YUSUF SUAD NEĞUÇ HAKKINDA BAZI NOTLAR

Gerek Kafkasya'da gerekse bugünkü Türkiye'de bugünkü nesil tarafından pek tanınmayan ama tanınması ve örnek alınması gereken bir Kafkas evlâdıdır Yusuf Suad Neğuç.

O, büyük Çerkes sürgününde Osmanlı topraklarına dağıtılan binlerce Çerkes ailesinden birinin çocuğu olarak.1877 yılında Düzce'de Bataklık Karaköy'de dünyaya gelmişti. Babası Kafkasya'nın Şapsığ yöresinden sürülerek bu köye yerleşen Neğuç Hasan Hulusi'dir.

Yusuf Suad Neğuç ilk öğrenimini Düzce'de yaptıktan sonra İstanbul'a gönderilerek medresede ve dârülfünun(üniversite)nun İlâhiyat bölümünde okuyarak diploma almıştı. Daha sonra Bab-ı Meşihat(Şeyhülislâmlık Dairesi)'ta çalışırken Hukuk Mektebi'ne devam ederek burayı da bitirdi.(1)
Rusya İmparatorluğu'nda 1905'te, Osmanlı İmparatorluğu'nda ise 1908 yılında oluşan Burjuva Devriminin getirdiği nisbî özgürlük ortamı sayesinde sürgündeki Kafkasyalılar ile anayurttaki kardeşleri de bazı ilişkiler kurma ve birlikte bazı kültürel çalışmalar yapma olanağı bulabilmişlerdi. 1908 yılında İstanbul'da tüm Kafkas boylarından aydınları bir araya getiren bir "Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti" kurulmuş, birkaç yıl sonra da Kuban bölgesinin merkezi Yekaterinodar'da (bugünkü Krasnodar) Çerkes aydınları tarafından "Çerkes Hayır Cemiyeti"(Çerkesskoye blagotvoritelnoye obşestva) oluşturulmuştu.(2) Özellikle bu iki derneğin çevresinde yer alan aydınların özverili gayretleriyle Türkiye'de olduğu gibi Kafkasya'nın Kuban bölgesinde de dokuz köyde Çerkesce eğitim veren okullar açılması sağlanmıştı. Bu köyler şunlar: Panekhes, Tekhutemıkuay, Şıncıy, Penejıkuay, Gobekuay, Ademıy, Hakurinehabl, Koşhabl ve Leşepsın. Bu okullarda okutulacak olan Çerkesce alfabe, ders kitabı be Kur'an'lar da ikinci baskıları yapılmak suretiyle İstanbul'dan Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti'nden gönderilmişti.(3)

Önce memurluk ve Hukuk Mektebi'nde öğrencilik, sonra da avukatlık yaparken Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti'nin Türkçe-Çerkesce yayın organı "Qhuaze"(Rehber) gazetesinin de sahiplik ve başyazarlık görevlerinin yüklenmiş bulunan Yusuf Suad Neğuç'un, Kafkasya'da bu okulların açılması ve çalışmalarında da önemli rolü olmuştur.

Öğrenimine Tekhutemıkuay'da, açılan bu okulların birinde başlamış bulunan İsmail Perenıko(4), yıllar sonra kaleme alınmış olan anılarında şöyle yazmaktadır:

"...Adıgece eğitim, Adıge ülkesinde devrimden yıllarca önce başlatılmıştı. Ta Kafkas savaşları döneminde Ruslar tarafından yurdundan kovulan Çerkesler'den bir aydın olan Pçıhaluk(Dr. Mehmet Ali), Arap harfleriyle bir alfabe oluşturmuş, başında Yusuf Suad Neğuç'un bulunduğu bir Adıge aydınlar grubu tarafından da beş bilim konusunu içeren Adıgece bir ders kitabı (Adighabze Uçebnik) yayınlanmıştır. Neğuç Yusuf bu ders kitabını ve çok sayıdaki Kur'an'ı vapurla ülkemize getirmiş ve tüm köylerimizi köylülerle, çocuklarını anadillerinde okutmak üzere okullar açılması konusunda birçok konuşmalar yapmıştı. Onun, insanlarımızı eğitimin yararları ve gerekliliği konusunda ikna etmesi üzerine köylerde okul binaları hazırlanmıştı. O dönemde açılan dokuz köy okulunda okutulacak ders kitapları ile Kur'an'lar da Neğuç Yusuf tarafından sağlandı. Öğretmenlerden bazıları da yine onun tarafından İstanbul'dan getirtildi. (İstanbul'dan gönderilen) Ders kitaplarının Arap harfleriyle yazılmış olması nedeniyle Adıgece okuyup yazmayı kısa sürede öğrenen bazı genç din adamları da bu okullarda öğretmen olarak görev aldılar... Aklımda kalan ve unutmadığım bazı öğretmenlerin adlarını da belirteyim: Neğuş Yusuf (Suad), Khıdzetl İbrahim, Tletseruk Harun, Şevket Kemal, Teçekhuko Habib, Çetavo Şevket. Bunların hepsi İstanbul'dan çıkıp gelmiş Çerkes öğretmenlerdi. Devrim döneminde bu dokuz okulun tamamı kapatıldı ve öğretmenleri dağıtıldı.

Peki bu öğretmenler ne oldular?

Khidzetl İbrahim, Vulape'de oturuyordu. Devrim sonrasında da ülkesinde kaldı. Siyukh Seferbiy ile birlikte ilk yerli Adıge dili alfabesini o yayımlamıştı. Ona daha sonra ne oldu bilmiyorum.(5)
Neğuç Yusuf, Panekhes'te oturuyordu. Bu dokuz köy okulunun müfettişiydi. Daha sonra Sovye rejimi döneminde de çeşitli bölümlerde görev alarak halkına hizmet etmeyi sürdürdü. Daha sonra ise casus olmakla suçlandı. Eğer bana sorarsanız, Çerkes aydınları, kültürümüzün gelişmesi için büyük hizmetler vermiş ve haksız yere suçlanmış bulunan Neğuç Yusuf'un itibarının iadesi için resmen başvurmalı ve çalıştığı Panekhes köyü okulunun duvarına da insanlarımızın onu unutmaması için bir anı plaketi olsun koymalıdırlar.
Şevket Kemal, Tekhutemıkuay köyü okulunda öğretmenlik yaptı. 1914 yılında savaş başladığında köyün aklı başında yaşlıları Yekaterinodar'a (Krasnodar) giderek askeri vali General Babiç'e ricada bulunarak Türkiye yurttaşı olan Kemal'in tutuklanmasını önlediler. Onu Nevorosisk'e kadar götürüp bir gemiye bindirerek İstanbul'a geri dönmesini sağladılar.

Tletserıko Harun, Pseytuk köyünde otururyordu. Devrimden sonra da ülkede kaldı. Yekaterinodar'da Çerkes aydınlarıyla birlikte çalıştı. Daha sonra tutuklanmaktan korkarak gizlice Türkiye'ye döndü.(6)
Çetavo Şevket, kıyıboyundaki Çerkes köylerinden birinde öğretmenlik yapıyordu. Sovyet rejimi tarafından suçlanarak hapse atıldı.

Teçekhuko Habib, hoca(efendi) olarak Ğobokuaye'de yaşıyordu. İlk Adıgece ders kitaplarının hazırlanmasında görev almıştı. Sovyet rejimi tarafından tutuklandı, sonra serbest bırakıldı. Dünya savaşı sonrasında Neçerezey köylüleri onu köylerine hoca olarak aldılar. Orada öldü ve gömüldü."

Yusuf Suad Neğuç'un, Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması ve Türkiye ile Rusya'nın karşı kamplarda savaşa girmeleri üzerine İstanbul'a geri dönmek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Şubat 1917'de Rusya'da oluşan Burjuva Devrimi sonrasında, Kafkasya'da kendine dönüş ve devletleşme eylemleri başladığında, O'nun da bünyesinde yer aldığı anlaşılan Şimâlî Kafkas Cemiyeti ve Kafkas İttihad Cemiyeti gibi Kafkas örgütleri tarafından diğer birçok yurtsever arasında yeniden anayurda gönderilmiştir.

23 Aralık 1917'de, Kafkas İttihad Cemiyeti adına, Avukat Taha Rekuh Pşımaf imzasıyla, "Umur-ı Şarkiyye Teşkilat-ı Mahsusası Müdürü Ali Bey'e" gönderilmiş bulunan resmi bir yazıda, Birinci Kolordu Divanıharp Kalemi'nde görevli Yusuf Suad (Neğuç) Bey'in ve 13. Tümen'de görevli Zeyid-ül Abidin Efendi'nin de siyasi faaliyetlerde bulunmak üzere cemiyet tarafından Çerkesistan'a gönderilecek kişiler arasında bulundukları belirtilmektedir. Yusuf Suad Bey'in ayrıca, yayınlanması düşünülen Fransızca gazetenin yazı kurulunda da yer alacağı bildirilmektedir.(7)

Yusuf Suad Neğuç'un diğer bazı yurtseverlerle birlikte görevli olarak anayurda gönderilmesinden iki ay sonra, cemiyet tarafından "Umur-ı Şarkiyye Teşkilat-ı Mahsusası Müdiriyet-i Âlisine" gönderilmiş bulunan başka bir yazıda ise şöyle denilmektedir:

"Çerkesistan'da siyasi faaliyetlerde bulunmak üzere 25 Şubat 334(1918) tarihinde İstanbul'dan gönderilmiş olan murahhaslarımız Yusuf (Suad Neğuç), Aziz (Meker) ve Ahmet Beyler'den hâlâ bir haber gelmediğinden ve her ihtimale karşı, bekleyerek zaman kaybadilmesi uygun görülmediğinden, öncelikle adı geçen murahhasları bulmak ve bulunmaları mümkün olmadığı takdirde Çerkesistan'ın bir sahilinde uygun bir haberleşme mevkii kurmak ve haberleşmeyi sağlamak ve çabuklaştırmak gayesiyle cemiyet üyelerinde Avukat (Mehmed) Said , Cemal Sami (Marşan) ve Ömer Midhat (Maan) Beyler'in ilk vasıta ile gönderilmesi konusu, süregelen yüksek yardımlarınızdan istirham edilmektedir."(8)

1918 yılında tekrar Kafkasya'ya dönen Yusuf Suad Neğuç'un dönüşünü izleyen birkaç yıl içinde ne gibi çalışmalar yaptığı konusunda şimdilik kesin bilgi edinemedik. Ancak tüm çalışmalarının Kafkasya'nın kendine dönmesi ve özgürlüğüne kavuşması gayesine yönelik olduğuna kuşku yoktur. Çağdaş Adıge yazarlarından Praf. Abubeçır Şhalakho onunla ilgili olarak şunları yazmıştır: "... Yüksek öğrenim görmüş, mesleğinde ilk adımları atmış ve ileride daha da yükselme olanaklarına sahip bir insan olan Yusuf, tüm bunlara arkasını dönüp, kişisel gelişme ve mutluluk olanaklarını bir yana bırakarak milletine hizmet etmeyi seçti ve bu yola yöneldi. Eğer işler rast gidere de gerektiği gibi gilişirse sorun yoktu. Ama o işlerin ters gitmesi halinde başına gelebileceklere de hazırdı. O, Türkiye'den derin bilgisi olan bir aydın olarak bilgi ve görgüsünü anayurdunun emrine vermek, yürek ve milli bilinç sahibi kişiler yetiştirmek üzere Çerkes toprağına dönmüştü. Yusuf, ilk zamanlar Aguye köyünde oturmuştu. Eğitim-öğretim ve sosyo-politik çalışmalarına orada başladı. Devrim başladığında, ona da aktif bir şekilde katıldı. Milletinin sorunlarını çözebilmek, onu tasalandıran konuları gündeme getirmek için korku bilmeden mücadele etti. Milletinin sorunlarının çözümlenmesi için çırpınarak, köy köy gezerek, halk kitlelerinin ulusal bilincini ve gururunu ayağa kaldırmaya çalıştı. Devrimin kabul ettiği, milletlerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi ilkesine dayanarak, kendi düşüncelerini de buna ekleyerek, Çerkesler'e, rejim henüz tam oturmamışken hakları olan özgürlüklerine sahip çıkmazlarsa dah sonra bunları asla alamayacaklarını anlatmaya çalışıyordu..."(9)

Gerçekten, Sovyet kaynaklarının da belirttiğine göre, Bolşevikler'in güdümünde 2-8 Mart 1921'de toplanan Kuban-Karadeniz Dağlıları'nın 2. Kongresi'ne katılan Yusuf Suad Neğuç'un önderliğindeki bir grup delege orada bu tezi savunmuş ve Bolşevik'lerin Kuban Çerkesleri'ini bildiğince yönetme eğilimlerine yiğitçe karşı çıkmıştı. Onlar, Çerkesler'in 1864'teki büyük soykırım ve sürgün öncesindeki haklarını ancak "bağımsız bir Kuzey Kafkasya Dağlıları Cumhuriyeti" kurulması halinde elde edebileceklerini ve Rus Çarlığı tarafından yurdundan sürülmüş bulunan Çerkeslerin de ancak bu sayede yurtlarına dönebileceklerini propoganda ederek "delegeleri kandırmaya" çalışıyorlardı. Bütünüyle Ruslar vb. halklardan kişilerin oluşturduğu "Kuban-Karadeniz Devrim Komitesi" ve onun güdümündeki yerli bolşevikler ise bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin kurulması bir yana, yöredeki Çerkesler'in "Leninist Özerkliğini" bile kongrenin gündemine sokmamak için ellerinden geleni yapmışlardı. Sonuçta sadece Kuban-Karadeniz Bölgesi İcra Komitesi bünyesinde bir "Kuban-Karadeniz Dağlıları İcra Komitesi" oluşturulma ile yetinilmişti.(10)

Rus Bolşevikleri'nin siyasi manevraları ve baskıları sonucunda Karadeniz yöresi Çerkesleri zoraki oluşturulmuş bulunan "Çekes(Adige) Özerk Bölgesi"ne de katılmamış ve "uzaklıkları nedeniyle" bu oluşumun dışında ve Rus nüfus içinde erimeğe bırakılmışlardı. Bunun üzerine 4 Eylül 1922'de Tuapse kentinde "Kıyıboyu Şapsığ Çerkesleri'nin 3. Kongresi" toplandı. Toplantının sekreterliğini Yusuf Suad Neğuç yapıyordu. Neğuç delegelere şöyle hitap etti: "RSFSC anayasası her halka kendi kaderini belirleme hakkını tanımaktadır. Bu hakkı Şapsığlar da kullanmalıdırlar. Ben (bu yeni durum karşısında) Şapsığ Özerk Cumhuriyeti'nin oluşturulmasını gerekli görüyorum..."

Kongre onun önerdiği esasları kabul ederek, merkezi Tuapse kenti olmak üzere bir Şapsığ Özerk Cumhuriyeti oluşturulmasını kararlaştırdı ve Şapsığ Cumhuriyeti İcra Komitesi'ni seçti. Komite(yerel hükûmet)nin başkanlığına seçilen Canbulat Neğuç, Çerkes (Adıge) Özerk Bölgesi'nin RKP (b) Örgütleme Bürosu'na gönderdiği bir raporda Şapsığ Cumhuriyeti'nin kurulmasının kendileri için bir amaç olmayıp zorunluluk olduğunu, çünkü Çerkes halklarının bu şekilde parçalanmasının son derece yıkıcı etkiler yaratacağını, Çerkes halklarının kültürel ve ekonomik bakımdan bir bütün halinde gelişmesini engelleyeceğini bildiriyor, Şapsığ yöresinin mutlaka Adıge bölgesiyle birleşmesi gerektiğini belirtiyordu.(11)

Fakat Sovyet Rusya hükûmeti, Karadeniz yöresi Çerkesleri'nin bu haklı istemlerini de 1923-1924 yılları boyunca sürüncemede bıraktı. Özellikle yaratılan "maddi zorluklar"la onları isteklerinden vazgeçirmek için "ikna etmeye" çalıştı. Bu arada Şapsığ Cumhuriyeti'nin İcra Komitesi'nce, Moskova'da bu konuyla ilgili çalışmaları yürütmekle görevlendirilen Yusuf Suad Neğuç ile Ali Neğuç da Şubat 1924'te Kafkasya'ya döndükten kısa bir süre sonra Karadeniz kıyısındaki Aguye köyünde Sovyet makamlarınca tutuklandılar. "Burjuva milliyetçiliği" ve "Türk ajanlığı"(?) ile suçlanarak Sibirya'ya sürgüne gönderildiler. Bundan maksat, yöre halkını ürküterek ulusal isteklerinden vazgeçirmekti. Gerçekten, o tarihten sonraki Sovyet yayınlarında Yusuf Suad Neğuç'un adına -onu daha antipatik gösterebilmek gayesiyle- bir de askeri unvan eklenerek Neğuç Yusuf Suad, "Paşa" olarak anılmaya başlandığını görüyoruz.(12)

Neğuç Yusuf Suad birkaç yıl sonra Sibirya'dan döndüğünde Aguye'ye değil, Afıpsıp köyünde oturan Neğuç Ahmet adlı bir yakınının yanına yerleşti. Ama bundan sonra fazla yaşamadı. Onun sonu da o dönemde yaşayan Sovyet aydınlarının binlercesinin sonu gibi olmuştu. Afıpsıp köyünde onu konuk eden Neğuç ailesinin oğlu bu sonu kısaca şöyle özetlemiştir: "... Sibirya'dan döndüğünde bizim yanımızda kaldı, Aguye tarafına gitmedi. Bazan kentte (Krasnodar) kalıyordu. Bizim yanımızda kaldığında yıl 1929'du. Sonra, yanında bir de yüzbaşı olan bir adam geldi ve onu tutukladılar. Novorossisk'e götürüldüğü söylendi, ondan sonra ne olduğunu bilemiyorum."(13)

Yusuf Suad Neğuç hakkındaki bu kısa yazımızı, aradan uzun yıllar geçip köprülerin altından çok sular aktıktan sonra da olsa ondan birkaç satırla da olsa bahsetme cesaretini gösterebilen bir edebiyat tarihçisinin sözleriyle bitirelim: "... İnsan, Khıdzetl İbrahim, Tletserıko Harun, Neğuç Yusuf gibilerin taşıdığı ulusal bilincin yüksekliğine şaşmaktan ve onlara imrenmekten kendini alamıyor. O büyük sevgileri ve yüksek bilinçleri değil midir onlara halkları için böylesine çalışma gücünü veren? Onlar bu nitelikleri nedeniyledir ki millî tarihimizde yer aldılar. Bu yiğit ve canını esirgemeyen kurucuların adları, tarihimizin sayfalarına altın harflerle yazıldı."(14)

1) Yeni Kafkas, Büyükleri Hatırlayalım, Yusuf Suad Neğuç, no:5, s.15. İstanbul 1957. Sefer E. Berzeg, Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar ve Yazarlar Sözlüğü, s.197-198. Samsun 1995.
2) Sovyet döneminde hiç bahsi edilmeyen Çerkes Hayır Derneği'nin Çerkesler'in sosyo-kültürel tarihinde büyük bir rolü vardır. 1912 yılında kurulduğunu tahmin ettiğimiz bu derneğin yönetiminde Mayıs 1914'te şu kişiler bulunuyordu: Lu Traho (başkan), Kaspolet Ulagay, Paşabek Sultan, Sultan Dolet Girey, Yedıc Hatağoğ, Keleşbey Tuğuruk, Pşımaho Kotse (Kosok). (Bkz. R.Kh. Khaşkhojev, Severbiy Siyukhov (İzbrannoye). s.361,413,414.)
3) Perenique Yismahyl, Syguiqeçvijxer (Hatırladıklarım). s.149. Maykop 1994.
4) Age. s.151-152
5) Khidzetl İbrahim için bkz. Sefer E. Berzeg, Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar ve Yazarlar Sözlüğü. s.123.
6) Tletserıko Harun için bkz. Age. s.242-243.
7) ATASE (Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı) Arşivi. Klasör 1840, Dosya:51-176, Fihrist:1-4.
8) ATASE Arşivi, Klasör:1840, Dosya:51-176, Fihrist: 1-11. (Bu belgede adları geçen kişilerden havacı üstteğmen Cemal Sami (Marşan) ve Ömer Midhat (Maan) Beyler, Haziran 1918'de Menşevik Gürcistan hükûmetinin askerî işgâline karşı Abhazya yöresine çıkarılan ve Kafkas göçmenlerinden kurulu bulunan "Sohum Müfrezesi"nde görev almışlardır.)
9) Şhalakho Abu, Tlepq cvejim yizhuaqhuexer (Millî bilincin yıldızları), "Fesıjapşi" bülteni. no:2. Maykop, Temmuz 2000.
10) K. K. Khutız, Adıgi v mnogonatsionalnoy semye narodov Severnog Kavkaza, Opıt, uroki (197-1940 gg.) s.50-51. Maykop 1991.
11) Age. s.70-71. Tamara V. Polovinkina, 75. Kuruluş Yılı Nedeniyle Şapsığ Ulusal Rayonu. Nart, No:18, Ankara 2000. Şhalakho Abu, Age.
12)Şhalakho Abu, Age.
13)Şhalakho Abu, Age. s.15.
14)Şhalakho Abu, Age. s.17.


1) Yeni Kafkas, Büyükleri Hatırlayalım, Yusuf Suad Neğuç, no:5, s.15. İstanbul 1957. Sefer E. Berzeg, Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar ve Yazarlar Sözlüğü, s.197-198. Samsun 1995.
2) Sovyet döneminde hiç bahsi edilmeyen Çerkes Hayır Derneği'nin Çerkesler'in sosyo-kültürel tarihinde büyük bir rolü vardır. 1912 yılında kurulduğunu tahmin ettiğimiz bu derneğin yönetiminde Mayıs 1914'te şu kişiler bulunuyordu: Lu Traho (başkan), Kaspolet Ulagay, Paşabek Sultan, Sultan Dolet Girey, Yedıc Hatağoğ, Keleşbey Tuğuruk, Pşımaho Kotse (Kosok). (Bkz. R.Kh. Khaşkhojev, Severbiy Siyukhov (İzbrannoye). s.361,413,414.)
3) Perenique Yismahyl, Syguiqeçvijxer (Hatırladıklarım). s.149. Maykop 1994.
4) Age. s.151-152
5) Khidzetl İbrahim için bkz. Sefer E. Berzeg, Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar ve Yazarlar Sözlüğü. s.123.
6) Tletserıko Harun için bkz. Age. s.242-243.
7) ATASE (Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı) Arşivi. Klasör 1840, Dosya:51-176, Fihrist:1-4.
8) ATASE Arşivi, Klasör:1840, Dosya:51-176, Fihrist: 1-11. (Bu belgede adları geçen kişilerden havacı üstteğmen Cemal Sami (Marşan) ve Ömer Midhat (Maan) Beyler, Haziran 1918'de Menşevik Gürcistan hükûmetinin askerî işgâline karşı Abhazya yöresine çıkarılan ve Kafkas göçmenlerinden kurulu bulunan "Sohum Müfrezesi"nde görev almışlardır.)
9) Şhalakho Abu, Tlepq cvejim yizhuaqhuexer (Millî bilincin yıldızları), "Fesıjapşi" bülteni. no:2. Maykop, Temmuz 2000.
10) K. K. Khutız, Adıgi v mnogonatsionalnoy semye narodov Severnog Kavkaza, Opıt, uroki (197-1940 gg.) s.50-51. Maykop 1991.
11) Age. s.70-71. Tamara V. Polovinkina, 75. Kuruluş Yılı Nedeniyle Şapsığ Ulusal Rayonu. Nart, No:18, Ankara 2000. Şhalakho Abu, Age.
12)Şhalakho Abu, Age.
13)Şhalakho Abu, Age. s.15.
14)Şhalakho Abu, Age. s.17.

Ücretsiz abone olmak için lütfen adresinizi bildirin bulten@kafkas.org.tr