|
Gerek
Kafkasya'da gerekse bugünkü Türkiye'de bugünkü nesil tarafından pek tanınmayan
ama tanınması ve örnek alınması gereken bir Kafkas evlâdıdır Yusuf Suad
Neğuç.
O, büyük Çerkes sürgününde Osmanlı topraklarına dağıtılan binlerce Çerkes
ailesinden birinin çocuğu olarak.1877 yılında Düzce'de Bataklık Karaköy'de
dünyaya gelmişti. Babası Kafkasya'nın Şapsığ yöresinden sürülerek bu köye
yerleşen Neğuç Hasan Hulusi'dir.
Yusuf Suad Neğuç ilk öğrenimini Düzce'de yaptıktan sonra İstanbul'a gönderilerek
medresede ve dârülfünun(üniversite)nun İlâhiyat bölümünde okuyarak diploma
almıştı. Daha sonra Bab-ı Meşihat(Şeyhülislâmlık Dairesi)'ta çalışırken
Hukuk Mektebi'ne devam ederek burayı da bitirdi.(1)
Rusya İmparatorluğu'nda 1905'te, Osmanlı İmparatorluğu'nda ise 1908 yılında
oluşan Burjuva Devriminin getirdiği nisbî özgürlük ortamı sayesinde sürgündeki
Kafkasyalılar ile anayurttaki kardeşleri de bazı ilişkiler kurma ve birlikte
bazı kültürel çalışmalar yapma olanağı bulabilmişlerdi. 1908 yılında İstanbul'da
tüm Kafkas boylarından aydınları bir araya getiren bir "Çerkes İttihad
ve Teavun Cemiyeti" kurulmuş, birkaç yıl sonra da Kuban bölgesinin
merkezi Yekaterinodar'da (bugünkü Krasnodar) Çerkes aydınları tarafından
"Çerkes Hayır Cemiyeti"(Çerkesskoye blagotvoritelnoye obşestva)
oluşturulmuştu.(2) Özellikle bu iki derneğin çevresinde yer alan aydınların
özverili gayretleriyle Türkiye'de olduğu gibi Kafkasya'nın Kuban bölgesinde
de dokuz köyde Çerkesce eğitim veren okullar açılması sağlanmıştı. Bu
köyler şunlar: Panekhes, Tekhutemıkuay, Şıncıy, Penejıkuay, Gobekuay,
Ademıy, Hakurinehabl, Koşhabl ve Leşepsın. Bu okullarda okutulacak olan
Çerkesce alfabe, ders kitabı be Kur'an'lar da ikinci baskıları yapılmak
suretiyle İstanbul'dan Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti'nden gönderilmişti.(3)
Önce
memurluk ve Hukuk Mektebi'nde öğrencilik, sonra da avukatlık yaparken
Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti'nin Türkçe-Çerkesce yayın organı "Qhuaze"(Rehber)
gazetesinin de sahiplik ve başyazarlık görevlerinin yüklenmiş bulunan
Yusuf Suad Neğuç'un, Kafkasya'da bu okulların açılması ve çalışmalarında
da önemli rolü olmuştur.
Öğrenimine Tekhutemıkuay'da, açılan bu okulların birinde başlamış bulunan
İsmail Perenıko(4), yıllar sonra kaleme alınmış olan anılarında şöyle
yazmaktadır:
"...Adıgece eğitim, Adıge ülkesinde devrimden yıllarca önce başlatılmıştı.
Ta Kafkas savaşları döneminde Ruslar tarafından yurdundan kovulan Çerkesler'den
bir aydın olan Pçıhaluk(Dr. Mehmet Ali), Arap harfleriyle bir alfabe oluşturmuş,
başında Yusuf Suad Neğuç'un bulunduğu bir Adıge aydınlar grubu tarafından
da beş bilim konusunu içeren Adıgece bir ders kitabı (Adighabze Uçebnik)
yayınlanmıştır. Neğuç Yusuf bu ders kitabını ve çok sayıdaki Kur'an'ı
vapurla ülkemize getirmiş ve tüm köylerimizi köylülerle, çocuklarını anadillerinde
okutmak üzere okullar açılması konusunda birçok konuşmalar yapmıştı. Onun,
insanlarımızı eğitimin yararları ve gerekliliği konusunda ikna etmesi
üzerine köylerde okul binaları hazırlanmıştı. O dönemde açılan dokuz köy
okulunda okutulacak ders kitapları ile Kur'an'lar da Neğuç Yusuf tarafından
sağlandı. Öğretmenlerden bazıları da yine onun tarafından İstanbul'dan
getirtildi. (İstanbul'dan gönderilen) Ders kitaplarının Arap harfleriyle
yazılmış olması nedeniyle Adıgece okuyup yazmayı kısa sürede öğrenen bazı
genç din adamları da bu okullarda öğretmen olarak görev aldılar... Aklımda
kalan ve unutmadığım bazı öğretmenlerin adlarını da belirteyim: Neğuş
Yusuf (Suad), Khıdzetl İbrahim, Tletseruk Harun, Şevket Kemal, Teçekhuko
Habib, Çetavo Şevket. Bunların hepsi İstanbul'dan çıkıp gelmiş Çerkes
öğretmenlerdi. Devrim döneminde bu dokuz okulun tamamı kapatıldı ve öğretmenleri
dağıtıldı.
Peki bu öğretmenler ne oldular?
Khidzetl İbrahim, Vulape'de oturuyordu. Devrim sonrasında da ülkesinde
kaldı. Siyukh Seferbiy ile birlikte ilk yerli Adıge dili alfabesini o
yayımlamıştı. Ona daha sonra ne oldu bilmiyorum.(5)
Neğuç Yusuf, Panekhes'te oturuyordu. Bu dokuz köy okulunun müfettişiydi.
Daha sonra Sovye rejimi döneminde de çeşitli bölümlerde görev alarak halkına
hizmet etmeyi sürdürdü. Daha sonra ise casus olmakla suçlandı. Eğer bana
sorarsanız, Çerkes aydınları, kültürümüzün gelişmesi için büyük hizmetler
vermiş ve haksız yere suçlanmış bulunan Neğuç Yusuf'un itibarının iadesi
için resmen başvurmalı ve çalıştığı Panekhes köyü okulunun duvarına da
insanlarımızın onu unutmaması için bir anı plaketi olsun koymalıdırlar.
Şevket Kemal, Tekhutemıkuay köyü okulunda öğretmenlik yaptı. 1914 yılında
savaş başladığında köyün aklı başında yaşlıları Yekaterinodar'a (Krasnodar)
giderek askeri vali General Babiç'e ricada bulunarak Türkiye yurttaşı
olan Kemal'in tutuklanmasını önlediler. Onu Nevorosisk'e kadar götürüp
bir gemiye bindirerek İstanbul'a geri dönmesini sağladılar.
Tletserıko Harun, Pseytuk köyünde otururyordu. Devrimden sonra da ülkede
kaldı. Yekaterinodar'da Çerkes aydınlarıyla birlikte çalıştı. Daha sonra
tutuklanmaktan korkarak gizlice Türkiye'ye döndü.(6)
Çetavo Şevket, kıyıboyundaki Çerkes köylerinden birinde öğretmenlik yapıyordu.
Sovyet rejimi tarafından suçlanarak hapse atıldı.
Teçekhuko Habib, hoca(efendi) olarak Ğobokuaye'de yaşıyordu. İlk Adıgece
ders kitaplarının hazırlanmasında görev almıştı. Sovyet rejimi tarafından
tutuklandı, sonra serbest bırakıldı. Dünya savaşı sonrasında Neçerezey
köylüleri onu köylerine hoca olarak aldılar. Orada öldü ve gömüldü."
Yusuf Suad Neğuç'un, Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması ve Türkiye ile
Rusya'nın karşı kamplarda savaşa girmeleri üzerine İstanbul'a geri dönmek
zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Şubat 1917'de Rusya'da oluşan Burjuva
Devrimi sonrasında, Kafkasya'da kendine dönüş ve devletleşme eylemleri
başladığında, O'nun da bünyesinde yer aldığı anlaşılan Şimâlî Kafkas Cemiyeti
ve Kafkas İttihad Cemiyeti gibi Kafkas örgütleri tarafından diğer birçok
yurtsever arasında yeniden anayurda gönderilmiştir.
23 Aralık 1917'de, Kafkas İttihad Cemiyeti adına, Avukat Taha Rekuh Pşımaf
imzasıyla, "Umur-ı Şarkiyye Teşkilat-ı Mahsusası Müdürü Ali Bey'e"
gönderilmiş bulunan resmi bir yazıda, Birinci Kolordu Divanıharp Kalemi'nde
görevli Yusuf Suad (Neğuç) Bey'in ve 13. Tümen'de görevli Zeyid-ül Abidin
Efendi'nin de siyasi faaliyetlerde bulunmak üzere cemiyet tarafından Çerkesistan'a
gönderilecek kişiler arasında bulundukları belirtilmektedir. Yusuf Suad
Bey'in ayrıca, yayınlanması düşünülen Fransızca gazetenin yazı kurulunda
da yer alacağı bildirilmektedir.(7)
Yusuf Suad Neğuç'un diğer bazı yurtseverlerle birlikte görevli olarak
anayurda gönderilmesinden iki ay sonra, cemiyet tarafından "Umur-ı
Şarkiyye Teşkilat-ı Mahsusası Müdiriyet-i Âlisine" gönderilmiş bulunan
başka bir yazıda ise şöyle denilmektedir:
"Çerkesistan'da siyasi faaliyetlerde bulunmak üzere 25 Şubat 334(1918)
tarihinde İstanbul'dan gönderilmiş olan murahhaslarımız Yusuf (Suad Neğuç),
Aziz (Meker) ve Ahmet Beyler'den hâlâ bir haber gelmediğinden ve her ihtimale
karşı, bekleyerek zaman kaybadilmesi uygun görülmediğinden, öncelikle
adı geçen murahhasları bulmak ve bulunmaları mümkün olmadığı takdirde
Çerkesistan'ın bir sahilinde uygun bir haberleşme mevkii kurmak ve haberleşmeyi
sağlamak ve çabuklaştırmak gayesiyle cemiyet üyelerinde Avukat (Mehmed)
Said , Cemal Sami (Marşan) ve Ömer Midhat (Maan) Beyler'in ilk vasıta
ile gönderilmesi konusu, süregelen yüksek yardımlarınızdan istirham edilmektedir."(8)
1918 yılında tekrar Kafkasya'ya dönen Yusuf Suad Neğuç'un dönüşünü izleyen
birkaç yıl içinde ne gibi çalışmalar yaptığı konusunda şimdilik kesin
bilgi edinemedik. Ancak tüm çalışmalarının Kafkasya'nın kendine dönmesi
ve özgürlüğüne kavuşması gayesine yönelik olduğuna kuşku yoktur. Çağdaş
Adıge yazarlarından Praf. Abubeçır Şhalakho onunla ilgili olarak şunları
yazmıştır: "... Yüksek öğrenim görmüş, mesleğinde ilk adımları atmış
ve ileride daha da yükselme olanaklarına sahip bir insan olan Yusuf, tüm
bunlara arkasını dönüp, kişisel gelişme ve mutluluk olanaklarını bir yana
bırakarak milletine hizmet etmeyi seçti ve bu yola yöneldi. Eğer işler
rast gidere de gerektiği gibi gilişirse sorun yoktu. Ama o işlerin ters
gitmesi halinde başına gelebileceklere de hazırdı. O, Türkiye'den derin
bilgisi olan bir aydın olarak bilgi ve görgüsünü anayurdunun emrine vermek,
yürek ve milli bilinç sahibi kişiler yetiştirmek üzere Çerkes toprağına
dönmüştü. Yusuf, ilk zamanlar Aguye köyünde oturmuştu. Eğitim-öğretim
ve sosyo-politik çalışmalarına orada başladı. Devrim başladığında, ona
da aktif bir şekilde katıldı. Milletinin sorunlarını çözebilmek, onu tasalandıran
konuları gündeme getirmek için korku bilmeden mücadele etti. Milletinin
sorunlarının çözümlenmesi için çırpınarak, köy köy gezerek, halk kitlelerinin
ulusal bilincini ve gururunu ayağa kaldırmaya çalıştı. Devrimin kabul
ettiği, milletlerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi ilkesine
dayanarak, kendi düşüncelerini de buna ekleyerek, Çerkesler'e, rejim henüz
tam oturmamışken hakları olan özgürlüklerine sahip çıkmazlarsa dah sonra
bunları asla alamayacaklarını anlatmaya çalışıyordu..."(9)
Gerçekten, Sovyet kaynaklarının da belirttiğine göre, Bolşevikler'in güdümünde
2-8 Mart 1921'de toplanan Kuban-Karadeniz Dağlıları'nın 2. Kongresi'ne
katılan Yusuf Suad Neğuç'un önderliğindeki bir grup delege orada bu tezi
savunmuş ve Bolşevik'lerin Kuban Çerkesleri'ini bildiğince yönetme eğilimlerine
yiğitçe karşı çıkmıştı. Onlar, Çerkesler'in 1864'teki büyük soykırım ve
sürgün öncesindeki haklarını ancak "bağımsız bir Kuzey Kafkasya Dağlıları
Cumhuriyeti" kurulması halinde elde edebileceklerini ve Rus Çarlığı
tarafından yurdundan sürülmüş bulunan Çerkeslerin de ancak bu sayede yurtlarına
dönebileceklerini propoganda ederek "delegeleri kandırmaya"
çalışıyorlardı. Bütünüyle Ruslar vb. halklardan kişilerin oluşturduğu
"Kuban-Karadeniz Devrim Komitesi" ve onun güdümündeki yerli
bolşevikler ise bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin kurulması bir
yana, yöredeki Çerkesler'in "Leninist Özerkliğini" bile kongrenin
gündemine sokmamak için ellerinden geleni yapmışlardı. Sonuçta sadece
Kuban-Karadeniz Bölgesi İcra Komitesi bünyesinde bir "Kuban-Karadeniz
Dağlıları İcra Komitesi" oluşturulma ile yetinilmişti.(10)
Rus Bolşevikleri'nin siyasi manevraları ve baskıları sonucunda Karadeniz
yöresi Çerkesleri zoraki oluşturulmuş bulunan "Çekes(Adige) Özerk
Bölgesi"ne de katılmamış ve "uzaklıkları nedeniyle" bu
oluşumun dışında ve Rus nüfus içinde erimeğe bırakılmışlardı. Bunun üzerine
4 Eylül 1922'de Tuapse kentinde "Kıyıboyu Şapsığ Çerkesleri'nin 3.
Kongresi" toplandı. Toplantının sekreterliğini Yusuf Suad Neğuç yapıyordu.
Neğuç delegelere şöyle hitap etti: "RSFSC anayasası her halka kendi
kaderini belirleme hakkını tanımaktadır. Bu hakkı Şapsığlar da kullanmalıdırlar.
Ben (bu yeni durum karşısında) Şapsığ Özerk Cumhuriyeti'nin oluşturulmasını
gerekli görüyorum..."
Kongre onun önerdiği esasları kabul ederek, merkezi Tuapse kenti olmak
üzere bir Şapsığ Özerk Cumhuriyeti oluşturulmasını kararlaştırdı ve Şapsığ
Cumhuriyeti İcra Komitesi'ni seçti. Komite(yerel hükûmet)nin başkanlığına
seçilen Canbulat Neğuç, Çerkes (Adıge) Özerk Bölgesi'nin RKP (b) Örgütleme
Bürosu'na gönderdiği bir raporda Şapsığ Cumhuriyeti'nin kurulmasının kendileri
için bir amaç olmayıp zorunluluk olduğunu, çünkü Çerkes halklarının bu
şekilde parçalanmasının son derece yıkıcı etkiler yaratacağını, Çerkes
halklarının kültürel ve ekonomik bakımdan bir bütün halinde gelişmesini
engelleyeceğini bildiriyor, Şapsığ yöresinin mutlaka Adıge bölgesiyle
birleşmesi gerektiğini belirtiyordu.(11)
Fakat Sovyet Rusya hükûmeti, Karadeniz yöresi Çerkesleri'nin bu haklı
istemlerini de 1923-1924 yılları boyunca sürüncemede bıraktı. Özellikle
yaratılan "maddi zorluklar"la onları isteklerinden vazgeçirmek
için "ikna etmeye" çalıştı. Bu arada Şapsığ Cumhuriyeti'nin
İcra Komitesi'nce, Moskova'da bu konuyla ilgili çalışmaları yürütmekle
görevlendirilen Yusuf Suad Neğuç ile Ali Neğuç da Şubat 1924'te Kafkasya'ya
döndükten kısa bir süre sonra Karadeniz kıyısındaki Aguye köyünde Sovyet
makamlarınca tutuklandılar. "Burjuva milliyetçiliği" ve "Türk
ajanlığı"(?) ile suçlanarak Sibirya'ya sürgüne gönderildiler. Bundan
maksat, yöre halkını ürküterek ulusal isteklerinden vazgeçirmekti. Gerçekten,
o tarihten sonraki Sovyet yayınlarında Yusuf Suad Neğuç'un adına -onu
daha antipatik gösterebilmek gayesiyle- bir de askeri unvan eklenerek
Neğuç Yusuf Suad, "Paşa" olarak anılmaya başlandığını görüyoruz.(12)
Neğuç Yusuf Suad birkaç yıl sonra Sibirya'dan döndüğünde Aguye'ye değil,
Afıpsıp köyünde oturan Neğuç Ahmet adlı bir yakınının yanına yerleşti.
Ama bundan sonra fazla yaşamadı. Onun sonu da o dönemde yaşayan Sovyet
aydınlarının binlercesinin sonu gibi olmuştu. Afıpsıp köyünde onu konuk
eden Neğuç ailesinin oğlu bu sonu kısaca şöyle özetlemiştir: "...
Sibirya'dan döndüğünde bizim yanımızda kaldı, Aguye tarafına gitmedi.
Bazan kentte (Krasnodar) kalıyordu. Bizim yanımızda kaldığında yıl 1929'du.
Sonra, yanında bir de yüzbaşı olan bir adam geldi ve onu tutukladılar.
Novorossisk'e götürüldüğü söylendi, ondan sonra ne olduğunu bilemiyorum."(13)
Yusuf Suad Neğuç hakkındaki bu kısa yazımızı, aradan uzun yıllar geçip
köprülerin altından çok sular aktıktan sonra da olsa ondan birkaç satırla
da olsa bahsetme cesaretini gösterebilen bir edebiyat tarihçisinin sözleriyle
bitirelim: "... İnsan, Khıdzetl İbrahim, Tletserıko Harun, Neğuç
Yusuf gibilerin taşıdığı ulusal bilincin yüksekliğine şaşmaktan ve onlara
imrenmekten kendini alamıyor. O büyük sevgileri ve yüksek bilinçleri değil
midir onlara halkları için böylesine çalışma gücünü veren? Onlar bu nitelikleri
nedeniyledir ki millî tarihimizde yer aldılar. Bu yiğit ve canını esirgemeyen
kurucuların adları, tarihimizin sayfalarına altın harflerle yazıldı."(14)
1)
Yeni Kafkas, Büyükleri Hatırlayalım, Yusuf Suad Neğuç, no:5, s.15. İstanbul
1957. Sefer E. Berzeg, Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar ve Yazarlar
Sözlüğü, s.197-198. Samsun 1995.
2) Sovyet
döneminde hiç bahsi edilmeyen Çerkes Hayır Derneği'nin Çerkesler'in sosyo-kültürel
tarihinde büyük bir rolü vardır. 1912 yılında kurulduğunu tahmin ettiğimiz
bu derneğin yönetiminde Mayıs 1914'te şu kişiler bulunuyordu: Lu Traho
(başkan), Kaspolet Ulagay, Paşabek Sultan, Sultan Dolet Girey, Yedıc Hatağoğ,
Keleşbey Tuğuruk, Pşımaho Kotse (Kosok). (Bkz. R.Kh. Khaşkhojev, Severbiy
Siyukhov (İzbrannoye). s.361,413,414.)
3) Perenique
Yismahyl, Syguiqeçvijxer (Hatırladıklarım). s.149. Maykop 1994.
4) Age.
s.151-152
5) Khidzetl
İbrahim için bkz. Sefer E. Berzeg, Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar
ve Yazarlar Sözlüğü. s.123.
6) Tletserıko
Harun için bkz. Age. s.242-243.
7) ATASE
(Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı) Arşivi.
Klasör 1840, Dosya:51-176, Fihrist:1-4.
8) ATASE
Arşivi, Klasör:1840, Dosya:51-176, Fihrist: 1-11. (Bu belgede adları geçen
kişilerden havacı üstteğmen Cemal Sami (Marşan) ve Ömer Midhat (Maan)
Beyler, Haziran 1918'de Menşevik Gürcistan hükûmetinin askerî işgâline
karşı Abhazya yöresine çıkarılan ve Kafkas göçmenlerinden kurulu bulunan
"Sohum Müfrezesi"nde görev almışlardır.)
9) Şhalakho
Abu, Tlepq cvejim yizhuaqhuexer (Millî bilincin yıldızları), "Fesıjapşi"
bülteni. no:2. Maykop, Temmuz 2000.
10) K.
K. Khutız, Adıgi v mnogonatsionalnoy semye narodov Severnog Kavkaza, Opıt,
uroki (197-1940 gg.) s.50-51. Maykop 1991.
11) Age.
s.70-71. Tamara V. Polovinkina, 75. Kuruluş Yılı Nedeniyle Şapsığ Ulusal
Rayonu. Nart, No:18, Ankara 2000. Şhalakho Abu, Age.
12)Şhalakho
Abu, Age.
13)Şhalakho
Abu, Age. s.15.
14)Şhalakho
Abu, Age. s.17.
1) Yeni
Kafkas, Büyükleri Hatırlayalım, Yusuf Suad Neğuç, no:5, s.15. İstanbul
1957. Sefer E. Berzeg, Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar ve Yazarlar
Sözlüğü, s.197-198. Samsun 1995.
2) Sovyet
döneminde hiç bahsi edilmeyen Çerkes Hayır Derneği'nin Çerkesler'in sosyo-kültürel
tarihinde büyük bir rolü vardır. 1912 yılında kurulduğunu tahmin ettiğimiz
bu derneğin yönetiminde Mayıs 1914'te şu kişiler bulunuyordu: Lu Traho
(başkan), Kaspolet Ulagay, Paşabek Sultan, Sultan Dolet Girey, Yedıc Hatağoğ,
Keleşbey Tuğuruk, Pşımaho Kotse (Kosok). (Bkz. R.Kh. Khaşkhojev, Severbiy
Siyukhov (İzbrannoye). s.361,413,414.)
3) Perenique
Yismahyl, Syguiqeçvijxer (Hatırladıklarım). s.149. Maykop 1994.
4) Age.
s.151-152
5) Khidzetl
İbrahim için bkz. Sefer E. Berzeg, Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar
ve Yazarlar Sözlüğü. s.123.
6) Tletserıko
Harun için bkz. Age. s.242-243.
7) ATASE
(Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı) Arşivi.
Klasör 1840, Dosya:51-176, Fihrist:1-4.
8) ATASE
Arşivi, Klasör:1840, Dosya:51-176, Fihrist: 1-11. (Bu belgede adları geçen
kişilerden havacı üstteğmen Cemal Sami (Marşan) ve Ömer Midhat (Maan)
Beyler, Haziran 1918'de Menşevik Gürcistan hükûmetinin askerî işgâline
karşı Abhazya yöresine çıkarılan ve Kafkas göçmenlerinden kurulu bulunan
"Sohum Müfrezesi"nde görev almışlardır.)
9) Şhalakho
Abu, Tlepq cvejim yizhuaqhuexer (Millî bilincin yıldızları), "Fesıjapşi"
bülteni. no:2. Maykop, Temmuz 2000.
10) K.
K. Khutız, Adıgi v mnogonatsionalnoy semye narodov Severnog Kavkaza, Opıt,
uroki (197-1940 gg.) s.50-51. Maykop 1991.
11) Age.
s.70-71. Tamara V. Polovinkina, 75. Kuruluş Yılı Nedeniyle Şapsığ Ulusal
Rayonu. Nart, No:18, Ankara 2000. Şhalakho Abu, Age.
12)Şhalakho
Abu, Age.
13)Şhalakho
Abu, Age. s.15.
14)Şhalakho
Abu, Age. s.17.
|