Rusya
Devlet Başkanı Vladimir Putin'in federasyon genelinde yürütmeye çalıştığı
merkezileştirme politikalarının birinci dereceden Kuzey Kafkas cumhuriyetlerini
etkileyeceğinden kimsenin kuşkusu yok.(1)
1997'de yapılan bir ankete göre Rusya kamuoyunun kaygıları Rusya Federasyonu'nun
büyük güç olmaması üzerinde yoğunlaşıyordu. Deneklerin yüzde 68'i Rusya
Federasyonu'nun artık büyük güç olduğuna inanmıyordu.(2)
Putin, kamuoyunun "Büyük Rusya" hayaline denk düşen bir çıkışla
iktidara yürüdü. Çeçenistan, Rus kamuoyunun beklentilerine gölge düşüren
ve Rusya'yı küçülten semboldü. Büyük Rusya algılamasının zihinlerdeki
izdüşümü başı ezilmiş bir Çeçenistan, Kremlin'e bağlılıklarını yinelemiş
bir Kuzey Kafkasya idi. Bu beklentinin farkında olan Putin, 26 Mart
2000'de yapılan seçimlerde en yakın rakibi Komünist Parti lideri Gennadi
Zyuganov'a açık fark atarak bir süreden beri vekalet ettiği koltuğa
başkan olarak oturdu.
Putin, Rusya Federasyonu'nu 23 Haziran 2000'de yedi idari bölgeye ayırdı.
Yedi idare bölge ayırımı ile Kafkasya'nın sınırları kuzeyde Don Nehri'ne
kadar genişletilerek bölgeye Rostov dahil edildi. 23 Haziran 2000'deki
bu değişiklikle Putin, aynı zamanda Kuzey Kafkasya terimini rafa kaldırdı.
Yani Kuzey Kafkasya Federe Bölgesi'nin adı Güney Bölgesi olarak değişti.
İlk etapta siyasi sonuçları tartışılan merkezileşme eğilimi, bütçeleri
merkezin, yani Kremlin'in müdahalesiyle şekillenen Kafkas Cumhuriyetleri'nin
ekonomilerine nasıl bir formasyon kazandıracak? Sözgelimi federasyon
anayasasının tanımış olduğu esneklik ile dış ekonomik ilişkilerini bağımsız
bir devlet esasına göre yürüten cumhuriyetleri nasıl bir gelecek bekliyor?
Kamu finansmanında federal bütçeye bağımlı olan cumhuriyetlerin ödenek
muslukları açılacak mı, yoksa tam tersi mi olacak? Toplanan vergilerden
merkez ne kadar pay alacak?
Zorunlu olarak verilen haklar geri alınacak mı?
1990 sonrası dağılma sürecine giren Rusya çevresiyle gevşeyen bağlarını
yeniden güçlendirmek ve radikal eğilimlerin önüne geçmek için Federasyon
Anlaşması'na katılan cumhuriyetlere daha fazla ayrıcalıklar tanımak
zorunda kaldı.(3)
Özellikle etnik kriz bölgelerinde ve ekonomik kaynakları güçlü bölgelerde
daha esnek bir uygulamaya gitti. Mesela toplam üretimin yüzde 80'i federal
iktidarın tekelinde, sadece yüzde 20'lik bir oranı yerel otoritenin
kontrolünde olan Tataristan'a daha fazla imtiyazlar tanındı.
Tataristan örneğinde olduğu gibi üretim potansiyeli yüksek Yakutistan
gibi cumhuriyetler pazarlık gücünü kullanarak ikili anlaşmalar yaptı
ve özgürlük alanlarını genişletti.(4)
Ayrıca cumhuriyetlerin bütçeleri federal bütçeden fon ayrılmaktadır.
Dağıstan'da federal bütçe desteği yüzde 64.4, Karaçay-Çerkes'te yüzde
45, Kabardey Balkar'da yüzde 44.6, Adıgey'de yüzde 42.7, Kuzey Osetya'da
yüzde 39.5 oranındadır.(5)
1999'da cumhuriyetlere federal bütçe aktarımının 99 milyar rubleye ulaştığı
belirtiliyor. Tabii bu miktara diğer cumhuriyetlere yapılan ödemeler
de dahil.(6)
Putin'in attığı adımlar bize Rusya'nın zayıf döneminde cumhuriyetlere
tanıdığı hakları teker teker geri alma niyetinde olduğunu gösteriyor.
Federasyon ekonomisine büyük katkıları olan Tataristan gibi yerler 1993'ten
sonra ikili anlaşmalarla elde ettikleri hakları yetersiz bulurken merkez
ve özellikle Rus bölgeleri sayılan diğer cumhuriyetler, etnik cumhuriyetlere
giydirilmiş olan elbisenin geniş olduğuna ve idari dağınıklık görüntüsü
verdiğine inanıyor. Kamuoyunda da federal iktidar üzerinde bu yönde
bir baskı söz konusu. Aslında Putin'i iktidar yapan en önemli etkenlerden
birisi de oluşturulan bu baskıdır.
Ancak etnik cumhuriyetlere aktarılan yardımlar Rus bölgelerinde ciddi
rahatsızlıklara neden olsa da bu yönetimlerin ciddi ekonomik sıkıntıları
aşılmış değil. Elmas üretimiyle bilinen Yakutistan'da kişi başına düşen
milli gelir Dağıstan'dakinden 5.4 kat daha fazladır. İşsizlik ise Dağıstan'da
kronik bir sorun haline gelmiştir. 1991'de yüzde 1,57 olan işsizlik
oranı trajik bir şekilde 1995 yılı istatistiklerine göre yüzde 72'ye
fırlamıştır. 2000 yılı tahminlerine göre Dağıstan'daki işsizler ordusu
yüzde 80'lik bir orana ulaşmıştır. (7)
Müdahalenin estrümanları
Rusya'nın çevre düzenlemesinde kullandığı enstrümanlar sadece politik,
ekonomik yada diplomatik kanallarla sınırlı olmayacağı geçmiş uygulamalara
bakılarak rahatlıkla anlaşılabilir.
Örneğin Rusya, Azeri petrolünü Supsa hattıyla Türkiye'ye geçirmek isteyen
Gürcistan üzerinde baskılar kurmaya çalışmış, Şevardnadze'nin buna direnmesi
üzerine zora başvurulmuştur. Boru hattında ısrar etmemesi yönünde Çernomirdin'den
aldığı uyarıyı dinlemeyen Şevardnadze'ye yaralanmasına neden olan bir
suikast düzenlendi. Bu olay Çernomirdin ile yaptığı toplantıdan kısa
bir süre sonra meydana geldi. Daha sonra Gürcü liderin çok yakınında
bir araç havaya uçurulmuş ve tehditler devam etmiştir.(8)
Merkezileşmeyi savunan Ruslar, Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri'ne tanınan
haklar nedeniyle rahatsız olduklarını her platformda dile getirmektedirler.
Tabi bu rahatsızlıklar yeni ortaya çıkmış da değildir. Putin'in selefi
Boris Yeltsin bu baskılar nedeniyledir ki yeni düzenlemeler öngören
doktrinlere yönelmiştir. Yeltsin, Yakın Çevre Doktrini ile BDT üyeleri
objektife dahil ederek yeni bir gelecek planlaması yapmıştır.(9)
Yeltsin'in çevreye ilişkin hedeflerini halefi Vladimir Putin, daha belirgin
bir şekilde gündemine aldı. Yeltsin döneminde imzalanan Yakın Çevre
Doktrini, 2.11.1993 tarihli Askeri Doktrin ve 10.01.2000 tarihli Ulusal
Güvenlik Doktrini ve daha sonra bütün bunların sonucu olarak ortaya
çıkan 21 Nisan 2000 tarihli Rusya Federasyonu'nun Yeni Askeri Doktrini
ile daha kapsamlı politikalara dönüştürüldü.
İlk adım Çeçenistan
Rusya, çevreyi denetim altına alma operasyonuna 1991 yılında bağımsızlığını
ilan eden Çeçen - İçkerya Cumhuriyeti'ni 1994 yılında işgal ederek başladı.
Kuzey Kafkasya'yı ilk etapta merkeze bağlılık açısından sorunsuz hale
getirmek isteyen Rusya, buna paralel olarak Bağımsız Devletler Topluluğu'nda
kendisinden uzaklaşma temayüllerini engelleyecek tedbirler yöneldi.
Çeçenistan'ın 1996'da Hasavyurt anlaşmasının daha mürekkebi kurumadan
Rus generallerin bu savaşın rövanşından bahsetmiş oldukları ve 1999'a
gelinceye kadar Çeçenistan'a yeniden girme hazırlıklarının yapıldığı
artık bilinen gerçekler.
Putin, ikinci Çeçenistan savaşını Kuzey Kafkasya'ya çekidüzen vermek
için sopa olarak kullandı. Vahhabizm tehdidini cumhuriyetler üzerinde
psikolojik baskıya dönüştüren Putin, kısa bir süre önce Çeçenistan savaşıyla
bu yönetimlere iyi bir ders vermiş olmanın rahatlığı içinde Kuzey Kafkasya'nın
yöneticileri ile biraraya gelerek gelecek perspektifleri üzerinde durdu.
7.09.2001'de Rusya'nın güneyinde yer alan Kislovodsk şehrinde yapılan
bu toplantı, Putin'in iktidarının ikinci yılında Kuzey Kafkasya'ya el
attığını göstermesi açısından anlamlıydı.(10)
Putin toplantıda yeni yatırımlar için Kuzey Kafkasya'nın cazibesinin
artırılmasına ağırlık vereceklerini söyledi. Bu açıklamalar Kuzey Kafkasya'da
yapılacaklar konusunda net bir şey ortaya koymuyor ancak federasyonun
yedi idari bölgeye ayrılmasıyla başlayan sürecin neleri kapsadığını
tahmin etmek de çok zor değil. Dünya petrol fiyatlarındaki artışların
petrol ve doğal gaz ihracatçısı Rusya'nın kötüye giden talihini ters
çevirmesi ve 1997'deki ekonomik krizin etkilerini üzerinden atmış olması,
Kremlin'in önümüzdeki yıllarda Kuzey Kafkasya'ya daha fazla yatırım
yapacağına ilişkin beklentilere yol açtı. Ayrıca bu beklentinin oluşmasında
Çeçenistan savaşını Paris Kulübü'nden aldığı 40 milyar dolar, Londra
Kulübü'nden aldığı 32 milyar dolarla finanse eden Putin hükümetinin
2001 ekonomik göstergelerden memnun gözükmesinin de etkisi olabilir.
Nitekim 20 Eylül'de kabinede bir konuşma yapan başbakan Mikhail Kasyanov,
ekonomide yüzde 5,5'lik bir büyüme beklediklerini kaydetti.(11) Rusya
bu yıl yüzde 4'lük bir büyüme öngörüyordu. Fakat Çeçenistan savaşının
ekonomik göstergelere yansıtılmadığı anlaşılıyor. Zira Rusya Paris ve
Londra Kulübü'ne yapılacak geri ödemeleri uzun pazarlıklar sonucu yıllara
yayarak üzerindeki borç baskısını azalttı.
Kafkasya'nın vazgeçilemezliği
Vladimir Putin'in federasyon genelinde yürütmeye çalıştığı merkezileştirme
politikaları Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri'ni birinci dereceden ilgilendiriyor.
Herşeyden önce bu bölgede 400 yıllık kanlı bir işgal tarihine imza atmış
olan Rusya, Kafkasya'nın yerel halklarının bir gün tarihi bir hesaplaşma
içine girmesi endişesinden kendisini kurtarabilmiş değil.
Merkezileşmenin en çabuk tepki göreceği yerlerden birisi, Moskova'ya
karşı yeterince direnç göstermiş olan Kuzey Kafkasya'dır. Bu nedenle
Putin, bu bölgeye ilişkin planlarını uzun vadeye yaymak zorunda. Yani
Kuzey Kafkasya'da atılacak her adım özünde büyük riskler taşıyor.
Dünya petrol rezervlerinin yüzde 40'ını elinde bulunduran Rusya, Kafkasya'dan
bedeli ne olursa olsun vazgeçmeyeceğini Çeçenistan'da sürdürdüğü savaşla
ortaya koydu.
Rusya'nın petrol rezervlerinin yüzde 70'i Sibirya'dadır ancak yüzlerce
petrol yataklarından sadece biri olan Caharkale en kaliteli petrolün
sahibidir. Rusya uçak yakıtı ihtiyacını özellikle bu bölgeden temin
etmekteydi. Yine Dağıstan'da Mohackale ve Acısı yatakları kayda değer
rezervlerdir.
Yine dünya doğal gaz liginde birinci sırayı alan Rusya'nın bu payeyi
kazanmasında, Adıgey, Stavropol ve Krasnodar'ın payı küçümsenmemelidir.
Ayrıca Dağıstan'da kalitesi çok yüksek doğalgaz üretimi yapılmaktadır.
Maykop, Dağıstan ve Grozni petrol yataklarının Rusya açısından vazgeçilmezliğinin
yanısıra Kafkasya, Hazar ve Sibirya'da çıkan petrolün batıya transferinde
hem transit geçiş güzergahı hem de Karadeniz'de yüklemenin yapabileceği
limanlara sahip olması açısından stratejik öneme sahip. Yani Kafkasya,
Rusya'nın Karadeniz'e çıkan nefes borusudur.
Novorosskiy hattının kilit geçiş noktası ise Çeçenistan'dır. Ancak Rusya
1994-1996 savaşı ve 1999-2001 savaşı nedeniyle bu boru hattını istediği
gibi denetim altında tutamadı.
Bu nedenle Çeçenistan'ı by-pass edecek alternatif güzergahları devreye
soktu. (12)
Kayıtdışı ekonomi
Kafkasya'nın bir de görünmeyen ekonomisi var. Rusya genelindeki yer
altı ekonomisi Kuzey Kafkasya'yı kendi faaliyet alanı dışına elbette
itmiş değil. Rusya Federasyonu'nda kara para, uyuşturucu, silah kaçakçılığı,
neredeyse bir mesleki branş haline gelmek üzere olan adam kaçırma olayları
ekonominin kirli ve yasal olmayan birer enstrümanı haline gelmiş durumda.
Tüm bu mafyoz ilişkilerin kayda değer ekonomik karşılığı var. Yaygın
kanaatin aksine fidye için adam kaçırma olayları sadece Çeçenistan ve
çevresindeki istikrarsızlık alanlarında yoğunlaşmış bir faaliyet değil.
Ancak sadece Çeçenistan'da 10 yıllık bir zaman diliminde 700 yabancı
fidye için kaçırıldı.(13)
Kafkasya'da yer altı ekonomisinin zemin bulmasında Rusya'nın siyaset,
askeri ve sivil bürokrasisine sinmiş anlayış tarzının ve gizli kabul
görmüş mafyoz ilişkilerin rolü büyük. Bu nedenle Kuzey Kafkasya ekonomisi
üzerinde dururken Rusya'nın siyaseti ve bürokrasiyi satın alan oligarşik
yapısını atlamak mümkün değil.
Hepsinden önemlisi yer altı ekonomisinin baş aktörleri aynı zamanda
Putin'i iktidara taşıyan koalisyonun ağır toplarını oluşturuyordu. Ancak
Putin Yeltsin'i abluka altına alan bu sarmalın kendisini de yok edeceğinden
emindi. Bu nedenle de iktidarın birinci yılında kendi çevresinde Boris
Yeltsin'den miras kalan siyaset ve ekonomik oligarşinin kendisine ayak
bağı olmasından kurtulmaya çalıştı.
Seçimlerden önce halkın sempatisini toplayan Putin'in ülkeyi merhametsiz
zengin sınıftan kurtaracağına ilişkin sözlerinden kendisini iktidara
taşıyan oligarşiyi kastediyordu ancak kimse üzerine alınmıyordu. Fakat
Putin iktidar koltuğunu sağlamlaştırdıkça Sovyetlerin dağılmasının hemen
ardından kamu mallarını haraç mezat kapatan(14), uluslararası kredi
kuruluşlarından gelen paralarla palazlanan oligarşinin önemli simalarından
bazılarının üzerine çarpı işareti koydu. Putin kendini iktidar yapan
oligarşik koalisyonda şu isimler öne çıkıyordu: Boris Berezovski, Vladimir
Gusinsky, Vladimir Potanin, Mihail Fridman, Aleksander Smolensky, Pyotr
Aven, Anatoly Çubais, Rem Vyakhirev.
Putin, medya imparatoru haline gelen Berezovsky ve Gusinsky ile girdiği
hesaplaşmada birinci raundu kazandı. Şimdi Yahudi asıllı ve batıda hayli
desteği olan her iki imparator da Rusya dışında ve ülkelerine dönemiyorlar.
Rusya'nın göze alamadıkları
Sonuç olarak Rusya Kafkasya'dan vazgeçmeyi göze alamaz.
Rusya Kafkasya'yı gözden çıkardığı zaman Karadeniz'i kaybetmiş olacaktır.
Kafkasya üzerinden Türkiye ve İran'a, buradan Ortadoğu ve Akdeniz'e
uzanan Rusya, 1991'deki kayıplarına yenilerini eklemek istememektedir.
Çeçenistan'ı kaybetmemek için bütün insan hakları ve uluslararası anlaşmaları
hiçe sayarak verdiği savaş ortadadır. Rusya, Estonya-Letonya-Litvanya
ile batıya olan deniz bağlantısını, Ukrayna-Moldova ve Gürcistan ile
Karadeniz'e olan bağlantısının önemli bir kısmını 1990 sonrası dağılma
sürecinde kaybetti. Rusya, Putin ile birlikte yeni kayıplar yaşamak
değil kaybettiklerini geri alma arayışını sürdürüyor. Bu arayış Rusya
açısından Kuzey Kafkasya'yı sürekli göz önünde tutma zorunluluğunu beraberinde
getiriyor.
DİPNOT
1-
1991'de SSCB'nin dağılmasıyla birlikte Kuzey Kafkasya'nın haritası da
birtakım değişikliklere uğradı. SSCB zamanında Gürcistan'a dahil edilen
Abhazya 1991'de bağımsızlığını ilan etti, yine Güney Osetya Rusya Federasyonu'nun
sınırları dışında kaldı. 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan
ise 1992'de federasyona katılmayı reddetti. Adıgey, Karaçay-Çerkes,
Kabardey-Balkar, Kuzey Osetya, Dağıstan ve İnguşetya Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri
olarak Rusya Federasyonu içinde yer aldı.
2-
'Posledniy god Rossii', N[ezavisimaya]G[azeta]-Stsenarii, 10 Nisan 1997,
s.5. Aktaran: C.Cem Oğuz-Rusya'daki Federatif Yapı ve Başkan Putin'in
İç Politika Öncelikleri" Stratejik Analiz -ASAM
3-Tataristan
ve Çeçenistan dışında Rusya Federasyonu'nun 21 etnik cumhuriyetinden
19'unun imzaladığı Mart 1992 tarihli Federasyon Anlaşması etnik cumhuriyetlere
ekonomik alanda büyük haklar tanıdı. (Rusya'daki Federatif Yapı ve Başkan
Putin'in İç politika Öncelikleri C.Cem Oğuz, Stratejik Analiz Temmuz
2000 Cilt 1, Sayı 3
4-
Cumhuriyetlere daha serbest hareket analı kazandıran ilk ikili anlaşma
15.02.1994'de Tataristan ile imzalandı. (Rusya'daki Federatif Yapı ve
Başkan Putin'in İç politika Öncelikleri C.Cem Oğuz, Stratejik Analiz
Temmuz 2000 Cilt 1, Sayı 3 )
5-Rusya'daki
Federatif Yapı ve Başkan Putin'in İç politika Öncelikleri, C.Cem Oğuz,
Stratejik Analiz Temmuz 2000 Cilt 1, Sayı 3
6-Rusya'daki
Federatif Yapı ve Başkan Putin'in İç politika Öncelikleri C.Cem Oğuz,
Stratejik Analiz Temmuz 2000 Cilt 1, Sayı 3
7-Rusya'daki
Federatif Yapı ve Başkan Putin'in İç politika Öncelikleri C.Cem Oğuz,
Stratejik Analiz Temmuz 2000 Cilt 1, Sayı 3 )
8-Ariel Cohen, Yeni Büyük Oyun Avrasya'da Boru Hattı Siyaseti, Avrasya
Etüdleri, Cilt 3, Sayı
1, İlkbahar 1996
9- Rusya'nın yayılmacı açılımlarının bir başlangıcı olan yakın çevre
düzenlemelerinin askeri ayağı da ihmal edilmedi. Haziran 1995'de Rusya,
Kuzey Kafkasya'da AKKA'ya aykırı olarak 58. orduyu kurdu. (Rusya Federasyonu'nun
Kafkasya Politikası ve Çeçenistan Savaşı, Hasan Kanbolat.
10-Toplantıya
Rusya Federasyonu İdari İşler Başkan Yardımcısı Aleksandr Abramov, Rusya
Devlet Başkanı Güney Bölge Vekili Viktor Kazantsev, İnguşetya Cumhurbaşkanı
Ruslan Auşev, Astrahan Bölge Valisi Anatoliy Gujvin, Çeçenistan Yönetim
Başkanı Ahmed Kadirov, Kabartey Balkar Cumhurbaşkanı Valeri Kokov, Dağıstan
Cumhurbaşkanı Magamedali Magamedov, Volgograd Bölge Valisi Nikolay Maksüta,
Karaçay Çerkes Cumhurbaşkanı Vladimir Semenov, Stavrapol Bölge Valisi
Aleksandr Çernogorov, Krasnodar Bölge Valisi Aleksandr Tkaçev ve Rostov
Valisi Vladimir Çub katıldı. Toplantıda Çeçenistan'a ilişkin muhtemel
hesaplar da gündeme geldi. Mesela Ruslan Auşev, 180 bin Çeçen mültecinin
yükünü taşıyamaz hale geldiğini, bunlardan 39 bininin yerleşme niyetinde
olduğunu belirtince Putin de şu öneride bulundu: Şayet Çeçenistan'a
dönmek istemeyip de İnguşetya'da yerleşmek isteyenler varsa onlara yardım
edilmelidir. (Ajans Kafkas, "Putin, Çeçenistan'a dönmekten vazgeçenlere
yardım edecek", 7.09.2001)
11-Itar-Tass,
20 Eylül 2001
12-Çeçenistan'dan
da geçen Bakü-Novorosisk petrol boru hattı, savaş nedeniyle devre dışı
kalmış ve Rusya petrolü gemi ile taşımak zorunda kalmıştı. Enerji Bakanı
Vekili Vlademir Stanev 7 Şubat 2000 tarihinde yaptığı açıklamada, "Ekim
ayında inşasına başlanılan Çeçenistan'ı by-passlayan ham petrol boru
hattının Nisan 2000 içinde bitirileceğini" açıklamıştı. Çeçenistan'ı
by-passlayan ve haftada 25 km.'si döşenen bu boru hattı toplam uzunluğu
312 km.'dir (http://newsnet.reuters.com,
08.02.2000'den aktaran: Rusya Federasyonu'nun Kafkasya Politikası ve
Çeçenistan Savaşı, Hasan Kanbolat)
13-
Oscar Braun, Obstacles to Humanitarian Aid in the Northern Caucasus
1, September 26th 2001, Prague Watchdog, www.watchdog.cz
14-
"Vladimir Potanin, hükümet içinde adamlarını kullanarak gelir getiren
pek çok işletmeyi satın aldı. Çeçenistan savaşının ardından bu bölgenin
imarı için ayrılan 512 milyon dolar Potanin'in Uneximbank adlı bankasına
yatırılmıştı, bu paranın tamamı yokoldu."
(Petrol Oligarşisi, Rusya'nın yeni zenginleri-Dr. İrfan Kaya Ülger,
Yeni Avrasya Stratejileri, sy.49.)
'
'Bugün Rusya'da doğru dürüst bir özel sektör yok, bunların hepsi eski
mafya ve KGB'nin adamlarıdır" (Numan Esin, Rusya'da İktidar Mafyanın
Elinde - Yeni Avrasya Stratejileri, Putin Özel Sayısı, sayfa.49.)