Bilim Dili

WUNEY Bilal
Günümüzde, gelişmiş her milletin, kendine has bir bilim dili vardır. Bu (dil) ne konuştuğumuz, ne de başka değişik şekillerde kullandığımız dillere benzer. Buna halkın edebiyat dilinin bir dalı denilebilir. Bilim için hazırlanmış hususî ve kitabî bir dildir. Böyle bir dil ile okunmaktadır fizik, kimya, matematik ve diğerleri.
Bilim dili, edebiyat dilinin bir dalıdır diyorsak da, ses-yazı benzerliği olup, anlam yakınlığı olmayanlar, bilimsel eğitim yapılan dil ile bağdaşmamaktadır. Bağdaşması da doğru olmaz. Bir düşünün, farklı birkaç ilacın aynı adı taşıdığını. Bu çok zararlı olurdu, yanıltırdı sizi. Bilimle uüraşanların her zaman, her kelimenin ses ve anlam bütünlüğü olması için çaba sarfetmelerinin sebebi budur.

Burada terimlerden söz etmek gerekiyor. Neden derseniz, terimler bilim dilinin kelimleridir. Terim demek, bilim dilinde özel anlamı olan kelime demektir (birleşik kelimelerden oluştuğu da olur). Terimin çıkış noktası edebiyat dilidir. Edebiyat dilindeki kelimeye, bilim dilinde yerine getirmesi gereken hususî bir görev yüklenip, terim oluşturduğu çok oluyor. Böylesi bilim diline gayet güzel hizmet etmektedir. Ancak zorunlu olarak iki ya da daha çok anlama geldiği olmakta ve içinden çıktığı her ikisinin de anlamını korumaktadır. Bu istenmeyen bir durum. Bizim burada istediğimiz onun bilim dilindeki anlamıdır. O bakımdan, anlam itibariyle çatallı kelime karıştırmamaya özen gösteriyorlar.

Bilim dili için, Grek ve Latinler'in ölü dilleri iyi bir çıkış yoludur. Bir çok millet bu dillerden alınan kelimeleri bilim dilinde kullanmaktadır. Bunların sözlük anlamları, istisnalar dışında, bilim dilindeki anlamalarıyla örtüşmemektedir. Fakat bu diller yaşamadığı ve konuşulmadığı için bunun pek sakıncası olmamaktadır. Sonra, manası anlaşılmayan kelimeye, bilim dilinde istenilen anlamı kolayca kazandırabiliyorsunuz. Kelimelerin kendisi ise, kolay okunup kolay yazılabiliryor, ses ve yazılış itibariyle de başkalarına benzemiyor.
Yeni terimler oluşturulurken, onun parçalarının farklı dillerden alındığı da oluyor: elektrogüç (gibi); düşünüldüğü de: gaz (örneğinde olduğu gibi)

Milletin edebiyat dili, bilimsel bir ifadeye kavuşurken, bilim dilinin kendisinde ortaya çıkanların yanısıra, yabancı diller de karışmaktadır. Anadil, yabancı kelime alırsa, bunun, o dilin zayıflığına yorulduğu olur çoğu zaman. Bu doğru değil. Dil, aldığı kelimeyi yabancı olduğu tanınmaz bir hale getirip, onu kendine benzetebiliyorsa güçlüdür. Anlamını korumakla birlikte, onu kendi fonetiğine, telaffuzuna benzetiyor, ses ve yazılış itibariyle katıldığı dile benziyor, onun geleneğini benimsiyor. Dil açısından dışardan gelenin, geldiği yerin pek önemi yok. Önemli olan, onun ihtiyaç duyduğu yeni kelimeye kavuşmuş olmasıdır. Onlar, kendilerinden (kelime) türetilerek, katıldıkları dili zenginleştiriyorlar.

Burada tehlikeli olan, dışardan gelen kelimenin, katıldığı dile uyum sağlamayıp, içinden çıktığı dilin geleneğini sürdürmesidir. Bu durumda o kelime, katıldığı dilin geleneğini bozuyor, onu konuşanların düşüncesini bulandırıyor. Buna dikkat etmek lâzım. Bilim dili denilmesindeki amaç, milli müfekkireyi bozmadan, düşünmeyi kolaylaştırmak arzusudur. Bilim diline sahip olmayan milletin gençleri, yabancıların diliyle bilim öğrenmek durumunda kalıyor. Bilimden uzak kalınamıyacağına göre, onlar için başka seçenek te kalmıyor.
Bunun anlamı şudur; bir milletin, varlığını sürdürmesi bir çok açıdan, onun edebiyat diline ilaveten, bir de bilim dilinin bulunmasına bağlıdır. Ünlü Rus bilim adamı Lomonosov M.V., bunu çok erken farketti ve çok şey başardı. 18. Yüzyılda Rus bilim dilinin temelini atanlar o ve onun gibi düşünenlerdir. Rus bilim dili bugün ulaştığı seviyeyi Lomosov'a borçludur.

Çerkes edebiyat dilini ele alırsak, onun bugün de net ve anlaşılır bir bilim dili yoktur. Bugün fizik, kimya, matematik ve diğer alanlarda bir çok bilim adamımız olmasına rağmen, bu alanlarda ortaya konmuş bir eser mevcut değil. Bilim adamlarımız yabancı dille çalışıyorlar.

Bunun millete getireceği zarar büyük. Gençler daha ilk ve orta öğretimden itibaren içinden çıktığı halkın düşünce tarzından uzaklaşmış oluyor. Bundan dolayı, Çerkes bilim dilinin oluşturuluması için, geç de olsa derhal herekete geçmek lâzım. Bilim dilini oluşturmak kolay değil, o uzun zaman ve çok çalışma ister. Bugün bunu gerçekleştirecek gücü var Çerkesler'in ki, işin başı da budur. Bu konuda bazı çalışmaların yapıldığı söylenebilir; Kabardey-Balkar Devlet Üniversitesi profösörlerinden Apaje Muhammed'in başkanlığında bir grub bilim adamı bu işin peşine düşmüştür. Bunlara öğretmenler ve konuya katkım olabilir, diyen başkalardı da destek verseler, bu iş daha da ileri gitmiş olurdu.

Bugün dilbilimciler Çerkesçe'yi iki anabölümde ele alıyorlar: Kabardey-Çerkes ve Adige (Kuban ötesi) dili olarak. Bazıları da bu ayrımı kabul etmiyor ve farklılaşma olmuşsa da hepsi birdir ve Çerkesçe'dir diyorlar. Müşterek bir bilim dili olsaydı her iki kesimin de işine yarardı. Bu, dil üzerinde çalışanları birleştirirdi, güç verirdi onlara, dilleri de birbirine yakınlaştırırdı (bilim dilinin böyle bir özelliği vardır).

Bilim dili, bazı eşya ve aletler gibi, önceden hazırlanıp sonra da kendisiyle çalışılan bir şey değildir. O, bilimi okumak ve üzerinde çalışmakla ortaya çıkar. Yeni kelimeleri öğrenciler, öğretmenler, bilimsel çalışma yapanlar zor benimsiyorlar, uzun zaman alıyor, ilk bakışta kavramak ta kolay olmuyor. Alışmak için, yeni terimleri sıkça ve tekrar tekrar kullanmak gerekiyor.

Bilim diline başlangıç olan ve onu geliştiren metod, bilimsel eserleri çevirmektir. Buna hazır ve yatkın olmayan dil için zor bir iş. Böyle olunca bu işe terimler sözlüğü hazırlamakla başlansa daha isabetli olur. Bunda, konuya ilgi duyan ve arzu eden herkes yardımcı olabilir. Burada evrensel tecrübeyi göz önünde bulundurmak lâzım. Bu tecrübenin ışığı altında iyi bir terimler sözlüğü hazırlamak için yapılması gerekenler kısaca şunlardır:

1- Çerkesçe'de bilimsel anlam yüklenebilecek, mevcut kelimeleri bulup, yabancı kelimeleri onlarla değiştirmek.
2- Mevcut kelimelerle değiştirilemeyecek terimlere karşılık, yeni Çerkesçe kelimeler türetmek. Bu kelimeler, yerine konan kelimeye, anlam bakımından eşit, anlaşılır ve kolay telaffuz edilir olmalı.
3- Tam olarak Çerkesçeleştirilemiyen birleşik terimlerin, değiştirilebilecek olanını değiştirmek
4- Çerkesçe'ye aktarılamayan evrensel terimleri olduğu gibi almak.
5- Bütün terimleri Çerkesçe'nin telaffuz tarzına sokup, gramerimizin kurallarına sıkı sıkıya bağlı olmak.

Eski Grekler'den sonra, bilimsel bir dile sahip olan her milletin (Latinler de dahil) takip ettiğ yol budur. Ne kadar özen gösterilse de, terimlerin anlamı tam olarak karşılanamıyor. Onun için sözlük hazırlanırken, terimleri daha anlaşılır kılacak bölümler eklenmelidir. Daha kolay anlaşılması için, terimin içinden çıktığı kelimeyi tırnak içinde yazma geleneği de vardır. Sonra, kelimenin iyi bir Çerkesçe'yle ifade edilebilmesi için, bu konu üzerinde çalışanların, hem üzerinde çalıştıkları bilimi, hem de Çerkesçe'yi çok iyi bilmeleri gerekir. Bunun için de bilim adamlarının birbirinden haberdar ve biribirine yardımcı olarak çalışmaları daha doğru olur.

Çerkes dili ne kadar gelişmiş olursa olsun, gençlerimiz Rusça'yı bilmeli. Çerkes edebiyatı dilinin bilim dalları olursa, bunun, gençlerimizin Rusça'yı öğrenmesine mani olacağını zannedenler var. Bu hatalı bir görüş. Öğrenme metodlarının başında mukayese gelir: ağacın uzunluğunu metre ile, onun dallarından kopardığımız elmanın ağırlığını gramla... tadını ise suya nisbetler anlarız. Rusça da böyledir. Onu bilip bilmediğimizi anlamamız için, kıyaslayacağımız bir şey olmalı. Demek istediğimiz şu ki, kendi dilini bilen için Rusça'yı da, başka dilleri de öğrenmek kolaydır. Çünkü onu, sadece kelimelerini ezberlemekle kalmayıp, kendi anadilimize kıyaslayarak, bütün yönleriyle anlıyor ve daha derinden kavrıyorsunuz. Bilim dili de böyledir işte. Sözünü ettiğimiz terimleri kendi kendi dilinde öğrenen için, Rus bilim dilini de, evrensel terminolojiyi de öğrenmek daha kolay olacaktır. Onların manasını anlayanı, uluslar arası bilim alanına çekmek, bu sebeple daha kolay oluyor.


Kab. Balk. Ü. de doçent
Adıge Psalte Gazetesi
1 Ağustos 1996

Ücretsiz abone olmak için lütfen adresinizi bildirin bulten@kafkas.org.tr