepmesi ile itibarını kaybetti. Ayrıca burada tarihteki bir
çarpıklığı belli etmekte yarar vardır, çünkü İngorog'un fikirleri
bugün bile bazı çevrelerce yeniden yaydırılmaya çalışılmaktadır.
21 Nisan 1989'da Kritik "Rost'om Chxeidze" köşesinde
İngorog'a itibarını geri kazandırmak amacı ile çok övgülü bir
yazı yazmış ve Batı Gürcistan tarihi ile önemli tarihsel gelişmelerden
bahsederek yardım etmeye çalışmıştır. Gene 1989 yılında Gamsakhurdia
kendi başına resmi olmayan Letopis 4 (Tarih 4) adlı bir küçük
kitapçık yayınlamıştır. Bu kitapta Migrellere Abhaz karşıtı dalgalanmaların
nasıl olacağı anlatılmakta ve Abhaz bölgesinin gerçek sahiplerinin
Migreller olduğunun anlaşılması için İngorog'un kitabının okunması
gerektiği vurgulanmaktadır. 6 Eylül 1989'da gene bir gazetede
(Kartulipilmi-Gürcü filmi) Gamsakhurdia A. Sukhorov'a ait ve Abhazların
2-3 yy önce nasıl Abhazya'ya geldiklerini anlatan bir yazı yazmıştı.
1989-1990 yılbaşısı ardından Saxalxo Garatleba (Popüler Eğitim)
adlı gazetede Svan dili uzmanı Alexsandra Oniani, Abhazların Gürcistan'a
geliş tarihlerini 400-500 yıl öncesine dayandırarak Ingorov'un
hipotezini destekleyici kısa ve iki parça yazı yazmıştır. Tahminen
Oniani, Evliya Çelebi kayıtlarının doğru tercümesinin Abhazların
l7.yy'da göç ettiklerine dair iddialarını desteklemeyeceğini bilmişti.
Son olarak da Tarih Profösörü Maram Larleipaııidze "Literary
Georgia" gazetesinde Ingorog'u Abhaz yaratılışı ile ilgili
3 bilimsel teoriden birinin yazarı olarak tanımlayıp onura ediyordu.
Panidze, Ingorog'un tezini kendi adına onaylamadığını belirtmesine
rağmen, hala Gürcü listesinde "değişik bir lisanın (Migrelce)
R.K'odor'de ortaya çıkışı 17. yy rastlamaktadır" şeklinde
düşüncelerini ifade etmektedir. Belki de Panidze 1404 yılında
Kafkasya'yı boydan boya geçen Johaımeste Galonifontious'un seyahat
günlüğünün varlığından habersizdir. Johannes de Galoniffontibus,
"Bu Circassionların ötesinde küçük tepecikli bir ülke olan
Abhazya vardır ve kendi özel lisanlarını konuşmaktadırlar. Onların
doğusunda Gürcistan yönünde yayılan ülke ise Migrelia'dır. Onlarında
kendi özel lisanları mevcuttur. Gürcistan ise bu ülkenin doğusundadır
ve komple bir bütün değildir. Onların da kendilerine ait özel
bir lisanları vardır" (Tardy 1978) diye yazmıştır. Buna rağmen
belki de, Lortkipanizde, oğluna takma ad olarak Apsor lisanında
"aydınlatan/parlaklık" anlamına gelen "Laşra"
adını veren büyük Gürcü Kraliçesi Tamar'dan (1148-1213) habersizdir.
Abhazca'da parlaklık/aydınlatma kelimesi a-laşa'dır. A-Laşa kesin
olarak "Apşar" ın tercüme edilmiş Aps-wa manasında olduğunu
göstermektedir.
Samurzaglar:
Migrelleşen Abhazlar
Abhazya'nın
güney sınırının tarihi gelişimi ile ilgili olarak yukarıda anlatılanlardan
sonra, Abhazya'nın güney sınırlarının Samurzag'ano malı iken tam
bir kesinlik kazanabileceği ortaya çıkmaktadır. Fakat Abhazya
sorun olmamıştır. Bir zamanların problemi; Samurzag'anoluların
Abhazya ve Migrelia'yı ellerinde tutmaları, tarih ve Gürcülük
arasındaki problemlere devamlı bir köprü olmaktadır. 1877'de Gürcistanlı
eğitimci ve yazar Lak'ob Gogebasvili'nin seri gazete makaleleri
yayınlandı. Makalenin başlığı "Abhazya'ya kim yerleşmelidir"
idi. Türkiye'ye yerleşim için son Abhaz göç dalgası yeni oluşmuştu
ki Gogebasuli "Abhazya'nın bir daha kendi çocuklarını göremeyeceği"
gerçeği görüşüne yönelmiştir. Abhazların kuraklar dolayısı ile
yayılan sıtmaya yüzyıllar boyunca alışagelmiş,olduğunu dikkate
alarak Gogebasvili kimlerin kolonizer olarak yollanması sorusuna
gerçek kolonistlerin Migrellerden oluşması gerekliliği şeklinde
yorum getirmiştir. İlave olarak, Migreller, Kartveller içerisindeki
yeni durumlara en çabuk ve ustaca adapte olanlarıdır. Migreller
Suhum ve Oçamçıra'da ticaret kontrolünü ellerine geçirmişler ve
Migrelia'da bir toprak yetmezliğine neden olmuşlardır. Sonuç olarak
Abhazya'ya diğer milletlerin yerleşeceği söz konusu olunca Migreller
kendilerini suni denebilecek bir şekilde, acele ile buralara yerleştirmişlerdir.
1903 Yılında Tedo Saxok'a bu durumu ve Migrellerin zekasını, doğrulayan
yazısını yazarken, savaşı takiben Migrellerin bölgeye akımının
yerel ticaret aktivitesini bayağı arttırdığını belirtmiştir. (1985-401)
Buna rağmen görüşleri içerisinde Gogebasvili, Samurzag'ano oturanları
için şu açık yorumu eklemiştir; "Politik bir görüş içersinde
Migreller de en az Muscovitesler kadar Rusdurlar. Bu yönden bakıldığında,
etkinliklerini ilişkide bulundukları diğer kavimler üzerinde kullanabilirler."
Verilen bu gerçeğin göze çarpan ispatı ise; Abhaz ırkının bir
kavmi olan Samurzag'anoluların Migreller ile daimi ilişkileri
sonucunda, tamamı ile bir Rus uyruğu haline gelmeleridir. Gogebasvili'nin
çok iyi tanınan okul kitabı "Bunebis k'on" (Doğanın
kapısı)'de yazdığı "Migreller ve Samurzaglar aynı insanlardır"
gerçeğinden bakıldığında bu inceleme çok başarılıdır. 1989 yılında
Samurzagların etnik statüleri üzerine bir tartışma "Cheruomorskij
Vstnik" gazetesinde yer aldı. 8 Mayıs'ta aşağıdaki tartışma
metni K.Macavariani (KM) ve Samurzag takma adlı Uru Gua
(UG) arasında yer almıştır;
(UG)-
Bana niye bu soruları soruyorsun?
(KM)-
Bazı insanlar Samurzaglıların Migrel olduklarını söylüyorlar,
onların ayrıca hep Migrelce konuşmuş olduklarına ve konuştuklarını
ve tüm Samurzag'ano'nun Migrel prensliğinin bir parçasından şekillendiğini
söylüyorlar.
(UG)-
Sen ne diyorsun? Sana şunu söyleyeyim; babamı ve dedemi çok iyi
hatırlayabiliyorum. Hiçbir zaman Migrelce konuşmadılar. Herkes
Abhaz lisanı ile konuşmuştu. Örnek olarak Bedia, Chxoıtdi, Okumi,
Gali, Tsorce halklarını al, her yerde büyükler arasında Abhazca
duyarsın. Eğer Saberio, Ot'obiaia, Dixarzurgi'de Abhazlar Migrelce
konuşuyorlarsa, bu o köylerde oturan insanlara Migreller ile olan
yakın ilişkilerden dolayı teşekkür edilmesini gerektirir. İsimlerimiz,
soyadlarımız, adetlerimiz, gelenek ve hatta inançlarımız bizim
Migrel olmadığımızı kanıtlamıyor mu? 1850'lerde Samurzag'ın hemen
hemen hiçbir yerinde Migrelce duyamazdın, ondan sonra da Migrelce
bir merak konusuydu. Ayrıca sana kim olduğunu sorabilir miyim?
(KM)-
Bir Gürcü.
(UG)- Abhaz ve Migrel lisanını nerede öğrendin?
(KM)-
Migrelia'da doğdum fakat Samurzag ve Abhazya'da büyüdüm. 1913
yılında Mac avarini 33.639 Abhaz'ı Samurzag'a yerleştirdi. Bugün
Abhazların yaptığı suçlama, Menşevik yetkililerinin 1919'da 30.000
Samurzaglı Abhazı zorla Gürcü yaptıkları ve bu işlemin 1926 nüfus
sayımına kadar devam ettiğidir. Dolayısı ile Abhazlar bu nüfus
sayımının her zaman tam bir şüpheye açık olduğunu göstermektedir.
Gerçekten de Abhazya'daki Abhaz ve Kartvel nüfusunun 1897-1926
arasındaki hareket/figürlerine bir bakmak dahi ortada bir gariplik
olduğunu belli etmektedir. Lezavo (1989.13 FF) bu konu hakkında
"Doğal bir benzerlik" şeklinde konuşmaktadır. Doğrusu
ne olursa olsun, herkesin hem fikir olduğu şey Gali bölgesinin
bugün Migrelleştiğidir. 1990 yılında Rustaveli topluluğu tarafından
yayınlanan -Gürcistan- Bir Küçük İmparatorluk- adlı broşür (A.Sakharow
tarafından 1989 yılında Ogenek dergisinde yapılan suçlamaya karşılık)
Anteleva sadece Suhum ve Ingur arasında oturanların yerelliğini
sorgulamıyor, aynı zamanda da Abhaz liderlerin nasıl Suhum'un
kendilerinin olduğunu iddia ettiklerini- "Nüfus çoğunluğu
hep Gürcüydü ve öyle olacak" -soruyordu. İlave notunda ise
1886'da Abhazların burada sadece 3 hane olarak bulunduklarını
belirtiyordu. Bu Gürcülere verilen istatistikleri onların nasıl
yanlış kullandıklarının iyi bir örneğidir. Eski yerli Abhazların
Suhum civarına (20 km mesafe) yerleşme hakları ellerinden alındı
ve yeryüzünde onlar değersiz birer varlık olarak nitelendirildiler.
Yukarıdaki bu sözler Saxok'ia (1985.381)'nın ifadesidir. Abhazya'da
Gürcü lisanı pek seyrek duyulabilir. Abhazlar Rusça ve Abhazca
konuşurlar. Bu ikiliye ilave olarak Migrelce de vardır. Abhazya'yı
içine alan Gürcistan, Rusça konuşulan dünya ile tüm bağlarını
koparsa idi; doğal bir gelişme olarak oradaki azınlık Rusça yerine
Gürcüce konuşacaktı. 4 Mart 1921'de Sovyet gücünün kurulması,
Abhazlar tarafından Demokratik Gürcü Cumhuriyeti ve baskıcı Menşevik
Parti'den kurtuluş olarak algılandı. (İbid 79). Fakat bu gücün
zayıf düşmesi (31 Mart 1921) ile Abhaz Cumhuriyeti önce anlaşmalı-Cumhuriyet
durumuna düşüp (16 Aralık 1921) daha sonra 1931 yılında da Gürcistan
içerisinde Özerk Cumhuriyet oldu.
Kültürel
ve linguistik deformasyon
Migrel
Lavrent'i Beria 1931'de Gürcü Partisi Başkanlığı'na ve 1932'de
Transkafkasya Parti Komitesi Başkanlığı'na atandı. 1923'den 1953'e
kadar ki zaman diliminde kendisi ve Stalin ölene kadar Abhaz düşmanı
bir politika yaratıp/yürüttü. Tüm Sovyet Cumhuriyetlerini etkileyen
(1936-1938)-(Gürcü-Kartvel sakinleri de dahil) "terör"den
başka olarak, Abhazya, birçok insanın buralara getirilip, sığıntı
şeklinde yerleştirilmelerini ve bunun gibi olayları çok fazlaca
gördü. Bu olayların sonucunda Abhaz nüfusu yüzde 20'nin altına
düştü. 1938 yılında, Cyrillic "Genç Yazılı Diller" (mesela
Abhazca) için yazım-sistemi merkezi olarak tanıtıldığında, Abhazca
Sovyet bölgesinde olmak üzere cehaletin amacı ile "edebi
lisan" statüsünde ödül almıştı bile. Daha sonra Abhazca (Osetçe
de dahil) zorla Gürcü el yazısına adapte edildi. (1953'e kadar)
40'lı yılların ortalarından itibaren Gürcü Partisi vekili Kandid
Charkvıanı's ve Suhum'u kontrol eden Ak'ak Mglodze liderliğinde
Abhazca eğitim iptal edildi ve Abhazca eğitim yapan okullar Gürcü
lisanı ile eğitim yapan okullara çevrildi. Aynı zamanda Abhazca
yayınların yapılması da durduruldu. Abhazların tamamının Orta
Asya'ya transfer edileceğine dair bir plan olduğu inanışı çok
geniş bir şekilde yayıldı. Daha önce bahsettiğim Ingorog teorisi;
bir çeşit "bilimsel haklı çıkarma" esasına göre Abhazların
bölgeden yollanmaları sağlanacak ve bu şekilde Abhazların bölgede
hiç bir hakları olmadığı söylenebilecektir. (Şu anda bile belirli
çevrelerce söylenmektedir) 40 yaşlarında meşhur bir Abhazın ölümünden
önce şu açıklamayı yaptığı belirtildi; Yetkililer savaş yıllarında
insanların doğu topraklarına nakil olmaları ile beraber çıkabilecek
bir ayaklanmayı uzak tutmak/etkisiz hale getirmek istemişlerdi.
Beria'nın Kartvelleri yapay olarak diğer insanlar ile karıştırması
-ki bu insanlar kendi topraklarında müşkül duruma düşmüşlerdi-
ve bunun yanında da Chark'viani-Mgelodze's'in okulları kapatması,
yerel yayınların yapılmasını durdurması eylemleri ile yaklaşık
iki jenerasyon içerisinde Abhazların Gürcülüleştirme (Migrelleştirilme)
işini halledeceklerine de inanmışlardı. 1953 ile 1979 yılı arasındaki
bilgilerin birçoğu, Ameukalı "Sovyelist" Darrel Slider
(1985)'ın yaptığı çalışmaların içerisinde bulunabilir. Darrel
yaptığı inceleme de; "Abhazlara karşı uygulanan zarar verici
politikalar üzerine Abhaz kültürü ve lisanı duruşa geçti. Fakat
Abhazların yeniden yerel politikaya atılmaları, okulların yeniden
açılması, Radyo yayıncılığına önem verilmesi ve yayıncılık işlerinin
başlaması ile yeniden bir seviyeye döndü. Bu seviye Sovyet Gürcistan'ın
diğer bölgeleri ile karşılaştırıldığında iyi bir görüntü vermiyordu.
Yüksek eğitime geçiş alanlarında, sanayileşmede geri kalmışlık
vardı ve bu açıklık Tiflis yetkililerince her bir sermaye oranına
göre yapılan bütçede % 40 dolayında belirtiliyordu" demiştir.
1977-78 yıllarında yeni Brezhnevite anayasasının şekillenmesi
üzerine tüm birlik kapsamında düşünülürken sorunlar ortaya çıktı.
Kartveller bu durumu kullanarak Tiflis'te Gürcü lisanının Cumhuriyet
Anayasası içerisinde korunması haklarıyla ilgili gösteriler yaptılar.
Daha sonra 130 kadar meşhur/tanınmış Abhaz Kremlin'e ülkelerinde
gördükleri "Gürcüleştirilme" hareketlerine karşı şikayetlerini
listeledikleri bir mektup yollamışlardı. Abhazlar Gürcistan'dan
uzaklaşmayı ve Rus Federasyonu ile birleşmeyi amaçlamışlardı.
O zamanlar bu oldukça cesur bir adımdı. 1978 yılında halkı rahatsız
edici olaylar çıkmaya başladı. Bölgeye asker yollanması zorunluluğu
ortaya çıktı ve bu batılı basında yer aldı. Karşılık olarak Moskova'dan
bir heyet buraya geldi ve bölgedeki durumun düzelebilmesi için
bir takım önerilerde bulundular. Slider'in kelimeleri ile; "Esasında,
Gürcü bir lider Abhazlar tarafından yapılan şikayetlerin kanuni/doğru
olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı."
Genel bütçenin arttırılması, Suhum Pedogoloji Enstitüsü'nün üniversite
ayarına çıkarılması (Gürcistan'daki ikinci üniversite), Tiflis
Üniversitesi'nde Abhaz öğrencilere kontenjan yaratılması, Abhaz
TV yayınlarının tanıtılması, basılı yayıncılığın artması ve yerel
teşebbüslerin gelişmesi gibi değişiklikler yapıldı. Ama sonuçta
Moskova, Abhazya'nın Gürcistan'dan uzaklaşması ya da Gürcü lisanının
Anayasal tanırlılığının Abhazya'dan kaldırılması gibi istekleri
reddetti. 1978 ve 79 yılında yapılan değişiklikler henüz uzun
süreli esas bir değişim getirmemiştir.
37
bin imzalı bir mektubun etrafındaki tartışmalar
"Abhazian
Letter"in son 8 sayfası bugünün problemlerini anlatmaktadır(1988).
Özde, esas itham Abhaz özerkliğinin hikaye olarak nitelendirilmesidir.
Abhazlar hükümette sözde bazı yerleri ellerinde tutmakta buna
karşılık tüm can alıcı ve önemli kararlar Tiflis'te alınmakta
ve Kartvellerin lehine olmaktadır. Kartvellerin kuvveti eskisinden
daha gizli ve kurnaz bir durumdadır. Fakat 1988'deki kritik soru
olan toprak devamlılığı ile ilgili politika Menşeviklerin başlamış
olduğu ve Beria ve arkadaşlarının yeniden aktif hale getirdiği
politikasının devamıdır. Önerilmiş olan çözüm ise statülerin köklü
şekilde değiştirilmesi ve orijinal Abhaz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin
yeniden yaratılması idi. Bu şekilde de, Abhazlar bundan böyle
kendi kaderlerini kendileri kontrol edebilirlerdi.
Abhaz mektubunun varlığının Gürcistan merkezindeki genel halka
nasıl gittiği pek bilinmemektedir.
Mektuptaki istek/talepler 18 Mart 1989'da Lyxny'de yapılan ve
Lyxny deklarasyonu olarak bilinen bir mitingde 37.000 kişi tarafından
imzalanarak etkili bir onay almıştır. (Kartvellerden olduğu kadar
onların arasında bulunan Abhaz olmayanlardan da). Bu olay çok
acele bir şekilde Tiflis'te ana haber haline geldi. Sonuçları
ise korkunçtu.
Abhaz
karşıtı bir kampanya resmi olmayan çeşitli parti liderleri tarafından
başlatıldı. Kampanya, Abhazlara "Apswas" diyen bu münasebetle
"gerçek Abhazlar aslında başka insanlardır" yorumunu
yapanlar arasında başlatılmıştı. Bundan sonra Rustavelli topluluğu
başkanı Ak'ak Bakradze'nin bir toplantıda "Suhum'daki Migreller,
Karadeniz kıyılarında yerleşmiş olan Abhazların soyundan gelmektedir/
torunlarıdır" dediği bildirildi. Başlatılmış kampanyanın
Cumhuriyet yetkililerince de onaylanması gerektiğini savunan ve
Abhaz şahsiyetlerine olduğu kadar Abhaz tarihine de saldıran/iftira
eden büyük bir yazı serisi Gürcü gazeteleri ve yayın organlarında
başlatılmış ve yürütülmüştü. Abhaz Bölge Üniversitesinin Gürcü
Bölümündeki öğrenci ve personel Rusların üniversite işlerine karışmalarına
karşı kışkırtıldılar (Abhazlar bunun tamamen düzmece olduğunu
söylüyorlar).
Bu
durum üzerine Gürcü Yüksek Eğitim bölümü başkanı Tiflis Üniversitesi'nin
Suhum'da mevcut bulunan üniversitesinin Gürcü kısmında bir şubenin
açılacağı anonsunu yaptı. Kendi yüksek eğitim sistemleri için
bu işin bir tehdit oluşturduğunu anlayan Abhazlar bu duruma karşı
kuvvetli fakat kanuni bir kampanya ile karşı çıktılar. Moskova'dan
resmi bir komisyonun atanması, durumu kınayıp durdurması ile de
başarılı oldular.
Buna
rağmen sınavlara girişlerin durdurulması için yapılan planlar
ileriye gitti ve 15 Temmuz'da Suhum'da 16 Temmuz'da Oçamçıra'da
bu işin sonucu olarak ciddi uyuşmazlıklar ortaya çıktı. Rus gazetecisi
Victor Popkov bu konu ile ilgili şahsi araştırmaları içerisinde,
bu uyuşmazlıkların ardında Kartvellerin olduğunu açıkça ifade
etmektedir. Şu anda durumda normal olarak gergin vaziyettedir.
Ardzınba ve Aydgılara birliği önderliğinde Ulusal Abhaz formu
(İlk Başkam Alezi Gogua, şimdiki Başkanı Arkeolog Sergei Shamba'dır)
kendi davalarını bir modernizasyon ve gurur çerçevesi içerisinde
yürütmektedirler. 21 Haziran 1991 yılında "Gürcü Edebiyatı"
adlı gazetede 2 Kartvel ile röportaj yapan Şhamda şunu yazmıştır:
"Bu sene içerisinde Tiflis hükümetinin bize yüksek rütbeli/konumlu
insanlar yollayacağı büyük bir ihtimal dahilindedir. Bu yetkililer
yine anayasamıza karşı çıkacaklardır."
Fakat
sonradan yeni birliğin anlaşma konusu ortaya çıkınca Abhazya'nın
Gürcistan'dan atılması tehlikesi ortaya çıkıyordu. Bize gelen
dilekler bu anlaşmayı imzalamayarak farklı tutumumuzun ortaya
konulması yolundaydı. Bakın şimdi bize gelen bir deklarasyon hiçbir
korkumuz olmamasını ve gerçek özerkliğimizi alacağımızı söylüyor.
Bu eski bir tartışma/diyalogun uzantısıdır. "Özerklik"
dedikleri şey nedir? Özerklik hakkı halihazırda Abhaz ve Gürcü
anayasaları da vardır. Bu durumdan artık hiç memnun değiliz. Abhazya'da
yaşayan her Abhaz bu durumun tek kelimesine bile itiraz edecektir.
1989 uyuşmazlığında, o devrede, devamında olan olaylar Abhaz milleti
içerisinde en basitinden en seçkinine kadar müthiş bir dayanışma
yaratmıştır. Sadece Tiflis'te yaşayan ve burada kariyer yapmış
bazı Abhazlar teessüf edilecek şekilde bu durumun dışındadırlar.
"Abhaz Letter"ı çürütmek amacı ile bir grup akademili
tarafından yazılmış "Doğunun Doğuşu" adlı eser (28-29-30
Temmuz 1989) ne yazık ki bu yazıyı "hazırladığım sıralarda
elimde yoktu. (Temmuz 1991) Fakat "Letter"a cevap olarak
Edebiyatçı Roman Miminosvili ve Yazar Guram Pandzhik tarafından
1990 yılında yayınlanmış 119 sayfa olan "Simarthe Opxazetze"
(Abhazya hakkındaki gerçek) adlı kitap elimdeydi. Yazım stili
ve içeriği bakımından tipik bir Kartvel üslubu taşıyan kitap,
kibirli, karşısındaki ile alay eden, ön yargılı değerleri hiçe
sayan ve zarar vermekten kaçınmayan bir üslup içerisinde yazılmıştır.
Birçok Kartvelin daha önceden yapmış oldukları saldırı ve savunmaları
da (yazım yolu ile) bu kitapta tekrar edilmiştir. Diğer bir kısmı
ise aşağıda size sunulmaktadır:
"Abhazya Gürcistan'ın bir parçası olduğundan beri Abhazları
"Gürcüleştirme" şikayetleri yalandır. Bu tür konuşmalar
yalan ve ayrılıkçıdır. Menşevik zamanındaki güç kullanımı Gürcülere
karşı bir suçlama olarak kullanılamaz, çünkü onlar Bolşevik ve
Denikin komutası altındaki Beyaz Ruslardan topraklarını korumaya
çalışıyorlardı. 1918 baharındaki Bolşevik ayaklanması Menşevik
Gürcüleri tarafından değil, Transkafkasya Parlamentosu tarafından
bastırılmıştır. Bu gerçek iyi bilinmelidir."
Fakat
daha sonra yazdıkları ve esefle karşılanması gereken 6 sayfada
şu gerçeği gözden kaçırdılar; Gürcü Demokratik Cumhuriyeti'nin
Menşevik Hükümeti Bolşevik gösterilerini bastırıyordu. Bunun ispatı
ise; eski Kartvel fikirleri Abhazlara yabancı değildir. Etkilenmiş
bir Abhaz Komitesi 1916 yılında Tiflis'te Tsarit Genel Valisi'ni
ziyaret etmiş ve Abhazya'nın bölgeden ayrılamayacağını fakat kendi
bölgelerini kendileri yönetemeyecekler ise Abhazya'nın Kutaisi
(Batı Gürcistan) bölgesinin parçası olması gerektiğini söylemiştir.
Abhazlar bugün minnettar olmayı bilmeyen ve büyük imtiyazlı bir
azınlık olarak suçlanmaktadır. Sayısı 100.000'den az olan hangi
milletin a) Kendi üniversitesi, b)TV kanalı, c) Toplam nüfusunun
%18'i kendi bölgelerinde önemli pozisyonlarda bulunmakta özelliğinin
nasıl olduğu sorgulanmaktadır. Kartveller bu sorunlu noktaları
belirtirken, Abhaz Üniversitesi'nin bu üçlü (Abhaz-Gürcü-Rus)
içerisindeki en küçük olduğunu ve ismine rağmen her zaman Batı
Gürcistan isteklerine hizmet vermek amacı ile çalıştırıldığını,
kendi halklarına hiçbir zaman söylemezler. Abhazya'da TV yayıncılığı
başladığında haftada sadece 2,5 saat yayın yapılıyordu. 1989'da
bu yayınlar 3 saate çıkarılmıştı. Programlar ise Tiflis'ten kaynaklanan
Gürcü maskesi taşımaktaydı. İlginç olan şey John Russel'in şu
karşılaştırmayı yapmasıdır:
"Kartveller Sovyet nüfusunun % 1.4'ünü teşkil etmekte; buna
karşılık Kongre milletvekillerinin yüzde 3.2'sini ve Yüksek Sovyet'in
% 3.7'sini teşkil etmekteydiler. Daha sonra 2 kişi şahsi huy/sebeplerinden
dolayı görevlerinden alındılar. Ardzınba aşırıya kaçmaktan ve
etnograf Shal ve Inal-İpa'da kendini akademili olarak maskeleyen
bir şarlatan olmaktan, ki ve ona yapılan suçlama ise Abhaz bilim
adamlarını küçük düşürmek idi. Inal-İpa'nın 1986 kitabında bir
pasaj şöyledir:
"1952 Yılında Esva'nın bir köyünde 70 yaşında birine olan
bu sözleri kaydettim. Karadeniz'in tüm Kafkas kıyısı bir zamanlar
Kalxa diye adlandırılırdı. Kalxa nüfusu Abhazca konuşurdu. Sınırları
güneyden kuzeye yayılmış ve Abhaz krallığı tarafından yönetiliyordu.
Kralların güçlü orduları ve 350'ye yakın kaleleri vardı."
Bu durum Abhazların bu topraklar üzerinde "hakları olduğu"
iddialarını ispat etmektedir. Ne yazıktır ki yazarların gözleri
bir sonraki satırdakileri görmeden geçmiştir.
"Bir kelime ile eski yada yeni ifadeler içerisinde, Abhazların
varlığının abartılmış olduğu şeklinde yorumlar bulunur ise; bu
tamamı ile bir yanlıştır."
Sayfa 108'de Miminosvili ve Pandhzik şöyle yazıyor:
"Ne yazık ki bu kanıya ulaşmak için "onlar" bizim
yukarıdakilere ikna olduğumuz gibi bilim adamları, aydınlar sınıfı
üyeleri veyahut normal sınıftan insanlara bile iftira atmak, rüşvet,
yalanlar, demagoji, politik utanmazlıklar ve kim bilir daha nelere
başvurdular. Sanırım ki okuyucular "Onlar"ın kim
olduklarını anlayabilirler. Belki de okuyucular Kartvellerin kendilerini
savunmak için neden ilk etapta böyle üç kağıtlara başvurduklarını
düşünmek isteyebilirler.
Tarafların
gelecek beklentileri
Abhazlar
bu mücadeleyi temel olarak lisan ve kültürlerinin korunması ya
da bir cümle ile kendilerinin ayrı kimliklerini koruma olarak
görmektedirler. Kartveller ise kesinlikle bir parça bile toprak
kaybını istememektedirler. Çünkü bu özgür Gürcistan'ı ve beraberinde
ihtiyaç duyulan dövizi Suhum, Pitsunda, Gagra gibi şehirlerin
turizm potansiyeli sayesinde kazandıracak bir mücadeledir. Kartvellerin
özgür bir Gürcistan istekleri doğrultusunda Abhazların yerlerinden
edilmeleri gibi bir şans var mıdır? Yukarıda verilen tüm genel
bilgilerden gayet iyi anlaşılabileceği gibi bu kesinlikle düşünülmeyecek
bir şanstır/ihtimaldir. Yukarıda tüm söylenenlere rağmen her kim
ki Abhaz liderliğine doğru yol alır, Gürcistan'ın başındaki Gamsakhurdia
gerçeğini göz önüne almalıdır. The Times'den Anatol Liwen ile
yaptığı röportajda kendisine Abhazya ile ilgili tutumu sorulduğunda
şöyle cevaplanmıştır:
"Abhaz halkı aslında özerkliği hak etmiştir, fakat bu şekilde
değil."
Abhazlar çok iyi bilirler ki 1990 Aralık ayında Güney Osetleri
"özerkliğiniz benim etlerimde garanti altında" diye
temin ederken 1 haftadan kısa bir süre içerisinde Güney Osetya
Özerk bölgesini iptal etmiştir. 1989 yılı başlarında yazılan "Chronicle
4" de ki bu diğerleri ve Gamsakhurdia'nın Gürcü Helsinki
Grubu tarafından da desteklenmişti. Abhazya'da bulunan bölgeleri
hangilerinde Kartveller fazla ise (Gali, Gulripsh, Gagra Sohum
ve Oçamçira'nın bir kısmı) oraların direk olarak Tiflis kontrolü
altına girmesi gerektiğini belirtmiştir. (Russ.Okrugi) Aynı öneri
Anteleva tarafından da yapılmıştır. (1980 sayfa 27) Bu durum ciddi
bir şekilde ele alınmalıdır. Yukarıdakilere ilave olarak, alternatif
parlamento üyesi (Ulusal Kongre) karşıt partiler, örnek olarak
Gia Ch'ant'una'nın ulusal demokrat partisi, Batı Gürcistan içerisinde
Gamsakhurdia'nın yeni başlayan diktatörlüğü, rakiplerini hapsettirmesi,
kendisini desteklemeyen gazeteleri kapatması vs gibi eylemlerini
şikayet eden dokümanlar dolaştırmaya başladılar. Ch'anturia'nın
karısı Mayıs 1991 yılında Gürcistan hakkında BBC'ye konuşurken
bu durumu kısa ve öz olarak tanımlamıştır:"Neo-Bolşevizm".
Eğer
böyle bir şahıs ile bu tür baskılı bir ortamda uyuşmak mümkün
olmuyor ise, yeni bir rejim altında Gürcistan ile bir beraberlik
daha makul olmaz mı? Kartvel politikasındaki politikacılardan
ulusal kongreye seçilen bin çıkıp da Azınlıklara karşı daha olumlu
bir tutumu üstü kapalıda olsa ortaya çıkaramaz mı? Sorisvili bir
röportajda Gamsakhurdia'yı Güney Osetlerin içindeki korkuyu artırmak
ile suçlamıştır.
Eğer, geriye 1989'a bakılırsa Resmi olmayan partilerin hepsi yayın
organlarının eşit şekilde kullanmaya başlayıp da kıymetli olmayan
fikirlerinin özgürce sirkülasyonunu yaptıklarında, ifade ettikleri
içerisinde Abhazya ile ilgili hiçbir şey yoktu. Tamamen yerel
rahatsızlıkların Kremlin tarafından kışkırtıldığı fikir de birleşiyorlardı.
Aslında bu durum Kartveller arasında hala fikir birliği içinde
yapılan bir suçlamadır. Budem Lecit Bolezni yazdığı makalede "Kendi
hastalıklarımızı tedavi ediyor alacağız" demiştir. Ch'ant'urie
de şöyle yazmıştır:
"Bugünkü Abhazların ataları olan Adıge(Çerkes) kavminin Abhazya
bölgesi içine gelmeleri 18. yüzyıl içerisinde idi." (Sayfa
56)
"Apswa'lar Adıgeler kökenli bir lisan konuşurdu. Bu durum,
bu insanların Karadeniz Kıyılarındaki yerli insanlardan olmadıklarına
dair ilave bir kanıttır." (Sayfa 57)
Benzer şekildeki ifadeler karşıt liderlerce kolayca üretilebilirdi.
Batıda bazıları Gürcistan içersinde demokratik bir gelecek görebilir
yada Ulusal Kongre'nin bazı fertleri bunu görüyor olabilirler,
fakat Abhazlar bu partilerin içerisinde anlamlı/manalı bir değişiklik
göremezler, özellikle de bu partilerden kendi sorunları söz konusu
olduğunda!
Bu sorunlar son birkaç yıl içersinde Tiflis tarafından çıkarılan
kin, nefret, şüphe gibi sorunlardır.
Gürcistan dışında Abhazya için nasıl bir gelecek söz konusu olabilecektir?
1989 Ağustos ayındaki ilk toplantısından itibaren Abhazlar Kafkas
Dağ İnsanlar Asamblesi'nde aktif bir rol almaktadırlar; Adı Kavkaz
olan gazetelerinin ilk sayısı 1 Ekim 1990'da çıkmıştır. Şunu söylemek
doğru olabilir; Kuzey Kafkasların çok sayıdaki nüfusu, kendilerine
güvenli bir gelecek yaratma çabasındaki Abhazların yanında olur
ise; şu unutulmamalıdır; bu insanlar Yeltsin'in Rus Federasyonu
içerisindeki çok etkili bir grup olabilirler. Abhazlar kendi başlarına
özerk yada Dağlık Cumhuriyetlerin bir parçası da olsalar yeni
USSR'ye girmeyi düşünüyorlar. Bu yolla karşılarında bir engel
yada diken olacağı muhakkaktır; Kartvellerin (Aslı Migrel) nüfusa
% 45.7 oranı gibi!
17 Mart 1991'de tüm birlik içinde yapılan referandum da Abhaz
seçmenlerin % 52.3'ü oy kullandı. Bu durumun Kartveller tarafından
genelde Gürcistan içerisinde boykot edildiği doğrudur. Oy kullanan
Abhaz seçmenlerden % 98'6'sı birlik içindeki bağımsız cumhuriyetler
içinde kalınmasına "Evet" oyu kullandı. Kartvellerin
varlığı Abhazya'da nasıl başarılı olmuşsa olsun, eğer yaklaşık
nüfusun yansı Tiflis'ten yönetilen Kartvellere bağlanır ise, bu
kadar derin bölünmüş bir cumhuriyet için bir gelecek şansı olabilir
mi?
Özellikle de aşağıdan demokrasi içerisinde seçilmiş temsilciler
son 20-30 yılda yapıldığı gibi yukarıdan keyfice atanır ise.
Kartvel milliyetçilerinin iddialarının aksine, Abhazlar arasında
Kartvellerin Abhazya'dan kovulması için hiç bir çağrı olmamıştır.
Buna rağmen, Eger Gali bölgesinin sarılması şartı ile Abhazların
kendi yollarına gitmelerine izin verilmesi gibi bir teklif gelir
ise, bu teklif Samurzaq'ano için yapılan savaş hali hazırda kaybedilmiş
sayılması şartı ile Abhaz liderler tarafından kabul edilebilir.
Bu anlaşmayı da daha sonra Migrellerin Ghalidzga'nın kuzeyinde
yeniden Gürcistan bölgesine yerleşmesi için gerekli yardım hazırlıkları
aşaması takip edebilir. Bu durum l9. yüzyılda sürgün edilmiş birçok
Abhazın torunlarına Ata bölgelerine dönmeleri için daha çok alan
kazandıracaktır. Fakat yukarılarda belirtildiği gibi böyle bir
teklif konunun ya hep ya hiç olduğu bir durumda gerçekleşmesi
pek kolay olmayan bir tekliftir. Acaba Abhazya'daki Kartvelleri,
Abhazya Cumhuriyeti içerisinde, kişisel rekabetin, mahvedici uyuşmazlıkların
olduğu ve bunların kesinlikle arttığı bağımsız Gürcistan'dan daha
rahat imkanlara kavuşabileceklerine
ikna etmenin bir yolu yok mudur? 1989 olayları içerisinde, Abhazya
içindeki Kartvellerin Gürcistan'daki kardeşlerinin yaptığı gibi
kendilerini silahlandırmamaları inanılmaz bir! rahatlamaydı. Ve
kendilerinin kimliklerinin Gürcü olmadığının tanınması yolundaki
seslerde Abhazya'da yaşayan Kartvellerden gelmekteydi. Gürcüler
ve yol gösteren Migreller, örneğin Gamsakhurdia'nın kendisi gibi
her zaman şiddetle bu lisanın korunmasını sağlamak için özel bir
hazırlığın yapılması ihtiyacını reddetmiş/inkar etmişlerdir. Abhazya'daki
Migreller eğer eğitim sisteminin Gürcü lisanı ile yapılacağı,
onlar için ebedi bir lisan yaratıldığı şeklinde bir teklifle karşılaşsalar
bile acaba buna karşı reaksiyonları ne olurdu? (Hem de bu değişiklik
eğitimin bazı seviyelerinin, yayıncılığı, radyo ve TV yayıncılığın
değişmesini icap ettirseydi.)
Abhazlar Migrelleri hiçbir zaman Gürcü olarak görmemişlerdir.
Neden Migreller onların inanışlarına kıymet vermesinler? Birbirleri
ile problemsiz yaşayan insanların suni olarak bölünmesini kimse
düşünemez. Fakat Abhazların açıkça Gürcüler ile yaşama konusunda
problemleri vardır. Donald Rayneld'in sözleri ile Pan-Gürcülüğün
1930'dan beri olan bir sonucu da Abhaz Migrel yerleşiminde birçok
Migrel'in kendilerinin ne olduğunun değişmesi ve Migrellerin üzerine
Gürcü-Abhaz ayrılığın yüklenmesidir. Eğer Abhazların kazanılmış
hakları kişisel çıkarlar için kullanılacaksa, buna erişmenin bir
yolu da Migrelleri Kartvel çoğunluktan ayırmaktır. Ingur boyunca
Abhaz Migrelleri kendilerini "Gürcü" olarak gördükçe,
Gürcistan'ı hiç bir zaman Rus Federasyonu ya da Slavik hükmü altındaki
USSR (şimdiki CIS)'a katılmak için mümkün şekilde terk edemeyeceklerdir.
Migrellerin resmi kimliklerinin tanınması uzun vadede en çok kendileri
için faydalı olacaktır. Tiflis hükümeti hiçbir zaman Migrellerin
(yada Svanların) lisanlarını kazanmaları için bir çaba göstermemiştir.
Abhazya'daki Migrellerin yaşamlarını kurtarma yolunda savaş veren
Abhazlara muhalefet etmek yerine, Abhazlarla iş birliği yapacaklarını
varsaymak açık bir saflıktır. Aslında böyle bir iş birliği son
zamanlarda her tarafında sorunlar olan Kafkasya'nın bir köşesinde
barış kurulmasını sağlayabilir.
DİPNOT:
Gürcistan'da
iktidar kavgası
Yukarıdaki
yazı (bazı küçük bölümler hariç) 1991 Haziran ayında tamamlanmıştır.
Bu not 1992 Mayıs ayında ilave edilmiştir. Araya giren aylar boyunca
konu ile ilgili çok fazla olaylar olmuştur. Bu yazıyı son duruma
getirmek benim vazifemdir. Ağustos 1991 ortalarında Gorbaçhev'in
yeni birlik anlaşmasının imzalanması olayı vardı. Bu imzalama
eski USSR'yi oluşturan insanların yeni bir birlik için onay vermeleriydi.
Gamsakhurdia görüşmeler boyunca Gürcistan'ın boyun eğeceği yolunda
hiç bir dokümanı imzalamayacağını söyledi. Beklenti Cumhuriyet
yetkililerinin anlaşmayı ilk etapta imzalamaları böylece birkaç
hafta sonra diğer değişik özellikler imzalanan eklerle ve eski
cumhuriyetlerin eşit statüleri kazanılmış olurdu; Ardzınba anlaşmayı
Eylül ayı içinde imzalamayı ve böylece Gürcistan dışında yukarıda
önemi açıklanan komple cumhuriyet statüsünü yakalama başarısını
sağlamayı bekliyordu. Gamsakhurdia hükümeti "Abhaz ayırılımına"
karşı tutumlarını şüphesiz ki devam ettirdiler. Ağustos başlarında
Gürcistan Eğitim Bakanı Temur Koridze, İçişleri Bakanı ve eski
Judo şampiyonu "kaba" Svan Dilar Xabuliani'nin nutuk
çektiği Suhum'da bir Kartvel genel-halk mitingi yapıldı. Koridze
mitingde şunları söyleyerek yeminini gösterdi; "Eğer Abhazya
anlaşmayı imzalarsa nehirler dolusu kan akacaktır."
Xabuliani'nin yardımı ise hükümetinin tarafsız kanun uygulamasını
açıklamasaydı. Arkadaşları Kartvellere herhangi bir yerel savaşta,
yerel polis gücünün Kartveller yanında olacağına söz verdi. Bu
miting gizlilik ile filme alınıp Abhaz televizyonunda gösterildi.
Fakat dikkatlice yapılan tüm planlara rağmen yeni birlik sulaşması
Sovyet darbesi uyanışı sırasında güncelliğini kaybetti. Bu durum
(darbe) birleşmenin acele ile ayrılıp dağılmasına neden oldu.
Başarısız darbenin diğer sonucu ise; Gamsakhurdia rejimi içerisinde
ciddi anlaşmazlıklar baş gösterdi. Başbakan Glorgi Xast'ariz ve
Dışişleri Bakanı Tengiz Siqua görevlerinden ayrıldı. Olaylar da
bu şekilde büyümeye devam etti.
Ki'tovani,
Ulusal Koruma İdaresi, Gamsakhurdia'nın adamları dağıtması için
verdiği emri dinlemedi.
Sıgua ve Ki'tovani kısa bir süre sonra karşıtlar ile beraber oldular
ve Eylül ayının başında Tiflis sokaklarında olaylar başladı. Bu
Abhazlar arasında kesin bir "Schadenfreude"i sağladı.
Abhazlar dünyanın şimdiye kadar farkına varmadılarsa da, (Güney
Osetya'da devam eden kanlı savaş ve 1989'da Abhazya'da verilen
savaş) bundan sonra bu olayların farkına varacağını ve aynı zamanda
dünyanın Abhaz ve Osetlerin Tiflis kontrolünden ayrılma isteklerinin
zorlayacağım hissettiler. Eğer Kartveller birbirlerine bu şekilde
ters düşerlerse kim onların azınlık haklarına saygı göstereceklerini
bekleyebilirdi?
Karteller
başka işlerle meşgul iken Abhazlar, Kuzey Kafkaslar ile görüşmelere
ikna oldular. 2 Kasım 1991'de Suhum'da Kafkas Dağ İnsanları toplantısı
yapıldı. Kasım 3'de katılımcılar "Kafkas Dağ İnsanları Konfederasyonu'nun
Birlik Anlaşması" adlı dokümanını onayladılar. Yeni Konfederasyonun
"18 Mayıs 1918'de kurulan Kuzey Kafkas Bağımsız Cumhuriyeti'nin
kanuni varisleri" olduğu yazısını ilan ettiler. Katılımcıların
tam listesi ise şöyleydi: Abazinler, Abhazlar, Avarlar, Adıgeler,
Dorginionlar, Kabartaylar, Laklar, Kuzey Osetler, Güney Osetler,
Çerkesler, Auxon Çeçenleri ve Shapsughlan. Kartvel politikacıları
hükümetlerine karşı büyük bir sinirlilik içine düştüler. Karşıtlar
ile birbirlerini vurup öldürmeye, bombalamaya başladılar. Bu olaylar
1991-1992 yılbaşı ve yeni yıl devamında başkentin tüm ana cadde/sokaklarında
devam ediyordu. Bu kavga dünya yayıncılığı tarafından "detaylarını
özetlemeye gerek yok" şeklinde bir koruma/saklama aldı. Gamsakhurdia'nın
rejimi kendisini önce Ermenistan'a, oradan Migrelia başkenti Zugdidi
(seyahatin bu kısmı ile ilgili tartışmalar olmuştur) ve oradan
direkt olarak Suhum havaalanı yolu ile son olarak Çeçenistan'daki
Grozni'ye kaçması ile çöktü.
Gamsakhurdia,
Çeçenistan'da (bildirildiğine göre) Cumhurbaşkanı Dzhoxar(Cahar)
Dudayev'in misafiri olarak kalmaktadır. Gamsakhurdia'nın kaçması
sırasında gücü eline alan askeri konsey 1972 yılından beri Gürcü
Komünist Parti Sekreterliği yapan ve Gorbachev tarafından 1985
yılında uluslararası seviyeye yükseltilen eski Sovyet Dışişleri
Bakanı Edward Shevardnadze'nin Gürcistan'a geri dönmesi işini
ayarladı. Shevardnadze hemen Bölge Konseyi'nin başkanlığına seçildi
ve Gürcistan'ı baharda yapılacağı söz verilen seçimlere kadar
yönetecekti. Kartveller içindeki bu şahsi ayaklanma, olasılığı
olamayan şekilde Abhazlara yararlı oldu. Gamsakhurdia Gürcistan'ın
başında iken Gürcistan medeni dünya tarafından rejimi insan haklarına
dayalı olduğu için sakınılmıştı. Bu rejim orada mücadele vermekte
olan yerel azınlıklar için bir destek, az da olsa bir sempatiydi.
Kartvel
politikalarının sonucu olarak "sorun çıkartıcı" ve "tanınması
lüzumsuz" gözüyle bakılan azınlıklara dünya liderleri hoş
gözle bakmayabilirler, ki bu liderler Gürcistan'a gerçek manada
yardım edebilecek liderlerdir. Gürcistan'ın yetkili lideri (Shevardnadze)
ise bu liderler arasında demokrat ve liberal kariyeri ile eğlenmektedir.
Söylenen
bir noktada; John Major ve Douglas Hurd'un İngiliz genel seçimlerinden
hemen önce ve Shevardnadze liderliğindeki Gürcistan ile diplomatik
ilişkiler kurulması konusunda Batılı liderlere önderlik yaptıklarıdır.
Bu şekilde azınlıklar "Beyaz Tilki"nin bir gülüşüne
dahi kurban edilebilirlerdi. Eğer Gürcistan, Gamsakhurdia idaresi
altında iken -toplum dışı- olarak nitelendirilseydi, durum nasıl
olurda bu kadar çabuk değişebilir, böyle lehte bir karar nasıl
alınabilirdi? Amerika ve Almanya'da bu karan takip etmeye karar
vermişlerdir. Buna göre bir ülkenin dış ilişkilerinin kişilik
konusu ve kişisel arkadaşlık seviyelerine kadar düşürülmesi, bu
işi yapanların değerlendirilmeleri bakımından çok net olarak olumsuz
sayılabilecek bir harekettir.
"Shevardnadze'yi mahkeme haricinde kınamayı düşünüyorum demek
yakışacak bir şey değildir."
Shevardnadze'nin "pre-muscavita" geçmişinde bunun gibi
bir çok şey vardır ve bunların bir şüpheye sebep olması gerekirken
dünya liderleri Shevardnadze'nin Gürcistan'ın son umudu olduğunu
ve çeşitli problemleri ülkede yaşayan tüm sakinlerin menfaatleri
doğrultusunda çözebileceğini ümit etmektedirler. Fakat Abhazya
için beklentiler nelerdir?
Benim için en azından Gamsakhurdia'ya Kartvel genelindeki bir
desteğin nasıl yayıldığı hala anlaşılmazdır!