Tarihte
Abhazlar
Abhazların
Müslüman oluşu
Abhazya Cumhuriyeti'ne doğru
Abhaz
halkının tarihi
çok eskilere dayanır. Abhaz tarihi Antik Yunan kaynaklarından
izlenebilmektedir. Antik Grekler, ayrım yapmadan Doğu Karadeniz
kıyılarında
yaşayan
herkese "COLCHIS" demişlerdir. Strabo'ya
göre M.Ö. I.yy. da Abhazya'nın sınırları bugünkü Pitsunda kentinin
bulunduğu yerden, Trabzon'a kadar uzanmaktaydı. Hekataios (M.Ö.
500) Heniokhai'yi (Wubıh Yurdu) Abhazya'nın sınırları içinde göstermektedir.
Karyanda ise (M.Ö. 500) Akhaioi (Achaenos) olarak belirttiği toplumu
ve bölgeyi yine Abhazya ile çakıştırmaktadır.
Abhazyanın kuzeyinde yaşayan, Akhaioilar Antik Yunan Akhalarının
atalarıdır.
Antik çağ coğrafyacılarına göre Soçi ve Gagra civarı Akha yurdu
idi. Akhaların Wubıh, Abhaz ve Abazinlerin ataları oldukları bilim
çevrelerince bilinmektedir. Bu yöreler, Ortaçağ başlarında, Bizans
İmparatorluğu'nun nüfuz alanı olarak görülmektedir. Dolayısle
İmparator Justinyanus döneminde Hıristiyanlık dini ile tanışmışlardır.
Özellikler Pitsunda yöresi, Abhaz Hıristiyanlığının dini ve kültürel
merkezi olmuştur. Bu dönemim Hıristiyan kaynakları ve Ortaçağ
Gürcü tarihçileri Abhazların varlığından söz etmektedir. 8. yüzyıl
sonlarında Bizans İmparatorluğu'nun gücü azalınca, Abhaz Kralı
Levan II, Abhazya, Egrisi, Likhe'yi de kendi tacı altında Abhaz
Krallığı olarak birleştirmiştir. Giderek Abhaz Krallığı bugünkü
batı Gürcistan'ı da içine alan bir genişliğe ulaşmıştır. Bu durum
200 yıl sürmüştür. Bu dönem Abhaz Kralı Bagrat III.'ün Gürcü tahtına
geçerek iki devleti birleştirdiği tarihe kadar sürmüştür. 790-975
tarihleri arasında "Abhazia" adı, bütün Gürcistan'a
verilen ad olarak kalmıştır. 13.yy'da Moğolların batıya yürüyerek
Selçuklu devletini yıkmaları sonucu Gürcistan'ın özellikle doğu
ve orta kısmı Moğolların eline geçmiştir. Tiflis yakılıp yıkılmış,
Moğol vahşetinden kaçan Gürcüler batıda yoğunlaşmıştır. Bu olaylar
sonucu devlet yönetimi çökmüş, devlet eskiden olduğu gibi yine
Abhaz ve Gürcü prenslikleri olarak ikiye bölünmüştür.
Abhazların
Müslüman oluşu
14.
yy'da Mingrel (Laz) Prensi Georgi Dadiani, Abhaz Hanedanı Çaçbaları
kuzeye sıkıştırarak Abhazya'nın güneyini, bugünkü Gal ve Oçamçıra
bölgelerini
ele geçirmiştir. Bu zaman dilimi içinde sıkışan nüfusun bir kısmı,
kuzeydekileri de iterek harekete geçmiş, küçük bir grup Abhaz
ile Abhazya ve Wubıh bölgesi arasında oturanlar, bugünkü Adler,
Loov Mitesta (Abazaca'da Mıtsaşta-ateş yolu) ile Mızımta vadisinden
kalkarak ve Kulhor geçitlerinden kuzeye, bugünkü Çerkessk ve Khabardey
topraklarına doğru yayılmışlardır. Abhazya topraklarında kalanlar
ise zaman zaman Mingrelya egemenliğine başkaldırarak çatışmalara
girmişlerdir. Tam bu sıralarda 16. yy'ın başlarında Osmanlılar,
Abhaz Halkı ile İslamiyet'i tanıştırmışlardır. 1500-1800 arası
300 yıl, Türk-Abhaz ilişkilerinin yoğun yaşandığı dönem olarak
tarihte yer almaktadır. Abhazya'da Osmanlı egemenliği, Rus saldırıları
sonucu 1810' da sona ermiştir. Bu dönemde Abhaz nüfusunun büyük
bir çoğunluğu İslamiyet'i kabul etmiştir. Bu tarihten itibaren
Rus-Abhaz çatışmaları başlamaktadır. Abhaz halkı, Çar yönetimini
her fırsatta ayaklanarak kabul etmediğini belirtmiştir.
Abhazya
Cumhuriyeti'ne doğru
1864'te
biten Kafkas-Rus savaşları, bütün Kuzey Kafkasya'da olduğu gibi
Abhazya'da da halka çok büyük felaketler getirmiştir. Bu dönemde
Abhaz tahtında bulunan ve Rus ordularında generallik yapmış olan
Çaçba Hamid (Mikhail Şervaşidze) 11-12 Mayıs 1864'deki intihar
savaşlarını engelleyememiştir. Felaket, 1877-1878 Osmanlı-Rus
savaşıyla büyümüş ve Abhazya tarihinin en büyük nüfus kaybına
ve kıyımına sahne olmuştur. Ülkede bugün yaşayan Abhazlar 100
bin civarındadır. Türkiye'de yaşayan Kuzey Kafkasyalıların 500
bin kadarının Abhaz kökenli olduğu dikkate alındığında bu trajik
sürgünün boyutları açıkça gözler önüne serilecektir. 1918 yılı
içerisinde Abhazya'da ilk Sovyet yerel yönetimi kurulmuştur. Kırk
gün süren bu yönetim Menşevik Gürcü hükümetinin saldırısı sonucu
ortadan kaldırılmıştır. Yeni yönetim kurulduktan hemen sonra mahalli
askeri devrim komitesinin yöneticileri olan Eşba Efrem, Lakoba
Nester, Platon Agiyaşvili, N. Akırtaa, V.I. Lenin ve J. Stalin'e
Abhazya'ya ilişkin kararlarında ağırlık noktalarının şu üç şeyi
kapsamasını bildirmişlerdir.
-Abhazya'nın birinci derecede bir devlet olarak ilan edilmesi,
-Abhazya'nın Sovyet Federayonu içerisinde yerini alması,
-Halkın kendi kaderine terk edilmemesi ve Sovyet Rusya ile bağdaşlaştırılması
(henüz Gürcistan'a bağlı değildir).
Özgür Abhazya Cumhuriyeti'nin kurulmuş olduğu 31 Mart 1921' de
Lenin'e bildirilmişken Gürcistan ancak 21 Mayıs'ta "Bağımsız
Abhazya Cumhuriyeti'ni" tanıdığını açıklamıştır. Bu gelişmeleri
tehlikelerde bekliyordu. 5 Temmuz 1921' de Komünist Parti merkez
bürosunda toplanan Stalin'in verdiği karar şöyleydi:
"Parti çalışmaları açısından Abhazya'nın özerk cumhuriyet
statüsünde ve Gürcistan Sosyalist Cumhuriyeti sınırları içerisinde
kalması gerekmektedir".
Stalin'in bu müdahalesi, Abhazya Cumhuriyeti'ne ve Abhaz halkına
duyduğu ve saklayamadığı kin ve düşmanlığını da belirtmektedir.
Stalin'in bu tutumunun Sosyalist Rusya Federatif Cumhuriyeti'nin
(RSFSR) ve Sovyetler Birliği Sendikaları Komitesinin (VISK) tepkisiyle
karşılaştığı, 8 Eylül 1921'de açıklanmıştır. Bütün bu direnmelere
karşın, Abhazya 1922 yılında, başlangıçta anlaşmalı bir federatif
statüyle Gürcistan devletine bağlanmıştır.
1931 yılında ise "Karşılıklı Anlaşma ve Özel İttifak"
tek yanlı olarak bozulmuştur. Abhazya yalnızca özerklik hakkına
layık görülerek Gürcistan Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanmıştır.
Not.
Bu yazı Özdemir Özbay'ın Nart Dergisi (Sayı 3, 1997)'nde yayınlanan
çalışmasından derlenmiştir.