Çeçenistan,
eskisi gibi medyanın gündeminde yer alamıyor. Yer alsa bile gazetelerin
iç sayfalarına sıkışmış küçücük haberler olarak yansıyor Türk medyasına.
Çeçenistan'da yaşanan dram sona erdiği için mi gündem değişti? Elbette
hayır! Olaylar eskisi gibi devam ediyor. Hatta uygulanan vahşet ve soykırımın
dozu gittikçe artıyor.
Son günlerde Filistin'de yeniden canlanan intifada haraketi televizyonların
en gözde haberleri arasında yer alıyor. Babasının kucağında öldürülen
küçük çocuğun görüntüsü hepimizi büyük bir infiale sevketti.
Aynı gün ve aynı saatlerde Çeçenistan'da, hergün olduğu gibi yine çocuklar
kurşuna diziliyorlar. Analar toplama kamplarında en iğrenç işkencelere
tabi tutuluyorlar. Filistin intifadasında bütün dünya televizyonları
adeta canlı yayın yaparken, buradan bin beter vahşete maruz kalan Çeçen
topraklarına bir tek kameranın bile girmesine izin verilmiyor.
Ruslar Çeçenistan'a basının girmesine, Avrupa'dan gelen inceleme heyetlerinin
buraya rahatça gidip inceleme yapmasına bile fırsat tanımıyor.
Rus hükümeti, tarih boyunca işlediği soykırım suçunun hesabı sorulmadığı
için pervasızca haraketlerine devam ediyor. Kuzey Kafkas toplumlarını
sistematik bir genoside tâbi tutan Ruslar, bu suçu işleyen diğer toplumların
verdiği hesabın onda birini bile vermemiştir.
Çeçenistan'da bugün gerçekten bir insanlık dramı yaşanıyor. Kökü artık
tamamen kurutuldu denilen verem hastalığı Çeçen mülteci kamplarını kırıp
geçiriyor. Sağlıksız ortamda kalmanın getirdiği bir çok hastalık Çeçen
mültecileri pençesinde kıvrandırıyor.
Bağımsızlık mücadelesi veren Çeçen mücahitleri yaralayan ve üzen en
önemli şey, ayrılıkçı ve terörist gibi sıfatlarla tanınmaktır. Çeçenistan
dörtbin yıllık Çeçen yurdudur. Çeçenler bundan daha öncesini bilmiyorlar.
Rusların Çeçenistan topraklarına gelişi 130 yıllık bir geçmişe sahiptir.
450 yıldan beri Ruslarla topraklarını korumak için savaşan Çeçenler'e
terörist mantığıyla yaklaşmak büyük bir gafletin eseridir.
Bugün Kafkasya'da tarih tekerrür ediyor. Ruslar eskisinden de rahat
haraket ediyorlar. Kimse kendilerine yaptıklarının hesabını sormuyor.
Bu çifte standartlar gerçekten utandırıyor bizi.
Hakkı çiğnenen mazlum Çeçen halkının problemlerini dünya kamuoyuna duyurması
gerek. Bu görev en önce Türkiye Cumhuriyeti'ne düşüyor. Ancak yöneticilerimiz
ucuz politikalarla, önlerinde duran tarihi fırsatı kaçırıyorlar.
Türkiye Rusya ile gerçekleştirdiği ekonomik münasebetlere zarar gelir
endişesiyle zulme sessiz kalıyor. Rusya'dan gelecek bir kaç milyar dolar
için dış politikamız ipotek altına alınmıştır.
Türkiye'nin Çeçenistan ile ilgili politikasının dışa yansıyan kısmını,
basın ve dünya kamuoyuna karşı yapılan resmi açıklamaları bir şekilde
anlayışla karşılayabiliriz.Ancak Türkiye Çeçen mücadelesine destek olmak
şöyle dursun, fiili olarak köstek olmaktadır.
Çeçen mültecilerine ve sivillerine yardım etmek amacıyla kurulan Çeçen
dayanışma komitelerinin çalışma alanlarının daraltılması, bu komitelerin
faal olmaması için elden geldiğince engel çıkarılması, Çeçenistan meselesine
yaklaşımın şeklini ortaya koyan önemli bir ölçüdür.
Bosna'dan, Kosova'dan mülteci getirip Kırklareli Gaziosmanpaşa kampında
barındıran Türkiye, bırakın mülteci getirmeyi, binbir zorlukları aşarak
sınıra kadar ulaşan insanları dahi içeri almamaktadır. Savaşta evi yıkılan,
canını zor kurtaran insanlardan pasaport istemektedir.
Binbir zorlukla Türkiye'ye uluşabilen Çeçen mülteci sayısı 1000 kişiyi
bile bulmamaktadır. Bunlar da kendi imkanlarıyla gelmişlerdir.
Türkiye, canını kurtarmak için sınırlarımızı zorlayan Çeçenlere, üzülerek
ifade etmeliyiz ki Rus nataşalarına bile gösterdiği hoşgörüyü göstermemektedir.
Rus başbakanı Kasyanov'un Türkiye'ye gelişinden sonra Çeçenlere uygulanmaya
başlanan vize ambargosunu, Rus gazete ve televizyonları sevinç çığlıklarıyla
halka duyurmaktadırlar. Bu durum Rusya'da yaşayan müslümanların morallarini
bozmaktadır.
Ruslar Çeçenistan'da saplandıkları bataklıktan kurtulmak için çabalamaktadırlar.
Dünya kamuoyunu aldatmak maksadıyla Çeçenistan'da atama yoluyla göreve
getirdikleri Ahmet Kadirov, bırakın Çeçenleri yönetmeyi, kendisini korumaktan
aciz bir insandır.
Etrafındaki kalabalık Rus korumalarıyla dolaşan sözümona devlet başkanı
Kadirov, kendi başkanlığına kendisi bile inanmamaktadır. Rus kontrol
bölgelerinde kurulan göstermelik yerleşim birimlerinde iskân edilen
Çeçenler'in görüntülerini dünyaya vermekle bu meseleyi halledebileceğini
zanneden Rusya büyük bir yanılgı içindedir. Rusya tarih boyunca oynadığı
oyuna devam etmek için elinden gelen gayreti gösteriyor. Türkiye olarak
bizler küçük çıkarlar uğruna bu oyuna alet oluyoruz.
Türkiye'de yaşayan Kuzey Kafkas kökenliler olarak bizlere de önemli
görevler düşüyor. Abhazya ve birinci Çeçen savaşları sırasında gösterdiğimiz
tepki ve dayanışmayı bu savaş sırasında da gösterebildiğimizi söyleyebilir
miyiz? Bu soruyu kendimize sormamız lâzımdır.
Öyle olmasaydı böyle olurdu gibi, ateletimiz için savunma mekanizmaları
geliştirerek hiçbir yere varamayız. Her ne olursa olsun bugün Çeçen
halkı üzerinde büyük bir soykırım gerçekleştiriliyor. Buna karşı çıkmak,
bırakın Kafkasyalı olmayı, bir insanlık görevidir.
Yıllar boyu zulme maruz kalan, halkının büyük bir kısmını soykırım sonucu
kaybeden bir toplum olarak ne zamana kadar suskun kalacağız? Bizimle
kıyas edilemeyecek bazı topluluklar tarihte uğradıkları şüpheyle karşılanan
soykırım iddiaları ile dünyayı ayağa kaldırmaktadırlar. Yeri geldiğinde
düzmece belgelerle hak arama mücadelesi vermektedirler.
Bizim uğradığımız zulmün binlerce belgesi vardır. İş bir organizasyon
halinde bu belgeleri derleyerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne iletmektir.
KafkasVakfı olarak böyle bir çalışmaya öncü olmak istiyoruz.
Önümüzdeki günlerde bu konu ile ilgili olarak hukukçulardan oluşan bir
komisyonla ön çalışmaları başlatmak niyetindeyiz. Bu konuda bize destek
olmak isteyen herkesi göreve davet ediyoruz.
Günümüzde savaşlar cephelerden daha çok masa başında kazanılıyor. Kuzey
Kafkasyalılar olarak hakkımızı masa başında da aramayı öğrenmeliyiz.
Kuzey Kafkasya topluluklarından birinin başında sıkıntılar olduğunda,
bu durum diğer Kafkas halklarını da etkileyecektir.Bu kaçınılmaz bir
durumdur. Savaş elbette bir çözüm yolu değildir. Diğer Kafkas halkları
Rusya'nın savaşı durdurma noktasında etkili olabilirler. Bu güç onlarda
vardır. Rusya diğer Kafkas halklarına rağmen Çeçenistan'da büyük bir
operasyon yapamaz.
Bugün yapılması gereken en acil şey, her ne şekilde olursa olsun savaşın
durdurulması ve Rus ordusunun Çeçenistan'dan çekilmesidir.
Dünyanın başka bölgelerinde uygulanan uluslararası güçlerin devreye
girmesi modeli Çeçinstan'da da uygulanmalıdır.
Artık Çeçenistan'da bir Çeçen'in ölmesine bile tahammülümüz yok! Rusya'ya
çağrıda bulunuyoruz.Bu savaş adil bir savaş değil, Çeçenistan'dan çekil,
masa başında oturup problemlerimizi çözelim! Aksi halde bu savaş çok
uzun süre devam edecek. Yazık akan kanlara.