Rusya kendi evlatlarını da yiyor

1992 yılına kadar Boris Yeltsin'in Kafkasya danışmanlığını yapan ve insan hakları konusunda hassasiyetleri ile tanınan ünlü siyasetçi Galina Starovoitova, 20 Kasım 1998 tarihinde bir faili meçhul cinayete kurban gitti. Starovoitova Çeçenistan'da self-determinasyonu savunan isimlerden biriydi. St.Petesburg'taki evinin önünde kiralık bir katil tarafından öldürülmeden kısa bir süre önce Rusya'da yapılacak cumhurbaşkanı seçimlerine aday olacağını açıklamıştı.

Mafya- siyaset bağlantısı üzerine kafa yoran ve kirli ilişkileri ortaya çıkarmaya çalışan Staravoitova, organize suç örgütlerinin de boy hedefi haline gelmişti. Ama birtakım suç odaklarını asıl rahatsız eden husus belki de Çeçenistan konusunda Rusya'nın mevcut politikasını zora sokan bir tavır içinde olmasıydı ve bu tavrın sahibi olarak cumhurbaşkanlığına oynamaya cesaret edebilmesiydi. Bu çerçevede yaptığı çıkışlar son derece cesur bulunuyordu.

Rusya'daki derin devlet cüreti affetmeyecekti ve affetmedi de: İnsan hakları savunucusu bir siyaset adamı kurşunlara kurban gitti. Aslında kirli ilişkiler dünyasına ilişkin olarak çok geçmeden aysbergin bir parçası göründü ve kara para aklama skandalı patlak verdi. Skandalın ucu Yeltsin'e kadar uzanıyordu. Boris Yeltsin'in kızları Tatiana Diachenko ve Yelena Okulova bu organize suçun birer halkalarıydılar.

Galina Starovoitova, Rusya'nın kendisinin yüzde biri kadar bir toprak büyüklüğüne sahip olan Çeçenlere karşı 1995 yılında başlattığı jenosidi şiddetle kınamış ve Kremli'nin içine girdiği bataklığa dikkat çekmişti. Rusya ilk savaşta bitiremediği planını ikinci kez uygulamaya sokunca kuşkusuz Starovoitova eleştiri oklarını tekrar yöneltecekti. Bu siyaset kadınının ölümüyle sonuçlanan suikastın planlayıcıları arasında Rus gizli servisi ve mafyanın olduğu biliniyordu.

Brown Üniversitesi Thomas J.Watson Jr. Uluslararası Etüdler Enstitüsü'nden Dr.Tilman Zuleh'e bir mektup gönderdiği ortaya çıktı. Bu mektupta Starovoitova Çeçenistan'ın kendi kaderini kendisinin belirlemesine destek verdiğini açıkça ortaya koyuyordu.

15 Ocak 1995'de gönderdiği mektubunda Starovoitova şunları yazıyordu:
"Sevgili bay Zuleh, Çeçen halkı için takındığınız tavır dolayısıyla size teşekkür ederim, bunu ben de paylaşıyorum. Kurumunuz hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorum. Ben self-determinasyon hakkının savunucularındanım. Şimdi yayına hazır olan kitabımı geçen sene yazdım. Ve bu hakkın hayata geçirilmesi şartlarını açıkladım. Bonn'da Çeçenistan Büyükelçiliği'nin sembolik olarak açılması fikrinizi sevdim, bu fikri destekliyorum."

Bu olay Rusya'nın politik tercihlerini kritik edecek kişilerin her an Federal Güvenlik Servisi(FSB)'nin boy hedefi haline gelebildiğini gösterdi.

 

 
Rusya'nın değişmez    soykırım politikası
1944 Sürgünü
Direnişin tarihçesi
Bağımsız Çeçenistan'a    doğru
Bağımsızlığın
   hukuksal temeli
Rusya kendi
   evlatlarını da yiyiyor
Budenovsk baskını
Vahhabilik suçlaması
   ve Şura Hareketi
Çeçen Kurultay    Kararları
Çeçen ve İnguşlar
Çeçenlerin
   kökeni ve dili
Dinine bağlı bir millet
Çeçen Milli Marşı
Ekonomik potansiyel
Çeçenya'da toplumsal    ilişkilerin yapısı
Çeçen-İnguş    Cumhuriyeti'nin
   nufus yapısı


ANLAŞMALAR

Gümrük Anlaşması
   1997

Hükümetlerarası    Anlaşma 1997
Lebed-Mashadov    Anlaşması 1996
Mashadov ve
   Lebed'in Ortak
   Bildirisi 1996

Mashadov-Yeltsin    Anlaşması 1997


ANAYASA ve HUKUK
Bağımsızlığa
   dair bir kanun

Çeçenistan Anayasası

 

 

 

Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı
Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Linkler