İKİNCİ BÖLÜM
Ölüm
ile yaşam arasında bir ülke: Çeçenistan
Çeçenistan'ı
yıkıma götürün süreç
Birlik ve otonom cumhuriyetleri SSCB'ye bağlayan anayasanın
1991'de ortadan kalkmasıyla birlikte Çeçenler de Baltık Cumhuriyetleri,
Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan gibi kendi kaderini tayin
etme hakkını kullanarak bağımsızlığını ilan etti.
Bağımsızlık ilanının ardından Çeçenistan'da 42 ülkenin gözlemcileri
ve uluslararası kuruluşların denetimi altında devlet başkanlığı
seçimleri yapılmış ve meşru bir iktidar göreve başlamıştır.
SSCB'nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlığını kazanan cumhuriyetler
arasında statüsünü "de jure" olarak uluslararası alanda
tescil ettiremeyen tek ülke de yine siyasal tercihler nedeniyle
Çeçenistan olmuştur. Çeçenistan daha sonra Rusya Federasyonu'nu
oluşturan şu anki federatif cumhuriyetlerin aksine 31 Mart 1992'de
birlik anlaşmasını Tataristan gibi imzalamayı reddetmiş, ardından
12 Aralık 1993'te Rusya Federasyonu Anayasası'nın oylamasına
ve parlamento seçimlerine katılmamıştır. Ancak Tataristan daha
sonra birlik anlaşmasını imzalayarak Rusya federasyonu içine
girmiş ve 13 Mart 1994'te bu cumhuriyette de Devlet Duması ve
Federal Meclis seçimleri yapılmıştır.
Aslan Maskhadov ve Aleksander Lebed tarafından 31 Ağustos 1996'da
imzalanan Hasavyurt Anlaşması, Rusya Federasyonu ile Çeçen Cumhuriyeti
arasındaki meselelerin 31 Aralık 2001 tarihine kadar anlaşmaya
varılarak çözülmüş olmasını şart koşmaktaydı. Ne var ki, bu
anlaşmada Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti'nin resmi statüsünden hiç
söz edilmemektedir. 1999 kışına gelindiğinde federal birliklerin
Çeçenistan'ı işgal etmesiyle anlaşma ihlal edilmiş oldu. Rus
resmi söylemine göre, gerçek sorun Çeçenistan'ın resmi statüsü
değil tamamıyla teröristlere karşı yürütülen bir mücadeleden
ibaretti.
Statü
üzerine bir saptama
Çeçenistan Rusya'nın bir iç meselesi olarak kabul edilerek,
insanlığa karşı suç işleyenlerin sorumluluklarını hafifletme
meyli ortaya çıkmıştır.
Çeçenler, Rusya'nın 1997'de Boris Yeltsin ile Aslan Mashadov'un
devlet başkanları sıfatıyla imzaladıkları anlaşmaları Çeçenistan'ın
Kremlin tarafından bağımsız bir devlet olarak tescil edildiğinin
delili olarak saymaktadır. Bu argümanın dayandığı önemli ayrıntılardan
birisi anlaşma metninde Dogovor (treaty) ibaresinin kullanılmış
olmasıdır. Rusya Federasyonu içerisinde yapılan anlaşmalarda
"dogovoryonnost" (compact) yada "soglaşenie"
(accord) kelimeleri kullanılmaktadır. Bu ayırım Rusya'nın Çeçenistan'a
bağımsız devlet muamelesi yaptığının göstergesi olarak algılanmıştır.
"Compact" ve "accord" teamülde bir federe
devlet ile onun bir parçası arasında yapılan anlaşmalar için
kullanılır.
Uluslararası hukuk profesörü Francis Boyle'ye göre, anlaşmanın
"treaty" olarak tanımlanmasıyla "Rusya 'barış
anlaşmasını' imzalarken Çeçen İçkerya Cumhuriyeti'nin bağımsız
bir devlet olduğunu ve kendine ait bir parçası olmadığını resmen
kabul etmiştir."
Boyle'nin değerlendirmesi şöyle: "Nitekim bu anlaşma içerisinde
Çeçen İçkerya Cumhuriyeti taraf olarak bilfiil yer almaktadır...
Diğer yandan 'Karşılıklı İlişkilere Dair Anlaşma' ifadesi de
göstermektedir ki anlaşmaya iki ayrı devlet imza koymaktadır.
Aksi halde federe yapı içerisinde merkezle federasyon parçası
devlet arasındaki ilişkiler zaten anayasa içerisinde tanımlanmış
olacağı için bunun anlaşma yoluyla yapılması düşünülemez. Nitekim
bu anlaşmada Rusya Federasyonu anayasasına hiçbir atıfta bulunulmamaktadır.
Ayrıca uluslararası toplumun bir parçası olan Rusya Federasyonu
uluslararası hukuk ve teamüller gereği bu türden bir barış anlaşmasını
ancak bağımsız milli devletlerle imzalayabilir.
Anlaşmanın ikinci maddesi aslında tamamen bağımsızlığın tartışmasız
tescili niteliğindedir: 'Karşılıklı ilişkilerimiz, uluslararası
hukukun genel kabul görmüş olan ilke ve kurallarına uygun olarak
yapılandırılacaktır'. Ancak bağımsız devletler için 'genel kabul
görmüş uluslararası hukukun ilke ve kurallarına' uyma söz konusu
edilebilir." (10)
Diğer yandan Yeltsin ve Maskhadov devlet başkanı sıfatıyla ülkelerini
tam yetkiyle temsil eden kişiler olarak anlaşmaya imza koymuştur.
Francis Boyle'ye göre Hasavyurt Anlaşması'yla birlikte diğer
devletlerin Çeçen İçkerya Cumhuriyeti'ni bağımsız bir ülke olarak
kabul etmesinin önünde engel kalmamıştır.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin "Rusya 1996'da, tüm
askeri ve diğer nizami güçlerini Çeçen topraklarından geri çekmiştir.
Böylece biz Çeçenistan'a 'de jure' değilse de, 'de facto' olarak
bağımsızlık tanıdık. Bu nedenle kimse bizim Çeçen halkının bağımsızlık
arzularını bastırmış olduğumuzu iddia edemez. Biz onlara bu
fırsatı bir kez tanıdık" (11) diyerek Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti'nin
statüsü konusunda açık bir itirafta bulunmuştur. Putin, Çeçenistan'ın
bağımsız olduğunu bu sözlerle kabul etmekle kalmamış aynı zamanda
Çeçenlerin bu haklarının zorla gasp edildiğini de teyit etmiştir.
BİRİNCİ
ÇEÇEN SAVAŞI VE JENOSİD
Çeçenistan, 1994-1996 arasında bir milyon civarında olan nüfusunun
120 binini savaşa kurban vermiştir. Çeçenistan Filtrasyon Kampları
Mağdurları Derneği'nin derlediği bilgilere göre, bu süreç içerisinde
25 bin insan toplama kamplarında işkenceden geçirilmiştir. Toplama
kamplarında işkence gördükten sonra yaşamlarını yitirenlerin
sayısı da 17 bin olarak ifade edilmektedir. 1500 Çeçen'den asla
haber alınamamış ve 6 bin Çeçen de sakat kalmıştır. (12)
Çeçen halkı, 1994-1996 yılları arasında Rusya'nın Çeçenistan'da
sürdürdüğü birinci savaşın yol açtığı büyük yıkımdan kurtulamadan
5 Eylül 1999'da ikinci bir felakete sürüklendi. 31 Ağustos,
9 ve 13 Eylül 1999 tarihlerinde Moskova'da, 4 Eylül 1999'da
Dağıstan'ın Buynaksk bölgesinde ve 16 Eylül 1999'da Volgadonsk
kentinde gerçekleştirilen terör eylemleri, kamuoyunu Çeçenistan
hareketine hazır hale getirmek için kullanıldı. Ancak bu eylemlerle
ilgili olarak yakalanan kişiler Rusya makamları tarafından dünya
kamuoyuna gösterilmiş değil. Üstelik Rusya istihbarat servisi
FSB, "eylemlerin tertipçisi" olarak suçlanmaktan kurtulamamışken
yargılama süreci hala basına kapalı olarak işlemektedir. (13)
Grozni: İkinci Stalingrad
Birinci savaşta yapılan saldırılar bombardıman hem trajedinin
ulaştığı boyutları göstermesi hem de benzer savaşlarla kıyaslanamayacak
boyutlara ulaşan bir yoğunluğu ifade etmesi açısından örnek
vaka olarak tarihe geçmiştir. Şöyle ki Ocak 1994'te saldırıların
en şiddetli olduğu vakitlerde saat başına düşen patlama sayısı
4 bin olarak kaydedilmiştir. Soğuk savaş sonrasında "Dehşet
Sınırı" olarak isimlendirilen Saray Bosna'daki savaşta
kaydedilen rakam ise 800 idi. (14)
Uluslararası Adalet Divanı, 6 Ocak 1995'te Caharkale(Grozni)
ve çevresinde sivil asker ayırımı gözetmeksizin Rus askerler
tarafından saldırılar yapıldığını, Rus ordusunun büyük ölçüde
silahlanmamış bulunan sivil halkın yaşama hakkını ihlal ettiğini
açıklamıştır. (15) AGİT ise hazırladığı raporunda Caharkale'nin
içinde bulunduğu durumu İkinci Dünya Savaşı'ndaki Stalingrad
olayıyla eşdeğer tutmuştu.
İKİNCİ
ÇEÇEN SAVAŞI ve JENOSİD
Maddi yıkım ve Rusya'nın taahhütleri
Rusya 1996 ve 1997'de savaş mağduru Çeçenistan'ın yeniden imarıyla
ilgili bazı taahhütler içeren anlaşmaların yükümlülüklerini
yerine getirmemekle kalmamış, 16 bin kilometrekarelik küçük
bir cumhuriyeti tamamen kuşatarak istikrarsızlık ortamının oluşması
için bir takım illegal faaliyetler yürütmüştür.
Birinci Çeçen-Rus savaşında yıkıntılar ülkesi haline gelen Çeçenistan'ın
yeniden inşasında bir takım yükümlülükler üstlenen Rusya, neden
olduğu korkunç yıkıma 1999'dan sonra da devam ede gelmiştir.
Çeçen sivil toplum kuruluşlarının tahmini değerlendirmelerine
göre, havadan ve karadan yapılan bombardımanlardan hasar gören
bina sayısı 50 bini aşmış durumda. İrili ufaklı 424 köyden 270'i
tamamen, 68'i kısmen yaşanmaz hale getirilirken 23 ilden 14'ünde
harabe görüntüler ağırlıkta.
Çeçenistan Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği'nin verilerine
göre 1999-2001 yılları arasında 80 bin Çeçen savaşa kurban gitmiş,
30 binden fazla Çeçen geçici Filtrasyon ve toplama kamplarında
işkenceden geçirilmiş, 20 bin Çeçen yargısız olarak infaz edilmiş,
6 bin Çeçen'in izi yok edilmiş ve 30 bin Çeçen sakat kalmıştır.
(16)
Mayınlar
Savaştan çıkmış diğer tüm ülkelerde olduğu gibi bu ülkede de
sadece mevcut nüfusu değil gelecek kuşaklar açısından da tehdit
olmaya devam edecek olan mayınlar Rus işgalinin en insanlık
dışı miraslarından biri olacaktır. Rusya İç Güçler Yönetimi
Başkanı Sergey Aranin, 09 Ocak 2001 tarihinde bu korkunç gerçeği
şu sözlerle iade etmiştir: "Biz Çeçenistan'a sadece 500
bini aşkın mayın yerleştirdik." (17)
Oyuncak halindeki tuzak mayınlar nedeniyle ölen veya sakat kalan
çocuk sayısı ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. Çeçenistan Toplama
Kampları Mağdurları Derneği'nin verilerine göre 2000 yılında
mayına çarparak sakat kalan çocuk sayısı 2 bin 300'dür. 2001
ve 2002 yıllarında mayın kurbanlarının sayısı konusunda kesin
veriler mevcut değildir.
Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Dr. Umar Khambiyev,
bu konuda şunları söylemektedir: "Rusya silahlı kuvvetleri,
Çeçenistan'da her tür mayını kullanmaya devam etmektedir. Mayın
kurbanlarının tedavisi çok zordur, zaman ve çok ilaç gerektirir.
Mayınların içinde en vahşi ve gayri ahlaki olanı, gizli mayınlardır
ki bunlar çocukları felç etmek için tasarlanmıştır. Bizim hastanemize
Baçi-Yurt'tan getirilen oyuncak şeklindeki mayını tutmak isterken
elini kaybetmiş bir çocuk getirildi. Tsatsan-Yurt'tan diğer
bir çocuk da, tuttuğu şeyin çalar saat olduğunu zannetmişti.
(18)
Aşırı güç kullanımı ve sivilleri hedef alma
Rusya, Avrupa Konvansiyon el Güçler Sözleşmesi'ni, Çeçenistan'ı
bilfiil işgal ederek ve önceden bildirmeden büyük bir askeri
varlığı başka bölgeye naklederek ihlal etmiştir.
Elistanci
Köyünün Bombardımanı: 9-13 Ekim tarihlerinde Memorial temsilcileri,
İnguşetya'daki mülteci kamplarında Çeçenlerle görüştü. 4 değişik
kampta 5 ayrı vaka dinlendi. Mülteciler Gunaeva İrana, Magomadov
Daud, İmurzayev Zayndi dahil olmak üzere 7 Ekim'de Elistanci
köyünün nasıl bombalandığını anlattılar. Bu olayda 30' dan fazla
köy sakini hayatını kaybetmişti.
D.Magomadov,
yeğeni bayan İmani Musaeva'nın cenaze töreni için Elistanci'deydi.
İmani Musaeva 18 yaşındaydı ve 6 aylık hamileydi. D.Magomadov'un
anlattığına göre köy okulunun yanındaki üç sokak tahrip edilmişti.
(19)
Memorial temsilcisi A.D.Mironov 9-12 Ekim'de Çeçenistan'daydı.
Dağ köyü Elistanci'yi ziyaret ettiğinde 300-800 metre uzunluğunda
bir bölgenin tamamen tahrip edildiğini tespit etti. Köy halkının
anlattığına göre bombardıman 7 Ekim öğlen saat 12.00'de gerçekleşti.
Bombalar yüksek irtifadan fırlatıldığı için tahribat geniş bir
alanda etkili oldu.
Bombardımanda ölen 34 kişi Elistanci mezarlığında toprağa verildi.
Olaylara şahit olan köy sakinlerinin tespitlerine göre ölenlerin
çoğu kadın ve çocuktu. Bu rakamın dışında, ayrıca bu köye diğer
köylerden sığınmış mülteciler de bu bombardımanda öldüler. (Ölen
mültecilerin sayısı bilinmiyor). Ölen mültecilerin akrabaları
gelip, aile kabristanlarına gömmek üzere cesetleri aldılar.
Memorial temsilcisi Şali ve Grozni şehir hastanelerinde yatmakta
olan Elistanci'de yaralanmış yaklaşık 20 kişiyle görüştü. Bunlardan
yalnız biri erkekti, diğerleri kadın ve çocuk. (20)
Kimyasal
silahlar
Uluslararası anlaşmalarla yasaklanan silahlardan birçoğu Çeçenistan'da
kullanılmıştır. Bu kimyasal silahlardan önemli bir kısmının
toprakların işlenemez hale getirilmesi ve ormanların yok edilmesi
amacıyla yapıldığı bilinmektedir. Bu sadece korkunç bir çevre
katliamı değil aynı zamanda insanların geçim kaynaklarının kurutulması
ve bundan böyle tarımsal alanlarda elde edilecek ürünlerin zararlı
ve kalıcı etkiler bırakan kimyasallarla yüklü olacağı anlamına
gelmektedir.
Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Umar Khambiyev, basınç
bombası veya vakum bombası hakkında şu tespitleri yapmaktadır:
"Basınç bombası veya vakum bombası, Grozni bölgesi dışında
yaygın olarak kullanılmış ve yeraltında patlatılmıştır. Şimdi
de Çeçenistan'ın güneyindeki dağlık bölgede kullanılmaktadır.
Bu bombaların insan vücuduna verdiği zararlar çok değişiktir.
Patlama alanı kapsamındaki kurbanlar 8-10 saat içinde şiddetli
zehirlenme sonucunda ölmektedir. İnsan hücresine nüfuz eden
zehir hayati fonksiyonları durdurarak ölüme neden olmaktadır.
Zehir hücreden kana karışmakta ve genel bir zehirlenme tablosu
oluşmakta ve ölümle sonuçlanmaktadır." (21)
Khanbiyev'in verdiği bilgilere göre Cenevre konvansiyonlarınca
yasaklanmasına rağmen Top ve iğne bombalar ve mermiler Çeçenistan'da
Rusya devleti tarafından Kaleşnikof tabancasının kullanım sıklığında
kullanıldı.
"Bu bombalar insanların acı çekerek yavaş yavaş ölmelerini
sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Havada infilak eden bombalar
milyonlarca küçük iğne ve madeni mini top parçacıkları oluşturmaktadır.
İsabet ettiği kişide küçük ama belirgin yara açmakta, kurbanın
etine gömülen iğneler günler sonra ölüme yol açmaktadır. Hastanelerimize
intikal eden bu vakaların yüzde 30'u felç sonucu ölümle neticelenmiştir.
Bu tür top bombalar çok yaygın bir şekilde kullanılmıştır."
(22)
Grad (Hailstones), Smerch, Uragan (Hurricane), Skelet (Skeleton)
gibi silahların kullanımına ilişkin yine Khanbiyev'in tespitleri
şöyle:
"Nüfus yoğunluğunun olduğu yerlere atılan bu bombalar kurban
sayısını artırıyor. Çeçenistan'da bu bombaların kullanılmadığı
hiçbir yer yoktur. Yakın zamanda İskelet adı verilen bomba daha
sık kullanıldı. Bu bombaların 2 metreden daha uzunlukta olduğunu
da söyleyelim. Karadan havaya fırlatır ve 500-600 metre havada
infilak eder. 4-5 dakika içinde her tarafa çok büyük miktarda
küçük metal parçaları saçar. Bu parçacıklar köşeli ve çok keskin
kenarlıdır. Bombayı fırlatan aygıt bir 'iskelet' olarak zeminde
kalır. Bombanın etki alanındaki canlılarda ölüm oranı yüzde
100'dür. Hastaneye ulaştırılan 46 kurbandan ancak bir tanesinin
hayatını kurtarabildik." (23)
Sivillere karşı türü tespit edilemeyen zehirli gazlarla doldurulmuş
bomba ve mermiler kullanılmış, bunların yol açtığı zehirlenmelerin
sinir sistemini felç ettiği tespit edilmiştir.
Khambiyev: "Bunlar gaz zehirlemeleri gibi sinir sistemini
felç etme özelliğine sahiptir. Temmuz 2000 ve Ağustos 2000 başında,
zehirli gaz dolu bomba ve mermiler, Çeçenistan'a üç yönden;
cumhuriyetin güneyindeki Stariye-Atagi'ye, Vedeno'nun yakınlarına
ve Nocay Yurt'taki Tsentoroy'a atıldı. Ben şahsen Vedeno ve
Tsentoroy kurbanlarını muayene ve tedavi ettim."
"27 Temmuz 2000'de Benoy Hastanesi'nde araştırma yaptım:
17 ve 28 yaşlarında Vedenolu iki kişi baygın vaziyette getirildi.
Onları hastaneye getirenin dediğine göre, getirdikleri yerde
de 4 kişi ölmüş. Ölen bu kişilerin ağızları salya ve kan doluymuş
ve yüzlerinde morarma varmış."
"Refakatçilerin
anlattığına göre, hastaneye ulaşmaya çalışan iki kişi baş ağrısı
ve sayıklama ile başlayan süreçte dengelerini kaybederek bayıldılar.
17 yaşındaki kişinin yüzü solgun, göz bebekleri büyümüş, adale
spazmlı, taşikardi yanında yüksek tansiyon, ektremitelerde ve
gövdede 2 ila 6 santimlik lekeler vardı. Solunum dakikada 50-60
gibi bir hızdaydı. Bol salya vardı. Vücutta yara bere yoktu.
28 yaşındaki kişide de aynı bulgular vardı. 3 gün baygın durumda
kaldılar. Tsenteroy'dan hastaneye komada ulaştırılan 6 kişide
de aynı bulgular tespit edildi."
Hasta refakatçilerinin
anlattığına göre, hepsi deli gibi baş ağrısından acıyla kıvranıp
bağırıyorlardı, hayal görmeye başlayıp, bir ağlıyor bir gülüyorlardı.
Vedenolu kurbanlarla aynı belirtileri veriyorlardı.
Bunların
bulaşıcı bir hastalığın belirtileri olmadığı aşikardı. Zehirlenme
var ancak açıkta zehirleyen madde yok. Anlatılanlardan edindiğimiz
intiba, o bölgedeki ağaçlık alanın bombalanmasının ardından
zehirlenme olduğuydu.
Benzer durumda
5 kişi daha hastaneye getirildi. Tsenteroylu olan bu kişiler
bombardımana maruz kalan yerde bulunuyorlardı. Hastane personeli
bunlara ne yapacağını bilemiyordu. Bu 8 kişi anlaşılmaz bir
davranış sergiliyordu. 10 veya 15 dakikalık bir sürede aşırı
heyecanın yerini uyuşukluk aldı ve sonuçta kendilerinden geçtiler.
Biz de bu hastaların hepsine zehirlenmeye karşı alınan tedbirleri
uygulamaya başladık.
Bu hastaların
hepsinin karakteristik semptomları şunlardı: Şiddetli baş ağrısı,
mide sancısı, baygınlık hissi, ateş basması, cilt renginde bariz
değişiklik, soğuk terleme, ektremitelerde ve gövdede çabucak
ortaya çıkan ve sonra kaybolan lekeler, adale spazmı, salya
artışı, göz bebeklerinde büyüme, taşikardi, artan nabız (dakikada
140-150), oynak tansiyon (180-160/120-100mm ile 80-60/40-30mm),
solunum hızında artış, solunum seslerinde değişiklik.
Ertesi gün iki hasta daha öldü. Bunlar bombardıman ve ateş mevkiinde
bulunmuş olan kişilerdi. Aynı semptomlar vardı fakat daha belirsiz
olarak ifade edilmişti.
Hastaneye getirilmiş olanlar kurtulabilirdi. Bu kurbanlar 17-30
yaşlarındaydı. Yakınları, kendi hayatlarını tehlikeye atarak
onları hastaneye getirebilmişti. Rus işgal kuvvetleri tüm yolları
kesmişti. 'Bu işgalci Rusların eline düşmektense ölmeyi tercih
ederiz" dediler. Dağıstan ve İnguşetya'daki toksikoloji
uzmanlarıyla aracılar vasıtasıyla konuştum. İki hafta içinde
bu zehirlenme olaylarının tedavisiyle uğraştık ve olumlu sonuç
aldık. Rus kuvvetlerinin ikinci bir saldırısına maruz kalmadan,
bir an önce güvenli bir ortamda bulunmak amacıyla, hastaların
tam iyileşmelerini beklemeden, yalnızca iyileşme emarelerini
görür görmez hastalarını acilen alıp götürdüler. (24)
Rus güçlerine ait zırhlı araçların ortalıkta hiç gözükmemesi
herkesi şaşırtmıştı. Zehirli gazları yayan bombaları patlattıktan
sonra Rus güçlerinin 3 hafta boyunca ortalıkta görünmemelerinin
sebebini daha sonra anladım. Takriben 25 Temmuz civarında, askerler
bilinen olayların vuku bulduğu mahalleri aniden terk ettiler.
Rus askeri karakolları boşaltıldı. Rusların Çeçenistan'dan çekildiği
sanıldı. Tankların her zamanki hareketleri de 20 Ağustos tarihine
kadar durmuştu.
Bunlar muhtemelen güvenli bir yere gönderilmişti. Bölgedeki
Rus subayları bu tür silahların kullanıldığını biliyorlardı.
Bu subaylarla teması olanlarımız ormanlık alanda olanlar hakkında
itiraflarına şahit oldu: Bu olaylar başlamak üzereyken bir Rus
kontrol noktasında beni tanıyan bir Rus subayı 'ailen evinde
otursun, ormanlık alana yaklaşmasınlar' dedi. Onun sözlerine
aldırış etmedim. Çünkü bu bölge her gün bombalanıyordu ve halk
zaten daha fazla yaklaşmaktan korkuyordu.
Hiç şüphe yok ki subayların çoğu ne olup bittiğini biliyordu
ve ümit ediyorum ki bir vicdanlı subay çıkar da gerçeği açıklar
ve bu konuda şahitlik yapar. Stariye Atagi yerleşim merkezinde
zehirlenme belirtileri hakkında Ruslar yanıltıcı propaganda
yaptılar. Mezarlıkta, insanların yıkandıkları sularda zehir
kaynağı olduğu iddiaları yayıldı. Zehirli gaz bombardımanlarının
meydana getirdiği zararların izlerini yok etmek amacıyla inanılmaz
yalanlar söyleyerek insanları kandırmaya uğraştılar. Vakalar
konusunda bizim koyduğumuz teşhisler üzerine, gıda ilgisi araştırıldı.
Halbuki kurbanlar değişik yerlerden, değişik zamanlarda getirilmişti.
3 ayrı yerde vuku bulan 3 ayrı vakanın bir bütüne ait 3 ayrı
parça olduğuna kesin inandım ve inanmaya devam ediyordum. Bu
vakalar geride büyük bir felaket bıraktı. (Vedeno'da 6 kurbandan
3'ünü, Tsenteroy'da 18 kurbandan ikisini, Stariye-Atagi'de 15
kurbandan 6'sını kaybettik. Yani toplam 32 kurbandan 12'sini
kaybettik.) Çeçenistan'ın değişik bölgelerinde 3 gün süren bu
bombardımanda insanların iç sistemlerini hedef alan ve felç
eden zehirli gaz bombaları ve füzeler atılmış ve patlatılmıştır.
Uluslararası toplum bunlara duyarsız kalmamalıdır. Bağımsız
bir uzman topluluğu bu konuyu araştırmalı ve benzer silahların
kullanımı ile kullanılan diğer silahların tespiti yapılmalıdır.
Bu uzmanlar isterlerse, biz de bize düşen sorumluluk çerçevesinde
hastaları ve delilleri vermeye hazırız." (25)
Soğuk savaş sırasında Sovyetler'in Batıya yönlendirdiği bütün
o devasa askeri gücü, şimdi bu ufacık Kuzey Kafkas Cumhuriyeti'nde
konsantre olmuş durumdadır.
21 Kasım 1999'da Grozni'nin füze saldırıları sırasında doğumevi
ve bir camiye yapılan bombardıman da en az 137 sivil öldü. Ölenler
arasında 13'ü yeni doğum yapmış anne, 15'i de yeni doğmuş bebek
vardı. Camide de 41 kişi öldü, 400 civarında insan yaralandı.
11 Aralık 1999'da Grozni'nin boşaltılması çağrısı yapıldı ancak
şehri terk edemeyen yaklaşık 40 bin kişiden binlercesi bombardıman
sırasında yaşamını yitirdi. 9 Ocak 2000'de Şali'de taktik füzenin
atılması sonucu emekli maaşlarını almak için bekleyen çoğunluğu
yaşlı 150'den fazla Çeçen yaşamını yitirdi. Bu örnekler Cenevre
Sözleşmeleri'ne Ek II. Protokol'ün 2. maddesindeki toptan cezalandırma
suçuna girmektedir. (26)
Filtrasyon kampları ve sonuçlanması imkansız davalar
İnsan hakları ihlalleri ve uluslararası savaş hukukunun çok
yoğun bir şekilde ihlal edildiği Çeçenistan'daki Urus-Martan,
Çernokozovo, PAP1, PAP5, Doykar-Oyl, Hankale, Naur ve Mozdok
gibi toplama kamplarında olup bitenleri yargıya intikal ettirecek
bir süreç başlatılamadığı gibi bağımsız ve araştırmalara izin
verilmediği için suç delilleri de önemli oranda ortadan kaldırılmaktadır.
Çeçenistan'da savaş sürecinde hukuk mekanizmasını çalıştıracak
bir Çeçen otoritesi söz konusu değildir. (27)
Varlığını sadece Ruslara karşı gerilla savaşı ile gösterebilen
Çeçen yönetimi, insan hakları ihlallerinin takibi ile ilgili
hukuki sorumluluklarını yerine getirme imkanından yoksun bırakılmıştır.
Çeçenistan'da bütün devlet mekanizmalarını devre dışı bırakan
Rusya'dan kendi işlediği suçların ortaya çıkarılmasını istemek
fazlasıyla iyimserlik olacaktır. Nitekim Avrupa Konseyi de Çeçenistan'da
işlenen suçlar ile kovuşturulan dava sayısı arasındaki uçurumlara
dikkat çekmektedir.
Rusya Federasyonu Başsavcılığı'nın 7 Eylül 2001'de Avrupa Konseyi'ne
verdiği bilgilere göre, savcılık, anti-terörist operasyonların
başlangıcından beri Çeçenistan'daki sivil halka karşı işlenen
suçlarla ilgili 393 ceza davasını ele almıştır. Bunlardan 100
davaya askeri savcılık, geri kalan 293 davaya ise bölge savcılıkları
baktı. Askeri savcılık 31 davayı mahkemeye sevk edilmeye uygun
bulurken, bölge savcılıkları sadece 9 davayı sevk etmiştir.
Sadece Albay Budonov davasında 11 yıl gibi ağır bir ceza çıkmıştır.
(Ki bu davada farklı yollarla cezanın azaltılması veya suçun
işlendiği tarihte Budanov'un akli dengesinin yerinde olmadığı
ileri sürülerek muafiyet hedefleniyor). Diğer öldürme ve şiddet
eylemleri içeren davalarda ise basit cezalar verilmiştir. (28)
Çeçenistan'da 20 bölgeden sadece 10'unda mahkemeler açık. Açık
olan bu mahkemeler de olağanüstü bir ortamda mağdurları iyice
mağdur edecek şekilde işliyor. Yerleşim merkezleri arasındaki
kontrol noktaları ve olağanüstü güvensizlik ortamı bir mağdurun
mahkemenin bulunduğu merkeze gitmesini imkansız kılmaktadır.
Diğer yandan suçlu olan asker, görevini tamamlayıp asıl ikamet
yerine geri dönmüşse dava otomatik olarak düşmektedir. Örneğin
MEMORIAL bir federal görevli için dava açtığında kanunlar davanın
görüşülmesi için mahkemeye 6 aylık bir süre tanımaktadır. Askeri
ve diğer kolluk görevlilerinin büyük bir çoğu Çeçenistan'da
3 ile 6 ay arasında hizmet yapıyor. Dolayısıyla davanın görüşülmesi
öncesinde zaten o şahıs asıl geldiği bölgeye geri dönüyor ve
böylece dava düşüyor.
AGİT Çeçenistan'a Yardım Grubu Kuzey Çeçenistan'a birkaç sene
aradan sonra 15 Haziran 2001'de geri dönmüştür. Bu komite İçişleri
Bakanlığı'na bağlı kolluk gücü olan GUIN tarafından korunmakta
ve tüm hareketleri güvenlik gerekçeleriyle kısıtlanmış durumda.
Bugüne kadar Caharkale'ye bir kez gidebildiler ve daha güneye
inmemeleri konusunda uyarıldılar. İnsan haklarını izlemek, grubun
görevleri arasında olmasına rağmen bu doğrultuda güvenlik engelleri
nedeniyle çalışamadıkları aşikardır. Bu komitenin iyi niyet
ve yetkiye sahip olup olmadığı yönünde yerel halkı tatmin edebilmesi,
korumaların özel birliklerden oluşması nedeniyle çok zor.
Mültecilerin durumu
Çeçenistan'daki savaş Çeçen nüfusunun yarısını mülteci durumuna
düşürdü. İnsan haklarını ve uluslararası anlaşmaları hiçe sayan
Rusya'nın sürdürdüğü savaşın dışa dönük yansımalarından biri
olan mülteciler sorunu hukuk ve insanlık açısından daha ciddi
bir tablo oluşturuyor.
Moskova'da kurulu bulunan önde gelen insan hakları örgütü Memorial,
İnguşetya'da Çeçen mültecilerle görüşmeler yaparak, insanların
evlerinden ve topraklarından ayrılma nedenlerini tespit etmiştir.
Mülteciler ağır bombardımanların yol açtığı insan kayıpları
nedeniyle kendi canlarını kurtarmak amacıyla memleketlerini
terk ettiklerini bildirmişlerdir.
MEMORIAL: "Biz düzinelerle vakayı kayıt altına aldık. Burada
bunlardan yalnız 3 tanesini anlatacağız. Bu vakalardan her biri,
değişik kamplarda bulunan pek çok mültecinin anlattıklarıyla
da teyit edilmiştir.
27 Eylül'de Grozni'nin banliyösü olan Stariye-Sunca köyüne düzenlenen
operasyona katılan 4 saldırı uçağı bir grup binanın üzerine
füze attı. 2 ev yıkıldı ve 4 ev ağır hasar gördü. Batukayev
Sokağı'ndaki bir garajın bodrum katında en az 6 kişi öldü: Temirsultanov
ailesinden Ramzan(34), annesi Taus(62), kızı(5) ve tanışları
olan 3,5 ve 1,5 yaşlarında iki çocuklu hamile Haciçanavo (Aliyeva)
Liza(21), komşu evden Umçayev Abdul. Takriben 50 kişi de yaralandı.
Bunların bir kısmı hafif, bir kısmı ise ağır yaralandı. Bu olayları
5 mülteci detaylı olarak bildirdi.
Eylül sonu ve Ekim başında Grozni'deki televizyon kulesine saldıran
Rus uçakları günlerce süren bu saldırılarıyla 56. bölgenin yakınlarında
18 kişinin ölümüne neden oldular. Yaralıların arasında en az
10 çocuk vardı. Bu olayları 6 mülteci detaylı olarak bildirdi.
2-3 Ekim tarihlerindeki bombardımanlarda isabet alan 7 numaralı
okul tahrip oldu. O anda okulda bulunan öğretmen Zakriyev Said
Hasan öldü. 6 Ekim'de oradan birkaç yüz metre uzaklıktaki evin
bodrumuna sığınmış Kerimov ailesinden en az 6 kişi öldü: Hasan(46),
karısı Meryem (26), Zurab(2), Aldan(39), onun karısı Birlant(36)
ve kızları Rita(13). Aynı bodruma sığınmış Vedenolu mülteciler
de öldüler: Algireyev Leçi (43), Dunayev Kazbek(37). Evlerinin
bodrumlarında ölenler arasında Dıjanaraliyeva Aset(32) ve Rasuyev
Abucazid(49) de vardı.
Gaytaceva Meryem(42) sokakta makineli tüfekle vurularak öldürüldü.
Bir nolu okulda öğretmen Katayeva Luisa(26) yaşamını yitirdi.
Bapayev Sultan(52) ve Hamzatov Ahmed(47) zahire aracına isabet
eden bomba sonucunda yaşamlarını yitirdiler. Bu olayları 9 mülteci
detaylı olarak bildirdi.
Mültecilerin anlattığına göre hastaneler yaralılarla dolup taşıyor
ve verimli bir şekilde çalışamıyordu. Mesela Grozni'deki 9 Nolu
Hastane'nin elektriği yoktu. Bir jeneratörle elektrik sağlanıyordu.
Doğalgaz olmadığı için bina ısıtılamıyordu. İlaç ise aşırı derecede
yoktu. Bu tüm hastaneler için geçerli. Zavodskoy ilçesindeki
hastane de kapanmıştı. (29)
Mülteciler her türlü zorluklarla kuşatılmış bir şekilde ölüm
sınavından geçer gibi üç kışı geride bıraktılar. Bu zaman zarfında
aç bırakıldılar, hiçbir güvenlik şemsiyesi olmaksızın açık saldırılara
maruz kaldılar, yetersiz beslenme ve dış etkenlere karşı korunamama
nedeniyle yakalandıkları hastalıklar karşısında etkin tedavi
imkanlarından yoksun bırakıldılar. Mülteciler arasında kalıcı
etkisi olan fiziksel ve ruhsal hastalıkların yaygınlaştığına
dair doktor uyarıları çok fazla karşılık bulamadı.
15 Ocak 2001'de Lord Judd ve Rudolf Bindig başkanlığındaki Avrupa
Konseyi Parlamenterler Meclisi heyetinin Çeçenistan'ın kuzeyindeki
Znamenskoye mülteci kampına ziyareti sırasında kamp sorumlusu
Zora Tatayeva, mültecilerin yüzde kırkının hasta olduğunu ve
bunların çoğunun vereme yakalandığını bildirdi. (30)
25 Mart 2001'de İnguşetya Acil Durumlar Bakanlığı, Rusya'nın
ödenek kesintilerini ve birikmiş borçlarını gerekçe gösterip,
uluslararası yardım organizasyonlarının daha fazla kamplarda
çalışamayacaklarını belirterek, Çeçen mültecilere dağıtılan
sıcak yemeğin durdurulduğunu açıkladı. 2 Nisan'dan itibaren
de ekmek dağıtımı kesildi. Buna ilaveten 14 Nisan'dan itibaren
mülteci çadırlarının elektrik ve doğalgazlarının kesilmesi bir
başka cezalandırma yöntemi olarak karşımıza çıktı. Kamplara
iki ay boyunca gıda yardımı yapılmadı.
İnguşetya Cumhuriyeti Göç Hizmetleri Bürosu'nun verilerine göre,
savaşın başından itibaren bu cumhuriyete iltica eden insan sayısı
308 bin. Buradaki mülteciler Bert, Sputnik, Karabulak, Alina,
Aki-Yurt ve Bela Kampları'nda toplanmış bulunuyor. Söz konusu
kamplar dışında bağımsız olarak yada yakınları yanında kalan
çok sayıda mülteci bulunmaktadır. (31)
5 Ekim 2000 itibariyle Kuzey Osetya, Dağıstan, Kabardey-Balkar
Cumhuriyetleri'nde 14 bin, Gürcistan'da 7 bin, Azerbaycan'da
10 bin, Kazakistan'da 10 bin, Ukrayna'da bin, Avrupa ve Türkiye'de
yaklaşık 3 bin mülteci bulunuyordu. Ayrıca Çeçen mülteciler
Polonya ve Çek Cumhuriyeti'nin yanı sıra çok sayıda Avrupa ülkesine
dağılmış durumdalar. Türkiye'de değişik yerleşim merkezlerinde
binin üzerinde Çeçen mülteci barınıyor. Mültecilerin yoğun olarak
bulunduğu İstanbul'daki Fenerbahçe, Ümraniye ve Beykoz'daki
kamplarda toplam 450 kişi barınıyor. (32)
Çeçen mülteciler bir süre sonra savaşın devam ettiği ülkelerine
dönmeleri yönünde baskı görmeye başlamıştır. Rusya hükümeti,
Çeçen mültecilerin varlığını, hem uluslararası kamuoyuna hem
de kendi vatandaşlarına vermek istediği "Çeçenistan'da
anti-terör operasyonlar başarıyla sonuçlandı, durum normalleşti"
mesajının önünde engel olarak algılamaktadır. Bu nedenle mültecileri
evlerine dönmeye mecbur bırakmak için değişik baskı yöntemleri
geliştirmiştir. İnguşetya'da gıda dağıtım organizasyonu ve uluslararası
kuruluşlarca verilen sağlık hizmetlerinin durdurulmak istenmesi
bunlardan biridir.
HRW-İnsan
Hakları İzleme - Çeçen Mültecilere Çeçenistan'a Geri Dönmeleri
İçin Yapılan Baskılar: Çeçenistan'ın kuzeyini kontrollerinde
bulunduran Ruslar, o bölgedeki Sernovodsk, Assinovskaya ve Açhoy
Martanlı mültecilere geçen hafta itibariyle, geri dönme hazırlığı
yapmalarını söyledi ve onların karneli ödeneklerini kesti. Çok
sayıda mülteci HRW'a bombardımanlardan ve Rus askerlerinin kendi
şehirlerindeki disiplin dışı davranışlarından korktuklarını
söyledi. Ayrıca mültecilerin savaşın hasara uğrattığı evlerini
tamir edecek malzemeleri yok. Ayrıca evleri yağmalanmış durumda.
HRW Avrupa ve Orta Asya Bölümü Direktörü Holly Cartner, "İnsanları
savaş bölgesine tekrar zorla göndermek onların temel insan haklarını
ciddi bir şekilde ihlal etmektir. İnguşetya'daki yerlerinden
olmuş insanlara evlerine gitme konusunda kendi kararlarını verme
fırsatı tanınmalıdır" dedi.
9 bin insanın yaşadığı çadır kampın sorumlusu Khuçbarov "kamp
yöneticilerinin neden bazı mültecilere karneyle yiyecek dağıtımını
durdurdukları" sorusuna cevap olarak HRW'a şunları söyledi:
"Neden onları beslemeye devam edelim? Biz şayet onları
beslemeye devam edersek asla buradan ayrılmayacaklar. Şimdiye
kadar çoktan gitmiş olmaları gerekirdi. Ancak korkacakları bir
şey yok." (33)
İnsanların kendi iradeleri dışında evlerini terk etmeye mecbur
bırakılmaları en temel insan hak ve hürriyetlerin ayaklar altına
alındığının göstergesidir. Can güvenliğine ağır saldırı ve tehditler
insanları mülteci haline düşürmüştür. Nüfusunun yarıya yakını
mülteci durumuna düşmekle birlikte bu insanların sadece numune
sayılabilecek kısmı mülteci statüsüne sahiptir. Dolayısıyla
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin yardımlarından yararlanma
fırsatı dahi bulamayan mültecilerin gerekli insani yardım almalarının
önüne kasıtlı bir şekilde engeller çıkarılmaktadır.
Anti-terörist operasyon diye anons edilerek bir ülkenin yarısını
mülteci durumuna düşürecek kadar genişleyen savaşta mültecilerin
hak ve hukukları ihlal edilmiştir.
Çeçenistan'da sivil yerleşim alanlarının ağır bombardımanı sonucu
ev, okul ve hastanelerin yıkılması gibi zorlayıcı etkenler nedeniyle
halk kendini güvende hissedeceği başka ülkelere gitmek durumunda
kalmıştır.
Bu gerçek BM İnsan Hakları Komitesi'nin raporunda "Hastane
ve okullar gibi sivil binalar hükümet birliklerince tahrip edildi
ve çok sayıda sivil ya katledildi ya da evlerinin yok olması
sonucunda yerlerinden çıkarıldı" denilerek dile getirilmiştir.
(34)
Cenevre Sözleşmeleri'ne Ek II. Protokol'ün 17. maddesinde "Sivillerin
güvenliği ile ilgili olmadıkça veya zorunlu askeri nedenler
gerektirmedikçe çatışmayla ilgili nedenlerle sivil halkın yer
değiştirmesi emredilemez" denilmektedir.
(35)
Uluslararası Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 12. maddesinde
herhangi bir ülkenin topraklarında kanunlara uygun olarak bulunan
herkesin, o topraklar içinde kalacağı yeri seçme özgürlüğüne
sahip olduğu belirtilmiştir.
Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 13. maddesinde "Herkes
bir ülke sınırları içinde kalma ve seyahat etme özgürlüğü hakkına
sahiptir" denilmiştir.
Öte yandan uluslararası topluluk ve kuruluşlar Çeçen mülteciler
konusunda anlaşılmaz bir duyarlılık içerisindeler. BM Mülteciler
Yüksek Komiserliği, Azerbaycan'da birtakım şayiaların karıştığı
çok az sayıda mülteciye verilen nakdi yardımlar bir kenara İnguşetya'daki
mültecilere temel insani yardımda bulunmanın ötesinde bir şey
yapmış değil. Ancak komiserliğin asıl görevlerinden biri ve
aynı zamanda varlık nedeni mültecilerin güvenliği için gereken
önlemleri almaktır.
Rusya içindeki sıkıntılar
Çeçenistan'ı terketmek durumunda bırakılan Çeçenlerin gittikleri
yerlerde hareket alanları da kısıtlanmıştır. Çeçenleri kendi
vatandaşı olarak kabul ettiğini deklare etmiş olmasına rağmen
Rusya'nın Moskova, S. Petersburg, Stavropol ve Krosnodar gibi
yerlerde oturma izni uygulaması getirmesi en fazla Çeçenleri
zora sokmuş, üstelik buralara gelen Çeçenler suçlu muamelesi
görmekten kurtulamamıştır.
1996'da Moskova Belediye Başkanı, Moskova'da oturum izni olmadan
yaşayan Rus vatandaşlarının geldikleri yere gönderilmesi kararını
aldı. Mayıs 1997'de Moskova Mülteciler Bürosu'na ülke içi yer
değiştirmiş olanlar ve mültecilerin çıkarılması talimatını verdi.
Bu uygulamanın tek hedefi Çeçenler olmamakla birlikte bundan
en fazla zarar görenler çaresiz olan Çeçen halkı olmuştur.
Propiskası (oturma izni) olmayan mülteciler çalışma, iş edinme
ve ücretsiz tıbbi yardım alma haklarından da doğal olarak mahrum
bırakılmışlardır. Diğer yandan propiska mal edinme, oy verme
ve aile kurma gibi siyasi ve sivil hakların da önüne geçmiştir.
Savaştan kaçan yada savaş sırasında resmi belgelerini kaybeden
insanların yaşadıkları problemlerin boyutlarını anlatabilmek
son derece güç. Bu şahısların evraklarının tam olabilmesi neredeyse
imkansız. Evleri yıkılmış veya bizzat Rus askerlerinin fiziksel
tacizleri sırasında bunların ellerinden zorla alınmış ve imha
edilmiş olma olasılığı yüksek.
Çeçenlerin Rusya içerisinde çektikleri sıkıntılar Putin'in "Çeçenistan'da
ikamet eden veya Çeçen olduğunu söyleyen her fert Rusya Federasyonu'nun
sunduğu tüm haklara sahip bir vatandaşı gibidir" sözünü
geçersiz kılmaktadır.
Basına engeller
Urus-Martan, Çernokozovo, PAP1, PAP5, Doykar-Oyl, Hankale, Naur
ve Mozdok gibi toplama kamplarında insanlık dışı olaylar gerçekleşmiş
olmasına rağmen ne medyanın bu kamplara girmesine izin verilmiştir
ne de uluslararası bir gözlemci grubu buralardaki olup bitenleri
tespit edebilme şansına sahiptir.
Rusya Federasyonu 1994-1996 savaşından dersler çıkararak 1999'da
ikinci savaş başlarken basını kesinlikle Çeçenistan'dan uzak
tutmak için her türlü tedbiri almıştır. Hankale üssünde oluşturulan
basın merkezi ise bağımsız çalışma koşullarından yoksundur.
Rusların istediği zaman ve mekanda çalışabilen gazeteciler bir
nevi izolasyon ortamında tutulmaktadırlar.
Norveç Helsinki Komitesi-Unutulan Terör: Çeçenistan Ekim 2001:
NHC, Çeçenistan'ı sıkça ziyaret eden ve Çeçenistan üzerinde
yazılar yazan gazetecilerden Novaya Gazeta'nın muhabiri Anna
Politkovskaya'yı 29 Eylül'de Moskova'daki dairesinde ziyaret
etti. O zaman kendi yazıları nedeniyle Nodaya Gazete'nin editörüne
gelen tehditler üzenine evinden ayrılmaya korkuyordu. 20 Eylül'de
gazetenin yayın yönetmeni askeri istihbarat servisi GRU ile
toplantıya davet edildi. Bu toplantıda yayın yönetmenine kendi
güvenliği açısından Politkovskaya'nın evinde oturması gerektiği
ve gazetenin onunla ilişkileri nedeniyle zarar görebileceği
söylendi.
Politkovskaya'ya şahsına yönelik tehditlerin nedeni Eylül 2001'de
Çeçenistan'da yaptığı çalışmalar. 17 Eylül'de bir helikopter
Grozni'de düşmüş, bu ölümcül uçuşta ekibin yanı sıra yolcular
arasında bulunan üst düzey yetkililerden birisi ölmüştü. Kazada
toplam 13 kişi öldü. O zaman Grozni'de olan Politkovskaya Norveç
Helsinki Komitesi'ne gelişmeleri şöyle aktardı:
"17 Eylül'de Grozni abluka altındaydı, her yerde kontrol
noktaları ve karakollar vardı. İnsanlar oldukları yerde kalmak
zorundaydılar, sıkı kontroller nedeniyle şehirde gezmek mümkün
değildi. Askerler diğer birliklerin askerlerini durdurup kontrol
ediyorlardı. Etraf şüpheyle doluydu. Saat 11'de kontroller daha
ihtiyatlı hala geliyordu, bir şeyler olacak diye söylentiler
vardı.
O zaman ben yerel yönetim binasındaydım. Orada çalışan memurlardan
sadece biri askeri kontrol noktalarından geçerek gelebilmişti.
İki de general vardı. Onlardan biri olan Postnjakov, bana federal
güçlerin işlediği insan hakları ihlallerini araştırmak için
iki haftadan beri Çeçenistan'da olduklarını söyledi. Bana çok
sayıda doküman ve elde ettikleri bulguların yer aldığı kasetleri
gösterdi.
Yerel memur onlardan Grozni'de kalmalarını istedi ancak general
Postnjakov ertesi gün Putun ile toplantı yapacaklarını belirterek
bunu kabul etmedi. Postnjakov kendisiyle birlikte diğer general
ve 8 albayın yer aldığı bir komisyona başkanlık ediyordu. Onlar
binadan çıktı ve helikoptere bindiler. Helikopter havalandı
ve kısa bir süre sonra Grozni'nin merkezinde düştü.
Resmi versiyona göre helikopter isyancılar tarafından Grozni'nin
merkezinde bir stinger füzesiyle düşürülmüştü. Fakat o gün bu
denli sıkı askeri kontrollerin olduğu şehirde bunun imkansız
olduğunu düşündüm. Zaten isyancılar gün boyunca nadiren etkindiler,
genelde karanlık çöktükten sonra saldırıya geçiyorlar. Komisyon
üyeleri ve tüm materyaller yok edilmişti. Benim vardığım sonuç
helikopterin federal birlikler tarafından düşürüldüğü yönündeydi.
Ki komisyonun çalışmalarına karşı bir muhalefet vardı. Gazetenin
editörü ile temasa geçenlerin de GRU olduğuna dikkat çektim.
Anna Politkovskaya Ekim'in ilk günlerinde Rusya'dan ayrıldı,
çünkü bu olayın arkasında GRU yada yetkililerin olduğu yönündeki
düşüncesini değiştirdiğine ilişkin hiçbir işaret yoktu. 17 Eylül'de
helikoptere gerçekte her ne olduğuna bakılmaksızın, gazeteci
ve editörlerin kendi görüşlerini yazmalarından dolayı yetkililerden
tehdit almaları Rusya Federasyonu'nun insan hakları konusundaki
yükümlülüklerinin ihlalidir.
Ayrıca 6 Kasım'da Moskova'ya döndüğümüzde bu dramatik duruma
ve Rusya'nın çok iyi tanınan gazetecilerden birinin yurtdışına
çıkmaya zorlanmasına ilişkin genel bir ilgisizlik göze çarpıyordu.
(37)
Temizlik Operasyonları
1999'da başlayan askeri harekette sivil yerleşim alanlarını
imha eden Rusya Federal güçleri, Çeçenlerin gerilla taktiklerini
tercih etmeleri nedeniyle bir süre sonra tamamen silahlı mücadeleye
katılmayan halkı hedef seçmiştir. Bu süreçte Rusya taraf olduğu
tüm uluslararası sözleşmeleri ihlal eder duruma gelmiştir. (38)
Şu an Çeçenistan'daki savaş eşit ağırlıklı iki ordunun savaşı
değil tamamen her türlü ağır silahla donatılmış büyük bir ordunun
sivillere karşı imha harekatıdır. Çeçen savaşçıların vur-kaç
taktiklerine cevap veremeyen Ruslar, intikamı sivillerden almaya
çalışmışlardır.
Savaşçıların teslim olmasını sağlamak amacıyla "temizlik"
adı verilen operasyonlar Rusya'nın sürdürdüğü savaşın genel
karakteri haline gelmiştir.
Çeçenistan'da temizlik operasyonun yapılmadığı köy neredeyse
kalmamış gibidir. Bazı yerleşim birimleri 2 ile 15 gün arasında
değişen süre içerisinde tamamen abluka altına alınmış, insanların
evlerine baskınlar düzenlenmiş, yargısız infazlar yapılmış,
nedensiz tutuklama operasyonları gerçekleştirilmiş, evler yağmalanmış,
insanlar filtrasyon kamplarında tutularak işkenceden geçirilmişlerdir.
Operasyonlarda rutin hale gelen tutuklama olaylarının en kritik
sonuçlarından birisi de nerede oldukları kesinlikle bilinmeyen
sivillerin gözaltında iken işkence görmeleri yada öldürülmeleri
olmuştur.
Çeçenistan'da insanların kayıplara karışması neredeyse olağan
karşılanır hale gelmiştir. Kayıplar her şehrin giriş ve çıkışlarına
kurulan Rus kontrol noktalarının yanı sıra temizlik operasyonları
sırasında yaşanmaktadır. Kontrol noktalarında alıkonulan yada
temizlik operasyonlarında nedensiz bir şekilde tutuklanan insanlardan
bir daha haber alınamamaktadır. Çeçen kaynaklara göre bugüne
kadar kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayan 10 bine yakın
insan söz konusudur.
İnsan hakları kuruluşları temizlik operasyonları konusunda çok
sayıda somut deliller tespit etmiş ve bunları kayda geçirmişlerdir:
-30 Aralık 2001 ile 3 Ocak 2002 tarihleri arasında Tsatsan-Yurt
yerleşim bölgesinde 6 gün boyunca yapılan temizlik operasyonu
geride 5 ölü bıraktı. 6 kişi de kayıplara karıştı. (Rus insan
hakları örgütü MEMORIAL, 16 Ocak 2002)
-3-7 Ocak tarihleri arasında Argun'da yapılan temizlik operasyonunda
2 kişi öldü, 2 kişi kayboldu. Rus askeri kaynakları 12 savaşçının
öldürüldüğünü söylemekteyse de Memorial bu bilgiyi teyit edemedi.
(MEMORIAL, 23 Ocak 2002)
-11 Ocak 2002'de Şatoy çevresindeki köylerde temizlik operasyonları
başladı. Şatoy'dan Nokhçi-Keloy'e giden arabadaki biri hamile
kadın 6 kişi öldürüldü. (MEMORIAL, 23 Ocak 2002)
- Baçi-Yurt'ta 14-25 Şubat 2002 tarihlerinde gerçekleştirilen
temizlik operasyonunda tutuklanan 4 kişiden ikisi öldürüldü.
Öldürülenlerden biri yaşlıydı. Ayrıca kaybolan 3 kişiden ikisinin
cesedi 29 Ocak'ta köyün dışında bir yerde bulundu. Kaybolan
üçüncü şahıstan şu ana kadar haber alınabilmiş değil. (MEMORIAL)
-17 Ocak'ta Urus-Martan bölgesinde bulunan Goiskoye'deki temizlik
operasyonunda 2 kişi öldü. (MEMORIAL)
-20 Ocak 2002'de Aleroy köyündeki temizlik operasyonunu sırasında
federal güçlerce tutuklanan 4 gencin cesetleri askerlerin bölgeden
ayrılmasının hemen ardından bir arabanın yanında hepsine kamuflaj
elbiseleri giydirilmiş vaziyette bulundu. Cesetlerde ağır işkence
izleri vardı. Derileri yırtılmış ve parmakları koparılmış olan
insanların cesetleri üzerinde yanık ve darbe izleri bulunmaktaydı.
(MEMORIAL)
-8-10 Şubat 2002'de Gikalovskyi köyünde yapılan temizlik operasyonunda
5 kişi tutuklandı, 3 kişi Goryatçevosk'a götürüldü ve bir kişi
öldürüldü. (MEMORIAL)
-12-13 Şubat 2002'de Tsatsan-Yurt'taki temizlik operasyonu sırasında
ağır silahlara hedef olan biri kadın iki kişi öldü. (MEMORIAL)
-Şubat 2002'de Stariye-Atagi'deki temizlik operasyonlarında
ilk bilgilere göre 7 kişi öldü. 82 yaşındaki bir ihtiyarın da
aralarında bulunduğu ölenlerin cesetleri tanınmayacak haldeydi
ve çoğu yanmıştı. Çıplak olan cesetlerde işkence izleri de vardı.
Bu operasyonlarda 5 kişiden de haber alınamadı. (MEMORIAL)
-Stariye-Atagi'deki temizlik operasyonları sırasında komşu köy
olan Çiri-Yurt'ta da insanlar öldürüldü. 12 Şubat günü öğleden
sonra helikopterle indirilen askerler Duba-Yurt'tan gelen iki
taksi şoförünü tutuklayıp öldürdüler. Bu olaya pazar yerinde
bulunan birçok kişi şahit oldu. (MEMORIAL)
-19 Şubat 2002'de Gekhi'deki temizlik operasyonlarında 12 kişi
kayboldu. (Radyo Svoboda, 26 Şubat 2002)
-Çeçenistan'daki federal birliklerin ortak grubunun verdiği
bilgiye göre 2002'de Mart ayının ilk günlerinde Caharkale, Gudermes,
Argun ve Çeçenistan'ın doğu ve güney dağlık bölgelerindeki diğer
yerleşim bölgelerinde toplam 30 temizlik operasyonu yapıldı.
(Radyo Svoboda, 6 Şubat 2002)
-1 Mart 2002'de Grozni'deki temizlik operasyonlarında 19 kişi
tutuklandı. Bunlardan ikisinden bir daha haber alınamadı. (MEMORIAL,
8 Mart 2002)
-Mart ayı başında Tsatsan-Yurt'ta bir kişi öldü ve bir kişi
kayboldu. (Tsatsan-Yurt halkının çağrısı, 2 Mart 2002)
-2-4 Mart'ta Argun'daki temizlik operasyonlarında 4 genç tutuklanarak
götürüldü. Bu kişilerin cesetleri operasyonun son günü Argun'da
merkez askeri karakolunun avlusunda bulundu. (MEMORIAL, 14 Mart
2002)
-6-11 Mart 2002 tarihleri arasında Stariye-Atagi'de 15 kişi
tutuklandı. federal birliklerin ayrılmasının hemen ardından
7 yanmış ceset bulundu. Bu cesetler tutuklanan kişilere aitti.
Bu Rusya'nın Çeçenistan'a başlattığı ikinci savaşın başlangıcından
itibaren Stariye-Atagi'ye düzenlediği 22. temizlik operasyonuydu.
(MEMORIAL, 13 Mart 2002)
-Mart 2002'de Znamenskoye'de federal birliklerce düzenlenen
misilleme operasyonlarında üç kardeş alınarak götürüldü. (Chechenpress,
11 Mart 2002)
-Bunların yanında Ocak'ta Argun, 28 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında
Stariye-Atagi, 31 Ocak'ta Goyskoye, 17-18 Şubat'ta Duba-Yurt,
4 Mart'ta Kurçaloy, 14 Mart'ta Prigorodnoye, 15 Mart'ta Possiolok,
18 Mart'ta Sercen-Yurt'ta temizlik operasyonları gerçekleştirildi.
(MEMORIAL ve diğer Rus Kaynakları)
Sadece Rusya'nın önde gelen insan hakları kuruluşlarından biri
olan Memorial'in kayıtları dikkate alınacak olursa 11 hafta
içerisinde sivil halka yönelik 27 ayrı operasyonun yapıldığı
sonucu çıkıyor. Memorial'in bu kayıtları Çeçenistan'da sivil
halkı cezalandırma ve yıldırma operasyonlarından sadece bir
kısmını teşkil etmektedir.
MEMORIAL-Tsatsan-Yurt Köyünde Temizlik Operasyonu: 12 Şubat'ta
saat 9.00 dolaylarında Kurçaloy bölgesindeki Tsatsan-Yurt sakinleri
askeri araçlarla köyün bloke edildiğini bildirdi. Bir federal
konvoy köyün kuzeybatısında hareket halindeydi. Arkasından bir
tank da 11 Şubat'ta sürülmüş olan tarlanın sınırı boyunca gitmekteydi.
Birden bire bir patlama meydana geldi ve iki asker öldü, üç
asker de yaralandı. (Bu olay Tsatsan Yurt yöneticisi T. Dikayev'e
temizlik operasyonunu yürüten general tarafından anlatıldı.)
Askerler otomatik silahlarıyla yarım saat boyunca ateş açtılar.
Ardından temizlik operasyonu başladı. Bu özel operasyon boyunca
kaba davranış içinde olan federal askerler hırsızlık yapıp her
şeyi topladılar.
Şehrin kuzeybatısı sınırında bulunan Davletkuraev ailesine ait
üç evde 16 küçük çocuk kalıyordu. Saat 21.00 dolaylarında bombardıman
başladı; birkaç roket ve mayın eve doğru atıldı. O esnada Zareta,
onun iki yaşındaki oğlu ve Lyuba Davletskuraeva evdeydi. Top
ateşi sonucu onlardan üçü yaralandı. Lyuba yardım çağrısına
başladı ve onun kayınbiraderi Saidali odanın ortasından ona
doğru koştu. Lyuba'ya ulaşmıştı ki başka bir patlama ile Saidali
oracıkta yaşamını yitirdi. Kafasının yarısı uçmuştu. Lyuba da
aynı patlamada ikinci kez yaralandı.
Zareta ortadaki binaya fırladı, fakat askerler bu sefer de o
binaya ateş açmaya başladılar, ardından da üçüncü bina hedef
alındı. Davletkuraev ailesi sokağın öbür tarafında yer alan
komşu binaya doğru bir çıkış yapmaya karar verdiler. Kendilerine
güvenli bir yer bulduklarında Lyuba'nın feryadını duydular.
O ortadaki binaya doğru emeklemeye çalışıyor ve yardım istiyordu.
İki kişi sedye görevi yapıp L. Davletkuraeva'yı taşıyarak ateş
alanından uzaklaştırdı ancak onu kurtaramadılar. Kendine gelemeden
öldü. (39)
MEMORIAL, Tsatsan-Yurt Hakkında Mitler ve Gerçekler: Köyün kenar
mahallesinde Stepnaya Caddesi'nde askerler saat 7:45 civarında
birkaç erkeği gözaltına aldı. İdris Zakriyev(1965) kendi evinde
hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tutuklandı. Annesi Marzan Zakriyeva,
karısı Leyla ve dört çocuğu o anda evdeydi. Annesi ve karısının
söylediklerine göre, onlar bahçede birden İdris Zakriyev'in
üzerine saldıran askerlerin telsizden "ötedeki dört binadan
dört insanı alın" diye emir aldıklarını duydular. İdris
Zakriyev, askerlere pasaportunu göstermeye çalıştı ancak bir
asker "Bu belgeyi ait olduğu yere koy" diye karşılık
verdi. Sonra Zakriyev'i avlunun dışına çıkardılar. Komşular
sokakta onun ellerinin nasıl bağlandığına ve elbiseleriyle nasıl
yüzünün kapatıldığına, sonra A-611 Nolu BTR'nin içine itildiğine
şahit oldular. Askerler oğlunun götürülmesine engel olmaya çalışan
anneyi bodruma iterek üzerini kapattılar ve bodruma bomba atarız
diye onu tehdit ettiler. Çocukların üzerine silahı doğrultarak
onun karısına 'hareket etme' diye emir verdiler. (40)
İnsan yutan mekanlar: Kontrol noktaları
Çeçenistan'da kontrol noktaları insan yutan birer kara delik
haline gelmiştir. Kontrol noktalarında sorguya alınan insanlara
işkence yapılmakta, kimisinden bir daha haber alınamamaktadır.
Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 9. maddesi ve Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi keyfi alıkoyma ve tutuklama,
güvenliği tehdit ve sürgünü kesin olarak yasaklamışken Çeçenistan'da
her gün bu ihlaller tekrarlana gelmiştir.
"Savcının hukukta yerinin olmadığını söylediği bir "zaçistka"da
herhangi bir köyün giriş-çıkışları ve bütün yollar askerler
ve askeri araçlar tarafından tamamen kapatılır. Her yerde kontrol
noktaları ve askeri karakollar vardır; hiç kimse giriş-çıkış
yapamaz. Askerler bir mahalleye yaklaştığında sokaklar kapatılır
ve kimsenin tanıklık yapamayacağı bir ortamda askerler evlere
girer. Ev sakinleri ya uzaklaştırılmıştır, yada başka bir odaya
veya bodruma kilitlenmişlerdir. Sonra askerler onların sahip
olduğu her şeyi mahvetmeye başlar. Bazen evleri yağmalarlar.
Onlar silahlıdır ve kimse karşı koyamaz. Çoğu kez de insanlar
özellikle de erkek ve genç olanlar tutuklanır. Bazen bu insanlar
akrabalarının gözü önünde dövülürler. Çeçen oldukları için aşağılanır
ve hakarete maruz kalırlar. Tutuklananlar bir çeşit askeri araç
olan BTR'ye bindirilir ve soyunmaları istenir. Şayet derilerinde
Çeçen savaşçı olduklarına ilişkin delil saydıkları yara izi
bulunursa başlarına çuval geçirilir ve ellerine kelepçe vurulur.
Sonra en yakın toplama kampına götürülürler.(Norveç Helsinki
Komitesi- Unutulan Terör: Çeçenistan, Ekim 2001)" (41)
Yargısız infazlar
Yargısız infazlar özellikle temizlik operasyonları sırasında
ya da gözaltı durumlarında gerçekleşmektedir. Yerleşim birimlerine
yakın yerlerde terkedilmiş olarak bulunan çok sayıda ceset yargısız
infazların açık göstergeleridir. Bu insanların çoğunun daha
önce temizlik operasyonları sırasında tutuklandıkları tespit
edilmiştir.
MEMORIAL-BM İnsan Hakları Komisyonu'na Başvuru, 27.03.2002:
Kaybolan insanların çoğu geçici tutukevlerinde yada izole edilmiş
soruşturma hücrelerinde birkaç gün, birkaç hafta veya aylar
sonra bulunur. Maalesef federal güçler tarafından gözaltına
alındıklarında hiçbir iz bırakılmaksızın meydana gelen çok sayıda
kayıp olayı vardır. Bazen köylüler önceden tutuklanmış insanların
cesetlerini işkence görmüş ve feci bir şekilde öldürülmüş olarak
bulmaktadır. Çok uzun bir liste oluşturan bu olaylardan birkaçı
aşağıda yer almaktadır::
Bir yıl önce Grozni'nin banliyösü olan ve Rus ana karargahının
bulunduğu Hankale'nin yakınlarında Daçnoye olarak bilinen yerleşim
yerinde harabeye çevrilmiş evler içinde yargısız olarak infaz
edilmiş kurbanların cesetleriyle dolu bir atık yığını(bunu tarif
etmek için daha uygun bir kelime yok) bulundu.
Bu hikayenin resmi versiyonuna göre 50'den fazla ceset vardı.
Çoğunluğunda işkence izleri bulunuyordu. Yaklaşık olarak cesetlerin
yarısı akrabaları tarafından teşhis edildi. Memorial, teşhis
edilen kurbanların listesini elde etmiş durumda. Bunlardan dördü
de bayandı. Onların hiçbiri savaş sırasında tutuklanmış değildi,
tam tersi değişik zaman ve mekanlarda, temizlik operasyonları
sırasında ve kontrol noktalarında gözaltına alınmış kişilerdi.
(42)
Uluslararası Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 6. maddesi,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. Maddesi, Cenevre Sözleşmeleri'ne
Ek II.Protokolü ve Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 3.
Maddesi dikkate alındığında, soykırım, yargısız infaz ve ölümle
sonuçlanan bu tutuklama operasyonlarının savaş suçu ve insan
hakları ihlalleri olarak değerlendirilmesi gerekir.
Keyfi tutuklama, kaybolma, fidye isteme
Yerleşim merkezlerinin kuşatma altına alındıktan sonra sivillerin
tutuklanması, tutukluların ortadan kaybolması, yada serbest
bırakılmaları karşılığında para istenmesi veya yargısız infazlar
sıklıkla yaşanan hak ihlalleri olarak uluslararası kuruluşların
raporlarına geçmiştir. (43)
Rusya'nın "yaşam hakkı", "işkence görmeme"
ve "keyfi alıkonmama"yı garanti altına alan "Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi" ve İşkencenin ve Gayri İnsani
yada Küçültücü Ceza veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa
Sözleşmesi'ne aykırı hareketleri ısrar derecesindedir.
Bu sözleşmelerin düzenlediği "yaşam hakkı" gibi bazı
prensipler savaş dönemlerinde bile kısıtlanamaz ve gözardı edilemez.
Rusya, dünya gündeminde daha fazla yankı bulan birinci savaştaki
ile "anti-terör operasyonu" adı verilerek üzeri örtülen
ikinci savaştaki operasyonlar ve uygulamalarıyla her iki sözleşmede
yer alan tüm hakları fazlasıyla çiğnemiştir.
Özellikle Rusya hükümetinin, federal güçlerce işlenen yargısız
infazlar ve sivillerin kayıplara karışması olaylarını araştırıp
suçluları yargı önüne çıkarmayarak açık bir şekilde Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkını belirleyen 2. maddesini
ihlal etmektedir.
HRW-Çeçenistan'da Kirli Savaş: 24 Eylül 2000'de Grozni'de gece
1:20 sularında 8 maskeli adamdan oluşan bir grup sessizce Aziyev
ailesinin evine girdiler. Leça Aziyev uyanıp orada kim var diye
seslendiğinde adamlar sessiz olmasını söyledikten sonra onu
dövmeye başladı ve iki kaburgasını kırdılar. Leça'nın karısı
Zulay Aziyeva'nın göğsüne silahı dayadılar. Leça HRW'a şunları
söyledi: "Darbe alınca yere serildim, onlar çocukların
odasına girdiler. İki erkek çocuğum uyuyordu. Küçüğü uyandığında
silahın dipçiği ile vurdukları gibi onu yere düşürdüler. Sonra
üzerine yürüdüler ve 'kelepçeleri ver' diye bağırdılar. Ellerini
kelepçeleyip başına bir torba geçirdiler. Torbayı başına geçirdiklerinde
yapabileceğim bir şeyin olmadığını anladım."
Zulay Aziyeva'nın HRW-İnsan Hakları İzleme'ye anlattıkları:
"Oğullarımın kimliklerini onlara vermeyi denedim, ilgilenmediler.
Çocukların giyinmelerine izin verilmedi. Üzerlerinde yalnız
iç çamaşırları vardı."
Aynı binadaki ve karşı binalardaki komşuları olay sonrasında
Aziyev ailesine anlattığına göre, bu maskeli kişiler, ellerindeki
ışıldaklarla apartmanın ikinci katından dokuzuncu katına kadar
arama yaptılar. Bu sırada içerdekilerden daha fazla maskeli
de binanın önünde dikiliyorlardı. 2001 yılı Mart ayı itibariyle
Aziyev kardeşler hala kayıp.
Aziyev ve Gairbekov vakalarıyla ilgili olarak her iki ailenin
akrabalarının İnsan Hakları İzleme'ye anlattığına göre, oğullarını
bulmak amacıyla tüm güvenlik ve askeri makamlara başvurdular.
Aziyevler olayın yaşandığı gecenin sabahı hemen başvurup araştırılmasını
istediler. Her iki vakada da tüm güvenlik ve askeri makamlar
gece baskını yapmadıklarını söylediler. Müracaat ettikleri "gözaltına
alma merkezleri" kaybolan kişilerin kendilerinde herhangi
bir kaydı olmadığını söylediler.
Lenin bölge yönetimi başkanı Aziyeva'ya bir araba tahsis etti
ve muhtelif komutanlara ulaşmasını sağladı. Ayrıca evine bir
doktor göndererek dövülen kocasının muayene edilmesini sağladı.
Yerel yönetim de destek oldu ve bölgedeki muhtelif gözaltı merkezlerine
giderek araştırma yapmasına yardımcı oldu. Aziyevler, Ahmet
Kadirov ve Beslan Gantemirov'un yönetimlerine müracaat ettiklerinde
ise daha az ilgi gördüler. Bunlardan Ahmet Kadirov Moskova tarafından
atanmış Çeçenistan'ın sivil yöneticisidir. Beslan Gantemirov
ise yine Rusların tayin ettiği Grozni Belediye Başkanı'dır.
Zulay Aziyeva HRW İnsan Hakları İzleme'ye "Bu iki kişi
bana 'senin çocukların Hankale'de olabilir, ama biz sivil yönetim
olarak oraya giremiyoruz' dediler" dedi. (44)
HRW-İnsan Hakları İzleme - Çeçenistan'da Kirli Savaş: Nura Luluyeva,
Marha Gakayeva ve Raysa Gakayeva'nın Kayıplara Karışması (3
Haziran 2000 tarihinde Grozni'nin kuzeyindeki pazar yerine yapılan
baskın): Rus ordusuna ait APC cinsi bir araçtan yüzleri maskeli
ve silahlı takriben 20 adam Grozni'nin Mozdokskaya Sokağı'nda
bulunan "Kuzey Pazar" yerine 3 Haziran 2000 günü sabah
saat 9:00'da baskın düzenlediler. Bu maskeli kişiler 4 çocuk
annesi 40 yaşındaki Nura Luluyeva ve kuzenleri Marha ve Raysa
Gakayeva ile birlikte 7-9 kişiyi gözaltına aldılar. Gözaltına
alınanların çoğu kadındı. Maskeli kişiler hepsini APC araca
bindirdiler. Başlarına çuval geçirdiler ve aracı sürüp uzaklaştılar.
Nura Luluyeva'nın kocası Said-Alvi Luluyev bu baskından saatler
sonra pazar yerine geldi ve olaya bizzat şahit olan sayısız
tanıkla konuştu. Kendisi bir hakim olan Luluyev, HRW-İnsan Hakları
İzleme'ye "Yerel güvenlikten olan Çeçen polisler dahil
herkes bu baskını şaşırtıcı olarak nitelendirdiler. Çünkü o
sabah pazar yerinde hiçbir olağanüstü bir durum yoktu"
dedi. Luluyev olayın şahitlerine istinaden şunları kaydetti:
"Yerel polis olay yerine geldiğinde maskeli kişilerden
ne yaptıklarını açıklamalarını istedi. İçlerinden birisi hemen
bir kimlik göstererek polise 'karışmayın!' diyerek hemen onlara
doğru ateş açıp oradan aracı sürüp ayrıldılar." İnsan Hakları
İzleme örgütü ateş sonucunda yaralananın olup olmadığı bilgisini
elde edemedi.
Luluyev'in anlattığına göre, karısı ve onun kuzenleri Pazar
yerinde çilek satıyorlardı. Bu ölçekteki küçük ticaret ile aileye
en zaruri geliri sağlıyorlardı. Çünkü o, Çeçenistan hükümeti
şeriat kanunlarını uygulamaya başlayınca, 1997'den beri işsiz
kalmıştı. Her üç kadın da Gudermes'te yaşıyordu ve düzenli olarak
Grozni'ye geliyorlardı.
Luluyev tüm kanun uygulayıcı birimlere; geçici polis teşkilatı,
savcılık ve FSB'ye müracaat etti. Baskını kimin yaptığını ve
karısının nereye götürüldüğünü bulmaya çalıştı. Bu birimlerin
her biri karısını tutuklamadıklarını ve o gün Grozni'nin "Kuzey
Pazarı"nda her hangi bir özel operasyon yapılmadığını söylediler.
(9)
By Francis Boyle, 17 September 1997, Independent Chechnya: Treaty
of peace with Russia of 12 May 1997, http://www.hartford-hwp.com/archives/63/082.html
(10)
age
(11) Putin bu demeci 13 Aralık 2001 tarihinde Londra'da the
Financial Times'a vermiştir. Demeç ertesi gün gazetede yayınlanmıştır.
(12) Çeçenistan Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği Başkanı
Vaha Bancayev, bu rakamları bize verdiği özel röportajında açıklamıştır.
(13) "Rus medya patronu Boris Berezovski, Vladimir Putin'e
Cumhurbaşkanı koltuğunu verecek olan Çeçenistan'a yönelik taarruzu
meşrulaştırmak amacıyla 1999 yılında gerçekleştirilen bir dizi
apartman binalarını bombalama olayları nedeniyle Rus istihbarat
birimlerini suçladı. Londra'da yaptığı bir basın toplantısında
konuşan Berezovski, kendisinin 'gerçek delil' diye nitelendirdiği
kanıtları açıkladıktan sonra ardında 300 ölü bırakan Eylül 1999'daki
bombalama olaylarını araştırması için Avrupa Birliği'ne çağrıda
bulundu. Berezovski, her ne kadar 1999'daki terörist saldırıların
yapılması emrini bizzat verdiğine ilişkin bir delil yoksa da,
Putin'in bunlara engel olmadığı veya "pasif" kaldığı
gerekçesiyle suçlu olduğunu söyledi. Putin, dönemin Devlet Başkanı
Boris Yeltsin'in başbakanı olduğunda, 1998'den Ağustos 1999'a
kadar eski KGB'nin yurtiçi birimi olarak kurulan FSB'nin başında
görev yaptı."
By Anne Penketh and Patrick Cockburn, Putin opponent urges inquiry
into bombings,
06 March 2002, http://news.independent.co.uk/world/russia/story.jsp?story=271340
(14) International Reactions to Massive Human Rights violations:
The case of Chechnia, Svante E. Cornell, Europe-Asia Studies
Vol.51, No:1, 1999, p. 85-100
(15) Nicolas M.L.Bovay, "The Russian Arms Intertions in
Chechnya and its Human Rights Implications", in International
Comission of Jurist- The Reviewe, 54, 1995, p.34
(16) Çeçenistan Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği Başkanı
Vaha Bancayev ile özel röportaj.
(17) ÇEÇEN MÜLTECİ SORUNU, KAFKAS VAKFI ÇEÇEN MÜLTECİLER RAPORU
EKİM 2001
(18) Consequences of application of special arms by Russian
aggressors, Dr. Umar Khambiev, Minister of Health in ChRI, Agency
Caucasus, 31.03.2001, http://www.kafkas.org.tr/english/ajans/31.03.2001%20Consequences%20of%20application%20.htm
(19) The non-selective use of force by the federal troops in
the course of the armed conflict in Chechnia in September -
October 1999, Memorial Rusya İnsan Hakları Örgütü, http://www.memo.ru/eng/memhrc/texts/bom.shtml
(20) age
(21) Consequences of application of special arms by Russian
aggressors, Dr. Umar Khambiev
(22) age.
(23) age
(24) age
(25) age
(26) Mass Violations of Human Rights During the Armed Conflict
in the Chechen Republic, O. G. TRUSEVICH
(27) Çeçenistan'daki Rus askeri birliklerin cinayet, işkence
ve yargısız infazlar için kullandıkları filtrasyon yerleri ve
toplama kampları:
Çernokozovo işkence-hanesi, Urus-Martan köyü yatılı okulu, Açhoy-Martan
köyündeki Raypo binası, Goryaçevodsk sondaj işletmeleri binası,
Cervlennaya-Uzlovaya istasyonunda vagonlar, Kadi-Yurt istasyonundaki
vagonlar, Caharkale'deki PAP1 ve PAP5 otomobil fabrikaları,
Goragorsk, Urus-Martan köyü dini eğitim okulu, Urus-Martan köyünde
Ahmadov kardeşlerin evi, Urus-Martan köyü dışında General Şamanov'un
kadrosunun seçtiği yerler, Şatoy bölgesinde Soni köyü, Caharkale
yakınlarındaki Hankale Rus askeri üssü, Tolstoy-Yurt köyünde
Bufernaya, Caharkale sanayi bölgesinde askeri karargah bitişiğindeki
çukur, Argun şehrindeki askeri karargah, elektrikli aletler
fabrikasının idari binaları, Goragorsk yerleşim merkezindeki
hangar, Tolstoy-Yurt köyünün sebze deposu, Caharkale, Gudermes,
Cervlennaya ve Kadi-Yurt'taki seyyar hapishaneler, Caharkale'deki
Kızıl-Çekiç fabrikasının kompartmanları ve Çeçenistan' da Rus
kuvvetlerinin konuşlandığı her yerde kazılan çukurlar.
Kaynak: Özel röportaj, bu bilgiler rapor hazırlanırken bizzat
Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği Başkanı Vahah Bançayev'den
temin edilmiştir.
Forgotten Terror, Chechnya Kasım 2001 , The Norwegian Helsinki
Committee, Sayfa 8, http://www.nhc.no/engelsk/reports/country/0
checnya.html
(29) The non-selective use of force, MEMORIAL
(30) Chechen Refugee Question, Caucasus Foundation Report October
2001, By Fehim Tastekin,
http://www.kafkas.org.tr/ajans/chechen_refugee_question.htm
(31) age
(32) age
(33) Human Rights Watch, Chechen Refugees Pressured to Return,
Camp Authorities Cut Rations for Some, http://www.hrw.org/press/1999/dec/chech1217.htm
(34) Summary Record of the 1135th Meeting of the Committee,
www.unhchr.ch/tbs/doc.nsf
(35) Cenevre Sözleşmeleri, Ek. II. Protokol MADDE 17 (1): "Sivillerin
güvenliği ile ilgili olmadıkça ve kaçınılmaz askeri nedenler
gerektirmedikçe, çatışmayla ilgili gerekçelerle sivil halkın
yerlerinden edilmesi emredilemez. Yerinden çıkarılma eylemi
gerçekleştirilmesi zorunlu olduğu takdirde, sivil halkın tutulacağı
yerde yeterli tüm beslenme, sağlık, temizlik, barınma ve güvenlik
şartlarının bulunması için mümkün olan her türlü önlemler alınmalıdır."
(2) Siviller çatışmayla ilgili nedenlerden dolayı kendi topraklarını
terk etmeye zorlanamaz.
(36) Putin'e göre savaş bitti, 18.04.2002, Ajans Kafkas, http://www.kafkas.org.tr/ajans/2002/nisan/18.04.2002_putine_gore_savas_bitti.htm
(37)
Forgotten Terror, Norwegian Helsinki Committee
(38) Rusya Federasyonu'nun taraf olduğu insan hakları ve insancıl
hukuk (savaş hukuku) sözleşmeleri ve imza tarihleri şöyledir:
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi-05.05.1998
2. İşkencenin ve Gayri İnsani yada Küçültücü Ceza veya Muamelelerin
Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi-1998
3. 1949 Tarihli Dört Cenevre Sözleşmeleri ve bunlara Ek 1977
Tarihli İki Protokol-29.09.1989
4. İşkencenin ve Diğer Zalimane, Gayrı-İnsani veya Aşağılayıcı
Muamelenin veya Cezanın Önlenmesine Dair Sözleşme-1987
5. Kişisel ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme-1976
6. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası
Sözleşme-1976
7. Her Çeşit Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası
Sözleşme-1969
Rusya Federasyonu, 13.01.1992 tarihinde Sovyetler Birliği'nin
uluslararası anlaşmalardaki yükümlülüklerini üstlendiğini bildirmiştir.
(39) MEMORIAL, 12-13 Şubat 2002, "Mopping Up" Operations
in the Village of Tsotsin-Yurt,
http://www.memo.ru/eng/memhrc/texts/tsotsin2.shtml
(40) MEMORIAL, Aralık 30, 2001 - Ocak 3, 2002, Myths and Truth
about Tsotsin-Yurt, http://www.memo.ru/eng/memhrc/texts/mythtruth.shtml
(41) Forgotten Terror, Norwegian Helsinki Committee
(42) MEMORIAL, 27.03.2002, Appeal to the UN Commission for Human
Rights, http://www.memo.ru/eng/memhrc/texts/app0302.shtml
(43) Ek.1'de bu raporlardan bir kısmının listesi yer almaktadır.
(44) Human Rights Watch, March 2001, The "Dirty War"
in Chechnya: Forced Disappearances, Torture, And Summary Executions,
http://www.hrw.org/reports/2001/chechnya/index.html