| NGO’ların
Kafkasya deneyimi
Eylül
1999’dan itibaren 401 bin insanın mülteci durumuna düşmesiyle
trajik Çeçen tarihinin sahifeleri akıl almaz hikayeleri konuk
ederken, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği(UNHCR)’nin ilk yardım
konvoyunun Stavropol’dan İnguşetya’ya ulaştığı 1 Ekim 1999’dan
itibaren de insani yardım gönüllüleri ve görevlileri bölgede
risklerle dolu çok sayıda tecrübenin sahibi oldular ve olmaya
devam ediyorlar. [1]
1990 sonrasında
patlak veren politik krizler ve 1994’den beri süregelen savaş
ortamı Çeçenistan’ın ekonomik kaynaklarını bazı sektörlerde
daraltıp bazı sektörlerde de tamamen kurutunca her alanda
yasadışılık büyük bir hızla tırmanışa geçti. Bir noktadan
sonra da toplumun genel yapısı ve karakteriyle çatışma halinde
olmasına rağmen kimi kesimlerde yasadışılık kural haline geldi.
Rusya
Federasyonu’na karşı bağımsızlık kavgasında 11 yılı geride
bırakan Çeçenistan’da fiili bir savaş hali hala devam ediyor.
Bunun yanında savaştan daha az öneme sahip olmayan fidye için
adam kaçırma, soygunculuk, rüşvet alma şeklinde yürüyen suç
mekanizması geleneksel Çeçen kültürünün dokusunu tahrip etmekle
kalmıyor, tamiri 10 yıllar alacak toplumsal bir kangren olma
yolunda hızla ilerliyor.
Bu suç
mekanizması Çeçenler’in en fazla yardıma muhtaç olduğu bir
dönemde maalesef uluslararası ve kimi bağımsız yardım teşkilatlarının
çalışmalarını da önemli ölçüde baltalıyor.
Çeçenistan’a
gidecek insani yardımın önündeki en büyük ve başlıca engel
elbette kriminal grupların her an işbaşında oluşları değil.
İnsani
yardım kuruluşları, kendilerine yönelik saldırıların ardından
faaliyetlerini geçici olarak askıya alsalar da Çeçenistan’a
ve Çeçen mültecilere insani yardım ulaştırmaya gayret ettiler.
İnsani
yardımın üssü İnguşetya
İnsani
yardım organizasyonlarının sponsorluğunda aslan payı Avrupa
Birliği, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Dünya Gıda Programı(WFP),
UNICEF gibi BM organizasyonlarına düşüyor. Kuzey Kafkasya’da
çalışan 30 uluslararası NGO’dan sadece üçte biri Çeçenistan’da
faaliyet gösteriyor. Rehabilitasyon ve Gelişme Ajansı, İngiltere
menşeli Islamic Relief, Kurtuluş Ordusu[2]
ve Avusturya yardım teşkilatı “Austrian Hilfswerk” bu kuruluşlardan
sadece birkaçı.
Birçok
nedenden dolayı insani yardım kuruluşlarının üs edindikleri
yer Çeçenistan değil, Çeçen mültecilerin en yoğun olarak bulunduğu
komşu cumhuriyet İnguşetya. İlk başta bunun nedeni mültecilerin
burada yoğunlaşmış olmasıydı. Daha sonra güvenlik ihtiyacı
bu yoğunluğu kalıcı kıldı. Ancak bir dönem sonra geçişlerin
riskli olması nedeniyle Çeçenistan’a yardımların sağlıklı
ve zamanında ulaştırılamaması nedeniyle insanlar da insani
yardımın kaynağına yani İnguşetya’ya akın etmek durumunda
kalmıştır.
İnguşetya’daki
mülteci sayısı en yoğun döneminde 350 bin olarak ifade edilmekteydi.
Ama ortalama bu cumhuriyetteki mülteci sayısı 150-220 bin
civarında seyredegeldi.
Nazran’daki
insani yardım kuruluşları kendi bürolarına yapılan ani denetim
baskınlarından oldukça şikayetçiler. Yardım konvoyları yola
çıkacakken kendilerini Rus yanlısı Çeçen yönetiminin temsilcileri
yada Mülteci Departmanı yetkilisi olarak tanıtan kişilerin
ofislere girerek sertifika ve belge soruşturması yapması bıktırıcı
sürecin bir başka parçasını teşkil ediyor.
Adı
konmamış engeller: Bürokratik aşmaz
Uluslararası
yardım kuruluşlarının önündeki en büyük engel bürokratik süreçte
yaşanan devasa sıkıntılardır. Rusya Federasyonu, vize ve çalışma
izni kozunu bu yardım kuruluşlarına karşı çok etkili bir şekilde
elinde tutmaktadır.
İnsani
yardım kuruluşlarına Çeçenistan’da çalışma izni ve çalışanlarına
verilecek vizeler aylarca süren bir hengameden geçmektedir.
Büyük felaketler içinde olan insanların kendilerine gelecek
yardımı aylarca beklemeye tahammülü olmadığı açıktır. Krizler
ve felaketler karşısında yaşanan gecikmeler mevcut durumu
daha da içinden çıkılmaz hale sokabilmektedir.
Yardım
organizasyonlarının felaket bölgesinde yapacakları faaliyetler
için gereken izinler bürokrasinin derin koridorlarında sürüncemede
kaldığı için kimi insani yardım kuruluşları normal vizelerle
bölgeye gitmeyi tercih etmektedir. Ancak bu otomatik olarak
NGO’ları illegal duruma düşürmektedir. Ayrıca bu savaş ortamındaki
olağan güvenlik risklerini olağanüstü duruma yükseltmektedir.
Rusya
Federasyonu’nun normal koşullarda bile çok ağır işleyen bürokratik
süreci söz konusu olan Çeçenistan’a yardım projesi ise daha
da ağırlaşmaktadır. Bu çoğu zaman bölgede çalışmak isteyenleri
illegaliteye mahkum eden faktör haline gelebilmektedir.
Bölgede
NGO görevlisi ve bağımsız gazeteci olarak insani yardım kuruluşlarının
yaşadıkları süreçleri yakından gözlemleyen Oscar Braun’un
tespitlerine göre, Çeçenistan’a girmeyi başaran insani yardım
kuruluşlarından yarıdan fazlası Rusya Federasyonu resmi makamları
nezdinde kayıt sürecini tamamlayabilmiş değil.
[3] Bu da ağır işleyen ve engellerle dolu bürokratik
sürecin beklenen bir sonucu.
Rus resmi
makamlarının ve yasal prosedürlerin maharetiyle bölgede illegal
iş yapmak legal iş yapmaktan daha kolay ve cazip hale getirilmiş
durumda. Aslında çok fazla dillendirilmeyen bir gerçek var:
Tüm yasal süreç tamamlansa bile bu sefer de özellikle insani
yardımın ulaşacağı yere gidinceye kadar karşılaşılan onlarca
kontrol noktasında askeri birimlerce sürdürülen illegalite.
Yani tüm belgelerinizin hazır olması sizin asker ve polislere
rüşvet vermeden hedefinize varabileceğiniz anlamına gelmiyor.
İnsanlar
her köşe başındaki ve yol üzerindeki yetkiliyi, polisi yada
güvenlik görevlisini memnun ederek yani rüşvet vererek çemberleri
aşıyor.
Rusya
Adalet Bakanlığı’na bağlı kayıt dairesi, yardım organizasyonlarından
kurumun yapısı, statüsü, banka hesaplarına ilişkin tüm belgeleri
ve tavsiye mektubunu istiyor. Kabul edilen başvuruların ardından
bu ülkenin Rus gizli servisleri detaylı soruşturmalar yapıyor.
Bir süre
önce Çeçenistan için işleyen Rus bürokrasisine bir yenisi
daha eklenerek her NGO’nun BM Mülteciler Yüksek Komiserliği(UNHCR),
Dünya Gıda Programı (WFP), UNICEF ve AB gibi finansör kurumlarla
birlikte çalışması zorunluluğu getirildi. Ayrıca organizasyonun
resmi kaydının hem Rusya Federasyonu hem de Çeçenistan Cumhuriyeti’nde
olması şarta bağlandı.
NGO Çeçenistan’a
girmek istediği tarihten beş gün önce Çeçenistan hükümeti
ve bölgedeki FSB’ye gidilecek yer, yol güzergahı, amaçlar
ve konaklanılacak mekanlar konusunda bilgi vermesi gerekiyor.
Yardım konvoyuna Rus güvenlik görevlisi veya Çeçen hükümet
yetkilisi eşlik ederken NGO’ların kendi güvenlik görevlileri
bu yolculuğa katılamıyor.
Rusya’nın
yaklaşımı
Rusya’nın
resmi söylemine göre Çeçenistan’da barışçıl bir yaşamı tesis
etmek için uluslararası örgütlerle aktif bir işbirliği söz
konusu. Çeçenistan’daki sosyal ve ekonomik sorunlardan sorumlu
Rus Bakan Vladimir Yelagin, Ocak 2002’de BM Mülteciler Yüksek
Komiseri Ruud Lubbers’a Rus hükümetinin bu konuda üç görev
üstlendiğini söylüyordu: Çeçenistan’da güvenliği sağlamak,
evleri onarmak ve insanların kendi yaşamlarını sürdürebileceği
ortamı sağlamak.[4]
Ancak
bu sözler üç yıllık hengameli bir süreçten sonra söyleniyordu.
Fakat bu sözlerin üzerinden bugüne kadar geçen süre içinde
NGO’ların kötü deneyimleri kesintiye uğradı mı? Elbette hayır.
En
kolay damga: Casus suçlaması
İnsani
yardım çalışanlarının maruz kaldığı en yaygın suçlama ise
casusluk. Biraz da Sovyetler döneminde kalma alışkanlığın
devamı olarak ister gazeteci ister insan hakları temsilcisi
yada insani yardım kuruluşu çalışanı olsun Çeçenistan’a gelen
her yabancının çok rahat yedikleri damga bu.
Çeçenistan’a
girişteki sorunlar
Bir yardım
konvoyu Nazran’dan Çeçenistan’a giriş yapmak istediğinde başkent
Caharkale’de bulunan Khankale Rus askeri ana karargahı ve
Rus yanlısı Çeçen yönetiminden özel izin almak zorunda.
En temel
handikap bir yardım konvoyu yada NGO çalışanının Nazran’dan
Çeçenistan’a girebilmesi için gereken iznin kilometrelerce
ötede, yolları bin bir çile ve tehlike ile dolu olan başkent
Caharkale’den çıkıyor olması.
Aslında
bu insani yardımın önünde korkunç bir tezgah. İzni almak için
yola çıkan herhangi bir NGO çalışanı bu işleyiş içerisinde
zaten illegal durumda, çünkü giriş izni yok. Bu daha ilk kontrol
noktasında geri gönderilmesi için yeterli bir neden. Bu durumda
ilk kez felaket bölgesine giriş yapacak olanlar Çeçenistan’a
kendi pasaportu ile girebilen bölge insanına yada izni olan
başka bir NGO çalışanına güvenmek durumunda. Bir diğer alternatif
ise illegalitenin kurallarına uymak yani rüşvet vererek kontrol
noktalarından geçerek Caharkale’ye varmak. Bu seçenek aynı
zamanda ölümü yedeğinde taşımak gibi bir şey.
Çeçenistan’daki
Rus askeri birliklerin başındaki General Vladimir Moltenskoy’un
imzasını ve mührünü taşıyan giriş izni olsa bile NGO çalışanları
adım başı durduruldukları her kontrol noktasında farklı engellerle
yüz yüzeler.
Nazran
ile Caharkale arasında 20 kontrol noktasının varlığından bahsediliyor.
Ayrıca Moltenskoy’un mührünün geçerli olup olmadığı bile sıradan
bir askerin inisiyatifine kalmış bir şey. “Bu belge sahte”
denildiğinde yapılabilecek fazla bir şey yok, rüşvet vermek
dışında. Bu uygulama haliyle rüşvet çarkını ayakta tutuyor.
Rüşvet
çarkı Çeçen siviller için de geçerli. Bir Çeçen, otomobili
için 10-30, kamyonu için 50 ruble vermeden kontrol noktasından
öteye bir adım geçemiyor.
Yerel
nüfusun her an yüzleştiği ve savaş sonrasında da bir türlü
başlarından atamayacakları mayın belası, serseri kurşun, zehirli
su gibi tehditler NGO çalışanları için de geçerli.
Çıkan
sorunlar üzerine çoğu zaman içkili olan Rus askerlerle girilen
tartışmalar zaman zaman üzücü sonuçları da beraberinde getirebilmektedir.
Bunun en çarpısı örneğini Uluslararası Kızılhaç Örgütü(ICRC)
çalışanları yaşadı. Mayıs 2001’de Caharkale’de kontrol noktasında
Rus askerleri ile yapılan söz düellosu sonucu silahlar çekildi
ve ICRC çalışanı Arbi İsrailov karnından vuruldu.
Güvenliğiniz
Rus askerine yada Rus yanlısı polise emanet olursa
Yardım
konvoyları uzun bir süreden beri kendilerine tahsis edilen
güvenlik elemanlarıyla Çeçenistan’daki yolculuklarına çıkmak
zorundalar. İlk bakışta adam kaçırma olaylarının sıkça yaşandığı
bölgede bu uygulama güvenlik açısından iyi bir tercih gibi
görünse de hem NGO’lar hem de yardım organizasyonun amacına
ulaşması açısından birtakım sakıncaları da beraberinde getiriyor.
Adam kaçırma
olaylarında FSB ve Rus güvenlik güçlerinin de parmaklarının
olduğuna dair çok sayıda tanık ve delil varken NGO’ların böylesi
bir uygulamaya zorlanmasının dolaylı sonucu bu kuruluşların
bölgeden çekilmesi ve insani yardım kanallarının kurutulması
olacaktır.
NGO’ların
enformasyondaki rolü
NGO’ların
Çeçenistan’a girebilmesinin bir başka faydası şu: Bu insanlar
gözden ırak yapılan operasyonların bir kısmına şahit oluyorlar
yada bu operasyona maruz kalan insanlarla yüzyüze görüşerek
malumat sahibi oluyorlar.
Çeçenistan
ile ilgili birçok gerçek İnguşetya kaynaklı olmasının nedeni
belki de adı konmamış enformasyon trafiğindeki NGO’ların rolüydü.
Bu nedenle
isten insani yardım ister insan haklarını koruma adı altında
olsun Çeçenistan’a girmek isteyen teşkilatların varlığı Kremlin
açısından rahatsız edici ve can sıkıcı bir durum.
Adam
kaçırma olayları
İnsani
yardım kuruluşlarının önündeki en büyük engel çalışanlarının
maruz kaldığı saldırıların yanı sıra kaçırılmaları tehlikesi.
Fidye için adam kaçırma olayları sadece Çeçenistan ve etrafındaki
gerçekleşiyor değil. Özellikle Rusya’nın değişik bölgelerinde
ve hem Kuzey hem Trans-Kafkasya’nın diğer cumhuriyetlerinde
1990 sonrasının en göze çarpan kriminal olayı. Ancak Çeçenistan
savaş ortamının suç şebekelerine verdiği rahat hareket edebilme
yeteneği nedeniyle en fazla öne çıkan cumhuriyet oldu.
Ancak
uluslararası kuruluşların gerek kaçırılma gerekse doğrudan
yaşamlarını tehdit altında olması şeklinde gerçekleşen bu
konudaki deneyimleri sadece Kafkasya ile sınırlı değil. Mesela
1992-1998 arası 140 BM çalışanı öldürüldü, yardım çalışanlarına
yönelik en az 25 kaçırma olayı yaşandı, 50 BM görevlisi ya
tutuklandı yada kayboldu. Aralık 1997’de UNHCR’ye çalışan
bir Fransız bayan Tacikistan’da kaçırıldıktan sonra kurtarma
operasyonu sırasında öldü. Yine Şubat 1997’de 4’ü UNHCR görevlisi,
12’si BM gözlemcisi, birkaç NGO çalışanı ve gazeteciler kaçırılıp
bir süre sonra serbest bırakıldı. 1994-1997 arası UNHCR ile
birlikte çalışan 33 kişi Afrika Büyük Göller bölgesinde insani
yardım uğruna can verdi.
Dağılan
Yugoslavya’da 8 UNHCR görevlisi, 1992’de Saraybosna’ya havadan
gıda yardımı götüren 4 kişilik İtalyan uçuş ekibi öldürüldü.[5]
Çeçenistan
ise adam kaçırma konusundaki kötü şöhretine birinci Çeçen-Rus
savaşının yıkıntıları üzerinde kavuştu. Adam kaçırma olayları
için Rus-Çeçen savaşının Çeçenistan’ın üzerine bıraktığı kötü
bir miras denilse çok fazla abartılı sayılmayabilir. Ve de
1996’da patlak veren adam kaçırma furyasını savaşın getirdiği
sonuçlardan bağımsız anlayabilmek mümkün değil.
Adam kaçırma
olayı sadece Çeçen tandanslı olarak düşünülemeyecek kadar
karmaşık bir olgu. Rus istihbarat servisleri, Rus güvenlik
birimleri, komşu cumhuriyetlerin polis teşkilatları ve diğer
ülke kriminal gruplarının destek ve işbirliği olmaksızın bu
gayr-i ahlaki, gayr-i kanuni ve gayr-i insani işleyişin sürdürülebilmesi
neredeyse imkansız.
Çeçenistan’da
sırf bu işle meşguliyetinden dolayı isim yapmış grup yada
aileler mevcut. Yamadayev kardeşler bunun en çarpıcı örneği.[6]
Etrafında olup bitenden haberdar her Çeçen’in emin olduğu
bir şey var ki, bu ailenin adam kaçırma ile özdeşleşen unvanında
Rus istihbarat servisleriyle yapılan işbirliğinin payı büyük.
Uluslararası
Kızılhaç Komitesi(ICRC)’nden 4 kişinin 1997’de Stariye Atagi’de
öldürülmesi, yine üç İngiliz ve bir Yeni Zelandalı iletişim
uzmanının aynı akıbete maruz kalması içten içe kanayan bu
yararın derinliğini ortaya koydu.
Sınır
Tanımayan Doktorlar Örgütü Hollanda Direktörü Kenneth Gluck’ın
Ocak 2001’de kaçırılması ve ardından öldürülmesi uluslararası
yardım camiasında şok edici bir etki yarattı.
Konvoylara
güvenlik eskortu
10 yılda
700 yabancının kaçırıldığı bölge bu trajik olaylar nedeniyle
insani yardım teşkilatlarının önüne kırmızı bir hat çekti.
Artık bu tarihlerden sonra insani yardım çalışanları kendi
güvenlikleri açısından “bodyguard” kullanmak durumunda kalmaya
başladılar. Ancak bu şans da yukarıda ifade ettiğimiz gibi
bir süre sonra ortadan kaldırıldı. Yardım konvoylarına sadece
Rus yanlısı Çeçen yönetiminin tayin ettiği görevliler eşlik
edecekti.
Rus yada
Rus yanlısı güvenlik görevlilerinin konvoylara eşlik etmeye
başlaması insani yardım çalışanlarının insanlarla rahat diyaloglar
kurmasına, onların gerçek sorunlarının neler olduğunu görmesine
engeller hale geldi.
Görünürde
Rus makamları güvenlik mülahazalarıyla yardım konvoylarına
Rus yada Kremlin yanlısı Çeçen güçlerinin eşlik etmesi gerektiğini
söylüyor. Ancak yardım konvoylarına söz konusu güçlerin eşlik
etmesi çoğu zaman işleri daha da zorlaştırıyor. Çünkü yerel
halk temizlik operasyonu olacağı korkusuyla Rus askeri güçlerini
gördüklerinde evlerinden bile çıkmak istemiyor. Bu konuda
Uluslararası Kızılhaç sözcüsü Eric Ruemann endişelerini şöyle
dile getiriyor: “Moskova’nın Kızılhaç çalışanlarına askeri
eskort konusundaki ısrarı çoğu kez verimliliği düşürüyor.
Askerlerin varlığı Çeçenler’in yardım çalışanlarına güven
duymamasına neden oluyor.” [7]
Adam
kaçırmaya NGO refleksi
İnsani
yardım kuruluşları fazla dikkate alınmayan ama büyük bir fedakarlığın
göstergesi sayılması gereken bedeller ödüyorlar.
Çalışanları
ya öldürülüyor ya kaçırılıyor yada kötü muameleye tabi tutuluyor.
Buna karşılık NGO’lar muhataplarından güvenlik garantisi alabilmek
ve mevcut süreci daha da risklerden arındırmak için yardım
organizasyonlarından ya vazgeçiyor yada askıya alıyor.
NGO’ların
Kafkasya deneyimleri adam kaçırma olayları ve buna gösterilen
tepkiler açısından fazlasıyla zengin.
İnsani
yardım çalışanlarına yönelik tehditlerin en güncel olanları
Nina Davidoviç ve Arjan Erkel olayı. Uluslararası kamuoyu
bu iki olayı tartışırken buna bir de son olarak iki Kızılhaç
çalışanının bir süreliğine kaçırılması olayı eklendi.
Kaçırılan
Kızılhaç çalışanları
13 Kasım
2002’da Radujnoye ve Kerla-yurt yerleşim merkezleri arasında
Niva marka araç kullanan maskeli kişiler Kabardey-Balkar istikametinde
giden iki çekici ve bir arazi aracından oluşan Kızılhaç yardım
konvoyunu durdurarak görevli Alexander Panov ve Musa Satushev’i
kaçırdılar.[8] Kaçırılanlar fidye alınmaksızın 17 Kasım’da
serbest bırakıldı.[9]
ICRC Sözcüsü
Vincent Lusser, güvenlik kaygılarının hat safhada olmasına
karşın Çeçenistan’da yardımlara ara verme konusunda bir planlarının
olmadığını açıkladı.[10]
Fransız
yardım teşkilatı Equilibre’nin ekibi, Mahaçkale’de Ağustos
1997’de 3 aylığına kaçırıldı. Serbest bırakılmaları için yüklü
miktarda fidye ödendi.[11] Kızılhaç hariç tüm kuruluşlar bölgeden
çekildi. MSF ise bölgeye ancak 1999’da Çeçen-Rus savaşı patlak
verince tekrar geri döndü.
Vincent
Cochetel olayı
UNHCR Komiseri bayan Sadako Ogata, Cenevre’deki UNHCR binasından
Place des Nations’a doğru yapılan sessiz yürüyüşte 29 Ocak
1998’de kaçırılan ve üç aydır kendinden haber alınamayan UNHCR
Vladikavkaz Bürosu Başkanı Fransız Vincent Cochetel’in akıbetini
soruyordu. Vincent Cochetel, Gürcistan, Güney Osetya, Çeçenistan’dan
gelen mültecilere ve iç göçmenlere yönelik yardımları organize
ediyordu.
29
Nisan 1998’de UNHCR’nin organize ettiği bu eylemde Ogata şöyle
diyordu:
“Geçtiğimiz
yıllarda insani yardım kuruluşları çalışanları her yerde mağdur
oldular. Muhtaçlara yardım eden bu insanların cinayete kurban
gitmesi, rehin alınmaları ve her tür şiddete maruz bırakılmaları
fevkalade çirkin bir durumdur. Tüm devletlere çağrıda bulunuyor
ve yardım kuruluşları çalışanlarının güvenliğini sağlamalarını
talep ediyorum. Uluslararası toplum ve yerel yönetimler ellerinden
gelen her tür gayreti göstererek, şu anda esarette bulunanların
serbest bırakılmalarını sağlamalıdırlar.”[12]
Gluck’ın
kaçırılması
Amerikalı
insani yardım çalışanı Kenneth Gluck, 9 Ocak 2001’de Çeçenistan’ın
başkenti Caharkale’den 20 kilometre ötede bulunan Stariye
Atagi’yi ziyaret ettikten sonra silahlı kişiler tarafından
kaçırıldı.[13] MSF Kafkasya Misyonu Direktörü Kenneth Gluck,
3 Şubat’ta serbest bırakıldı.
Gluck
serbest bırakıldıktan sonra Moskova’daki basın toplantısında
kendisini kimin kaçırdığına ilişkin bir açıklama yapmadı.[14]
Ama Amerikalı
NGO çalışanını eski KGB-FSB ajanlarının kaçırdığına dair bazı
spekülasyonlar yok değildi. Hatta Gluck’ın özel bir operasyonla
kurtarıldığı yönündeki FSB Sözcüsü Alexander Zdanoviç’ten
gelen açıklamalar da gerçekçi bulunmadı. Kaçırılan insanların
kurtarılmasına yardımcı olduğu söylenen Rus ordusundan emekli
general Vyatçeslav İzmailov, Novaya Gazeta’ya adam kaçırma
olaylarının Rus gizli servisler ve Çeçen ortaklarının desteği
ile içeriden yapıldığını açıklamıştı.[15]
Avrupa
Komisyonu da Gluck’ın kaçırılması olayıyla yakından ilgiliydi.
Komisyon bir taraftan insani yardım organizasyonlarının önündeki
prosedürlerin ağır olmasını eleştirirken diğer taraftan Gluck’ın
kaçırılmasıyla askıya alınan yardım operasyonlarına yaklaşık
bir ay sonra start verme kararı alıyordu. Komisyonun Rus makamlarına
yaptığı uyarıda “İnsani yardımların Çeçenistan’a ulaştırılmasındaki
mevcut durumun son derece iyileştirilmeye ihtiyacı var” deniliyordu.[16]
Uluslararası
Kızılhaç Örgütü, Gluck’ın kaçırılmasına yardımları durdurma
ile karşılık vermedi. Aslında örgüt birkaç çalışanının Çeçenistan’da
öldürülmesi nedeniyle elemanlarını bölgeden çekmişti.
Örgütün
sözcüsü Eric Ruemann’a göre yaşlı ve hastalara bakmakla yükümlü
55 yerel Çeçen, Kızılhaç’ın yardım programı için tam mesai
çalışmaya devam ediyordu.[17]
Avrupa
Komisyonu’nun yardım organizasyonu İnsani Yardım Ofisi(ECHO)’nin
finansmanlığında yardım faaliyetleri yürüten Sınır Tanımayan
Doktorlar Örgütü Hollanda Bölüm Başkanı Gluck’ın kaçırılmasına
ilişkin AB Yardım Komiseri Poul Nielso’nun tepkisi şöyleydi:
“Ben bu
adam kaçırma olayını şiddetli bir şekilde kınıyorum. İnsani
organizasyonların zor zamanda yardım çalışmalarını serbestçe
yapamaması kabul edilebilir bir durum değil. BM organizasyonların
ve NGO’ların Çeçenistan’da güvenlik içinde çalışmaları ve
geçişleri konusunda ilerleme sağlanmasına duyulan ihtiyaç
açıktır.” [18]
Uluslararası
insani yardım kuruluşlarının karşı karşıya bulunduğu tüm risklere
rağmen yardımların bir koldan da devam ettiği malum.
Gluck’ın
serbest bırakılmasıyla BM ve Avrupa Komisyonu Çeçenistan’a
yeniden insani yandım göndermeye başladı. BM Mülteciler Yüksek
Komiserliği’nin yardım konvoyu 15 Şubat 2001’de Çeçenistan’a
yola çıktı.[19]
Sözgelimi
5 Nisan’da Çeçenistan’a gönderilmek üzere BM Mülteciler Yüksek
Komiserliği, Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü ve Danimarka
Konseyi’nin yiyecek ve giyeceklerle dolu 25 araçlık yardım
konvoyu İnguşetya’nın başkenti (eski) Nazran’a ulaştı.[20]
22 Şubat
2001’de ECHO, Danimarka Mülteci Konseyi gibi aracı kuruluşlarla
yürüttüğü Çeçenistan’daki yardım programını Kenneth Gluck’ın
serbest bırakılmasıyla tekrar harekete geçirdi.[21]
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
[1]
İlk konvoyda 4 kamyon, 80 tonluk acil yardım malzemesiyle
10 saatlik gece yolculuğunun ardından Stavropol’dan Nazran’a
ulaşmıştı. Rus bombardımanından kaçan mülteciler o tarihlerde
yoğun olarak İnguşetya’nın Sunjinski bölgesinde bulunuyordu.
(UNHCR Sözcüsü Kris Janowski’nin 1 Ekim 1999’de Cenevre’de
yaptığı basın toplantısında aktardığı bilgiler.)
[2]
Kurtuluş Ordusu (The Salvation Army), 1865 yılında Londra’da
kurulmuş bir Hıristiyan yardım örgütüdür. Bugün 80’in üzerinde
ülkede örgütlenmiş durumdadır.
[3]
Oscar Braun, Obstacles to Humanitarian Aid in the Northern
Caucasus, Prague Watchdog, September 26th 2001, www.watchdog.cz
[4]
Russia, humanitarian agencies actively cooperate in Chechnya,
ITAR-TASS, 17 Jan 2002
[5]
Ogata condemns violence against aid workers, calls for hostage
release, UNHCR Press Releases, 29 Apr 1998
[6]
Çeçenistan'da Uluslararası Kızılhaç Komitesi çalışanları Alexander
Panov ve Musa Satushev’in 13 Kasım 2002’de kaçırılmasının
altından Ruslarla işbirliği yaparak adam kaçırmakla ünlü Yamadayev
kardeşler çıktı. Rus yanlısı Çeçen yönetiminin temsilcilerinden
Taus Cabrailov, kaçırma olayından Sulim Yamadayev'in sorumlu
olduğunu açıkladı. Kaynak: Kaçırılan İki Kızılhaç Çalışanı
Serbest, Ajans Kafkas, 18.11.2002
[7]
Red Cross to stay in Chechnya despite kidnapping of US aid
worker, Agence France Presse, 9 Feb 2001
[8]
Kızılhaç çalışanları kaçırıldı, Ajans Kafkas, 14.11.2002
[9]
Kaçırılan İki Kızılhaç Çalışanı Serbest, Ajans Kafkas, 18.11.2002
[10]
Red Cross kidnapping highlights daily insecurity in Chechnya,
Agence France Presse, 4 Nov 2002
[11]
Russia: Gunmen snatch Dutch worker, Europe Intelligence Wire,
14 Aug 2002
[12]
Ogata condemns violence against aid workers, calls for hostage
release, UNHCR Press Releases, 29 Apr 1998
[13]
American aid worker kidnapped in Chechnya, Associated Pres,
11 Jan 2001
[14]
Freed US aid worker leaves Russia for home, Agence France
Presse, 9 Feb 2001;
UN, European Commission resume aid to Chechnya, The Associated
Pres, 20 Feb 2001,
[15]
Freed US aid worker contradicts Kremlin about his release,
AFP, 8 Feb 2001,
[16]
UN, European Commission resume aid to Chechnya, The Associated
Pres, 20 Feb 2001,
[17]
Red Cross to stay in Chechnya despite kidnapping of US aid
worker, Agence France Presse, 9 Feb 2001
[18]
EU suspends humanitarian aid activity in Chechnya , XINHUA
NEWS AGENCY, 15 Jan 2001
[19]
UN, European Commission resume aid to Chechnya, The Associated
Pres, 20 Feb 2001,
[20]
Humanitarian agencies not to cut aid to Chechnya, ITAR-TASS,
05 May 2001
[21]
Chechnya: Commission resumes deliveries of humanitarian aid,
Europe Intelligence Wire, 23.2.2001
|