![]() |
||
|
Kafkaslar'da değişen dengeler |
||
|
Hüseyin
Tok
|
||
|
Kafkasya'da son birkaç ayda gelişen olaylar bunan sonra güç dengelerini kimin elinde tutacağının işaretini verebilir. Fakat önce çevre ülkelerin durumlarını gözden geçirmek gerekiyor. Putin, yeni arabulucu Sovyet döneminin sonlarından itibaren güç kaybeden, nihayet rejimin bir anda çöküşüyle itibarı da elinden giden Rusya'nın, Putin'le yeni bir döneme girdiği söylenebilir. Güçlü bir dış siyasetle dünyada yeniden sağlam bir yer edinmeye çalışan yeni Devlet Başkanı, bir yandan da bu politikalarını Amerika'ya karşı olarak geliştiriyor. Ne Sovyetler zamanında, ne de ondan sonra Amerika'yla başa çıkabilecek bir güce sahip olmayan Rusya'nın elindeki tek koz Amerika karşıtı olmasıydı. Amerika'ya karşı tavrı
böyle olan Rusya'ya Avrupa'nın bakışı, Türkiye'ninkine benzetilebilir.
Birliğe tam olarak sokmak istemediği Türkiye'nin dışta kalıp başka oluşumlara
katılmasını da göze alamayan Avrupa, Rusya'nın Çin'le yakınlaşmasını da
bir tehdit olarak gördüğünden bu ülkeyi kendine yakınlaştıracaktır. Öyle görülüyor ki Putin Rusya'yı dünyada yeniden bir süper güç yapmak peşinde. Tabii bunu, içinde bulunduğu hassas dengenin avantajıyla elde etmeye çalışacak. Avrupa'ya karşı Çin'i kullanırken, diğer yandan Bush'la zayıflayan Amerikan dış politikasındaki boşluğu doldurabilmek için bir hayli ülkeyle işbirliği teşebbüsünde bulunuyor. İran, Mısır, Suriye,
Çin ve diğer Orta Asya ülkeleri... Rusya'nın ilişkilerini kuvvetlendirdiği
birkaç ülke. Bunların yanında İsrail ve Filistin, Kuzey Kore ve Güney
Kore, arbuluculuğa soyunduğu topraklar. Bu arada "Ulusal Füze Savunması" nın yürürlüğe girmesi, Amerikan Senatosu'ndaki dengenin cumhuriyetçi bir senatorun istifası karşısında demokratlar lehine değişmesiyle tehlikeye girdi. Demokratlar, Rusya'yla Çin'i yakınlaştırması ve 1972'de Amerika ile Rusya arasında imzalanan Anti-balistik füze anlaşmasına da ters düşmesi dolayısıyla bu savunma sistemine başında beri karşı tavır almışlardı. Rusya için Çeçenistan Soljenitsin, 1990'da
yayımladığı "Rusya Nasıl Kurtulur" kitabında, federasyona bağlı
cumhuriyetlerin Rusya'ya yük olduğu ve her geçen gün artan bağımsızlık
istekleriyle de ülkeyi yıpratacaklarını söylemişti. Ardan geçen on yıl
bu görüşü doğrulamasına rağmen Putin'in bu toprakları inatla elinden çıkarmak
istememesinin sebebi nedir? Bu kadar kaybına rağmen Çeçenistan'ı elinde
tutmak Rusya'ya ne getirebilir yahut Putin bundan ne bekliyor? 1998 Ağustos'unda tüm ülke ekonomisini alt üst edip birçok komşu ülkeyi de derinden etkileyen kriz ve bir yığın yolsuzluk iddialarıyla ülke çalkalanıyordur. 'Aile'nin itibarı iyiden iyiye zedelendiği gibi Yeltsin de büyük tehlike altındadır. Bu çalkantıda 'Aile'nin itibarını teslim edip Yeltsin'in dokunulmazlığını temin edecek yeni bir başbaşkan arayış başlar Kremlin'de. Son olarak IMF'den
alınan kredilerin de Yeltsin yönetimince iç edildiği iddiaları, acil manevra
arayışını hızlandırır. Şamil Basayev, "hayâl
ettiği İslâm devletini kurmak için" Dağıstan'a girer. Burada sorulması
gereken bazı sorular var: Basayev'i böyle çılgınca bir işe sokan sâik
neydi ve silahlar nereden geliyordu? Yaygın bir iddiaya göre bu isim Kremlin'e
yakınlığıyla bilinen milyarder işadamı Yahudi asıllı Berezovski'dir. Son olarak Moskova'daki iki apartmanın patlaması da Çeçenler'in başına yıkılınca bütün Rus medyası, Çeçenistan aleyhinde büyük bir kampanya başlatır. Nihayet bir "anti-terör harekâtı" için start verilir ve savaş başlar. Ahmet Sel'in ortaya koyduğu iddia böyle. Tabii Basayev'in Dağıstan'a girmesinin içinde Rusya'nın çeşitli oyunları sözkonusu edilebilir. Meselâ Dağıstan'da çıkardığı çatışmalarla Çeçenistan için bir tehdit oluşturarak Basayev'i buraya girmeye zorlamış olabilir. İddiadan da anlaşılacağı gibi, Çeçenistan Rusya için vazgeçilmez bir yer değil. Daha çok kendi kamuoyunu etkilemek için yaptığı ve başarıya da ulaştırdığı bir manevra. Bu da gösteriyor ki Rusya'daki kuvvetli bir kamuoyu tepkisi, savaşı durdurmakta büyük oranda etkili olabilir. Çin: yeni aktör
Peki bu değişen dengelerde
Türkiye'nin yeri ne olacak sorusuna verilebilecek net bir cevap yok. Fakat
Orta Asya'da güçlü bir Türkiye, yeni ilişkiler geliştirdiği ve kendisine
Amerika ve Avrupa'nın temin etmek istemediği silahları vermekte sakınca
görmeyen Çin'in işine gelmez. Bu sebeple Çin'in asıl müttefiki; Rusya. Birliğin dışında kalan Gürcistan ve Azerbaycan kendilerine yeni ortaklar armak zorunda. Bu da önümüzdeki aylarda Bakü petrolünü taşıyan üç ülkenin -Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye-, ilişkilerini güçlendirip çeşitli ortaklıklarda bulunacağının sinyalini veriyor. Bütün bu gelişmeler, Kafkasya'daki iki ülkenin, Çeçenistan ve Abhazya'nın durumlarının büyük oranda değişebileceğine işaret ediyor. BDT Ortak Güvenlik Sistemi, Abhazya'yı, Gürcistan'a karşı bir koz olarak kullanabilir. Aynı şekilde Gürcistan da Çeçenistan'a destek verebilir. Gürcistan'ın istediği Tüm bunlar olurken, Gürcistan Avrupa ülkeleriyle diyaloğa girerek Abhazya'yı uluslar arası baskı altına almayı planlıyor. Şevardnadze'nin niyeti, Abhazya ile federal bir devlet yapısı oluşturup, silah zoruyla yapamadığını meşruiyet zimininde gerçekleştirmek. Abhazya ise buna şiddetle
karşı çıkyor. Gürcistan'ın yine bu yapı içinde birleşmek istdiği diğer
cumhuriyet, Güney Osetya. Güney Osetya'nın bu konuda net bir tavrı yok.
Federasyon oluşumunu belirleyecek asıl unsur, Şevardnadze bir yandan
barış yanlısı çözüm arayışlarıyla masaya otururken, Abhaz yetkililerin
iddialarına göre bir yandan da el altından terörü destekliyor. Öte yandan Azerbaycan petrollerini ülkeye akıtabilmek için Gürcistan'la iyi ilişkiler kurmanın yollarını arayan Türkiye, gümrük işbirliği gibi, ticari ilişkileri hızlandıracak çalışmalar yapıp yeni gümrük kapısı açarken, bir yandan da bu ülkeye maddi destek sağlıyor. Birkaç ay içinde Sarp gümrüğü otomasyon projesine dahil edilecek. AB'nin de Kafkasya'daki
müttefiki Gürcistan. Ermenistan'la Avrupa arasında muhtemel bir yakınlaşma
şimdilik ufukta görünmüyor. Kuzey Kafkasya Kuzey Osetya'daki
Kafkasya Vatanseverleri Örgütü'nün Mashadov'a yazdığı mektup kimilerince
11 Mayıs ruhunun yeniden canlanmaya başlamasına yoruldu. Tabii şimdilik
kuvvetli bir ihtimal değil bu. Adıgey Cumhurbaşkanı Aslan Carimov fazla ses çıkarmadan, emin adımlarla ilerliyor. Doğu-Batı Enstitüsü'nce 15 günde bir yayımlanan "Rusya Bölgeleri Raporu"nun verdiği bilgilere göre ülkenin % 22'lik nüfusuna sahip Adıgeler ekonomiyi ve yönetimi kendi elinde tutuyor. Ülkedeki 3'ü hariç bütün bütün petrol istasyonları ve doğal gaz hattının büyük kısmı onların elinde. Liz Elizabeth Fuller'in kaleme aldığı rapora göre eğitimi ellerinde bulunduranlar da Adıgeler. Son zamanlarda çıkan 'Geri dönüş kanunu'yla, ülkedeki Adıge nüfusunun arttırılması planlanıyor. Anayasa değiştirilerek başkanlık seçimine katılmak için hem Adigece, hem Rusça bilmek şart koşuldu. Şimdilik Kafkasya'nın ve çevresinin durumu bu. Önümüzdeki birkaç ay içinde gelişen olaylar, Kafkasya'nın geleceği için büyük oranda belirleyici olabilir. |
||
| Ücretsiz abone olmak için lütfen adresinizi bildirin bulten@kafkas.org.tr | ||