|
Dönmek
neden bu kadar zor?
Karden
Marin, Adıge Mak gazetesinde vatana dönüş problemini irdeleyen bir
yazı yayınladı. İnsanlar vatanlarına neden dönmüyor. Vatanın cazibesi
mi kalmadı, yoksa insanlar kendi öz vatanlarını unuttular mı? İbrahim
Çetao'ın çevirisiyle Marin'in "Dönüş Üzerine Bir Analiz: Gerektiği
Gibi Çalışmalıyız başlıklı yazısı:
Karden
Marin
Üzüntüyle belirtmek
gerekirse insanların çoğu köklerinin bulunduğu toprakları değil
de daha iyi yasama imkanı buldukları yeri vatan olarak benimsiyorlar.
Bu nedenle vatanına
dönüş yapan insanlara destek verebilen ülkelerde bir dönüş hareketi
görebiliyoruz. Bunun sebebi de gayet açık, herkes bir menfaat peşinde
koşuyor. Yahudilerin, Almanların ve Rumların
vatanlarına dönme nedenleri soydaşlarından ayrı yaşayamamaktan değil,
o ülkelerde daha iyi bir yaşam bulmalarındandır. Soydaşlarını kabul
eden devletler de bundan bir yarar bekliyorlar. İsrail'in sürekli
askere, Almanya ve Yunanistan'ın insan gücüne ihtiyacı var.
Kafkasya'da
doğup yasayan Adıgeler'de yeterli ulus ve vatan sevgisi bulunmuyor,
onlar bir yere gitme imkanları olmadığı icin buradalar. Bir genç
kızın söyle konuştuğunu duymuştum: "Atalarımızın zamanında
İstanbul'a gitmemiş olmalarından üzüntü duyuyorum. Bizim yaşantımızla
oradakilerin yaşantısını bir karsılaştırsanıza".
Duyduklarıma
çok hayret etmiştim. Para ve iyi yasam bir insanın bilincini bu
kadar karartabilir miydi? Bu tür söylemleri olan insanlarla karsılaştıkça
her seferinde hayretlere düşüyorum. "Bizim yaşamadığımız her
yer bizden daha iyidir" düşüncesi doğru değildir.
Bence en iyi olan kendi ülken ve vatanındır ama birçokları bunu
anlamıyor. Biz sahip olduklarımızın değerini bilmezsek yüz yılı
aşkın zamandır başka ülkelerde yaşayan ve bu ülkeleri vatan olarak
benimsemiş olan soydaşlarımıza ne söyleyebiliriz.
Tüm bunlara
rağmen vatanına dönüş yapan soydaşlarımız da var. Biz onlara ne
verebiliyoruz? Oturacak ev mi? İş mi? Hiçbiri değil. Onlara herhangi
bir konuda yardımcı olabildiğimizi söyleyebilir miyiz? Onların çocukları
için kreş veya okullar mı açtık, geldiklerinde dillerini öğrensinler
ve adaptasyon olsunlar
diye? Bunların hiçbirini yapmamışken ne diye "dönün! Dönün!"
diye bağırıyoruz.
Onların buraya
yönelebilmeleri için asgari yaşam koşullarının oluşturulması gereklidir.
Dönen bir ailenin yaşamı iyi olursa onu başkaları izleyecektir.
Biz ise aksine yapıyoruz, sonra da elde ettiğimiz sonuca hayret
ediyoruz. Dönmek istemeyen soydaşlarımıza gönül bırakmak işin en
kolay tarafı. Ancak
biz bundan hiçbir yarar sağlayamayız. Tüm sahip olduklarını bir
kenara bırakıp daha kötü bir yaşam düzeyi olan ülkeye ailece gitmek
kolay değildir. Tek başına olsan bu adımı atmak daha kolay olabilir.
Dış ülkelerdeki Adıgeleri vatanlarına olan bağlılıkları yönünden
üç guruba ayırabiliriz. İlk guruptakiler için yaşadıkları yerin
hiçbir önemi yoktur. Onların bir vatanları olduğunu bilmeleri için
büyük bir felaketle yüz
yüze kalmaları ve bunun sonucu olarak da başkaca gidecek yerlerinin
kalmamış olması gerekmektedir. Bir başka ülkeye gidecek halleri
de kalmadığı zaman bu guruptakiler vatanlarını seçerler.
İkinci guruptakiler
vatanlarından uzak da yaşasalar köklerini biliyor, dillerini kültürlerini
korumaya çalışıyor, imkanları ölçüsünde Kafkasya ile ilişkiler kuruyorlar.
Dönmek de istiyorlar ama sevdiklerinden
ayrılamıyor ve ülkemizdeki yasam düzeyinin daha iyi bir duruma gelmesini
bekliyorlar.
Üçüncü gurupta
olanlar ise vatana dönüşün gerekliliği düşüncesini terketmeyenler
ve karşılaşacakları güçlüklere aldırmaksızın dönmüş olanlardır.
Bana göre kimseye
bir vatanı olduğunu hatırlatmaya ve oraya dönmesi için yalvarmaya
veya zorlamaya gerek yok. Herkes kendi kararını kendi vermelidir.
Hepimiz halkımız için çalıştığımız takdirde dilimizi ve
kültürümüzü korumak ve daha da güçlenmek mümkün olacaktır. Adıge
atasözü "Birlikten güç doğar -Tizekotme tiles" unutmayalım.
Çeviri:
İbrahim Çetao
* 1 Şubat 2002'ta Adıge Mak gazetesinde yayınlanan bu yazı "Dönüş
Üzerine Bir Analiz: Gerektiği Gibi çalışmalıyız" başlığını
taşıyor.
|