Devlerin
sürgün oyunu
Slavların Kafkasya'ya yerleştirilmesi
Osmanlı'dan
gayrimüslim göçü
Çerkeslerin
sürgünü ve Osmanlı İmparatorluğu'na yerleştirilmesine karşılık
Kafkasya'ya gayrimüslim ihracına ilişkin iki süper güç arasında
nasıl bir diplomatik trafik yaşandı? Batı
Kafkasya'da Kafkas-Rus Savaşı'nın sona ermesi, Çerkeslerin sürgün
edilmesi ve Osmanlı mparatorluğu sınırları içine yerleştirilmesi
sorunuyla yakından ilgilidir. Bu, Kafkasya Genel Valisi Büyük
Prens Mihail Nikolayeviç'in savaş bakanına hitaben yazdığı mesajda
açıkça ifade edilmiştir: "Savaşın ne zaman sona ereceği meselesi,
şu şartlarda bile bize düşman halkı Osmanlı'ya ne kadar zamanda
gönderebileceğimiz sorununa dayanıyor.1
Bu nedenle bu sorun Rusya ve Osmanlı hükümetleri arasında en aktif
diplomatik yazışmaların ve görüşmelerin konusu oldu. Görüşmeler
sırasında her iki taraf da Çerkeslerin göç ettirilmeleriyle ilgilerinin
olmadığını kanıtlamaya ve böylece onların gelecekteki kaderleri
konusunda sorumluluktan kurtulmaya gayret ediyordu. İstanbul'daki
Rusya elçiliğinin bu mücadelede önemli bir yeri vardı. Elçiliğin
sadece Rusya Dışişleri Bakanlığı ile değil, Kafkasya Ordusu Başkomutanı
ve onun Kafkasya'daki idaresi ile de doğrudan irtibatı vardı.
Ayrıca, durumu yerinde inceleyerek Çarlık payitahtını ve İstanbul'daki
elçiliği ayrıntılı bilgiyle donatan Rusya konsoloslarının Osmanlı
topraklarındaki varlığı da diplomatik mücadeleyi kolaylaştırıyordu.
Temmuz 1859'da Rusya elçisi A. B. Lobanov- Rostovski, Başvezir
Fuat Paşa ve Hariciye Nazırı Ali Paşa'nın onunla yaptığı bir sohbette,
Kafkasyalı Müslümanların Osmanlı İmparatorluğu'na yerleşme serbestisinin
sınırlandırılacağını, "Bu göçün son zamanlarda çok fazla
arttığını ve Babıali'ye yük olmaya başladığını "açıkladıklarını
bildiriyor.2
Bunun ardından verdiği resmi bir notada Osmanlı Hükümeti, Kafkasyalıların
göçünün durdurulmasını ve bundan sonra "her iki hükümetin
onayı olmadan göç yapılmamasını" talep etti.3 Rusya hükümeti
bu notaya Kafkasyalı Müslümanların Mekke'ye gitmek için izin istedikleri
karşılığını vererek şöyle dedi: "Dini inançların yerine getirilmesiyle
ilgili bu isteğe karşı çıkamayız ve bunu istemeyiz."4
Bununla birlikte, Lobanov-Rostovski, Ali Paşa'yla yaptığı mutad
sohbetlerinden birinde, "Bu kadar Kafkasyalıyı ayartıp Osmanlı
sınırlarına yığılmalarına yol açan asılsız söylentilerin ve abartılmış
umutların hala Dağlıların aklını çelmeye devam ettiğini"
ve "yeni göçmenlerin Rusya sınırını geçmeye hazırlandığını"
söyledi. Osmanlı ajanları tarafından Kafkasyalılar arasında yayılan,
bir süre önce Rusya ile Osmanlı arasında imzalanan antlaşmaya
göre Rusya hükümetinin Babıali'ye "Bütün Müslüman tebasını
Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan Hıristiyanlarla değiştirme hakkı
verdiği" şeklindeki söylentilere dikkat çekti.5
Kafkasyalıların göçü sorununun çözümünü hızlandırmak ve Osmanlı
Hükümeti'nin engel çıkarmasını önlemek için 1860'ta İstanbul'a
Tuğgeneral M.T. Loris-Melikov geldi. Kafkasyalıların Osmanlı'ya
"toplu halde değil, küçük gruplar halinde" göç etmesine
izin veren bir anlaşma imzalandı.6
Rusya hükümeti ayrıca Çerkeslerin Kafkasya sınırından uzaklara,
Osmanlı İmparatorluğu'nun iç bölgelerine dağıtılması konusunda
Babıali'nin onayını almayı başardı. 0 sırada Rusya hükümeti, "Rusya
'ya karşı düşmanca tutum ve dini hoşgörüsüzlükle dolu olan"
göçmenlerin Osmanlı İmparatorluğu'ndan geri dönmesinden çekiniyordu.7
Bu şekilde, göç hareketi resmi özellik kazandı ve 1861-1862 yıllarında
da devam etti. Bu süre zarfında 100 binden fazla Kafkasyalı "Muhammed'in
kabrini ziyaret etmek için Mekke'ye gitme gerekçesiyle, yerleşmek
niyetiyle Osmanlı topraklarına geldiler.8
Çerkeslerin Osmanlı İmparatorluğu'na göç ettirilmesi kitlesel
hale gelince diplomatik görüşmeler yeniden başladı. Ekim 1863'te
Kafkasya Ordusu Genel Karargah Başkanı General A.P. Kartsov İstanbul'daki
Rusya Elçisi Y.A. Novikov'a, Çerkeslerin ana kitlesinin Osmanlı
topraklarına göç etmek için dar bir kıyı şeridinde yığıldığını
bildiriyordu:
"Biz, halkın bu şekilde kitleler halinde sevkiyatı karşısında
Osmanlı hükümetinin karşılaşacağı sıkıntılardan çekiniyoruz; ayrıca
Çerkesler sadece iki noktaya gitmek istiyorlar: İstanbul ve Trabzon'a;
başka yer bilmiyorlar ve bilmek de istemiyorlar. 9
1863'teki Polonya ayaklanmasına ve Osmanlı ile Batı devletlerinin
Kafkasya'da aktifleşen politikasına bağlı olarak bu sıralarda
gerginleşen uluslararası ortam, Rusya'nın hükümet çevrelerinde
endişeye ve Osmanlı hükümetinin Kafkasyalı göçmenleri almaya devam
edip edemeyeceği konusunda kuşkulara yol açtı. Trabzon'daki Batı
Avrupa ülkelerinin konsolosları Çerkeslerin göçünü durdurmak için
her çareye başvuruyorlardı. Osmanlı makamlarını "bu göçle
Kafkasya'daki Rusya düşmanlarının sayısının azalacağına"
ikna etmeye çalışıyorlardı.10 Avrupa diplomasisinin tahrikiyle
Osmanlı, Çerkeslere mektuplar ve çağrılar göndererek şu telkinde
bulundu:
"Müslümanlar! Eğer topraklarınızı heder etmek istiyorsanız
Osmanlı'ya gelip yerleşin; eğer kafirlere boyun eğmek istiyorsanız
onların yanına yerleşin. Ama ne onu ne diğerini istemiyorsanız,
o zaman sizinle yüz yüze görüşünceye kadar bekleyin. Allah izin
verirse yakında yanınızda olacağız. Büyük devletlerin toplantısında
şu kararlar alındı:
1) Rusların eski sınırlarında kalmaları ve Çerkeslere yaşadıkları
toprakları bırakmaları;
2) Çerkeslerin Osmanlı Devleti'nin tebası içine girmeleri;
3) Bütün büyük devletlerin Rusların düşmanı olduğu."11
Osmanlı ve Batı devletleri tarafından yapılacak acil yardım ve
cihat ilanlarıyla birlikte İstanbul'daki Çerkes Komitesi yöneticileri
İsmail Bey, Karabatur ve diğerleri de soydaşlarına mesaj gönderdiler.
Ubıhlara, Şapsığlara ve Abadzehlere bağımsızlık mücadelesini sürdürmeleri
ve ata topraklarını terk etmemeleri tavsiyesinde bulundular.'2

Bu dönemde
(1863) Çerkesya topraklarının büyük bölümü, Kafkas Sıradağları'nın
kuzey yamacı artık Çarlık birliklerinin elindeydi. Burada Çerkesler
111.168 kişi kalmıştı. (Natuhay bölgesi 26.684 kişi; Şapsığ bölgesi
16.611 kişi; Bjeduğ bölgesi 23.782 kişi; Abadzeh bölgesi 16.314
kişi; Aşağı Kuban Komiserliği 4.340 kişi; Yukarı Kuban Komiserliği
26.348 kişi. Kuban ötesinde Rus nüfusu ise 92 stanitsada 116.111
kişi idi).'3
Çerkeslerin Osmanlı'nın ve Batı devletlerinin yardımına ve himayesine
özellikle ihtiyacı olduğu bağımsızlık savaşının son döneminde
bu devletlerin yönetim çevreleri vaatlerden öteye gitmediler ve
sadece silah ve mühimmat, bir de küçük bir yabancı lejyonu göndermekle
sınırlı kaldılar. 1863 yılı sonunda Abadzehlerin direnişi kırıldı.
Bu haber, Rusya elçisinin bildirdiğine göre Ali Paşa'da büyük
bir endişe yaratmıştı. Novikov şöyle yazıyor: "Osmanlı bizim
bölgemizde Çerkesler şahsında güçlü bir müttefikini kaybediyor.
Kuvvetlerimizin büyük bölümünü alıkoyan bir düşmandan kurtulurken,
zayıf komşularımız için daha büyük tehdit oluyoruz."14
Rus birliklerinin Çerkesya'daki başarılarının Babıali'de yarattığı
gerginliği ve rahatsızlığı biraz olsun hafifletmek için, Rusya
elçiliği birinci dragomanı (çevirmen) Argiropulo, Ali Paşa ile
yaptığı bir sohbette şunu söylüyordu:
"Ardında, daha sonra kolonizasyonu zor olacak boşalmış topraklar
bırakan bir nüfustan vazgeçmek zorunda kaldığı için Rusya üzüntü
duymaktadır."
Çarlığın politikasını haklı göstermeye çalışan dragoman, "Çerkeslerin
Osmanlı'ya göç etmesi için çabalar o kadar arttı ki, bu iradeye
karşı durmak mümkün değil" diyordu.15
Osmanlı Hariciye Nazırı'nın göçe tabi tutulacak Abadzehlerin sayısı
hakkında bilgi istemesi üzerine, yaklaşık 51 bin rakamı verildi.
Bu toplu göçün yol açabileceği zorluklardan endişeli olan Ali
Paşa, Rusya elçisine hükümete danışmadan fikrini söyleyemeyeceğini
bildirdi. Kısa süre sonra Ali Paşa Heyet-i Vukela (Bakanlar Kurulu)'nun
Abadzehleri kabulüne ve imparatorluk sınırları içine yerleştirilmesine
onay verdiğini, fakat onların sadece İstanbul'a ve Trabzon'a değil,
diğer bölgelere de yerleştirilmesinde ısrarcı olduğunu bildirdi.
Ayrıca Osmanlı Devleti, böyle ciddi bir tedbir için mali zorluklar
nedeniyle hazırlıksız olunduğundan, göçün 20 Mayıs 1864'e kadar
ertelenmesini rica etti.16
Osmanlı Çerkeslerin tamamıyla göç ettirilmesini beklemiyordu.
Kafkasya Ordusu Genel Karargah Başkanı'nın İstanbul'daki Rusya
elçisine gönderdiği 19 Nisan 1864 tarihli talimatnamede "Dağlıların
bir an önce ayrılması için mümkün olduğunca ısrar edilmesi ve
Çerkeslerin toplu göçü konusunda yapılan Rus-Osmanlı görüşmelerinin
tamamlanması arzusu" ifade ediliyordu. İmzalanan anlaşmaya
göre Rusya hükümeti sadece, henüz dağlardaki evlerini terk etmemiş
Çerkeslerin göçünün ertelenmesine müsaade ediyordu. Erteleme,
bağımsızlık mücadelesine devam eden ve yenilmeleri durumunda bütün
kavim olarak Osmanlı'ya yerleşmek niyetinde olan Ubıhlar için
geçerli değildi. Ali Paşa bunu Novikov'la bir sohbetinde bildirmişti.
Babıali göçmenlerin nakli için gemi sağlamayı ve onları Varna
ve Köstence limanlarına ulaştırmayı taahhüt ediyordu. Babıali,
Çerkesleri imparatorluk sınırları içinde, Rusya sınırından uzaklara
yerleştirmeyi de kabul etmişti.17
Kafkas-Rus Savaşı sona ermeden bir ay önce Osmanlı Devleti ve
İstanbul'daki yabancı misyonlar Kafkasya'nın Rusya tarafından
ele geçirilmesini "olmuş bitmiş bir olay" olarak değerlendiriyorlardı.
İngiltere Elçisi Bulver-Litton, Çerkes göçmenler için Londra'da
maddi yardım kampanyası düzenlenmesi fikrini ileri sürüyordu.
Babıali'ye Çerkeslerin Osmanlı İmparatorluğu'nun en sıcak noktalarına
dağıtılmasını teklif ediyordu. Novikov şöyle yazıyor: "Osmanlı
hükümeti Çerkesleri küçük gruplar halinde, gelecekteki savaşlarda
Osmanlı İmparatorluğu'nun koruyucu muhafızları olarak topraklarının
en zayıf yerlerine dağıtmak niyetinde."18
Sultanın hükümeti Kafkasyalıların Osmanlı İmparatorluğu'na yerleşmesine
çok sıcak bakıyordu. Çünkü bu göçle, Osmanlı İmparatorluğu'nun
Hıristiyan halklarının içinde Müslüman nüfusunu artırma imkanı
görüyordu. Rusya konsolosu Moşnin şöyle yazıyor:
"Çerkesler nüfusun Müslüman unsurunun artırılması istenen
her yere dağıtıldılar." 9
Çerkesler, ileride kendi devletlerini kurmaya imkanları olmaması
için Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde küçük gruplar halinde
dağıtılarak yerleştirildiler.
Rusya ile Osmanlı arasındaki diplomatik mücadele, Çerkeslerin
Osmanlı İmparatorluğu içinde yerleştirilmesi sırasında da, Babıali
bu konudaki anlaşmayı bozduğu için devam etti. Bu sorun özellikle
İngiltere'nin politikasına bağlı olarak karmaşık bir hal aldı.
İngiltere hükümeti Babıali'ye Çerkeslerden "Kafkasya sınırında
özerk bir prenslik" kurulmasını ve onlardan Osmanlı ordusu
için yeni bir ocak olarak, bir tür askeri koloni oluşturulmasını
tavsiye ediyordu. Ayrıca Çerkeslerden, İngiliz ticareti için Trabzon-Emırum
yolunun yapımında ucuz iş gücü olarak yararlanılması tasarlanıyordu.20
1865 yılında karayoluyla Transkafkasya üzerinden göç ederek gelen,
Terek Oblastı'ndan beş bin Kafkasyalı ailenin yerleştirilmesi
sırasında da böyle bir kaygı vardı. (Burada bahsedilen göçmenler
Çeçenler ve Osetlerdir-ç.n.) Rusya ve Osmanlı hükümetlerinin karşılıklı
anlaşmasına göre göçmenler, "Kafkasya sınırının yakınına
değil, ülke içlerine, Diyarbakır ve Erzincan çevresine yerleşmek
zorundaydı."
Çerkeslerin Kars'a yerleştirilmesine nezaret etmek için, Rusya
tarafından komiser sıfatıyla Zelyonıy adında bir subay gönderildi.
Bu subay, 1865 Ağustos ayında İstanbul'daki Rusya elçiliğine,
yetkili Nusret Paşa'nın Çerkeslerin tespit edilen yerlere yerleştirilmesine
karşı çıktığını, aksine onları "Rusya sınırına yakın Muş
ve Van civarına" yerleştirilmek istediğini rapor etti. Rusya
elçisi bunu hemen tedbir alması için Osmanlı Hariciye Nazırı'na
bildirdi. Ali Paşa "Nusret Paşa'nın kendi başına hareket
ettiğini" ve Babıali'nin ona Çerkesleri tespit edilen yerlere
yerleştirmesi için yeniden talimat vereceğini söyledi. Ayrıca
hiçbir göçmenin Van bölgesinde kalmayacağını, fakat "çok
fazla sayıda göçmen gelmesi durumunda Bab-ı Ali'nin gerekirse
yerleştirmeyi Rusya'yla sınırı bulunmayan Muş bölgesine kadar
genişletebileceğini" belirtti.21
Çerkes göçmenlerin ana kitlesi Osmanlı İmparatorluğu'nun Asya
topraklarına, Hıristiyan nüfusun (Ermeni, Rum v.d.) arasına, diğer
bölümü ise (50 bin kadar aile, yani 400 bin kişi) İngiliz Hükümeti'nin
"tavsiyesi üzerine"22 Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa
bölümüne, Balkan Yarımadası'na, özellikle de Bulgaristan'a (200
bin kişi kadar) yerleştirildi. Varna'daki Rusya konsolosunun yazdığına
göre "Dağlıları Bulgaristan'a bu şekilde yerleştirmekle Osmanlı
hükümeti, bir yandan karşılarına Osmanlı yanlısı bir unsur koyarak
Slavların her türlü özgürlük ve bağımsızlık hareketini felce uğratmayı,
diğer yandan da büyük devletlerin Avrupa topraklarındaki Hıristiyan
nüfus için özerklik hakkı talep etmesi durumunda, Hıristiyanlara
karşı Müslüman nüfusun oylarının eşitliğini veya mümkün olduğunca
çoğunluğunu sağlamayı ve böylece Hıristiyanları kendi topraklarında
mülkiyet hakkından ebediyen mahrum etmeyi" hesaplıyordu.23
Çerkeslerin Balkanlara yerleştirilmesi sultanın Bulgaristan'daki
valisi Midhat Paşa'nın projesine göre yapılıyordu. Çerkes yerleşimleri
bütün Bulgaristan'a Bulgar köyleriyle karışık olarak küçük gruplar
halinde dağıtılmıştı. Birbirlerinden belli mesafelerde bulunan
bu köyler, yerleşimleri itibariyle Bulgaristan'ı çeşitli yönlerde
kesen bir hat oluşturuyorlardı. Varna'daki Rusya konsolosu "Osmanlı
Hükümeti Çerkeslere Tuna ve Balkanlar arasında, doğru bir hat
üzerinde arazi tahsis etmeye gayret ediyor. Muhtemelen Tuna boyundaki
kalelerle, doğal bir set olan dağlar arasında askeri bir hat oluşturmak
amacında" diye yazıyordu.24
Bu "askeri hat", 1860'ta yerleştirilen Kırım Tatarlarının
(150 bin kişi civarında) yerleşimlerinin bulunduğu Romanya'dan
(Dobruca bölgesi) itibaren Sırbistan, Karadağ, Bosna ve Hersek
sınırlarına kadar uzanıyordu. Çerkesler Yunanistan sınırına, Epir'in
güney kısmına, keza Kıbrıs adasına da yerleştirildiler. Sayı olarak
oldukça büyük bir Çerkes kolonisi Marmara Denizi kıyısında, Paderma'da
kuruldu.25
Osmanlının Avrupa topraklarında Çerkeslere, büyük yollar ve en
önemli dağ geçitleri boyunca köyler tahsis ettiler. Örneğin, eski
Sırbistan sınırı boyunca Kosova Ovası'nda (Kossovo-Pole) 23 Çerkes
yerleşimi vardı. Bunlardan en önemlileri Slavkovyak, Hamidiye,
Macid, Potsariniye, Çerkessko-Sadovyane, Daniya-Levok idi.26
Çerkes yerleşimleri ağı Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün Avrupa
kısmını kaplıyordu. Bunlar, sınır hattını korumak için Rusların
Kazak Stanitsaları gibi askeri koloniler olarak kurulmuşlardı.
Bununla birlikte, Balkan halklarının özgürlük hareketleriyle mücadele
için düzensiz birlikler bünyesinde Çerkes birlikleri de kurulmuştu.
Bu faaliyetlerin doğrudan yöneticisi ve uygulayıcısı, kendisi
de Çerkes olan ve Osmanlı hizmetinde bulunan Nusret Paşa idi.
Bir kaynakta şu bilgiler yer alıyor:
"Bu paşa, hakkını vermek gerekir ki, yetenekli ve oldukça
iyi bir askerdi, zira Paris'te askeri bilimler kursunu bitirmişti.
Hükümetini memnun edecek şekilde, kendisine verilen görevi o kadar
iyi yerine getiriyordu ki, Çerkeslerin kolonizasyonu hükümetin,
ülkede Müslüman unsuru güçlendirmeyi ve Hıristiyanların isyanı
halinde bu hareketi bastırmaya yönelik bir aracı elinde bulundurma
amacına cevap veriyordu. Hükümet çevrelerinde, İstanbul'da artık
bu şekilde bir hareketin çıkabileceğini tahmin edebiliyorlardı,
bunu seziyor ve arzu ediyorlardı; buna karşı da tedbirler hazırlıyorlardı."
Slavların
Kafkasya'ya yerleştirilmesi
Kafkasyalıların
Osmanlı İmparatorluğu'na yerleşmesi konusunda yapılan diplomatik
görüşmeler sırasında, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Güney Slavlarının
ve diğer halkların Rusya'ya yerleşmesiyle ilgili sorunlar da çözülüyordu.
1859'da başlatılan bu hareket özellikle Bulgar nüfus arasında
çok büyük boyutlara ulaşmıştı ve daha ilk zamanlarda "100
kadar Karadağlı aile, yerleşmek için toprak tahsis edilmesini
ve Rusya uyruğuna kabul edilmek istediklerini" bildirmişlerdi.
Rusya hükümeti edindiği tecrübeyle Karadağlıları vatanlarındaki
gibi yaşam koşulları bulabilecekleri bir yere, Kafkasya'nın Karadeniz
kıyılarına yerleştirmeye karar verdi.
Kafkasya Ordusu Başkomutanı A.İ. Baryatinski, Dışişleri Bakanı
Gorçakov'a şunları yazıyordu:
"Hükümetimizin rızası bile olmadan çok sayıda Kafkasyalının
Osmanlı sınırları içine yerleşmesi ve Babıali'nin uyruğuna alınmaları,
bize de bu elverişli koşullardan ve Osmanlının Slav nüfusunun
psikolojisinden yararlanma hakkı veriyor. Onların büyük kitleler
halinde Kafkasya'ya yerleştirilmesinin Kafkasya berzahında kesin
ve sağlam şekilde yerleşmemiz açısından bizim için çok büyük tarihi
ve devletsel önemi olurdu. Bu ülkenin tamamen yatıştırılmasıyla
ortaya çıkacak devlet için faydalı bütün sonuçları tahmin etmek
bile mümkün olmazdı. "
Bununla ilgili olarak Çar bir karar çıkardı:
"Bu mesele Kafkasya Komitesi'nde müzakere edilsin. Slavların
Kafkasya 'ya yerleşmesini genel olarak çok yararlı görüyorum."29
Kafkasya Komitesi, Karadağlıların ve diğer Güney Slav ailelerin
Kafkasya'ya yerleştirilmesinin sağlayacağı faydalar konusunda
A.İ. Baryantinski'nin düşüncesiyle tamamen uyuşuyordu; fakat bu
uygulama devlet için büyük bir masraf gerektirdiğinden komite
sadece 100 ailenin yerleştirilmesi kararını aldı.
Osmanlı Hükümeti'nin Bulgarların Rusya'ya yerleşmesine onay verdiği
ve göç hareketinin büyük boyutlara ulaşmaya başladığı 1861 yılında,
Bulgar devrimciler ve yurtseverler (Rakovski v.d.) buna şiddetle
karşı çıktılar. Çerkeslerin ve Kırım Tatarlarının Bulgar topraklarına
yerleştirilmesini Bulgar halkı için ciddi bir tehlike olarak kabul
ediyor ve Bulgarların Rusya'ya göç etmesinin, Osmanlı boyunduruğuna
karşı Bulgar ulusal kurtuluş hareketini zayıflatacağı için daha
büyük bir tehlike olduğunu ileri sürüyorlardı. Rakovski Bulgarlara
vatanlarını terk etmemeleri, ne Rus ne de Osmanlı ajanlarının
tahriklerine kanmamaları için çağrıda bulunuyordu.30
Rusya hükümeti hatasını farkederek Güney Slav halklarını Rusya'ya
yerleştirme planına daha kapsamlı ve dikkatli yaklaşmaya başladı.
Osmanlı Hariciye Nazırı Ali Paşa'nın 1863'deki "Rusya Karadağlıların
Kafkasya'ya yerleşme arzularından yararlanabilir" açıklamasına
karşılık Rusya elçisi Novikov, Karadağ'ın ve Çerkesya'nın politik
ve stratejik konumunun aynı olmadığını ifade ediyordu. Şöyle yazıyor:
"Bakana, iki halk arasındaki politik farklılık bir yana,
bir de stratejik farklılık var diye karşılık verdim. O zamanlar
Karadağ iki imparatorluğun, Avusturya ve Osmanlı imparatorluklarının
kavuşma yerinde bulunduğundan daha zayıf sayılıyordu, çünkü denizden
uzaktaydı. Çerkesya'nın isyankar kavimleri ise Karadeniz sahilinde
yaşıyorlardı. Sürekli dışarıdan destek alıyorlardı ve bizim Kafkasya'daki
egemenliğimiz için her zaman tehlike arz ediyorlardı".31
Rusya hükümeti Çeklerin ve Slovakların göç etme çabalarını da
desteklemedi. 1868 yılında ABD'deki Çekoslovak Birliği Ana Komitesi
Washington'daki Rusya elçisi Baron Stekl'e bir mektupla başvurdu.
Mektupta "Kafkasya'ya ve Rusya İmparatorluğu'nun diğer güney
bölgelerine her yıl 50 bin kişi olmak üzere Amerikalı Çek ve Slovakların
yerleştirilmesi" rica ediliyordu. Kafkasya Genel Valisi Dışişleri
Bakanı'na, "Karadeniz bölgesinde yerleşmek için boş arazinin
sınırlı olduğunu ve ancak bir defada 30 binden biraz fazla insan
yerleştirilebileceğini" bildirdi.32 Rusya'ya göç hareketi
Avusturyalı Çekler arasında da başladı. Rusya hükümeti, Avusturya
hükümetinde güvensizlik uyandırmamak ve göçe resmi bir hüviyet
kazandırmamak için Viyana'daki elçisine "bu meseleyi fazla
gündeme getirmemesi" talimatını verdi.
Rusya hükümeti Kafkasya'ya Anadolu'dan Rumların ve Ermenilerin
yerleşmesine daha sıcak bakıyordu. Osmanlı hükümeti tarafından
"Ahıska'dan 2.500 ailenin Rusya'ya yerleşmek istediğinin"
bildirilmesinden sonra Kafkasya Komitesi, Slav olmayan Osmanlı
Hıristiyanlarının (Ermeni ve Rumların) "çok yoksul olanlar
dışında devletten para yardımı talep etmemeleri durumunda"
Rusya'ya yerleşmelerine izin verdi.34
Osmanlı'dan
gayrimüslim göçü
Fakat Osmanlı'daki
Slavların, Rumların ve Ermenilerin Kafkasya'ya göçü, Çarlık Rusyası'nın
hükümet çevrelerinde ve Kafkasya yönetimi içinde bu konuda fikir
birliği sağlanamadığı için kitlesel karakter kazanmadı. Çerkesler
ve Kırım Tatarları şahsında Osmanlı Avrupası'nın Hıristiyan nüfusu
içinde Müslüman unsurun güçlendirilmesi konusunda sık sık eleştiriler
yapıldı.
Çerkeslerin Balkanlara dağıtılarak yerleştirilmeye başladığı ilk
günlerden itibaren Osmanlı hükümeti, onları Güney Slav halklarının
ulusal kurtuluş hareketine karşı kullanmaya başladı.
1870'li yıllarda başgösteren Doğu krizi döneminde Rusya diplomasisi,
Çerkeslerin Balkan Yarımadası'ndan çıkarılması için uğraşmaya
başlamıştı. Çerkes sorunu Aralık 1876'da, büyük devletlerin katıldığı
İstanbul Konferansı'nda müzakere edildi. Müzakerede iki proje,
İngiliz ve Rus projeleri sunuldu. İngiliz projesi "Çerkeslerden
ve Başıbozuklardan oluşan düzensiz birliklerin ortadan kaldırılmasını"
öngörüyordu. Çerkeslerin ise "mümkün olduğunca Hıristiyanlardan
uzak bölgelerde toplanmaları" gerekiyordu. Osmanlı İmparatorluğu
da "bu tedbirin yerine getirilmesi için gerekli parayı sağlayacaktı."35
Rusya'nın projesi ise daha kesindi:
"Bütün Müslümanların silahsızlandırılması, bütün düzensiz
birliklerin, özellikle Çerkeslerin dağıtılması ve çekilmesi",
"Çerkeslerin Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa kısmına yerleşmesinin
kesinlikle yasaklanması ve Rumeli'de bulunanlardan da mümkün olduğu
kadarının Osmanlı İmparatorluğu'nun Müslüman Asya vilayetlerine
gönderilerek buradan çıkarılması" talep ediliyordu.36
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı bir süreliğine Çerkes sorununun çözümünü
erteledi. Fakat savaş bittikten sonra diplomatik baskı yoluyla
Rusya, Çerkeslerin Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa kısmından
çıkarılarak Asya'daki topraklarına gönderilmesi amacına ulaştı.
Bu, 1878 Yeşilköy Antlaşması (madde 10 ve 16) ve 1879 Berlin Barışı
(madde 15 ve 16) ile tespit edildi.37
Rusya diplomasisi bu şekilde çetin bir mücadele yürüterek, Kafkasyalı
sürgünleri topraklarına alma konusunda Osmanlı'nın onayını almayı
ve böylece Kafkas-Rus Savaşı'nın sonunu hızlandırmayı başardı.
Çerkeslerin sürgününde baş suçlu Rus Çarlığı idi, Osmanlı İmparatorluğu'nun
politikası da buna yardımcı oldu.
Osmanlı hükümeti büyük bir Çerkes nüfusunu alırken insani düşüncelerden
çok politik amaçlar güdüyordu. Bu amaçlardan birincisi, Hıristiyan
nüfus içinde Müslümanların sayısını artırmak; ikincisi de imparatorluk
içinde yaşayan halkların ulusal kurutuluş hareketine karşı ve
özellikle Rusya'yla yapılan dış savaşlarda Çerkesleri askeri güç
olarak kullanmaktı. Çerkesleri küçük gruplar halinde dağıtarak
bir an önce Türkleşmelerini sağlamak amacı da güdülüyordu.
19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu, birçok halkın
bir arada yaşadığı bir devlet olarak varlığını sürdürüyordu. Hakim
unsur olan Osmanlı Türkleri nüfusun ancak yarısına yakınını oluşturuyorlardı.
İmparatorlukta 14 halktan (Slavlar, Rumlar, Ermeniler, Araplar,
Kürtler, Arnavutlar v.d.) 35 milyondan fazla insan yaşıyordu.
Bunlara yeni bir etnik grup, Çerkesler de dahil oldu. Asıl kitleyi
Çerkesler (Adıgeler) oluşturduğu için bütün Kuzey Kafkasyalı sürgünleri
"Çerkes" olarak adlandırdılar. Osmanlı İmparatorluğu'na
göç hareketinin sürdüğü tüm süre boyunca bazı verilere göre ise
1.800.000,38 bazı verilere göre ise 2.750.00039 Çerkes sürgün
edildi.
Ali H.
Kasumov - Hasan A. Kasumov
Dipnotlar:
1-RGVİA (Rusya Askeri Tarih Devlet Arşivi), f.38, op.3İ
(286). sv.875, d,9,1.
2-RGVİA. f.45İ, d.64,1.9.
3-Aynı yerde.
4-Aynı yerde,l.ll.
5-AVPR,f.GA,l-9,op.8, d.3İ,1.32.
6-Berje A.P., Vıseleniye gortsev s Kavkaza (Dağlılann Kafkasya
dan Göç Ettirilmesi) // Russkaya Starina, 1882, 7 T.33., s.342.
7-RGVİA, f.45İ,d.64,l.lİ.
8-RGVİA, f.4İİ, op.Aziatskaya çast, d.8,1.12.
9-AVPR,f.GAl-9,d.l91.5.
10-Aynı yerde,1.21.
11-Materialı dlya opisaniya voynı na Zapadnom Kavkaze (Batı
Kafkasya'da Savaşın Tasviri İçin Belgeler) // Voyennıy Sbornik,
1864. Noll,s. 148-149.
12-RGVİA, f.38,op. 3İ/286,sv.873, d.8,1.17.
13-RGVİA,f.4İİ, op. 263/916a, d.l, 11.175-176.
14-AVPR,f.GAl-9,d.l9,1.6.
15-Aynı yerde, 1.7.
16-Aynı yerde, 1.8.
17-Aynı yerde.
18-Aynı yerde, 1.73.
19-Slavyanski Sbornik. 1877, T.2, s.356.
20-Russki İnvalid. 1864,5 iyunya.
21-AVPR,d.GA l-9,op.8,d.l9,1.19.
22-Niva,1876,No32,s.548.
23-AVPR, f.Turetski stol (stany), d.4464,1.55.
24-Aynı yerde,1.51.
25-AVPR,f.GA l-9,d.l9,1.122.
26-Severnıy Kavkaz.l936.Nİ 22.
27-Slavyanskiy Sbornik. 1877. T.2. S.6İ.
28-AVPR.f.Turetskiy stol (starıy), d.4464,1.55.
29-Aynı yerde, 1.78.
30-Aynı yerde, 1.136.
31-Kosev D.; Novaya istoriya Bolgarii. Moskv., 1952. S.
246-247.
32-AVPR, d. GA, 1-9,19,1.7.
33-AVPR.f. Turetskiy stol (starıy), d, 4464,1.26.
34-Aynı yerde.
35-Gladson U.,Bolgarskiye ujası i vostoçnıy vopros (Bulgar
Dehşeti ve Doğu Sorunu), SPb., 1876, s.5.
36-AVPR, f.Kantselyariya, 1876, d.33,1. 2İ1,2İ5.
37-Sbomik dogovorov Rossii s drugimi gosudarstvami. 1856-1917
gg. (Rusya'nın Diğer Devletlerle Antlaşmaları.1856-1917), Moskova,
1952,s.7166,19İ.
38- // Novıy Vostok, 1935. kn. 1 (7), s.l2.
39-AANSSSR.f.8İİ,op.6.d.l88,1.8.
Kaynak:Rossiya i Çerkesiya - Vtoroya Polovina XVIII
v.- XIX v. (Rusya ve Çerkesya -18 yy. İkinci Yarısı-19. yy.) İzdat.
"Meotı", Maykop, 1995. Rusçadan Çeviren: Murat Papşu
Alıntı: Kafkasya Yazıları - İlkbahar 99 Sayı: 6