Osetya’dan
güvenlik garantisi
BM Mülteciler
Yüksek Komiserliği, UNICEF ve Dünya Gıda Programı temsilcileri,
karşılaştıkları sorunların sık sık tekerrür etmesi nedeniyle
Kuzey Osetya’da 9 Nisan 2001’de başkent Vladikavkaz’da güvenlik
ve istihbarat birimleriyle bir toplantı gerçekleştirdi.
Gündem başta Çeçenistan olmak üzere Kuzey Kafkasya’daki
insani yardım çalışanlarının genel güvenlik sorunlarıydı.
Toplantıya
katılan Kuzey Osetya Güvenlik Konseyi Sekreteri Yuriy Bzayev’e
göre Çeçenistan’da adam kaçırma olayları 1999’dan itibaren
hızlı bir şekilde düşüş kaydetmişti. Yani 1999’da 99 olarak
kaydedilen adam kaçırma vakaları 2000’de 38’e gerilemiş
ve 2001’de ise açıklamanın yapıldığı Nisan ayına kadar henüz
böylesi bir olay gerçekleşmemişti. İnsani yardım örgütleri
tüm Kuzey Kafkasya’yı kaplayan tek bir iletişim ağının oluşturulması
fikrini ortaya attı. Bu toplantıda Oset yetkililer yardım
konvoylarının geçişlerde güvenliğinin sağlanması için gerekenin
yapılacağına dair söz verdiler.[22]
BM ve
Kızılhaç yetkilileri 25 Nisan 2001’de Pyatigorsk’ta FSB
Başkan Yardımcısı Viktor Komogorov, Rusya Devlet Başkanlığı
İnsan Hakları Özel Elçisi Vladimir Kalamanov ile bir araya
gelerek yardım organizasyonlarının güvenliğini tartıştı.[23]
Arbi
İsrailov olayı
29 Mayıs
2001’de Caharkale’de kontrol noktasında ICRC çalışanı Arbi
İsrailov güvenlik güçleri ile giriştiği bir tartışmada karnından
vuruldu.
Bunun
üzerine 70 bin kişiye su ve gıda dağıtımı sağlayan Uluslararası
Kızılhaç Komitesi (ICRC), çalışanlarına Çeçenistan’a seyahat
kısıtlamaları getirdi. Örgüt Rus makamlarıyla yaptığı sıkı
güvenlik pazarlıklarının ardından 27 Haziran 2001’de yeniden
yardım organizasyonlarına başlama kararı aldı.[24]
Davidoviç’in
kaçırılması
İnguşetya’da
kurulu bulunan ve UNICEF ile koordineli olarak faaliyet
yürüten Druzhba adlı NGO’nun çalışanı Nina Davidoviç 23
Temmuz 2002’de Çeçenistan’da kaçırıldı.
Rus
yanlısı Çeçen yönetiminin başındaki Ahmet Kadirov’a göre
kaçırılan Davidoviç, hükümete kayıt yaptırmadığı için kendini
riske etmişti.
BM’nin
tepkisi: Nina Davidoviç’in kaçırılmasının ardından BM, 29
Temmuz 2002’de Çeçenistan’daki yardım operasyonlarını süresiz,
İnguşetya’daki çalışmaları ise iki günlüğüne askıya aldı.
Bu bir bakıma Çeçen ve Rus yetkililere gözdağı amacını taşıyordu.
Moskova’daki BM’nin insani yardımlarıyla ilgili sözcüsü
Viktoria Zotikova, BM’nin bu tavrına açıklık getirirken
“Bu alınması zor bir karar, çünkü Çeçenistan nüfusu bundan
etkilenecek. Fakat böyle bir kararı almak zorundayız çünkü
bizim birincil endişemiz kendi çalışanlarımızın güvenliğidir”
[25] dedi.
Yardım
organizasyonlarının askıya alınmasının tek istisnası ise
Caharkale’deki su dağıtım projesinin sürmesi kararıydı.
Zotikova,
Davidoviç’in serbest bırakılması durumunda BM yardım organizasyonlarının
yeniden başlayacağını kaydediyordu.
Ancak
BM Zatikova’nın dediği gibi Davidoviç’in serbest bırakılmasını
bekleyemeyerek 6 haftalık aradan sonra en temel ihtiyaç
maddeler konusunda sıkıntının had safhaya ulaşması nedeniyle
yardımlar göndermeye yeniden başladı. BM bu kararı alırken
de Rusya’ya Davidoviç ve bir ay önce Dağıstan’da kaçırılan
Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü üyesi Hollandalı Arjan
Erkel’in serbest bırakılması için gerekenlerin yapılması
çağrısını yineliyordu.[26]
Uluslararası
Kızılhaç Komitesi, BM’nin aksine Kafkasya’da daha fazla
risk alan bir örgüt. Dağıstan’da 11 yerel elemanla çalışmalarını
sürdüren komite, Nina Davidoviç’in kaçırılmasından endişelenirken
yardım operasyonlarına sınırlamalar getirmekle birlikte
tamamen durdurma yoluna da gitmedi.
Uluslararası
Kızılhaç Komitesi Sözcüsü Dmitry Polikanov, örgütün bu tür
tehditlere aşina olduğunu ve Aralık 1996’da Çeçenistan’da
bir hastanede 6 Kızılhaç görevlisinin yaşamını yitirdiğini
hatırlatıyordu.[27]
Danimarka Mülteci Konseyi de BM’nin önemli yardım dağıtım
organizasyonu olarak Davidoviç olayına BM ile eşit ağırlıkta
tepki koyan örgüttü.
BM İnguşetya’daki
çalışmalarına 31 Temmuz 2002’de tekrar başladı. 29 Temmuz’da
Nina Davidoviç’in kaçırılması nedeniyle Kuzey Kafkasya’daki
faaliyetlerini askıya almıştı.[28]
Arjan
Erkel’in kaçırılması
Sınır
Tanımayan Doktorlar (Médecins Sans Frontières-MSF)’ın bölge
sorumlusu Arjan Erkel, Dağıstan’ın başkenti Caharkale’nin
kenar mahallelerinden birinde 12 Ağustos 2002’de ikisi silahlı
üç maskeli kişi tarafından kaçırıldı. Bu olay NGO dünyasında
büyük bir hassasiyet oluşturdu.[29]
MSF,
12 Ağustos’ta Dağıstan’da Arjan Erkel’in kaçırılmasına tepki
olarak Kuzey Kafkasya’da çalışmalarını durdurdu. Örgüt çalışmalarına
10 Eylül’de İnguşetya’da tekrar start verdi.[30]
Bu olayın
Nina Davidoviç’in kaçırılmasının hemen ardından gerçekleşmesi
NGO’ların güvenliği sorununu gündemin baş köşesine bir kez
daha oturturdu.
MSF
bu olayın 100. gününde Erkel’den ne kendilerinin ne ailesinin
hala haber alamadığını açıklıyor ve onun akıbeti konusunda
çok endişeli olduklarını yineliyorlardı.[31]
NGO’ları
caydırma çalışmaları
Çeçenistan’a
girme konusunda diken üstünde duran örgütler zaman zaman
da asparagas haberlerle gerilimli bir ortama itildikleri
oluyor.
Bunun
en tipik örneği 7 Mart 2001’de dört araçlık yardım konvoyunun
Çeçen savaşçıların baskınına uğradığı yönündeki Rus askeri
kaynaklı İnterfax’ın haberiydi.
9 Ocak
2001’de kaçırılan Gluck’ın 4 Şubat’ta serbest bırakılmasının
ardından yeniden bölgeye gitme kararı alan örgütleri hemen
tedirgin etmeye yetti. Ancak Moskova’da BM Mülteciler Yüksek
Komiserliği, MSF, Dünya Gıda Programı, Uluslararası Kızılhaç
Komitesi, Açlığa Karşı Eylem, Danimarka Mülteci Konseyi
kendi konvoylarının Çeçenistan’da saldırıya uğramadığını
açıkladı.[32]
Rus
makamları kimi zaman da NGO’ları “Çeçen isyancılara yardım
etmekle” suçlayarak onların hareket alanlarını daraltmayı
amaçlamaktadır. Sözgelimi Rus Federal Güvenlik Servisi,
Danimarka Mülteci Konseyi’nin Aslan Mashadov’un adamlarına
gıda yardımında bulunmakla suçladı.[33]
Gürcistan’daki
durum
İnsani
yardımın sekteye uğradı bir başka bölge ise Çeçen mültecilerin
barındığı Gürcistan’ın Pankisi vadisi. 1999’dan beri mültecilerin
yoğun olarak barındığı bölgede Rus uçaklarının birkaç kez
yaptığı bombardımanlar yardım organizasyonlarını aksatan
nedenler oldu.
Böyle
bir olay 2002’de birkaç kez yaşandı. UNHCR Sözcüsü Ron Redmond,
güvenlik sorunları ve artan suç oranının UNHCR’yi Pankisi
vadisi vadisine göndermeyi planladıkları yardımları askıya
almak zorunda bıraktığını açıkladı.[34] Aralık 2001’de bölgeye
yardım ulaştırmayı başaran UNHCR’nin Ocak 2002’deki yardım
malzemesi iki aylık dönem içindi. Ahmeta bölgesinde artan
güvenlik sorunları üzerine Gürcü yetkilileri bölgede bir
kontrol noktası kurdu.
UNHCR,
resmi kayıtlara göre 3680 mültecinin barındığı Pankisi’deki
yardım dağıtımına 1 Ağustos 2002’de Ahmeta ofisini kapatarak
yine ara verdi.[35]
BM,
ofisin kapatılmasına güvenlik garantisinin olmamasını gösterirken
Gürcü yetkililer bu konuda farklı düşünüyordu. Nitekim Gürcistan
Dışişleri Bakanı Irakli Menagarişvili ise BM’nin Ahmeta’daki
ofisini kapatması için ikna edici bir neden göremediklerini
kaydediyordu.[36]
Bölgede
1999’dan beri barınan mültecilerin sayısı Pankisi’ye askeri
operasyon yapılacağı söylentilerinin başladığı Şubat 2002
öncesinde 7 bin civarındaydı. Ancak birçoğunun etnik akrabaları
olan Kistler’in yanında barınıyor olmaları nedeniyle mültecilerin
gerçek sayısını tespit etmek her zaman mümkün olmamaktadır.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin 31 Aralık 2000 tarihli
verilerine göre bölgede 7601 Çeçen mülteci barınıyordu.[37]
BM’nin
sponsorluğunda bu yılın Mayıs ayında yapılan sayımda kayda
geçen Çeçen mülteci sayısının 3680 olduğu ifade edilmiştir.[38]
Bu düşüşün
en temel nedenlerinden biri bölgede kriminal olayların artış
kaydetmesine paralel olarak Gürcü güvenlik güçlerinin Amerika’nın
desteği ile operasyon yapacağı söylentileriydi.
UNHCR
askıya aldığı yardım operasyonunu 16 Ağustos 2002’de yeniden
başlattı.
[39]
Abhazya:
Çok özel bir durum
30 Ekim
1995’ten beri Rusya’nın başını çektiği Bağımsız Devletler
Topluluğu’nca empoze edilmiş, her türlü ekonomik, iletişim
ve ulaşım ambargosu altında bulunan Kafkas cumhuriyetlerinden
Abhazya’nın durumu kuşkusuz Çeçenistan gibi sıcak çatışma
bölgelerinden çok farklı.
BM Gelişme
Programı (UNDP), Sınır Tanımayan Doktorlar gibi batılı örgütler
1992-1993 yıllarındaki Gürcü-Abhaz savaşının izlerini silmek
ve rehabilitasyon çalışmalarında bulunmak üzere Abhazya’da
bazı programlar yürütüyor.
Abhazya,
ambargo nedeniyle dışa açılamadığı halde kendi kendine yeten
ekonomisi sayesinde biraz daha şanslı. Abhazya ekonomik
ambargonun kalkması durumunda uluslararası örgütlerin bu
denli yardımına ihtiyaç duymadığı inancında.
Ancak
mevcut durum itibariyle Abhazya’nın kendi kaynaklarıyla
baş edemediği sorunları var: Sağlık ve eğitim bunlardan
en hayati önem arzedenleri. Ayrıca savaş döneminden kalma
mayınlar en büyük tehdit unsurlarından biri. Abhaz kaynaklara
göre cumhuriyetin 500 farklı bölgesinde 30-35 bin mayın
temizlenmeyi bekliyor. Bu konuda HALO Trust firmasının yaptığı
çalışmalar söz konusu ama yeterli değil.[40]
Bu nedenle
Abhazya insani yardım kuruluşlarının genel güvenliği açısından
titiz olmaya çalışıyor.
Abhazya
kriminal aktiviteler açısından bağımsızlık savaşı verdiği
Gürcistan’dan daha sakin bir durum arzediyor.
Abhazya’da
temel inanç şu: Abhazya’da insani yardım kuruluşlarına gelebilecek
her saldırının altında bu kuruluşları bölgeden uzaklaştırıp
Abhaz toplumunu yardımlardan mahrum bırakmak isteyen güçleri
aramak gerekiyor.
Mesela
24 Aralık 2002’de Abhazya'da vereme karşı mücadele programı
yürüten Sınır Tanımayan Doktorlar’ın bürosu saldırıya uğradığında
Abhaz makamlarının tepkisi çok sert oldu.
Örgütün
başkent Sohum'daki bürosunu basan saldırganlar, çalışanları
şiddet kullanmak suretiyle etkisiz hale getirip 3 bin dolar
ve 1,500 ruble miktarındaki parayı alarak kaçmakla kalmadılar
veremle mücadele programının değerli bilgilerinin yer aldığı
bilgisayarı da beraberlerinde götürdüler.[41]
Bu saldırı
doğal olarak örgütün Abhazya’dan çekilip çekilmeyeceği sorusunu
gündeme getirdi. Bu soru bir açıdan çok hayati önem arzediyordu,
çünkü örgütün yürüttüğü programın Abhaz toplumuna katkısının
bedeli bu küçük cumhuriyetin kaldırmakta güçlük çekeceği
büyüklükte.
Bu nedenle
olayla ilgili soruşturma ekibinin başına doğrudan İçişleri
Bakan Yardımcısı Valeriy Lagvilava atandı.
Örgütün
Abhazya'daki misyon şefi Erik Kont, "Eğer Abhazya yönetimi
güvenliğimizi garanti edemezse, programlarımızı durdurup
Abhazya'yı terk etmek zorunda kalacağız. Abhazya'da çalıştığımız
yıllar boyunca ülkenin yönetimi ve yerel halkla çok iyi
ilişkiler kurduk" diyordu.[42]
Aslında
Kafkasya’nın diğer bölgelerinde güvenlik sorunları nedeniyle
çalışmaların durduğu sıralarda bile Abhazya’da program askıya
alınmamıştı.
Abhazya
Ocak 2003’te Paris’ten örgüt merkezinden gelecek üst düzey
bir yetkiliyi bekliyor. Oturup güvenlik garantilerini masaya
yatıracaklar.
Peki
MSF’nin Abhazya açısından içerdiği anlamın boyutu gerçekten
nedir? MSF 10 yıldır Abhazya'da sağlık alanında çeşitli
programlar yürütüyor.
MSF
yardım programını durdurduğu an 8 bin kişi tıbbı yardımdan,
bedava danışmanlık ve cerrahi müdahale olanağından mahrum
kalacak. Ayrıca 20 tedavi merkezinin ilaç ve araç desteği
kesilecek, 250 kişinin devam etmekte olan tedavileri yarıda
kalacak. Uzmanlar bu durumun Abhazya'da tüberküloz patlamasına
neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca MSF'nin istihdam
ettiği 50 Abhazyalı da işsiz kalacak.[43]
Bu reel
gerçeklik karşısında Abhaz yönetimi elbette hissiyat göstermek
durumunda.
İnsani
yardımlar incelenirken asıl gözden kaçan şey uluslararası
yardım kuruluşları ve bunlara finansörlük yapan BM ve AB
gibi kuruluşların 1992-1993 savaşında saldırıya uğrayan
taraf olması nedeniyle ve de 1995’ten günümüze devam eden
ambargonun yıkıcı etkisiyle yardım alması gereken Abhazya’ya
değil de Gürcistan’a ağırlık vererek çarpık bir uygulamayı
sürdürmeleridir.
SOAS öğretim üyesi George Hewitt, Abhaz-Gürcü savaşı sonrasındaki
gelişmeleri incelediği değerli bir çalışmasında bu çarpıklığı
gözler önüne sermektedir. Hewitt, Boutros Ghali'nin Ocak
1996 tarihli raporunda yer alan şu sözlerini aktarmaktadır:
“BM
ve diğer yerlerden gelen acil yardım ve insani yardımlar
Gürcistan’a kanalize edilmektedir. Dünya Bankası, Gürcistan’ın
makroekonomik dengelerinin tesisinde, yaşam kalitesinin
yükseltilmesinde, resmi finans kurumlarının güçlendirilmesinde,
ekonomi yönetiminin geliştirilmesinde yardımcı olmaktadır.
IMF ise vergiler, gümrükler, hazine işlemleri, maliye yönetimi
gibi mali konularda destek sağlamaktadır. Ayrıca parasal
alanda yakın zamanda piyasaya sürülmüş olan ulusal para
birimi lariyi desteklemektedir.” [44]
Bu tek
yanlı destek AB ile 22 Nisan 1996’da Luxembourg’da yapılan
Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması ile perçinlendi. Hewitt’in
Ghali’nin raporuna ilişkin değerlendirmesi şöyle:
“Tüm
bunların içinde, Abhazya ile ilgili bir tek kelime geçmiyor.
Ve tabiatıyla Abhazya makamlarına hiçbir şey ulaşmıyor.
Şevardnadze yönetiminin Abhazya’yı hedef seçerek talan ve
tahrip etmesi gerçeğine rağmen yardım alamayan Abhazya ancak
1995 yılı ilkbahar sonunda vuku bulan sel baskınları vesilesiyle
Rusya’dan insani yardım alabilmiştir. Yardım alamamak bir
yana, savaş bitiminden sonra Rusya’nın ambargosuna ilaveten
Sohum limanını kapatarak Trabzon ile olan hayat bağları
kesilmiştir. Bu zaman diliminde, Batılı ülkelerin ve BM’nin
davranış biçimlerinin amacından dolayı, altyapısı tahrip
olmuş Abhazya’ya dönen onbinlerce mültecinin sorumluluğu
ve bunların güvenliği Abhazya makamlarının üzerine yıkılmıştır.
Mülteci olmayan Abhazya halkı ise hesaba bile katılmamıştır.
Abhazya’ya hiçbir yardım teklif edilmemiştir. Savaş ertesi
gereken imar faaliyetleri, mayın temizleme, tıbbi ve psikolojik
yardım, kültür ve eğitim tesislerinin restorasyonu için
bırakın yardım teklif etmeyi düşünülmemiştir bile. Dodge
Billingsley’in yazdığı gibi, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden
sonraki Gürcü yönetimleri buradaki sefaletten sorumludur.
Gürcistan’ın batmasına elbette seyirci kalınmamalıdır ancak
tüm yardımları yalnız merkezi otoriteye kanalize etmek adil
olmaz. Hele de bu merkezi otorite takip ettiği kasıtlı siyaset
nedeniyle kaos oluşturmuşsa. Bu otorite parçalanmış cumhuriyet
topraklarının kendisine ait olduğu iddiasıyla fasılalı saldırılarını
tekrarlamakta ve siyasi yetersizliği nedeniyle de parçalanmış
toprakların ‘de facto’ kontrolünü kaybetmiş bulunmaktadır.
İnsani yardım, amacına uygun bir şekilde ihtiyacı olana
verilmelidir. Gayet çelişkili bir yaklaşım içinde olan Batı
dünyası savaşmak istemeyen ancak karşı tarafın yıkıcı zihniyetli
liderliği sebebiyle kendilerini savunmak zorunda kalan tarafa
imkanlarını kısmaktadır. Tüm bu acılara sebep olan tarafa
her türlü desteği veren Batı’yı savunmak mümkün değildir.
[45]
Abhazya
ve Gürcistan’da toplumlararası bütünleşmeyi amaçlayan faaliyetler
gerçekleştiren BM Gelişme Programı(UNDP)’nın hazırladığı
21 Ocak 2000 tarihli raporda Abhazya’nın durumuna ilişkin
şu tespit yapılıyor:
“Abhazya’nın
ekonomik ve sosyal durumu çok müşkülatlıdır. Bağımsız Devletler
Topluluğu’nun uyguladığı ambargo bu durumu daha da zorlaştırmaktadır.
Savaş öncesi nüfusun takriben üçte ikisi ayrılmıştır. Ülke
nüfusu, uluslararası insani yardıma bağımlıdır.
Üçüncü
olarak, uluslararası toplum gözlerini yummuş ve ulusal egemenlik,
ülke topraklarının bölünmez bütünlüğü gibi kavramların kolaycılığı
arkasına saklanmış ve hiç tereddüt etmeksizin Gürcistan’ın
tarafını tutmuştur. Saldırgan Gürcistan’a karşı, silahlı
meşru müdafaa ve büyük insani fedakarlıklarla kazanılan
Abhazya’nın zaferi, uluslararası toplumca cezalandırılmıştır
ve bu cezalandırma haksız olduğu kadar hiçbir hukuki zemine
dayanmamaktadır. Uluslararası toplumun empoze ettiği bu
haksızlıklar, fakir Abhazya halkının en temel insani haklarını
ihlal etmiştir. (Mesela, en acil ilaçlar, alınamayacak kadar
pahalı hale gelmiş ve ancak kaçak olarak temin edilebilmiştir).
Uluslararası toplum, insan haklarını reel politiğe kurban
etmiş, kollektif yaptırımlar uygulayarak, en fakiri ve zayıfı
ezmiştir. Halbuki uluslararası toplumdan beklenen, Abhazya’yı
‘de facto’ olarak tanıması ve Abhazya vatandaşlarına sağlanan
siyasi haklar yanında onların asgari düzeyde ekonomik ve
sosyal yardım almalarının sağlanmasıdır.” [46]
Kuşkusuz
Abhazya’ya uygulanan ambargo ve uluslararası toplumun Gürcistan
lehine tercih kullanmasının olumsuz yansımaları sadece bunlarla
sınırlı değil. Ambargo Abhazya’daki Abhaz nüfusundan yaklaşık
5 kat daha fazla olan Abhaz diasporası ile anavatan arasındaki
ilişkileri de minimum düzeye mahkum ediyor. Sözgelimi doğal
felakete karşı Türkiye’deki 400 bin Abhaz’ın yardım organizasyonunun
Abhazya’ya ulaşma şansı yok. Abhaz diasporasının Abhazya’nın
yaralarının sarılmasında verebileceği katkılar ambargo nedeniyle
engellenirken burada yapılacak yatırım imkanlarının da öne
kesilmektedir.
SONUÇ
Bağımsız
organizasyonlar ve 11 Eylül’ün olumsuz yansımaları
İnsani
yardım trafiği kuşkusuz sadece BM ve AB’nin finansörlüğünde
yürütülen çalışmalardan ibaret değil.Bağımsız yardım kuruluşları
ve kriz bölgelerine özel oluşturulan yardım komitelerinin
yürüttüğü çok sayıda çalışmalar var.
Sözgelimi
İstanbul’da Fenerbahçe, Ümraniye ve Beykoz kamplarında kalan
mültecilerin yaşamlarını sürdürmeleri tamamen hayırsever
insanların kişisel destekleriyle mümkün olabilmiştir. [47]
Ancak
Rusya, BM ve AB dışından farklı kanalardan gelen yardımlar
konusunda özellikle Amerika’da ikiz kuleler ve Pentagon’un
hedef alındığı 11 Eylül saldırılarının ardından yoğun bir
aleyhte kampanya yürütmektedir. Rusya’nın bağımsız yardım
kuruluşları ile Amerika’nın hedef tahtasına oturttuğu El-Kaide
arasında bağlantı kurma gayretleri yardım dünyasında bir
tedirginlik ve çekingenlik doğurmuştur.
Birçok
kuruluş El-Kaide damgası yememek için yardım girişimlerinden
imtina eder hale sokulmuştur.
Kuşkusuz
İnguşetya ve Gürcistan ve kısmen Azerbaycan dışında yaşayan
binlerce Çeçen “mülteci” statüsü alamadığı için uluslararası
örgütlerin yardım akışından da nasiplenememektedir. Bu insanların
hayatta kalması yerel ve bağımsız yardım kuruluşları ve
hayırsever insanların bağışlarına bağlıdır.
Halklar
arasındaki dayanışmanın önünün “uluslararası terör” suçlamalarıyla
kesilmeye çalışılması Rusya açısından “Çeçenlere bulundukları
yerlerde hayatı dar etme ve yola getirme” yöntemi olarak
tercih ediliyor olabilir ama bu sonuçta insanlık trajedisini
daha da derinleştirmekten başka bir şeye yaramamaktadır.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
[22]
World humanitarian organizations plan to move back to Chechnya,
ITAR-TASS, 09.04.2001
[23]
Session to discuss humanitarian missions safety in N.Caucasus,
ITAR-TASS, 25 April 2001
[24]
ICRC resumes full operations in Chechnya, Agence France
Presse, 27 June 2001
[25]
U.N. suspends Chechnya aid, The Associated Pres, 29 Jul
2002
[26]
UN resumes its work in Chechnya after six-week suspension,
The Associated Pres, 9.9.2002
[27]
Aid agencies fret over Caucasus staff, Europe Intelligence
Wire, 15 Aug 2002 (BBC Monitoring Service)
[28]
Chechnya: UN representatives resume work in Ingushetia,
Europe Intelligence Wire, 30 Jul 2002
[29]
Medical aid group "deeply concerned" about abducted
employee, AFP, 20 November 2002
[30]
Aid group resumes work in Russia, The Associated Pres, 10
Sep 2002
[31]
Medical aid group "deeply concerned" about abducted
employee, AFP, 20 November 2002
[32]
Chechen rebels deny report of attacking aid convoy , AFP,
March 8, 2001
[33]
Russian security forces accuse Danish NGO of aiding Chechen
rebels, ITAR-TASS 1 December 2001
[34]
Georgia: forced suspension of aid deliveries into Pankisi
Valley, 18 Jan 2002, UNHCR News Stories
[35]
Georgia/Chechnya: UNHCR temporarily suspends aid activities,
2 Aug 2002, (UNHCR sözcüsü Ron Redmond’un Cenevre’de yaptığı
açıklama), UNHCR News Stories
[36]
Georgian officials see no reason for closure of UN office
in Pankisi, 06 August 2002, Interfax news agency, Moscow,
in English
[37]Fehim
Taştekin, Büyük Fırtınanın Küçük Vadisi: Pankisi, Kafkas
Vakfı Raporları 3, www.kafkas.org.tr/hakkinda/pankisi.html
[38]
Pankisi'de sayım sürprizi, Ajans Kafkas, 01.06.2002
[39]
Georgia: Pankisi Gorge aid to resume, 16 Aug 2002, UNHCR
Sözcüsü Kris Janowski’nin basın açıklamasından.
[40]
INITIAL REPORT ON THE LANDMINE SITUATUATION IN ABKHAZIA,
Centre for Humanitarian Programmes Sukhum, Abkhazia,September
1998
[41] Sınır Tanımayan Doktorlar'a saldırı, Ajans Kafkas,
31.12.2002
[42]
Sınır Tanımayan Doktorlar'a saldırı
[43]
Bu rakamlar Abhazya’nın resmi haber ajansı Apsnıpress tarafından
derlenmiştir. Kaynak: Sınır Tanımayan Doktorlar'a saldırı,
Ajans Kafkas, 31.12.2002
[44]
George Hewitt, Post-war Developments in the Georgian-Abkhazian
Dispute, Parliamentary Human Rights Group June 1996, ISBN
1 901053 01 6
[45]
George Hewitt, Post-war Developments in the Georgian-Abkhazian
Dispute, Parliamentary Human Rights Group June 1996, ISBN
1 901053 01 6
[46]
The United Nations Development Programme (UNDP), (DP/2000/CRP.2)
21 January 2000, MISSION REPORT, http://www.undp.org/execbrd/word/00crp2e.doc
[47]
Fehim Taştekin, Mülteci Sorunu, Kafkas Vakfı Çeçen Mülteci
Sorunu Raporu, Ekim 2001
...........................................................
Kafkas
Vakfı Raporları VI
İnsani Yardımın Kafkasya’da Ateşle Dansı,
İnsani
Yardım Teşkilatları Paris Konferansı Ocak 2003
Fehim
Taştekin
Ajans Kafkas Editörü
fehimtastekin@kafkas.org.tr
www.kafkas.org.tr
www.ajanskafkas.com