Osmanlı
Devleti'nin Kafkasya Politikası
Abdülmecit'ten sonraki tüm Osmanlı sultanları gibi annesi bir Çerkes
kadını olan Abdülhamit, Kafkas göçmenlerinin saray çevresinde önemli
sayıda bulunmaları hasebiyle, çevresindeki olaylardan haberdar olmak
isteğiyle Çerkes dilini de öğrenmişti. Gurur, sadakat, yiğitlik gibi
meziyetlerinin çok iyi bildiği Kafkasya'lıları yanında tutmak maksadıyla
bir dizi tedbir almıştı.(1)
Bir çoğu Kafkasya asıllı pek çok devlet adamı, aslında Kafkasya'nın
Rusya'ya karşı mücadelesinde derin bir sempati besliyordu. Hatta oraya
yardım edilmesine bile taraftar idi. Genel olarak Osmanlı Devleti ve
kamuoyu Kafkasya'ya yakın duygylarla olmakla beraber Rusya ile savaşa
yol açmaktan kaçınma zorunluluğu yüzünden pek bir şey yapılmıyordu.
Ancak yine de, az da olsa şahısların gayretleri ile Kafkasya'ya yardım
sağlanabilmiş olmalıdır.(2)
Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu zor şartlara ilave olarak yeni
sıkıntıları beraberinde getirse de göç akını; -devletin göçleri kontrol
altına alarak uygunsuzlukları önlemeye çalıştığı görülmekle birlikte-
kesin bir şekilde yasaklama yoluna gidilmemiştir. Çünkü böyle davranmak;
insanlığa, devletin şanına ve halifenin bütün müslümanların koruyucusu
olduğu ilkesine ters düşerdi.(3)
Osmanlılar'ı Kafkasya'ya yönelten uzun vadeli siyasi hedefler
1-Orta
Asya Türkler'iyle birleşebilmek için, Kırım - Kuzey Kafkasya - Astrahan
- Kazan hattına sahip olmak.
2-Hızla
gelişerek güneye inmekte olan Rusya'nın Kuzey Kafkasya'yı işgâlini önlemek
3-Rusya
ile dini yakınlığı olan Gürcistan'ın Rusya ile coğrafî birleşimini önlemek.
4-Uzak-Doğu
ticaretinin önemli noktaları durumundaki Karadeniz'in doğu limanları
ile Astrahan'ı elde etmek.(4)
Çerkezistan'a silah ve cephane sevk edildiği hususunda Rus Elçiliği'nin
şikâyeti üzerine 21 B (Receb) 1273 (20 Mart 1857) tarihinde oluturulan
komisyonun, eski Bosna Nazırı İsmail Paşa ile Livâ Ferhat Paşa'yı suçlu
bularak ilkini Bursa'ya, ikincisini Kütahya'ya sürgüne göndermesi; sonucun
elçiliği bildirilmekle beraber Rusya ile dostluğu zedeleyen bu tür olayların
bu tür olayların tekerrür etmemesi için olayın gerek resmî yazılarla
memurlara, gerekse Takvîm-i Vekâyi'de yayınlanarak kamuoyuna duyurulması
Osmanlı Hükûmeti'nin o zamanki Kafkasya politikasını yansıtan bir tutum
olmuştur.(5)
1739'da Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Belgrat muahadesinde
her iki taraf da Kabardey bölgesinin bağımsızlığını itiraf ettiği halde(6)
1740, 41 ve senelerinde Rus Çarı'nın Sultan I. Mahmut'a yazdığı yazılarda
"Çerkesler'in ve Kabardeyler'in varisi ve hakimi" unvanı kullanıldığı
ve Osmanlılar'ın da III. İvan'a cevaben yazdıkları yazılarda aynı unvanın
kullanılması, bölgedeki Rus hakimiyetinin tanındığı anlamına geliyordu.(7)
Ruslar'ı müşkül duruma düşürmek maksadıyla sınırın öte tarafında yaşayan
Çerkesler'i ve Abazalar'ı ayaklandırmak yolunda, ilgili Türk bakanlıkları
tarafından bazı faaliyetler yapıldığı bilinmektedir. Bu hususta Kafkaslar'dan
Türkiye'ye gelen ve vaktiyle Rus ordusunda general olan Musa Kunduk(ov)'un
büyük bir rol oynadığı malûmdur. Osmanlı hududuna yakın sahadaki Çerkesler
ayaklandığı takdirde Ruslar'ın müşkül bir duruma düşecekleri ve cepheden
bir çok kuvvetin bu sahaya gönderileceği muhakkak idi.
Nitekim 1877 yılı Mayıs ortalarında Türk harp gemileri Kafkas sahilindeki
Suhum kalesini bombardıman etmişler ve Musa Kunduk(ov) tarafından teşkil
edilen 'muhacir' Çerkes kıt'aları sahile çıktıktan sonra, oradaki Abazalar
da harekete katılmışlardı. Bunun üzerine Ruslar Suhum kalesini ve civarını
boşaltmak ve ayaklanmayı bastırmak için bir miktar muntazam Rus askerlerini
sevketmek zorunda kalmışlardı. Bu hareket, Kafkaslar'daki müslümanların
Ruslar'a karşı ayaklandıkları takdirde, Ruslar için mühim bir durum
meydana gelebileceği kanaatini teyit etmişti.(8)
Enver Paşa tarafından Kafkaslar'da, Türkiye ile Rusya arasında büyük
bir tampon devlet kurulması görüşü ortaya atılmıştı. Fakat Türk ordusunun
Rusya karşısında mütemadî mağlûbiyetleri, böyle bir projenin gerçekleşmesini
geciktirmekte idi.
Enver
Paşa'nın Kafkaslar'daki Çerkesler'in ayaklanırılması işi ile yakından
ilgilendiği bilinmektedir. Daha 1914 yılı Ağustos'unda, Enver Paşa'nın
teşviki ile (Çerkes) Müşir Fuat Paşa, Çerkesler'i Ruslar'a karşı ayaklandırabileceğini
ümid etmişti. Müşir Fuat Paşa, harp başladıktan sonra Türkiye'de yaşayan
Kafkas ve Dağıstanlı bazı mümtaz kişilerden 'Türk Sıhhî Misyonu' adı
altında bir Kafkas komitesi kurmuştu. Bu komite Kafkaslar'da birkaç
muhtar ülkeden müteşekkil bir devlet teşkilini ve bunun başına da Osmanlı
prensinin geçirilmesi dahi tasarlanmıştı. Bir de Doğu Kafkaslar'da Ruslar'a
karşı bir isyan çıkarılması da düşülmüştü.(9)
Osmanlı hükûmet mahfillerinde ve Osmanlı ordusunda Kafkaslar'a ilgi
daima mevcuttu; çünkü Çerkes menşeli memur ve subaylar hiçbir zaman
eksik değildi.
Enver Paşa Kafkaslar'da bir 'İslâm Devleti' kurmak ve Türkiye ile Rusya
arasına bir set çekme siyaseti güdüyordu.
Sovyet hükûmetinin protestosu tabiatıyla dikkat nazarına alınmadı ve
cevap dahi verilmedi. Babıâli kendi menfaatine uygun gördüğü siyaseti
devam ettirdi. Şimâlî Kafkas murahhasları ile Batum'da 8 Haziran 1918
tarihinde bir de 'dostluk' antlaşması imzalandı. Bu antlaşma gereğince
Türk hükûmeti 'Şimâlî Kafkasya Cumhuriyeti'ne askerî yardımda bulunmayı
ve dostunu dış tehlikelerden (yani Rus Kazakları ve Bolşevikler'den)
korumayı üzerine almıştı. Nitekim Şimâlî Kafkas Cumhuriyet'i, teşekkülünden
hemen sonra, Kazaklar ve Bolşevikler'in hücûmuna uğramıştır. Yeni kurulmuş
bu cumhuriyete her türlü desteği vermek gerektiğini savunan aydınların
başında gelen A.Ağaoğlu, bunun gerekçesini şu şekilde açıklıyordu:
"... Kafkas müslümanlarıyla aramızdaki dinî, lisânî ve ırkî münasebetler
bizi Kafkas müslümanlarının mukadderatına lâkayt bırakamaz. Biz ister
istemez bunların hâlini ve maruz kalacakları tehlikeleri nazar-ı dikkate
almak mecburiyetindeyiz...Kafkasya'nın zaafından bilistifade Ruslar
yeniden bizimle hem-hudut olan bu memleketi yine ellerine geçirmeye
teşebbüs edebilirler. Bizim için bu mühim bir mesele olur. Biz Kafkasya'yı
kuvvetli ve bizimle Rusya arasında muhkem bir hâil olarak görmek isteriz..."(11)