Kafkasya'da
nüfuz savaşları
Altınordu
Devleti
Kafkasya'nın iki devle ilişkisi
Kafkasya'ya emperyalist ilgi
-Napolyon'un istilaları
-Lehistan'ın taksimi
-Gürcistan'ın ilhakı
İngiltere'nin Kafkasya atağı
Kafkasya'da ulusal hareketler
Sürgün
Sürgün sonrası Osmanlı ve Rusya ile ilişkiler
I-
Altınordu Devleti
Kafkas-Rus
ilişkileri X.yüzyılda başlamıştır. Kafkasya'ya saldıran Kiev Prensleri,
Batı Kafkasya'da Adıgelerle karşılaştılar ve çeşitli savaşlar
oldu. Fakat Ruslar, XIII. yüzyılda, Doğu Avrupa'yı işgal eden
Moğolların yüzünden geçici bir süre için kuzeye çekilmek zorunda
kaldılar. Kafkasya'ya ilk Moğol saldırıları 1222'de oldu ve bu
saldırılar püskürtüldü. 1226 yılında Cengiz Han'ın orduları Güney
Rusya'ya saldırdı ve Avrupa'da Karpatlar'a kadar ilerleyip merkezi
Volga nehri üzerindeki Saray şehri olan Altınordu Devletini kurdu.
Altınordu devleti Kazan, Astrahan, Kırım ve Rus hanlıklarında
oluşuyordu. Moğollar 1227 yılında Kafkasya'ya saldırıya geçtiler,
Terek vadisinde, Hazar kenarında ve Kafkas steplerinde koloniler
kurdular. Timur'un saldırıları sonucu Altınordu Devleti 1481 yılında
yıkıldı.
II- Kafkasya'nın iki devle ilişkisi
Altınordu
devleti yıkılınca yerine küçük hanlıklar kuruldu. Fakat bunların
en önemlileri olan Kazan 1552'de Astrahan, 1556'da da Rusların
işgaline uğradı. Böylece Kafkasya önlerine gelen Rusların saldırıları
sonucu bazı Kafkas Prensleri çardan "dostluğunu" istemek
zorunda kaldılar. Buna rağmen, Ruslar tarafından Tarki'de kurulan
ticaret merkezi Kuzey Kafkasyalılar için tehlikeli olduğundan
1568' de işgal edildi. İran saldırıları sonucu Gürcistan'a yardıma
giden Rus kuvvetleri 1594 ve 1604'de imha edildi. Bunun üzerine
I. Petro'ya kadar 77 yıl önemli bir şey olmadı. Bu safhada Kazaklar,
Terek nehrinin kuzey, Kuban nehrinin doğu sahillerine ve Kuma
kıyılarına müstahkem köyler (stanitsa) meydana getirecek şekilde
yerleştirildi. I. Petro'dan sonra saldırılar sistemli bir şekilde
başlatıldı.
Güneye
inmek isteyen Rus orduları, 1707 ve 1711'de Dağıstan'da yenilgiye
uğratıldı. Bu yıllarda İran'da karışıklıklar çıktı. Bunu fırsat
bilen Petro, 1722'de hazar kıyılarından Guney Kafkasya'ya ilerledi,
Derbent, Bakü ve çevresini işgal etti. Petro'nun Dağıstan'a girme
teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlandı ve Ruslar Hazar kıyılarını
terketmeye mecbur kaldılar. Ruslara yardıma giden Gürcü ordusu
Lezgiler tarafından püskürtüldü. Bunun üzerine Ruslar bazı bölgelerden
çekildiler ve İranlılarla anlaşma yaptılar. Osmanlılar da Gürcistan'ı
işgal ettiler ve 1724'te Ruslarla "nüfuz mıntıkalarını"
paylaşan bir anlaşma imzaladılar. Kuzey Kafkasyalıların saldırıları
ve Nadir Şah'ın tehditleri üzerine Ruslar 1735'te işgal ettikleri
yerlerden çıkmak zorunda kaldılar. Kırımlılar, dostları olan Şirvan
Hanı'yla aralarındaki Derbent yolunu açmak için önce Ruslara sonra
Çeçenlere saldırdılar ama başarılı olamadılar. Çariçe olan II.
Katerina Orta Kafkasya'ya saldırmaya başladı ve buradaki halkı
dağlara çekilmeye mecbur etti. Bu arada Ruslar Kabartay Prensleriyle
Kuzey Kafkasya'yı ikiye bölmek için ittifak kurdular ve Kartli
ile İmereti krallıklarındaki nüfuzlarını arttırdılar. Ayrıca XVIII.
yüzyılın ilk yarısında Kazaklar kendi istekleriyle Rus himayesine
girmişlerdi. Rus fethini, verimli topraklara Rus göçmenlerinin
yerleştirilmesi izledi. Bu yüzden Kazak otlakları daraldı ve ayaklanmalar
oldu. Ayaklanan Kazaklar Kuban ve Terek'e yerleştirildi. 1763'te
Mozdok (Mezdegu-Sağır Orman) kalesi yapıldı ve 1777-1780 yıllarında
Mozdok'tan Azak kalesine kader müstahkem kalelerle çevrili bir
hat oluşturuldu. Mozdok'ta bir kilise yapıldı ve Asetin (Kuşha,
Osetin) kabileleri arasında Hıristiyanlığı yaymak için misyonerler
gönderildi.
1769-1774
Osmanlı-Rus savaşını Osmanlılar kaybetti. Küçük Kaynarca Antlaşması'yla
Kabartay'ın Osmanlılar tarafından Rusya'ya verilmesi üzerine buradaki
savaşlar yeniden başladı ve Kızılyar Ruslar tarafından işgal edildi.
Bunu üzerine Osmanlılardan yardım istendi. 1782'de Gürcü asıllı
Ferruh Ali Paşa komutasındaki Osmanlılar Anapa'ya çıktılar ve
bu kaleyi takviyeye, Soğucak ve Tsemez (Novrosiski) kalelerini
de inşaya başladılar. Ferruh Ali Paşa, Anapa kalesine hocalar
getirtti ve henüz Müslüman olmayan Çerkesler arasında (Rusların
Mozdok kalesiyle Asetinler arasında Hıristiyanlığı yaymasına karşılık)
Müslümanlığı yaymaya başladı. Sevilen bir kimse olduğu için başarılı
oldu. Ferruh Ali Paşa'nın yerine geçen Seyyit Ahmet Paşa ise bazı
Çerkes beylerini öldürttü. Bunun üzerine Osmanlılar kalelerinden
çıkamayacak şekilde kuşatıldılar ve Kuzey Kafkasya ile ilişkileri
ticari alanda kaldı.
1783'te
Ruslar Viladikafkas (Kafkaslara hakim ol) kalesini kaptılar ve
"Daryal Yolu"nu yaz kış kapanmayacak şekilde açtılar.
Aynı yıl Kırım ve Derbent Ruslar tarafında işgal edildi ve Kartli,
Kahketi gibi doğu Gürcü kralları Rusların himayesi altına girdi.
1782 ve daha sonraki yıllarda Dağıstanlılar, Gürcistan'a girdiler,
Rus ve Gürcü ordularını her yerde yendiler ve Tiflis önlerine
geldiler. Ama dağlıların kendi başlarına hareket etmesini istemeyen
ve ağır davranan Osmanlılar dağlı reislerin aralarını bozdu. Bunun
üzerine dağlılar geri dönmek zorunda kaldılar.
Batı
Kafkasya'da ise Rus saldırıları sonucu Adıgeler Kuban'ın güneyine
çekildi ve Ukrayna'da her an ihtilal yapabilecek durumda olan
Zaparoj Kazakları bu bölgelere yerleştirildi. 1787-1791 Osmanlı-Rus
savaşında Osmanlılar Soğucak ve Anapa kalelerine kuvvet gönderdiler.
Battal Paşa Kafkasya'da Ruslara yenildi ve Ocak 1792 Yaş Antlaşması'yla
bu iki kale Ruslar'a verildi. 1795'te İranlıların Tiflis'e girmesi
üzerine, Gürcistan'a yardıma giden Rus ordusu dağlara girmek istediği
için Dağıstanlılar tarafından bozguna uğratıldı. Fakat Ruslar
Astrahan'da İranlıları yendikten sonra Ermeni platosuna ve Transkafkasya'nın
en önemli ticaret merkezi olan Ganja'yı işgal ettiler. 1799'da
Gürcülerle Ruslar arasında bir anlaşma yapıldı ve 1801'de Gürcistan
Rusya'ya ilhak edildi.
Rusya'nın
batıdaki durumunun karışık olmasını XIX yy. ilk yarılarında batı,
Fransız ihtilalinden doğan fikirlere ve Napolyonla uğraşıyordu.
Bundan etkilenen Rusya, kendisine bulaşabilecek isyanları bastırma
konusunda Avrupa'ya yardım ediyordu. Rusya'nın batıdaki durumunun
bu sebeplerden dolayı karışık olmasını fırsat bilen bütün Kuzey
Kafkasyalılar (Gürcistan savaşında yıprandığı için Dağıstan hariç)
Ruslara karşı genel taarruza geçtiler. 1807'de bir veba salgını
üzerine Kafkas ordusu büyük kayıplar verdi. Bunu üzerine Ruslar
karşı saldırıya geçti ve Çeçenleri Terek'in güneyine attılar.
Ruslar batıda kendilerine yardım ederlerse Kafkasya'nın bağımsızlığını
tanıyacaklarını belirttiler ve bir mühlet verdiler. Ruslar cevabı
beklerken Kubanlılar karşı saldırıya geçtiler. Böylece Rusların
bu saldırıları da boşa çıkartılmış oldu.
Bu
sırada Kuban'da bir ihtilal oluştu. Birçok asilzade Ruslara iltica
etti ve kabileler arasında mücadeleler başladı. Fakat her şeye
rağmen Rus müstahkem mevkilerine yapılan saldırılar kesilmedi.
Rusla r batıyla uğraştıklarından bu karışıklıktan yararlanamadılar.
Abhazya hükümdarı olan ve sonradan Hıristiyanlığı kabul eden Sefer
Bey (ki Abhaz değildir) Kuban'daki gibi bir ihtilalden korkarak
1810'da Ruslarda yardım istedi ve Abhazya işgal edildi. Bunu üzerine
büyük bir halk kitlesi Kuban'a göç etti. 1816'da Ruslar dağlara
daha çok sokuldular, bazı dağlı reislerini rütbe, nişan ve para
ile elde ettiler.
Napolyon'u
yenen, İran saldırılarını kıran, Osmanlılarla anlaşma yapan Ruslar
1822'de genel bir saldırıya geçtiler. Sünje Kale (Grozny), İndrey
civarı işgal edildi. Buna rağmen Abhaz ve Ubıh kuvvetleri Sohum
hariç Abhazya'yı Ruslardan temizledi. Savaş, Kabartay'ın Ruslar
tarafından işgaliyle sona erdi. 1826'da I. Aleksandr'ın ölümü
üzerine Rusya'nın karıştığını sanan İranlılar, Güney Kafkasya'ya
saldırdılar. Fakat bir çok savaşta yenildiler ve 1828'de Azerbaycan
Ruslar tarafından işgal edildi. Aynı yıl yapılan Türkmensoy Antlaşması'yla
İranlılar Transkafkasya siyasetinde rol oynayan bir devlet olma
özelliklerini kaybettiler. Gene bu antlaşmayla Dağıstanlıların
dış dünya ile ilişkileri kesildi ve ele geçirdikleri boğazlar
sayesinde Ruslar, Anadolu üzerinden Akdeniz'e, İran üzerinden
Hint Okyanusu'na ve Hazar Deniz'i üzerinden Asya'ya gidebilecekleri
bir üs kazandılar.
Ruslar
1828'de Osmanlıları yenip 1829'da Edirne Anlaşması'yla (fiilen
hiçbir kıymeti yoktur çünkü Ruslar bu topraklara hiçbir zaman
hakim olamamışlardı.) Kafkasya'yı ve Anapai Poti, Ahıska gibi
kaleleri Osmanlılardan aldı. Bu durumu Kafkasyalılar protesto
ettiler. 1829'da Rusların İstanbul önlerine gelmeleri, İran ve
Osmanlı İmparatorluğu'nun doğusunda büyük başarılar kazanmaları
ve 1833'de Rus donanmasının isyan eden Mısırlı Mehmet Ali Paşa'ya
karşı II. Sultan Mahmut'u desteklemesi İngiltere'de huzursuzluklar
yarattı. Ponsonby İngiltere'nin Çerkeslere yardım etmesini istedi.
1826'da Dağıstan'da bunlara karşı (müritler tarafından yapılan)
hareket gelişirken 1830'da da Abhazya'da Ruslara ve Rusları çağıran
Şirvaşidze idaresine karşı bir ihtilal başladı. Cephane azaldığı
için Osmanlılardan cephane almak için yardım istendi fakat kabul
edilmedi. Abhazya'da Rusların ilerlemesi durduruldu. Kuzeyde ise
Abın ile Tsemez'i alıp, Kuzey-Batı Kafkasya'yı, Kafkasya'dan koparmak
isteyen Rus kuvvetleri Hacı Huzbek (Guzbek) tarafından büyük yenilgilere
uğratıldı.(1834)
A- Kafkasya'ya
emperyalist ilgi
XIX. yüzyılın başlarına kadar yalnız Osmanlıları ve İranlıları
ilgilendiren Kafkas-Rus mücadeleleri, önem kazandı ve bu zamandan
sonra Kafkasya'da ıslahat hareketleri başladı. XIX. yüzyılın başlarında
iyice genişlemiş ve diğer sömürgeci ülkelerle rekabeti artmış
olan Rusya'nın sıcak denizlere inmek için Kafkasya ile olan ilişkileri
diğer emperyalist ülkeleri de ilgilendiriyordu. Bu olaylar şunlardı:
Napolyon'un
istilaları: Mısır'ı ve Avrupa'nın büyük bir kısmını
işgal eden Napolyon'un istilaları Kafkasya aleyhineydi.Çünkü Avrupa'da
kendisinden başka "büyük" devlet görmek istemeyen İngiltere,
Fransa'nın karşısında, Rusya'nın yanında, dolayısıyla da Kafkasyalıların
karşısında yer alıyordu. Ne zaman ki Fransa yenildi, o zaman İngiltere
Kafkasyalıların yanında yer alır "gibi" oldu. Osmanlıların
1828-29 savaşında yenilmeleri, 1829 Edirne ve 1833 Hünkar İskelesi
Anlaşmaları, Rusların doğudaki tehlikelerini büyütüyordu. Bu yüzden
İngiltere 1834'den itibaren Kafkasya ile ilgilenmeye başladı.
Lehistan'ın
taksimi, 1830 isyanı: 1795'te Lehistan'ın büyük devletler
tarafından paylaşılıp en büyük parçanın Rusya'ya verilmesi işgal
altında yaşayan Lehlilerde Rusya'ya karşı düşmanlık uyandırdı.
Rusya'ya karşı düşmanlık; bu ortak durum Lehlilerle Kafkasyalıları
birbirine yaklaştırdı. 1830 Leh ayaklanmasından sonra birçok Lehli
Rus ordusunda Kafkas cephesine gönderildi. Kafkasyalıların Ruslara
karşı mücadelesinde başarı kazandığı taktirde Lehistan'ın tekrar
bağımsız olacağını tahmin eden Lehliler, Rus ordusundan kaçıp
Kafkasyalıların yanında çarpışarak ve Avrupa'da Kafkasya lehinde
propaganda yaparak Kafkasyalılar için çalışıyorlardı. Kafkas mücadelesinin
Avrupa'da tanıtılmasında, Lehlilerin Kafkasyalılardan daha çok
emekleri geçmiştir.
Gürcistan'ın
ilhakı: İranlıların ve Osmanlıların Kafkasya'ya yardım
edeceğine, Güney Kafkasya'yı istila için fırsat kollamaları ve
saldırılarda bulunmaları üzerine Gürcistan 1801'de, Şirvan Hanlığı
da 1826'da Rusya'ya ilhak edilmişti. Bu Kafkasya'yı güneyden kuşatmaya
neden olduğu gibi, Osmanlıların da güvenliğini tehdit ediyordu.
Bu yüzden, hiçbir ciddi yardımda bulunmamakla beraber, Osmanlılar,
Kafkasya için çalışanlara müsaade ve hatta yardım ediyorlardı.
Lehlilerin Kafkasya için çalışmaları, İngiltere'nin siyasetinin
Kafkasya lehine dönmesi ve Osmanlıların Kafkasya için çalışanlara
müsaade ve yardım tavrı. İşte bundan sonraki olaylar böyle bir
atmosfer içinde geçmiştir.
B.
İngiltere'nin Kafkasya atağı
Biraz önce belirtilen nedenlerden ötürü İngiltere'nin dikkati
1834 yılından itibaren Kafkasya'ya çevrilmişti. 1834 sonbaharında
David Urquhart Kafkasya'ya gönderildi. Urquhart İngiltere'ye döner
dönmez Lehli yurtsevelerle birlikte Kafkasya için çalışmalar yaptı.
Bu çalışmaların sonucu İngiltere, 1829 Edirne Antlaşması'yla Osmanlı
İmparatorluğu'nun Kafkasya'yı Rusya'ya veremeyeceğini, böyle bir
şeyin hakikat olmadığını belirtti. O devrin İngiltere Dışişleri
Bakanı Palmertson Kafkasya'nın bağımsızlığını istiyordu ama İngiltere'nin
Rusya ile çatışmasını istemediği için kesin netice verecek şeyler
yapmıyordu. Palmertson'un izlediği politika şuydu: "Devamlı
dostlarımız ve düşmanlarımız yoktur. Devamlı çıkarlarımız vardır."
Lehli yutseverler, İngiltere ve Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya
arasında bir savaş çıkartmak için çeşitli çalışmalar yaptılar.
(Kafkasya'ya cephane yüklü gemiler gönderdiler, vb.) Fakat bu
çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandı. Ayrıca Rus hizmetindeki
Lehlilerden Kafkasya'da kıtalar oluşturmak istediler. Kırım Savaşı'ndan
sonra "Labimski Müfrezesi" adı verilen bir kuvvet oluşturuldu.
Fakat bu müfreze 1859'da dağıldı ve 1860' da da müfrezeyi oluşturanlar
İstanbul'a gitti. Böylelikle bu çalışmada başarısızlıkla sonuçlandı.
Urquhart 1837'de üç İngiliz ajanını Kafkasya'ya gönderdi. Fakat
Fransa'nın tekrar kuvvetlenmesi üzerine Rusya ile anlaşabilmek
için İngiltere bu adamlarını geriye çekti. Lehli yurtseverlerin
lideri Adam Çartoreski, Kafkasya'ya adamlarını gönderdi. Fakat
bunlar yeterince başarılı olamadılar ve Kafkasya ile bir birlik
oluşturulamadı. (Adam Çartoreski, 1861 yılında Adıgelerin isteği
üzerine Adıgey'in Avrupa temsilcisi oldu.)
C.
Kafkasya'da reformlar ve savaşın sonu
1822'de
Kabartay'ın Rusların eline geçmesiyle birlikte coğrafi birlik
bozuldu. Bu yüzden reformlar, Kuzey Kafkasya'da birbirinde ayrı,
iki bölgede farklı şekillerde oldu.
I-
Doğu Kafkasya'da reformlar ve savaşın sonu : XIX. yy.ın başlarında
Ruslar Doğu Kafkasya'ya, bilhassa Dağıstan'a hanlar sayesinde
nüfuz etmişlerdi. Ayrıca Dağıstan'da Tatarların bir kolu olan
arazi sahibi bir sınıf mevcuttu. (Ve bu sınıf da Hanlarla beraber
Rus çarıyla işbirliği halindeydiler ve Müridizme karşı çıkmışlardı.)
Hanların ve Rusların baskısıyla mücadeleye katılmayan halk Müridizm
ile uyanmaya başladı ve bu hareket en fazla Çeçenistan'da Şeyh
Mansur'un Gazavat (Mukaddes Harp) çağrısıyla başlayan ve 1826'dan
sonra Gazi Muhammed, Hamzat ve Şamil tarafından kuvvetlendirilen,
herkesin eşit olduğunu belirten bir tür dini ve askeri bir sistemi
kurdu. Gazi Muhammed "Bütün Müslümanların hak ve kıyametleri
müsavidir (eşittir), Allah'tan başka hiç kimseye kul olmamak lazımdır"
diyordu. Müritler düşünceleri itibari ile Adıgelerden (Batı Kafkasyalılardan)
tamamen farksızdılar. Siyasi bağımsızlık temin etmek, gerek halkın,
gerek toprakların çar tarafından sömürülmesini engellemek amacıyla
hareket ediyorlardı. Şamil'in radikalist davranışları sonucu Dağıstan'daki
birçok toprak ağası ve bey Ruslara sığındı. Dağıstan'da doğan
ve eşitlik prensipleri taşıyan bu hareket Çeçenistan'da büyük
bir kuvvet topladı. Şamil'in bu hareketi, İstanbul'da kendi siyasi
propagandalarına cevap olarak kabul edildi.
Ruslar, Müridizmi ilk kuran ve Çeçenistan da büyük bir ün kazanmaya
başlayan Şeyh Mansur'u yakalamak için Aldi köyüne doğru ilerlediler
ama büyük bir yenilgiye uğradılar. Bu zafer halkı ona daha çok
yaklaştırdı. Şeyh Mansur Kızılyar ve Grigoryapali'yi kuşattı ve
çeşitli baskınlar düzenledi. Mansur'un bu hareketi Ruslarla barış
halinde olduğundan Osmanlılarca engellenmeye çalışıldı. Hanlar
ise her zamanki gibi Mansur'a karşıydılar. Mansur Tatartop'da
Ruslara yenildi ve Adıgelerin arasına çekildi. Savaşlarına Adıgelerle
birlikte devam etti. 1787 Osmanlı-Rus savaşında Battal Paşa Kafkasya'da
bozguna uğradı. 1971'de Anapa Rusların eline geçti ve burada bulunan
Şeyh Mansur esir edildi.(Mansur 1794'de Rusya'da öldü.) Yerine
Gazi Muhammed (Gazi Molla) geçti ve Doğu Kafkasya'daki direnci
büyük ölçüde kıran Avar Hanlığı üzerine Şubat 1830'da yürüdü.
Fakat Hanlığın merkezi olan Hunzak'ı alamadı ve geri çekilmek
zorunda kaldı. Gazi Muhammet, bundan sonra birçok Kazak köyüne,
Kızılyar'a baskın yaptı Vladikafkas'ı çevirdi. Gazavat'ı hemen
bastırmak için harekete geçen Ruslar Gimri köyüne saldırdılar
ve Gazi Muhammet'i öldürdüler. Yerine Hamzat geçti ve ilk iş olarak
Dağıstanlılar için büyük tehlike olan Avar Hanlığı'nı ortadan
kaldırdı. Ama Ruslardan yardım gören karşıtları tarafından 18
Eylül 1834'de öldürüldü. Yerine Şamil imam seçildi. Şamil Ruslarla
savaşmadan önce hanların otoritelerini ortadan kaldırmayı düşünüyordu.
1835'te Aşilte köyünde bir kongre toplandı ve Ruslara karşı nasıl
tavır alınacağı saptandı. Kaytak ve Tabassaran bölgelerine akınlar
yapıldı. Bunlardan amaç bölgedeki hanların idarelerini yıkmak
ve Ruslara boyun eğen bu halkları kendi tarafına çekmekti ve bundan
da başarılı olundu. Bunun üzerine Ruslar Mayıs 1839'da Şamil'in
karargahı olan Ahulgoh'a saldırıya geçtiler ve 29 Ağustosta burayı
işgal ettiler, ama Şamil'i yakalayamadılar. Şamil her şeyini kaybetmiş
bir şekilde Çeçenistan'a gitti. Çeçenleri etrafında toplamaya
başladı. 1840'ta genel ayaklanmalar oldu ve işgal altındaki bölgelerden
28 bin Çeçen ailesi dağlara çekildi. 1840-1843'de Ruslar çeşitli
yenilgilere ve kayıplara uğradılar. 1845'te Dargo'ya saldıran
Ruslar büyük bir bozguna uğradı. Dargo zaferi üzerine Dağıstanlılar
da ayaklandı ve Ruslar'a karşı isyanlar oldu. Böylelikle Dağıstan'da
Şamil'in otoritesi altına girdi. Bunu üzerine Şamil batıyla birleşmek
için Kabartay bölgesine girdi ve Nalçik bölgesine kadar geldi.
Fakat Rusların ananevi dostları olan ve müritlerin Dağıstan'da
beylere ne yaptığını bilen derebeyleri tarafından yönetilen halk
kayıtsız bir tavır takındı. Bu yüzden Şamil bazı Kabartay ve Asetin
beyleri ile birleşerek geri dönmek zorunda kaldı. Batıyla bu şekilde
birleşemeyen Şamil batıya naipler gönderdi. Bunlardan en önemlisi
Mehmet (Muhammet) Emin'di. 1853-55 Kırım savaşında Kafkasya'nın
Ruslardan tamamen temizlenmesini isteyen Şamil büyük bir harekete
girişmedi. Sadece Gürcistan'a bir baskın yaptı. 1856'da Paris
Sulh Antlaşması Kafkasya'dan bahsedilmeden imzalandı. Ruslar 1852'den
beri ormanları tahrip ederek saldırıya geçmişler, böylece birçok
yer çorak kalmıştı. Ormanların yok olmasıyla Çeçenler en büyük
üstünlüklerini kaybettiler. Kuzeyden, güneyden ve doğudan saldırıya
geçen Ruslar, Nisan 1859'da Vedeno'yu işgal ettiler. Böylece Doğu
Kafkasya'nın direnci kırılmış oluyordu. Bu yenilgi Şamil'in otoritesini
iyice azalttı ve Şamil 6 Eylül 1859'da Gunip'te teslim oldu. Şamil'in
teslim olmasıyla Doğu Kafkasya'nın işgali tamamlandı.
II-
Batı Kafkasya'da reformlar ve savaşın sonu: Burada
ilk önce milli birliğin sağlanması için çalışmalar yapıldı ve
12 eyaletten (Şapsığ-Nathoç, Abzah, Kemirguey, Barakay, Kabartay-Besleney,
Hatukuey, Bjeduğ, Mekhoş, Başılbey, Teberdi, Abhazya, Vubıh-Cih)
oluşan bir devlet kuruldu.
Her eyaletin özel idareleri ve bu idarelerden oluşan 300 kişilik
bir "Milli Misak Meclisi" (Ulusal And Meclisi - Çıla
Therio Xase) vardı ve bu meclisin başkanı yoktu. Belli bir toplantı
olmayan bu meclisin kararlarına herkes uymak zorundaydı. 1839'da
Şapsığ bölgesinde toplanan meclis, Hazar Denizi ile Karadeniz
arasında kalan bölgenin bir "Vatan" ve bu vatanda "Bir
Millet"in yaşadığı, Rusların milli düşman olduğu, sonuna
kadar savaşılacağı gibi kararlar alındı. Nitekim, Rusların barış
ve Tsemez-Anapa yol güzergahında Çerkeslerin çekilmesi istekleri
kabul edilmedi. Misakı Milli Meclisi Ruslar'a bir heyet gönderdi
ve Karadeniz ile Hazar Denizi arasının tahliyesini istedi. Fakat
Ruslar Kafkasya'nın Osmanlılar tarafından kendilerine verildiğini
iddia ederek bunu reddettiler. Bunun üzerine bir beyanname yayınlandı.
Bu beyannamede Rusya'nın bir gün batıya da saldıracağı, Kafkasya'nın
Rusya'nın bir parçası olmadığı, Osmanlıların hiçbir zaman sahip
olmadıkları Kafkasya'yı Rusya'ya veremeyeceği, sonuna kadar savaşılacağı
kesin bir şekilde bildirildi ve Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya
protesto edildi. Bunun üzerine Ruslar kabileleri bölmek için bazı
kabilelere barış teklif ettiler ama bütün Kafkasya boşaltılmadıkça
barışın olamayacağı bildirilerek bunlar reddedildi.
Batı Kafkasya'da, Ruslar, Anapa, Tsemez, Poti gibi kaleleri işgal
etmişlerdi. Fakat bu kaleler tamamen kuşatılmış olduğundan birbirleriyle
ilişkileri yoktu. Bu kaleleri birleştirip, Batı Kafkasya'yı Karadeniz'den
de kuşatmak isteyen Ruslar, 1830'da saldırılara geçtiler. Bu kuvvetlerin
büyük kısmı püskürtüldü. Yalnız Tsemez'i takviyeye giden kuvvet
durdurulamadı ve Ruslar Tsemez'e girdi. Rusların müstahkem bir
hat oluşturma çabaları üzerine savaşlar yeniden başladı. Subş
civarına çıkartma yapan Ruslar, içerilere giremedilerse de bu
kıyıda tutunmayı başardılar. 1839 yılında Şaşi kalesine baskın
yapıldı. Kale içine girildiyse de Kafkasyalılar geri çekilmek
zorunda kaldılar. Aynı yıl Jamatya ile Anapa arasında savaş oldu
fakat sonuç elde edilemedi.
Ruslar,
Abın'dan başlayarak Soçiye kadar, Abin, Anapa, Şhapsin, Vaye,
Tsemez, Şaşi, Tuapse, Mazga, Nikolayevski ve Doma kalelerini yapmışlardı.
Bu kaleler Kafkasya'nın güvenliğini tehdit ettiği için işgal edilmeleri
gerekliliği ortaya çıktı. Şubat 1840'dan itibaren başlayan saldırılar
sonucu Anapa ve Tsemez hariç bütün kaleler geri alındı.(Bu savaşlar
konusunda Karl Marks şöyle diyordu:" Kahraman Adiğeler Ruslar'ı
hezimete uğrattılar. Ey dünya, ey insanlık: özgür yaşamak isteyen
insanların nelere muktedir olduklarını onlardan öğreniniz.) Sivastopol'dan
bu kalelere yardım için gönderilen Ruslar ancak Gürcistan'a çıkabildiler.
Bu yenilgiler üzerine 80.000 Rus askeri Kafkasya'ya gönderildi.
Bu en çok Osmanlıların işine yaradı. Çünkü Osmanlılar Sivastopol'da
bulunan Ruslar Kafkasya'ya gönderilmişti. Abhazya Rus işgali altında
olduğundan Berzek Hacı komutasındaki kuvvetler Abhazya'ya girdi.
Yardım alan Ruslar karşı saldırıya geçtilerse de Soçi'nin kuzeyine
çıkmayı başaramadılar.
Kafkasyalıların
büyük başarıları Avrupa'nın dikkatini çektiyse de yardım yapılmasını
sağlayamadı. Doğuda Dargo yenilgisi ve batıda birçok kalenin Kafkasyalıların
eline geçmesi üzerine Ruslar, kaybettikleri yerleri ve prestijlerini
tekrar kazanmak için büyük hazırlıklara başlamışlardı. Kafkasya'da
ise, Kuzey Kafkasya'nın bütünleşmesi gerektiğini anlayan Şamil,
bu bütünleşmeyi sağlamak için batıya Hacı Mehmet, Süleyman ve
Mehmet (Muhammed) Emin gibi naiplerini gönderdi. Bu naipler Misak-ı
Milli Meclisi'nde Doğu Kafkasya'yı temsil ettiler.
Bunlardan
en önemlisi Mehmet Emin 1847'de Pçeha nehri kıyısında topladığı
halka, İslamiyet'i kabul etmelerini, beylerin elindeki fazla hakkın
geri alınmasını, beyliliğin kaldırılmasını ve ancak bu biçimde
Ruslara karşı konulabileceğini söyledi. Kendisini Batı Kafkasya
hükümet reisi olarak tanıtmak ve doğudaki sistemi aynen burada
uygulamak istedi. Ama bu, halkın ve beylerin tepkisine yol açtı.
Muhammed Emin ancak doğudaki kabilelerden (Abzah vs.) destek bulabildi.
Bir iç savaş çıkma ihtimali üzerine tavrını değiştirdi. Fakat
Rus saldırıları başladığı zaman kabileleri Muhammed Emin'in çevresinde
birleşmeye başladılar. Onun hareketleri ilericiydi, aristokratların
durumlarını sarsıyordu. Beylerin ve onları destekleyen Osmanlıların
karşı tavırlarına rağmen 1848'de Adagum'da yapılan büyük milli
toplantıda reisliği kabul edildi.
Muhammed
Emin, Kafkasya'da bir sanayi hareketi, (kendi ihtiyaçlarını kendi
sağlamak için) oluşturmak istemişti. Bu yüzden özellikle silah
konusunda uzman aramış, Rus esirlerine iyi davranmıştı. Bu sayede
Kafkasya'ya gelen bir Polonyalı top imalathanesi açtı.
Muhammed
Emin, demokrasi esasına dayanan idare ve ordu teşkilatı kurdu.
Batı Kafkasya'yı 100 idari parçaya ayırdı ve düzenli bir ordu
kurdu. Bu ordu sadece 1849'da Ruslara 101 baskın yaptı. Naip,
dünyanın ilgisini Kafkasya'nın üzerine çekmek ve yardım sağlamak
için çalışmalarda bulundu, İstanbul'a temsilciler gönderdi.
Muhammed
Emin'in bu reform hareketini engellemek isteyen Ruslar, saldırıya
geçtiler ve onu Unbi (Umpa) dağında mağlup ettiler. Yeniligi bazı
kabileleri geçici bir süre için Muhammed Emin'den ayırdı. Bu sırada
çıkan Kırım savaşı (1853-1855) Kafkasyalılar için son ümitti.
Muhammed Emin Avrupalı ülkelerle görüşüyordu. Avrupalılara "Rus
generalleri kadar Osmanlı paşalarının da" istenmediğini,
Kafkasya'nın, İran-Osmanlı-Rusya devletleri arasında "Tampon"
bir ülke olmasını, bunun Rusya'nın büyük bir yenilgisiyle olabileceğini
belirtti. Fakat müttefikler farklı düşünüyorlardı. Örneğin, Osmanlılar,
İngilizler, kendi hegemonyaları altında "bağımsız" ve
Fransızlar da Rusya'nın olmasını istiyorlardı. Savaşta bütün müttefikler
birbirlerini aldatmaya çalıştılar. İngilizler Şamil'in Rusya'ya
saldırmasını istediler fakat Şamil, önce Hazar Denizi'nden Karadeniz'e
bütün Kafkasya'nın Ruslardan temizlenmesini istediğinden Gürcistan'a
küçük akınlarla yetindi.
Osmanlılar
Anapa'ya Zanyikovue Sefer Beyi, Sukhum'a da Behçet Paşa'yı gönderdiler.
Amaçları, Kafkas kabileleri Müslümanlık hissi etrafında birleştirip,
Ruslara karşı kullanmaktı. Anapa'ya gelen Sefer Bey, bu çevredeki
kabileleri Muhammet Emin'den ayırmaya çalıştı ve bunda da bir
dereceye kadar başarılı oldu. Naip tarafından sürülen Natuhay
beylerini geri getirtti. Sefer Bey'in Kafkasya'ya gönderilmesi,
Kafkasya'ya yardım değil, işgalin düşünüldüğünü gösteriyordu.
Nitekim savaşta Osmanlılar, Kafkasya'yı "Osmanlı mülkü"
gibi göstermeye çalıştılar ve müttefikler ajanları aracılığıyla
asılsız haberler yaydılar. Bütün bunlar, Kafkasyada müttefiklere
karşı olumsuz düşünceler doğuruyordu. Savaşta her iki taraf bir
üstünlük sağlayamadı. İngiltere, Rusya'nın Hindistan'a inmesini
engellemek için tampon Kafkasya'yı istiyordu. Bu Fransızların
işine gelmediğinden, Şubat 1856 Paris Barış Antlaşması, Kafkasya'dan
bahsedilmeden imzalandı. Bu Kafkasya'nın Rusya'ya bırakılması
demekti. Kırım Savaşı sırasında Kafkasya'ya Rus saldırıları durmuştu.
Fakat Sefer Bey'in Kafkasya'da birliği ve ahlakı zayıflatması,
bu savaşın zararlarını faydasından çok yaptı. 1857'de Muhammet
Emin, dış ülkelerden yardım almak için İstanbul'a gitti. Fakat
Rusya'nın isteğiyle tutuklandı ve Şam'a sürüldü. Oradan kurtulup
tekrar Kafkasya'ya döndü. 1857'nin sonlarına doğru, İngiltere
ve Fransa'nın baskısıyla Osmanlılar Batı Kafkasya'yı boşalttılar
ve Sefer Bey kendi başına kaldı.
Savaştan
sonra Kafkasya'nın tehlikeli durumunu ortadan kaldırmak isteyen
Ruslar saldırılara başladırlar ve 1859'da Doğu Kafkasya'nın direncini
kırıldı. Bunun üzerine Muhammet Emin Ruslarla uygun şartlar altında
barış yapılmasını istedi. Fakat bu öneri Milli Kongre tarafından
şiddetle reddedildi. Muhammet Emin teslim oldu ve İstanbul'a gitti.
Doğu Kafkasya'daki direncin kırılması üzerine Ruslar, Batı Kafkasyalılara
iki yol teklif ediyorlardı. Ya Stavropol bölgesiyle Sal Stepine,
veya Osmanlı topraklarına göç etmek. Aynı zamanda Rus ajanları
Kuzeye göç edeceklerin Hıristiyanlaştırılacaklarını, 25 yıl askere
alınacaklarını söylüyorlardı. Bununla Rus hükümeti, Batı Kafkasyalıları
bilhassa Osmanlı topraklarına göç ettirmek istiyordu.
1860'da
Sefer Bey öldü ve yerine oğlu Zanyikuvue İbrahim (Kara Batır)
geçti ve birlik hareketlerine başladı. Yardım istemek için İstanbul'a
İbrahim adında bir elçi gönderdi. Şapsığ, Vubıh ve Abhazları temsil
eden (çünkü bu kabileler işgale uğramamışlardı.) 5'er kişiden
bir meclis kurdu. Avrupa'ya bir heyet gönderdi. 1860'dan sonra
tekrar savaşlar başladı ve 1861'de Müjiklerin azat edilmesinden
dolayı göç dalgaları Kafkasya'ya yöneltildi. Binlerce Kazak ve
Rus Kafkasya'ya yerleştirildi.
Urquhart
ve Leh yurtseverleri, Kafkasya için miting ve propaganda yaptılar.
Fakat Kafkasya'ya yardım yapılmasını sağlayamadılar. Bu sırada
Kafkasya'da Bjeduğ bölgesiyle, Şapsığ, Vubıh ve Abhaz bölgeleri
işgal edilmemişti. İşgal edilen yerlerdeki Kafkasyalılar bu bölgelere
gelmişler, nüfus yoğunluğu artmış, bu yüzden yiyecek sıkıntısı
ve salgın hastalıklar başgöstermişti. Bütün bu çaresizlikler içinde
Kafkasyalılar intihar savaşları yapmaya karar verdiler. Son savaşlara
Kafkasyalılar, kadın, erkek, çocuk, her şeyleriyle katıldılar.
Hodz vadisinde ve Ahçip köyündeki savaşlarda Kafkasyalılar yenildiler.
D.
Sürgün
Bu
kanlı yenilgiler üzerine Ağustos 1864'de Çar'ın kardeşi Grandük
Mişel, yayınladığı fermanla bir ay içinde Kafkasya'nın boşaltılmasını,
aksi halde kalan herkesin, harp esiri olarak Rusya'nın muhtelif
mıntıkalarına sürüleceklerini bildirdi. Bunun üzerine vatandan
Osmanlı topraklarına sürgün başladı. Sürülenler Bulgaristan, Dobrica,
Sırbistan, Arnavutluk, Suriye, Irak hatta Ürdün'e, genel olarak,
durumu karışık olan yerlere yerleştirildi. Fakat Rusya kendisine
sınır olan ve daha sonra kendisinin olabilecek yerlerde Kafkasyalıları
istemiyordu. Bu yüzden 1876 İstanbul Konferensı'nda "Rumeli'de
Çerkes göçmenlerin iskan edilmemesi" kararlaştırıldı ve en
az 175.000 Kafkasyalı ikinci sürgüne uğradı. Sürgünden sonra Kafkasyalılar
Osmanlı için "canla başla" çalıştılar. Örneğin, Osmanlıların
(bilhassa Kafkas ordusunun) süvarilerinin büyük bir kısmı Kafkasyalıydı
ve savaşlarda sayısız yararlılıklar gösteriyorlardı. Kafkasyalıların
bu kadar çalışmasına rağmen, ne kadarının sürüldüğü kesin olarak
söylenememektedir. Sürgün edilen Kafkasyalılar 500.000 ile 2.000.000
arasında tahmin edilmektedir.Fakat resmi kayıtlara göre 1855-1863
yılları arasında 311.330 ve 1864 yılında Eylül ayına kadar 283.000
kadar göçmen Varna ve muhtelif Karadeniz limanlarına geldi. Aynı
resmi belgelerin (Takvim-i Vekayi) 1281 tarihli sayısında kış
mevsiminden yaz ortalarına kadar toplam 299.068 kişinin geldiğini
yazmaktadır. Böylece en az 900.000'e yakın göçmen 1855-1864 yıllarında
Osmanlı topraklarına gelmiştir. Bu yıllara önce ve sonra gelen,
yollarda ölen ve sayıma girmeyenlerle, sürgün edilen Kuzey Kafkasyalıların
sayısının bir milyonu aştığı anlaşılmaktadır.
Trabzon Rus Konsolosu'nun raporunda Batum'da günde 7, Trabzon'da
180-250, Samsun'da 200 kişinin öldüğü bildirilmiştir. Çerkes köyleri
20-30 yıl sonra "Çerkes Mezarları" haline gelmiştir.
Ekonomisi tarıma dayalı olan Rusya ise Kafkasya, Ukarayna, Ortaasya,
Urallar gibi bölgeleri sömürerek kendi kalkınmasını sağladı ve
bu bölgelerin geri kalmasına neden oldu.
III. Sürgünden sonra Kafkas-Rus-Osmanlı ilişkileri
Sürgünden sonra Kafkasya'da, Ruslar, kolonizasyon işlerini her
sömürgeci ülke gibi, "medenileştirme" olarak gösterdiler.
Muhaceretteki Kafkasyalılar ise yurda dönüş isteklerini kaybetmediler
ve Osmanlı padişahlarıyla bir Osmanlı-Rus Savaşı'nda Kafkasya'da
isyan çıkartmak için anlaştılar. Bu fırsat 1877-1878 Osmanlı-Rus
Savaşı'nda çıktı. Osmanlılar Abhazya'da bir şaşırtma harekatına
girdiler ve kıyıya 3000-4000 Kafkasyalıyı çıkarttılar. O sırada
Kafkasyalılar bir kurultay toplayarak Abdurrahman Efendi'yi başkan
seçtiler. İmamlarının önderliğinde 9 Mayıs'ta Dağıstan ve Çeçenistan'da,
12 Mayıs'ta Kuban'da isyan çıktı. Kafkasyalılar 20 yıl önce gömdükleri
tüfeklerini çıkarttılar. Durum Ruslar açısından ciddileşmişti.
Fakat Osmanlılardan gerekli yardım gelmediği için Adıgelerin bir
kısmı ile Abhazların büyük bir çoğunluğu Osmanlı topraklarına
sürüldü.
Bundan
sonra 1905'e kadar "medenileştirme" hareketlerine karşı
çıkan küçük ayaklanmalar dışında önemli bir şey olmadı. Bu sıralarda
dünya siyasetinde önemli değişikler oluyordu. XIX. yüzyılın sonlarına
doğru Osmanlıların üzerideki İngiliz etkisi azalmıştı. Bunun üzerine
Osmanlıların yeni hamisi gelişmekte olan Almanya oldu. 1888'de
Deutsche (Doçe) Bank Osmanlı İmparatorluğu'na girdi ve Anadolu
demiryollarının yapımını eline geçirdi. Osmanlı ordusunun teşkilatlandırılması
Alman subaylarına verilmeye başlandı. Bunun üzerine 1907'de Rus-İngiliz
anlaşması yapıldı. 1909'da iktidara geçen Enver, Talat ve Cemal
Paşalar Almanların hemen her istediklerini yaptılar ve Panslavizm'e
karşı Pnaturanizm'i çıkardılar. (Panturana Dağıstan da giriyordu.)
Bu sıralarda Kafkasya'da, 1905 Rus-Japon savaşında Rusya'nın yenilmesi
fırsat bilinerek bir isyan daha çıkarıldı ama bu da bastırıldı.
1913'de egemenler halka ait geniş arazilere el koydular. Bunun
üzerine onbini aşkın Adıge "Dzeliko" ırmağı mevkiinde
feodallerle ve onları destekleyen çar ordusuyla çarpıştı. Ayaklanmanın
önde gelenleri Sibirya'ya sürüldü. Bu yıllarda, devlet tarafından
"asi, hırsız, haydut" diye adlandırılan, halkın Abrek
dediği kimseler Çarlık otoritesine karşı koyuyorlardı. Bunlar
resmi yerleri ve zenginleri soyup, elde ettiklerini halka dağıtıyorlardı.
I. Dünya savaşında Osmanlı yöneticileri "romantik" hayalleri
gerçekleştirmek üzere (Turan için) IV. Ordu'yu kurdular, fakat
Kafkas cephesinde çeşitli yenilgilere uğramaktan kurtulamadılar.
Şubat 1917'de başlayan devrim üzerine Rus ordusu çözülmeye başladı.
Devrim üzerine 3 Mayıs 1917'de Terekkale (Vladikafkas)'de halk
kurultayı toplandı ve bir icra organı (Birleşik Şimali Kafkasya
ve Dağıstan Dağlıları Birliği Merkez Komitesi) kuruldu. 18 Eylül
1917'deki ikinci toplantıda kurultay "Kuzey Kafkasya Milli
Müessesan Meclisi" adını aldı ve Kuzey Kafkasyalıların siyasi
bir birlik teşkil ettiğine karar verildi. Kuzey Kafkasya merkez
komitesi, 20 Kasım 1917'de Rusya'dan ayrıldığını ve bağımsız bir
devlet olduğunu ilan etti. Resmi müesseselere, bankalara, okullara,
vs. milli bir şekil verildi. Bundan memnun olmayan Kazaklar ve
Ruslarla çeşitli çatışmalar oldu. Güney Kafkasya'da ise Gürcü,
Ermeni ve Azerilerden oluşan Transkafkas federasyonu kuruldu.
Bu federasyonun savunması (milli kuvvetleri) yok gibiydi.
Brest-Litovsk anlaşmasıyla Batum, Ardahan ve Kars'ı Sovyetlerden
alan Osmanlılar saldırıya geçtiler. Bunun üzerine 22 Nisan'da
Transkafkas Federatif Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti. Almanlar
ve İngilizler Bakü'nün Osmanlılar tarafından işgal edilmesini
istemiyorlardı. (Çünkü kendileri Bakü'yü işgal etmek istiyorlardı.
Bu yüzden Almanlar, kendi isteğiyle, Gürcistan'ı "himaye"
ettiler ve asker gönderdiler. Osmanlıların Ermenistan'ı işgali
İngiliz hareketini engelleyeceği için bu hareket Almanlar tarafından
teşvik edildi. Kuzey Kafkasyalılar ise İstanbul'a yardım istemek
için bir heyet gönderdiler ve 11 Mayıs 1918'de bir nota ile, bütün
devletlere Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını ilan ettirdiler.
Bunu 26 Mayıs'ta Gürcistan, 28 Mayıs'ta da Azerbaycan ve Ermenistan'ın
bağımsızlıklarını belirtmeleri takip etti. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti,
bu üç devlete çeşitli kereler konfederasyon teklif ettiyse de
kabul edilmedi. 8 Haziran 1918'de Kafkas devletleri ve Osmanlılar
arasında iyi dostluk ve iyi komşuluk anlaşması yapıldı. Fakat
bu sırada Osmanlı ordusu Kafkasya'ya girdi. İsmail Berkok, Mithat
Paşa ve Muzaffer beyler K. Kafkas yerli kuvvetlerini organizeye
başladılar. Gürcistan üzerinden ilerleyemeyen Osmanlılar, Azerbaycan
üzerinden ilerlediler ve 15 Eylül'de Bakü'yü işgal ettiler. Sovyetler,
Almanların savaşı kaybetmeleri üzerine Osmanlılarla aralarındaki
Brest-Litovsk Anlaşması'nı feshettiklerine ve Osmanlıların Kafkasya'dan
çıkmaları gerektiğini bildirdiler. Fakat 6 Ekim'de Derbent alındı
ve 13 Ekim'de şehre Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti bayrağı çekildi.
Fakat Osmanlılar savaşı kaybettiler ve Mondros Antlaşması'yla
Kafkasya'dan çıkmak zorunda kaldılar. Bunun üzerine 17 Kasım'da
İngilizler Bakü'yü işgal ettiler. İngilizlerin desteğindeki Denikin'in
işgal ettiği yerlerde 1919'da İnguşlar, 1920'de Dağıstanlılar
isyan ettiler. Fakat bu isyanlar bastırıldı. Sovyetler bu savaşlarda
Kafkasyalıları destekledi. Mart 1920'de Beyaz orduların mukavemetleri
kırıldı ve Kızılordu bütün Kafkasya'yı işgal etti.
1917'de Çarlık Rusyası'nın, 1923 (24)'de de Osmanlı İmparatorluğu'nun
yıkılmasıyla, Kafkasya'nın bu devletlerle ilişkileri sona erdi.
Not: Bu yazı Kafdağı'ndan yayınlanan bir çalışmadan
derlenmiştir.Fehim T.