Sözde
ambargonun gerçek sonuçları
|
|
|
Photo:
Fehim Taştekin
|
|
Yaşı
hayli ileri,
kırış kırış olmuş yüzü Kafkasya haritasından bir parça sanki,
hüzün sinmiş bakışlarına,
ama umut hala bir yerlerinde gizli,
soğuk terler sel oluyor sanki,
iniyor yüzündeki derin vadilerden öfkeli.... FT
|
|
|
|
Fehim
Taştekin
Yağmur
yorulmak bilmeyen bir ahenkle dövüyor asfaltı. Yolculuk Lazarevski,
Soçi ve Adler üzerinden Abhazya sınırına. Kafkasya'nın bu sahil
şeridinde en fazla merak ettiğim yerlerden birisi Abhaz sınırı.
Ocak
ayının ilk günleriydi, Gürcistan Parlamentosu'nun internet sitesinde
Abhazya'ya Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)tarafından 1995 yılından
beri uygulanan ambargonun koca bir yalan olduğunu ispatlamaya
kurgulanmış bir yazı dikkatimi çekmişti. Ambargonun Rusya üzerinden
nasıl delindiği bir takım verilerle izah ediliyordu. Ben de Ekim
2001'de "Bir Abhazya Fotoğrafı" diye bir rapor hazırlamış,
Abhazya'nın dünya ile bağlantılarını kesen iletişim ambargosundan,
Türkiye'deki yakın akrabalarını dahi görmeye gelen insanların
önünü tıkayan seyahat ambargosuna, ticaret ambargosundan diplomatik
engellemelere kadar değişik yönleriyle meseleyi incelemiştim.
25-26 Ekim 2001 tarihleri arasında Brüksel'de yapılan Kafkasya'da
İstikrar Arayışları Konferansı'nda bu raporu Kafkasya üzerine
çalışmalarıyla tanınan uzmanlara ve konuyla ilgilenen diplomatik
çevrelere bu raporu takdim etmiştik.
Gürcistan Parlamentosu'nun bu raporunu okuyan konuya uzak her
hangi birinin ambargonun hakikaten olup olmadığından tereddüt
etmemesi imkansız.
Tıpkı Gürcistan'ın Abhazya'dan gelen mülteci sayısını abartarak
bunu uluslararası bir "sızlanma" aracına ve kara dönüştürdüğü
gibi Abhazlar da ambargoyu Abhazya'nın mazlumiyetini tüm dünyaya
anlatırken kullandıkları temelsiz bir argüman olmasın? Rapora
kulak kabartırsanız sormanız gereken soru bu.
Bu
sorunun arkasından kendinizi şu yargıların içinde buluyorsunuz:
Abhaz hükümeti ambargonun arkasına sığınarak kendi başarısızlıklarına
meşruiyet arıyor olabilir. Sonra ambargo tekel, karaborsa, kaçakçılık
ve yeraltı ekonomisini doğuran ve besleyen ortamları besliyor.
Halk ambargonun kurbanı olurken aradan sıyrılan bazı kişiler bu
kötü durumu nimete dönüştürebiliyorlar. Ambargoyu kara dönüştüren
şanslı zümrenin kamu gücünden iltimas görmesi gerekiyor. Olağanüstü
düzenden olağanüstü karlar yapabilmeleri için polisle, siyasetçiyle
işbirliği yapması lazım. Hatta bu çarkın başında olanların siyaset
ve üst düzey bürokrasi erbabı olması şaşırtıcı olmaz. Böyle durumlarda
çoğu zaman iktidar ya doğrudan işin içindedir ya da komisyoncudur.
Gürcistan'ın raporunu okurken tüm bu ihtimaller film kareleri
gibi canlanıyor insanın zihninde.
Kevgire
dönen hayatlar
Mandalina
yüklü el arabasını yol kenarında var gücüyle iten insanlar ambargonun
habercisi sanki. Bu görüntüler sıklaştıkça Abhazya sınırına yaklaştığınızı
anlıyorsunuz. Birkaç dakika sonra her iki tarafı da küçük dükkanlarla
çevrili yolun yoğunluğu araçları dizginliyor. Her şey daha önce
tasvir edilen kötü manzarayı doğruluyor. 70'lik nineler ve dedeler
yaşlarının ilerlemiş olmasına aldırış etmeksizin birkaç kilo mandalina
satabilmek ümidiyle büyük zahmetlere katlandıkları hiç de abartı
değil.
Meğer
"deliniyor" denilen ambargo insanların hayatlarını delik
deşik etmiş, adeta kevgire çevirmiş. 71'inde de olsa dimdik yürümesini
bilen Kafkas insanının kamburunu çıkarmış. Yalan olan "Abhazya'ya
ambargo sürüyor" feryadı değil Gürcistan Parlamentosu'nun
o ciddi görünümlü raporuymuş.
İnsanın içi burkuluyor sırtındaki mandalina yükünden kendini kurtaracak
bir çift bakış arayan insanları görünce. Buradaki tabloya şahit
olan her vicdan sahibinin "param olsa da bütün bu pazarı
kaldırıp bu zavallı insanları yağmurun altında müşteri arama işkencesinden
kurtarabilsem" dememesi elde değil. İçin için kemiriyor insanı,
yaşlıların alınlarındaki Kafkasya'nın vadileri gibi derin çizgileri
görmek.
Ticaret
Ermenilerin elinde
Burası
bir nevi serbest ticaret bölgesi. İnsanlarda garip bir telaş var,
tuhaf bir hareketlilik. Kimse olduğu yerde durmuyor, herkes hareket halinde, "Bir an önce alan çıksa da şu torbayı evime geri
dönsem" der gibiler. Yolun her iki yönü de hareketli. Kimi
sırtında çanta ile, kimi el arabasıyla bir baştan bir başa gidip
geliyor.
Mutsuz yüzler, gergin bakışlar.
Biraz daha kuzeyde, sözgelimi Adıgey'de şahit olduğunuz telaşsız
ve rahat Kafkasyalı tiplemesi yerini gergin bir yüz hattına terkediyor
burada. Nasıl gergin olmasınlar ki? Öfkelenmek onların da hakkı.
İnsanların
çoğu kendini naylonlarla sarıp sarmalamış, hem soğuk rüzgardan
hem yağmurdan korunabilmek için.
Sınır kapısına varan yolun her iki yakası küçük dükkanlarla çevrili.
Ayaklı döviz büroları dolar-ruble diye seslenip sokuluyorlar,
ola ki biriyle alış verişe niyetlenecek olsan. Buradaki döviz
işi ile uğraşanlar ve dükkan sahipleri kısacası ticaretin kaymağını
elinde bulunduranlar Ermeniler.
Abhazya'da
ürettikleri meyveleri sınırdan geçerek Rusya tarafında bin bir
zahmetle satma olanağı bile Tiflis'in gözünde o kadar büyütülmüş
ki, bunu ambargonun ihlali olarak değerlendirebiliyorlar.
Burası işkenceden farksız olsa da Abhaz halkının nefes borularından
birisi.
Gagra'dan
çantalarla mandalina
Küçük
bir el arabasının üzerinde yarım çuval ve dopdolu büyük bir çanta
mandalinayı satabilmenin arayışları içinde bir kadın. Tercüman
aracılığı soruyorum:
-Kaça mandalinanın kilosu
-8 ruble diyor.
-Nereden getiriyorsun bunları?
-Gagra'dan.
-Nasıl geliyorsun bunca yolu.
-Sınıra kadar otobüsle.
Bu
kadar sohbetten sonra mandalinaları almamayı kendimize yediremiyor
ve komple satın alıyoruz. Kadıncağız hafif gülümsüyor ama yorgunluktan
sevinecek hali mi kalmış.
Bir
başka kadın daha iri mandalinayı 12 rubleye satıyor.
Fiyatlar genel olarak 8 ile 15 ruble arasında.
Rusya,
Gürcistan buna alınsa da Abhazya'dan bu tarafa mevcut Rus pasaportu
ve Abhazya pasaportu ile geçilmesine göz yumuyor. Göz yumulan
kesim ise yaşlı kadın-erkek ve çocuklar. Abhazlar SSCB dağılıncaya
kadar tıpkı Gürcüler gibi Rus pasaportu taşıdılar. Şimdi hem Abhaz
hem de Rus pasaportuna ihtiyaçları var. Abhaz pasaportu dışarıda
sembolik bir değere sahip, bu nedenle geçerli bir Rus pasaportu
olan Abhaz sınırını geçebiliyor.
Ayrıca insanlar seyahat ambargosunu aşabilmek için Rus askerlerine
rüşvet vererek Soçi Sohum arasındaki tren yolundan yürüyerek tehlikeli
bir yolu seçiyorlar. Bu rüşveti vermek istemeyenler de boğulma
tehlikesini göze alarak Psou nehrini yüzerek karşıya geçiyorlar.
Seyahat
özgürlüğü bir insanın sadece ve sadece Gagra'dan, Gudauta'dan,
Sohum'dan kalkıp Rus sınırını geçerek Soçi'ye gelebilmesi değil
elbet. Ama bu bile Tiflis'e çok görünüyor. Gidebilecekleri yer
Rusya'nın güneyinden ibaret. Abhazlar için başka ülkeler haram.
Üç
kadın "lütfen bizim resimlerimizi çekin ve dünya halimizi
görsün" diyor. Objektifin önünden kaybolmak isteyen yok yani.
Aman polis müdahale eder de filmlerimiz yanar diye endişe ediyorum
ama bana ilişen yok. Gümrük kapısının önündeki bariyerden biriken
araçları, çalınan özgürlükleri, "sözde" diye küçümsenen
ambargonun mazlumların sırtında nasıl palete dönüştüğünü fotoğraf
karelerine sığdırmaya çalışıyorum. Dedim ya bana ilişen yok ama
yüreğime sinen bir acıyla veda ediyorum henüz adımımı atamadığım
ve kıyısından seyrettiğim Abhazya'ya.