|
KAFKAS
VAKFI BULTENİ
SAYI 1
İNDEX
Çerçevemiz ve Üslubumuz
Besmele
ile başlıyoruz...
Neslimiz,
tarihin önemli kırılma noktalanndan birine şahitlik ediyor. Bu şahitliğin
kuşağızmıza önemli görevler yük1ediğinin bilincindeyiz.Biliyoniz ki, yaşanan
hızlı değişim sürecini kavrayıp, ideallerini hayata hakim kılamayanlar
kendilerini ge1eceğe taşıyamayacaklardır.
Bu tez, ister fikri, ister etnik, ister dini... ne anlamda alınırsa alınsın,
varlığını devam ettirmek arzusundaki bütün iddialar için geçerlidir.
Öyleyse, iddialarında samimi olanlar, yükümlülüklerini yerine getirmek
zorundadırlar. Bu da değişimin boyutlarının iyi kavranıp, tavır geliştirilmesiyle
mümkündür
Nedir bu değişim?
Aysbergin su yüzünde görünen kısmı gibi, değişime dair gündemde yer tutan
bazı başlıklar şöyle:
Sovyetler Birliğinin dağılması; ekonomik blokların askeri bloklarin yerini
alması; Avrupa ve ABD arasındaki nüfuz kavgası; etnik dalgalanmalar ve
savaşlar; hakim güçlerin sopası AGİT, BM v.s.; tek ve çift kutuplu dünya
anlayışı; medeniyetler çatışması; globalizm; atomizasyon; insan hakları;
yükselen değerler dindarlık ye milliyetçilik; Islam'in yükse1işi; çevre
sorunları v.d.
Bütün bu gelgitler arasında iddialarimızı ikame edeceğimiz alanı iyi tanımak,
iyi bir zemin etüdü yapmak durumundayız. Değişimin boyutlarının kavranması
burada yazılmayan1ar1a birlikte bütün bu başlıkların tek tek analiz edilmesi
ile mümkün olabilecektir. İleride acı sürprizlerle karşılaşmamak için,
nasıl bir dunyada yaşadığımızı iyi anlamak zorundayız.
Biz dört nesil evvel Kafkasya'dan sürülmüş bir kavmin çocuklarıyız. Aradan
geçen 130 küsür yıl içinde atayurdumuzla olan gönül bağızmızı hep muhafaza
ettik. Oraları görmeden sevdik. Kültürümüzü yaşaattık. Ve daha da önemlisi
biz müslümanız... Yaradanımıza karşı vazifelerimiz var. Onun emir ve yasakları
çerçevesinde yaşamak zorundayız. Dinimiz, hem icinde yaşadığımız topluma,
hem de akrabalık bağlarnyla bağlı olduğumuz insanlara karşı bize vazifeler
yüklüyor. Bunların idrakindeyiz... Yukarıda 'mensubiyetlerinde samimi
olanlar yükümlülüklerini yerine getirmelidirler' demiştik. Evet, biz mensubiyetlerimizde
samimiyiz ve yükümlülüklerimizi yerine getirmekte kararlıyız. Vakfımızın
kuruluş amacı bu...
Her tür dalgalanmanın dip ve uç noktalarını filtremizden geçirerek analiz
edeceğiz. Belirleyeceğimiz tavırlarda yegane ölçümüz Allahü Teala'nın
rızası olacak.
Çerçevemizi ve üslubumuzu kamuoyuna böyle deklare ediyoruz..
Kafkas
Vakfı'nın hikayesi
Abhaz-Gürcü savaşının kıyasıya sürdüğü günlerde, dikkatimiz Kafkasya üzerinde
daha bir yoğunlaşmıştı. Hepimiz ne yapacağımızı bilmez vaziyette bölgelerimizdeki
Kafkas derneklerine koşmuştuk. Amacımız biraz daha fazla bilgi almak,
Abhazya için neler yapabileceğimizi öğrenmekti.
Eskiden beri derneklerle haşır neşir olmuş insanlar olarak, aslında derneklerde
ne kadar bilgilerndirileceğimizi, organizasyonların içine ne kadar çekilebileceğimzi
elbette tahmin edebiliyorduk. Fakat başka bir alternatifimiz olmadığı
için yine de gittik.
Düşündüğümüz gibi; tamamen amatöce bir çalışma içinde olan derneklerimiz,
yakın çevrelerinden toplayabildikleri kırık dökük yardımları bir araya
getirip Abhazya'ya göndermenin gayreti içindeydiler.
Herkeste telaş ve tecrübesizliğin getirdiği bir panik hakimdi... Aslında
herkes bu işin şu yapıldığı şekliyle olmayacağını biliyordu; fakat hiçkimse
de bildiklerini sistematize edip hayata geçirme gücüne sahip değildi.
Onun için de herkes mevcut sistemin eksik gördüğü bir kenarına monte etmiş,
akıntıda sürüklenip gidiyordu. Koordinasyonsuzluk, yapılan samimi çalışmalarda
istenen verimin alınmasını önlüyordu. Nitekim Çeçenistan işgal edildiğinde
de bu genel görünümde önemli bir değişiklik olmadı.
Biz de mütevazi imkanlarımızla bu organizasyonlara katkıda bulunduk...
Bu süreç içerisinde bizler, problemin sadece bu 'sıcak günlerle sınırlı
olmadığı gerçeğinden hareketle, çok köklü ve yıllar sürecek şümullü bir
projenin hemen yürürlüğe konulması gerektiği düşüncesindeydik. Zamanın
akışı içerisinde bu düşüncemiz daha da pekişti.
Ayrıca eskiden beri şahit olduğumuz ve nice hassas insanımızı derneklerden
uzaklaştıran hataların işlenmesine devam ediliyor olması canımızı sıkıyordu.
Başı çeken insanlarla değer yargılarımızın çok farklı oluşu, kollektif
şuuru yakalamamızı zorlaştırıyordu. Onlar olayları ve eşyayı seküler bir
yaklaşımla yorumlayarak tasvib edemiyeceğimiz pratiklerde bulunuyorlardı.
Kısa bir zaman içinde bu pratikliğin rahatsızlığını hisseden insanlar
olarak birbirimizi 'bulduk'. Gördüğümüz yanlışlarla va yapılmaması gerekenlerle
ilgili olarak fikir alış-verişinde bulunmaya başladık. Sık sık ev toplantıları
düzenledik. Düşündüklerimizi bu toplantılarda ortaya koyduk. Kısa sürede
samimi ve verimli bir ortam yakaladık.
Bir kere hepimiz, komünist dönem sonrası kapılarını dış dünyaya açan Kafkasya'nın,
maddi ve manevi olarak yeniden inşası ve ihyası için biz dışardaki kardeşlerine
ihtiyacı olduğunu düşünüyorduk. Bu yardım elini uzatmanın hem dini hem
de milli bir görev olduğunun bilincindeydik. Bu hususta aramızda tam bir
mutabakat oluşmuştu.
Kapsamlı bir projenin acilen yürürlüğe konulması gerekiyordu ve bunun
için de bir çatının oluşturulmasına ihtiyaç vardı. Hukuki prosedürünün
yetersizliği sebebi ile bu yapının 'dernek' statüsünde olamayacağı konusunda
hemfikirdik.
Bazı arkadaşlarımız vakıflaşmayı önerdiler.Tartışıldı, kabul gördü. Vakıf
yapısı düşündüklerimizi uygulamaya imkan veriyordu.
Yine yapılan geniş çaplı istişareler sonucu müstakil bir vakıf kurmayıp,
mevcut bir vakıf çatısı altında bu çalışmaları yürütmemizin uygun olacağı
kanaatine vardık. Hem bölece dağımanın değil birleşmenin gerektiği mesajını
vermiş olacaktık.
Bu mülahazalarla bütün Kafkasya'lılara hitab ettiğini düşündüğümüz bir
vakfın yönetimiyle diyaloğa girdik. İstanbul'un Anadolu yakasında yer
alan bu vakfın, Rumeli yakasında bir şubesini açıp, faaliyetlerimizi buradan
yürütmeyi düşünüyorduk. Müteşebbis heyetini oluşturmuş, yerimizi tutup
tefrişini yapmıştık bile...
Bir arkadaşımız bizleri temsilen, vakıf başkanı ve yönetimden bazı yetkililerle
sürekli temas halinde bulunuyordu. Muhataplarımız teklifimizi müsbet karşılamış,
ilk genel kurulda bu yetkiyi bize vermeyi taahhüd etmişlerdi.
Bu beklentimiz altı aydan fazla sürdü. Nihayet vakfın kurucular kurulu
toplanma günü geldi çattı.. Umut ve heyecan dolu gittik. Fakat o ne? Rumeli
yakasında bir şubenin açılması kurucular kurulunun toplantı gündeminde
dahi yer almıyordu.. Verilen onca sözden sonrabu sonuç bizim için acı
bir sürpriz olmuştu. Konu görüşülmeden kapanış konuşmalarına geçildiğinde,
yaptığımız hatırlatmanın da hiçbir faydası olmadı. Toplantı sonunda yaptığımız
minik soruşturmada, bize taahhüdde bulunanlar dahil herkesin ayrı bir
şubeye gerek olmadığı yönünde ikne edildiklerini öğrendik.
Bu arada fikri yapımızdan ve müslüman kimliğimizden rahatsız olan bazı
fesat şahısların da aleyhimizde sıkı bir kulis faaliyetinde bulunarak
böyle bir sonucun hazırlanmasında müessir olduklarını öğrandik. Yani biz
temiz duygularla vakıf şubesinin resmi açılışını yapacağımız günü hesab
ederken, bazı çorak beyinliler tarafından resmen 'altımız oyulmuştu'.
Tabii üzüldük... En kıymetli hazinemiz olan zamandan kaybetmiştik.
Bu arada talebimizin reddine gerekçe olarak ifade edilen 'gelip mevcut
vakıfta çalışın' davetinin de dil ucuyla yapılmış baştan savma bir teklif
olduğunu da belirtmeliyiz.
Biz mevcut vakfın 'adeta tek varoluş gayesi haline gelmiş' haluj günleri
ve balolar düzenlemek, folklor ekibi çalıştırmak... gibi Rotary Kulüp
görüntüsü arzeden aktivitelerine payanda olmak için değil; bunları aşan
ve çok farklı bir kulvara oturtmak istediğimiz kendi projelerimiz yürürlüğe
koymak için ayrı bir şube olmak istiyorduk. Aynı çatı altına girdiğimiz
takdirde zihniyet ve kuşak çatışmalarının kaçınılmaz olacağını baştan
bildiğimiz için, tek müdahil kendimiz olacağı ayrı bir ortam istiyorduk.
Varsın haluj geceleri, diğer tarafta devam etsin; biz kendi seçtiğimiz
alanda faaliyet gösterecektik.
Bütün olumsuz gelişmelere rağmen, bizimle kontakt halinde olan vakıf yöneticilerine
teşekkür ettik ve bu akim kalan girişimimizin acı hatıralarıyla salondan
ayrıldır.
Altı ayı aşkın bir süre yaşadığımız 'platonik aşk' böylece sona ermiş
oldu.
Fakat
biz birlik olmanın ehemmiyetine kuvetle inanıyorduk. Bunun için bütün
Türkiye genelindeki derneklerin birer kurucu üye verecekleri yeni bir
vakıf oluşturulması yönünde bir proje geliştirdik. Bu teklifimizi de bütün
derneklerin katıldığı umumi ortamlarda dile getirdik. Coğrafi dağılımın
getirdiği iletişim zorluğu bu projeyi çok yaygın bir şekilde anlatmamızı
engellemekle birlikte, doğrusu duyuru yapılan ortamlardaki 'eko'suzluk
fazla ümit vermemişti. Bu proje de maalesef bu şekilde sonuçsuz kaldı.
Artık zaman kaybına tahammülümüz yoktu. Dağılmanın değil, birleşmenin
doğru olacağı inancıyla üzerimize düşeni yaptığımıza inanıyorduk.ve bu
yolda da altın gibi iki yılımızı harcamıştık.
Sonunda
kararımızı verdik: vakfı kendimiz kuracaktık... Bu düşünce hepimize yeni
bir heyecan vermişti. Hemen çalışmalara başladık. Önce uzman kişilerce
geliştirilmiş bir vakıf senedi hazırlandı. Üzerinde müzakereler yapılarak
olgunlaştırıldı. Sonra, bütün Kafkas kavimlerinden en az birer temsilci
bulunmazı dikkate alınarak kurucular kurulu listesi oluşturuldu. Aige,
Abaza, Dağıstanlı, Çeçen, Oset ve Karaçay üyelerden oluşan 21 kişilik
Kuruclar Kurulu Nisan 1995 te gerekli evraklarını tamamlayarak ilk müracaatını
yaptı. 21 Haziran 1995 tarihinde de Kafkas Kültür Eğitim ve Sosyal Yardım
Vakfı, kısa adıyla Kafkas Vakfı ismiyle mahkemece tescil edildi.
Kuruluş kararının 23 Temmuz 1995 tarihli Resmi gazetede yayımlanmasıyla
da vakıf resmi hüviyetine kavuşmuş oldu.
Bu arada
gerek kurulma sürecinde, gerekse kurulduktan sonra boş durulmayarak bir
takım hizmetler yapıldığını belirtmeliyiz. İlk akla gelenleri satırbaşlarıyla
altalta sıraladığımızde ortaya şöye bir tablo çıkar.
·Vekalet ve ücretleri Türkiye ve Avrupa'daki müslümanlardan alınmak suretiyle,
Kafkasya'nın değişik bölgelerinde 1994 yılında 65, 1995 yılında 241 kurban
kesilerek ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı.
·İki kermes düzenlenerek toplanan 1.5 milyar lira para Çeçenistan'a aktarıldı.
Bunlar dışında da ayni ve nakdi yardım toplama çalışmalarına fiilen iştirak
edilerek, toplananlar ilgili yerlere ulaştırıldı.
· Abhaz-Gürcü savaşına katılıp şehit düşen Kafkasya'lı 30 Adige'nin geride
kalan çocuklarına 1994 yılından bu yana yardımlar sürdürülüyor.
·
1993 Ramazan ayında görev yapmak üzere Kafkasya'ya iki hoca gönderilerek
masrafları vakıf tarafından karşılandı.
·4 adet televizyon programının yapılmasında katkılar yapıldı.
·Çeşitli gezetelere habe ve yazı dizileri hazırlandı.
1995 yınında üç kişilik bir heyet Kafkasya'ya gönderilerek 3 aylık bir
eğitim-araştırma faaliyetinde bulunması sağlandı. Vakfın çalışmalarına
yön verecek bir sosyal yapı anketi, Kabardey, Adıgey ve şapsığ bölgelerinde1200
dernek üzerinde uygulandı.
·
Yeni bir binaya taşınılarak tefriş edildi.
Başbakanlık Osmanlı arşivinde 100 kadar katalog taranarak Kafkasya ile
ilgili yaklaşık bin belgenin özetleri alındı. Bunlardan 600 adedinin fotokopisi
çekildi.
·18 bin tiraja sahip 6 yapraklı bir Kafkas Takvimi hazırlanarak tamamı
pazarlandı.
·Bütün masrafları vakıf tarafından üstlenilen sekiz Kafkasya'lı öğrenci,
yüksek öğrenim hazırlıkları için Türkiye'ye geririldi.
·Türkiye'den gönderilen bir öğretmen kardeşimiz, Nalçik Üniversitesi'nde
Rusça ve Çerkesce öğrenimini sürdürüyor.
·Kafkasya'dan Türkiye'ye gelen 85 öğrenciye aylık burs veriliyor.
·Kafkasya'da bir dini idari merkezi ile bir 2 din adamına aylık olarak
nakdi yardımda bulunuluyor.
·Bir kısmı değişik Kafkas dillerinde ve coğunluğu Rusça olmak üzere tamamı
Kafkasya ile ilgili 750 ciltlik bir kütüphane oluşturuldu.
·Talep üzerine Kafkasya'ya bol miktarda, Türkiye'de hazırlanmış 365 yapraklı
takvim, Kur'an-Kerim, elifba ve kitap yardımları yapıldı. Ayrıca ihtiyac
sahipleri insanlara nakdi yardımlarda bulunuldu.
·Kafkasya'da inşası planlanan ve süren sosyal kurumlara nakdi yardım yapıldı
ve yapılıyor.
·Vakıf binasında aylık seri konferanslar düzenleniyor.
·Kafkasya'dan gelen misafir öğrenciler için kısa süreli temel bilgisayar
kursları düzenlendi.
·İngilizce'den tercüme edilerek dizgisi tamamlanmış1800'lü yılların Kafkasya'sını
anlatan 400 sayfalık bir kitabın reaksiyon çalışmaları sürüyor; tamamlanınca
basılacak.
Yapılanlara
şahit olanlar, bir yaşını yeni doldurmuş bir vakfın bu kadar işi kotarmasını
büyük başarı olarak nitelendiriyorlar. Fakat, doğruyu söylemek gerekirse,
bu yapılanlar, yapıması gerekenin yanında bir hiç...
Gelecektek Kafkasya'nın ve Kafkasyalılar'ın tarihini yazacak olanları,
nice hayırlı işin altında Kafkas Vakfı'nın imzasını bulacaklarını ümid
ediyoruz. Cenab-ı Hak yardımcımız olsun.
Vakfımızın ilk Kurucular Kurulu toplantısı17 Aralık 1995 tarihinde vakıf
merkezinde gerçekleştirildi. Toplantı Mehdi Sungur'un Divan Başkanlığında
yapıldı. Divan üyeliğine İsmail Tunçbilek, Divan Katipliğine de Erol Karayel
seçildi.
Gündemin oluşturulmasından sonra Geçeci Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Güngör,
vakfın mahkeme kararıyla kurulduğu Haziran1995 tarihinden itibaren altı
aylık dönem içinde yapılan çalışmaları özetledi. Ardından Kafkasya'da
üç kişilik bir heyetle yaptıkları üç ay süren eğitim ve araştırma çalışmaları
hakkında kurula bir rapor sundu.
Üyeler tekrar takrar söz alarak, yapılan yapıması gereken işler hakkında
fikirlerini beyan etmelerinin ardından mali toblo gözden geçirilerek Geçici
Yönetim Kurulu ibra edildi.
Daha sonra yeni yönetim kurulunun oluşturulması maddesine geçildi. Üyelerden
bazıları mevcut Geçici Yönetim Kurulu'nun yeni dönem için asil olarak
görevlendirilmesini önerdi. Bu teklif kurula katılanların tamamınce benimdendi.
Yapılan oylama sonucu yeni yönetim kurulu ittifakla belirlenmiş oldu.
İki yıl süreyle görev yapcak olan yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluşturuldu
(görev bölümü sonradan yapıldı);
Başkan:......................... Fethi Güngör
Başdan Yrd: ................. İsmail Tunçbilek
Sekreter: ....................... Erol Karayel
Muhasip: ...................... Ahmet Kılıç
Üye: ............................. M.Nüzhet Çetinbaş
Üye: ............................. Mustafa Özsaray
Üye: ............................. Şakir Şahin
Gündemin
dilek ve temenniler maddesi gereği söz alanların peşisıra Fethi Güngör
yeni yönetim kurulu adına vakıf kurucularına bir teşekkür konuşması yaptı
ve yeni dönemde yapıması düşünülen işleri sıraladı. Gündem bu madde ile
kapanırken, Kurucular Kurulu'nun üç ayda bir gündemsiz olarak toplanması
karar altına alındı.
Kafkasya'dan getirilen
sekiz öğrenci eğitimlerini tamamladı
1995-1996
eğitim yılında Kafkasya'dan sekiz öğrenci getirilerek İstanbul Üniversitesi
Yabancı Diller bölümünde Türk Dili eğitimine tabi tutuldu. Bunun yanısıra
öğrencilere vakıf merkezinde düzenlenen kurslarda temel dini bilgiler
verildi.
Vakfımız 1996-97 öğretim yılında 30 kız öğrenci getirmeyi planlıyor. Bu
öğrencilerden yirmisini Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı kendi kurslarında ücretsiz
olarak eğitmeyi taahhüd etti.
1997 hedefi 150 bursiyer öğrenci...
Vakfımız tarafından, geçtiğimiz öğreyim yılında, çoğunluğu Kafkasya'nın
değişik bölgelerinden gelmiş ve farklı üniversitelerde okuyan 85 öğrenciye
burs verildi.
1 milyon lira ile 5 milyon lira arasında miktarları öğrencinin durumuna
ve ihtiyacına göre değişen burslar, Ocak 1996'dan itibaren yedi ay süreyle
verildi. Buna ilavten memlekete dönüş sıkıntısı çeken bazı öğrencilerimizin
yol masrafları hususunda da yardımcı olundu.
Dağıstanlı hafızlar
Dağıstan
Diyanet İşleri'nin Türkiye temsilcisi İbrahim Aliyev'den aldığımız bilgilere
göre üç yıl içerisinde Dağıstan'ın değişik bölgelerinden 23'ü kız, toplam
56 öğrenci İstanbul'a getirilerek değişik kurslarda eğitime tabi tutuldu.
Beş kız öğrenci öğrenimini başarıyla tamamlayıp memleketine döndü ve orada
açtıkları Kur'an kurslarında şu anda toplam 120 kız öğrenci okutuyorlar.
Hafızlığını tamamlayan 5 erkek öğrnci ise 17 Ağustos'ta Ankara'da hafızlık
sınavına katıldılar
"Kurbanlarımızı
Kafkasya'da keselim" kampanyası büyük ilgi gördü.
Bu yılki
kampanyamızda toplanan 524 kurbanın %80'i Çeçenistan Müslümanlarına ulaştırılırken,
Kafkasya'nın diğer bölgelerinde de kurban kesme faaliyetleri yürütüldü.
Adigey Bölesi Televizyonu kurban faaliyetlerimize geniş yer verdi.
Kıyı Boyu Şapsığ bölgesinde uzun yıllar sonra ilk defa vakfımız tarafından
kurban kesildi. Yöre halkı Kafkas Vakfı ve kurbanlarını kendilerine gönderen
kardeşlerine duacı oldular.
Vakıf başkanı Fethi Güngör Çeçen-İnguş ve Kabardey-Balkar bölgelerinde
kurban kesme faaliyetlerini yürütürken; üyemiz Mehdi Nüzhet Çetinbaş da
Adıgey ve Kıyıboyu Şapsığ bölgesinde kurbanların kesilmesine nezaret ettiler.
Kafkas Vakfı ayrıca, İHH'nın Batı Kafkasya için ayırdığı kurbanların kesimine
de yardımcı oldu.
Kafkas Vakfı ve İHH bundan böyle Kafkasya ve Çeçenistan'a yapılacak kurban
organizasyonlarında işbirliği yapma kararı aldı.
Önümüzdeki yıl, edindiğimiz tecrübenin ışığında daha geniş çaplı kurban
kampanyası tertip ederek yardımlarınızı Kafkasya'ya ulaştırabilmeyi umuyoruz.
Kazazede
Dağıstanlı Hacı Adaylarına Yardım
23 Nisan
günü Urfa-Bilecik tüneli çıkışında vuku bulan kazada 11 dağıstanlı hacı
adayı vefat etmiş, 15'i de ağır yaralanmıştı. Dağıstan diyanet işlerinin
Türkiye'deki temsilcisi olarak İstanbul'da bulunan ve kazazedelerle yakından
ilgilenen İbrahim Dağıstanlı olaya sahip çıkıp acılarını paylaşan RP Genel
Merkezi, Hüdayi Vakfı, Gaziantep Valiliği, Urfa Belediyesi, İpekçioğlu
Mensucat ve Kafkas Vakfı'na birer teşekkür mesajı iletti.
Bibliyografya
Hazırlanıyor
Kafkasya
ile ilgili eski yeni, yerli yabancı ne kadar çalışma yapılmış ise, ilk
etapta bunların tespit edilip konu içinde alfabetik sıraya göre tasnifini
yapmayı amaçlayan bu çalışma, Kafkas Vakfı ile Maykop ve Nalçık'ta bulunan
Sosyal Bilimler Enstitüsü arasında arasında koordineli olarak yürütülmektedir.
İkinci etapta, ortaya çıkacak Kafkasya Bibliyografyasında yer alan eserlerin
kısa kısa tanıtımları yapılarak kaynak kitap halinde basılması düşünülmektekir
Kafkasya
İslam'la Tanışıyor
1990
yılında yetmiş küsur yıllık sosyalist rejimin iki ay zarfında çöküşe uğramasından
sonra, küçük çaplı ilmihal v.s. dini yayınların artmaya başladığı göze
çarpmktadır. 1992'de Bjeduy diyalektiği ile basılan Kur'an meali, fazlaca
hatalı olduğundan Suriye'li Faiz Hoca tarafından düzeltilerek yeniden
basılyor. Kabardeyce meal çalışması da sürüyor. Dini kitapçık, dergi ve
gazete yayınları, misyonerlerin ücretsiz olarak dağıttığı ve son derece
lüks olarak basılan Hristiyanlık'la ilgili kitaplarla kıyasladığımızda
fazla amatörce olduğunu görüyoruz. Ancak Kafkasyalılar mütevazi de olsa
İslam dini ile ilgili yayınları edinmeyi tercih ediyorlar. Bu arada İstanbul'da
yaşayan Muhammed Recep Akkemik Hoca, bu çalışmalarının devam edeceğini
söylüyor.
Cami
ve Külliye Patlaması
Dağıstan
başta olmak üzere Kafkasya'nın birçok yerinde irili ufaklı camiler inşa
edilmeye başlandı. Altmış sene ateist baskı altında kalan ve maneviyata
iyice susamış olan Kafkas müslümanları hızlı bir cami inşa faaliyeti başlattı.
Hemen her köyde başlanan ancak çok azı tamamlanabilen camiler, destek
ve ilgi bekliyor. Bitenler imam ve cemaat beklerken, inşaatı sürenler
de mali destek bekliyor. "Namaz kılmasını bilmiyorsak da biz müslümanız,
köylerimizin müslüman köyleri olduğunun anlaşılması için de camilerimizi
yapıyoruz" diyen batı Kafkasya müslümanları, Türkiye'de yaşayan ve
dil bilen hocalarını acilen davet edilyorlar.
Maykop Dini İdare Başkanı Misafirimizdi...
Türkiye'de
okumak üzere, davet ettiğimiz öğrencilerden bir kısmını İstanbul'a getirmiş
olan Şhalaho Batmız, vakıf merkezimizde ve iki ayrı vakıfta Kafkasya ile
ilgili konferanslar verdi. Yazılı ve görüntülü medya kuruluşlarından sekiz
tanesi ziyeret edildi. Haber ve röportaj şeklinde, açıklamaları yayınlandı.
Maykop'un Gaverdovski semtinde hükümetten almış oldukları arsa üzerine
bir külliye inşası ile ilgili getirdiği evrak tercüme edilerek mimari
projesi ısmarlandı. Maykop ve Şapsığ bölgelerinde verilecek her tür ve
seviyedeki din eğitimi için karşılıklı yardımlaşmayı içeren bir protokol
sözleşmesi imzalandı. Anılan bölgelerde din eğitimi vermek isteyenlerin
Maykop'taki Dini İdare'ce muhatap alınması için Kafkas Vakfında tezkiye
mektubu istenecek.
Çeçenistan'daki
şehid yetimlerine 28 bin dolar
28-30 Mayıs tarihlerinde Eresin Otel'de gerçekleştirilen Müslüman Topluluklar
Birliği 5. Toplantısına katılmak üzere İHH'nın davetlisi olarak İstanbul'a
gelen Ahmed Kadir vakfımızı da ziyaret edip Çeçenistan'ın son durumu hakkında
bilgi verdi. Kendisine vakfımız adına şehid yetimlerine vakfedilmek üzere
28 bin dolar teslim edildi.
İki
konuk
Aynı toplantı için gelen Müftü Khoako Said ile Bakan Khoade Hazret vakfımızı
ziyaret edip öğrenciler ile ilgili bilgi aldı Adıgey Cumhuriyeti'ndeki
gelişmeler hakkında bilgi verdi.
Kabardey
profesörün buluşu Avrupa'yı ayağa kaldırdı.
Nalçik'te doğup Moskova'da okuyan ve dünyanın sayılı bilim adamları arasına
katılmayı başaran Muradin Kumukov (Ebubeçirko), 55 yaşında bir fizik profesörü.
'Efekt Kumukov' ve 'Lens Kumukov' buluşlarıyla bilim dünyasına adını duyuran
Kumukov, buluşlarını müesseseleştirme uğraşı veriyor.
Sıcak nötron üreten küçük hacimli sistemler, çok hassas tomografi cihazları,
elekronik çipler vb. teknoloji harikalarını emsallerinden çok daha verimli
ve çok daha ucuz üretebileceğini söylüyor. Birkaç alanda bu iddialarını
da ispatlamış. Avrupa'da çıkan bazı süreli yayınlarda geniş yer verilen
Kunukov buluşlarının, petrolden gaza, elektronikten tıbba 15 alanda etkin
olarak kullanılabileceğini yazdılar. Obminisk'teki kanser tedavi merkezinde
çalışan Kumukov hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyenler için adresi
ve telefonu:
Institute For Rontgen Optical Systems
Rogova Str. 7-7, 123479 Moscow, Russia
Tel: 095 196-9274 Faks: 095 196-7468
(Kendisiyle Rusça veya İngilzce iletişim sağlanabilir.)
Kabardeyce
büyük sözlük
Kafkas
dili ve lehçeleri konusunda çalışmalar yapanlara ve bu konuya ilgi duyanlara
bir müjdemiz var. Nalçik Sosyal Bilimler Enstitüsü'nün Filoloji Bölümünde
seneler önce başlayıp bugüne dek süren sözlük çalışması tamamlandı. 'Ödenek
ayrılır ayrılmaz' basılacağı bildirilen 'Kabardeyce Büyük Sözlük' Kabardeyce'den
Kabardeyce'ye 90 bin kelime ihtiva ediyor. Sözlükten edinmek isteyenler
vakfımızı arayarak isimlerini yazdırırlarsa, basıldığı zaman derhal kendilerine
haber verilecek ve ücretlerini banka hesap numaralarımıza yatırdıkları
takdirde de siparişleri verilip Nalçik'ten getirtilecektir.
Kafkas
Vakfı Kafkasya'da
Vakfımız,
6 yapraklı takvim, imsakiye, kurban kesimleri, Kur'an-ı Kerim ve elifba
dağıtımı, eğitim ve araştırma faaliyetlerimiz, anket uygulamaları vb.
etkinliklerimiz vesilesiyle Dağıstan'dan Adıgey'e Kafkasya genelinde tanındı.
Nalçik'te çıkan Adıge Xase ve Nart ile Maykop'ta çıkan Adıge Mak gazetelerinde
vakfımızla ilgili haber ve röportajlar yayınlandı. Üniversiteden cepheye,
şehirden köye, resmi makamlarda sivil örgütlere kadar geniş kesimlere
ulaşmaya muvaffak olan vakfımızın faaliyetleri takdirle karşılandı.
Güreş
Turnuvasında Dualı Açılış
Nalçik'e
20 dakika mesafede kaplıcasıyla meşhur Awşecer kasabasında bu yıl üçüncüsü
yapılan Kuşha Petro güreş turnuvasına vakıf başkanımız da katıldı. Rektör
yardımcıları, öğretim üyeleri, bazı bakanlar, Nalçik'ten diğer misafirler
ile kasaba halkının katıldığı turnuva iki gün sürdü. Öncekilerden çok
farklı yanı ise Tarım Bakanı'nın teklifiyle Fethi Güngör'ün Kur'an ve
dua ile açılışı yapmasıydı. "Hep Lenin'e medhiyeler dizerek açılışlarımızı
yaptık. Bu sefer Kur'an ve dua ile yapacağız" diyen bakan, takdim
esnasında dinleyicilerin alkış tutmasına da engel oldu.
Nalçik'li
Hocalara Hizmetçi Eğitim Kursu
Kabardey-Balkar
başkenti Nalçik'te geçen yaz düzenlenen ve Diyanet İşleri Başkanlığı kanalıyla
gitmiş olan Refik Şimşek ile vakfımız imkanıyla giden Erdal Özden ve Fethi
Güngör'ün hocalık yaptığı hizmetçi eğitim kursuna '65 yifend' (hoca) katılmıştı.
Nalçik Dini İdare Başkanlığı'nca organize edilen ve üç ay süren ve üç
ay süren kurs sonunda başarılı olanlara imamlık belgesi verilmişti. Bu
yaz sonunda yine tekrarlanacak olan yoğun kursların, aynı hocalar nezaretinde
iki grup halinde uygylanması düşünülmektedir.
Kafkasyalı
ruh açlığını gidermek için din eğitimi istiyor
Çeçenistan'dan
Kabardey'e, Adıgey'den Abhazya'ya tüm Kafkas Cumhuriyetleri Türkiye'den
gidecek hocalarını bekliyor
Araştırma ve kurban organizasyonları münasebetiyle gittiğimiz her bölgede
bizlerden, kendilerine dinlerini öğretecek hocalar göndermemizi isteyen
hemşehrilerimiz, bazı Arap ülkelerinden ve Türkiye'den birkaç hoca geldiğini
fakat kifayet etmediğini söylediler. Bazı resmi yetkililer ise, okullara
din dersi koyduklarını, ancak bu dersi verecek öğretmen, ne de talebenin
eline verecek din dersi kitabı bulabildiklerini, bu konuda en çok Türkiye'deki
akrabalarından destek beklediklerini ifade ettiler.
Nalçik'te eğitim imkanı
Kafkasya'nın
ortasında yer alan Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti'nin başkenti Nalçik'te
bulunan üniversitede yabancı öğrenciler sınavsız olarak, sadece not durum
belgesine bakılmak suretiyle dilediği fakülteye yerleştirilmektedir. Fakülte
yıllık harçları şöyledir: filoloji: 1000 USD, mühendislik: 1500 USD, tıp:3000
USD. 1932'de kurulan ve elan 208'i yabancı toplam 8501 öğrencisi bulunan
Nalçik Üniversitesi'nin Eczacılık hariç hemen her fakülte bulunmakta.
Eğitim dili Rusça olup ilk yıl hazırlık sınıfında yeterli seviyede öğretilmektedir.
Devlet yurtlarında çok cüz'i bir ücretle veya ev kiralayarak barınmak
mümkündür. Diploması Türkiye'de geçerlidir. Türkiye nezdinde öğrenci sayılabilmek
için MEB'nin onayı gerekmektedir. Master veya doktora öğretimi de yapan
üniversitede vakfımız kanalıyla giden öğrencilere indirim yapılmaktadır.
İlgilenenlerin, diploma, not durum belgesi ve nüfus cüzdan fotokopileri
ile dört adet vesikalık fotoğraf ve ikametgah senedini vakıf merkezimize
göndererek ön kayıt yaptırmaları rica olunur.
Yurdun değişik yerlerinden gelen şube açma talepleri Yönetim Kurulumuz'ca
değerlendiriliyor. Mart 1997'de toplanacak Kurucular Kurulu toplantısında
ilk olarak, Bursa, Kahramanmaraş, Kayseri ve Alaca (Çorum)'dan gelen şube
açma talepleri görüşülecek. Uygun görülen mürâcaatlar için Vakıflar Genel
Müdürlüğü'ne başvurularak gerekli işlemler yapılacak. Şube kuruluş çalışmalarını
yürütmek ve vakfımızı temsil etmek üzere Alaca'da Ramazan Özdemir'e, Bursa'da
Ömer Özen'e, Kayseri'de Kemal İlhan'a yetki verilmiştir.
Öte yandan Kafkas Vakfı Alaca şubesi Müteşebbis Heyeti başarılı bir kır
gezisi gerçekleştirdi. TBMM Başkanvekili Yasin Hatiboğlu, yazar Hüseyin
Üzmez, İstanbul'dan Samsun'a Barış Yürüyüşü'nü sürdüren Çeçenistan İnsan
Hakları Komitesi Başkanı S. Emin İbrahimov ve Vakıf Başkanımız Fethi Güngör'ün
birer konuşma yaptıkları piknik geç saatlere kadar sürdü.
Kafkas
Vakfı'nın 1996 yılı faaliyet programı çerçevesinde düzenlenen dizi konferansların
birinci bölümü tamamlandı.
6 Ocak 1996 tarihinde Adıgey Özerk Cumhuriyeti Dini İdare Merkezi Başkanı
Şhalaho Batmız tarafından yapılan, "Batı Kafkasya'nın Adıgey ve Şapsığ
Bölgelerinde İslam'a Dönüş" konulu konferansla başlayan serinin 3
Şubat'taki konuşmacısı vakıf başkanımız Fethi Güngör'dü. Güngör, dinleyicilere
"Kafkasya'nın fiziki ve beşeri coğrafyası"nı anlattı.
Mart ayının konuşmacısı ise Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi Üyesi Muktedir
İlhan oldu. İlgiyle izlenen bir konferans veren İlhan "Çeçenistan
direnişinde son durum"u anlattı.
6 Nisan 1996 tarihinde Tasavvuf Araştırmaları Vakfı İstanbul Şubesi Başkanı
ve Kafkas Vakfı Kurucu Üyesi Mehdi Nüzhet Çetinbaş'ın konuşmacı olduğu
konferansın konusu ise "Kafkasya'nın İslamlaşma Süreci" idi.
Haziran ayında vakıf salonunda konferans tertib edilmeyerek, 3/7 Haziran
1996 tarihleri arasında Afyon'da düzenlenen 'Çeçenistan'la Dayanışma Haftası
Etkinlikleri' çerçevesinde "Çeçenistan Cihadı" konulu panele
iştirak edildi. Başkanlığını Prof. Dr. Ömer Abuşoğlu'nun yaptığı panelde
vakıf başkanımız Fethi Güngör'den başka Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı
Yılmaz Ensaroğlu ve Çeçen öğrenci Muslim Goytemiru da birer konuşma yaptılar.
Yoğun alaka gören konferansa basının ilgisi de büyük oldu.
Yaz döneminde ara verilen konferanslar dizisine Ocak ayından itibaren
devam edilmesi planlanmaktadır.
Ayrıca yurt genelinde değişik platformlardan gelen davetler üzerine değişik
etkinliklere de iştirak edildi. Vakıf başkanımız Fethi Güngör 16 Haziran
1996 tarihinde Akabe Vakfı Ankara şubesi'nde "Kafkas Mücadelesinin
Tarihi Seyri ve Çeçenistan Cihadı" konulu bir konferans verdi. Üyemiz
Mehdi Nüzhet Çetinbaş, Isparta, Adana ve Trabzon'da düzenlenen konferanslara
katılarak Rusya tarafından Çeçenistan'a uygylanan zulmü anlattı. Ayrıca
İstanbul, Adapazarı ve İzmit'te düzenlenen seminerlere de iştirak edilerek
dinleyicilere Kafkasya'nın dünü ve bugünü anlatıldı.
Dzibe
toplantıları büyüyor
İki yıldır
altışar aylık aralarla bir İzmit'te bir Maykop'ta yapılan Dzibe sülalesi
toplantıları örnek bir model oldu. Maykop'taki toplantıların ne kada verimli
olduğunu Adıgey Cumhurbaşkanı Carım Aslan'ın şu sözünden rahatça anlarız:
"İçkisiz güzel toplantıların nasıl yapılacağını Dzibe sülalesinden
öğrenin. Bütün sülaleler bu gibi akraba toplantıları yapmalı."
Sonuncusu 2 Mayıs'ta İzmit Uzuntarla'da Elimsan fabrikası bahçesinde gerçekleştirilen
toplantıya çok sayıda Kafkasya'lı katıldı.
Kafkas Vakfı Bursa Şubesi Açılıyor
Kafkas
Vakfı ülke sathında şubeleşme çalışmalarına başladı. İlk etapta Alaca
(Çorum), Kayseri, Kahramanmaraş, ve Bursa şubeleri açılıyor. Bursa şubesini
oluşturacak müteşebbis heyet çalışmalarını hızla sürdürüyor. Bursa şubesi
müteşebbis heyeti şu isimlerden oluşuyor:
Ömer özen, rıfat özbay, enver öztürk, ilyas kanak, özcan susmaz, ibrahim
özkal.
Fevzi Çakmak cad. No: 22, Suya İşhanı D:10-26'da faalyet gösterecek Bursa
Şubesi'nin telefonları da (224) 222 71 46 olarak belirlendi.
|