Kafkas Vakfı Raporları 4
Kafkasya'da Bitmeyen Sürgün ve Çeçenistan Trajedisi

Hazırlayanlar: Fehim Taştekin - Mustafa Özkaya
Londra Mayıs 2002


İKİNCİ BÖLÜM

Ölüm ile yaşam arasında bir ülke: Çeçenistan

Çeçenistan'ı yıkıma götürün süreç

Birlik ve otonom cumhuriyetleri SSCB'ye bağlayan anayasanın 1991'de ortadan kalkmasıyla birlikte Çeçenler de Baltık Cumhuriyetleri, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan gibi kendi kaderini tayin etme hakkını kullanarak bağımsızlığını ilan etti.
Bağımsızlık ilanının ardından Çeçenistan'da 42 ülkenin gözlemcileri ve uluslararası kuruluşların denetimi altında devlet başkanlığı seçimleri yapılmış ve meşru bir iktidar göreve başlamıştır.

SSCB'nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlığını kazanan cumhuriyetler arasında statüsünü "de jure" olarak uluslararası alanda tescil ettiremeyen tek ülke de yine siyasal tercihler nedeniyle Çeçenistan olmuştur. Çeçenistan daha sonra Rusya Federasyonu'nu oluşturan şu anki federatif cumhuriyetlerin aksine 31 Mart 1992'de birlik anlaşmasını Tataristan gibi imzalamayı reddetmiş, ardından 12 Aralık 1993'te Rusya Federasyonu Anayasası'nın oylamasına ve parlamento seçimlerine katılmamıştır. Ancak Tataristan daha sonra birlik anlaşmasını imzalayarak Rusya federasyonu içine girmiş ve 13 Mart 1994'te bu cumhuriyette de Devlet Duması ve Federal Meclis seçimleri yapılmıştır.

Aslan Maskhadov ve Aleksander Lebed tarafından 31 Ağustos 1996'da imzalanan Hasavyurt Anlaşması, Rusya Federasyonu ile Çeçen Cumhuriyeti arasındaki meselelerin 31 Aralık 2001 tarihine kadar anlaşmaya varılarak çözülmüş olmasını şart koşmaktaydı. Ne var ki, bu anlaşmada Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti'nin resmi statüsünden hiç söz edilmemektedir. 1999 kışına gelindiğinde federal birliklerin Çeçenistan'ı işgal etmesiyle anlaşma ihlal edilmiş oldu. Rus resmi söylemine göre, gerçek sorun Çeçenistan'ın resmi statüsü değil tamamıyla teröristlere karşı yürütülen bir mücadeleden ibaretti.

Statü üzerine bir saptama

Çeçenistan Rusya'nın bir iç meselesi olarak kabul edilerek, insanlığa karşı suç işleyenlerin sorumluluklarını hafifletme meyli ortaya çıkmıştır.
Çeçenler, Rusya'nın 1997'de Boris Yeltsin ile Aslan Mashadov'un devlet başkanları sıfatıyla imzaladıkları anlaşmaları Çeçenistan'ın Kremlin tarafından bağımsız bir devlet olarak tescil edildiğinin delili olarak saymaktadır. Bu argümanın dayandığı önemli ayrıntılardan birisi anlaşma metninde Dogovor (treaty) ibaresinin kullanılmış olmasıdır. Rusya Federasyonu içerisinde yapılan anlaşmalarda "dogovoryonnost" (compact) yada "soglaşenie" (accord) kelimeleri kullanılmaktadır. Bu ayırım Rusya'nın Çeçenistan'a bağımsız devlet muamelesi yaptığının göstergesi olarak algılanmıştır.

"Compact" ve "accord" teamülde bir federe devlet ile onun bir parçası arasında yapılan anlaşmalar için kullanılır.

Uluslararası hukuk profesörü Francis Boyle'ye göre, anlaşmanın "treaty" olarak tanımlanmasıyla "Rusya 'barış anlaşmasını' imzalarken Çeçen İçkerya Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olduğunu ve kendine ait bir parçası olmadığını resmen kabul etmiştir."

Boyle'nin değerlendirmesi şöyle: "Nitekim bu anlaşma içerisinde Çeçen İçkerya Cumhuriyeti taraf olarak bilfiil yer almaktadır... Diğer yandan 'Karşılıklı İlişkilere Dair Anlaşma' ifadesi de göstermektedir ki anlaşmaya iki ayrı devlet imza koymaktadır. Aksi halde federe yapı içerisinde merkezle federasyon parçası devlet arasındaki ilişkiler zaten anayasa içerisinde tanımlanmış olacağı için bunun anlaşma yoluyla yapılması düşünülemez. Nitekim bu anlaşmada Rusya Federasyonu anayasasına hiçbir atıfta bulunulmamaktadır. Ayrıca uluslararası toplumun bir parçası olan Rusya Federasyonu uluslararası hukuk ve teamüller gereği bu türden bir barış anlaşmasını ancak bağımsız milli devletlerle imzalayabilir.

Anlaşmanın ikinci maddesi aslında tamamen bağımsızlığın tartışmasız tescili niteliğindedir: 'Karşılıklı ilişkilerimiz, uluslararası hukukun genel kabul görmüş olan ilke ve kurallarına uygun olarak yapılandırılacaktır'. Ancak bağımsız devletler için 'genel kabul görmüş uluslararası hukukun ilke ve kurallarına' uyma söz konusu edilebilir." (10)

Diğer yandan Yeltsin ve Maskhadov devlet başkanı sıfatıyla ülkelerini tam yetkiyle temsil eden kişiler olarak anlaşmaya imza koymuştur.
Francis Boyle'ye göre Hasavyurt Anlaşması'yla birlikte diğer devletlerin Çeçen İçkerya Cumhuriyeti'ni bağımsız bir ülke olarak kabul etmesinin önünde engel kalmamıştır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin "Rusya 1996'da, tüm askeri ve diğer nizami güçlerini Çeçen topraklarından geri çekmiştir. Böylece biz Çeçenistan'a 'de jure' değilse de, 'de facto' olarak bağımsızlık tanıdık. Bu nedenle kimse bizim Çeçen halkının bağımsızlık arzularını bastırmış olduğumuzu iddia edemez. Biz onlara bu fırsatı bir kez tanıdık" (11) diyerek Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti'nin statüsü konusunda açık bir itirafta bulunmuştur. Putin, Çeçenistan'ın bağımsız olduğunu bu sözlerle kabul etmekle kalmamış aynı zamanda Çeçenlerin bu haklarının zorla gasp edildiğini de teyit etmiştir.

BİRİNCİ ÇEÇEN SAVAŞI VE JENOSİD

Çeçenistan, 1994-1996 arasında bir milyon civarında olan nüfusunun 120 binini savaşa kurban vermiştir. Çeçenistan Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği'nin derlediği bilgilere göre, bu süreç içerisinde 25 bin insan toplama kamplarında işkenceden geçirilmiştir. Toplama kamplarında işkence gördükten sonra yaşamlarını yitirenlerin sayısı da 17 bin olarak ifade edilmektedir. 1500 Çeçen'den asla haber alınamamış ve 6 bin Çeçen de sakat kalmıştır. (12)

Çeçen halkı, 1994-1996 yılları arasında Rusya'nın Çeçenistan'da sürdürdüğü birinci savaşın yol açtığı büyük yıkımdan kurtulamadan 5 Eylül 1999'da ikinci bir felakete sürüklendi. 31 Ağustos, 9 ve 13 Eylül 1999 tarihlerinde Moskova'da, 4 Eylül 1999'da Dağıstan'ın Buynaksk bölgesinde ve 16 Eylül 1999'da Volgadonsk kentinde gerçekleştirilen terör eylemleri, kamuoyunu Çeçenistan hareketine hazır hale getirmek için kullanıldı. Ancak bu eylemlerle ilgili olarak yakalanan kişiler Rusya makamları tarafından dünya kamuoyuna gösterilmiş değil. Üstelik Rusya istihbarat servisi FSB, "eylemlerin tertipçisi" olarak suçlanmaktan kurtulamamışken yargılama süreci hala basına kapalı olarak işlemektedir. (13)

Grozni: İkinci Stalingrad

Birinci savaşta yapılan saldırılar bombardıman hem trajedinin ulaştığı boyutları göstermesi hem de benzer savaşlarla kıyaslanamayacak boyutlara ulaşan bir yoğunluğu ifade etmesi açısından örnek vaka olarak tarihe geçmiştir. Şöyle ki Ocak 1994'te saldırıların en şiddetli olduğu vakitlerde saat başına düşen patlama sayısı 4 bin olarak kaydedilmiştir. Soğuk savaş sonrasında "Dehşet Sınırı" olarak isimlendirilen Saray Bosna'daki savaşta kaydedilen rakam ise 800 idi. (14)

Uluslararası Adalet Divanı, 6 Ocak 1995'te Caharkale(Grozni) ve çevresinde sivil asker ayırımı gözetmeksizin Rus askerler tarafından saldırılar yapıldığını, Rus ordusunun büyük ölçüde silahlanmamış bulunan sivil halkın yaşama hakkını ihlal ettiğini açıklamıştır. (15) AGİT ise hazırladığı raporunda Caharkale'nin içinde bulunduğu durumu İkinci Dünya Savaşı'ndaki Stalingrad olayıyla eşdeğer tutmuştu.

İKİNCİ ÇEÇEN SAVAŞI ve JENOSİD

Maddi yıkım ve Rusya'nın taahhütleri


Rusya 1996 ve 1997'de savaş mağduru Çeçenistan'ın yeniden imarıyla ilgili bazı taahhütler içeren anlaşmaların yükümlülüklerini yerine getirmemekle kalmamış, 16 bin kilometrekarelik küçük bir cumhuriyeti tamamen kuşatarak istikrarsızlık ortamının oluşması için bir takım illegal faaliyetler yürütmüştür.

Birinci Çeçen-Rus savaşında yıkıntılar ülkesi haline gelen Çeçenistan'ın yeniden inşasında bir takım yükümlülükler üstlenen Rusya, neden olduğu korkunç yıkıma 1999'dan sonra da devam ede gelmiştir. Çeçen sivil toplum kuruluşlarının tahmini değerlendirmelerine göre, havadan ve karadan yapılan bombardımanlardan hasar gören bina sayısı 50 bini aşmış durumda. İrili ufaklı 424 köyden 270'i tamamen, 68'i kısmen yaşanmaz hale getirilirken 23 ilden 14'ünde harabe görüntüler ağırlıkta.

Çeçenistan Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği'nin verilerine göre 1999-2001 yılları arasında 80 bin Çeçen savaşa kurban gitmiş, 30 binden fazla Çeçen geçici Filtrasyon ve toplama kamplarında işkenceden geçirilmiş, 20 bin Çeçen yargısız olarak infaz edilmiş, 6 bin Çeçen'in izi yok edilmiş ve 30 bin Çeçen sakat kalmıştır. (16)

Mayınlar

Savaştan çıkmış diğer tüm ülkelerde olduğu gibi bu ülkede de sadece mevcut nüfusu değil gelecek kuşaklar açısından da tehdit olmaya devam edecek olan mayınlar Rus işgalinin en insanlık dışı miraslarından biri olacaktır. Rusya İç Güçler Yönetimi Başkanı Sergey Aranin, 09 Ocak 2001 tarihinde bu korkunç gerçeği şu sözlerle iade etmiştir: "Biz Çeçenistan'a sadece 500 bini aşkın mayın yerleştirdik." (17)
Oyuncak halindeki tuzak mayınlar nedeniyle ölen veya sakat kalan çocuk sayısı ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. Çeçenistan Toplama Kampları Mağdurları Derneği'nin verilerine göre 2000 yılında mayına çarparak sakat kalan çocuk sayısı 2 bin 300'dür. 2001 ve 2002 yıllarında mayın kurbanlarının sayısı konusunda kesin veriler mevcut değildir.

Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Dr. Umar Khambiyev, bu konuda şunları söylemektedir: "Rusya silahlı kuvvetleri, Çeçenistan'da her tür mayını kullanmaya devam etmektedir. Mayın kurbanlarının tedavisi çok zordur, zaman ve çok ilaç gerektirir. Mayınların içinde en vahşi ve gayri ahlaki olanı, gizli mayınlardır ki bunlar çocukları felç etmek için tasarlanmıştır. Bizim hastanemize Baçi-Yurt'tan getirilen oyuncak şeklindeki mayını tutmak isterken elini kaybetmiş bir çocuk getirildi. Tsatsan-Yurt'tan diğer bir çocuk da, tuttuğu şeyin çalar saat olduğunu zannetmişti. (18)

Aşırı güç kullanımı ve sivilleri hedef alma

Rusya, Avrupa Konvansiyon el Güçler Sözleşmesi'ni, Çeçenistan'ı bilfiil işgal ederek ve önceden bildirmeden büyük bir askeri varlığı başka bölgeye naklederek ihlal etmiştir.

Elistanci Köyünün Bombardımanı: 9-13 Ekim tarihlerinde Memorial temsilcileri, İnguşetya'daki mülteci kamplarında Çeçenlerle görüştü. 4 değişik kampta 5 ayrı vaka dinlendi. Mülteciler Gunaeva İrana, Magomadov Daud, İmurzayev Zayndi dahil olmak üzere 7 Ekim'de Elistanci köyünün nasıl bombalandığını anlattılar. Bu olayda 30' dan fazla köy sakini hayatını kaybetmişti.

D.Magomadov, yeğeni bayan İmani Musaeva'nın cenaze töreni için Elistanci'deydi. İmani Musaeva 18 yaşındaydı ve 6 aylık hamileydi. D.Magomadov'un anlattığına göre köy okulunun yanındaki üç sokak tahrip edilmişti. (19)

Memorial temsilcisi A.D.Mironov 9-12 Ekim'de Çeçenistan'daydı. Dağ köyü Elistanci'yi ziyaret ettiğinde 300-800 metre uzunluğunda bir bölgenin tamamen tahrip edildiğini tespit etti. Köy halkının anlattığına göre bombardıman 7 Ekim öğlen saat 12.00'de gerçekleşti. Bombalar yüksek irtifadan fırlatıldığı için tahribat geniş bir alanda etkili oldu.

Bombardımanda ölen 34 kişi Elistanci mezarlığında toprağa verildi. Olaylara şahit olan köy sakinlerinin tespitlerine göre ölenlerin çoğu kadın ve çocuktu. Bu rakamın dışında, ayrıca bu köye diğer köylerden sığınmış mülteciler de bu bombardımanda öldüler. (Ölen mültecilerin sayısı bilinmiyor). Ölen mültecilerin akrabaları gelip, aile kabristanlarına gömmek üzere cesetleri aldılar. Memorial temsilcisi Şali ve Grozni şehir hastanelerinde yatmakta olan Elistanci'de yaralanmış yaklaşık 20 kişiyle görüştü. Bunlardan yalnız biri erkekti, diğerleri kadın ve çocuk. (20)

Kimyasal silahlar

Uluslararası anlaşmalarla yasaklanan silahlardan birçoğu Çeçenistan'da kullanılmıştır. Bu kimyasal silahlardan önemli bir kısmının toprakların işlenemez hale getirilmesi ve ormanların yok edilmesi amacıyla yapıldığı bilinmektedir. Bu sadece korkunç bir çevre katliamı değil aynı zamanda insanların geçim kaynaklarının kurutulması ve bundan böyle tarımsal alanlarda elde edilecek ürünlerin zararlı ve kalıcı etkiler bırakan kimyasallarla yüklü olacağı anlamına gelmektedir.

Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Umar Khambiyev, basınç bombası veya vakum bombası hakkında şu tespitleri yapmaktadır:
"Basınç bombası veya vakum bombası, Grozni bölgesi dışında yaygın olarak kullanılmış ve yeraltında patlatılmıştır. Şimdi de Çeçenistan'ın güneyindeki dağlık bölgede kullanılmaktadır. Bu bombaların insan vücuduna verdiği zararlar çok değişiktir. Patlama alanı kapsamındaki kurbanlar 8-10 saat içinde şiddetli zehirlenme sonucunda ölmektedir. İnsan hücresine nüfuz eden zehir hayati fonksiyonları durdurarak ölüme neden olmaktadır. Zehir hücreden kana karışmakta ve genel bir zehirlenme tablosu oluşmakta ve ölümle sonuçlanmaktadır." (21)
Khanbiyev'in verdiği bilgilere göre Cenevre konvansiyonlarınca yasaklanmasına rağmen Top ve iğne bombalar ve mermiler Çeçenistan'da Rusya devleti tarafından Kaleşnikof tabancasının kullanım sıklığında kullanıldı.

"Bu bombalar insanların acı çekerek yavaş yavaş ölmelerini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Havada infilak eden bombalar milyonlarca küçük iğne ve madeni mini top parçacıkları oluşturmaktadır. İsabet ettiği kişide küçük ama belirgin yara açmakta, kurbanın etine gömülen iğneler günler sonra ölüme yol açmaktadır. Hastanelerimize intikal eden bu vakaların yüzde 30'u felç sonucu ölümle neticelenmiştir. Bu tür top bombalar çok yaygın bir şekilde kullanılmıştır." (22)

Grad (Hailstones), Smerch, Uragan (Hurricane), Skelet (Skeleton) gibi silahların kullanımına ilişkin yine Khanbiyev'in tespitleri şöyle:
"Nüfus yoğunluğunun olduğu yerlere atılan bu bombalar kurban sayısını artırıyor. Çeçenistan'da bu bombaların kullanılmadığı hiçbir yer yoktur. Yakın zamanda İskelet adı verilen bomba daha sık kullanıldı. Bu bombaların 2 metreden daha uzunlukta olduğunu da söyleyelim. Karadan havaya fırlatır ve 500-600 metre havada infilak eder. 4-5 dakika içinde her tarafa çok büyük miktarda küçük metal parçaları saçar. Bu parçacıklar köşeli ve çok keskin kenarlıdır. Bombayı fırlatan aygıt bir 'iskelet' olarak zeminde kalır. Bombanın etki alanındaki canlılarda ölüm oranı yüzde 100'dür. Hastaneye ulaştırılan 46 kurbandan ancak bir tanesinin hayatını kurtarabildik." (23)
Sivillere karşı türü tespit edilemeyen zehirli gazlarla doldurulmuş bomba ve mermiler kullanılmış, bunların yol açtığı zehirlenmelerin sinir sistemini felç ettiği tespit edilmiştir.

Khambiyev: "Bunlar gaz zehirlemeleri gibi sinir sistemini felç etme özelliğine sahiptir. Temmuz 2000 ve Ağustos 2000 başında, zehirli gaz dolu bomba ve mermiler, Çeçenistan'a üç yönden; cumhuriyetin güneyindeki Stariye-Atagi'ye, Vedeno'nun yakınlarına ve Nocay Yurt'taki Tsentoroy'a atıldı. Ben şahsen Vedeno ve Tsentoroy kurbanlarını muayene ve tedavi ettim."

"27 Temmuz 2000'de Benoy Hastanesi'nde araştırma yaptım: 17 ve 28 yaşlarında Vedenolu iki kişi baygın vaziyette getirildi. Onları hastaneye getirenin dediğine göre, getirdikleri yerde de 4 kişi ölmüş. Ölen bu kişilerin ağızları salya ve kan doluymuş ve yüzlerinde morarma varmış."

"Refakatçilerin anlattığına göre, hastaneye ulaşmaya çalışan iki kişi baş ağrısı ve sayıklama ile başlayan süreçte dengelerini kaybederek bayıldılar. 17 yaşındaki kişinin yüzü solgun, göz bebekleri büyümüş, adale spazmlı, taşikardi yanında yüksek tansiyon, ektremitelerde ve gövdede 2 ila 6 santimlik lekeler vardı. Solunum dakikada 50-60 gibi bir hızdaydı. Bol salya vardı. Vücutta yara bere yoktu. 28 yaşındaki kişide de aynı bulgular vardı. 3 gün baygın durumda kaldılar. Tsenteroy'dan hastaneye komada ulaştırılan 6 kişide de aynı bulgular tespit edildi."

Hasta refakatçilerinin anlattığına göre, hepsi deli gibi baş ağrısından acıyla kıvranıp bağırıyorlardı, hayal görmeye başlayıp, bir ağlıyor bir gülüyorlardı. Vedenolu kurbanlarla aynı belirtileri veriyorlardı.

Bunların bulaşıcı bir hastalığın belirtileri olmadığı aşikardı. Zehirlenme var ancak açıkta zehirleyen madde yok. Anlatılanlardan edindiğimiz intiba, o bölgedeki ağaçlık alanın bombalanmasının ardından zehirlenme olduğuydu.

Benzer durumda 5 kişi daha hastaneye getirildi. Tsenteroylu olan bu kişiler bombardımana maruz kalan yerde bulunuyorlardı. Hastane personeli bunlara ne yapacağını bilemiyordu. Bu 8 kişi anlaşılmaz bir davranış sergiliyordu. 10 veya 15 dakikalık bir sürede aşırı heyecanın yerini uyuşukluk aldı ve sonuçta kendilerinden geçtiler. Biz de bu hastaların hepsine zehirlenmeye karşı alınan tedbirleri uygulamaya başladık.

Bu hastaların hepsinin karakteristik semptomları şunlardı: Şiddetli baş ağrısı, mide sancısı, baygınlık hissi, ateş basması, cilt renginde bariz değişiklik, soğuk terleme, ektremitelerde ve gövdede çabucak ortaya çıkan ve sonra kaybolan lekeler, adale spazmı, salya artışı, göz bebeklerinde büyüme, taşikardi, artan nabız (dakikada 140-150), oynak tansiyon (180-160/120-100mm ile 80-60/40-30mm), solunum hızında artış, solunum seslerinde değişiklik.

Ertesi gün iki hasta daha öldü. Bunlar bombardıman ve ateş mevkiinde bulunmuş olan kişilerdi. Aynı semptomlar vardı fakat daha belirsiz olarak ifade edilmişti.

Hastaneye getirilmiş olanlar kurtulabilirdi. Bu kurbanlar 17-30 yaşlarındaydı. Yakınları, kendi hayatlarını tehlikeye atarak onları hastaneye getirebilmişti. Rus işgal kuvvetleri tüm yolları kesmişti. 'Bu işgalci Rusların eline düşmektense ölmeyi tercih ederiz" dediler. Dağıstan ve İnguşetya'daki toksikoloji uzmanlarıyla aracılar vasıtasıyla konuştum. İki hafta içinde bu zehirlenme olaylarının tedavisiyle uğraştık ve olumlu sonuç aldık. Rus kuvvetlerinin ikinci bir saldırısına maruz kalmadan, bir an önce güvenli bir ortamda bulunmak amacıyla, hastaların tam iyileşmelerini beklemeden, yalnızca iyileşme emarelerini görür görmez hastalarını acilen alıp götürdüler. (24)

Rus güçlerine ait zırhlı araçların ortalıkta hiç gözükmemesi herkesi şaşırtmıştı. Zehirli gazları yayan bombaları patlattıktan sonra Rus güçlerinin 3 hafta boyunca ortalıkta görünmemelerinin sebebini daha sonra anladım. Takriben 25 Temmuz civarında, askerler bilinen olayların vuku bulduğu mahalleri aniden terk ettiler. Rus askeri karakolları boşaltıldı. Rusların Çeçenistan'dan çekildiği sanıldı. Tankların her zamanki hareketleri de 20 Ağustos tarihine kadar durmuştu.

Bunlar muhtemelen güvenli bir yere gönderilmişti. Bölgedeki Rus subayları bu tür silahların kullanıldığını biliyorlardı. Bu subaylarla teması olanlarımız ormanlık alanda olanlar hakkında itiraflarına şahit oldu: Bu olaylar başlamak üzereyken bir Rus kontrol noktasında beni tanıyan bir Rus subayı 'ailen evinde otursun, ormanlık alana yaklaşmasınlar' dedi. Onun sözlerine aldırış etmedim. Çünkü bu bölge her gün bombalanıyordu ve halk zaten daha fazla yaklaşmaktan korkuyordu.

Hiç şüphe yok ki subayların çoğu ne olup bittiğini biliyordu ve ümit ediyorum ki bir vicdanlı subay çıkar da gerçeği açıklar ve bu konuda şahitlik yapar. Stariye Atagi yerleşim merkezinde zehirlenme belirtileri hakkında Ruslar yanıltıcı propaganda yaptılar. Mezarlıkta, insanların yıkandıkları sularda zehir kaynağı olduğu iddiaları yayıldı. Zehirli gaz bombardımanlarının meydana getirdiği zararların izlerini yok etmek amacıyla inanılmaz yalanlar söyleyerek insanları kandırmaya uğraştılar. Vakalar konusunda bizim koyduğumuz teşhisler üzerine, gıda ilgisi araştırıldı. Halbuki kurbanlar değişik yerlerden, değişik zamanlarda getirilmişti.

3 ayrı yerde vuku bulan 3 ayrı vakanın bir bütüne ait 3 ayrı parça olduğuna kesin inandım ve inanmaya devam ediyordum. Bu vakalar geride büyük bir felaket bıraktı. (Vedeno'da 6 kurbandan 3'ünü, Tsenteroy'da 18 kurbandan ikisini, Stariye-Atagi'de 15 kurbandan 6'sını kaybettik. Yani toplam 32 kurbandan 12'sini kaybettik.) Çeçenistan'ın değişik bölgelerinde 3 gün süren bu bombardımanda insanların iç sistemlerini hedef alan ve felç eden zehirli gaz bombaları ve füzeler atılmış ve patlatılmıştır. Uluslararası toplum bunlara duyarsız kalmamalıdır. Bağımsız bir uzman topluluğu bu konuyu araştırmalı ve benzer silahların kullanımı ile kullanılan diğer silahların tespiti yapılmalıdır. Bu uzmanlar isterlerse, biz de bize düşen sorumluluk çerçevesinde hastaları ve delilleri vermeye hazırız." (25)

Soğuk savaş sırasında Sovyetler'in Batıya yönlendirdiği bütün o devasa askeri gücü, şimdi bu ufacık Kuzey Kafkas Cumhuriyeti'nde konsantre olmuş durumdadır.

21 Kasım 1999'da Grozni'nin füze saldırıları sırasında doğumevi ve bir camiye yapılan bombardıman da en az 137 sivil öldü. Ölenler arasında 13'ü yeni doğum yapmış anne, 15'i de yeni doğmuş bebek vardı. Camide de 41 kişi öldü, 400 civarında insan yaralandı. 11 Aralık 1999'da Grozni'nin boşaltılması çağrısı yapıldı ancak şehri terk edemeyen yaklaşık 40 bin kişiden binlercesi bombardıman sırasında yaşamını yitirdi. 9 Ocak 2000'de Şali'de taktik füzenin atılması sonucu emekli maaşlarını almak için bekleyen çoğunluğu yaşlı 150'den fazla Çeçen yaşamını yitirdi. Bu örnekler Cenevre Sözleşmeleri'ne Ek II. Protokol'ün 2. maddesindeki toptan cezalandırma suçuna girmektedir. (26)

Filtrasyon kampları ve sonuçlanması imkansız davalar

İnsan hakları ihlalleri ve uluslararası savaş hukukunun çok yoğun bir şekilde ihlal edildiği Çeçenistan'daki Urus-Martan, Çernokozovo, PAP1, PAP5, Doykar-Oyl, Hankale, Naur ve Mozdok gibi toplama kamplarında olup bitenleri yargıya intikal ettirecek bir süreç başlatılamadığı gibi bağımsız ve araştırmalara izin verilmediği için suç delilleri de önemli oranda ortadan kaldırılmaktadır. Çeçenistan'da savaş sürecinde hukuk mekanizmasını çalıştıracak bir Çeçen otoritesi söz konusu değildir. (27) Varlığını sadece Ruslara karşı gerilla savaşı ile gösterebilen Çeçen yönetimi, insan hakları ihlallerinin takibi ile ilgili hukuki sorumluluklarını yerine getirme imkanından yoksun bırakılmıştır. Çeçenistan'da bütün devlet mekanizmalarını devre dışı bırakan Rusya'dan kendi işlediği suçların ortaya çıkarılmasını istemek fazlasıyla iyimserlik olacaktır. Nitekim Avrupa Konseyi de Çeçenistan'da işlenen suçlar ile kovuşturulan dava sayısı arasındaki uçurumlara dikkat çekmektedir.

Rusya Federasyonu Başsavcılığı'nın 7 Eylül 2001'de Avrupa Konseyi'ne verdiği bilgilere göre, savcılık, anti-terörist operasyonların başlangıcından beri Çeçenistan'daki sivil halka karşı işlenen suçlarla ilgili 393 ceza davasını ele almıştır. Bunlardan 100 davaya askeri savcılık, geri kalan 293 davaya ise bölge savcılıkları baktı. Askeri savcılık 31 davayı mahkemeye sevk edilmeye uygun bulurken, bölge savcılıkları sadece 9 davayı sevk etmiştir. Sadece Albay Budonov davasında 11 yıl gibi ağır bir ceza çıkmıştır. (Ki bu davada farklı yollarla cezanın azaltılması veya suçun işlendiği tarihte Budanov'un akli dengesinin yerinde olmadığı ileri sürülerek muafiyet hedefleniyor). Diğer öldürme ve şiddet eylemleri içeren davalarda ise basit cezalar verilmiştir. (28)

Çeçenistan'da 20 bölgeden sadece 10'unda mahkemeler açık. Açık olan bu mahkemeler de olağanüstü bir ortamda mağdurları iyice mağdur edecek şekilde işliyor. Yerleşim merkezleri arasındaki kontrol noktaları ve olağanüstü güvensizlik ortamı bir mağdurun mahkemenin bulunduğu merkeze gitmesini imkansız kılmaktadır. Diğer yandan suçlu olan asker, görevini tamamlayıp asıl ikamet yerine geri dönmüşse dava otomatik olarak düşmektedir. Örneğin MEMORIAL bir federal görevli için dava açtığında kanunlar davanın görüşülmesi için mahkemeye 6 aylık bir süre tanımaktadır. Askeri ve diğer kolluk görevlilerinin büyük bir çoğu Çeçenistan'da 3 ile 6 ay arasında hizmet yapıyor. Dolayısıyla davanın görüşülmesi öncesinde zaten o şahıs asıl geldiği bölgeye geri dönüyor ve böylece dava düşüyor.

AGİT Çeçenistan'a Yardım Grubu Kuzey Çeçenistan'a birkaç sene aradan sonra 15 Haziran 2001'de geri dönmüştür. Bu komite İçişleri Bakanlığı'na bağlı kolluk gücü olan GUIN tarafından korunmakta ve tüm hareketleri güvenlik gerekçeleriyle kısıtlanmış durumda. Bugüne kadar Caharkale'ye bir kez gidebildiler ve daha güneye inmemeleri konusunda uyarıldılar. İnsan haklarını izlemek, grubun görevleri arasında olmasına rağmen bu doğrultuda güvenlik engelleri nedeniyle çalışamadıkları aşikardır. Bu komitenin iyi niyet ve yetkiye sahip olup olmadığı yönünde yerel halkı tatmin edebilmesi, korumaların özel birliklerden oluşması nedeniyle çok zor.

Mültecilerin durumu

Çeçenistan'daki savaş Çeçen nüfusunun yarısını mülteci durumuna düşürdü. İnsan haklarını ve uluslararası anlaşmaları hiçe sayan Rusya'nın sürdürdüğü savaşın dışa dönük yansımalarından biri olan mülteciler sorunu hukuk ve insanlık açısından daha ciddi bir tablo oluşturuyor.
Moskova'da kurulu bulunan önde gelen insan hakları örgütü Memorial, İnguşetya'da Çeçen mültecilerle görüşmeler yaparak, insanların evlerinden ve topraklarından ayrılma nedenlerini tespit etmiştir. Mülteciler ağır bombardımanların yol açtığı insan kayıpları nedeniyle kendi canlarını kurtarmak amacıyla memleketlerini terk ettiklerini bildirmişlerdir.

MEMORIAL: "Biz düzinelerle vakayı kayıt altına aldık. Burada bunlardan yalnız 3 tanesini anlatacağız. Bu vakalardan her biri, değişik kamplarda bulunan pek çok mültecinin anlattıklarıyla da teyit edilmiştir.

27 Eylül'de Grozni'nin banliyösü olan Stariye-Sunca köyüne düzenlenen operasyona katılan 4 saldırı uçağı bir grup binanın üzerine füze attı. 2 ev yıkıldı ve 4 ev ağır hasar gördü. Batukayev Sokağı'ndaki bir garajın bodrum katında en az 6 kişi öldü: Temirsultanov ailesinden Ramzan(34), annesi Taus(62), kızı(5) ve tanışları olan 3,5 ve 1,5 yaşlarında iki çocuklu hamile Haciçanavo (Aliyeva) Liza(21), komşu evden Umçayev Abdul. Takriben 50 kişi de yaralandı. Bunların bir kısmı hafif, bir kısmı ise ağır yaralandı. Bu olayları 5 mülteci detaylı olarak bildirdi.

Eylül sonu ve Ekim başında Grozni'deki televizyon kulesine saldıran Rus uçakları günlerce süren bu saldırılarıyla 56. bölgenin yakınlarında 18 kişinin ölümüne neden oldular. Yaralıların arasında en az 10 çocuk vardı. Bu olayları 6 mülteci detaylı olarak bildirdi.

2-3 Ekim tarihlerindeki bombardımanlarda isabet alan 7 numaralı okul tahrip oldu. O anda okulda bulunan öğretmen Zakriyev Said Hasan öldü. 6 Ekim'de oradan birkaç yüz metre uzaklıktaki evin bodrumuna sığınmış Kerimov ailesinden en az 6 kişi öldü: Hasan(46), karısı Meryem (26), Zurab(2), Aldan(39), onun karısı Birlant(36) ve kızları Rita(13). Aynı bodruma sığınmış Vedenolu mülteciler de öldüler: Algireyev Leçi (43), Dunayev Kazbek(37). Evlerinin bodrumlarında ölenler arasında Dıjanaraliyeva Aset(32) ve Rasuyev Abucazid(49) de vardı.

Gaytaceva Meryem(42) sokakta makineli tüfekle vurularak öldürüldü. Bir nolu okulda öğretmen Katayeva Luisa(26) yaşamını yitirdi. Bapayev Sultan(52) ve Hamzatov Ahmed(47) zahire aracına isabet eden bomba sonucunda yaşamlarını yitirdiler. Bu olayları 9 mülteci detaylı olarak bildirdi.

Mültecilerin anlattığına göre hastaneler yaralılarla dolup taşıyor ve verimli bir şekilde çalışamıyordu. Mesela Grozni'deki 9 Nolu Hastane'nin elektriği yoktu. Bir jeneratörle elektrik sağlanıyordu. Doğalgaz olmadığı için bina ısıtılamıyordu. İlaç ise aşırı derecede yoktu. Bu tüm hastaneler için geçerli. Zavodskoy ilçesindeki hastane de kapanmıştı. (29)

Mülteciler her türlü zorluklarla kuşatılmış bir şekilde ölüm sınavından geçer gibi üç kışı geride bıraktılar. Bu zaman zarfında aç bırakıldılar, hiçbir güvenlik şemsiyesi olmaksızın açık saldırılara maruz kaldılar, yetersiz beslenme ve dış etkenlere karşı korunamama nedeniyle yakalandıkları hastalıklar karşısında etkin tedavi imkanlarından yoksun bırakıldılar. Mülteciler arasında kalıcı etkisi olan fiziksel ve ruhsal hastalıkların yaygınlaştığına dair doktor uyarıları çok fazla karşılık bulamadı.

15 Ocak 2001'de Lord Judd ve Rudolf Bindig başkanlığındaki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi heyetinin Çeçenistan'ın kuzeyindeki Znamenskoye mülteci kampına ziyareti sırasında kamp sorumlusu Zora Tatayeva, mültecilerin yüzde kırkının hasta olduğunu ve bunların çoğunun vereme yakalandığını bildirdi. (30)

25 Mart 2001'de İnguşetya Acil Durumlar Bakanlığı, Rusya'nın ödenek kesintilerini ve birikmiş borçlarını gerekçe gösterip, uluslararası yardım organizasyonlarının daha fazla kamplarda çalışamayacaklarını belirterek, Çeçen mültecilere dağıtılan sıcak yemeğin durdurulduğunu açıkladı. 2 Nisan'dan itibaren de ekmek dağıtımı kesildi. Buna ilaveten 14 Nisan'dan itibaren mülteci çadırlarının elektrik ve doğalgazlarının kesilmesi bir başka cezalandırma yöntemi olarak karşımıza çıktı. Kamplara iki ay boyunca gıda yardımı yapılmadı.
İnguşetya Cumhuriyeti Göç Hizmetleri Bürosu'nun verilerine göre, savaşın başından itibaren bu cumhuriyete iltica eden insan sayısı 308 bin. Buradaki mülteciler Bert, Sputnik, Karabulak, Alina, Aki-Yurt ve Bela Kampları'nda toplanmış bulunuyor. Söz konusu kamplar dışında bağımsız olarak yada yakınları yanında kalan çok sayıda mülteci bulunmaktadır. (31)

5 Ekim 2000 itibariyle Kuzey Osetya, Dağıstan, Kabardey-Balkar Cumhuriyetleri'nde 14 bin, Gürcistan'da 7 bin, Azerbaycan'da 10 bin, Kazakistan'da 10 bin, Ukrayna'da bin, Avrupa ve Türkiye'de yaklaşık 3 bin mülteci bulunuyordu. Ayrıca Çeçen mülteciler Polonya ve Çek Cumhuriyeti'nin yanı sıra çok sayıda Avrupa ülkesine dağılmış durumdalar. Türkiye'de değişik yerleşim merkezlerinde binin üzerinde Çeçen mülteci barınıyor. Mültecilerin yoğun olarak bulunduğu İstanbul'daki Fenerbahçe, Ümraniye ve Beykoz'daki kamplarda toplam 450 kişi barınıyor. (32)

Çeçen mülteciler bir süre sonra savaşın devam ettiği ülkelerine dönmeleri yönünde baskı görmeye başlamıştır. Rusya hükümeti, Çeçen mültecilerin varlığını, hem uluslararası kamuoyuna hem de kendi vatandaşlarına vermek istediği "Çeçenistan'da anti-terör operasyonlar başarıyla sonuçlandı, durum normalleşti" mesajının önünde engel olarak algılamaktadır. Bu nedenle mültecileri evlerine dönmeye mecbur bırakmak için değişik baskı yöntemleri geliştirmiştir. İnguşetya'da gıda dağıtım organizasyonu ve uluslararası kuruluşlarca verilen sağlık hizmetlerinin durdurulmak istenmesi bunlardan biridir.

HRW-İnsan Hakları İzleme - Çeçen Mültecilere Çeçenistan'a Geri Dönmeleri İçin Yapılan Baskılar: Çeçenistan'ın kuzeyini kontrollerinde bulunduran Ruslar, o bölgedeki Sernovodsk, Assinovskaya ve Açhoy Martanlı mültecilere geçen hafta itibariyle, geri dönme hazırlığı yapmalarını söyledi ve onların karneli ödeneklerini kesti. Çok sayıda mülteci HRW'a bombardımanlardan ve Rus askerlerinin kendi şehirlerindeki disiplin dışı davranışlarından korktuklarını söyledi. Ayrıca mültecilerin savaşın hasara uğrattığı evlerini tamir edecek malzemeleri yok. Ayrıca evleri yağmalanmış durumda. HRW Avrupa ve Orta Asya Bölümü Direktörü Holly Cartner, "İnsanları savaş bölgesine tekrar zorla göndermek onların temel insan haklarını ciddi bir şekilde ihlal etmektir. İnguşetya'daki yerlerinden olmuş insanlara evlerine gitme konusunda kendi kararlarını verme fırsatı tanınmalıdır" dedi.

9 bin insanın yaşadığı çadır kampın sorumlusu Khuçbarov "kamp yöneticilerinin neden bazı mültecilere karneyle yiyecek dağıtımını durdurdukları" sorusuna cevap olarak HRW'a şunları söyledi: "Neden onları beslemeye devam edelim? Biz şayet onları beslemeye devam edersek asla buradan ayrılmayacaklar. Şimdiye kadar çoktan gitmiş olmaları gerekirdi. Ancak korkacakları bir şey yok." (33)
İnsanların kendi iradeleri dışında evlerini terk etmeye mecbur bırakılmaları en temel insan hak ve hürriyetlerin ayaklar altına alındığının göstergesidir. Can güvenliğine ağır saldırı ve tehditler insanları mülteci haline düşürmüştür. Nüfusunun yarıya yakını mülteci durumuna düşmekle birlikte bu insanların sadece numune sayılabilecek kısmı mülteci statüsüne sahiptir. Dolayısıyla BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin yardımlarından yararlanma fırsatı dahi bulamayan mültecilerin gerekli insani yardım almalarının önüne kasıtlı bir şekilde engeller çıkarılmaktadır.

Anti-terörist operasyon diye anons edilerek bir ülkenin yarısını mülteci durumuna düşürecek kadar genişleyen savaşta mültecilerin hak ve hukukları ihlal edilmiştir.

Çeçenistan'da sivil yerleşim alanlarının ağır bombardımanı sonucu ev, okul ve hastanelerin yıkılması gibi zorlayıcı etkenler nedeniyle halk kendini güvende hissedeceği başka ülkelere gitmek durumunda kalmıştır.

Bu gerçek BM İnsan Hakları Komitesi'nin raporunda "Hastane ve okullar gibi sivil binalar hükümet birliklerince tahrip edildi ve çok sayıda sivil ya katledildi ya da evlerinin yok olması sonucunda yerlerinden çıkarıldı" denilerek dile getirilmiştir. (34)

Cenevre Sözleşmeleri'ne Ek II. Protokol'ün 17. maddesinde "Sivillerin güvenliği ile ilgili olmadıkça veya zorunlu askeri nedenler gerektirmedikçe çatışmayla ilgili nedenlerle sivil halkın yer değiştirmesi emredilemez" denilmektedir. (35)

Uluslararası Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 12. maddesinde herhangi bir ülkenin topraklarında kanunlara uygun olarak bulunan herkesin, o topraklar içinde kalacağı yeri seçme özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmiştir.

Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 13. maddesinde "Herkes bir ülke sınırları içinde kalma ve seyahat etme özgürlüğü hakkına sahiptir" denilmiştir.

Öte yandan uluslararası topluluk ve kuruluşlar Çeçen mülteciler konusunda anlaşılmaz bir duyarlılık içerisindeler. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Azerbaycan'da birtakım şayiaların karıştığı çok az sayıda mülteciye verilen nakdi yardımlar bir kenara İnguşetya'daki mültecilere temel insani yardımda bulunmanın ötesinde bir şey yapmış değil. Ancak komiserliğin asıl görevlerinden biri ve aynı zamanda varlık nedeni mültecilerin güvenliği için gereken önlemleri almaktır.

Rusya içindeki sıkıntılar

Çeçenistan'ı terketmek durumunda bırakılan Çeçenlerin gittikleri yerlerde hareket alanları da kısıtlanmıştır. Çeçenleri kendi vatandaşı olarak kabul ettiğini deklare etmiş olmasına rağmen Rusya'nın Moskova, S. Petersburg, Stavropol ve Krosnodar gibi yerlerde oturma izni uygulaması getirmesi en fazla Çeçenleri zora sokmuş, üstelik buralara gelen Çeçenler suçlu muamelesi görmekten kurtulamamıştır.

1996'da Moskova Belediye Başkanı, Moskova'da oturum izni olmadan yaşayan Rus vatandaşlarının geldikleri yere gönderilmesi kararını aldı. Mayıs 1997'de Moskova Mülteciler Bürosu'na ülke içi yer değiştirmiş olanlar ve mültecilerin çıkarılması talimatını verdi. Bu uygulamanın tek hedefi Çeçenler olmamakla birlikte bundan en fazla zarar görenler çaresiz olan Çeçen halkı olmuştur.

Propiskası (oturma izni) olmayan mülteciler çalışma, iş edinme ve ücretsiz tıbbi yardım alma haklarından da doğal olarak mahrum bırakılmışlardır. Diğer yandan propiska mal edinme, oy verme ve aile kurma gibi siyasi ve sivil hakların da önüne geçmiştir.

Savaştan kaçan yada savaş sırasında resmi belgelerini kaybeden insanların yaşadıkları problemlerin boyutlarını anlatabilmek son derece güç. Bu şahısların evraklarının tam olabilmesi neredeyse imkansız. Evleri yıkılmış veya bizzat Rus askerlerinin fiziksel tacizleri sırasında bunların ellerinden zorla alınmış ve imha edilmiş olma olasılığı yüksek.

Çeçenlerin Rusya içerisinde çektikleri sıkıntılar Putin'in "Çeçenistan'da ikamet eden veya Çeçen olduğunu söyleyen her fert Rusya Federasyonu'nun sunduğu tüm haklara sahip bir vatandaşı gibidir" sözünü geçersiz kılmaktadır.

Basına engeller


Urus-Martan, Çernokozovo, PAP1, PAP5, Doykar-Oyl, Hankale, Naur ve Mozdok gibi toplama kamplarında insanlık dışı olaylar gerçekleşmiş olmasına rağmen ne medyanın bu kamplara girmesine izin verilmiştir ne de uluslararası bir gözlemci grubu buralardaki olup bitenleri tespit edebilme şansına sahiptir.

Rusya Federasyonu 1994-1996 savaşından dersler çıkararak 1999'da ikinci savaş başlarken basını kesinlikle Çeçenistan'dan uzak tutmak için her türlü tedbiri almıştır. Hankale üssünde oluşturulan basın merkezi ise bağımsız çalışma koşullarından yoksundur. Rusların istediği zaman ve mekanda çalışabilen gazeteciler bir nevi izolasyon ortamında tutulmaktadırlar.

Norveç Helsinki Komitesi-Unutulan Terör: Çeçenistan Ekim 2001: NHC, Çeçenistan'ı sıkça ziyaret eden ve Çeçenistan üzerinde yazılar yazan gazetecilerden Novaya Gazeta'nın muhabiri Anna Politkovskaya'yı 29 Eylül'de Moskova'daki dairesinde ziyaret etti. O zaman kendi yazıları nedeniyle Nodaya Gazete'nin editörüne gelen tehditler üzenine evinden ayrılmaya korkuyordu. 20 Eylül'de gazetenin yayın yönetmeni askeri istihbarat servisi GRU ile toplantıya davet edildi. Bu toplantıda yayın yönetmenine kendi güvenliği açısından Politkovskaya'nın evinde oturması gerektiği ve gazetenin onunla ilişkileri nedeniyle zarar görebileceği söylendi.

Politkovskaya'ya şahsına yönelik tehditlerin nedeni Eylül 2001'de Çeçenistan'da yaptığı çalışmalar. 17 Eylül'de bir helikopter Grozni'de düşmüş, bu ölümcül uçuşta ekibin yanı sıra yolcular arasında bulunan üst düzey yetkililerden birisi ölmüştü. Kazada toplam 13 kişi öldü. O zaman Grozni'de olan Politkovskaya Norveç Helsinki Komitesi'ne gelişmeleri şöyle aktardı:

"17 Eylül'de Grozni abluka altındaydı, her yerde kontrol noktaları ve karakollar vardı. İnsanlar oldukları yerde kalmak zorundaydılar, sıkı kontroller nedeniyle şehirde gezmek mümkün değildi. Askerler diğer birliklerin askerlerini durdurup kontrol ediyorlardı. Etraf şüpheyle doluydu. Saat 11'de kontroller daha ihtiyatlı hala geliyordu, bir şeyler olacak diye söylentiler vardı.

O zaman ben yerel yönetim binasındaydım. Orada çalışan memurlardan sadece biri askeri kontrol noktalarından geçerek gelebilmişti. İki de general vardı. Onlardan biri olan Postnjakov, bana federal güçlerin işlediği insan hakları ihlallerini araştırmak için iki haftadan beri Çeçenistan'da olduklarını söyledi. Bana çok sayıda doküman ve elde ettikleri bulguların yer aldığı kasetleri gösterdi.

Yerel memur onlardan Grozni'de kalmalarını istedi ancak general Postnjakov ertesi gün Putun ile toplantı yapacaklarını belirterek bunu kabul etmedi. Postnjakov kendisiyle birlikte diğer general ve 8 albayın yer aldığı bir komisyona başkanlık ediyordu. Onlar binadan çıktı ve helikoptere bindiler. Helikopter havalandı ve kısa bir süre sonra Grozni'nin merkezinde düştü.

Resmi versiyona göre helikopter isyancılar tarafından Grozni'nin merkezinde bir stinger füzesiyle düşürülmüştü. Fakat o gün bu denli sıkı askeri kontrollerin olduğu şehirde bunun imkansız olduğunu düşündüm. Zaten isyancılar gün boyunca nadiren etkindiler, genelde karanlık çöktükten sonra saldırıya geçiyorlar. Komisyon üyeleri ve tüm materyaller yok edilmişti. Benim vardığım sonuç helikopterin federal birlikler tarafından düşürüldüğü yönündeydi. Ki komisyonun çalışmalarına karşı bir muhalefet vardı. Gazetenin editörü ile temasa geçenlerin de GRU olduğuna dikkat çektim.

Anna Politkovskaya Ekim'in ilk günlerinde Rusya'dan ayrıldı, çünkü bu olayın arkasında GRU yada yetkililerin olduğu yönündeki düşüncesini değiştirdiğine ilişkin hiçbir işaret yoktu. 17 Eylül'de helikoptere gerçekte her ne olduğuna bakılmaksızın, gazeteci ve editörlerin kendi görüşlerini yazmalarından dolayı yetkililerden tehdit almaları Rusya Federasyonu'nun insan hakları konusundaki yükümlülüklerinin ihlalidir.
Ayrıca 6 Kasım'da Moskova'ya döndüğümüzde bu dramatik duruma ve Rusya'nın çok iyi tanınan gazetecilerden birinin yurtdışına çıkmaya zorlanmasına ilişkin genel bir ilgisizlik göze çarpıyordu. (37)

Temizlik Operasyonları


1999'da başlayan askeri harekette sivil yerleşim alanlarını imha eden Rusya Federal güçleri, Çeçenlerin gerilla taktiklerini tercih etmeleri nedeniyle bir süre sonra tamamen silahlı mücadeleye katılmayan halkı hedef seçmiştir. Bu süreçte Rusya taraf olduğu tüm uluslararası sözleşmeleri ihlal eder duruma gelmiştir. (38)

Şu an Çeçenistan'daki savaş eşit ağırlıklı iki ordunun savaşı değil tamamen her türlü ağır silahla donatılmış büyük bir ordunun sivillere karşı imha harekatıdır. Çeçen savaşçıların vur-kaç taktiklerine cevap veremeyen Ruslar, intikamı sivillerden almaya çalışmışlardır.
Savaşçıların teslim olmasını sağlamak amacıyla "temizlik" adı verilen operasyonlar Rusya'nın sürdürdüğü savaşın genel karakteri haline gelmiştir.

Çeçenistan'da temizlik operasyonun yapılmadığı köy neredeyse kalmamış gibidir. Bazı yerleşim birimleri 2 ile 15 gün arasında değişen süre içerisinde tamamen abluka altına alınmış, insanların evlerine baskınlar düzenlenmiş, yargısız infazlar yapılmış, nedensiz tutuklama operasyonları gerçekleştirilmiş, evler yağmalanmış, insanlar filtrasyon kamplarında tutularak işkenceden geçirilmişlerdir.
Operasyonlarda rutin hale gelen tutuklama olaylarının en kritik sonuçlarından birisi de nerede oldukları kesinlikle bilinmeyen sivillerin gözaltında iken işkence görmeleri yada öldürülmeleri olmuştur.

Çeçenistan'da insanların kayıplara karışması neredeyse olağan karşılanır hale gelmiştir. Kayıplar her şehrin giriş ve çıkışlarına kurulan Rus kontrol noktalarının yanı sıra temizlik operasyonları sırasında yaşanmaktadır. Kontrol noktalarında alıkonulan yada temizlik operasyonlarında nedensiz bir şekilde tutuklanan insanlardan bir daha haber alınamamaktadır. Çeçen kaynaklara göre bugüne kadar kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayan 10 bine yakın insan söz konusudur.

İnsan hakları kuruluşları temizlik operasyonları konusunda çok sayıda somut deliller tespit etmiş ve bunları kayda geçirmişlerdir:
-30 Aralık 2001 ile 3 Ocak 2002 tarihleri arasında Tsatsan-Yurt yerleşim bölgesinde 6 gün boyunca yapılan temizlik operasyonu geride 5 ölü bıraktı. 6 kişi de kayıplara karıştı. (Rus insan hakları örgütü MEMORIAL, 16 Ocak 2002)

-3-7 Ocak tarihleri arasında Argun'da yapılan temizlik operasyonunda 2 kişi öldü, 2 kişi kayboldu. Rus askeri kaynakları 12 savaşçının öldürüldüğünü söylemekteyse de Memorial bu bilgiyi teyit edemedi. (MEMORIAL, 23 Ocak 2002)

-11 Ocak 2002'de Şatoy çevresindeki köylerde temizlik operasyonları başladı. Şatoy'dan Nokhçi-Keloy'e giden arabadaki biri hamile kadın 6 kişi öldürüldü. (MEMORIAL, 23 Ocak 2002)

- Baçi-Yurt'ta 14-25 Şubat 2002 tarihlerinde gerçekleştirilen temizlik operasyonunda tutuklanan 4 kişiden ikisi öldürüldü. Öldürülenlerden biri yaşlıydı. Ayrıca kaybolan 3 kişiden ikisinin cesedi 29 Ocak'ta köyün dışında bir yerde bulundu. Kaybolan üçüncü şahıstan şu ana kadar haber alınabilmiş değil. (MEMORIAL)

-17 Ocak'ta Urus-Martan bölgesinde bulunan Goiskoye'deki temizlik operasyonunda 2 kişi öldü. (MEMORIAL)

-20 Ocak 2002'de Aleroy köyündeki temizlik operasyonunu sırasında federal güçlerce tutuklanan 4 gencin cesetleri askerlerin bölgeden ayrılmasının hemen ardından bir arabanın yanında hepsine kamuflaj elbiseleri giydirilmiş vaziyette bulundu. Cesetlerde ağır işkence izleri vardı. Derileri yırtılmış ve parmakları koparılmış olan insanların cesetleri üzerinde yanık ve darbe izleri bulunmaktaydı. (MEMORIAL)
-8-10 Şubat 2002'de Gikalovskyi köyünde yapılan temizlik operasyonunda 5 kişi tutuklandı, 3 kişi Goryatçevosk'a götürüldü ve bir kişi öldürüldü. (MEMORIAL)

-12-13 Şubat 2002'de Tsatsan-Yurt'taki temizlik operasyonu sırasında ağır silahlara hedef olan biri kadın iki kişi öldü. (MEMORIAL)
-Şubat 2002'de Stariye-Atagi'deki temizlik operasyonlarında ilk bilgilere göre 7 kişi öldü. 82 yaşındaki bir ihtiyarın da aralarında bulunduğu ölenlerin cesetleri tanınmayacak haldeydi ve çoğu yanmıştı. Çıplak olan cesetlerde işkence izleri de vardı. Bu operasyonlarda 5 kişiden de haber alınamadı. (MEMORIAL)

-Stariye-Atagi'deki temizlik operasyonları sırasında komşu köy olan Çiri-Yurt'ta da insanlar öldürüldü. 12 Şubat günü öğleden sonra helikopterle indirilen askerler Duba-Yurt'tan gelen iki taksi şoförünü tutuklayıp öldürdüler. Bu olaya pazar yerinde bulunan birçok kişi şahit oldu. (MEMORIAL)

-19 Şubat 2002'de Gekhi'deki temizlik operasyonlarında 12 kişi kayboldu. (Radyo Svoboda, 26 Şubat 2002)

-Çeçenistan'daki federal birliklerin ortak grubunun verdiği bilgiye göre 2002'de Mart ayının ilk günlerinde Caharkale, Gudermes, Argun ve Çeçenistan'ın doğu ve güney dağlık bölgelerindeki diğer yerleşim bölgelerinde toplam 30 temizlik operasyonu yapıldı. (Radyo Svoboda, 6 Şubat 2002)

-1 Mart 2002'de Grozni'deki temizlik operasyonlarında 19 kişi tutuklandı. Bunlardan ikisinden bir daha haber alınamadı. (MEMORIAL, 8 Mart 2002)

-Mart ayı başında Tsatsan-Yurt'ta bir kişi öldü ve bir kişi kayboldu. (Tsatsan-Yurt halkının çağrısı, 2 Mart 2002)

-2-4 Mart'ta Argun'daki temizlik operasyonlarında 4 genç tutuklanarak götürüldü. Bu kişilerin cesetleri operasyonun son günü Argun'da merkez askeri karakolunun avlusunda bulundu. (MEMORIAL, 14 Mart 2002)

-6-11 Mart 2002 tarihleri arasında Stariye-Atagi'de 15 kişi tutuklandı. federal birliklerin ayrılmasının hemen ardından 7 yanmış ceset bulundu. Bu cesetler tutuklanan kişilere aitti. Bu Rusya'nın Çeçenistan'a başlattığı ikinci savaşın başlangıcından itibaren Stariye-Atagi'ye düzenlediği 22. temizlik operasyonuydu. (MEMORIAL, 13 Mart 2002)

-Mart 2002'de Znamenskoye'de federal birliklerce düzenlenen misilleme operasyonlarında üç kardeş alınarak götürüldü. (Chechenpress, 11 Mart 2002)

-Bunların yanında Ocak'ta Argun, 28 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında Stariye-Atagi, 31 Ocak'ta Goyskoye, 17-18 Şubat'ta Duba-Yurt, 4 Mart'ta Kurçaloy, 14 Mart'ta Prigorodnoye, 15 Mart'ta Possiolok, 18 Mart'ta Sercen-Yurt'ta temizlik operasyonları gerçekleştirildi. (MEMORIAL ve diğer Rus Kaynakları)

Sadece Rusya'nın önde gelen insan hakları kuruluşlarından biri olan Memorial'in kayıtları dikkate alınacak olursa 11 hafta içerisinde sivil halka yönelik 27 ayrı operasyonun yapıldığı sonucu çıkıyor. Memorial'in bu kayıtları Çeçenistan'da sivil halkı cezalandırma ve yıldırma operasyonlarından sadece bir kısmını teşkil etmektedir.

MEMORIAL-Tsatsan-Yurt Köyünde Temizlik Operasyonu: 12 Şubat'ta saat 9.00 dolaylarında Kurçaloy bölgesindeki Tsatsan-Yurt sakinleri askeri araçlarla köyün bloke edildiğini bildirdi. Bir federal konvoy köyün kuzeybatısında hareket halindeydi. Arkasından bir tank da 11 Şubat'ta sürülmüş olan tarlanın sınırı boyunca gitmekteydi. Birden bire bir patlama meydana geldi ve iki asker öldü, üç asker de yaralandı. (Bu olay Tsatsan Yurt yöneticisi T. Dikayev'e temizlik operasyonunu yürüten general tarafından anlatıldı.)

Askerler otomatik silahlarıyla yarım saat boyunca ateş açtılar. Ardından temizlik operasyonu başladı. Bu özel operasyon boyunca kaba davranış içinde olan federal askerler hırsızlık yapıp her şeyi topladılar.

Şehrin kuzeybatısı sınırında bulunan Davletkuraev ailesine ait üç evde 16 küçük çocuk kalıyordu. Saat 21.00 dolaylarında bombardıman başladı; birkaç roket ve mayın eve doğru atıldı. O esnada Zareta, onun iki yaşındaki oğlu ve Lyuba Davletskuraeva evdeydi. Top ateşi sonucu onlardan üçü yaralandı. Lyuba yardım çağrısına başladı ve onun kayınbiraderi Saidali odanın ortasından ona doğru koştu. Lyuba'ya ulaşmıştı ki başka bir patlama ile Saidali oracıkta yaşamını yitirdi. Kafasının yarısı uçmuştu. Lyuba da aynı patlamada ikinci kez yaralandı.
Zareta ortadaki binaya fırladı, fakat askerler bu sefer de o binaya ateş açmaya başladılar, ardından da üçüncü bina hedef alındı. Davletkuraev ailesi sokağın öbür tarafında yer alan komşu binaya doğru bir çıkış yapmaya karar verdiler. Kendilerine güvenli bir yer bulduklarında Lyuba'nın feryadını duydular. O ortadaki binaya doğru emeklemeye çalışıyor ve yardım istiyordu. İki kişi sedye görevi yapıp L. Davletkuraeva'yı taşıyarak ateş alanından uzaklaştırdı ancak onu kurtaramadılar. Kendine gelemeden öldü. (39)

MEMORIAL, Tsatsan-Yurt Hakkında Mitler ve Gerçekler: Köyün kenar mahallesinde Stepnaya Caddesi'nde askerler saat 7:45 civarında birkaç erkeği gözaltına aldı. İdris Zakriyev(1965) kendi evinde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tutuklandı. Annesi Marzan Zakriyeva, karısı Leyla ve dört çocuğu o anda evdeydi. Annesi ve karısının söylediklerine göre, onlar bahçede birden İdris Zakriyev'in üzerine saldıran askerlerin telsizden "ötedeki dört binadan dört insanı alın" diye emir aldıklarını duydular. İdris Zakriyev, askerlere pasaportunu göstermeye çalıştı ancak bir asker "Bu belgeyi ait olduğu yere koy" diye karşılık verdi. Sonra Zakriyev'i avlunun dışına çıkardılar. Komşular sokakta onun ellerinin nasıl bağlandığına ve elbiseleriyle nasıl yüzünün kapatıldığına, sonra A-611 Nolu BTR'nin içine itildiğine şahit oldular. Askerler oğlunun götürülmesine engel olmaya çalışan anneyi bodruma iterek üzerini kapattılar ve bodruma bomba atarız diye onu tehdit ettiler. Çocukların üzerine silahı doğrultarak onun karısına 'hareket etme' diye emir verdiler. (40)
İnsan yutan mekanlar: Kontrol noktaları

Çeçenistan'da kontrol noktaları insan yutan birer kara delik haline gelmiştir. Kontrol noktalarında sorguya alınan insanlara işkence yapılmakta, kimisinden bir daha haber alınamamaktadır.

Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 9. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi keyfi alıkoyma ve tutuklama, güvenliği tehdit ve sürgünü kesin olarak yasaklamışken Çeçenistan'da her gün bu ihlaller tekrarlana gelmiştir.

"Savcının hukukta yerinin olmadığını söylediği bir "zaçistka"da herhangi bir köyün giriş-çıkışları ve bütün yollar askerler ve askeri araçlar tarafından tamamen kapatılır. Her yerde kontrol noktaları ve askeri karakollar vardır; hiç kimse giriş-çıkış yapamaz. Askerler bir mahalleye yaklaştığında sokaklar kapatılır ve kimsenin tanıklık yapamayacağı bir ortamda askerler evlere girer. Ev sakinleri ya uzaklaştırılmıştır, yada başka bir odaya veya bodruma kilitlenmişlerdir. Sonra askerler onların sahip olduğu her şeyi mahvetmeye başlar. Bazen evleri yağmalarlar. Onlar silahlıdır ve kimse karşı koyamaz. Çoğu kez de insanlar özellikle de erkek ve genç olanlar tutuklanır. Bazen bu insanlar akrabalarının gözü önünde dövülürler. Çeçen oldukları için aşağılanır ve hakarete maruz kalırlar. Tutuklananlar bir çeşit askeri araç olan BTR'ye bindirilir ve soyunmaları istenir. Şayet derilerinde Çeçen savaşçı olduklarına ilişkin delil saydıkları yara izi bulunursa başlarına çuval geçirilir ve ellerine kelepçe vurulur. Sonra en yakın toplama kampına götürülürler.(Norveç Helsinki Komitesi- Unutulan Terör: Çeçenistan, Ekim 2001)" (41)

Yargısız infazlar

Yargısız infazlar özellikle temizlik operasyonları sırasında ya da gözaltı durumlarında gerçekleşmektedir. Yerleşim birimlerine yakın yerlerde terkedilmiş olarak bulunan çok sayıda ceset yargısız infazların açık göstergeleridir. Bu insanların çoğunun daha önce temizlik operasyonları sırasında tutuklandıkları tespit edilmiştir.

MEMORIAL-BM İnsan Hakları Komisyonu'na Başvuru, 27.03.2002: Kaybolan insanların çoğu geçici tutukevlerinde yada izole edilmiş soruşturma hücrelerinde birkaç gün, birkaç hafta veya aylar sonra bulunur. Maalesef federal güçler tarafından gözaltına alındıklarında hiçbir iz bırakılmaksızın meydana gelen çok sayıda kayıp olayı vardır. Bazen köylüler önceden tutuklanmış insanların cesetlerini işkence görmüş ve feci bir şekilde öldürülmüş olarak bulmaktadır. Çok uzun bir liste oluşturan bu olaylardan birkaçı aşağıda yer almaktadır::
Bir yıl önce Grozni'nin banliyösü olan ve Rus ana karargahının bulunduğu Hankale'nin yakınlarında Daçnoye olarak bilinen yerleşim yerinde harabeye çevrilmiş evler içinde yargısız olarak infaz edilmiş kurbanların cesetleriyle dolu bir atık yığını(bunu tarif etmek için daha uygun bir kelime yok) bulundu.

Bu hikayenin resmi versiyonuna göre 50'den fazla ceset vardı. Çoğunluğunda işkence izleri bulunuyordu. Yaklaşık olarak cesetlerin yarısı akrabaları tarafından teşhis edildi. Memorial, teşhis edilen kurbanların listesini elde etmiş durumda. Bunlardan dördü de bayandı. Onların hiçbiri savaş sırasında tutuklanmış değildi, tam tersi değişik zaman ve mekanlarda, temizlik operasyonları sırasında ve kontrol noktalarında gözaltına alınmış kişilerdi. (42)

Uluslararası Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 6. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. Maddesi, Cenevre Sözleşmeleri'ne Ek II.Protokolü ve Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 3. Maddesi dikkate alındığında, soykırım, yargısız infaz ve ölümle sonuçlanan bu tutuklama operasyonlarının savaş suçu ve insan hakları ihlalleri olarak değerlendirilmesi gerekir.
Keyfi tutuklama, kaybolma, fidye isteme

Yerleşim merkezlerinin kuşatma altına alındıktan sonra sivillerin tutuklanması, tutukluların ortadan kaybolması, yada serbest bırakılmaları karşılığında para istenmesi veya yargısız infazlar sıklıkla yaşanan hak ihlalleri olarak uluslararası kuruluşların raporlarına geçmiştir. (43)
Rusya'nın "yaşam hakkı", "işkence görmeme" ve "keyfi alıkonmama"yı garanti altına alan "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi" ve İşkencenin ve Gayri İnsani yada Küçültücü Ceza veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi'ne aykırı hareketleri ısrar derecesindedir.
Bu sözleşmelerin düzenlediği "yaşam hakkı" gibi bazı prensipler savaş dönemlerinde bile kısıtlanamaz ve gözardı edilemez. Rusya, dünya gündeminde daha fazla yankı bulan birinci savaştaki ile "anti-terör operasyonu" adı verilerek üzeri örtülen ikinci savaştaki operasyonlar ve uygulamalarıyla her iki sözleşmede yer alan tüm hakları fazlasıyla çiğnemiştir.

Özellikle Rusya hükümetinin, federal güçlerce işlenen yargısız infazlar ve sivillerin kayıplara karışması olaylarını araştırıp suçluları yargı önüne çıkarmayarak açık bir şekilde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkını belirleyen 2. maddesini ihlal etmektedir.
HRW-Çeçenistan'da Kirli Savaş: 24 Eylül 2000'de Grozni'de gece 1:20 sularında 8 maskeli adamdan oluşan bir grup sessizce Aziyev ailesinin evine girdiler. Leça Aziyev uyanıp orada kim var diye seslendiğinde adamlar sessiz olmasını söyledikten sonra onu dövmeye başladı ve iki kaburgasını kırdılar. Leça'nın karısı Zulay Aziyeva'nın göğsüne silahı dayadılar. Leça HRW'a şunları söyledi: "Darbe alınca yere serildim, onlar çocukların odasına girdiler. İki erkek çocuğum uyuyordu. Küçüğü uyandığında silahın dipçiği ile vurdukları gibi onu yere düşürdüler. Sonra üzerine yürüdüler ve 'kelepçeleri ver' diye bağırdılar. Ellerini kelepçeleyip başına bir torba geçirdiler. Torbayı başına geçirdiklerinde yapabileceğim bir şeyin olmadığını anladım."

Zulay Aziyeva'nın HRW-İnsan Hakları İzleme'ye anlattıkları: "Oğullarımın kimliklerini onlara vermeyi denedim, ilgilenmediler. Çocukların giyinmelerine izin verilmedi. Üzerlerinde yalnız iç çamaşırları vardı."

Aynı binadaki ve karşı binalardaki komşuları olay sonrasında Aziyev ailesine anlattığına göre, bu maskeli kişiler, ellerindeki ışıldaklarla apartmanın ikinci katından dokuzuncu katına kadar arama yaptılar. Bu sırada içerdekilerden daha fazla maskeli de binanın önünde dikiliyorlardı. 2001 yılı Mart ayı itibariyle Aziyev kardeşler hala kayıp.

Aziyev ve Gairbekov vakalarıyla ilgili olarak her iki ailenin akrabalarının İnsan Hakları İzleme'ye anlattığına göre, oğullarını bulmak amacıyla tüm güvenlik ve askeri makamlara başvurdular. Aziyevler olayın yaşandığı gecenin sabahı hemen başvurup araştırılmasını istediler. Her iki vakada da tüm güvenlik ve askeri makamlar gece baskını yapmadıklarını söylediler. Müracaat ettikleri "gözaltına alma merkezleri" kaybolan kişilerin kendilerinde herhangi bir kaydı olmadığını söylediler.

Lenin bölge yönetimi başkanı Aziyeva'ya bir araba tahsis etti ve muhtelif komutanlara ulaşmasını sağladı. Ayrıca evine bir doktor göndererek dövülen kocasının muayene edilmesini sağladı. Yerel yönetim de destek oldu ve bölgedeki muhtelif gözaltı merkezlerine giderek araştırma yapmasına yardımcı oldu. Aziyevler, Ahmet Kadirov ve Beslan Gantemirov'un yönetimlerine müracaat ettiklerinde ise daha az ilgi gördüler. Bunlardan Ahmet Kadirov Moskova tarafından atanmış Çeçenistan'ın sivil yöneticisidir. Beslan Gantemirov ise yine Rusların tayin ettiği Grozni Belediye Başkanı'dır. Zulay Aziyeva HRW İnsan Hakları İzleme'ye "Bu iki kişi bana 'senin çocukların Hankale'de olabilir, ama biz sivil yönetim olarak oraya giremiyoruz' dediler" dedi. (44)

HRW-İnsan Hakları İzleme - Çeçenistan'da Kirli Savaş: Nura Luluyeva, Marha Gakayeva ve Raysa Gakayeva'nın Kayıplara Karışması (3 Haziran 2000 tarihinde Grozni'nin kuzeyindeki pazar yerine yapılan baskın): Rus ordusuna ait APC cinsi bir araçtan yüzleri maskeli ve silahlı takriben 20 adam Grozni'nin Mozdokskaya Sokağı'nda bulunan "Kuzey Pazar" yerine 3 Haziran 2000 günü sabah saat 9:00'da baskın düzenlediler. Bu maskeli kişiler 4 çocuk annesi 40 yaşındaki Nura Luluyeva ve kuzenleri Marha ve Raysa Gakayeva ile birlikte 7-9 kişiyi gözaltına aldılar. Gözaltına alınanların çoğu kadındı. Maskeli kişiler hepsini APC araca bindirdiler. Başlarına çuval geçirdiler ve aracı sürüp uzaklaştılar.

Nura Luluyeva'nın kocası Said-Alvi Luluyev bu baskından saatler sonra pazar yerine geldi ve olaya bizzat şahit olan sayısız tanıkla konuştu. Kendisi bir hakim olan Luluyev, HRW-İnsan Hakları İzleme'ye "Yerel güvenlikten olan Çeçen polisler dahil herkes bu baskını şaşırtıcı olarak nitelendirdiler. Çünkü o sabah pazar yerinde hiçbir olağanüstü bir durum yoktu" dedi. Luluyev olayın şahitlerine istinaden şunları kaydetti: "Yerel polis olay yerine geldiğinde maskeli kişilerden ne yaptıklarını açıklamalarını istedi. İçlerinden birisi hemen bir kimlik göstererek polise 'karışmayın!' diyerek hemen onlara doğru ateş açıp oradan aracı sürüp ayrıldılar." İnsan Hakları İzleme örgütü ateş sonucunda yaralananın olup olmadığı bilgisini elde edemedi.

Luluyev'in anlattığına göre, karısı ve onun kuzenleri Pazar yerinde çilek satıyorlardı. Bu ölçekteki küçük ticaret ile aileye en zaruri geliri sağlıyorlardı. Çünkü o, Çeçenistan hükümeti şeriat kanunlarını uygulamaya başlayınca, 1997'den beri işsiz kalmıştı. Her üç kadın da Gudermes'te yaşıyordu ve düzenli olarak Grozni'ye geliyorlardı.

Luluyev tüm kanun uygulayıcı birimlere; geçici polis teşkilatı, savcılık ve FSB'ye müracaat etti. Baskını kimin yaptığını ve karısının nereye götürüldüğünü bulmaya çalıştı. Bu birimlerin her biri karısını tutuklamadıklarını ve o gün Grozni'nin "Kuzey Pazarı"nda her hangi bir özel operasyon yapılmadığını söylediler.


(9) By Francis Boyle, 17 September 1997, Independent Chechnya: Treaty of peace with Russia of 12 May 1997, http://www.hartford-hwp.com/archives/63/082.html
(10) age
(11) Putin bu demeci 13 Aralık 2001 tarihinde Londra'da the Financial Times'a vermiştir. Demeç ertesi gün gazetede yayınlanmıştır.
(12) Çeçenistan Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği Başkanı Vaha Bancayev, bu rakamları bize verdiği özel röportajında açıklamıştır.
(13) "Rus medya patronu Boris Berezovski, Vladimir Putin'e Cumhurbaşkanı koltuğunu verecek olan Çeçenistan'a yönelik taarruzu meşrulaştırmak amacıyla 1999 yılında gerçekleştirilen bir dizi apartman binalarını bombalama olayları nedeniyle Rus istihbarat birimlerini suçladı. Londra'da yaptığı bir basın toplantısında konuşan Berezovski, kendisinin 'gerçek delil' diye nitelendirdiği kanıtları açıkladıktan sonra ardında 300 ölü bırakan Eylül 1999'daki bombalama olaylarını araştırması için Avrupa Birliği'ne çağrıda bulundu. Berezovski, her ne kadar 1999'daki terörist saldırıların yapılması emrini bizzat verdiğine ilişkin bir delil yoksa da, Putin'in bunlara engel olmadığı veya "pasif" kaldığı gerekçesiyle suçlu olduğunu söyledi. Putin, dönemin Devlet Başkanı Boris Yeltsin'in başbakanı olduğunda, 1998'den Ağustos 1999'a kadar eski KGB'nin yurtiçi birimi olarak kurulan FSB'nin başında görev yaptı."
By Anne Penketh and Patrick Cockburn, Putin opponent urges inquiry into bombings,
06 March 2002, http://news.independent.co.uk/world/russia/story.jsp?story=271340
(14) International Reactions to Massive Human Rights violations: The case of Chechnia, Svante E. Cornell, Europe-Asia Studies Vol.51, No:1, 1999, p. 85-100
(15) Nicolas M.L.Bovay, "The Russian Arms Intertions in Chechnya and its Human Rights Implications", in International Comission of Jurist- The Reviewe, 54, 1995, p.34
(16) Çeçenistan Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği Başkanı Vaha Bancayev ile özel röportaj.
(17) ÇEÇEN MÜLTECİ SORUNU, KAFKAS VAKFI ÇEÇEN MÜLTECİLER RAPORU EKİM 2001
(18) Consequences of application of special arms by Russian aggressors, Dr. Umar Khambiev, Minister of Health in ChRI, Agency Caucasus, 31.03.2001, http://www.kafkas.org.tr/english/ajans/31.03.2001%20Consequences%20of%20application%20.htm
(19) The non-selective use of force by the federal troops in the course of the armed conflict in Chechnia in September - October 1999, Memorial Rusya İnsan Hakları Örgütü, http://www.memo.ru/eng/memhrc/texts/bom.shtml
(20) age
(21) Consequences of application of special arms by Russian aggressors, Dr. Umar Khambiev
(22) age.
(23) age
(24) age
(25) age
(26) Mass Violations of Human Rights During the Armed Conflict in the Chechen Republic, O. G. TRUSEVICH
(27) Çeçenistan'daki Rus askeri birliklerin cinayet, işkence ve yargısız infazlar için kullandıkları filtrasyon yerleri ve toplama kampları:
Çernokozovo işkence-hanesi, Urus-Martan köyü yatılı okulu, Açhoy-Martan köyündeki Raypo binası, Goryaçevodsk sondaj işletmeleri binası, Cervlennaya-Uzlovaya istasyonunda vagonlar, Kadi-Yurt istasyonundaki vagonlar, Caharkale'deki PAP1 ve PAP5 otomobil fabrikaları, Goragorsk, Urus-Martan köyü dini eğitim okulu, Urus-Martan köyünde Ahmadov kardeşlerin evi, Urus-Martan köyü dışında General Şamanov'un kadrosunun seçtiği yerler, Şatoy bölgesinde Soni köyü, Caharkale yakınlarındaki Hankale Rus askeri üssü, Tolstoy-Yurt köyünde Bufernaya, Caharkale sanayi bölgesinde askeri karargah bitişiğindeki çukur, Argun şehrindeki askeri karargah, elektrikli aletler fabrikasının idari binaları, Goragorsk yerleşim merkezindeki hangar, Tolstoy-Yurt köyünün sebze deposu, Caharkale, Gudermes, Cervlennaya ve Kadi-Yurt'taki seyyar hapishaneler, Caharkale'deki Kızıl-Çekiç fabrikasının kompartmanları ve Çeçenistan' da Rus kuvvetlerinin konuşlandığı her yerde kazılan çukurlar.
Kaynak: Özel röportaj, bu bilgiler rapor hazırlanırken bizzat Filtrasyon Kampları Mağdurları Derneği Başkanı Vahah Bançayev'den temin edilmiştir.
Forgotten Terror, Chechnya Kasım 2001 , The Norwegian Helsinki Committee, Sayfa 8, http://www.nhc.no/engelsk/reports/country/0 checnya.html
(29) The non-selective use of force, MEMORIAL
(30) Chechen Refugee Question, Caucasus Foundation Report October 2001, By Fehim Tastekin,
http://www.kafkas.org.tr/ajans/chechen_refugee_question.htm
(31) age
(32) age
(33) Human Rights Watch, Chechen Refugees Pressured to Return, Camp Authorities Cut Rations for Some, http://www.hrw.org/press/1999/dec/chech1217.htm
(34) Summary Record of the 1135th Meeting of the Committee, www.unhchr.ch/tbs/doc.nsf
(35) Cenevre Sözleşmeleri, Ek. II. Protokol MADDE 17 (1): "Sivillerin güvenliği ile ilgili olmadıkça ve kaçınılmaz askeri nedenler gerektirmedikçe, çatışmayla ilgili gerekçelerle sivil halkın yerlerinden edilmesi emredilemez. Yerinden çıkarılma eylemi gerçekleştirilmesi zorunlu olduğu takdirde, sivil halkın tutulacağı yerde yeterli tüm beslenme, sağlık, temizlik, barınma ve güvenlik şartlarının bulunması için mümkün olan her türlü önlemler alınmalıdır."
(2) Siviller çatışmayla ilgili nedenlerden dolayı kendi topraklarını terk etmeye zorlanamaz.
(36) Putin'e göre savaş bitti, 18.04.2002, Ajans Kafkas, http://www.kafkas.org.tr/ajans/2002/nisan/18.04.2002_putine_gore_savas_bitti.htm
(37) Forgotten Terror, Norwegian Helsinki Committee
(38) Rusya Federasyonu'nun taraf olduğu insan hakları ve insancıl hukuk (savaş hukuku) sözleşmeleri ve imza tarihleri şöyledir:
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi-05.05.1998
2. İşkencenin ve Gayri İnsani yada Küçültücü Ceza veya Muamelelerin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi-1998
3. 1949 Tarihli Dört Cenevre Sözleşmeleri ve bunlara Ek 1977 Tarihli İki Protokol-29.09.1989
4. İşkencenin ve Diğer Zalimane, Gayrı-İnsani veya Aşağılayıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesine Dair Sözleşme-1987
5. Kişisel ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme-1976
6. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme-1976
7. Her Çeşit Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme-1969
Rusya Federasyonu, 13.01.1992 tarihinde Sovyetler Birliği'nin uluslararası anlaşmalardaki yükümlülüklerini üstlendiğini bildirmiştir.
(39) MEMORIAL, 12-13 Şubat 2002, "Mopping Up" Operations in the Village of Tsotsin-Yurt,
http://www.memo.ru/eng/memhrc/texts/tsotsin2.shtml
(40) MEMORIAL, Aralık 30, 2001 - Ocak 3, 2002, Myths and Truth about Tsotsin-Yurt, http://www.memo.ru/eng/memhrc/texts/mythtruth.shtml
(41) Forgotten Terror, Norwegian Helsinki Committee
(42) MEMORIAL, 27.03.2002, Appeal to the UN Commission for Human Rights, http://www.memo.ru/eng/memhrc/texts/app0302.shtml
(43) Ek.1'de bu raporlardan bir kısmının listesi yer almaktadır.
(44) Human Rights Watch, March 2001, The "Dirty War" in Chechnya: Forced Disappearances, Torture, And Summary Executions, http://www.hrw.org/reports/2001/chechnya/index.html

 

Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı
Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Link

ler