Kafkas Vakfı Raporları VI
Hükümet Dışı Organizasyonların Önündeki Engeller
İNSANİ YARDIMIN KAFKASYA'DA
ATEŞLE DANSI
Fehim Taştekin
İnsani Yardım Teşkilatları Paris Konferansı
Ocak 2003 PARİS

İçindekiler

NGO'ların Kafkasya deneyimi
İnsani yardımın üssü İnguşetya
Adı konmamış engeller: Bürokratik aşmaz
Rusya'nın yaklaşımı
En kolay damga: Casus suçlaması
Çeçenistan'a girişteki sorunlar
Güvenliğiniz Rus askerine yada Rus yanlısı polise emanet olursa
NGO'ların enformasyondaki rolü
Adam kaçırma olayları
Konvoylara güvenlik eskortu
Adam kaçırmaya NGO refleksi
Kaçırılan Kızılhaç çalışanları
Vincent Cochetel olayı
Gluck'ın kaçırılması
Osetya'dan güvenlik garantisi
Arbi İsrailov olayı
Davidoviç'in kaçırılması
Arjan Erkel'in kaçırılması
NGO'ları caydırma çalışmaları
Gürcistan'daki durum
Abhazya: Çok özel bir durum

SONUÇ
Bağımsız organizasyonlar ve 11 Eylül'ün olumsuz yansımaları

NGO’ların Kafkasya deneyimi

Eylül 1999’dan itibaren 401 bin insanın mülteci durumuna düşmesiyle trajik Çeçen tarihinin sahifeleri akıl almaz hikayeleri konuk ederken, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği(UNHCR)’nin ilk yardım konvoyunun Stavropol’dan İnguşetya’ya ulaştığı 1 Ekim 1999’dan itibaren de insani yardım gönüllüleri ve görevlileri bölgede risklerle dolu çok sayıda tecrübenin sahibi oldular ve olmaya devam ediyorlar. [1]

1990 sonrasında patlak veren politik krizler ve 1994’den beri süregelen savaş ortamı Çeçenistan’ın ekonomik kaynaklarını bazı sektörlerde daraltıp bazı sektörlerde de tamamen kurutunca her alanda yasadışılık büyük bir hızla tırmanışa geçti. Bir noktadan sonra da toplumun genel yapısı ve karakteriyle çatışma halinde olmasına rağmen kimi kesimlerde yasadışılık kural haline geldi.

Rusya Federasyonu’na karşı bağımsızlık kavgasında 11 yılı geride bırakan Çeçenistan’da fiili bir savaş hali hala devam ediyor. Bunun yanında savaştan daha az öneme sahip olmayan fidye için adam kaçırma, soygunculuk, rüşvet alma şeklinde yürüyen suç mekanizması geleneksel Çeçen kültürünün dokusunu tahrip etmekle kalmıyor, tamiri 10 yıllar alacak toplumsal bir kangren olma yolunda hızla ilerliyor.

Bu suç mekanizması Çeçenler’in en fazla yardıma muhtaç olduğu bir dönemde maalesef uluslararası ve kimi bağımsız yardım teşkilatlarının çalışmalarını da önemli ölçüde baltalıyor.

Çeçenistan’a gidecek insani yardımın önündeki en büyük ve başlıca engel elbette kriminal grupların her an işbaşında oluşları değil.

İnsani yardım kuruluşları, kendilerine yönelik saldırıların ardından faaliyetlerini geçici olarak askıya alsalar da Çeçenistan’a ve Çeçen mültecilere insani yardım ulaştırmaya gayret ettiler.

İnsani yardımın üssü İnguşetya

İnsani yardım organizasyonlarının sponsorluğunda aslan payı Avrupa Birliği, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Dünya Gıda Programı(WFP), UNICEF gibi BM organizasyonlarına düşüyor. Kuzey Kafkasya’da çalışan 30 uluslararası NGO’dan sadece üçte biri Çeçenistan’da faaliyet gösteriyor. Rehabilitasyon ve Gelişme Ajansı, İngiltere menşeli Islamic Relief, Kurtuluş Ordusu[2] ve Avusturya yardım teşkilatı “Austrian Hilfswerk” bu kuruluşlardan sadece birkaçı.

Birçok nedenden dolayı insani yardım kuruluşlarının üs edindikleri yer Çeçenistan değil, Çeçen mültecilerin en yoğun olarak bulunduğu komşu cumhuriyet İnguşetya. İlk başta bunun nedeni mültecilerin burada yoğunlaşmış olmasıydı. Daha sonra güvenlik ihtiyacı bu yoğunluğu kalıcı kıldı. Ancak bir dönem sonra geçişlerin riskli olması nedeniyle Çeçenistan’a yardımların sağlıklı ve zamanında ulaştırılamaması nedeniyle insanlar da insani yardımın kaynağına yani İnguşetya’ya akın etmek durumunda kalmıştır.

İnguşetya’daki mülteci sayısı en yoğun döneminde 350 bin olarak ifade edilmekteydi. Ama ortalama bu cumhuriyetteki mülteci sayısı 150-220 bin civarında seyredegeldi.

Nazran’daki insani yardım kuruluşları kendi bürolarına yapılan ani denetim baskınlarından oldukça şikayetçiler. Yardım konvoyları yola çıkacakken kendilerini Rus yanlısı Çeçen yönetiminin temsilcileri yada Mülteci Departmanı yetkilisi olarak tanıtan kişilerin ofislere girerek sertifika ve belge soruşturması yapması bıktırıcı sürecin bir başka parçasını teşkil ediyor.

Adı konmamış engeller: Bürokratik aşmaz

Uluslararası yardım kuruluşlarının önündeki en büyük engel bürokratik süreçte yaşanan devasa sıkıntılardır. Rusya Federasyonu, vize ve çalışma izni kozunu bu yardım kuruluşlarına karşı çok etkili bir şekilde elinde tutmaktadır.

İnsani yardım kuruluşlarına Çeçenistan’da çalışma izni ve çalışanlarına verilecek vizeler aylarca süren bir hengameden geçmektedir. Büyük felaketler içinde olan insanların kendilerine gelecek yardımı aylarca beklemeye tahammülü olmadığı açıktır. Krizler ve felaketler karşısında yaşanan gecikmeler mevcut durumu daha da içinden çıkılmaz hale sokabilmektedir.

Yardım organizasyonlarının felaket bölgesinde yapacakları faaliyetler için gereken izinler bürokrasinin derin koridorlarında sürüncemede kaldığı için kimi insani yardım kuruluşları normal vizelerle bölgeye gitmeyi tercih etmektedir. Ancak bu otomatik olarak NGO’ları illegal duruma düşürmektedir. Ayrıca bu savaş ortamındaki olağan güvenlik risklerini olağanüstü duruma yükseltmektedir.

Rusya Federasyonu’nun normal koşullarda bile çok ağır işleyen bürokratik süreci söz konusu olan Çeçenistan’a yardım projesi ise daha da ağırlaşmaktadır. Bu çoğu zaman bölgede çalışmak isteyenleri illegaliteye mahkum eden faktör haline gelebilmektedir.

Bölgede NGO görevlisi ve bağımsız gazeteci olarak insani yardım kuruluşlarının yaşadıkları süreçleri yakından gözlemleyen Oscar Braun’un tespitlerine göre, Çeçenistan’a girmeyi başaran insani yardım kuruluşlarından yarıdan fazlası Rusya Federasyonu resmi makamları nezdinde kayıt sürecini tamamlayabilmiş değil. [3] Bu da ağır işleyen ve engellerle dolu bürokratik sürecin beklenen bir sonucu.

Rus resmi makamlarının ve yasal prosedürlerin maharetiyle bölgede illegal iş yapmak legal iş yapmaktan daha kolay ve cazip hale getirilmiş durumda. Aslında çok fazla dillendirilmeyen bir gerçek var: Tüm yasal süreç tamamlansa bile bu sefer de özellikle insani yardımın ulaşacağı yere gidinceye kadar karşılaşılan onlarca kontrol noktasında askeri birimlerce sürdürülen illegalite. Yani tüm belgelerinizin hazır olması sizin asker ve polislere rüşvet vermeden hedefinize varabileceğiniz anlamına gelmiyor.

İnsanlar her köşe başındaki ve yol üzerindeki yetkiliyi, polisi yada güvenlik görevlisini memnun ederek yani rüşvet vererek çemberleri aşıyor.

Rusya Adalet Bakanlığı’na bağlı kayıt dairesi, yardım organizasyonlarından kurumun yapısı, statüsü, banka hesaplarına ilişkin tüm belgeleri ve tavsiye mektubunu istiyor. Kabul edilen başvuruların ardından bu ülkenin Rus gizli servisleri detaylı soruşturmalar yapıyor.

Bir süre önce Çeçenistan için işleyen Rus bürokrasisine bir yenisi daha eklenerek her NGO’nun BM Mülteciler Yüksek Komiserliği(UNHCR), Dünya Gıda Programı (WFP), UNICEF ve AB gibi finansör kurumlarla birlikte çalışması zorunluluğu getirildi. Ayrıca organizasyonun resmi kaydının hem Rusya Federasyonu hem de Çeçenistan Cumhuriyeti’nde olması şarta bağlandı.

NGO Çeçenistan’a girmek istediği tarihten beş gün önce Çeçenistan hükümeti ve bölgedeki FSB’ye gidilecek yer, yol güzergahı, amaçlar ve konaklanılacak mekanlar konusunda bilgi vermesi gerekiyor. Yardım konvoyuna Rus güvenlik görevlisi veya Çeçen hükümet yetkilisi eşlik ederken NGO’ların kendi güvenlik görevlileri bu yolculuğa katılamıyor.

Rusya’nın yaklaşımı

Rusya’nın resmi söylemine göre Çeçenistan’da barışçıl bir yaşamı tesis etmek için uluslararası örgütlerle aktif bir işbirliği söz konusu. Çeçenistan’daki sosyal ve ekonomik sorunlardan sorumlu Rus Bakan Vladimir Yelagin, Ocak 2002’de BM Mülteciler Yüksek Komiseri Ruud Lubbers’a Rus hükümetinin bu konuda üç görev üstlendiğini söylüyordu: Çeçenistan’da güvenliği sağlamak, evleri onarmak ve insanların kendi yaşamlarını sürdürebileceği ortamı sağlamak.[4]

Ancak bu sözler üç yıllık hengameli bir süreçten sonra söyleniyordu. Fakat bu sözlerin üzerinden bugüne kadar geçen süre içinde NGO’ların kötü deneyimleri kesintiye uğradı mı? Elbette hayır.

En kolay damga: Casus suçlaması

İnsani yardım çalışanlarının maruz kaldığı en yaygın suçlama ise casusluk. Biraz da Sovyetler döneminde kalma alışkanlığın devamı olarak ister gazeteci ister insan hakları temsilcisi yada insani yardım kuruluşu çalışanı olsun Çeçenistan’a gelen her yabancının çok rahat yedikleri damga bu.

Çeçenistan’a girişteki sorunlar

Bir yardım konvoyu Nazran’dan Çeçenistan’a giriş yapmak istediğinde başkent Caharkale’de bulunan Khankale Rus askeri ana karargahı ve Rus yanlısı Çeçen yönetiminden özel izin almak zorunda.

En temel handikap bir yardım konvoyu yada NGO çalışanının Nazran’dan Çeçenistan’a girebilmesi için gereken iznin kilometrelerce ötede, yolları bin bir çile ve tehlike ile dolu olan başkent Caharkale’den çıkıyor olması.

Aslında bu insani yardımın önünde korkunç bir tezgah. İzni almak için yola çıkan herhangi bir NGO çalışanı bu işleyiş içerisinde zaten illegal durumda, çünkü giriş izni yok. Bu daha ilk kontrol noktasında geri gönderilmesi için yeterli bir neden. Bu durumda ilk kez felaket bölgesine giriş yapacak olanlar Çeçenistan’a kendi pasaportu ile girebilen bölge insanına yada izni olan başka bir NGO çalışanına güvenmek durumunda. Bir diğer alternatif ise illegalitenin kurallarına uymak yani rüşvet vererek kontrol noktalarından geçerek Caharkale’ye varmak. Bu seçenek aynı zamanda ölümü yedeğinde taşımak gibi bir şey.

Çeçenistan’daki Rus askeri birliklerin başındaki General Vladimir Moltenskoy’un imzasını ve mührünü taşıyan giriş izni olsa bile NGO çalışanları adım başı durduruldukları her kontrol noktasında farklı engellerle yüz yüzeler.

Nazran ile Caharkale arasında 20 kontrol noktasının varlığından bahsediliyor. Ayrıca Moltenskoy’un mührünün geçerli olup olmadığı bile sıradan bir askerin inisiyatifine kalmış bir şey. “Bu belge sahte” denildiğinde yapılabilecek fazla bir şey yok, rüşvet vermek dışında. Bu uygulama haliyle rüşvet çarkını ayakta tutuyor.

Rüşvet çarkı Çeçen siviller için de geçerli. Bir Çeçen, otomobili için 10-30, kamyonu için 50 ruble vermeden kontrol noktasından öteye bir adım geçemiyor.

Yerel nüfusun her an yüzleştiği ve savaş sonrasında da bir türlü başlarından atamayacakları mayın belası, serseri kurşun, zehirli su gibi tehditler NGO çalışanları için de geçerli.

Çıkan sorunlar üzerine çoğu zaman içkili olan Rus askerlerle girilen tartışmalar zaman zaman üzücü sonuçları da beraberinde getirebilmektedir. Bunun en çarpısı örneğini Uluslararası Kızılhaç Örgütü(ICRC) çalışanları yaşadı. Mayıs 2001’de Caharkale’de kontrol noktasında Rus askerleri ile yapılan söz düellosu sonucu silahlar çekildi ve ICRC çalışanı Arbi İsrailov karnından vuruldu.

Güvenliğiniz Rus askerine yada Rus yanlısı polise emanet olursa

Yardım konvoyları uzun bir süreden beri kendilerine tahsis edilen güvenlik elemanlarıyla Çeçenistan’daki yolculuklarına çıkmak zorundalar. İlk bakışta adam kaçırma olaylarının sıkça yaşandığı bölgede bu uygulama güvenlik açısından iyi bir tercih gibi görünse de hem NGO’lar hem de yardım organizasyonun amacına ulaşması açısından birtakım sakıncaları da beraberinde getiriyor.

Adam kaçırma olaylarında FSB ve Rus güvenlik güçlerinin de parmaklarının olduğuna dair çok sayıda tanık ve delil varken NGO’ların böylesi bir uygulamaya zorlanmasının dolaylı sonucu bu kuruluşların bölgeden çekilmesi ve insani yardım kanallarının kurutulması olacaktır.

NGO’ların enformasyondaki rolü

NGO’ların Çeçenistan’a girebilmesinin bir başka faydası şu: Bu insanlar gözden ırak yapılan operasyonların bir kısmına şahit oluyorlar yada bu operasyona maruz kalan insanlarla yüzyüze görüşerek malumat sahibi oluyorlar.

Çeçenistan ile ilgili birçok gerçek İnguşetya kaynaklı olmasının nedeni belki de adı konmamış enformasyon trafiğindeki NGO’ların rolüydü.

Bu nedenle isten insani yardım ister insan haklarını koruma adı altında olsun Çeçenistan’a girmek isteyen teşkilatların varlığı Kremlin açısından rahatsız edici ve can sıkıcı bir durum.

Adam kaçırma olayları

İnsani yardım kuruluşlarının önündeki en büyük engel çalışanlarının maruz kaldığı saldırıların yanı sıra kaçırılmaları tehlikesi. Fidye için adam kaçırma olayları sadece Çeçenistan ve etrafındaki gerçekleşiyor değil. Özellikle Rusya’nın değişik bölgelerinde ve hem Kuzey hem Trans-Kafkasya’nın diğer cumhuriyetlerinde 1990 sonrasının en göze çarpan kriminal olayı. Ancak Çeçenistan savaş ortamının suç şebekelerine verdiği rahat hareket edebilme yeteneği nedeniyle en fazla öne çıkan cumhuriyet oldu.

Ancak uluslararası kuruluşların gerek kaçırılma gerekse doğrudan yaşamlarını tehdit altında olması şeklinde gerçekleşen bu konudaki deneyimleri sadece Kafkasya ile sınırlı değil. Mesela 1992-1998 arası 140 BM çalışanı öldürüldü, yardım çalışanlarına yönelik en az 25 kaçırma olayı yaşandı, 50 BM görevlisi ya tutuklandı yada kayboldu. Aralık 1997’de UNHCR’ye çalışan bir Fransız bayan Tacikistan’da kaçırıldıktan sonra kurtarma operasyonu sırasında öldü. Yine Şubat 1997’de 4’ü UNHCR görevlisi, 12’si BM gözlemcisi, birkaç NGO çalışanı ve gazeteciler kaçırılıp bir süre sonra serbest bırakıldı. 1994-1997 arası UNHCR ile birlikte çalışan 33 kişi Afrika Büyük Göller bölgesinde insani yardım uğruna can verdi.

Dağılan Yugoslavya’da 8 UNHCR görevlisi, 1992’de Saraybosna’ya havadan gıda yardımı götüren 4 kişilik İtalyan uçuş ekibi öldürüldü.[5]

Çeçenistan ise adam kaçırma konusundaki kötü şöhretine birinci Çeçen-Rus savaşının yıkıntıları üzerinde kavuştu. Adam kaçırma olayları için Rus-Çeçen savaşının Çeçenistan’ın üzerine bıraktığı kötü bir miras denilse çok fazla abartılı sayılmayabilir. Ve de 1996’da patlak veren adam kaçırma furyasını savaşın getirdiği sonuçlardan bağımsız anlayabilmek mümkün değil.

Adam kaçırma olayı sadece Çeçen tandanslı olarak düşünülemeyecek kadar karmaşık bir olgu. Rus istihbarat servisleri, Rus güvenlik birimleri, komşu cumhuriyetlerin polis teşkilatları ve diğer ülke kriminal gruplarının destek ve işbirliği olmaksızın bu gayr-i ahlaki, gayr-i kanuni ve gayr-i insani işleyişin sürdürülebilmesi neredeyse imkansız.

Çeçenistan’da sırf bu işle meşguliyetinden dolayı isim yapmış grup yada aileler mevcut. Yamadayev kardeşler bunun en çarpıcı örneği.[6] Etrafında olup bitenden haberdar her Çeçen’in emin olduğu bir şey var ki, bu ailenin adam kaçırma ile özdeşleşen unvanında Rus istihbarat servisleriyle yapılan işbirliğinin payı büyük.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi(ICRC)’nden 4 kişinin 1997’de Stariye Atagi’de öldürülmesi, yine üç İngiliz ve bir Yeni Zelandalı iletişim uzmanının aynı akıbete maruz kalması içten içe kanayan bu yararın derinliğini ortaya koydu.

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü Hollanda Direktörü Kenneth Gluck’ın Ocak 2001’de kaçırılması ve ardından öldürülmesi uluslararası yardım camiasında şok edici bir etki yarattı.

Konvoylara güvenlik eskortu

10 yılda 700 yabancının kaçırıldığı bölge bu trajik olaylar nedeniyle insani yardım teşkilatlarının önüne kırmızı bir hat çekti. Artık bu tarihlerden sonra insani yardım çalışanları kendi güvenlikleri açısından “bodyguard” kullanmak durumunda kalmaya başladılar. Ancak bu şans da yukarıda ifade ettiğimiz gibi bir süre sonra ortadan kaldırıldı. Yardım konvoylarına sadece Rus yanlısı Çeçen yönetiminin tayin ettiği görevliler eşlik edecekti.

Rus yada Rus yanlısı güvenlik görevlilerinin konvoylara eşlik etmeye başlaması insani yardım çalışanlarının insanlarla rahat diyaloglar kurmasına, onların gerçek sorunlarının neler olduğunu görmesine engeller hale geldi.

Görünürde Rus makamları güvenlik mülahazalarıyla yardım konvoylarına Rus yada Kremlin yanlısı Çeçen güçlerinin eşlik etmesi gerektiğini söylüyor. Ancak yardım konvoylarına söz konusu güçlerin eşlik etmesi çoğu zaman işleri daha da zorlaştırıyor. Çünkü yerel halk temizlik operasyonu olacağı korkusuyla Rus askeri güçlerini gördüklerinde evlerinden bile çıkmak istemiyor. Bu konuda Uluslararası Kızılhaç sözcüsü Eric Ruemann endişelerini şöyle dile getiriyor: “Moskova’nın Kızılhaç çalışanlarına askeri eskort konusundaki ısrarı çoğu kez verimliliği düşürüyor. Askerlerin varlığı Çeçenler’in yardım çalışanlarına güven duymamasına neden oluyor.” [7]

Adam kaçırmaya NGO refleksi

İnsani yardım kuruluşları fazla dikkate alınmayan ama büyük bir fedakarlığın göstergesi sayılması gereken bedeller ödüyorlar.

Çalışanları ya öldürülüyor ya kaçırılıyor yada kötü muameleye tabi tutuluyor. Buna karşılık NGO’lar muhataplarından güvenlik garantisi alabilmek ve mevcut süreci daha da risklerden arındırmak için yardım organizasyonlarından ya vazgeçiyor yada askıya alıyor.

NGO’ların Kafkasya deneyimleri adam kaçırma olayları ve buna gösterilen tepkiler açısından fazlasıyla zengin.

İnsani yardım çalışanlarına yönelik tehditlerin en güncel olanları Nina Davidoviç ve Arjan Erkel olayı. Uluslararası kamuoyu bu iki olayı tartışırken buna bir de son olarak iki Kızılhaç çalışanının bir süreliğine kaçırılması olayı eklendi.

Kaçırılan Kızılhaç çalışanları

13 Kasım 2002’da Radujnoye ve Kerla-yurt yerleşim merkezleri arasında Niva marka araç kullanan maskeli kişiler Kabardey-Balkar istikametinde giden iki çekici ve bir arazi aracından oluşan Kızılhaç yardım konvoyunu durdurarak görevli Alexander Panov ve Musa Satushev’i kaçırdılar.[8] Kaçırılanlar fidye alınmaksızın 17 Kasım’da serbest bırakıldı.[9]

ICRC Sözcüsü Vincent Lusser, güvenlik kaygılarının hat safhada olmasına karşın Çeçenistan’da yardımlara ara verme konusunda bir planlarının olmadığını açıkladı.[10]

Fransız yardım teşkilatı Equilibre’nin ekibi, Mahaçkale’de Ağustos 1997’de 3 aylığına kaçırıldı. Serbest bırakılmaları için yüklü miktarda fidye ödendi.[11] Kızılhaç hariç tüm kuruluşlar bölgeden çekildi. MSF ise bölgeye ancak 1999’da Çeçen-Rus savaşı patlak verince tekrar geri döndü.

Vincent Cochetel olayı


UNHCR Komiseri bayan Sadako Ogata, Cenevre’deki UNHCR binasından Place des Nations’a doğru yapılan sessiz yürüyüşte 29 Ocak 1998’de kaçırılan ve üç aydır kendinden haber alınamayan UNHCR Vladikavkaz Bürosu Başkanı Fransız Vincent Cochetel’in akıbetini soruyordu. Vincent Cochetel, Gürcistan, Güney Osetya, Çeçenistan’dan gelen mültecilere ve iç göçmenlere yönelik yardımları organize ediyordu.

29 Nisan 1998’de UNHCR’nin organize ettiği bu eylemde Ogata şöyle diyordu:

“Geçtiğimiz yıllarda insani yardım kuruluşları çalışanları her yerde mağdur oldular. Muhtaçlara yardım eden bu insanların cinayete kurban gitmesi, rehin alınmaları ve her tür şiddete maruz bırakılmaları fevkalade çirkin bir durumdur. Tüm devletlere çağrıda bulunuyor ve yardım kuruluşları çalışanlarının güvenliğini sağlamalarını talep ediyorum. Uluslararası toplum ve yerel yönetimler ellerinden gelen her tür gayreti göstererek, şu anda esarette bulunanların serbest bırakılmalarını sağlamalıdırlar.”[12]

Gluck’ın kaçırılması

Amerikalı insani yardım çalışanı Kenneth Gluck, 9 Ocak 2001’de Çeçenistan’ın başkenti Caharkale’den 20 kilometre ötede bulunan Stariye Atagi’yi ziyaret ettikten sonra silahlı kişiler tarafından kaçırıldı.[13] MSF Kafkasya Misyonu Direktörü Kenneth Gluck, 3 Şubat’ta serbest bırakıldı.

Gluck serbest bırakıldıktan sonra Moskova’daki basın toplantısında kendisini kimin kaçırdığına ilişkin bir açıklama yapmadı.[14]

Ama Amerikalı NGO çalışanını eski KGB-FSB ajanlarının kaçırdığına dair bazı spekülasyonlar yok değildi. Hatta Gluck’ın özel bir operasyonla kurtarıldığı yönündeki FSB Sözcüsü Alexander Zdanoviç’ten gelen açıklamalar da gerçekçi bulunmadı. Kaçırılan insanların kurtarılmasına yardımcı olduğu söylenen Rus ordusundan emekli general Vyatçeslav İzmailov, Novaya Gazeta’ya adam kaçırma olaylarının Rus gizli servisler ve Çeçen ortaklarının desteği ile içeriden yapıldığını açıklamıştı.[15]

Avrupa Komisyonu da Gluck’ın kaçırılması olayıyla yakından ilgiliydi. Komisyon bir taraftan insani yardım organizasyonlarının önündeki prosedürlerin ağır olmasını eleştirirken diğer taraftan Gluck’ın kaçırılmasıyla askıya alınan yardım operasyonlarına yaklaşık bir ay sonra start verme kararı alıyordu. Komisyonun Rus makamlarına yaptığı uyarıda “İnsani yardımların Çeçenistan’a ulaştırılmasındaki mevcut durumun son derece iyileştirilmeye ihtiyacı var” deniliyordu.[16]

Uluslararası Kızılhaç Örgütü, Gluck’ın kaçırılmasına yardımları durdurma ile karşılık vermedi. Aslında örgüt birkaç çalışanının Çeçenistan’da öldürülmesi nedeniyle elemanlarını bölgeden çekmişti.

Örgütün sözcüsü Eric Ruemann’a göre yaşlı ve hastalara bakmakla yükümlü 55 yerel Çeçen, Kızılhaç’ın yardım programı için tam mesai çalışmaya devam ediyordu.[17]

Avrupa Komisyonu’nun yardım organizasyonu İnsani Yardım Ofisi(ECHO)’nin finansmanlığında yardım faaliyetleri yürüten Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü Hollanda Bölüm Başkanı Gluck’ın kaçırılmasına ilişkin AB Yardım Komiseri Poul Nielso’nun tepkisi şöyleydi:

“Ben bu adam kaçırma olayını şiddetli bir şekilde kınıyorum. İnsani organizasyonların zor zamanda yardım çalışmalarını serbestçe yapamaması kabul edilebilir bir durum değil. BM organizasyonların ve NGO’ların Çeçenistan’da güvenlik içinde çalışmaları ve geçişleri konusunda ilerleme sağlanmasına duyulan ihtiyaç açıktır.” [18]

Uluslararası insani yardım kuruluşlarının karşı karşıya bulunduğu tüm risklere rağmen yardımların bir koldan da devam ettiği malum.

Gluck’ın serbest bırakılmasıyla BM ve Avrupa Komisyonu Çeçenistan’a yeniden insani yandım göndermeye başladı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yardım konvoyu 15 Şubat 2001’de Çeçenistan’a yola çıktı.[19]

Sözgelimi 5 Nisan’da Çeçenistan’a gönderilmek üzere BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü ve Danimarka Konseyi’nin yiyecek ve giyeceklerle dolu 25 araçlık yardım konvoyu İnguşetya’nın başkenti (eski) Nazran’a ulaştı.[20]

22 Şubat 2001’de ECHO, Danimarka Mülteci Konseyi gibi aracı kuruluşlarla yürüttüğü Çeçenistan’daki yardım programını Kenneth Gluck’ın serbest bırakılmasıyla tekrar harekete geçirdi.[21]

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

[1] İlk konvoyda 4 kamyon, 80 tonluk acil yardım malzemesiyle 10 saatlik gece yolculuğunun ardından Stavropol’dan Nazran’a ulaşmıştı. Rus bombardımanından kaçan mülteciler o tarihlerde yoğun olarak İnguşetya’nın Sunjinski bölgesinde bulunuyordu. (UNHCR Sözcüsü Kris Janowski’nin 1 Ekim 1999’de Cenevre’de yaptığı basın toplantısında aktardığı bilgiler.)

[2] Kurtuluş Ordusu (The Salvation Army), 1865 yılında Londra’da kurulmuş bir Hıristiyan yardım örgütüdür. Bugün 80’in üzerinde ülkede örgütlenmiş durumdadır.

[3] Oscar Braun, Obstacles to Humanitarian Aid in the Northern Caucasus, Prague Watchdog, September 26th 2001, www.watchdog.cz

[4] Russia, humanitarian agencies actively cooperate in Chechnya, ITAR-TASS, 17 Jan 2002

[5] Ogata condemns violence against aid workers, calls for hostage release, UNHCR Press Releases, 29 Apr 1998

[6] Çeçenistan'da Uluslararası Kızılhaç Komitesi çalışanları Alexander Panov ve Musa Satushev’in 13 Kasım 2002’de kaçırılmasının altından Ruslarla işbirliği yaparak adam kaçırmakla ünlü Yamadayev kardeşler çıktı. Rus yanlısı Çeçen yönetiminin temsilcilerinden Taus Cabrailov, kaçırma olayından Sulim Yamadayev'in sorumlu olduğunu açıkladı. Kaynak: Kaçırılan İki Kızılhaç Çalışanı Serbest, Ajans Kafkas, 18.11.2002

[7] Red Cross to stay in Chechnya despite kidnapping of US aid worker, Agence France Presse, 9 Feb 2001

[8] Kızılhaç çalışanları kaçırıldı, Ajans Kafkas, 14.11.2002

[9] Kaçırılan İki Kızılhaç Çalışanı Serbest, Ajans Kafkas, 18.11.2002

[10] Red Cross kidnapping highlights daily insecurity in Chechnya, Agence France Presse, 4 Nov 2002

[11] Russia: Gunmen snatch Dutch worker, Europe Intelligence Wire, 14 Aug 2002

[12] Ogata condemns violence against aid workers, calls for hostage release, UNHCR Press Releases, 29 Apr 1998

[13] American aid worker kidnapped in Chechnya, Associated Pres, 11 Jan 2001

[14] Freed US aid worker leaves Russia for home, Agence France Presse, 9 Feb 2001;
UN, European Commission resume aid to Chechnya, The Associated Pres, 20 Feb 2001,

[15] Freed US aid worker contradicts Kremlin about his release, AFP, 8 Feb 2001,

[16] UN, European Commission resume aid to Chechnya, The Associated Pres, 20 Feb 2001,

[17] Red Cross to stay in Chechnya despite kidnapping of US aid worker, Agence France Presse, 9 Feb 2001

[18] EU suspends humanitarian aid activity in Chechnya , XINHUA NEWS AGENCY, 15 Jan 2001

[19] UN, European Commission resume aid to Chechnya, The Associated Pres, 20 Feb 2001,

[20] Humanitarian agencies not to cut aid to Chechnya, ITAR-TASS, 05 May 2001

[21] Chechnya: Commission resumes deliveries of humanitarian aid, Europe Intelligence Wire, 23.2.2001

 
 

Anasayfa | Vakıf Hakkında | Ajans Kafkas | Bugünkü Kafkasya | Analiz | Diaspora | Kültür | Tarih | İz Bırakanlar | Kafkas Kitaplığı
Belgelerle Kafkasya | Müzik | Resim Arsivi | Serbest Kürsü | Sohbet Odası | Link