Kültürel kıyım
Bu
arada Abhaz dili yasaklanıyor, Abhaz tarihi, kültürü, ulusal devlet
bilinci, yerel coğrafi isimler, Abhaz alfabesi yok ediliyordu.
1937-1938 yıllarında Gürcü alfabesi temel alınarak yeni bir alfabe
hazırlanmış, Abhaz sözcüğü yazışmalardan çıkartılmış, Abhaz kimliği
köreltilerek, herkesin Gürcü olduğu duyurulmuştur. 1937 den 1953
yılına kadar Gürcistan'ın değişik yörelerinden bir çok aile zorla
Abhazya'ya yerleştirilmiştir. Savaştan sonraki yıllarda da bu
uygulamalar sürmüş, Abhaz okulları kapatılarak Gürcüce eğitim
yapan okullar açılmıştır. 1948 yılında Sohum Kale'ye gelen Stalin
şöyle konuşuyordu:
"Biz Gürcüler, Abazinlere nazaran Abhazlara daha yakınız.
Tlihsiz Lakoba bunu bir türlü anlayamiyordu..."
Stalin bu sözlerle Abhaz Ulusal lideri Lakoba'yı, Gürcülüğü kabul
etmediği için, öldürüldüğünü övünerek açıklıyordu.
Abhazların ana dil yasağının yanısıra, parti ve devlet yönetiminden
atılma ve işsiz kalma tehlikelerine de göğüs germeleri gerekiyordu.
Gürcüler dışındaki diğer etnik guruplar da bu uygulamalarından
nasiplerini almışlardır. Örneğin Mesket Türkleri ile Rumlar Kazakistan'a
sürüldüler. Bu arada Abhazca olan SOHUM kent ismi Gürcüleştirilerek
"SUKHUMI" olarak değiştirildi.
1948
yılında başlatılan, Abhaya'nın Gürcüleştirme politikası 1951'de
tamamlanmış, bu süre zarfında bütün yerleşim isimleri değiştirilmiştir.
1990 yılında bu değişikliklerin oranı %96'ya ulaşmıştır. Gürcüleştirme
politikaları giderek çeşitli tepki ve huzursuzluklara yol açmış
ve mücadele zorunluluğu doğmuştu. Bu mücadelenin bir göstergesi
olarak da, Abhazya anayasasında değişikliğe gidilerek Gürcistan'dan
ayrılma istekleri dile getirildi.
Bu sırada Gürcistan Komünist Parti Merkez Komitesi I.V. Kaputinov,
Sohum'da düzenlenen binlerce kişinin katıldığı toplantıda söz
alarak bu soruna ne şekil verilirse verilsin müzakeresini bile
yapmayacağını açıklamıştır. Bu gelişmelerden ve çalışmalardan
somut sonuçlar alınmaması, Abhazya'da Gürcü olmaya etnik gurupları
hareketlendirdi. Karşılığında da Tiflis'te ve Gürcistan'ın diğer
kentlerinde yeniden hortlayan Gürcü Menşevik bayrakları altında
yürüyüşler, propagandalar yapılmaya başlandı. Nasyonal sosyalizme
yönelik idealleri gaye edinen ve Gürcü olmayanları zorla Gürcüleştirme
eylemine yönelik programlara devam ediliyordu.
Bir Gürcü edebiyatı yayın organı olan ve devletin yönetiminde
yayınlanan "Literaturuli Sakartvelo-Gürcü Edebiyatı"
adlı gazete, Gürcü nasyonal sosyalizminin en çarpıcı örneğini
şöyle veriyordu:
"Gürcistan'da Gürcülükten başka bir şey olmamalıdır. Gürcistan'da
Gürcü olmayan da Gürcüdür. Gürcüce konuşmalı, gürcüce yazmalıdır.
Her insan Gürcü kültürü ile yetiştirilmeli, Gürcü gelenek ve görenekleri
ile yaşamalıdır. Yoksa hiçbir suretle Gürcü sayılmaz."
Abhazya Özerk Cumhuriyeti'nde bundan böyle sosyo-ekonomik ve kültürel
kalkınmanın yeniden başlatılması hak ve özgürlüklerin arttırılmasıyla
mümkün olduğu, bunun da Abhazya'nın 1921'deki statüsüne kavuşturulmasıyla
olabileceği artık tartışma götürmez bir gerçek olarak su yüzüne
çıkmıştı. Efrem Eşba, altmış yıl önce, olacakları biliyormuşcasına
şöyle diyordu:
"Abhazya bağımsız bir statüde, SSCB'nin bir üyesi olmalıdır.
Bu ulusal düşmanlıkları kışkırtan unsurları yenmenin tek silahı,
Abhaz ve Gürcü uluslarının emekçi halkların arasında hak eşitliğine
dayanan kardeşliğin, kardeşlik güvencesinin yerleştirilmesidir.
Bu iki halk arasında bu güvenlik kavramı yerleşince istenilen
sonuca ulaşabilmek mümkün olacaktır."
Bütün bu huzursuzlukların ve kaynaşmanın sonucu, Abhaz Ulusal
Cephesi Birliği'nin öncülüğünde, Gudauta bölgesinin tarihi Lıkhnı
köyünde 18 Mart 1989'da tarihi büyük kurultay toplanmıştır.
Bu toplantıya Abhazya bölgesi büro üyeleri, ulusal parlemento
üyeleri, sanatçılar, bilimadamları, yazarlar, Abhazya'da bulunan
etnik toplulukların temsilcileri ile halktan binlerce kişi katılmıştır.
Toplantıda aşağıdaki kararlar çıkmıştır:
"Komünist Parti Sovyet Sosyalist Merkez Komitesi, SSC şurası,
SSC Bakanlar Kurulu, Abhazya Cumhuriyetinin statüsünün yeniden
ele alınarak cumhuriyetin yeniden kurulması için Lenin'in sağlığında
1921'de ilan edildiği gibi; Statü tekrar gözden geçirecek SSC
Devletlerinin hak eşitliği için, çeşitli özellikler gösteren devletlerin
çok yönlü Lenin prensipleriyle bağdaşmasını sağlamaları gerekir."
Bildiri Gürcistan Komünist Parti tarafından 29 Mart 1989 tarihinde
reddedilmiştir. Olaylar bu şekilde gelişirken, bir yandan da Gürcistan
Devlet Üniversitesi'nin Sohumkale'de açılması gündeme gelmiştir.
Sovyet ve Abhaz yetkilileri var olan gerginliği de dikkate alarak
bu programın uygulanmasını ertelemişlerdir. Bunun üzerine saldırgan
Gürcü milisleri Sohum'da şiddetli çatışmalara neden olmuşlardır.
15-16 Temmuz 1989'da 11 ölü 127 yaralı ile sonuçlanan Abhaz-Gürcü
çatışmasından sonra Abhazlar, 18 Mart 1989 bildirgesinin en kısa
zamanda yaşama geçirilmesinin gereğine inanmışlardır.
Not:
Bu yazı Özdemir Özbay'ın Nart Dergisi (Sayı 3, 1997)'nde yayınlanan
bir çalışmasından derlenmiştir. (Fehim T.)