ÇEÇENİSTAN NEREYE

Mehdi Nüzhet Çetinbaş
Kafkas Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı

Çeçenistan, eskisi gibi medyanın gündeminde yer alamıyor. Yer alsa bile gazetelerin iç sayfalarına sıkışmış küçücük haberler olarak yansıyor Türk medyasına.

Çeçenistan'da yaşanan dram sona erdiği için mi gündem değişti? Elbette hayır! Olaylar eskisi gibi devam ediyor. Hatta uygulanan vahşet ve soykırımın dozu gittikçe artıyor.

Son günlerde Filistin'de yeniden canlanan intifada haraketi televizyonların en gözde haberleri arasında yer alıyor. Babasının kucağında öldürülen küçük çocuğun görüntüsü hepimizi büyük bir infiale sevketti.

Aynı gün ve aynı saatlerde Çeçenistan'da, hergün olduğu gibi yine çocuklar kurşuna diziliyorlar. Analar toplama kamplarında en iğrenç işkencelere tabi tutuluyorlar. Filistin intifadasında bütün dünya televizyonları adeta canlı yayın yaparken, buradan bin beter vahşete maruz kalan Çeçen topraklarına bir tek kameranın bile girmesine izin verilmiyor.

Ruslar Çeçenistan'a basının girmesine, Avrupa'dan gelen inceleme heyetlerinin buraya rahatça gidip inceleme yapmasına bile fırsat tanımıyor.

Rus hükümeti, tarih boyunca işlediği soykırım suçunun hesabı sorulmadığı için pervasızca haraketlerine devam ediyor. Kuzey Kafkas toplumlarını sistematik bir genoside tâbi tutan Ruslar, bu suçu işleyen diğer toplumların verdiği hesabın onda birini bile vermemiştir.

Çeçenistan'da bugün gerçekten bir insanlık dramı yaşanıyor. Kökü artık tamamen kurutuldu denilen verem hastalığı Çeçen mülteci kamplarını kırıp geçiriyor. Sağlıksız ortamda kalmanın getirdiği bir çok hastalık Çeçen mültecileri pençesinde kıvrandırıyor.

Bağımsızlık mücadelesi veren Çeçen mücahitleri yaralayan ve üzen en önemli şey, ayrılıkçı ve terörist gibi sıfatlarla tanınmaktır. Çeçenistan dörtbin yıllık Çeçen yurdudur. Çeçenler bundan daha öncesini bilmiyorlar. Rusların Çeçenistan topraklarına gelişi 130 yıllık bir geçmişe sahiptir. 450 yıldan beri Ruslarla topraklarını korumak için savaşan Çeçenler'e terörist mantığıyla yaklaşmak büyük bir gafletin eseridir.

Bugün Kafkasya'da tarih tekerrür ediyor. Ruslar eskisinden de rahat haraket ediyorlar. Kimse kendilerine yaptıklarının hesabını sormuyor. Bu çifte standartlar gerçekten utandırıyor bizi.

Hakkı çiğnenen mazlum Çeçen halkının problemlerini dünya kamuoyuna duyurması gerek. Bu görev en önce Türkiye Cumhuriyeti'ne düşüyor. Ancak yöneticilerimiz ucuz politikalarla, önlerinde duran tarihi fırsatı kaçırıyorlar.

Türkiye Rusya ile gerçekleştirdiği ekonomik münasebetlere zarar gelir endişesiyle zulme sessiz kalıyor. Rusya'dan gelecek bir kaç milyar dolar için dış politikamız ipotek altına alınmıştır.
Türkiye'nin Çeçenistan ile ilgili politikasının dışa yansıyan kısmını, basın ve dünya kamuoyuna karşı yapılan resmi açıklamaları bir şekilde anlayışla karşılayabiliriz.Ancak Türkiye Çeçen mücadelesine destek olmak şöyle dursun, fiili olarak köstek olmaktadır.

Çeçen mültecilerine ve sivillerine yardım etmek amacıyla kurulan Çeçen dayanışma komitelerinin çalışma alanlarının daraltılması, bu komitelerin faal olmaması için elden geldiğince engel çıkarılması, Çeçenistan meselesine yaklaşımın şeklini ortaya koyan önemli bir ölçüdür.

Bosna'dan, Kosova'dan mülteci getirip Kırklareli Gaziosmanpaşa kampında barındıran Türkiye, bırakın mülteci getirmeyi, binbir zorlukları aşarak sınıra kadar ulaşan insanları dahi içeri almamaktadır. Savaşta evi yıkılan, canını zor kurtaran insanlardan pasaport istemektedir.

Binbir zorlukla Türkiye'ye uluşabilen Çeçen mülteci sayısı 1000 kişiyi bile bulmamaktadır. Bunlar da kendi imkanlarıyla gelmişlerdir.

Türkiye, canını kurtarmak için sınırlarımızı zorlayan Çeçenlere, üzülerek ifade etmeliyiz ki Rus nataşalarına bile gösterdiği hoşgörüyü göstermemektedir.

Rus başbakanı Kasyanov'un Türkiye'ye gelişinden sonra Çeçenlere uygulanmaya başlanan vize ambargosunu, Rus gazete ve televizyonları sevinç çığlıklarıyla halka duyurmaktadırlar. Bu durum Rusya'da yaşayan müslümanların morallarini bozmaktadır.

Ruslar Çeçenistan'da saplandıkları bataklıktan kurtulmak için çabalamaktadırlar. Dünya kamuoyunu aldatmak maksadıyla Çeçenistan'da atama yoluyla göreve getirdikleri Ahmet Kadirov, bırakın Çeçenleri yönetmeyi, kendisini korumaktan aciz bir insandır.

Etrafındaki kalabalık Rus korumalarıyla dolaşan sözümona devlet başkanı Kadirov, kendi başkanlığına kendisi bile inanmamaktadır. Rus kontrol bölgelerinde kurulan göstermelik yerleşim birimlerinde iskân edilen Çeçenler'in görüntülerini dünyaya vermekle bu meseleyi halledebileceğini zanneden Rusya büyük bir yanılgı içindedir. Rusya tarih boyunca oynadığı oyuna devam etmek için elinden gelen gayreti gösteriyor. Türkiye olarak bizler küçük çıkarlar uğruna bu oyuna alet oluyoruz.

Türkiye'de yaşayan Kuzey Kafkas kökenliler olarak bizlere de önemli görevler düşüyor. Abhazya ve birinci Çeçen savaşları sırasında gösterdiğimiz tepki ve dayanışmayı bu savaş sırasında da gösterebildiğimizi söyleyebilir miyiz? Bu soruyu kendimize sormamız lâzımdır.

Öyle olmasaydı böyle olurdu gibi, ateletimiz için savunma mekanizmaları geliştirerek hiçbir yere varamayız. Her ne olursa olsun bugün Çeçen halkı üzerinde büyük bir soykırım gerçekleştiriliyor. Buna karşı çıkmak, bırakın Kafkasyalı olmayı, bir insanlık görevidir.

Yıllar boyu zulme maruz kalan, halkının büyük bir kısmını soykırım sonucu kaybeden bir toplum olarak ne zamana kadar suskun kalacağız? Bizimle kıyas edilemeyecek bazı topluluklar tarihte uğradıkları şüpheyle karşılanan soykırım iddiaları ile dünyayı ayağa kaldırmaktadırlar. Yeri geldiğinde düzmece belgelerle hak arama mücadelesi vermektedirler.

Bizim uğradığımız zulmün binlerce belgesi vardır. İş bir organizasyon halinde bu belgeleri derleyerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne iletmektir. KafkasVakfı olarak böyle bir çalışmaya öncü olmak istiyoruz.
Önümüzdeki günlerde bu konu ile ilgili olarak hukukçulardan oluşan bir komisyonla ön çalışmaları başlatmak niyetindeyiz. Bu konuda bize destek olmak isteyen herkesi göreve davet ediyoruz.
Günümüzde savaşlar cephelerden daha çok masa başında kazanılıyor. Kuzey Kafkasyalılar olarak hakkımızı masa başında da aramayı öğrenmeliyiz.

Kuzey Kafkasya topluluklarından birinin başında sıkıntılar olduğunda, bu durum diğer Kafkas halklarını da etkileyecektir.Bu kaçınılmaz bir durumdur. Savaş elbette bir çözüm yolu değildir. Diğer Kafkas halkları Rusya'nın savaşı durdurma noktasında etkili olabilirler. Bu güç onlarda vardır. Rusya diğer Kafkas halklarına rağmen Çeçenistan'da büyük bir operasyon yapamaz.

Bugün yapılması gereken en acil şey, her ne şekilde olursa olsun savaşın durdurulması ve Rus ordusunun Çeçenistan'dan çekilmesidir.

Dünyanın başka bölgelerinde uygulanan uluslararası güçlerin devreye girmesi modeli Çeçinstan'da da uygulanmalıdır.

Artık Çeçenistan'da bir Çeçen'in ölmesine bile tahammülümüz yok! Rusya'ya çağrıda bulunuyoruz.Bu savaş adil bir savaş değil, Çeçenistan'dan çekil, masa başında oturup problemlerimizi çözelim! Aksi halde bu savaş çok uzun süre devam edecek. Yazık akan kanlara.

Ücretsiz abone olmak için lütfen adresinizi bildirin bulten@kafkas.org.tr