Kimlik ve sahiplenme problemi olarak Abhazya

 

Abhaz ve Kartvellerin etnik analizi
Tarihe linguistik bir bakış
Abhazya'nın tarihi yerleşimi
Abhazya'da nüfusla ilgili değişmeler (1897-1970)
Samurzaglar: Migrelleşen Abhazlar
Kültürel ve linguistik deformasyon
37 bin imzalı bir mektubun etrafındaki tartışmalar
Tarafların gelecek beklentileri
Gürcistan'da iktidar kavgası

B. G. Hewitt
Londra Üniversitesi
Haziran 1991

Abhaz ve Kartvellerin etnik analizi

Mingrelia doğumlu Zviad Gamsakhurdia'nin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı oluşunun anonsunu takiben, 9 Nisan l991'de Gürcistan Cumhuriyeti, USSR'den bağımsız olduğunu ilan etti. 25 Ağustos 1990'a kadar Gürcistan'a bağlı olan Özerk Sovyet Sosyalist Abhaz Cumhuriyeti de, bu tarihten itibaren kendisini Gürcistan'dan bağımsız tam bir Sovyet Sosyalist Abhaz Cumhuriyeti olarak deklare etmiştir. Bu deklarasyonun, Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te bulunan yetkililerce anında iptal edilmesine rağmen, 4 Aralık 1990'da Vladislav Ardzınba Abhazya'nın Cumhurbaşkanlığı'na atandı.

Bölgesel tartışmaların içeriğini daha iyi anlayabilmek için, ilgili yerel grupların ilişkilerini incelemek gerekir. Abhazlar, Kuzey batı Kafkasya'nın eteklerinde Kutukhar geçidi boyunca yaşayan Abazinlerle yakın, Soçhi civarında Hamish ve Bu (yada Vordon) nehirleri arasında yaşayan Çerkes ve Ubıhlar ile uzak ilişkiler içerisinde bulunurlar. (Belll. 840-53-447). Ubıhların tamamı, Çerkesler, Abhazlar ve diğer Kuzey Kafkasyalılarla beraber 1864 yılı Rusların Kuzey Kafkasya'yı istilası esnasında Osmanlı İmparatorluğu'na yerleşmiştir. Küçük lisan kavimleri Abhaz, Abazin, Çerkes ve soyu tükenmiş Ubıhlar Kuzey Batı Kafkasyalı olarak adlandırılırlar. Öte yandan, Gürcülerin tam olarak tanımlanabilmesinde bazı problemler olsa da, Güney Kafkasyalı sayılırlar. Güney Kafkasyalı (yada Kartvel) lisan ailesi Gürcü, Mingrel, Laz ve Svanlardan meydana gelmektedir. Anavatanı Lazistan olan ve Türkiye'de yaşayan Imerkhevion Gürcülerden ayrı olarak, Gürcülerin çoğunluğu, Mingrel ve Svanlar Gürcistan Cumhuriyeti içerisinde yaşamaktadırlar. Gürcüce bu üçlünün edebi/resmi lisanı aslında özel edebiyatı ile 15 yüzyıldır yazılı bir lisandır ve Sovyetler Birliği'nin ulusal öğretiminin kuruluşundan itibaren Svanlara olduğu kadar, Mingrel ve Gürcülere de gerçek bir lisan olmuştur.

Gürcü lisanı kendine özgü olarak KART-V-UR-İ diye adlandırılan bir terime sahiptir ve Kartvelion lisan familyasını ifade eder. KART-V-EL-EL-İ ve böylece KART-V-EL-İ (Gürcü) geniş kapsamlı olarak bu dört topluluktan herhangi birini ifade eder. 1930'dan 1989 nüfus sayımına kadar Gürcistan'da yerleşmiş ve birbirlerini Laz, Svan, Mingrel diye ayırmaktan hoşlanan Mingrel, Svan ve az sayıdaki Lazların bu hakları ellerinden alınmış olmaktadır. Kendilerini tamamen "Gürcü" olarak tanımlamaları/kaydettirmeleri de istenmiştir. Bu insanların çoğunluğu bugün bu anlaşmadan memnun gözükmektedirler. Bu terminolojik kusuru İngilizce içine yansıtmaya gerek yoktur. İngilizce içinde "Kartvelian" umumi bir terim olarak kullanılmaktadır. Aşağıda Kartvelian teriminin gerektiği yerlerde 'Gürcü' yazacağım, benim değerlendirmeme göre bu durum makul olmayan bir durumdur. Şunu belirtmekte de fayda vardır ki; tanımlanan bu kasıtlı şaşırtmaca yalnız yerelliğe ait olmayıp-gerçek de olabilir- ilave olarak da bu durum, Gürcüleri her türlü olaya, toprağa gayr-i resmi sahiplenme, kendine mal etme bakımından yetkili kılmıştır. 1989 Sovyet nüfus sayımı Gürcistan ve Abhazya için aşağıdaki nüfus durumunu göstermektedir. 1979 rakamları ile karşılaştırılmıştır.

(Kaynak: Zarja Vostoka-"Doğunun Doğuşu" 23 Mart 1990)

GÜRCİSTAN'IN NÜFUSU (1979-1989)

1979
1989
1979(%)
1989(%)

Toplam Nüfus

4.993.182
5.400.841
100
100
Gürcüler
3.433.011
3.787.393
68.8
70.1
Ermeniler
448.000
437.211
9.0
8.1
Azerbaycanlılar
255.678
307.556
5.1
5.7
Osetler
160.497
164.055
3.2
3.0
Yunanlılar
95.105
100.324
1.9
1.8
Abhazlar
85.285
95.853
1.7
1.8
Ukraynalılar
45.036
52.443
0.9
1.0
Kürtler
25.688
33.331
0.5
0.6
Gürcü Yahudileri
7.974
14.314
0.2
0.3
Yahudiler
20.107
10.312
0.4
0.2
Beyaz Ruslar
5.702
8.595
0.1
0.2
Assrianslar
5.286
6.206
0.1
0.1
Tatarlar
5.098
4.099
0.1
0.1
Diğerleri
29.116
37.977
0.6
0.7


ABHAZYA NÜFÜSU (1979-1989)

1979
1989
1979(%)
1989(%)

Toplam Nüfus

486.082
525.061
100
100
Abhazlar
83.097
93.267
17.1
17.8
Gürcüler
213.322
239.872
43.9
45.7
Ermeniler
73.350
76.541
15.1
14.6
Ruslar
79.730
74.913
16.4
14.2
Yunanlılar
13.642
14.664
2.8
2.8
Ukraynalılar
10.257
11.655
2.1
2.2
Beyaz Ruslar
1.311
2.084
0.3
0.4
Yahudiler
1.976
1.426
0.4
0.3
Osetler
952
1.165
0.2
0.2
Tatarlar
1.485
1.099
0.3
0.2
Diğerleri
6.960
8.374
1.4
1.6

Şimdi inceleyeceğimiz tarihi gerçekler her iki tarafça da tanınır/kabul edilir, fakat problemler kendilerinin yorum/izah farklılıklarından kaynaklanmaktadır.

Tarihe linguistik bir bakış

Bütün meraklılarına rağmen, eski Yunanlılar, seyahatleri sırasında tanıştıkları ve barbar olarak niteledikleri insanların lisan farklılıkları ile pek ilgilenmemişlerdir. Bizlere, Karadeniz'in Doğu kıyısında yerleşmiş olan insanlar ve onların yazarlarının konuştukları lisanlar hakkında hiçbir delil bırakmamışlardır. Eski Yunanlılar bu insanları "COLCHİS" diye adlandırmışlardır. Straboya göre ise (Birinci yüzyılda İsa'dan önce) sınırları Pitsunda'dan (Kuzey Abhazya) Trabzon (Türkiye)'a uzamıştı. Abhazya'nın genel alanı içerisinde, Hekataios (500- İsa'dan önce) Heniokhai'yi "charioteeıs" olarak belirtir. Karyanda'da (500-İsa'dan önce) Aklıaioi'yi "Achaeans" olarak belirtip, Sochi civarında Melikısvili (1970.400)'de yerleşmiş olduklarını ve onların Kuzey ilersinde Kerketai Circassians/Çerkesler olduğunu söyler. Kuipers (1960.7) ise bu eski tanımlar arasındaki bağlantıyı sorgulamaktadır.

Strabo Zugoi'yi "Charioteers" ve Achaeons arasında göstermektedir. Bu Circassionlar tarafından da doğrulanmıştır. Apsilion (Gen'i Apsilue) ilk olarak Pliny Secundus tarafından birinci yüzyılda belirtilmiştir. Birinci yüzyıl sonra Arrian Apsilion'un kuzeyinde yerleşik olduklarının söylediği Abasgai 'Abazgions'ları tanıtmıştır. Arrion, onların kuzeyinde de Sebastopolis'i (1961.43) Abhazya'nın bugünkü başkenti Suhum olarak tanımlamıştır. Böylece Apsilionlar Oçamçira civarında yerleşmiş oluyorlar. (Greet Guenos). 6. yüzyılda ise Agathias Misimianoi'yi tanımlar. Misimianoi'ler Apsilionlılardan Tibelos kalesi ile ayrılır. (Bugünkü T'sebelda).

Arnan'a göre Apsilionlar ve Abazgionlar Lazdırlar. 6. yüzyılın başlangıcında, R.Ghalizdga'daki güney sınırları ile beraber Apsilio, Abazgia, Nisimiani ve Sanapoi güney bölgesi hala Laz Krallığı'na (Ancabadze 1959 6-7) bağlıydılar. Buraya Lazika'da deniyordu. Gürcü kaynaklan Lazika'yı Eğrisi Krallığı olarak daha iyi bilirler. Lazika Migrelia'nın eski adıdır ve bir zamanlar Byzentium'un eski esir bölgesiydi. Hıristiyanlık Justinion tarafından tanıştırıldı. (543.6)

Orta çağdaki Gürcü tarihi Abhazların varlığından bahsetmektedir. 8. yüzyılda sonlarında Byzantium'un gücü zayıflamışken, Abhaz Kralı Leon II bu fırsatı değerlendirerek Abhazya ve Eğrisi'yi olduğu kadar Likhi'yi de zaptederek, Abhazların Kralı unvanını aldı. (Chroniclen l. sayfa 251- Qaucisvilisin 1955 baskısında)

Abhazya Krallığının sonucunda sınırları tüm bugünün Batı Gürcistan'ı içine alan bir krallık oluştu. Bu 200 yıl boyunca Bıgrat III'ün Birleşik Gürcistan Krallığı'na gelmesine kadar sürmüştü. 780'den 975'e kadar "Abhazia" terimi genel olarak tüm Batı Gürcistan'a verilen terimdi. Gürcistan'ın birleşik kaldığı süre zarfında (1245'e kadar) bu terim sa-kart-v-el-a ile aynı anlama geldi. Sonradan ise zamanla eski halini aldı ve aynı terime geri döndü. l3.yüzyılda Mongolsların ortaya çıkması ile beraber Gürcistan'ın merkez gücü çöktü. Mongolslar ülkenin 2 aynı parçaya ayrılmasına sebep oldular. Her iki prensliğin (Gürcistanlı Samtayroebi) özel yasaları ve küçük parçalara bölünmüş politik üniteleri vardı. l3.yüzyılın sonunda Gürcistan birbirinden aynı 2 prensliği temsil etmekteydi/oluşturmaktaydı. (Ancabadze 1959.234)
l4. yüzyılda Migrel Prensi Giorgi Dadiani, Abhaz yönetici/hükümdarı olan Shervashidzeleri bölgelerinin kuzeyinde sınırlayarak, Abhazya'nın güney yarısını eline geçirdi. Bu zaman dilimi içerisinde nüfusun bir kısmı Kuzey Kafkasya'daki Abhazya'ya gitmek üzere Klukhar Geçidi'nden geçti. (Gürcistan Ansiklopedisi 1- sayfa 11)

Sonunda, Shervashidzelerin bazı Dadiani emirlerine itaat etmemelerine rağmen Abhazya Sabadiono adı verilen (Aslı Migrel) prensliğin kölesi durumuna geldi. l6.yüzyıl başlarından, Osmanlılar Müslümanlığı tanıştırana kadar Abhazya bağımsız bir topluluk olduğunu belirtmeye başladı. 1633'den 1653'e kadar Migrelia'da yaşayan İtalyan misyoneri Lamberti Migrel-Abhaz sınırını R.K'odor olarak koymaktadır. ( 1938.5)

1860'lı Yıllarda Migrellerin zayıflamasından yararlanan Shervashidzeler güney sınırlarını R.İngur'a kadar genişlettiler. Aldıkları toprakları da Abhaz nüfusunu artırarak güçlendirdiler. (Ancabadze-1959.297)
1705 yılında Shervashidzeler topraklarını 3'e böldüler. Bir tanesi kuzeyi (Gagra'dan K'odor'a) ikincisi Merkez Abzwa'yı (K'odor'dan Ghalidzga'ya)-Abzwa'nın anlamı "merkezi insanlar" dır- üçüncüsü Muızagon'da güney (Ghalidzga'dan Ingur'a) aldılar. Bu kısım bu günkü Gali bölgesinden biraz daha büyüktü ve sonradan Samurzag'ano diye bilinen yer haline geldi. (Gürcü Ansiklopedisi 9 sayfa 37)

1810 yılında Abhazya Tsarist Rusların koruması altına girdi. Doğu Gürcistan 1801'de ilave edilmiş Migrelia 1803'de onu takip etmiş ve batı İmiriti Eyaleti'nde 1804'de eklenmişti. Abhazya ve Migrelia kendi bölgele5i 1864'de savaş sona erene ve Rus lehine sonuçlanıp, Rusların bölge kontrolünü tamamı ile ele geçirmesine kadar yönetmişlerdi. Ruslar Samuızag'ano'yu da 1845 yılında kontrolleri altına almışlardı. 1810 Yılından sonra çeşitli yönetim bölgeleri oluşturulmuş ve bunlar bazı değişikliklere uğramıştır. 1864-1866 arası toprak reformuna karşı yapılan Abhaz ayaklanmasında Abhazya Suhum Askeri Departmanı olarak şekillendi. Departman; Bayp, Suhum Abzwa, Tsebelda ve Samuızag'ona yüksek yönetimden oluşmakta idi. Tamamı Kutalsi (Gürcistan'ın batısında Imeriti Bölgesinin başkenti) Genel Valisi'nin emri altındaydı. 1866'da bu yüksek yönetim iptal edildi ve Suhum askeri departmanı içerisinde 4 yerli bölüm oluşturuldu. 1868 yılında bu askeri departman Pitsunda (Gagra'dan K'odor'a) ve Oçamçira (K'odor'dan İngur'a) olarak 2'ye bölündüğünde yeni bir reform ortaya çıkarıldı. 1883 yılında Askeri departman yeniden düzenlendi ve 1906'ya kadar Kafkaslar'dan sorumlu, Tiflis'te üstlenmiş Rus yetkililerine bağlandı. Aynı zamanda 1904 ve 1917 yılları arasında Gagra ve çevresi Karadeniz Soçi bölgesine bağlandı. 19. yüzyılın ilk 80 yılı içersinde 120.000 Abhaz, özellikle 1864-1877 Türk-Rus savaşı esnasında Osmanlı İmparatorluğu'na göç ettirildi/kovuldular. 1918 yılı içerisinde Abhazya'da bir Sovyet yerel yönetimi kurulmuş fakat 40 gün içerisinde Tiflis'te yönetimi ellerine geçiren Menşeviklerin Abhazya'yı kontrolleri altına almasıyla sona ermiştir. Sovyet gücü 4 Mart 1921'de yeniden kurulmuş ve Abhaz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Gürcistan Devrim Komitesi tarafından 21 Mayıs'ta tanınmıştır. 16 Aralık'ta özel bir "İttifak Kontratı" imzalanmış, 13 Aralık 1922'de Abhazya Gürcistan ile beraber) Transkafkasya Federasyonu'na girmiştir. 1931 yılında Abhazya, kendisini Gürcistan içerisinde kendi özerk cumhuriyeti yapacak (bugünkü statüsü) olan, anlaşmalı-cumhuriyet statüsünü kaybetmiştir. Abhazların durumu ise şöyle gelişmiştir;

a) Bin yıl boyunca Kartveller ile komşu olarak yaşamışlardır. (Svan ve Migreller ile)
b) Dışarıdan gelecek bazı tehlikelere karşı (Arap, Türk vs) bazı zamanlarda güçlerini birleştirmişlerdir.
c) Kartveller ile genel Kafkas kültürünü paylaşmışlar, fakat yine de 1864'e kadar Kuzey Batı Kafkasya'nın anavatanının güneyinde yerleşmiş Kuzey Batı Kafkaslarından farklı kalmışlardır. Daha sonra Kartvellerin topraklarına tecavüz etmeleri ve bununla beraber gelen Gürcistanlılaştırma/Kartvelleştirilme tutumuna çok içerlemişlerdir. Bugün Abhazların gördüğü ana tehdit, lisanları ve kültürlerinin devamlılığı/geçerliliğine Tiflis'ten gelen tehdittir. Bu durum Abhazların bölgesel bağımsızlıklarının ayrı ve tam bir cumhuriyet şeklinde ya yeni şekillenen USSR içerisinde ya da kaderlerini diğer Kuzey Kafkaslar ile paylaşabilecekleri, Dağlık Kafkas Cumhuriyetlerinde kurmaları zorunluluğu kararını verdirmiştir. Tartışmanın detayları aşağıda gözden geçirilmektedir.

Abhazya'nın tarihi yerleşimi

Klasik Abazgionslar geleneksel olarak tanımlamaları Abaza olan ve 14. yüzyıl kuzeydoğusundaki topraklara göç etmeden önce Abhazya'da bir yerlerde yaşayan Abazionsların atası sayılırlar. Klasik Absilon ethonimini Graeco-Roman teşebbüsü olarak ve kendi tanımlamalarını Aps-wa şeklinde yapabilmek için bir imkan olarak görmüşlerdir. Klasik Sanigai Abhazca'da a-sai (çoğul -a-sai-k a) diye çağrılan bir kabile olarak tanımlanır. Bir zamanlar Abhaz bölgesinin kuzeyinde yaşamışlardır. Türk gezgini Evliya Çelebi 1640'larda bu bölgeyi ziyaret etmiş ve bize Sadzian Abazaslara atfettiği bir lisanın örneklerini sıralamıştır. (Puturidze 1971-107) 1886 sonlarında mevcut nüfusun dökümü şöyleydi;

Abhazlar

58.%1,
Migreller
3.474,
Gürcüler
515
Ruslar
972,
Ermeniler
1.337,
Estonyalılar
637,
Yunanlılar
2.056,
diğerleri
1.460.

Sonraları yapılan (1979'dan önce) çeşitli nüfus sayımları en geniş 3 yerel grubu aşağıdaki şekilde belirtmektedir.

Abhazya'da nüfusla ilgili değişmeler (1897-1970)

1897
1926
1939 1959
1970
Abhazlar 58.697 55.918 56.147 61.197 77.276
Kartveller 25.875
67.494 91.067 158.221 199.595
Ruslar 5.135 20.456 60.201 86.715 92.889

Bu toprakların Kartvellere ait olduğu tartışmalarının gelişiminde 2 değişik strateji Kartveller tarafından benimsenmiştir. Bunlardan daha az itiraz edilebilir olanı şudur;-Abhazların bu topraklarda eski hakları bulunmaktadır. Buna rağmen Kartveller bu topraklarda ilk olma statülerinin yanında, yukarıda verilen şemada sunulan problemler olmasına rağmen o bölgede her zaman nüfusun çoğunluğunu oluşturmuşlardır. İtiraz edilen durum ise Abhazların bu bölgede olan varlıklarının sadece 500 yıl öncesine dayandırıldığıdır. Strateji (a) istemeyerekte olsa Abazgions=Abaiplons, Apsilioj=Abhazlar doğrultusuna izin verir. Strateji (b) ise, 1940 yıllarında ortaya çıktı. Strateji (b)yi P'aule Ingorog'va "Luminary" gazetesinde ortaya çıkarmış ve daha sonrada bu tartışmayı kendisinin anıtsal sayılabilecek "giorgi meraule" ,gazetesinde, kitabında 4. bölümde tekrar etmiştir (954). Oset olarak İngorog'un iddia ettiği, konuşulan Abhazlar ortaçağ Gürcü kaynaklarına göre bir Kartvel kavmiydiler.

Kendisinin iddiasına göre bu sonuncu Abhazlar Kuzey Kafkasya'dan l7.yüzyılda gelerek yerleştiler. Kartvellerin yerleşim yerlerini aldılar ve bunu yerinden çıkarılan nüfusa benimsettiler. İngorog'un bu garip teorisinin bir kısmı da Evliya Çelebi'nin şahitliğinden oluşmuştur.

Evliya Çelebi'ye göre o günün Abhazları (17 yy) Migrelce konuşmaktaydılar. İngorog'un bu teorisi, lehinde olmak üzere Q'auxcisuili ve fenotikçi Giorge Axulediana tarafından da basıldı.

İngorog 1933-1953 yılları arasında yürütülen Abhaz karşıtı politikaların geri tepmesi ile itibarını kaybetti. Ayrıca burada tarihteki bir çarpıklığı belli etmekte yarar vardır, çünkü İngorog'un fikirleri bugün bile bazı çevrelerce yeniden yaydırılmaya çalışılmaktadır. 21 Nisan 1989'da Kritik "Rost'om Chxeidze" köşesinde İngorog'a itibarını geri kazandırmak amacı ile çok övgülü bir yazı yazmış ve Batı Gürcistan tarihi ile önemli tarihsel gelişmelerden bahsederek yardım etmeye çalışmıştır. Gene 1989 yılında Gamsakhurdia kendi başına resmi olmayan Letopis 4 (Tarih 4) adlı bir küçük kitapçık yayınlamıştır. Bu kitapta Migrellere Abhaz karşıtı dalgalanmaların nasıl olacağı anlatılmakta ve Abhaz bölgesinin gerçek sahiplerinin Migreller olduğunun anlaşılması için İngorog'un kitabının okunması gerektiği vurgulanmaktadır. 6 Eylül 1989'da gene bir gazetede (Kartulipilmi-Gürcü filmi) Gamsakhurdia A. Sukhorov'a ait ve Abhazların 2-3 yy önce nasıl Abhazya'ya geldiklerini anlatan bir yazı yazmıştı. 1989-1990 yılbaşısı ardından Saxalxo Garatleba (Popüler Eğitim) adlı gazetede Svan dili uzmanı Alexsandra Oniani, Abhazların Gürcistan'a geliş tarihlerini 400-500 yıl öncesine dayandırarak Ingorov'un hipotezini destekleyici kısa ve iki parça yazı yazmıştır. Tahminen Oniani, Evliya Çelebi kayıtlarının doğru tercümesinin Abhazların l7.yy'da göç ettiklerine dair iddialarını desteklemeyeceğini bilmişti. Son olarak da Tarih Profösörü Maram Larleipaııidze "Literary Georgia" gazetesinde Ingorog'u Abhaz yaratılışı ile ilgili 3 bilimsel teoriden birinin yazarı olarak tanımlayıp onura ediyordu. Panidze, Ingorog'un tezini kendi adına onaylamadığını belirtmesine rağmen, hala Gürcü listesinde "değişik bir lisanın (Migrelce) R.K'odor'de ortaya çıkışı 17. yy rastlamaktadır" şeklinde düşüncelerini ifade etmektedir. Belki de Panidze 1404 yılında Kafkasya'yı boydan boya geçen Johaımeste Galonifontious'un seyahat günlüğünün varlığından habersizdir. Johannes de Galoniffontibus, "Bu Circassionların ötesinde küçük tepecikli bir ülke olan Abhazya vardır ve kendi özel lisanlarını konuşmaktadırlar. Onların doğusunda Gürcistan yönünde yayılan ülke ise Migrelia'dır. Onlarında kendi özel lisanları mevcuttur. Gürcistan ise bu ülkenin doğusundadır ve komple bir bütün değildir. Onların da kendilerine ait özel bir lisanları vardır" (Tardy 1978) diye yazmıştır. Buna rağmen belki de, Lortkipanizde, oğluna takma ad olarak Apsor lisanında "aydınlatan/parlaklık" anlamına gelen "Laşra" adını veren büyük Gürcü Kraliçesi Tamar'dan (1148-1213) habersizdir. Abhazca'da parlaklık/aydınlatma kelimesi a-laşa'dır. A-Laşa kesin olarak "Apşar" ın tercüme edilmiş Aps-wa manasında olduğunu göstermektedir.

Samurzaglar: Migrelleşen Abhazlar

Abhazya'nın güney sınırının tarihi gelişimi ile ilgili olarak yukarıda anlatılanlardan sonra, Abhazya'nın güney sınırlarının Samurzag'ano malı iken tam bir kesinlik kazanabileceği ortaya çıkmaktadır. Fakat Abhazya sorun olmamıştır. Bir zamanların problemi; Samurzag'anoluların Abhazya ve Migrelia'yı ellerinde tutmaları, tarih ve Gürcülük arasındaki problemlere devamlı bir köprü olmaktadır. 1877'de Gürcistanlı eğitimci ve yazar Lak'ob Gogebasvili'nin seri gazete makaleleri yayınlandı. Makalenin başlığı "Abhazya'ya kim yerleşmelidir" idi. Türkiye'ye yerleşim için son Abhaz göç dalgası yeni oluşmuştu ki Gogebasuli "Abhazya'nın bir daha kendi çocuklarını göremeyeceği" gerçeği görüşüne yönelmiştir. Abhazların kuraklar dolayısı ile yayılan sıtmaya yüzyıllar boyunca alışagelmiş,olduğunu dikkate alarak Gogebasvili kimlerin kolonizer olarak yollanması sorusuna gerçek kolonistlerin Migrellerden oluşması gerekliliği şeklinde yorum getirmiştir. İlave olarak, Migreller, Kartveller içerisindeki yeni durumlara en çabuk ve ustaca adapte olanlarıdır. Migreller Suhum ve Oçamçıra'da ticaret kontrolünü ellerine geçirmişler ve Migrelia'da bir toprak yetmezliğine neden olmuşlardır. Sonuç olarak Abhazya'ya diğer milletlerin yerleşeceği söz konusu olunca Migreller kendilerini suni denebilecek bir şekilde, acele ile buralara yerleştirmişlerdir. 1903 Yılında Tedo Saxok'a bu durumu ve Migrellerin zekasını, doğrulayan yazısını yazarken, savaşı takiben Migrellerin bölgeye akımının yerel ticaret aktivitesini bayağı arttırdığını belirtmiştir. (1985-401) Buna rağmen görüşleri içerisinde Gogebasvili, Samurzag'ano oturanları için şu açık yorumu eklemiştir; "Politik bir görüş içersinde Migreller de en az Muscovitesler kadar Rusdurlar. Bu yönden bakıldığında, etkinliklerini ilişkide bulundukları diğer kavimler üzerinde kullanabilirler."

Verilen bu gerçeğin göze çarpan ispatı ise; Abhaz ırkının bir kavmi olan Samurzag'anoluların Migreller ile daimi ilişkileri sonucunda, tamamı ile bir Rus uyruğu haline gelmeleridir. Gogebasvili'nin çok iyi tanınan okul kitabı "Bunebis k'on" (Doğanın kapısı)'de yazdığı "Migreller ve Samurzaglar aynı insanlardır" gerçeğinden bakıldığında bu inceleme çok başarılıdır. 1989 yılında Samurzagların etnik statüleri üzerine bir tartışma "Cheruomorskij Vstnik" gazetesinde yer aldı. 8 Mayıs'ta aşağıdaki tartışma metni K.Macavariani (KM) ve Samurzag takma adlı Uru Gua
(UG) arasında yer almıştır;

(UG)- Bana niye bu soruları soruyorsun?

(KM)- Bazı insanlar Samurzaglıların Migrel olduklarını söylüyorlar, onların ayrıca hep Migrelce konuşmuş olduklarına ve konuştuklarını ve tüm Samurzag'ano'nun Migrel prensliğinin bir parçasından şekillendiğini söylüyorlar.

(UG)- Sen ne diyorsun? Sana şunu söyleyeyim; babamı ve dedemi çok iyi hatırlayabiliyorum. Hiçbir zaman Migrelce konuşmadılar. Herkes Abhaz lisanı ile konuşmuştu. Örnek olarak Bedia, Chxoıtdi, Okumi, Gali, Tsorce halklarını al, her yerde büyükler arasında Abhazca duyarsın. Eğer Saberio, Ot'obiaia, Dixarzurgi'de Abhazlar Migrelce konuşuyorlarsa, bu o köylerde oturan insanlara Migreller ile olan yakın ilişkilerden dolayı teşekkür edilmesini gerektirir. İsimlerimiz, soyadlarımız, adetlerimiz, gelenek ve hatta inançlarımız bizim Migrel olmadığımızı kanıtlamıyor mu? 1850'lerde Samurzag'ın hemen hemen hiçbir yerinde Migrelce duyamazdın, ondan sonra da Migrelce bir merak konusuydu. Ayrıca sana kim olduğunu sorabilir miyim?

(KM)- Bir Gürcü.

(UG)- Abhaz ve Migrel lisanını nerede öğrendin?

(KM)- Migrelia'da doğdum fakat Samurzag ve Abhazya'da büyüdüm. 1913 yılında Mac avarini 33.639 Abhaz'ı Samurzag'a yerleştirdi. Bugün Abhazların yaptığı suçlama, Menşevik yetkililerinin 1919'da 30.000 Samurzaglı Abhazı zorla Gürcü yaptıkları ve bu işlemin 1926 nüfus sayımına kadar devam ettiğidir. Dolayısı ile Abhazlar bu nüfus sayımının her zaman tam bir şüpheye açık olduğunu göstermektedir. Gerçekten de Abhazya'daki Abhaz ve Kartvel nüfusunun 1897-1926 arasındaki hareket/figürlerine bir bakmak dahi ortada bir gariplik olduğunu belli etmektedir. Lezavo (1989.13 FF) bu konu hakkında "Doğal bir benzerlik" şeklinde konuşmaktadır. Doğrusu ne olursa olsun, herkesin hem fikir olduğu şey Gali bölgesinin bugün Migrelleştiğidir. 1990 yılında Rustaveli topluluğu tarafından yayınlanan -Gürcistan- Bir Küçük İmparatorluk- adlı broşür (A.Sakharow tarafından 1989 yılında Ogenek dergisinde yapılan suçlamaya karşılık) Anteleva sadece Suhum ve Ingur arasında oturanların yerelliğini sorgulamıyor, aynı zamanda da Abhaz liderlerin nasıl Suhum'un kendilerinin olduğunu iddia ettiklerini- "Nüfus çoğunluğu hep Gürcüydü ve öyle olacak" -soruyordu. İlave notunda ise 1886'da Abhazların burada sadece 3 hane olarak bulunduklarını belirtiyordu. Bu Gürcülere verilen istatistikleri onların nasıl yanlış kullandıklarının iyi bir örneğidir. Eski yerli Abhazların Suhum civarına (20 km mesafe) yerleşme hakları ellerinden alındı ve yeryüzünde onlar değersiz birer varlık olarak nitelendirildiler. Yukarıdaki bu sözler Saxok'ia (1985.381)'nın ifadesidir. Abhazya'da Gürcü lisanı pek seyrek duyulabilir. Abhazlar Rusça ve Abhazca konuşurlar. Bu ikiliye ilave olarak Migrelce de vardır. Abhazya'yı içine alan Gürcistan, Rusça konuşulan dünya ile tüm bağlarını koparsa idi; doğal bir gelişme olarak oradaki azınlık Rusça yerine Gürcüce konuşacaktı. 4 Mart 1921'de Sovyet gücünün kurulması, Abhazlar tarafından Demokratik Gürcü Cumhuriyeti ve baskıcı Menşevik Parti'den kurtuluş olarak algılandı. (İbid 79). Fakat bu gücün zayıf düşmesi (31 Mart 1921) ile Abhaz Cumhuriyeti önce anlaşmalı-Cumhuriyet durumuna düşüp (16 Aralık 1921) daha sonra 1931 yılında da Gürcistan içerisinde Özerk Cumhuriyet oldu.

Kültürel ve linguistik deformasyon

Migrel Lavrent'i Beria 1931'de Gürcü Partisi Başkanlığı'na ve 1932'de Transkafkasya Parti Komitesi Başkanlığı'na atandı. 1923'den 1953'e kadar ki zaman diliminde kendisi ve Stalin ölene kadar Abhaz düşmanı bir politika yaratıp/yürüttü. Tüm Sovyet Cumhuriyetlerini etkileyen (1936-1938)-(Gürcü-Kartvel sakinleri de dahil) "terör"den başka olarak, Abhazya, birçok insanın buralara getirilip, sığıntı şeklinde yerleştirilmelerini ve bunun gibi olayları çok fazlaca gördü. Bu olayların sonucunda Abhaz nüfusu yüzde 20'nin altına düştü. 1938 yılında, Cyrillic "Genç Yazılı Diller" (mesela Abhazca) için yazım-sistemi merkezi olarak tanıtıldığında, Abhazca Sovyet bölgesinde olmak üzere cehaletin amacı ile "edebi lisan" statüsünde ödül almıştı bile. Daha sonra Abhazca (Osetçe de dahil) zorla Gürcü el yazısına adapte edildi. (1953'e kadar) 40'lı yılların ortalarından itibaren Gürcü Partisi vekili Kandid Charkvıanı's ve Suhum'u kontrol eden Ak'ak Mglodze liderliğinde Abhazca eğitim iptal edildi ve Abhazca eğitim yapan okullar Gürcü lisanı ile eğitim yapan okullara çevrildi. Aynı zamanda Abhazca yayınların yapılması da durduruldu. Abhazların tamamının Orta Asya'ya transfer edileceğine dair bir plan olduğu inanışı çok geniş bir şekilde yayıldı. Daha önce bahsettiğim Ingorog teorisi; bir çeşit "bilimsel haklı çıkarma" esasına göre Abhazların bölgeden yollanmaları sağlanacak ve bu şekilde Abhazların bölgede hiç bir hakları olmadığı söylenebilecektir. (Şu anda bile belirli çevrelerce söylenmektedir) 40 yaşlarında meşhur bir Abhazın ölümünden önce şu açıklamayı yaptığı belirtildi; Yetkililer savaş yıllarında insanların doğu topraklarına nakil olmaları ile beraber çıkabilecek bir ayaklanmayı uzak tutmak/etkisiz hale getirmek istemişlerdi. Beria'nın Kartvelleri yapay olarak diğer insanlar ile karıştırması -ki bu insanlar kendi topraklarında müşkül duruma düşmüşlerdi- ve bunun yanında da Chark'viani-Mgelodze's'in okulları kapatması, yerel yayınların yapılmasını durdurması eylemleri ile yaklaşık iki jenerasyon içerisinde Abhazların Gürcülüleştirme (Migrelleştirilme) işini halledeceklerine de inanmışlardı. 1953 ile 1979 yılı arasındaki bilgilerin birçoğu, Ameukalı "Sovyelist" Darrel Slider (1985)'ın yaptığı çalışmaların içerisinde bulunabilir. Darrel yaptığı inceleme de; "Abhazlara karşı uygulanan zarar verici politikalar üzerine Abhaz kültürü ve lisanı duruşa geçti. Fakat Abhazların yeniden yerel politikaya atılmaları, okulların yeniden açılması, Radyo yayıncılığına önem verilmesi ve yayıncılık işlerinin başlaması ile yeniden bir seviyeye döndü. Bu seviye Sovyet Gürcistan'ın diğer bölgeleri ile karşılaştırıldığında iyi bir görüntü vermiyordu. Yüksek eğitime geçiş alanlarında, sanayileşmede geri kalmışlık vardı ve bu açıklık Tiflis yetkililerince her bir sermaye oranına göre yapılan bütçede % 40 dolayında belirtiliyordu" demiştir. 1977-78 yıllarında yeni Brezhnevite anayasasının şekillenmesi üzerine tüm birlik kapsamında düşünülürken sorunlar ortaya çıktı. Kartveller bu durumu kullanarak Tiflis'te Gürcü lisanının Cumhuriyet Anayasası içerisinde korunması haklarıyla ilgili gösteriler yaptılar. Daha sonra 130 kadar meşhur/tanınmış Abhaz Kremlin'e ülkelerinde gördükleri "Gürcüleştirilme" hareketlerine karşı şikayetlerini listeledikleri bir mektup yollamışlardı. Abhazlar Gürcistan'dan uzaklaşmayı ve Rus Federasyonu ile birleşmeyi amaçlamışlardı. O zamanlar bu oldukça cesur bir adımdı. 1978 yılında halkı rahatsız edici olaylar çıkmaya başladı. Bölgeye asker yollanması zorunluluğu ortaya çıktı ve bu batılı basında yer aldı. Karşılık olarak Moskova'dan bir heyet buraya geldi ve bölgedeki durumun düzelebilmesi için bir takım önerilerde bulundular. Slider'in kelimeleri ile; "Esasında, Gürcü bir lider Abhazlar tarafından yapılan şikayetlerin kanuni/doğru olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı."
Genel bütçenin arttırılması, Suhum Pedogoloji Enstitüsü'nün üniversite ayarına çıkarılması (Gürcistan'daki ikinci üniversite), Tiflis Üniversitesi'nde Abhaz öğrencilere kontenjan yaratılması, Abhaz TV yayınlarının tanıtılması, basılı yayıncılığın artması ve yerel teşebbüslerin gelişmesi gibi değişiklikler yapıldı. Ama sonuçta Moskova, Abhazya'nın Gürcistan'dan uzaklaşması ya da Gürcü lisanının Anayasal tanırlılığının Abhazya'dan kaldırılması gibi istekleri reddetti. 1978 ve 79 yılında yapılan değişiklikler henüz uzun süreli esas bir değişim getirmemiştir.

37 bin imzalı bir mektubun etrafındaki tartışmalar

"Abhazian Letter"in son 8 sayfası bugünün problemlerini anlatmaktadır(1988). Özde, esas itham Abhaz özerkliğinin hikaye olarak nitelendirilmesidir. Abhazlar hükümette sözde bazı yerleri ellerinde tutmakta buna karşılık tüm can alıcı ve önemli kararlar Tiflis'te alınmakta ve Kartvellerin lehine olmaktadır. Kartvellerin kuvveti eskisinden daha gizli ve kurnaz bir durumdadır. Fakat 1988'deki kritik soru olan toprak devamlılığı ile ilgili politika Menşeviklerin başlamış olduğu ve Beria ve arkadaşlarının yeniden aktif hale getirdiği politikasının devamıdır. Önerilmiş olan çözüm ise statülerin köklü şekilde değiştirilmesi ve orijinal Abhaz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin yeniden yaratılması idi. Bu şekilde de, Abhazlar bundan böyle kendi kaderlerini kendileri kontrol edebilirlerdi.

Abhaz mektubunun varlığının Gürcistan merkezindeki genel halka nasıl gittiği pek bilinmemektedir.
Mektuptaki istek/talepler 18 Mart 1989'da Lyxny'de yapılan ve Lyxny deklarasyonu olarak bilinen bir mitingde 37.000 kişi tarafından imzalanarak etkili bir onay almıştır. (Kartvellerden olduğu kadar onların arasında bulunan Abhaz olmayanlardan da). Bu olay çok acele bir şekilde Tiflis'te ana haber haline geldi. Sonuçları ise korkunçtu.

Abhaz karşıtı bir kampanya resmi olmayan çeşitli parti liderleri tarafından başlatıldı. Kampanya, Abhazlara "Apswas" diyen bu münasebetle "gerçek Abhazlar aslında başka insanlardır" yorumunu yapanlar arasında başlatılmıştı. Bundan sonra Rustavelli topluluğu başkanı Ak'ak Bakradze'nin bir toplantıda "Suhum'daki Migreller, Karadeniz kıyılarında yerleşmiş olan Abhazların soyundan gelmektedir/ torunlarıdır" dediği bildirildi. Başlatılmış kampanyanın Cumhuriyet yetkililerince de onaylanması gerektiğini savunan ve Abhaz şahsiyetlerine olduğu kadar Abhaz tarihine de saldıran/iftira eden büyük bir yazı serisi Gürcü gazeteleri ve yayın organlarında başlatılmış ve yürütülmüştü. Abhaz Bölge Üniversitesinin Gürcü Bölümündeki öğrenci ve personel Rusların üniversite işlerine karışmalarına karşı kışkırtıldılar (Abhazlar bunun tamamen düzmece olduğunu söylüyorlar).

Bu durum üzerine Gürcü Yüksek Eğitim bölümü başkanı Tiflis Üniversitesi'nin Suhum'da mevcut bulunan üniversitesinin Gürcü kısmında bir şubenin açılacağı anonsunu yaptı. Kendi yüksek eğitim sistemleri için bu işin bir tehdit oluşturduğunu anlayan Abhazlar bu duruma karşı kuvvetli fakat kanuni bir kampanya ile karşı çıktılar. Moskova'dan resmi bir komisyonun atanması, durumu kınayıp durdurması ile de başarılı oldular.

Buna rağmen sınavlara girişlerin durdurulması için yapılan planlar ileriye gitti ve 15 Temmuz'da Suhum'da 16 Temmuz'da Oçamçıra'da bu işin sonucu olarak ciddi uyuşmazlıklar ortaya çıktı. Rus gazetecisi Victor Popkov bu konu ile ilgili şahsi araştırmaları içerisinde, bu uyuşmazlıkların ardında Kartvellerin olduğunu açıkça ifade etmektedir. Şu anda durumda normal olarak gergin vaziyettedir. Ardzınba ve Aydgılara birliği önderliğinde Ulusal Abhaz formu (İlk Başkam Alezi Gogua, şimdiki Başkanı Arkeolog Sergei Shamba'dır) kendi davalarını bir modernizasyon ve gurur çerçevesi içerisinde yürütmektedirler. 21 Haziran 1991 yılında "Gürcü Edebiyatı" adlı gazetede 2 Kartvel ile röportaj yapan Şhamda şunu yazmıştır:
"Bu sene içerisinde Tiflis hükümetinin bize yüksek rütbeli/konumlu insanlar yollayacağı büyük bir ihtimal dahilindedir. Bu yetkililer yine anayasamıza karşı çıkacaklardır."

Fakat sonradan yeni birliğin anlaşma konusu ortaya çıkınca Abhazya'nın Gürcistan'dan atılması tehlikesi ortaya çıkıyordu. Bize gelen dilekler bu anlaşmayı imzalamayarak farklı tutumumuzun ortaya konulması yolundaydı. Bakın şimdi bize gelen bir deklarasyon hiçbir korkumuz olmamasını ve gerçek özerkliğimizi alacağımızı söylüyor. Bu eski bir tartışma/diyalogun uzantısıdır. "Özerklik" dedikleri şey nedir? Özerklik hakkı halihazırda Abhaz ve Gürcü anayasaları da vardır. Bu durumdan artık hiç memnun değiliz. Abhazya'da yaşayan her Abhaz bu durumun tek kelimesine bile itiraz edecektir. 1989 uyuşmazlığında, o devrede, devamında olan olaylar Abhaz milleti içerisinde en basitinden en seçkinine kadar müthiş bir dayanışma yaratmıştır. Sadece Tiflis'te yaşayan ve burada kariyer yapmış bazı Abhazlar teessüf edilecek şekilde bu durumun dışındadırlar. "Abhaz Letter"ı çürütmek amacı ile bir grup akademili tarafından yazılmış "Doğunun Doğuşu" adlı eser (28-29-30 Temmuz 1989) ne yazık ki bu yazıyı "hazırladığım sıralarda elimde yoktu. (Temmuz 1991) Fakat "Letter"a cevap olarak Edebiyatçı Roman Miminosvili ve Yazar Guram Pandzhik tarafından 1990 yılında yayınlanmış 119 sayfa olan "Simarthe Opxazetze" (Abhazya hakkındaki gerçek) adlı kitap elimdeydi. Yazım stili ve içeriği bakımından tipik bir Kartvel üslubu taşıyan kitap, kibirli, karşısındaki ile alay eden, ön yargılı değerleri hiçe sayan ve zarar vermekten kaçınmayan bir üslup içerisinde yazılmıştır. Birçok Kartvelin daha önceden yapmış oldukları saldırı ve savunmaları da (yazım yolu ile) bu kitapta tekrar edilmiştir. Diğer bir kısmı ise aşağıda size sunulmaktadır:

"Abhazya Gürcistan'ın bir parçası olduğundan beri Abhazları "Gürcüleştirme" şikayetleri yalandır. Bu tür konuşmalar yalan ve ayrılıkçıdır. Menşevik zamanındaki güç kullanımı Gürcülere karşı bir suçlama olarak kullanılamaz, çünkü onlar Bolşevik ve Denikin komutası altındaki Beyaz Ruslardan topraklarını korumaya çalışıyorlardı. 1918 baharındaki Bolşevik ayaklanması Menşevik Gürcüleri tarafından değil, Transkafkasya Parlamentosu tarafından bastırılmıştır. Bu gerçek iyi bilinmelidir."

Fakat daha sonra yazdıkları ve esefle karşılanması gereken 6 sayfada şu gerçeği gözden kaçırdılar; Gürcü Demokratik Cumhuriyeti'nin Menşevik Hükümeti Bolşevik gösterilerini bastırıyordu. Bunun ispatı ise; eski Kartvel fikirleri Abhazlara yabancı değildir. Etkilenmiş bir Abhaz Komitesi 1916 yılında Tiflis'te Tsarit Genel Valisi'ni ziyaret etmiş ve Abhazya'nın bölgeden ayrılamayacağını fakat kendi bölgelerini kendileri yönetemeyecekler ise Abhazya'nın Kutaisi (Batı Gürcistan) bölgesinin parçası olması gerektiğini söylemiştir. Abhazlar bugün minnettar olmayı bilmeyen ve büyük imtiyazlı bir azınlık olarak suçlanmaktadır. Sayısı 100.000'den az olan hangi milletin a) Kendi üniversitesi, b)TV kanalı, c) Toplam nüfusunun %18'i kendi bölgelerinde önemli pozisyonlarda bulunmakta özelliğinin nasıl olduğu sorgulanmaktadır. Kartveller bu sorunlu noktaları belirtirken, Abhaz Üniversitesi'nin bu üçlü (Abhaz-Gürcü-Rus) içerisindeki en küçük olduğunu ve ismine rağmen her zaman Batı Gürcistan isteklerine hizmet vermek amacı ile çalıştırıldığını, kendi halklarına hiçbir zaman söylemezler. Abhazya'da TV yayıncılığı başladığında haftada sadece 2,5 saat yayın yapılıyordu. 1989'da bu yayınlar 3 saate çıkarılmıştı. Programlar ise Tiflis'ten kaynaklanan Gürcü maskesi taşımaktaydı. İlginç olan şey John Russel'in şu karşılaştırmayı yapmasıdır:

"Kartveller Sovyet nüfusunun % 1.4'ünü teşkil etmekte; buna karşılık Kongre milletvekillerinin yüzde 3.2'sini ve Yüksek Sovyet'in % 3.7'sini teşkil etmekteydiler. Daha sonra 2 kişi şahsi huy/sebeplerinden dolayı görevlerinden alındılar. Ardzınba aşırıya kaçmaktan ve etnograf Shal ve Inal-İpa'da kendini akademili olarak maskeleyen bir şarlatan olmaktan, ki ve ona yapılan suçlama ise Abhaz bilim adamlarını küçük düşürmek idi. Inal-İpa'nın 1986 kitabında bir pasaj şöyledir:

"1952 Yılında Esva'nın bir köyünde 70 yaşında birine olan bu sözleri kaydettim. Karadeniz'in tüm Kafkas kıyısı bir zamanlar Kalxa diye adlandırılırdı. Kalxa nüfusu Abhazca konuşurdu. Sınırları güneyden kuzeye yayılmış ve Abhaz krallığı tarafından yönetiliyordu. Kralların güçlü orduları ve 350'ye yakın kaleleri vardı."

Bu durum Abhazların bu topraklar üzerinde "hakları olduğu" iddialarını ispat etmektedir. Ne yazıktır ki yazarların gözleri bir sonraki satırdakileri görmeden geçmiştir.
"Bir kelime ile eski yada yeni ifadeler içerisinde, Abhazların varlığının abartılmış olduğu şeklinde yorumlar bulunur ise; bu tamamı ile bir yanlıştır."

Sayfa 108'de Miminosvili ve Pandhzik şöyle yazıyor:
"Ne yazık ki bu kanıya ulaşmak için "onlar" bizim yukarıdakilere ikna olduğumuz gibi bilim adamları, aydınlar sınıfı üyeleri veyahut normal sınıftan insanlara bile iftira atmak, rüşvet, yalanlar, demagoji, politik utanmazlıklar ve kim bilir daha nelere başvurdular. Sanırım ki okuyucular "Onlar"ın kim
olduklarını anlayabilirler. Belki de okuyucular Kartvellerin kendilerini savunmak için neden ilk etapta böyle üç kağıtlara başvurduklarını düşünmek isteyebilirler.

Tarafların gelecek beklentileri

Abhazlar bu mücadeleyi temel olarak lisan ve kültürlerinin korunması ya da bir cümle ile kendilerinin ayrı kimliklerini koruma olarak görmektedirler. Kartveller ise kesinlikle bir parça bile toprak kaybını istememektedirler. Çünkü bu özgür Gürcistan'ı ve beraberinde ihtiyaç duyulan dövizi Suhum, Pitsunda, Gagra gibi şehirlerin turizm potansiyeli sayesinde kazandıracak bir mücadeledir. Kartvellerin özgür bir Gürcistan istekleri doğrultusunda Abhazların yerlerinden edilmeleri gibi bir şans var mıdır? Yukarıda verilen tüm genel bilgilerden gayet iyi anlaşılabileceği gibi bu kesinlikle düşünülmeyecek bir şanstır/ihtimaldir. Yukarıda tüm söylenenlere rağmen her kim ki Abhaz liderliğine doğru yol alır, Gürcistan'ın başındaki Gamsakhurdia gerçeğini göz önüne almalıdır. The Times'den Anatol Liwen ile yaptığı röportajda kendisine Abhazya ile ilgili tutumu sorulduğunda şöyle cevaplanmıştır:
"Abhaz halkı aslında özerkliği hak etmiştir, fakat bu şekilde değil."

Abhazlar çok iyi bilirler ki 1990 Aralık ayında Güney Osetleri "özerkliğiniz benim etlerimde garanti altında" diye temin ederken 1 haftadan kısa bir süre içerisinde Güney Osetya Özerk bölgesini iptal etmiştir. 1989 yılı başlarında yazılan "Chronicle 4" de ki bu diğerleri ve Gamsakhurdia'nın Gürcü Helsinki Grubu tarafından da desteklenmişti. Abhazya'da bulunan bölgeleri hangilerinde Kartveller fazla ise (Gali, Gulripsh, Gagra Sohum ve Oçamçira'nın bir kısmı) oraların direk olarak Tiflis kontrolü altına girmesi gerektiğini belirtmiştir. (Russ.Okrugi) Aynı öneri Anteleva tarafından da yapılmıştır. (1980 sayfa 27) Bu durum ciddi bir şekilde ele alınmalıdır. Yukarıdakilere ilave olarak, alternatif parlamento üyesi (Ulusal Kongre) karşıt partiler, örnek olarak Gia Ch'ant'una'nın ulusal demokrat partisi, Batı Gürcistan içerisinde Gamsakhurdia'nın yeni başlayan diktatörlüğü, rakiplerini hapsettirmesi, kendisini desteklemeyen gazeteleri kapatması vs gibi eylemlerini şikayet eden dokümanlar dolaştırmaya başladılar. Ch'anturia'nın karısı Mayıs 1991 yılında Gürcistan hakkında BBC'ye konuşurken bu durumu kısa ve öz olarak tanımlamıştır:"Neo-Bolşevizm".

Eğer böyle bir şahıs ile bu tür baskılı bir ortamda uyuşmak mümkün olmuyor ise, yeni bir rejim altında Gürcistan ile bir beraberlik daha makul olmaz mı? Kartvel politikasındaki politikacılardan ulusal kongreye seçilen bin çıkıp da Azınlıklara karşı daha olumlu bir tutumu üstü kapalıda olsa ortaya çıkaramaz mı? Sorisvili bir röportajda Gamsakhurdia'yı Güney Osetlerin içindeki korkuyu artırmak ile suçlamıştır.
Eğer, geriye 1989'a bakılırsa Resmi olmayan partilerin hepsi yayın organlarının eşit şekilde kullanmaya başlayıp da kıymetli olmayan fikirlerinin özgürce sirkülasyonunu yaptıklarında, ifade ettikleri içerisinde Abhazya ile ilgili hiçbir şey yoktu. Tamamen yerel rahatsızlıkların Kremlin tarafından kışkırtıldığı fikir de birleşiyorlardı. Aslında bu durum Kartveller arasında hala fikir birliği içinde yapılan bir suçlamadır. Budem Lecit Bolezni yazdığı makalede "Kendi hastalıklarımızı tedavi ediyor alacağız" demiştir. Ch'ant'urie de şöyle yazmıştır:

"Bugünkü Abhazların ataları olan Adıge(Çerkes) kavminin Abhazya bölgesi içine gelmeleri 18. yüzyıl içerisinde idi." (Sayfa 56)

"Apswa'lar Adıgeler kökenli bir lisan konuşurdu. Bu durum, bu insanların Karadeniz Kıyılarındaki yerli insanlardan olmadıklarına dair ilave bir kanıttır." (Sayfa 57)

Benzer şekildeki ifadeler karşıt liderlerce kolayca üretilebilirdi. Batıda bazıları Gürcistan içersinde demokratik bir gelecek görebilir yada Ulusal Kongre'nin bazı fertleri bunu görüyor olabilirler, fakat Abhazlar bu partilerin içerisinde anlamlı/manalı bir değişiklik göremezler, özellikle de bu partilerden kendi sorunları söz konusu olduğunda!

Bu sorunlar son birkaç yıl içersinde Tiflis tarafından çıkarılan kin, nefret, şüphe gibi sorunlardır.
Gürcistan dışında Abhazya için nasıl bir gelecek söz konusu olabilecektir? 1989 Ağustos ayındaki ilk toplantısından itibaren Abhazlar Kafkas Dağ İnsanlar Asamblesi'nde aktif bir rol almaktadırlar; Adı Kavkaz olan gazetelerinin ilk sayısı 1 Ekim 1990'da çıkmıştır. Şunu söylemek doğru olabilir; Kuzey Kafkasların çok sayıdaki nüfusu, kendilerine güvenli bir gelecek yaratma çabasındaki Abhazların yanında olur ise; şu unutulmamalıdır; bu insanlar Yeltsin'in Rus Federasyonu içerisindeki çok etkili bir grup olabilirler. Abhazlar kendi başlarına özerk yada Dağlık Cumhuriyetlerin bir parçası da olsalar yeni USSR'ye girmeyi düşünüyorlar. Bu yolla karşılarında bir engel yada diken olacağı muhakkaktır; Kartvellerin (Aslı Migrel) nüfusa % 45.7 oranı gibi!

17 Mart 1991'de tüm birlik içinde yapılan referandum da Abhaz seçmenlerin % 52.3'ü oy kullandı. Bu durumun Kartveller tarafından genelde Gürcistan içerisinde boykot edildiği doğrudur. Oy kullanan Abhaz seçmenlerden % 98'6'sı birlik içindeki bağımsız cumhuriyetler içinde kalınmasına "Evet" oyu kullandı. Kartvellerin varlığı Abhazya'da nasıl başarılı olmuşsa olsun, eğer yaklaşık nüfusun yansı Tiflis'ten yönetilen Kartvellere bağlanır ise, bu kadar derin bölünmüş bir cumhuriyet için bir gelecek şansı olabilir mi?
Özellikle de aşağıdan demokrasi içerisinde seçilmiş temsilciler son 20-30 yılda yapıldığı gibi yukarıdan keyfice atanır ise.

Kartvel milliyetçilerinin iddialarının aksine, Abhazlar arasında Kartvellerin Abhazya'dan kovulması için hiç bir çağrı olmamıştır. Buna rağmen, Eger Gali bölgesinin sarılması şartı ile Abhazların kendi yollarına gitmelerine izin verilmesi gibi bir teklif gelir ise, bu teklif Samurzaq'ano için yapılan savaş hali hazırda kaybedilmiş sayılması şartı ile Abhaz liderler tarafından kabul edilebilir. Bu anlaşmayı da daha sonra Migrellerin Ghalidzga'nın kuzeyinde yeniden Gürcistan bölgesine yerleşmesi için gerekli yardım hazırlıkları aşaması takip edebilir. Bu durum l9. yüzyılda sürgün edilmiş birçok Abhazın torunlarına Ata bölgelerine dönmeleri için daha çok alan kazandıracaktır. Fakat yukarılarda belirtildiği gibi böyle bir teklif konunun ya hep ya hiç olduğu bir durumda gerçekleşmesi pek kolay olmayan bir tekliftir. Acaba Abhazya'daki Kartvelleri, Abhazya Cumhuriyeti içerisinde, kişisel rekabetin, mahvedici uyuşmazlıkların olduğu ve bunların kesinlikle arttığı bağımsız Gürcistan'dan daha rahat imkanlara kavuşabileceklerine
ikna etmenin bir yolu yok mudur? 1989 olayları içerisinde, Abhazya içindeki Kartvellerin Gürcistan'daki kardeşlerinin yaptığı gibi kendilerini silahlandırmamaları inanılmaz bir! rahatlamaydı. Ve kendilerinin kimliklerinin Gürcü olmadığının tanınması yolundaki seslerde Abhazya'da yaşayan Kartvellerden gelmekteydi. Gürcüler ve yol gösteren Migreller, örneğin Gamsakhurdia'nın kendisi gibi her zaman şiddetle bu lisanın korunmasını sağlamak için özel bir hazırlığın yapılması ihtiyacını reddetmiş/inkar etmişlerdir. Abhazya'daki Migreller eğer eğitim sisteminin Gürcü lisanı ile yapılacağı, onlar için ebedi bir lisan yaratıldığı şeklinde bir teklifle karşılaşsalar bile acaba buna karşı reaksiyonları ne olurdu? (Hem de bu değişiklik eğitimin bazı seviyelerinin, yayıncılığı, radyo ve TV yayıncılığın değişmesini icap ettirseydi.)
Abhazlar Migrelleri hiçbir zaman Gürcü olarak görmemişlerdir. Neden Migreller onların inanışlarına kıymet vermesinler? Birbirleri ile problemsiz yaşayan insanların suni olarak bölünmesini kimse düşünemez. Fakat Abhazların açıkça Gürcüler ile yaşama konusunda problemleri vardır. Donald Rayneld'in sözleri ile Pan-Gürcülüğün 1930'dan beri olan bir sonucu da Abhaz Migrel yerleşiminde birçok Migrel'in kendilerinin ne olduğunun değişmesi ve Migrellerin üzerine Gürcü-Abhaz ayrılığın yüklenmesidir. Eğer Abhazların kazanılmış hakları kişisel çıkarlar için kullanılacaksa, buna erişmenin bir yolu da Migrelleri Kartvel çoğunluktan ayırmaktır. Ingur boyunca Abhaz Migrelleri kendilerini "Gürcü" olarak gördükçe, Gürcistan'ı hiç bir zaman Rus Federasyonu ya da Slavik hükmü altındaki USSR (şimdiki CIS)'a katılmak için mümkün şekilde terk edemeyeceklerdir. Migrellerin resmi kimliklerinin tanınması uzun vadede en çok kendileri için faydalı olacaktır. Tiflis hükümeti hiçbir zaman Migrellerin (yada Svanların) lisanlarını kazanmaları için bir çaba göstermemiştir. Abhazya'daki Migrellerin yaşamlarını kurtarma yolunda savaş veren Abhazlara muhalefet etmek yerine, Abhazlarla iş birliği yapacaklarını varsaymak açık bir saflıktır. Aslında böyle bir iş birliği son zamanlarda her tarafında sorunlar olan Kafkasya'nın bir köşesinde barış kurulmasını sağlayabilir.

DİPNOT:

Gürcistan'da iktidar kavgası

Yukarıdaki yazı (bazı küçük bölümler hariç) 1991 Haziran ayında tamamlanmıştır. Bu not 1992 Mayıs ayında ilave edilmiştir. Araya giren aylar boyunca konu ile ilgili çok fazla olaylar olmuştur. Bu yazıyı son duruma getirmek benim vazifemdir. Ağustos 1991 ortalarında Gorbaçhev'in yeni birlik anlaşmasının imzalanması olayı vardı. Bu imzalama eski USSR'yi oluşturan insanların yeni bir birlik için onay vermeleriydi. Gamsakhurdia görüşmeler boyunca Gürcistan'ın boyun eğeceği yolunda hiç bir dokümanı imzalamayacağını söyledi. Beklenti Cumhuriyet yetkililerinin anlaşmayı ilk etapta imzalamaları böylece birkaç hafta sonra diğer değişik özellikler imzalanan eklerle ve eski cumhuriyetlerin eşit statüleri kazanılmış olurdu; Ardzınba anlaşmayı Eylül ayı içinde imzalamayı ve böylece Gürcistan dışında yukarıda önemi açıklanan komple cumhuriyet statüsünü yakalama başarısını sağlamayı bekliyordu. Gamsakhurdia hükümeti "Abhaz ayırılımına" karşı tutumlarını şüphesiz ki devam ettirdiler. Ağustos başlarında Gürcistan Eğitim Bakanı Temur Koridze, İçişleri Bakanı ve eski Judo şampiyonu "kaba" Svan Dilar Xabuliani'nin nutuk çektiği Suhum'da bir Kartvel genel-halk mitingi yapıldı. Koridze mitingde şunları söyleyerek yeminini gösterdi; "Eğer Abhazya anlaşmayı imzalarsa nehirler dolusu kan akacaktır."

Xabuliani'nin yardımı ise hükümetinin tarafsız kanun uygulamasını açıklamasaydı. Arkadaşları Kartvellere herhangi bir yerel savaşta, yerel polis gücünün Kartveller yanında olacağına söz verdi. Bu miting gizlilik ile filme alınıp Abhaz televizyonunda gösterildi. Fakat dikkatlice yapılan tüm planlara rağmen yeni birlik sulaşması Sovyet darbesi uyanışı sırasında güncelliğini kaybetti. Bu durum (darbe) birleşmenin acele ile ayrılıp dağılmasına neden oldu. Başarısız darbenin diğer sonucu ise; Gamsakhurdia rejimi içerisinde ciddi anlaşmazlıklar baş gösterdi. Başbakan Glorgi Xast'ariz ve Dışişleri Bakanı Tengiz Siqua görevlerinden ayrıldı. Olaylar da bu şekilde büyümeye devam etti.

Ki'tovani, Ulusal Koruma İdaresi, Gamsakhurdia'nın adamları dağıtması için verdiği emri dinlemedi.
Sıgua ve Ki'tovani kısa bir süre sonra karşıtlar ile beraber oldular ve Eylül ayının başında Tiflis sokaklarında olaylar başladı. Bu Abhazlar arasında kesin bir "Schadenfreude"i sağladı. Abhazlar dünyanın şimdiye kadar farkına varmadılarsa da, (Güney Osetya'da devam eden kanlı savaş ve 1989'da Abhazya'da verilen savaş) bundan sonra bu olayların farkına varacağını ve aynı zamanda dünyanın Abhaz ve Osetlerin Tiflis kontrolünden ayrılma isteklerinin zorlayacağım hissettiler. Eğer Kartveller birbirlerine bu şekilde ters düşerlerse kim onların azınlık haklarına saygı göstereceklerini bekleyebilirdi?

Karteller başka işlerle meşgul iken Abhazlar, Kuzey Kafkaslar ile görüşmelere ikna oldular. 2 Kasım 1991'de Suhum'da Kafkas Dağ İnsanları toplantısı yapıldı. Kasım 3'de katılımcılar "Kafkas Dağ İnsanları Konfederasyonu'nun Birlik Anlaşması" adlı dokümanını onayladılar. Yeni Konfederasyonun "18 Mayıs 1918'de kurulan Kuzey Kafkas Bağımsız Cumhuriyeti'nin kanuni varisleri" olduğu yazısını ilan ettiler. Katılımcıların tam listesi ise şöyleydi: Abazinler, Abhazlar, Avarlar, Adıgeler, Dorginionlar, Kabartaylar, Laklar, Kuzey Osetler, Güney Osetler, Çerkesler, Auxon Çeçenleri ve Shapsughlan. Kartvel politikacıları hükümetlerine karşı büyük bir sinirlilik içine düştüler. Karşıtlar ile birbirlerini vurup öldürmeye, bombalamaya başladılar. Bu olaylar 1991-1992 yılbaşı ve yeni yıl devamında başkentin tüm ana cadde/sokaklarında devam ediyordu. Bu kavga dünya yayıncılığı tarafından "detaylarını özetlemeye gerek yok" şeklinde bir koruma/saklama aldı. Gamsakhurdia'nın rejimi kendisini önce Ermenistan'a, oradan Migrelia başkenti Zugdidi (seyahatin bu kısmı ile ilgili tartışmalar olmuştur) ve oradan direkt olarak Suhum havaalanı yolu ile son olarak Çeçenistan'daki Grozni'ye kaçması ile çöktü.

Gamsakhurdia, Çeçenistan'da (bildirildiğine göre) Cumhurbaşkanı Dzhoxar(Cahar) Dudayev'in misafiri olarak kalmaktadır. Gamsakhurdia'nın kaçması sırasında gücü eline alan askeri konsey 1972 yılından beri Gürcü Komünist Parti Sekreterliği yapan ve Gorbachev tarafından 1985 yılında uluslararası seviyeye yükseltilen eski Sovyet Dışişleri Bakanı Edward Shevardnadze'nin Gürcistan'a geri dönmesi işini ayarladı. Shevardnadze hemen Bölge Konseyi'nin başkanlığına seçildi ve Gürcistan'ı baharda yapılacağı söz verilen seçimlere kadar yönetecekti. Kartveller içindeki bu şahsi ayaklanma, olasılığı olamayan şekilde Abhazlara yararlı oldu. Gamsakhurdia Gürcistan'ın başında iken Gürcistan medeni dünya tarafından rejimi insan haklarına dayalı olduğu için sakınılmıştı. Bu rejim orada mücadele vermekte olan yerel azınlıklar için bir destek, az da olsa bir sempatiydi.

Kartvel politikalarının sonucu olarak "sorun çıkartıcı" ve "tanınması lüzumsuz" gözüyle bakılan azınlıklara dünya liderleri hoş gözle bakmayabilirler, ki bu liderler Gürcistan'a gerçek manada yardım edebilecek liderlerdir. Gürcistan'ın yetkili lideri (Shevardnadze) ise bu liderler arasında demokrat ve liberal kariyeri ile eğlenmektedir.

Söylenen bir noktada; John Major ve Douglas Hurd'un İngiliz genel seçimlerinden hemen önce ve Shevardnadze liderliğindeki Gürcistan ile diplomatik ilişkiler kurulması konusunda Batılı liderlere önderlik yaptıklarıdır. Bu şekilde azınlıklar "Beyaz Tilki"nin bir gülüşüne dahi kurban edilebilirlerdi. Eğer Gürcistan, Gamsakhurdia idaresi altında iken -toplum dışı- olarak nitelendirilseydi, durum nasıl olurda bu kadar çabuk değişebilir, böyle lehte bir karar nasıl alınabilirdi? Amerika ve Almanya'da bu karan takip etmeye karar vermişlerdir. Buna göre bir ülkenin dış ilişkilerinin kişilik konusu ve kişisel arkadaşlık seviyelerine kadar düşürülmesi, bu işi yapanların değerlendirilmeleri bakımından çok net olarak olumsuz sayılabilecek bir harekettir.

"Shevardnadze'yi mahkeme haricinde kınamayı düşünüyorum demek yakışacak bir şey değildir."
Shevardnadze'nin "pre-muscavita" geçmişinde bunun gibi bir çok şey vardır ve bunların bir şüpheye sebep olması gerekirken dünya liderleri Shevardnadze'nin Gürcistan'ın son umudu olduğunu ve çeşitli problemleri ülkede yaşayan tüm sakinlerin menfaatleri doğrultusunda çözebileceğini ümit etmektedirler. Fakat Abhazya için beklentiler nelerdir?

Benim için en azından Gamsakhurdia'ya Kartvel genelindeki bir desteğin nasıl yayıldığı hala anlaşılmazdır!