Son
filolojik etütler, Kuzey Kafkasya'nın yerel dillerinin eski çağlarda
Ön Asya'da kullanılan bazı ölü dillerle akraba olduğu teorisini kesin
hüküm haline getirecek derecede sağlam veriler ortaya koymuştur. Artık
Hitit araştırmacıları Adiğece'yi, Urartu araştırmacıları Çeçence'yi,
Sümer araştırmacıları Lakça'yı inceleme gereği duymaktadır. Hiçbir dünya
diliyle akrabalığı olmadığı ileri sürülen ve bağımsız kategoride ele
alınan Kuzey Kafkas dillerinin artık geniş bir tarih yelpazesi içerisinde
değerlendirilmesi binlerce yıllık özgün kültürlerin taşıyıcısı olan
bu dillerin çözümlenmesine önemli katkılar sağlayacaktır.
Araştırmacılar, içinde bulunduğumuz yüzyılın ilk yarısında bine yakın
dil ve lehçenin ortadan kalkacağını bildirirken yazık ki Kuzey Kafkasya'daki
bir çok dil ve lehçenin de bu akıbete uğraması kaçınılmazdır. Bu durumda
yapılacak en öncelikli çalışmanın insanlığın binlerce yıllık uğraşı
sonucu ortaya çıkmış bu dillerin en azından yazıya geçirilmesi ve mantığının
sorgulanması olacağı tartışma götürmez. Çünkü her dil bir kültürün taşıyıcısıdır
ve o dili konuşan topluluğun geçmişi, karakteri ve geçirdiği kültür
evreleri hakkında bilgi verir.
Kafkas dilleri incelenirken sorgulanması gereken bir başka konu da her
biri kendi içinde tamamen bağımsız bir yapı ortaya koyduğu kabul edilen
Kuzey Kafkasya dillerinin birbiriyle ve yaşayan dünya dilleriyle olan
ilişkisidir. Bu konuda yapılacak çalışmaların somut yarar sağlayacağı
da düşünülmelidir. Abhazca'nın Dargin diliyle, Adiğece'nin Çeçence'yle
karşılaştırılması bu dillerin ortak menşe'li olma ihtimalini ortaya
koyacaktır. Bilinen bir şey varsa o da aşağı yukarı ortak bir antropolojiye
sahip, ortak karakter özellikleri sergileyen ortak bir kültür geliştirmiş
olan bölge halklarının arasındaki en büyük farkın kullandıkları dil
olduğu gerçeğidir. Oysa her biri birbirinden ve diğer dünya dillerinden
bağımsız bunca dilin rast gele bir araya geldiği tezini kabul etmek
akılcı ve bilimsel bir kabul olmaz. Bu öngörü bizi bölgedeki yerel dillerin
birbiriyle mutlak surette bağlarının olduğu gerçeğine götürür. Filologlar
Abasg- kerket ismiyle kategorize ettikleri Kuzey batı Kafkas dilleriyle
örneğin Nah grubunun, Kartvel grubunun, Lezgi grubunun arasındaki ortaklıkları
da ortaya koymaları gerekir. Şimdiye dek hep birbirlerinden farklı yönleri
işlenen ve farklılıkları körüklenen bu halkların ortak özelliklerinin
sanılandan daha fazla olduğu ve sanıldığından daha kolay bir araya gelebilecekleri
görülecektir.
Somut bazı verilerle konunun izahına girişecek olursak.
İsim, Adiğece'nin tüm lehçelerinde ve Abhazca'da (tse), Nah grubundan
Nohkçi ve İnguş lehçelerinde (tsi), Avarca'da ve Lakçada (tsa).
Adiğe, Abhaz, Çeçen ve dağ dillerinin çoğunda birinci tekil şahıs (s)
sesiyle ifade edilir. Abhazca (sara), Çerkesçe (ssi), Çeçence (so).
Güzel, Asetince (Harz), Kabardeyce (harzıney, harza), Lakça (hay), Çeçence
(haz).
Anne Çerkes Abhaz, Çeçen ve dağ dillerinde (nan, nane, nana)
Fasulye Çerkesçe (geşh), Çeçence (khoşh)
Kalp Adiğece (gu), Çeçence (dogu), Abhazca (gu)
Sandalye Adiğece (şent), Çeçence (ğant)
Ahır, Adiğece (bo), Çeçence (bo, bojavul)
Misafir Adiğece (hac'e), Kabardeyce (haj'a), Çeçence (haş)
Gelin Adiğece (nıse), Çeçence (nus)
Altın Adiğece (dışe), Çeçence (deşi)
Gümüş Adiğece (dıjın) Çeçence (deti)
Okumak Adiğece (yece) Çeçence (yieşe)
Yukarıda örnek olarak verdiğimiz kelimeleri çoğaltmak mümkün. Bu kelimelerin
ortak özellikleri Kafkas dillerine başka dillerden geçmiş kelimeler
olmamasıdır. Bu sözcükler Kafkas dillerine münhasırdır. Karşılaştırmaların
Kuzey Kafkasya'da konuşulan farklı -ya da farklı sanılan- dil grupları
arasında yapılmış olması üzerinde dikkatle durulmayı gerektiren bir
konudur. Sadece ses benzerlikleri değil, fiillerin matriks özellik taşıması,
düzensizlik, sufiks ve prefiks yapılar tüm dillerde karşımıza çıkan
ortak özelliklerdendir.
Temelde bu tarz ortak kelimeler içeren diller dini ilişkilerden dolayı
özümsenen Arapça kelimelerle de birbirine yakınlaşmıştır. Bugün Türkçe'de
kullandığımız bir çok Arapça sözcük aynen ya da küçük değişikliklerle
Kuzey Kafkas dillerinde yer almaktadır. Arap ve Fars dillerinin etkisi
özellikle Çeçen ve dağ dillerinde bariz bir şekilde etkisini göstermektedir.
Daima, sadaka, fitne, fayda, kalem, baliğ, müfreze, asker, ırz, namus,
kitap, hükümet vs.
Yine yapılacak filolojik etütler Kafkas dillerindeki köklü Farsça etkisini
de ortaya koyacaktır. Bu etkide Asetin varlığının rolünden de bahsetmek
yerinde olur. Yüz yıllardır Kafkasya'yı vatan tutan Asetinler'in konuştuğu
Hint Avrupai lehçelerden bir çok kelime yerli dillere girmiştir. İslam
sonrası dönemde de dinin etkisiyle Farsça kelimeler Kafkas dillerinin
özgün fonetiğine bürünüp bu dillerde yer almıştır. Örneğin;
Kabardeyce süt anlamına gelen (şe) Farsça (şir),
Kabardeyce keçi anlamına gelen (bjen), Farsça (bzın),
Avarca tepe anlamına gelen (koh), Farsça (kuh),
Çeçence bin anlamına gelen (ezır) Farsça (hazer),
Farsça (abdest), Kabardeyce (andez),
Farsça (namaz), Çeçen ve Asetince'de (lamaz),
Farsça (bin), Çeçence (ezir) şeklinde.
Kuzey Kafkasya'dan iki bin yıldır gelip geçen Turani kavimlerin bıraktığı
kelimeler ve Hazar Hanlığı döneminde bölgede eriyen Asyalı kavimler
ve nihayet yüzyıllardır bu dağları yurt tutup Kafkas örfünü benimseyen,
hala varlık ve etkisini devam ettiren Karaçay, Balkar, Nogay ve Kumuk
gibi Türk topluluklarının dillerinden yerel dillere geçmiş sözcükler
bu diller arasındaki bir başka birleştirici unsuru teşkil ediyordu.
Tarih boyunca Kuzey Kafkasya'da kurulmuş önemli siyasi birliklerin Turani
kavimler eliyle teşkil edildiği gerçeği gözden kaçırılmamalıdır. Hazar
Hanlığı, Prens Yinalikue, Altınordu Devleti, Borağan Hanlığı bunların
en önemlilerindendir. Siyasi nüfuz nedeniyle Kuzey Kafkasya'da Sosyalist
döneme kadar kabileler arası ortak dilin Kumukça ve Nogayca olduğu biliniyor.
Kabileler bu dille ticaret yaptığı için ticari terimler tüm dillerde
ortaktır ve Türkçe'dir. (Akçe, satıcı, satış, dükkan) gibi.
Bu ilişkiler neticesinde bütün Kuzey Kafkas dillerinde yoğun bir Türkçe
etkisi görüyoruz. Örneğin Çeçence'yi ele alacak olursak, yemek, yazmak,
yazı, sarımsak, çorba, aygır, papak, şaşlık, dam, yorgan, boğa, çiçek
(ermenice zaik şeklinde ifade edilmesi de bir başka cilve. çünkü Çeçencesi
zezg şeklindedir.) Hatta Çeçence örf adet hukuku anlamına gelen (ğılg)
kelimesinin Kumukça aynı manada kullanılan kılık kelimesinden gelme
olasılığı bile düşünülebilir. (Baskın görüş Arapça hulk kelimesinden
türediği yönündedir.)
Açıklanmak istenen konu şu iki noktada özetlenebilir.
1-Eski çağlarda bütün Ön Asya'da etkin olduğu iddiası reddedilemez
tarihi verilerle desteklenen Kafkas halklarının konuştuğu dillerin birbirinden
bağımsız diller olduğunu kabul etmek yukarıda ileri sürdüğümüz gerekçeler
nedeniyle sağlıklı olmaz. Bu dillerin çoğunun ortak bir kökenden çıktığı
iddiası üzerinde durmak gerekmektedir.
2-Birbirlerinin dilini anlamayan onlarca kavmin Kafkasya coğrafyasında
yaşayan dillerin en az Slavik diller kadar, Turani diller kadar, Latinik
diller kadar birbirine yakınlaştırılmasının mümkün olduğu, dil birliğinin
de uluslaşma sürecinin en önemli aşamasını teşkil ettiği gerçeği gözden
kaçırılmamalıdır.