Genosidin
bir başka örneği:
Xhaybax
(Haybah) katliamı ( Şubat 1944)
Tarık
Cemal Kutlu
| Hay
nana noxçiyçüo |
| yurt
yuy xhan yaganza? |
| Mostaghçuo
şalxa guo lôcanza? |
| Şie
beran chôghanca |
| Dastazçu
ôganca |
| Şie
nana orcax yalanza? |
| Hay
Xhaybaxa, xhan nana |
| Nieqh
lara hüottaça |
|
Lerana vaıalur variy tie? |
| İ
lara ma.biezza |
Deqhal
ban ghörtiça
Mel dizarg aıalur dariy tie?
Yemlihan Hasbulatov
|
.......................................
| Çeçenya,
vatanım? Düşmanın çift kat kuşatmadığı |
| Yakılmadık
bir köyün kalmış mıdır? |
| Daha
beşiği çözülmemiş, |
| Bebeleri
ağlarken, |
| yardıma
yetişemeyen anacağızların |
| kalmış
mıdır ? |
| Ey
Haybah, anacığına |
| Saygıyla
yol vermek istendiğinde |
| Sonsuz
saygı mümkün olabilir mi hiç? |
| Olabildiğince
sena etmek için |
Dil
yeterli olur mu hiç?
Yemlihan Hasbulatov
|
Xhaybax,
Thista, Muchax (Haybah, Thista, Mut'sah) aulları Naşxa yöresinde
bulunur. Naşxa ayrıca bir auldur ve bu aul çeçen kavminin kaynaklandığı,
adını ondan aldığı bir köydür. Naşxa'dan haybax (Naşha, Haybah)
auluna ancak yaya veya atla gidebilmek mümkündür .
Xhaybax
(Haybah) katliamının canlı tanıklarından biri, hasbelkader sağ
kalan Musa habiliyevdir. General Gveşianı komutasındaki Kızıl
Ordu'ya bağlı Karatelnıy Birliklerinin katliamından yine hasbelkader
kurtulabilen bir başka tanık ise İbrahimgilden Mohmad Hacıdır.
Xhaybax
(Haybah) katliamına maruz kalıp, alemi cavidanideki menzillerine
dönen süngülenmiş, boğazlanmış, mermilenmiş, top tüfek ateşine
tutulmuş ve bilhassa diri diri yakılmış masumların anısına, genoside
uğradıkları yerde, 1991 yılında düzenlenen dini törende bu suçsuz
ve günahsız insanlara Müftü Şahid Gazabayev'in ettiği duanın bir
parçası şöyledir.
''...duoghmaş liyçuoza, marçuo xharçuoza doqha muotta billa caqüuş,
Xhuna düoxhal bexkinçu miskaniyn sinuoşna gieçdar , ceran derzar
imançuoxh, ghazuotaxh qhôbal dar düoxa ôxa ya Rabbe'l-jaıemin
(...naaşlan yıkanamadan, kefenlere sarılamadan, bedenleri kabirlere
konulamadan huzuruna vasıl olmuş bulunan bu masum ruhları affetmen
ve birer mü'min olarak şehadet mertebesine eriştirmen için sana
niyaz ediyoruz ya Rabbe'l-alemin.'' Çeçen-İnguşlar topyekün hayvan
ve yük katarlarına balık misali istif edilip bilinmeyen Sibirya
içlerine sürülegiderken, uzakta, ta dağ içlerinde kalmış Xhaybax
(Haybah) aulu da 27 Şubat 1944 günü, dünyanın gözünden ırak, vahşetin
dehşetini yaşamaktaydı. Bu vahşetin ve dehşetin belgesel kitabı
da artık elimizdedir.(1)
Biz buraya insanlık tarihinin yüz karası sayfalarından biri olan
bu genoside hadisesini Çeçen gazetecilerinden sayın Abu Utsiyev
ile sayın Abu İsmailov'un yazdıklarından aktaracağız (2)
''8
Ekim 1989 günü Naşxa'ya (Naşxa) gitmek için yola koyulduk. O gün
gördüğümüzü, anlatılanları ve dinlediklerimizi aktarıyoruz.
...Sonunda
birdenbire sisi ve bulutları aşağılarda bırakan patika yol, yüksek
dağın doruklarına doğru uzanıyor .Sonra tekrar güneye sapıyor
.Gözümüzün önünde görkemli bir manzara. Etrafta çepeçevre sarp
kayalar. Doruklarında çam ağaçları belli olmakta. Ta aşağılarda
Naşxuoların kadim aulları görülmekte: Muocqhar, Çharmaxa. Thiyst,
Xhaybax... yol Xhaybax'a (Haybah) erişmiyor.
Erişmek
için 500 mt. daha yürümemiz gerek. Yüksek sırtı kesip Xhaybax
' a (Haybah ) dönüyoruz. Atalarımızın kabirlerindeki iri mezar
taşları yosun yeşiline dönmüş. Bir zamanlar, içinde insanların
yaşadığı, şimdi tavanları ve çatıları olmayan, duvarları harap
kale yıkıntılarına rastlıyoruz. Aulun ortasında adeta bir nöbetçiyi
andıran 25-30 mt. yüksekliğinde bir kule (bjov) durmakta. Zaman
onu yok edememiş, hiçbir taşında aşınma yok.
Burada
alem ve hayat bir başka dünyaya aitmiş gibi geliyor insana. Ama
biz buraya hayranlık duymak ve gözlerimizi kamaştırmak için gelmedik.
Yine de heyecanlıyız. Yanımızda ÇİASSR. Adalet Bakanı eski Yardımcısı
iken, buraya sevkedilen askeri birliğe mecburen katılıp 27 Şubat
1944 günü Xhaybax 'ta (Haybah) vuku bulan katliama tanık olan
Ziyaudi Malsagov var:
-Cumhuriyetin diğer rayonlarındaki Çeçenlerle İnguşlar vatanlarından
sökülüp Kazakistan'a yollanmaktaydı. Fakat buradakileri nakletmek
mümkün değildi. Çevre aullardan ve mezralardan toplanan halk,
yaya olarak yola çıkarıldı. Hastalar, yaşlılar, zayıflar ertesi
günü helikopterlerle taşınacaktır denilmek suretiyle arkada bırakıldılar
.Bir miktar genç, genç kız, çocuk ve kadın da onlarla kaldı. Toplam
650-700 kişi kadardı. 27 Şubat 1944 günü sabah saat 09.00'da çevre
aullardan ve Xhaybax'tan (Haybah) toplanan bu insanlar şu ahıra
sürüldü. Bu ahıra, Lavrentiva Pavloviça Beriya'nın ..Ôrneklik
Beygir Ahırı'' denilmekteydi. Bu ahıra daha önce, dışardan ateşlenince
içeriyi tutuşturacak şekilde kuru ot ve saman yığılmıştı. Bu insanlar
bu ahıra sürülüp üstlerinden kilit vuruldu. Ardından ahır ateşe
verildi. Ateş tutuştuğu zaman ben fazla uzakta degildim. İnsanlar
ahırın kapısını zorlayıp kırdı ve dışarıya seğirtti. Gvişiani
de o an emretti:
-Ogon!
(Ateeş!)
Meğer otomatikler daha önce mevzilenmiş. Otomatların biçtiği ceset
yığınları kapı çıkışını tamamen kapattı. Bir iki kişi firara kalkıştı.
Onları da öldürdüler. 650 veya 700 insan ahırın içinde çayır cayır
yakılarak öldürüldü. Ben, ''Siz ne yapıyorsunuz?'' diyerek Gvişiani'nin
önüne dikildim. O beni iterek, ''Sen karışma!'' dedi. ''Bu, Beria
ile Serov'un emridir!'' Aradan bir saat geçmemişti yanıma Yüzbaşı
Gromov'u katıp beni Malhasta'ya (Malxhasta) savdılar. oradan dônüp
giderken ötelerde acaip birşeylerin olduğunu sezdim. Ne olup bittiğiğini
anlamak için beni Malhasta'ya (Malxhasta) döndük. Orada birkaç
kişi birçok ceset gömmekle meşguldü. Bunlann arasında Gayev Zhandar,
Elberd Hamzatov, Habilayev Alavdi de vardı. Onlar bana 132 ceset
gömdüklerini söylediler.
Daha
sonra Gayev Zhandar'ı Alma-Ata'da gördüm. O da 147 ceset gömdüklerini
söyledi. Verilen rakam buysa da, öldürülenlerin sayısı çok daha
fazlaydı...''
Hamzatov
Elberd: ''Xhaybax'ta (Haybah) insanların yakılarak öldürüldüğü
haberi bize ulaşmıştı. Varıp baktığımızda gördüğümüz manzara karşısında
dehşete düşmüştük. Üstteki küller temizlenince
el, ayak kafa ortaya çıkmaktaydı. O derin ahır cesetlerle doluydu.
Organlarla birlikte yananları da, yanmayanları da çıkarıp şu meydana
yığdık.''
Biz
dünyadan geçmiş gibiydik. Bôyle bir günle ve felaketle karşılaşacağımız
aklımızın ucundan bile geçmiyordu. Batukayev Abuhazhi: ''Halkımızın
vatannından sôkülüp sürgün edileceği hazırlığının yapıldığını
bir ay ôncesinden öğrenmiştim. Sürgünden üç dört gün önce kaçak
bir adamın geri getirilmesi emri ile ben aşağı gônderildim. Ovadaki
insanlar 23 Şubat'ta sürülürken aralarına beni de kattılar. Sôylemesi
ayıpsa da bir gün önce eşim doğum yapmıştı. Aynı o gece yeni doğumlar
da çok olmuş zaten. Hepsini diri diri yakıp öldürmüşler. Yönetim
1948 yılında beni tekrar buraya gônderdi. O zamanlarda bu ahıra
geldim. Bir demir çubukla kazmaya başladım. Elsiz, parmaksız pek
çok ceset buldum. Hepsini bir araya getirip şuraya gômdüm. O gün
benim ailemden 19 kişi ölmüştür .oysa amcam bu rejimin kuruluşu
sırasında taraf olarak savaşmış. İç savaşta atıyla, silahlarıyla
yuvasına dönmüştü. Eşini ve yedi çocuğunu katlettiler, şu evden
ise bir kadın, dört evladı, anası, halası, halasının kızı ve üç
çocuğu... o gün ocağımızdan toplam 19 kişi yakılmış
Doğum
sancısı Poyla 'yı acı acı inletmekteydi. Kadınlar etrafını çevirmişlerdi.
Eli silahlı askerler ise onları daha katı çevirmişti. Ağlayarak
bir masum can dünyaya geldi. Onu yıkayacak ılık su yoktu. Kundaklayacak
bez de yoktu. Kadınlardan biri baş örtüsünü, diğeri entarisinin
bir parçasını vererek çocuğu sarmaladı. Bu bebeğin babası Batukayev
Abu Haci o sıra, Kazakistan ' a giden sürgün yolundaydı. Kız bebeğe
Toiyta adı verildi. Toiyta'nın ömrü ancak 78 saat imiş. 27 Şubat
l944
sabahının
saat 10'unda, 100 yaşını aşmış büyükleriyle daha ômrünün baharındaki
anası ile ve daha nice kardeş ve bacısı ile mini minicik Toiyta
kızı alevler içinde cayır cayır yakıldı...
O
gece Gayev Xhesa (Hesa) ikiz çocuk dünyaya getirdi. Bebeklere
Hasan ile Hüseyin adları verildi. O ikizler de dünyayı tanıyamadı.
O sabah Gayevgil ' den 8 insan yakıldı. 11O yaşındaki Tuta, 100
yaşındaki Sara, 108 yaşmdaki Xhatu, 90'ındaki Maryem, 45'indeki
Mavdi -ikizlerin babası... Hepsi, hepsi o sabah yakıldı!..
Salambek
Zakrayev 30 yaşıda ya vardı, ya yoktu. Ona yoldaş olup gelen Çergizov
Abdurrahman ve Amagov Misir da altmışını aşmışlardı yol kenarında
öldürülmüş insan cesetleriyle karşılaştılar. Cesetlerin arasında
Salambek'in eşi Saciyta (Satsiyta) da bulunmaktaydı Kucağımdaki
bebek, bir hayli zamandır anasının göğsünü çekiştirmişe benzemekteydi.
Bu dehşet dolu manzaraya bakan üç adam uzun süre şokta kaldı Çocuk
aniden, açlıktan adeta büyümüş olan gözlerini açtı Anasının memesini
bırakıp üç adama doğru
emekledi.. Üç adamdan kenarda duran babasına kadar yaklaşıp ayaklarına
yapıştı Babası onu
itecek oldu! (3)
Kocamışlardan biri haykırıverdi:: ''Sakın ha itme onu! AI kucağına!''
Dağda
bir yiğit ölünce
Ağlayanlar kadın olur .
Dağda bir kadın ölünce
Ağlayanlar kadın olur .
Erkeklerinse içinden
Dünya başlanna yıkılır!
Alvadi
Şeyhiyev
ister
çarizm, ister leninizm, ister sosyalizm, ister komünizm, ister
faşizm, ister demokrasizm, ister Iiberalizm, ister yeltsinizm
deyin, ne derseniz deyin, ne ad verirseniz verin Rusya yöneticileri
Çeçen-İnguşlara da, başka uluslara de genosidi acımasızca uygulamıştır.
Eğer
bu ağlayan bebekler aç kurtların, et yiyici vahşi hayvanlann arasına
düşseydi, o hayvanlar bile sütlerini vererek insanların yaşamalarmı
sağlarlardı Bunun örneği de elimizdedir . 23 Ekim 1996 tarihli
Son Havadis gazetesinde bir haber vardı:
Sokak
köpekleri bebeği kurtardı: Romanya 'nın başkenti Bükreş 'teki
bir parkta başıboş dolaşan üç köpek, annesi tarafından terkedilmiş
yeni doğan bir bebeği kurtardı. Köpekler bebeği yalayarak ve vücutlarıyla
ısıtarak donmasınI önlediler , havlayarak da geçen bir polis aracının
dikkatini çektiler .Sağlık durumu iyi olan bebek önce bir çocuk
yuvasına verildi, daha sonra bir polis tarafından evlat edinildi.''
Çeçence bir ata sözü vardır: '' Adam boxu doşnax doqqa huma dac
dünienaxh / Dünyada. ''insanlık'' denilen sözden daha büyük bir
başka değer yoktur .
Ama,
günün önemine ve bu ömek habere baktığımız zaman, vahşeti yapan
insan, insanlığı
uygulayan da hayvan olmuştur!
23
/ 24 Şubat 1944 sürgün hadisesi, olup bittikten iki yıl sonra
anlaşılmıştır. ''1946 yılının yaz aylarında Amerikan Assochiated
Press Ajansı Çeçen-İnguşlann kanlı bir şekilde imha ve tehcir
edildiklerine dair bir haber yayımlamıştır .Bu haberi Türkiye
basını, özellikle Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Abidin Daver
de doğrulamıştır.''
Sürgün
hadisesi ile ilgili RSFSR Yüksek Şürasının karan 25 Haziran 1946
tarihinde edilmişti. Yüksek Şüra'nın Divan Başkanlık Katibi Bahmurov'un
açıklaması ve suçlaması şuydu ve ertesi günkü İzvestiya gazetesinde
yayımlanmıştı:
"
Büyük vatan harbi sıralarında Sovyetler Birliği Milletleri Alman
faşist gasıplarına karşı vatanlarının şeref ve istiklalini kahramanca
müdafaa ettikleri bir zamanda, Alman ajanlarının propagandalarına
katılan birçok çeçen ve Kırım tatarı tarafindan teşkil olunan
gönüllü kıtalarına girerek, Alman Ordusuyla birlikte Kızıl Ordu
ya karşı silahlı mücadeleye iştirak ettiler. Almanların emriyle
dahilde Sovyet rejimine karşı kundakçı çeteleri vücuda getirdiler.
çeçen-İnguş ve Kırım Özerk Cumhuriyetleri ahalisinin esas kitlesi
bu vatan hainlerinin faaliyetlerine mani olmadı. Bununla ilgili
olarak Çeçenlerle Kırım Tatarları Sovyetler Birliği 'nin başka
bölgelerine nakledilmiş bulunuyorlar. ,,
Akarsuyunun
alt yanında suyunu içen kuzu, üst yanındaki kurt tarafından. ''İçtiğim
suyu bulandırıyorsun'' suçlaması ile boğulmaktaydı. Yeşil, sulak.
bereketli ve son derece güzel olan vatanları Çeçenya'dan sökülüp
atılan sayıca küçük bu yüce ulus Sibirya buzullanna sürüldü. Tam
on üç yıl hayatta kalabilme mücadelesi verdi. Tekrar vatanlanna
döndüklennde yan yanya eksilmişlerdı.
7
Mart 1944 tarihinde Çeçen-İnguş ASSR.si lağvedildi. 22 Mart 1944
'te Rusya Federasyonu sınırları dahilindende (!) Groznıy bölgesi
kuruldu. Lağvedilen ÇİASSR. toprakları Gürcistan, Kuzey Osetya,
Dağıstan arasında paylaştırıldı. Dağıstan ve Stavropol oblastı
steplerinden bir kısmı Groznıy'a bağlandı.
25
Şubat 1956 günü Nikita Sergeyeviç Huruşçev, gizli raporlarında
Stalin genosidinin çok korkunç olduğunu ve milliyetler politikası
ilkesinin ihlali olarak kaydeder .
9
Ocak 1957 tarihinde Çeçen-İnguş ASSR.si tekrar ilan edildi. 580.000''lik
nüfusuyla sürgüne yollanan Çeçen-İnguşlann 225.000 kadarı vatanına
dönebildi. Prigorodnoy bölgesinin büyük bir kısmı (eski İnguşya'nın
% 40'ı) Kuzey Osetya ASSR.sinde kaldı. Daha önce bu bölgede yaşayan
pek çok Çeçen Sunjenskiy bölgesinin ve Malgobekskiy bölgesinin
aullanna ve Groznıy' a yerleşmek zorunda kaldı. Aqqi Çeçenleri
ise Dağıstan' ın Hasav-Yurt. Kızıl-Yurt ve Babi-Yurt bölgelerinin
değişik yerlerine yerleştirildi.
1-Gayev,
S.Haisov,M.Çagayev, T.Xaybax: Sledstvie prodoljaetsya, Grozny
1994,349 s.
2-
Uciyev (Utsiyev), Abu. "Xhaybax, Xatn' sanna..."Daymoxk
gazete, Grozny 30 avgust 1991 ;İsmailov ,Abu. "Vayna diclurdac
Xhaybaxan qhiemat de" , Daymoxk, Grozny 22 fevral 1992.
3-
Saygı gereği Çeçenler yaşlıların yanında evlatlarını kuçaklamama
geleneğine sahipti.Yanındaki iki yaşlının önünde Salambek de evleadına
dokunmak istememiştir. (T.C.K)