S
O N U Ç
2001'de
Çeçenlerin Abhazya'ya girmekteki hedefine ilişkin şöyle
bir senaryo üzerinde durulmaktaydı:
"Çeçenlerin yer aldığı bir saldırı planıyla Kodor'da
oluşturulacak sıcak nokta Rusya'ya karşı güneyde açılmış
yeni bir cephe olacaktı. Böylece Rusya, Abhazya'da savaşa
sürüklenecek ve Çeçenistan'daki askeri gücünü buraya kaydırmak
zorunda kalacaktı."
Çeçenlerin Rusya'yı iki ayrı yerde uğraştırmak gibi bir
amacı olabilir ama ikinci cephenin Abhazya'da açılmak istendiği
iddiasını destekleyecek ikna edici kanıtlar ortaya çıkmış
değil.
Ruslan
Gelayev'e yakın isimler onun Abhazya üzerinden Soçi'ye gitmek
istediği ve Rus topraklarında saldırılar düzenlemeyi düşündüğünü
ifade etmişlerdir.
Kodor'a
girme planının arkasında Tiflis'in olduğu farz edildiğinde
akla gelebilecek senaryolardan birisi şudur: Kodor'a girilerek
Abhazya'nın Sohum yolunda ne kadar direnç sahibi olabildiği
ölçülmüş oldu. Bunu test etmek Tiflis açısından önemliydi.
Çünkü Kodor geçidinin bitimi başkent Sohum'a açılıyor. Şayet
Çeçenler Kodor'da başarılı olsaydı arkasından Gürcü birlikleri
takviye gücü olarak gelip Sohum'u ele geçirecekti.
Gürcistan,
Güney Osetya ve Abhazya'da Barış Misyonu adı altında varlığını
sürdüren Rusya'nın ahtapot gibi kendini saran kollarını
birer birer kesmek niyetinde.
Aslında
Kodor'da olup bitenler üzerine hem Rusya'nın hem de Gürcistan'ın
ne tür hesaplar içerisinde olduğu tam olarak ortaya konulabilmiş
değil ancak olayların geliş tarzı ve seyrine bakarak bir
takım çıkarsamalar yapmak mümkün olabilmektedir.
Gürcistan'ın
beklentileri açısından meseleye bakıldığında Kodor'daki
istikrarsızlık bir şekilde NATO ve Amerikan varlığına meşruiyet
zemini hazırlayan bir süreç olarak görülebilir.
Kodor'da yaşanan gerginlik Tiflis'in eline Rusya'yı bölgeden
atmak için bazı gerekçeler vermiştir. Kodor krizinin ardından
Gürcistan Parlamentosu'nun Rus Barış Gücü'nün görev süresinin
uzatılmaması yönünde aldığı karar bu çerçevede hatırlanması
gereken bir adımdır.
Rusya
da bu gerginlikler sayesinde Güney Osetya ve Abhazya'nın
kendisine olan ihtiyacını hissettirme fırsatını elde etmiştir.
Bir
tarafta Rusya, Çeçenleri uluslararası terörist ve El-Kaide
ile bağlantılı tehlikeli gruplar olarak ilan edip kendi
hinterlandı olarak gördüğü bölgelerde elinin serbest bırakılmasını
istemekte ve Kafkasya'da olası hareketlere karşı uluslararası
toplumdan ve hakim güçlerden anlayış beklemektedir.
Amerika, 11 Eylül sonrası "uluslararası terörizmle
mücadele kampanyası"na aldığı açık çekler nedeniyle
Rusya'yı memnun etmek durumunda kalırken Tiflis de Amerika'dan
5-6 yıldan beri gördüğü askeri ve siyasi desteği sürekli
kılmaya çalışıyor. Tabi bu çatışma halindeki güç dengeleri
karşısında tüm taraflar kendi terazilerini daha hassas hale
getirmek zorunda hissediyor. Sözgelimi Şevardnadze'nin bir
süre öncesine kadar "okumuş adam" olarak tanımladığı
Gelayev ile ilgili sözlerinden bir yıl sonra vazgeçer duruma
gelmesi, [208] yeni dengeler ışığında Çeçenlerle daha farklı
bir ilişki dönemine girildiğinin göstergesi sayılabilir.
Gürcistan,
Rusya'nın kendi ülkesindeki varlığını sona erdirmek için
uluslararası toplumun da desteğini arkasına alarak yoğun
bir diploması çabası içinde. Akhalkalaki, Batum, Vaziani
ve Gudauta üslerinin boşaltılması için yapılan girişimler
1999'da İstanbul'daki AGİT zirvesinde aldığı bir taahhüt
ile mevzi kazanmış ve geçen zaman zarfında iki üssün [209]
boşaltılmasıyla zaferin yarısı elde edilmiş oldu. Tiflis'in
zayıf devlet yapısına rağmen uluslararası taleplerle örtüşen
çıkışlarıyla Rusya'nın baskı ve nüfuz savaşını belli bir
mesafede tutmayı başardı.
Sohum
açısından meselenin sonucuna bakılacak olursa; Abhazya,
Gürcü-Abhaz savaşın mutlak olarak askeri galibi olan taraftır.
Şimdi bu zaferi barış masasında taçlandırmak durumunda.
En azından Abhazların arzu ettiği pozisyon bu. Bu nedenle
Abhazya ikinci bir savaşa ihtiyaç duymayan taraftır. Gürcü
iktidarı Abhaz-Gürcü ihtilafının çözümünde uluslararası
toplumdan gördüğü destek nedeniyle savaş seçeneğini şimdilik
sahne dışında tutmaya çalışıyor gözükse de kimi hükümet
üyeleri ve kamu otoritelerinden açık yada gizli destek gören
fakat kontrol dışı gösterilmeye çalışılan militan gruplar
[210] istikrarsızlık ortamından medet ummaktadır. Bu gruplar
ve bunların uzandığı siyasi çevrelerin arzu ettiği şey 1993
yenilgisinin rövanşını almak ve Abhazya'yı yeniden kazanmaktır.
Bunun aracı da savaştır.
Ancak bu terör gruplarıyla ilgili Gürcü tarafından da farklı
değerlendirmeler gelmektedir. Sözgelimi sık sık İngur nehri
soyunca eylem yapan ve Gal'de silahlı eylemlerde bulunan
grupların asıl amacının Abhazya'ya uygulanan ambargoyu fırsat
bilerek sınırda kaçakçılık yapmak olduğu ve çıkartılan gürültülerin
de bu yasadışı çarkı örtmek amacını taşıdığı söylenmektedir.
[211]
NATO
tatbikatında bile Uluslararası Ortak Güce bağlı askeri birliklerin
Gürcü mültecilerin evlerine döndürülmesi ve çıkacak yerel
muhalefetin etkisiz hale getirilmesi sahnelenmiştir. Bütün
bunlar Gürcistan'ın ne denli savaş seçeneğini hesaba katıp
katmadığını görmek için değerlendirme dahilinde tutulması
gereken göstergelerdir. Batı ve Amerika Şevardnadze varken
Kafkasya'da istikrar arayışlarına ivme kazandırıp elde edebileceği
maksimum sonuçları düşünmektedir. Abhazya ile tekrar savaşa
girmenin bazı kesimlerin rüyasındaki başarıyı getirmeyeceği,
tam tersi kontrol dışı olan ekonomiyi ve sosyal istikrarı
iyiden iyiye bataklığa sürükleyeceğinin en fazla farkında
olanlardan biri Şevardnadze'dir. Fakat Şevardnadze'nin savaş
karşıtı görünmeye iten şey şu an uluslararası aktörlerin
kesin olarak kendisine verdiği destekten aldığı cesaret
ve bu desteğin Abhazya'yı dize getireceğine dair beslediği
umutlardır. Bu desteğin Abhazya'yı boyun eğdirmeye yetmediğinin
ortaya çıkması durumunda takınılacak tutum ise belirsizdir.
Yada Abhaz tarafının dediği gibi Amerika'nın desteği ile
Gürcistan bugün olduğundan çok sorunlarından kurtulmuş bir
ülke durumuna geldiğinde sahip olduğu cesareti Abhazya'ya
karşı silahı tercih etmek yönünde kullanacak mı, kullanmayacak
mı? Zaman kimi senaryoları haklı kimilerini haksız çıkaracaktır.
[208]
Şevardnadze, 02.09.2002'de düzenlediği bir basın toplantısında
"Bir yıl önce Gelayev'i okumuş bir kişi olarak tanıtmış
olmaktan pişman mısınız" sorusuna şu cevabı veriyordu:
"Boş yere bu konuda benimler uğraşılıyor. Evet ben
gerçekten Ruslan Gelayev'in okumuş adam olduğunu söyledim.
Bildiğime göre bu gerçekten de böyledir. Ama okumuş haydutlar
az mıdır? İstediğin kadar bunların örneklerini sayabilirsin.
Bizde suç işleyip de hapiste cezasını çeken okumuş adam
örneği az değil." Gelayev polemiği, Ajans Kafkas, 02.09.2002
[209] Rusların kullandığı Gürcistan'daki Vaziyani Askeri
Üssü boşaltıldıktan sonra Türkiye tarafından modernize edildi.
Bu üste şimdi ABD askeri uzmanları Gürcü askerlerini eğitiyor.
Abhazya'daki Gudauta
üssü ise boşaltıldı ancak Gürcistan, Rus ve Abhaz yetkililerin
bu konudaki açıklamalarından tatmin olmuş değil. Gudauta'nın
boşaltılma sürecinde yerel halk eylem yaparak üssün kapatılmamasını,
kapatılacaksa da en azından içindeki askeri araç gereçlerin
Abhazya'ya bırakılmasını istemişti.
[210] Özellikle Orman Kardeşler ve Beyaz Lejyon adlı iki
örgüt üyelerinin Gürcü televizyon ve radyolarına çıkıp açıklama
yapma ve eylemler gerçekleştirme konusundaki rahat tutumları
dikkat çekici bir durumdur. Silahlı eylemlere karıştıkları
bilinen bu örgütlerin Gürcistan içerisinde engellenmemesi
kamu otoriteleri tarafından tolera edildikleri kanısını
uyandırmaktadır.
[211] Gürcistan Gençlik ve Spor Dairesi Genel Müdürü Mamuka
Maisuradze, Abhazya'ya karşı savaşı savunanlar ile silahlı
eylemlerde bulunan Beyaz Lejyon ve Orman Kardeşler örgütleri
hakkında şunları söylüyor: "Sözünü ettiğiniz politik
çevreler Gürcistan'da çok güçlü değiller. Diğer iki örgüt
de öğle. Çıkarılan tüm gürültüler sınırda kaçak mal trafiği
üzerindeki kontrol kavgasından kaynaklanıyor. İngur nehrindeki
kaçak mal girişi bizim ekonomimizi olumsuz etkiliyor. Bu
durum Abhaz kriminal gruplarla birlikte çalışan bu örgütlerin
de işine yarıyor. Çünkü oradan büyük paralar elde ediyorlar.
Kavganın asıl nedeni bu." Fehim Taştekin, Giderilemeyen
korkular ve Gürcistan'ın halk diplomasisi, Ajans Kafkas,
10.06.2002