Abhazya, Gürcistan ve son çıkan çatışmalara dair

Abhaz - Gürcü sınırında meydana gelen her çatışma, Gürcistan'ın şovenist politikalarının bir neticesi olmasının yanı sıra, bölgedeki barış gücünü çekmek istemeyen Rusya'nın hiç de aleyhine olmayacaktır.

Son zamanlarda AbhazGürcü sınırındaki barış gücünün bölgeden çekilmesinin gündeme gelmesiyle,Gürcü-Çeçen ve Abhaz üçlüsü arasında "tehlikeli" gelişmeler yaşandığını Rus haber kaynakları duyurmaya başladılar. Yazımızın amacı, bu karmakarışık ve her yanı provokasyon kokan eylem hakkında bir değerlendirmede bulunup sis perdesini biraz aralamak. Fakat önce olayları kısaca hatırlayalım:

En başa dönersek: Rusya'nın resmi haber ajansı İtar-Tass, 23 Ağustos'ta, bir grup Çeçen ve Gürcü'nün, Abhaz tarafına saldırı hazırlığı içinde bulunduğunu bildirmişti. İçinde Çeçenlerin de bulunduğu 800 kişilik silahlı grubun, Abhaz-Gürcü sınırına 10 kilometre mesafede konuşlandığı belirtildi. Saldırganların içinde Ruslan Gelayev adlı Çeçen komutanın da bulunduğu iddia edildi. Aynı gün Gürcistan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze ile Abhazya Başbakanı Anri Cergeniya arasında telefon görüşmeleri oldu. Haber ajanslarının verdiği bilgilere göre Şevardnadze, Abhaz Başbakan'a, Gürcü tarafının herhangi bir saldırıda bulunmayacağına ve bölgede yeniden sükuneti sağlayacağına dair teminat vermişti. 25 Ağustos'ta Cergeniya, bir basın açıklaması yaparak, Gürcü yetkililerle olan görüşmeleri anlattı ve ortalığı yatıştırmaya çalıştı.

Daha sonra olaylar, önce kimliği belirsiz kişilerin 2 Ekim'de Abhaz askerlerine saldırması ve ardından Cergeniya'nın Ruslan Gelayev önderliğinde 400 kişilik bir grup teröristin Abhaz sınırını aştığını doğrulamasıyla patlak verdi. Aynı gün Gürcü haber ajansı Prime News'in verdiği habere göre, terörist grup Abhazya'nın Gulripş bölgesinde Georgiyevskoye köyünü ele geçirdi. Teröristler buraya Abhazya'nın Gürcistan'ın kontrolünde bulunan Kodor geçidinden gelmişlerdi. Bir Abhaz askerinin öldürüldüğü çatışmalarda, terör grubu püskürtülerek köyden çıkarıldı.

8 Ekim'de araştırma yapmak için olay yerine gelen BM helikopteri teröristler tarafından düşürüldü ve içindeki mürettebatıyla beraber 9 kişi hayatını kaybetti. 9 Ekim sabahı, Kodor bölgesi Rus yapımı dört adet SU 25 uçağı tarafından bombalandı. Bu uçaklardan, Gürcistan'ın elinde olduğu da biliniyor. Abhazlar Gürcistan'ı, Gürcülerse Rusya'yı sorumlu tuttular, bu olaydan. Gürcistan, Kodor'un bombalanması sebebiyle Rusya'ya bir protesto notası gönderdi. Daha sonra Abhazya'nın Gulripş bölgesi de savaş uçaklarıyla bombalandı. Abhazya Güvenlik Hizmeti Başkanı Raul Hacimba, uçakların Gürcistan Hava Kuvvetleri'ne ait olduğunu açıkladı. Çok geçmeden Abhazya Cumhurbaşkanı Vladislav Ardzınba kısmi seferberlik ilân etti. .

Öte yandan, Rusya, Abhazya sınırına askeri yığınak yapmaya başladı ve Karaçay-Çerkes'deki güvenlik tedbirleri arttırıldı. Kuzey Kafkasya sivil toplum örgüt temsilcileri de destek için Abhazya'ya geldiler.

11 Ekim sabahı Gürcistan ordusu Abhazya'nın Kodor bölgesine doğru harekete geçti. Gürcü yetkililer, ordunun bölgeye Gürcü köylerini teröristlerden korumak için girdiğini iddia ettiler. Abhaz tarafınınsa buna tepkisi sert oldu: Devlet Başkan Yardımcısı Astamur Taniya, Gürcü ordusunun Kodor'a girmesini bir savaş ilânı olarak değerlendirdiklerini açıkladı. Gürcü televizyonuna bir beyanat veren Gürcistan Savunma Bakanı David Tevsadze ise, sorunun siyasi yollarla çözülemeyeceği takdirde Abhazya ile savaş ihtimalinin olabileceğini söyledi.

30 Ekim günü Rus İnterfax haber ajansına bir açıklama yapan Abhazya Genelkurmay Başkanı Vladimir Arşba, terörist grubun tamamına yakınının imha edildiğini ve başlarında bulunan Ruslan Gelayev'in yaralanarak tedavi için Gürcistan'ın Rustavi şehrine götürüldüğünü açıkladı. .

Saldırılar kime yaradı?

Hadise kaba hatlarıyla böyle. Fakat yaşanan olaylar üzerine bir yığın spekülasyon daha var. Bu spekülasyonların birçoğu, Kremlin'e bağlılığıyla maruf Rus haber kaynakları tarafından ortaya atıldı.

Çatışmalar, ne olursa olsun, provokasyon kokuyordu. Ele geçirilen biri Kuzey Kafkasya'lı, öbürü Gürcü iki teröristten Kuzey Kafkasya kökenli olanı, sorgulamasında, Vahhabi olduklarını, Bin Ladin için çalıştıklarını ve amaçlarının "dünyadaki bütün kâfirleri yok etmek" olduğunu söylemişti. Garip değil mi? 11 Eylül'ün hemen arkasından barut fıçısı gibi bir bölgede birden teröristler türüyor, eylem yapıyorlar ve ele geçirilenlerden biri bunları söylüyor.

Yaşanan olaylar çok karışık. Kimin ne yaptığı belirsiz ve işin aslı bu son olayları kimin tezgâhladığına da çok kolay verilebilecek bir cevap yok. Fakat kime veya kimlere yaradığına bakarak ipuçları elde edebiliriz. Önce birkaç not:

Yaşanan gelişmeler üzerine Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov'un değerlendirmesi şöyle oldu: "Son olaylar, Gürcistan'ın hem kendi topraklarını kontrol edemediğini, hem de teröristleri kendi amaçları için kullandığını belirgin hale getirdi." Bunu şöyle de okuyabilirsiniz: "Rusya buraya girmezse istikrar sağlanamaz!" .

Ayrıca uzun zamandır Rusya, Pankisi Vadisi'nde Çeçen silahlı gruplarının konuşlandığını ileri sürerek Gürcistan yönetimine baskıda bulunuyordu. Rusya yönetimi, Gürcistan topraklarında Çeçenlere yönelik askerî harekât yapma isteğini mükerrer defalar gündeme getirmişti. En son Gürcistan Genelkurmay Başkanı, Moskova'ya giderek saldırmazlık teminatı aldı. Bu noktada Rusya'nın iddiası doğrulanmış oldu ve kendisini bir kere daha bölge için vazeçilmez konumuna getirdi. Nitekim BM özel temsilcisi Dieter Boden, BM gözlemcilerinin, Barış Gücü'nün görevi uzatılmadığı takdirde bölgedeki çalışmalarını durduracağını açıkladı.

Zaten çatışmaların, Rus askerî gücünün bölgeden çekilmesi gündemdeyken çıkması yeterince anlamlı. Kaldı ki Abhaz sınırında meydana gelecek her türlü terör olayı, Rusya'nın bölgede daha uzun süreler "barış gücü" olarak kalması anlamına gelir.

Bunun dışında, Gürcistan'la savaş ihtimalinin gündeme gelmesiyle, Abhazya'da Rusya'ya katılım için referanduma gitme ihtimali konuşulur oldu. Daha sonra bu seçenek yeniden reddedildiyse de ve Rusya her ne kadar Gürcistan'ın toprak bütünlüğünden yana olduklarını dile getirse de Abhazya'yı daha çok kendine çekmiş oldu.

Dağılabileceği yorumlarına sebep olan son BDT zirvesinde, Putin ve Şevardnadze'nin ortaklaşa düzenledikleri basın toplantısı da bu bakımdan ilginçti. Putin'in, uluslar arası terör gruplarının bir kısmının Gürcistan'da barındığı gibi ağır suçlamalarına Şevardnadze cevap bile veremedi. Bu noktada, yakalanınca Bin Ladin'in askeri olduğunu söyleyip vahhabi olduğunu belirten teröristin kime yaradığı daha açık anlaşılabiliyor. Ne de olsa 11 Eylül'den sonra "Bin Ladin" adının geçtiği yer, uluslar arası terör kapsamına giriyor.

Ayrıca bölgede çıkan herhangi bir istikrarsızlık ve çatışma, bölgedeki askeri gücünü çekmeye bir türlü razı olmayan, bununla beraber Gürcistan'dan da bu yönde şiddetli talepler alan Rusya'nın hiç de aleyhine olmayacağı ortada.

Bunlar, "saldırılar kime yaradı?" sorusuna Rusya'yı işaret eden olaylar. Bir de Gürcistan boyutu var tabii:

Şevardnadze, henüz olayların hiç de netlik kazanmadığı ilk çatışmaların ardından, pazartesi günleri radyoya yaptığı mutad konuşmaların birinde, terör saldırılarına değinmişti. Abhaz tarafına yönelik yarı tehdit yarı nasihat havasında geçen konuşmada, Gürcü liderin verdiği mesaj suydu: "Eğer siz bizimle birleşmezseniz başınıza bu türlü olayların her zaman geleceğine emin olun!"

Yine son olaylar üzerine yaptığı radyo konuşmasında da saldırganların içinde sadece Çeçen değil, Kuzey Kafkasya'nın diğer halklarından da teröristlerin bulunduğunu vurguladı. Burada "kâfirlere karşı savaşan" teröristi yeniden hatırlamakta fayda var. Abhazların birçoğu Hristiyan ve Kuzey Kafkasya'nın diğer yerli halklarının büyük bölümü Müslüman. Terörist grubun içinde Abhazya'ya savaş sırasında büyük yardımı olan diğer Kuzey Kafkasyalı halklardan teröristlerin de yer alması, Abhazya'nın bir tecride sürüklenmek istendiğini akla getiriyor. Bu da Gürcistan'ın menfaatinedir elbet.

Bunların dışında, Gürcistan, Abhazya'ya yönelik saldırı tehdidini hiçbir zaman bırakmadı. Nitekim Şevardnadze, 18 Ekim'de Rusya'da yayımlanan Obşaya gazetesine verdiği demeçte adeta Abhazya'yı soykırımla tehdit etti: "Savaş başlarsa Abhazlar halk olarak yok olacaklarını biliyor." Şevardnadze, her demecinde sorunların hep barış masasında çözülmesi taraftarı olduğunu söylemesine ve anlaşmaya yakın taraf rolünü oynamasına rağmen, bölgedeki Barış Gücü'nün çekilmesiyle Gürcistan'ın yeni bir savaş başlatacağına şüphe yok.

Neden şüphe yok? Çünkü Gürcistan hiçbir zaman şovenist eğilimli politikalardan vazgeçmedi. Yetkililerin her fırsatta savaşı telaffuz etmesi de zaten bunu açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca Amerika'dan gelen askerî yardım ve eğitim programları ve gelecek yıllarda NATO'ya girme planları, Gürcistan'ın iştahını iyiden iyiye kabartıyor. Tabii adeta savaşı tetikleyen bu askeri yardımlarda Türkiye'nin gayretkeşliğini de unutmamak lâzım. Gürcistan'a yapılan askeri yardımlar, ülkeye gelecek dış tehditlere cevap verebilmekten çok, şovenist eğilimli politikalara hizmet edecektir. Muhtemel bir Abhazya - Gürcistan savaşında Gürcü tarafı Abhazya'ya, Türkiye'den ve ABD'den gelen silah yardımlarıyla saldıracak.

Ruslan Gelayev kim?

Peki Çeçenistan'ın eski komutanlarından Ruslan Gelayev?.. Mashadov, Radio Libery Live'e yaptığı konuşmasında, Ruslan Gelayev'in bir yıl önce bütün yetkilerinin elinden alındığı belirterek, olayları Rusya'nın tezgahladığını iddia etti. Peki Ruslan Gelayev kimdi?

Ruslan (Hamzat) Gelayev, son Çeçen savaşında, beyaz şapkalılar diye anılan ve diğer birliklerden bağımsız hareket eden bir birliğin komutanıydı. Komutası altındaki birliğin, Ruslara karşı üstün başarılar gösterdiği biliniyor. Milliyetçi yanıyla dikkati çeken Gelayev, Şamil Basayev ve Aslan Mashadov'a karşı her zaman mesafeliydi. Mashadov'un ordu komutanlığı görevini de reddetmişti. En son girdiği bir çatışmada birliğinin tamamen dağılması üzerine Gürcistan'ın Pankisi Vadisi'ne kaçtı.

Mashadov'un, Gelayev'e seslenerek doldurduğu bir video kasette, "Gidip oralarda karışıklıklar çıkaracağına gel de Çeçenistan'da savaş!" dediği de biliniyor. Uzun zaman haber alınamayan Gelayev, son terör saldırılarıyla yeniden meydana çıktı. Amacı nedir, bilinmiyor. Bununla beraber, Kodor'da bulunması ve emrindeki terör grubuyla beraber Abhazya'daki Rus üslerine saldırı hazırlığında bulunduğu iddiaları, Çeçenistan'ın yeni bir cephe açma girişimi olduğu yorumlarına sebep oldu. Fakat Mashadov, Radio Liberty Live'e yaptığı aynı konuşmada, başkomutan olarak imzaladığı bir emirle, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan'daki Rus üslerine saldırılmasını kesinlikle yasakladığını hatırlattı. Mashadov buna gerekçe olarak "Rus istihbaratının böyle bir olayı provoke etmek istediğini bildiğim için özellikle böyle bir emre imza attım" dedi.

Rusya - Gürcistan krizi

Bütün bunlar yaşanırken, Kodor'u kimin bombaladığı tartışması ve Gürcistan'ın, olayların yaşanmasıyla ilgili olarak Rusya'yı suçlayan ısrarcı tutumu, Rusya ve Gürcistan arasında da siyasi bir krize sebep oldu.

Bölgenin bombalanmasının ardından Rusya'ya önce bir protesto notası veren Gürcistan'ın tutumu gün geçtikçe sertleşti ve parlamentonun aldığı kararla, Rus Barış Gücü'nün bölgeden çıkarılması için Rusya'ya üç ay süre tanındı. Nihayet, BDT'den ayrılma tasarısıyla ilgili oylama süreci başlatıldı.

Gürcistan'ın BDT'den çıkma tehdidi, Rusya'da bazı çevrelerde oldukça sert tepkilere yol açarken, Devlet Başkanı Putin, bir açıklama yaparak kimseyi BDT'de zorla tutmadıklarını ve bölgedeki askeri gücü de çekeceklerini duyurdu. Putin'in konuşmasındaki üslûbu oldukça yumuşaktı fakat mesaj da açıktı: "BDT'den çıkmak isteyen sonuçlarına katlanır." Tabii sadece BDT'den çıkmak değil, Barış Gücü'nün bölgeden çekilmesini istemenin de sonuçları var. Putin'in bu açıklamasının üzerinden çok geçmeden Şevardnadze sert tavrını bir anda değiştirdi ve hem Rus barış gücünün bölgede kalmasının faydalı olacağını; hem de BDT'nın gerekli bir yapı olduğunu söylemeye başladı.

Gürcistan, elektrik enerjisi ve doğal gaz ihtiyacının büyük bölümünü Rusya'dan temin ediyor. Ayrıca Rusya'ya olan toplam borcu ise 179,27 milyon dolar. Bu rakam Gürcistan için oldukça büyük ve vaadettiği zaman diliminde bu borcu ödemesi imkânsız. Dolayısıyla büyük tavizler vermek zorunda.

Üstelik Gürcistan'ın sorunları bunlarla sınırlı da değil: Abhazya ve Güney Osetya ile arlarındaki anlaşmazlık, Acaristan meselesi, ülkedeki Ermeni nüfusun hızlar artması ve belli bölgelerde % 90'ın üzerine çıkması, Şevardnadze sonrası dönemin belirsizliği, merkezi otoritenin kurulamaması; bunlardan sadece birkaçı.

Ücretsiz abone olmak için lütfen adresinizi bildirin bulten@kafkas.org.tr